# 3. Ali İmran suresi 7. ayet

- **Sure:** 3. Ali İmran suresi (İmran Ailesi) — سُورَةُ آلِ عِمْرَانَ
- **Ayet:** 7 / 200 · **Cüz:** 3 · **Mushaf sayfası:** 49
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/7-ayet-meali

## Arapça

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ   كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

## Okunuş

Huvellezi enzele aleykel kitabe minhu ayatun muhkematun hunne ummul kitabi ve uharu muteşabihat, fe emmellezine fi kulubihim zeygun fe yettebiune ma teşabehe minhubtigael fitneti vebtigae te'vilih, ve ma ya'lemu te'vilehu illallah, ver rasihune fil ilmi yekulune amenna bihi, kullun min indi rabbina, ve ma yezzekkeru illa ulul elbab.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Sana kitabı indiren O'dur. Onun bazı ayetleri muhkem/anlamları tam bilinen olduğundan kitabın esasını teşkil ederler; diğerleri de müteşabihtir/araştırılarak manaları bilinecek olan tabiat kanunlarıdır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu açıklamak için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun açıklamasını ancak Allah ve "ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır" diyen ilimde yüksek payeye erişenler bilir. Ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Sana Kitabı indiren O'dur. Onun bazı ayetleri muhkem (açık anlamlı)dır ki bunlar Kitabın anasıdır (esasıdır). Diğerleri de müteşabih (benzeşen anlamlı)lardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, Fitne çıkarmak ve onu (arzularına göre) yorumlamak için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. (Oysa) onun (asıl) yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinlik sahibi olanlar ise "Ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır." derler.[1] Öz akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.

_Dipnotlar_
- [1] Bu cümle [Allâh] kelimesinin sonundaki [mim] secavendi yok sayılarak şöyle de tercüme edilebilir: "Onun yorumunu Allah ve ilimde derinlik sahibi olanlardan başkası bilemez."

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir[1] ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetler de muteşabihtir.[2] Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun en doğru te'vilini[3] ancak Allah bilir. İlimde[4] derinleşmiş olanlar: "Biz ona iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl[5] sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

_Dipnotlar_
- [1] Hüküm içeren, kesin, açık, anlaşılan ve yalın anlamlı olan.
- [2] Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, mecaz anlatımlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan.
- [3] Hakikatini. Fitne çıkarmak ve kendi anlayışına uydurmak kastı olmaksızın "muteşabih ayetleri" doğru anlamak, kavramak ve mutlak kesinlik atfetmeksizin -Kur'an'ın anlam bütünlüğü içinde- yorumlamak mümkündür.
- [4] "İlim" kelimesi ile "bilgili olma", "alim olma" kast edilmemektedir. İlim verilmiş olmak, ilim sahibi olmak: "Bilgi sahibi olanlar, bilenler" demektir. Bilenler ile kast edilen şey: Düşünenler, akledenler, gerçeği idrak etmiş olanlar, vahyin gerçekliğine iman edenler, Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak eden, kavrayan ve anlamış olanlardır. "Bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil, tevhidi bilince sahip olarak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimeleri genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varmanın "bilgisidir."
- [5] Sağlıklı düşünen, sağduyulu.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

O, bu kitabı sana indirendir. Onun bir kısmı muhkem /hüküm içeren ayetlerdir;[1] onlar kitabın[2] ana ayetleridir. Diğerleri müteşabihtir[3] /muhkemlerle benzeşirler. Kalplerinde kayma olanlar, fitne[4] çıkarmak ve tevil yapmak /istedikleri bağlantıyı kurmak için[5] kitaptan, (kurgularıyla) benzeşen şeye[6] uyarlar. Oysa kitabın tevilini /ayetler arasındaki bağlantıyı sadece Allah bilir (ve onu ayetleriyle gösterir). Bu ilmi[7] /kitabı açıklama ilmini kavramış olanlar şöyle derler: "Biz ona/o ilme inandık, onun tamamı Rabbimiz katındandır." Bu zikre[8] /doğru bilgiye, aklıselim sahibi olanlardan[9] başkası ulaşamaz.

