# 3. Ali İmran suresi 75. ayet

- **Sure:** 3. Ali İmran suresi (İmran Ailesi) — سُورَةُ آلِ عِمْرَانَ
- **Ayet:** 75 / 200 · **Cüz:** 3 · **Mushaf sayfası:** 58
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/75-ayet-meali

## Arapça

وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِد۪ينَارٍ لَا يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَٓائِماًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيّ۪نَ سَب۪يلٌۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

## Okunuş

Ve min ehlil kitabi men in te'menhu bi kıntarin yueddihi ileyk, ve minhum men in te'menhu bi dinarin la yueddihi ileyke illa ma dumte aleyhi kaima, zalike bi ennehum kalu leyse aleyna fil ummiyyine sebil, ve yekulune alallahil kezibe ve hum ya'lemun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmedikçe onu sana ödemez. Onlar, "Cahillere karşı bize bir sorumluluk yoktur" dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Kitap ehlinden öylesi vardır ki[1] ona yığınla mal emanet etsen, onu sana (tastamam geri) öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar emanet etsen, başına dikilmediğin sürece onu sana (geri) ödemez. Bunun sebebi, "Ümmilere[2] karşı (yaptıklarımızdan dolayı) bize hiçbir yol (sorumluluk) yoktur." demeleridir. Onlar Allah hakkında bilerek yalan söylüyorlar.[3]

_Dipnotlar_
- [1] Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Nisâ 4:46; Mâide 5:66; A‘râf 7:168. Bu ayet gruplardaki bütün kişilerin aynı olmadığını, içlerinde farklılıklar bulunabileceğini, bu yüzden de toptancı değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini göstermektedir.
- [2] Burada geçen [el-ümmiyyîne] (ümmiler) ifadesi, Al-i İmrân 3:20'de de açıkladığımız gibi öncesindeki bağlam gereği "kitap ehlinden olmayanlar" demektir.
- [3] Yüce Allah Al-i İmrân 3:78'de de geçen bu cümlede kitap ehlinden olan bu kişilerin bile bile Allah'a yalan isnat ettiklerini haber vermektedir. Belli ki bu kişiler kendilerini ayrıcalıklı görmelerini ilahi bir bilgiye dayandırdıklarını düşünmekte, bu davranışlarını onlara Allah'ın bildirdiğini iddia etmektelerdi. Onlara göre başkalarına karşı herhangi bir sorumluluklarının olmaması, dini kabullerinin bir sonucuydu. İşte Yüce Allah kendilerini yalanlamakta ve bu düşünceleri sebebiyle Allah'a yalan isnat ettiklerini bildirmektedir. Yûnus 10:18 ve Hucurât 49:16'da ifade edildiği gibi bu tipler "Allah'a bilmediğini haber veren" ve "O'na -hâşâ- din öğretmeye çalışan" insanlar olarak tanıtılmış olmaktadır. Buna benzer içeriklerde olmak üzere, Bakara 2:80 ve A‘râf 7:28'de de çeşitli uyarılar bulunmaktadır.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Kitap Ehli'nden öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ummilerin[1] malını yemede vebal yoktur.[2]" diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.

_Dipnotlar_
- [1] İlahi bir kitaba mensup olmayan.
- [2] Arapların batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan öyleleri var ki yığınla mal emanet etsen onu sana tastamam geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı[1] emanet etsen tepesine dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bunun sebebi, "Bizim, ümmilere /Mekkelilere[2] karşı bir sorumluluğumuz yoktur." demeleridir.[3] Onlar Allah'a karşı, bile bile yalan söylerler.[4]