_Dipnotlar_
- [1] Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. O hüküm, başka ayetlerle ayrıntılı olarak açıklanır ([Hud 11/1](https://acikkuran.com/11/1)-[2](https://acikkuran.com/11/2)).
- [2] Kitab (كتاب) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Arapçada kelimeleri ekleyerek yazılan her türlü yazıya kitap denir (Müfredat). Kur'an-ı Kerim, muhkemler yani kısa ve özlü hükümler içeren ayetlerden ve onların benzeri olup onları açıklayan müteşabih ayetlerden oluşan ikişerli yapıdadır ([Zümer 39/23](https://acikkuran.com/39/23)) Kur'an'ın, bildiğimiz bir kitap halinde inmediği açıktır. Bu ve benzeri ayetler onun, kendisinden kitaplar oluşturulacak şekilde indiğini, her bir kitabın, bir muhkem bir de müteşabih olmak üzere en az iki ve ikinin katları olan ayetlerden oluştuğunu, doğru hükme yani hikmete bu şekilde ulaşılabileceğini ([Bakara 2/269](https://acikkuran.com/2/269)) gösterir.
- [3] Müteşabih, benzeşen demektir. Birbirine benzeyen iki şeyden her birine müteşabih denir. Bu kelime, toplam sekiz ayette geçer: [Bakara 2/25,](https://acikkuran.com/2/25) [70,](https://acikkuran.com/2/70) [118;](https://acikkuran.com/2/118) [Al-i İmran 7,](https://acikkuran.com/3/7) [Zümer 23,](https://acikkuran.com/39/23) [En'am 99,](https://acikkuran.com/6/99) [141](https://acikkuran.com/6/141) ve [Ra'd 16.](https://acikkuran.com/13/16)
- [4] Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan ([A'raf 7/155](https://acikkuran.com/7/155)), aldatma ([A'raf 7/27](https://acikkuran.com/7/27)), cehennem azabı ([Zariyat 51/10](https://acikkuran.com/51/10)-[14](https://acikkuran.com/51/14)) ve savaş ([Bakara 2/216](https://acikkuran.com/2/216)) anlamlarında kullanılmıştır.
- [5] Te'vil (تَأْوِيلِ), evl (أول) kökünden türetilmiştir; bir şeyi istenen hedefe çevirme anlamına gelir (Müfredat). Bu ayette tevil, Allah'ın ayetler arasında kurduğu bağlantıyı gösterir.
- [6] Ayetin açılımı şöyledir: Kitaptan kendi eğrilikleriyle /kurgularıyla benzeşene uyarlar. (فيتبعون ما تشابه منه بزيغهم). Necran'dan bir Hıristiyan heyeti nebimize gelmiş, "Ya Muhammed! Sen, İsa'nın Allah'ın kelimesi ve ondan bir ruh olduğu kanaatindesin değil mi?" demişti. O, "Evet." deyince" Bu bize yeter." demişlerdi. Onlar, kendi eğrilikleriyle benzeşir gördükleri şu ayete dayanıyorlardı: "İsa&hellip; Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı sözü ve kendinden bir ruhtur." ([Nisa 4/171](https://acikkuran.com/4/171)) Ayetin başında görmek istemedikleri şu ifade vardır: "Meryem oğlu İsa Mesih, yalnızca Allah'ın elçisidir." Allah'ın kitabına uyma yerine onu kendilerine uyduranlar hep böyle yaparlar. (Taberi, Al-i İmran 3/7. ayetin tefsiri)
- [7] Bu ilim, ayetleri ayetlerle açıklama ilmidir ([A'raf 7/52](https://acikkuran.com/7/52)). Önceki kitaplara inananların alimleri arasında da bu ilmi bilenler vardı ([Nisa 4/162](https://acikkuran.com/4/162)).
- [8] Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir ([Enbiya 21/24,](https://acikkuran.com/21/24) [En'am 6/80](https://acikkuran.com/6/80)). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder ([Ra'd 13/28](https://acikkuran.com/13/28)).
- [9] Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz [Bakara 2/179](https://acikkuran.com/2/179)'un dipnotu.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

O, Kitap'ı, sana indirmiştir. Onun ayetlerinin bir bölümü, açık ve kesindir; Onlar, Kitap'ın anasıdır. Diğerleri de açık ve kesin olmayanlardır. Yüreklerinde sapma olanlar, karışıklık çıkarmak ve Ona olmadık anlamlar yüklemek için, açık ve kesin olmayanların ardından giderler. Oysa Onun anlamını, Allah'tan başkası bilmez. Bilgide derinleşenler ise şöyle derler: "Ona inandık; tümü, Efendimizin katındandır!" Zaten sağduyulu olanlardan başkası anlamaz.[60]

_Dipnotlar_
- [60] Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, açık ve kesin olan ayetler "Muhkem" olarak; açık ve kesin olmayan ayetler ise "Müteşabih" olarak Arapça biçimiyle bırakılmıştır. "Onun anlamını, Allah'tan başkası bilmez. Bilgide derinleşenler ise şöyle derler." olarak yazdığımız tümce, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onun açıklamasını bir Allah bilir, bir de bilgide derinleşmiş olanlar." biçiminde çevrilmiştir. "Bilgide derinleşmiş olanlar bilir!" anlamında yapılan çeviriler, insanların bilgide derinleşmiş kişileri aramalarına ve kimi kişilerin de "Kur'an'da bildirilen kişi benim!" diyerek insanları aldatarak sömürmelerine yol açmıştır. Oysa böyle belirsizlikler içeren hiçbir buyruk Kur'an'da bildirilmediği gibi, 2:118 ve 5:50 ayetlerinde, "Kesin bilgiyle inanmak" buyruk olarak bildirilmiştir. "Açık ve kesin olmayan ayetler" bildirimi, belirsiz olgular olduğunu bildirmez; kimi olguların, insanların algılama yetilerinin ötesinde olduğunu bildirir. Bu ayetten, Kur'an'ın anlaşılmaz bir kitap olduğu sonucunu çıkaranlar da yüreğinde sapma olanlardır. Çünkü insanların, ancak Allah'ın dilediği ölçülerde bilgi edinebilecekleri, 2:255 ayetinde bildirilmiştir ve hem Kur'an ayetleriyle ilgili hem de evrenlerle ilgili olarak sürekli yeni bilgilere erişilmektedir. Yine böyle sömürü konusu yapılan Allah'ın dostları tanımına ilişkin olarak da önyazıların altıncı bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Yine O'dur sana İlahi Kelam'ı indiren. O'nun ayetlerinden bir kısmının hükmü kesin ve nettir; bunlar İlahi Kelam'ın anasıdır. Gerisi de müteşabihlerden oluşmuştur. Kalplerinde yamukluk bulunan kimseler, fitne çıkarmak ve tevil etmek amacıyla, onun müteşabih olan kısmının peşine düşerler. Oysa onun gerçek te'vilini kimse bilmez, yalnızca Allah (bilir); ve ilimde derinleşenler derler ki: "Biz ona inanırız, tümü Rabbimizin katındandır. Derin kavrayış sahiplerinden başkası bu gerçeği fark edemese de."

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşabihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun yorumuna öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşabih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. O'nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: "İnandık, hepsi Rabbimizdendir." derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

İlahi kelamın özü olan açık ve kesin hükümlü mesajlar ile müteşabihleri kapsayan bu ilahi kelamı sana bahşeden O'dur. Kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıştır(acak şeyler bul)mak için ve ona (keyfi) anlamlar yüklemek amacıyla ilahi kelamın müteşabih olarak ifade edilen kısmına uyarlar; oysa Allah'tan başka kimse onun kesin anlamını bilemez. Bu yüzden bilgide derinleşenler şöyle derler: "Biz ona inanırız: (ilahi kelamın) tümü Rabbimizdendir; derin kavrayış sahipleri dışında kimse bundan ders almasa da."

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Odur indiren sana bu muazzam kitabı: bunun bir kısım ayatı vardır muhkemat: onlar "ümmülkitab" ana kitab, diğer bir takımları da müteşabihattır, amma kalblerinde bir yamıklık bulunanlar sade onun müteşabih olanlarının ardına düşerler: fitne aramak, te'vilini aramak için, halbuki onun te'vilini ancak Allah bilir, ilimde rüsuhu olanlar da derler ki: amenna hepsi rabbımızdan, maamafih özü temiz olanlardan başkası düşünemez.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Kitabı sana O indirdi. Onun bazı ayetleri muhkemdir (ki) onlar Kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabih(birbirine benzeyen, sonucu tam bilinmeyen)dir. Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak, uyardığı sonuca uğra(yıp belalarını bul)mak için onun müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun te'vili(uyardığı sonucun ne zaman gerçekleşeceği)ni Allah'tan başka kimse bilmez. İlimde ileri gidenler: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. Sağduyu sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz.

### Gültekin Onan

Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (ümmülkitabi) (olan) bir kısım ayetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Tanrı'dan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(Habibim) sana Kitabı indiren odur. Ondan bir kısım ayetler muhkemdir ki bunlar Kitabın anası (temeli) dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini sapdırmak) ve (kendi arzularına göre) onun te'viline yeltenmek için onun müteşabih olanına tabi olurlar. Halbuki onun te'vilini Allahdan başkası bilmez, ilimde yüksek payeye erenler ise: Biz Ona inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bunları) salim akıllardan başkası iyice düşünmez.

### İbni Kesir

Sana kitabı indiren O'dur. O'nun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar; kitabın anasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar; fitne çıkarmak ve te'vile yeltenmek için müteşabih olanlara uyarlar. Halbuki onun gerçek te'vilini, ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: Biz ona inandık, hepsi Rabbımızın katındadır, derler. Ancak akıl sahibleri düşünebilirler.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Sana kitabı indiren O'dur. Onda bir kısmı, muhkem -ki bunlar kitabın özüdür.- bir kısmı da müteşabih ayetler vardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun tevilini yapmak için onun müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise "Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünmez.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

"HU"dur; ki sana inzal ettiği BİLGİ (Kitap) işaretlerinin bir kısmı muhkemdir (açık - net anlaşılır hükümler ihtiva eden), bilginin (Kitabın) anası - temelidir; diğerleri de müteşabihattır (teşbih - misal benzetme yollu anlatım). Kalplerinde zey (art niyetli, olayı saptırmak isteyen düşünceye sahip) olan kişiler, fitne amaçlı tevilini (yorumunu - neye işaret ettiğini) yapmak üzere müteşabih olanlarıyla hükmederler. Bunların tevilini (kesin olarak ne kastedildiğini) ancak Allah bilir. İlimde Rasih olanlar (derinlikli düşünenler): "İman ettik, onların tamamı Rabbimizin indindendir" derler. Öze ermişlerden (Ulül Elbab) başkası bunu anlayamaz.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir[1] ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Bir kısım ayetler de muteşabihtir.[2] Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun te'vilini[3] ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar:[4] "Biz O'na iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl[5] sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

_Dipnotlar_
- [1] Hüküm içeren, kesin, açık, yalın anlamlı olan.
- [2] Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan.
- [3] Hakikatini.
- [4] Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer aldığı şekliyle alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
- [5] Sağlıklı düşünen, sağduyulu.