_Dipnotlar_
- [1] Dinar, Rasulullah (s.a.v.) döneminde para olarak kullanılan Bizans altınıdır. Bu paralardan bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunanların en ağır olanı 4.35 gr. gelmektedir.
- [2] Bu ve [Cum'a 62/2.](https://acikkuran.com/62/2) ayette geçen "ümmiler", "Mekkeliler" anlamındadır. Mekke, Ümmü'l-Kura yani yerleşim yerlerinin ana merkezidir. Yeryüzünde ilk kamu binası orada yapılmıştır ([Al-i İmran 3/96](https://acikkuran.com/3/96)). Bu sebeple Arap dilinde Mekkeli olanlara ümmi denir (Müfredat). Muhammed aleyhisselam da ümmilerin yani Mekkelilerin içinden çıkarılmış bir elçidir ([Cum'a 62/2](https://acikkuran.com/62/2)) ve Ümmü'l-Kura'yı /Mekke ve çevresini uyarsın diye gönderilmiştir ([En'am 6/92,](https://acikkuran.com/6/92) [Şura 42/7](https://acikkuran.com/42/7)). Ümmi kelimesi, bunun dışında, iki farklı anlamda da kullanılmıştır. Birincisi, "kendine kitap verilmemiş olan" ([Al-i İmran 3/20](https://acikkuran.com/3/20)), ikincisi "inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyen"dir ([Bakara 2/78](https://acikkuran.com/2/78)). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi ([Ankebut 29/47](https://acikkuran.com/29/47)-[48,](https://acikkuran.com/29/48) [Şura 42/52](https://acikkuran.com/42/52)-[53](https://acikkuran.com/42/53)) ama Kur'an'da ona, bundan dolayı ümmi denilmemiştir. Son nebinin Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan ([A'raf 7/157](https://acikkuran.com/7/157)-[158](https://acikkuran.com/7/158)) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır. Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp okuma yazma bilmeyen kişiye de ümmi denir (Lisan'ul-Arab). Mekkeli müşrikler, Kur'an'ın Muhammed aleyhisselama birileri tarafından yazdırıldığı iddia ederler ([Furkan 25/5](https://acikkuran.com/25/5)). Eğer o, okuma yazma bilmeseydi onu yakından tanıyan Mekkeliler, böyle bir iddiada bulunamazdı.
- [3] Yahudiler de Hıristiyanlar da kendilerini çok yüce görür kendilerinden olmayanlara değer vermezler ([Bakara 2/111,](https://acikkuran.com/2/111) [113,](https://acikkuran.com/2/113) [135](https://acikkuran.com/2/135), [Maide 5/16](https://acikkuran.com/5/16)).
- [4] Allah, son nebinin ümmi yani Mekkeli olacağının, Tevrat ve İncil'de yazılı olduğunu bildirir ([A'raf 7/157](https://acikkuran.com/7/157)-[158](https://acikkuran.com/7/158)). Ama elimizdeki Tevrat ve İncil'de bu bilgi yoktur. Allah Teala, ehl-i kitabın yani kitaplarında uzman olanların, kitaplarındaki bir çok bilgiyi gizlediklerini ve onların bir kısmının Kur'an'da açıklandığını haber verir ([Maide 5/15](https://acikkuran.com/5/15)). Bu ayet, o bilgileri gizleyenlerin, Allah'a karşı, bile bile yalan söylediklerini anlatmaktadır.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Oysa kitap halkından öyleleri vardır ki, sorumluluğuna tartılar dolusu bıraksan, sana geri verir. Öyleleri de vardır ki, sorumluluğuna bir altın bıraksan, tepesinde dikilmedikçe sana geri vermez. "Önceki kitaplardan bilgisi olmayanlar için, üzerimizde yükümlülük yoktur!" dedikleri için böyle yaparlar. Bilmelerine karşın, Allah hakkında yalanlar söylerler.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Önceki vahyin mensuplarından öyleleri var ki, kendisine bir hazine emanet etsen (kuruşuna dokunmadan) iade eder; öyleleri de var ki, tek bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe sana geri vermez. Bu, onların, "Bizden olmayanlara yaptıklarımızdan dolayı bir şey lazım gelmez" şeklindeki iddiaları yüzündendir. Fakat onlar bile bile Allah hakkında yalan söylüyorlar.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Ehlikitap'tan öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar: "Ümmilerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir." demişlerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kitap verilenlerden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. Yine onlardan öylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikçe onu sana vermez. Çünkü onlar: "Bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda bir yol yok" derler ve Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Geçmiş vahyin izleyicileri arasında öylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana (sadakatle) iade eder; ve öylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, başında dikilmedikçe sana geri vermez; bu, onların, "Kitap ile ilgisi olmayan bu halk(a yaptığımız hiçbir şey)den dolayı bize bir suç yüklenemez" şeklindeki iddialarının bir sonucudur: (Böylece) onlar, (bile bile) Allah hakkında yalan söylerler.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ehli kitabdan öylesi vardır ki ona yüklerle emanet bıraksan onu sana te'diye eder, gene onlardan öylesi vardır ki ona bir dinar emanet etsen tepesine binmedikçe onu sana te'diye etmez, bunun sebebi: Çünkü bunlar bizim aleyhimize ümmilerde bir yol yoktur derler ve Allaha karşı bile bile yalan söylerler