### Progressive Muslims

He is the One who sent down to you the Scripture, from which there are firm verses; they are the essence of the Scripture; and others which are similar to each other. As for those who have disease in their hearts, they will follow what is similar from it seeking to confuse, and seeking to derive an interpretation. But none know its interpretation except God and those who are well founded in knowledge, they Say: "We believe in it, all is from our Lord." And none will remember except the people of understanding.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

He it is that sent down upon thee the Writ; among it are explicit proofs: they are the foundation of the Writ; and others are ambiguous. Then as for those in whose hearts is deviation: they follow what is ambiguous thereof, seeking the means of denial, and seeking its interpretation. And no one knows its interpretation save God, and those firm in knowledge; they say: “We believe in it; all is from our Lord.” But only those of insight take heed.

### Aisha Bewley

It is He who sent down the Book to you from Him: ayats containing clear judgements – they are the core of the Book – and others which are open to interpretation. Those with deviation in their hearts follow what is open to interpretation in it, desiring conflict, seeking its inner meaning. No one knows its inner meaning but Allah. Those firmly rooted in knowledge say, ‘We have iman in it. All of it is from our Lord.’ But only people of intelligence pay heed.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

He sent down to you this scripture, containing straightforward verses - which constitute the essence of the scripture - as well as multiple-meaning or allegorical verses. Those who harbor doubts in their hearts will pursue the multiple-meaning verses to create confusion, and to extricate a certain meaning. None knows the true meaning thereof except GOD and those well founded in knowledge. They say, "We believe in this - all of it comes from our Lord." Only those who possess intelligence will take heed.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

He is the One who sent down to you the Book, from which there are lawgiving revelations; they are the essence of the Book; and others which are of a similatude. As for those who have a disease in their hearts, they will follow that which is of a similatude, seeking to confuse, and seeking to derive an interpretation. But none know its interpretation except God, and those who are well founded in knowledge; they say: "We believe in it, all is from our Lord." And none will remember except those who possess intelligence.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Bu Kitab'ı sana indiren O'dur. Âyetlerinin bir kısmı muhkemdir[1]; onlar kitab'ın[2] ana ayetleridir. Diğerleri müteşabih[3] (benzeşik) olanlardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, istedikleri te'vili (bağlantıyı) kurup istedikleri fitneyi çıkarmak için Kitap'tan, kendi eğrilikleriyle[4] benzeşen şeye uyarlar. Oysa onun tevilini (ayetleri birbiri ile ilişkilendirmeyi)[5] sadece Allah bilir. Bu ilimde[6] sağlam duruş gösterenler de şöyle derler: "Biz, bu ilme inandık, hepsi (muhkem, müteşabih ve tevil) Sahibimiz katındandır." Bu zikre[7] (doğru bilgiye) sadece sağlam duruşlu olanlar ulaşabilirler[8].

_Dipnotlar_
- [1] Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. Hemen her ayetin böyle bir yönü vardır. Bu hüküm, başka ayetlerle açıklanır. Allah Teala şöyle demiştir: "Elif, Lam, Ra. Bu bir kitaptır ki, ayetleri muhkem kılınmış sonra hakim olan, her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır. Bu, Allah'tan başkasına kul olmamanız içindir." (Hud 11/1-2)
- [2] Kitab (كتاب)'ın kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Bazen sözleri ekleyerek yapılan konuşmaya bazen de kelimeleri ekleyerek yazılan herhangi bir yazıya kitap denir (Mürfedat). Bir ayet şöyledir: "Allah sözün en güzelini, müteşabih ve mesani kitap olarak indirmiştir." (Zümer 39/23) Mesani, "ikişerliler" anlamına gelir. Kur'an'ın, bildiğimiz bir kitap halinde inmediği açıktır. Bu ayetler onun, kendinden kitaplar oluşturulacak şekilde indiğini, her bir kitabın, bir muhkem bir de müteşabih olmak üzere en az iki ve ikinin katları olan ayetlerden oluştuğunu, doğru hükme yani hikmete bu şekilde ulaşılabileceğini gösterir.
- [3] Müteşabih, birbirine benzeyen iki şeyden her birine denir. Müteşabih ayetler, birbirine benzeyen ayetlerdir.
- [4] Ayet'in açılımı şöyledir: "(فيتبعون ما تشابه منه  بزيغهم) = Kitap'tan kendi eğrilikleriyle benzeşene uyarlar." Necran Hristiyanlarından bir topluluk Nebimize gelmiş: Ya Muhammed! Sen, İsa'nın Allah'ın kelimesi ve ondan bir ruh olduğu kanaatinde misin değil misin? demişti. O, "evet" deyince "Bu bize yeter" demişlerdi. Arkasından yukarıdaki ayet sonra da şu ayet inmişti: "Allah katında İsa'nın durumu, tıpkı Adem'in durumu gibidir. Adem'i topraktan yarattı; sonra ona 'ol" dedi; o da oluştu ."  (Al-i İmran 3/59) (Taberi)