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.

### Gültekin Onan

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler [zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar] konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Tanrı'ya karşı yalan söylemektedirler.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Kitablılardan öyle kimse vardır ki kendisine bir kantar (altın) emanet etsen onu sana eksiksiz öder. öyle kimse de vardır ki ona emaneten tek bir altın versen onu — sen üzerinde ayak direyib durmadıkça — sana ödemez. Bunun sebebi şudur: Onlar "Ummiler hakkında bize karşı (mes'uliyyete) bir yol yokdur" demişler (öyle fikir beslemişler) dir. Onlar Allaha karşı, kendileri de bilib durdukları halde, yalan söylerler.

### İbni Kesir

Ehl-i Kitab'dan öylesi vardır ki; kantarla emanet bıraksan; onu sana öder. Öylesi de vardır ki; bir tek altın emanet etsen; tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Bu, onların: Ümmiler hakkında bize karşı sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: -Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlardan öyleleri vardır ki, kantar (dolusu) emanet bıraksan, onu sana aynen iade eder. Öyleleri de vardır ki, tek bir dinar (altın) emanet etsen, tepesine dikilip zorlamadıkça sana geri vermez. Bu onların, "Bize karşı olan ümmilerin (hakikati bilmeyenlerin) hiçbir hakkı yoktur" diye (düşünmelerinden kaynaklanır). Onlar bile bile Allah üzerine yalan söylüyorlar.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki, bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ümmilerin[1] malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.

_Dipnotlar_
- [1] Arapların; batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.

### Progressive Muslims

And from among the people of the Scripture are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while knowing.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And among the doctors of the Law is he who, if thou entrust him with a fortune, will deliver it to thee. And among them is he who, if thou entrust him with a dinar, will not return it to thee unless thou stand over him. For it is that they say: “We owe nothing to the unschooled”; and they ascribe the lie to God, when they know!

### Aisha Bewley

Among the People of the Book there are some who, if you entrust them with a pile of gold, will return it to you. But there are others among them who, if you entrust them with just a single dinar, will not return it to you, unless you stay standing over them. That is because they say, ‘We are under no obligation where the gentiles are concerned.’ They tell a lie against Allah and they know it.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

Some followers of the scripture can be trusted with a whole lot, and they will give it back to you. Others among them cannot be trusted with a single dinar; they will not repay you unless you keep after them. That is because they say, "We do not have to be honest when dealing with the gentiles!" Thus, they attribute lies to GOD, knowingly.,

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And from among the people of the Book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while they know.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Ehl-i Kitap[1] içinde öyleleri var ki bir hazineyi[2] emanet etsen aldığı gibi geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı[3] emanet etsen, tepesine dikilmeden vermez. Bu gibiler, Allah'a karşı bile bile yalan söyleyerek şöyle derler: "Kitab'ı bilmeyenlere (ümmilere)[4] karşı bir sorumluluğumuz yoktur[5]