 Hristiyanlar, kendi eğrilikleriyle benzeşir gördükleri şu ayete dayanıyorlardı: "İsa… Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı (ol) sözü ve kendinden bir ruhtur." (Nisa 4/171) Halbuki bu ayetin başında görmek istemedikleri şu ifade vardır: "Meryem oğlu İsa Mesih, başka değil, yalnızca Allah'ın elçisidir." Allah'ın kitabına uyma yerine onu kendilerine uydurmak isteyenler hep böyle bir yol izlerler.
- [5] Te'vil = تَأْوِيلِ, Allah'ın ayetler arasında kurduğu bağlantıyı ifade eder. Bu bağlantıyı ancak, Arapçayı ve ilgili konuyu iyi bilenlerden oluşan bir ekip bulabilir. Bir ayet şöyledir: "Bu bir kitaptır ki ayetleri, bilenlerden oluşan bir topluluk için Arapça Kur'anlar (kümeler) halinde açıklanmıştır." (Fussilet 41/3) Buradaki Kur'an kelimesi, Al-i İmran 3/7. ayetteki kitap kelimesi gibi ayetler kümesi anlamındadır.
- [6] Bu ilim, Kur'an'ın kendini açıklama ilmidir. Allah Teala şöyle demiştir: "Onlara, bir ilimle açıkladığımız Kitap getirdik; inanan topluluk için rehber ve ikramı bol bir kitap." (Araf 7/52)
- [7] Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak ve kullanmaktır. (Müfredat ذكر ve عرفmd.) Tabiat, Allah'ın yarattığı ayetlerden, Kur'an da indirdiği ayetlerden oluşur. Her ikisinden elde edilen doğru bilgi zikirdir. İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28)
- [8] Sağlam duruşlu' diye meal verdiğimiz ulu'l-elbab'ı Allah Teala şöyle tanımlar: "Sözü dinleyen ve onun en güzeline (Allah'ın sözüne) uyanları, Allah'ın doğru yola ileteceği müjdesini ver. İşte ul'ul-elbab olanlar onlardır." (Zümer 39/18)

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir[1] ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetler de muteşabihtir.[2] Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun en doğru te'vilini[3] ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar:[4] "Biz O'na iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl[5] sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

_Dipnotlar_
- [1] Hüküm içeren, kesin, açık, anlaşılan ve yalın anlamlı olan.
- [2] Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan.
- [3] Hakikatini. Fitne çıkarmak ve kendi anlayışına uydurmak kastı olmaksızın "muteşabih ayetleri" doğru anlamak, kavramak ve mutlak kesinlik atfetmeksizin -Kur'an'ın anlam bütünlüğü içinde- yorumlamak mümkündür.
- [4] Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri esas itibarıyle; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek, kavramak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
- [5] Sağlıklı düşünen, sağduyulu.

### Abdul Haleem

it is He who has sent this Scripture down to you [Prophet]. Some of its verses are definite in meaning- these are the cornerstone of the Scripture- and others are ambiguous. The perverse at heart eagerly pursue the ambiguities in their attempt to make trouble and to pin down a specific meaning of their own: only God knows the true meaning. Those firmly grounded in knowledge say, ‘We believe in it: it is all from our Lord’- only those with real perception will take heed-

### Abdullah Yusuf Ali

He it is Who has sent down to thee the Book: In it are verses basic or fundamental (of established meaning); they are the foundation of the Book: others are allegorical. But those in whose hearts is perversity follow the part thereof that is allegorical, seeking discord, and searching for its hidden meanings, but no one knows its hidden meanings except Allah. And those who are firmly grounded in knowledge say: "We believe in the Book; the whole of it is from our Lord:" and none will grasp the Message except men of understanding.

### Al-Hilali & Khan

It is He Who has sent down to you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân). In it are Verses that are entirely clear, they are the foundations of the Book [and those are the Verses of Al-Ahkâm (commandments), Al-Fara’id (obligatory duties) and Al-Hudud (legal laws for the punishment of thieves, adulterers)]; and others not entirely clear. So as for those in whose hearts there is a deviation (from the truth) they follow that which is not entirely clear thereof, seeking Al-Fitnah (polytheism and trials), and seeking for its hidden meanings, but none knows its hidden meanings save Allâh. And those who are firmly grounded in knowledge say: "We believe in it; the whole of it (clear and unclear Verses) are from our Lord." And none receive admonition except men of understanding. (Tafsir At-Tabarî).

### Taqi Usmani

He is the One who has revealed to you the Book (the Qur’ān). Out of it there are verses that are MuHkamāt (of established meaning), which are the principal verses of the Book, and some others are Mutashābihāt (whose definite meanings are unknown). Now those who have perversity in their hearts go after such part of it as is mutashābih, seeking (to create) discord, and searching for its interpretation (that meets their desires), while no one knows its interpretation except Allah; and those well-grounded in knowledge say: "We believe therein; all is from our Lord." Only the men of understanding observe the advice.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

He is the One Who has revealed to you ˹O Prophet˺ the Book, of which some verses are precise—they are the foundation of the Book—while others are elusive.[1] Those with deviant hearts follow the elusive verses seeking ˹to spread˺ doubt through their ˹false˺ interpretations—but none grasps their ˹full˺ meaning except Allah. As for those well-grounded in knowledge, they say, "We believe in this ˹Quran˺—it is all from our Lord." But none will be mindful ˹of this˺ except people of reason.

### Marmaduke Pickthall

He it is Who hath revealed unto thee (Muhammad) the Scripture wherein are clear revelations - they are the substance of the Book - and others (which are) allegorical. But those in whose hearts is doubt pursue, forsooth, that which is allegorical seeking (to cause) dissension by seeking to explain it. None knoweth its explanation save Allah. And those who are of sound instruction say: We believe therein; the whole is from our Lord; but only men of understanding really heed.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

It is He Who has revealed the Book to you. Some of its verses are absolutely clear and lucid, and these are the core of the Book.[1] Others are ambiguous.[2] Those in whose hearts there is perversity, always go about the part which is ambiguous, seeking mischief and seeking to arrive at its meaning arbitrarily, although none knows their true meaning except Allah. On the contrary, those firmly rooted in knowledge say: 'We believe in it; it is all from our Lord alone.'[3] No one derives true admonition from anything except the men of understanding.

_Dipnotlar_
- [1] Muhkam means that which has been made firmly and perfectly. The muhkam verses mentioned here are those Qur'anic verses which are embodied in clear and lucid language and whose meaning is not liable to any ambiguity and equivocation. The words of these verses are clear pointers to their true meaning and, therefore, it is difficult to subject them to arbitrary interpretation. Such verses form the core of the Holy Book; they are the verses which fulfil the true purpose for which the Qur'an was revealed, and they invite the whole world to Islam. They embody admonition and instruction as well as the refutation of erroneous doctrines and the elucidation of the Right Way. They also contain the fundamentals of the true faith; teachings relating to belief, worship and morality, and mandatory duties and prohibitions. These are the verses which will guide the genuine seeker after Truth who turns to the Qur'an in order to find out what he ought and ought not to do.
- [2] 'Ambiguous' verses are those whose meaning may have some degree of equivocation. It is obvious that no way of life can be prescribed for man unless a certain amount of knowledge explaining the truth about the universe, about its origin and end, about man's position in it and other matters of similar importance, is intimated to him. It is also evident that the truths which lie beyond the range of human perception have always eluded and will continue to elude man; no words exist in the human vocabulary which either express or portray them. In speaking about such things, we necessarily resort to words and expressions generally employed in connection with tangible objects. In the Qur'an, too, this kind of language is employed in relation to supernatural matters; the verses which have been characterized as 'ambiguous' refer to such matters.At best, such expressions may serve to either bring man close to or enable him to formulate some view of reality, even if it is a faint one. The more one tries to determine the precise meaning of such verses, the more their ambiguities proliferate, and the more one is confronted with choosing between several plausible interpretations. All this is likely to alienate one progressively further away' from the Truth instead of bringing one closer to it. Those who seek the Truth and do not hanker after the satisfaction of their egocentric quest for exotic superfluities, will be satisfied with the dim vision of reality derived from these verses. They will concentrate their attention instead on the clear and lucid 'core' verses of the Qur'an. It will be left to those who are either out to make mischief and mislead people or who have an abnormal passion for superfluities to devote their attention to hair-splitting discussions about the contents of the 'ambiguous" verses.
- [3] This might give rise to an unnecessary problem: How can people believe in 'ambiguous' verses when the contents of these cannot be grasped?The fact is that a reasonable person will believe that the Qur'an is the Book of God through his reading of its clear and lucid verses, rather than by learning fanciful interpretations of the ambiguous verses. Once so convinced, he is not likely to be worried by doubts and anxieties caused by the ambiguities of the verses concerned. One who seeks the Truth is satisfied with the obvious meaning of these verses, and wherever he encounters complications and ambiguities he abstains from pursuing their solution too far. Instead of wasting his time splitting hairs, he is content to believe in the things laid down in the Book of God, without seeking to know them precisely and in detail. He turns his attention, in the main, to questions of a practical nature.

### Arthur John Arberry

It is He who sent down upon thee the Book, wherein are verses clear that are the Essence of the Book, and others ambiguous. As for those in whose hearts is swerving, they follow the ambiguous part, desiring dissension, and desiring its interpretation; and none knows its interpretation, save only God. And those firmly rooted in knowledge say, 'We believe in it; all is from our Lord'; yet none remembers, but men possessed of minds.

### E. Henry Palmer

He it is who has revealed to thee the Book, of which there are some verses that are decisive, they are the mother of the Book; and others ambiguous; but as for those in whose hearts is perversity, they follow what is ambiguous, and do crave for sedition, craving for (their own) interpretation of it; but none know the interpretation of it except God. But those who are well grounded in knowledge say, 'We believe in it; it is all from our Lord; but none will remember save those who possess minds.

### Amatul Rahman Omar

He it is Who has revealed to you this perfect Book, some of its verses are definite and decisive. They are the basic root (conveying the established meanings) of the Book (- Ummal Kitâb) and other (verses) are susceptible to various interpretations. As for those in whose hearts is perversity follow (verses) that are susceptible to different interpretations, seeking (to cause) dissension and seeking an interpretation (of their own choice). But no one knows its true interpretation except Allâh, and those who are firmly grounded in knowledge. They say, `We believe in it, it is all (- the basic and decisive verses as well as the allegorical ones) from our Lord.' And none takes heed except those endowed with pure and clear understanding.

### Ali Quli Qarai

It is He who has sent down to you the Book. Parts of it are definitive verses, which are the mother of the Book, while others are metaphorical. As for those in whose hearts is deviance, they pursue what is metaphorical in it, courting temptation and courting its interpretation. But no one knows its interpretation except Allah and those firmly grounded in knowledge; they say, ‘We believe in it; all of it is from our Lord.’ And none takes admonition except those who possess intellect.

### George Sale

It is he who hath sent down unto thee the book, wherein are some verses clear to be understood, they are the foundation of the book; and others are parabolical. But they whose hearts are perverse will follow that which is parabolical therein, out of love of schism, and a desire of the interpretation thereof; yet none knoweth the interpretation thereof, except God. But they who are well grounded in knowledge say, we believe therein, the whole is from our Lord; and none will consider except the prudent.

### Bijan Moeinian

He is the One Who sent down this Book to you. There are two kinds of versus in this book: those [the majority of the versus] which are straight forward (and precise in meaning:) they are the essence of the Book. The remainder [few verses] are ambiguous. Those who have doubts in their hearts always go after the laters and try to interpret them arbitrarily and create mischief. In fact nobody except God knows their real meaning!17.Those who have faith, on the other hand, say: "We accept these versus [though we do not know their meaning yet] to be all words of God."

### Mahmoud Ghali

He is The (One) Who has sent down upon you the Book, whereof are clear signs (i. e. Éayah = verses) that are the Essence (Literally: the Mother) of the Book, and others cosimilar (Or: ambiguous). So, as for (the ones) in whose hearts is swerving, they ever follow whatever (parts) of it are cosimilar, (inequitably) seeking temptation (to sedition), and (inequitably) seeking its interpretation; and in no way does anyone know its interpretation except Allah. And the ones firmly established in knowledge say, "We have believed in it; all is from the Providence of our Lord." And in no way does anyone constantly remember except the ones endowed with intellects.

### Hamid S. Aziz

He it is who has revealed to you the Book, in which there are some verses that are Basic (decisive, or of established meaning) they are the mother (foundation) of the Book; and others are allegorical. But as for those in whose heart is perversity, they follow what is allegorical seeking discord, craving for (their own) interpretation of it; but none know the interpretation of it except Allah. And those who are well grounded in knowledge say, "We believe in it; it is all from our Lord"; but none will grasp the message save those who possess understanding. (Or: but none know the interpretation of it except Allah and those who are well grounded in knowledge. Say: "We believe in it, it is all from our Lord, but none will grasp the message save those who possess understanding.)

### Mohamed Ahmed - Samira

He has sent down this Book which contains some verses that are categorical and basic to the Book, and others allegorical. But those who are twisted of mind look for verses metaphorical, seeking deviation and giving to them interpretations of their own; but none knows their meaning except God; and those who are steeped in knowledge affirm: "We believe in them as all of them are from the Lord." But only those who have wisdom understand.

### Muhammad Asad

He it is who has bestowed upon thee from on high this divine writ, containing messages that are clear in and by themselves - and these are the essence of the divine writ - as well as others that are allegorical. Now those whose hearts are given to swerving from the truth go after that part of the divine writ which has been expressed in allegory, seeking out [what is bound to create] confusion, and seeking [to arrive at] its final meaning [in an arbitrary manner]; but none save God knows its final meaning. Hence, those who are deeply rooted in knowledge say: "We believe in it; the whole [of the divine writ] is from our Sustainer - albeit none takes this to heart save those who are endowed with insight.

### Syed Vickar Ahamed

He it is Who has sent down to you the Book: In it are verses basic or fundamental (of established clear meaning); They are the foundation of the Book: Others are those that have abstractions. But those in whose hearts is evil follow the part within it that is abstract seeking disharmony, in searching for hidden meanings; But no one knows its hidden meanings except Allah: And those who are firmly grounded in knowledge say: "We believe in the Book: The whole of it is from our Lord:" And none will grasp the Message except men of understanding.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

It is He who has revealed to you O Muhammad; the Quran with revelations that are precise and exactly defined. These constitute the essential part and the fundamental or groundwork of Allah’s system of faith and worship and unequivocal understanding and obedience from every intellectual being. Other revelations are allegorical. They describe a subject under the guise of some other comparable subject. Those with malignant and perverse hearts choose to follow only the allegories to interpret them as they please. Motivated by malice, they present the interpretation that causes dissension and includes discord when no one knows the exact interpretation but Allah. But those with well – founded knowledge, acquainted with the facts, declare their firm belief in the Quran and express their thoughts in words: "It is all disclosed by Providence." But none reflect except those with sound minds.

### Shabbir Ahmed

(The Book He has sent down bears an important Principle. ) He it is Who has revealed to you (O Prophet) the Scripture. In it some verses are Literal, while some verses are Allegorical. The verses that pertain to Permanent Values have been presented literally. These verses, MUHKAMAT, are the Essence of the Divine Law. On the other hand, abstract phenomena, historical events, and the World of the Unseen are described in similes, metaphors and allegories for your understanding (MUTASHABIHAT). But those who are given to crookedness in their hearts pursue the allegories and try to give them literal meanings, thus creating dissension. None knows their final meaning (of such as the Essence of God, His Throne, His Book of Decree, the Eternity) but Allah. Those who are well founded in knowledge understand why the allegories have been used and they keep drawing lessons from them (74:31). They proclaim the belief that the entire Book is from their Lord. As the human knowledge evolves, many of the other allegories will unfold their literal meaning (41:53). But only the men and women of understanding will bear this fact in mind. (Each of the verses in the Qur'an is MUHKAM, Absolute Truth and you can understand which ones are to be taken literally and which ones are to be taken allegorically, by the context (11:1), (47:20). And each verse in the Book complements the other (39:23)).

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

It is He who has sent down to you, [O Muúammad], the Book; in it are verses [that are] precise - they are the foundation of the Book - and others unspecific. As for those in whose hearts is deviation [from truth], they will follow that of it which is unspecific, seeking discord and seeking an interpretation [suitable to them]. And no one knows its [true] interpretation except Allah. But those firm in knowledge say, "We believe in it. All [of it] is from our Lord." And no one will be reminded except those of understanding.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | هُوَ — huve | O | — |
| 2 | ٱلَّذِىٓ — llezi | — | — |
| 3 | أَنزَلَ — enzele | indirdi | نزل — Nun-Za-Lam |
| 4 | عَلَيْكَ — aleyke | sana | — |
| 5 | ٱلْكِتَـٰبَ — l-kitabe | Kitabı | كتب — Kef-Te-Be |
| 6 | مِنْهُ — minhu | Onun | — |
| 7 | ءَايَـٰتٌۭ — ayatun | (bazı) ayetleri | ايي — Elif-Ye-Ye |
| 8 | مُّحْكَمَـٰتٌ — muhkematun | muhkemdir (ki) | حكم — Ha-Kef-Mim |
| 9 | هُنَّ — hunne | onlar | — |
| 10 | أُمُّ — ummu | anasıdır | امم — Elif-Mim-Mim |
| 11 | ٱلْكِتَـٰبِ — l-kitabi | Kitabın | كتب — Kef-Te-Be |
| 12 | وَأُخَرُ — ve uharu | ve diğerleri de | اخر — Elif-Kh-Ra |
| 13 | مُتَشَـٰبِهَـٰتٌۭ ۖ — muteşabihatun | müteşabihdir | شبه — Şin-Be-he |
| 14 | فَأَمَّا — feemma | olanlar | — |
| 15 | ٱلَّذِينَ — ellezine | — | — |
| 16 | فِى — fi | — | — |
| 17 | قُلُوبِهِمْ — kulubihim | kalblerinde | قلب — Kaf-Lam-Be |
| 18 | زَيْغٌۭ — zeygun | eğrilik | زيغ — Ze-Ye-Gayn |
| 19 | فَيَتَّبِعُونَ — feyettebiune | ardına düşerler | تبع — Te-Be-Ayn |
| 20 | مَا — ma | olanlarının | — |
| 21 | تَشَـٰبَهَ — teşabehe | müteşabih | شبه — Şin-Be-he |
| 22 | مِنْهُ — minhu | onun | — |
| 23 | ٱبْتِغَآءَ — btiga'e | çıkarmak için | بغي — Be-Gayn-Ye |
| 24 | ٱلْفِتْنَةِ — l-fitneti | fitne | فتن — Fe-Te-Nun |
| 25 | وَٱبْتِغَآءَ — vebtiga'e | ve bulmak için | بغي — Be-Gayn-Ye |
| 26 | تَأْوِيلِهِۦ ۗ — te'vilihi | onun te'vilini | اول — Elif-Vav-Lam |
| 27 | وَمَا — ve ma | oysa | — |
| 28 | يَعْلَمُ — yea'lemu | bilmez | علم — Ayn-Lam-Mim |
| 29 | تَأْوِيلَهُۥٓ — te'vilehu | onun te'vilini | اول — Elif-Vav-Lam |
| 30 | إِلَّا — illa | başka kimse | — |
| 31 | ٱللَّهُ ۗ — llahu | Allah'tan | — |
| 32 | وَٱلرَّٰسِخُونَ — ve rrasihune | ileri gidenler | رسخ — Ra-Sin-Kh |
| 33 | فِى — fi | — | — |
| 34 | ٱلْعِلْمِ — l-ilmi | ilimde | علم — Ayn-Lam-Mim |
| 35 | يَقُولُونَ — yekulune | derler | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 36 | ءَامَنَّا — amenna | inandık | امن — Elif-Mim-Nun |
| 37 | بِهِۦ — bihi | Ona | — |
| 38 | كُلٌّۭ — kullun | hepsi | كلل — Kef-Lam-Lam |
| 39 | مِّنْ — min | — | — |
| 40 | عِندِ — indi | katındandır | عند — Ayn-Nun-Dal |
| 41 | رَبِّنَا ۗ — rabbina | Rabbimiz | ربب — Ra-Be-Be |
| 42 | وَمَا — ve ma | — | — |
| 43 | يَذَّكَّرُ — yezzekkeru | düşünüp öğüt almaz | ذكر — Zal-Kef-Ra |
| 44 | إِلَّآ — illa | başkası | — |
| 45 | أُو۟لُوا۟ — ulu | sahiplerinden | اول — Elif-Vav-Lam |
| 46 | ٱلْأَلْبَـٰبِ — l-elbabi | sağduyu | لبب — Lam-Be-Be |

---
Önceki: https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/6-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/8-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-05
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