_Dipnotlar_
- [1] Kitaplarında uzman olan kişiler
- [2] Ayetin esas metni "kantar dolusu altın" dır. Açıklamalı mana tercih edildiği için "hazine" kelimesi kullanılmıştır.
- [3] Dinar, Rasulullah döneminde para olarak kullanılan Bizans (İstanbul) altınıdır. Bu paralardan bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunanların en ağırı 4.35 gr. gelmektedir.
- [4] Ümmilere, kitap konusunda bilgisi olmayanlara, elinde kitabı olmayanlara. (Bkz. Bakara 2/78, Araf 7/157)
- [5] Bu ırkçılıktır, kendini üstün görmedir. Çağımızın hastalığı emperyalizmin (sömürgeciliğin) ve medeniyetler çatışması tezinin düşünsel arka planıdır.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ümmilerin[1] malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.

_Dipnotlar_
- [1] İlahi bir kitaba mensup olmayan Arapların batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.

### Marmaduke Pickthall

Among the People of the Scripture there is he who, if thou trust him with a weight of treasure, will return it to thee. And among them there is he who, if thou trust him with a piece of gold, will not return it to thee unless thou keep standing over him. That is because they say: We have no duty to the Gentiles. They speak a lie concerning Allah knowingly.

### Abdullah Yusuf Ali

Among the People of the Book are some who, if entrusted with a hoard of gold, will (readily) pay it back; others, who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless thou constantly stoodest demanding, because, they say, "there is no call on us (to keep faith) with these ignorant (Pagans)." but they tell a lie against Allah, and (well) they know it.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

And among the People of the Book there are some who would restore you even if you were to entrust a treasure of gold, and of them there are some whom were you to entrust with one gold piece, will not restore it unless you stand over them. That is because they say: 'We will not be taken to task for whatever we may do to non-Jews (ummls).[1] Thus they falsely fix a lie upon Allah, and do so wittingly.

_Dipnotlar_
- [1] This was not merely the misconception of the ignorant mass of Jews. Their religious teaching was the same and the legal doctrines of their accepted religious authorities and jurists reflected this idea. With regard to injunctions on loans and interest the Bible makes a clear distinction between an Israelite and a non-Israelite (Deuteronomy 15: 1-3; 23: 20).It is stated in the Talmud that if the bullock of an Israelite injures the bullock of a non-Israelite the former is not liable to any penalty, but not vice versa. Similarly, it is laid down that if anyone finds an unclaimed article he should enquire amongst the people who live nearby. If they are Israelites he should announce his find; if not he may keep it without saying anything further.Rabbi Samuel Ishmael says that if a dispute between a Jew and a Gentile is brought before a judge, he should base his verdict on Jewish law if it is favourable; if the law of the Gentiles goes in favour of the Jew he should justify his judgement by saying that the Gentile has no valid ground for complaint since judgement was given according to his own law. Even if both laws are unfavourable towards the Jew the judge should still find some pretext for deciding in his favour. Rabbi Samuel says that benefit should be derived from every mistake the non-Israelite may make. (See Paul Isaac Hershon, Talmudic Miscellany, London, 1880, pp. 37 and 210-21.)

### Taqi Usmani

Among the people of the Book there is one who, if you entrust him with a heap (of gold or silver), will give it back to you; and among them there is one who, if you entrust him with a single dīnār (a coin of gold), he will not give it back to you, unless you keep standing over him. This is because they have said, "There is no way we can be blamed in the matter of the unlettered."And they tell lies about Allah knowingly.

### Abdul Haleem

There are People of the Book who, if you [Prophet] entrust them with a heap of gold, will return it to you intact, but there are others of them who, if you entrust them with a single dinar, will not return it to you unless you keep standing over them, because they say, ‘We are under no obligation towards the gentiles.’ They tell a lie against God and they know it.

### Al-Hilali & Khan

Among the people of the Scripture (Jews and Christians) is he who, if entrusted with a Qintâr (a great amount of wealth, etc.), will readily pay it back; and among them there is he who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless you constantly stand demanding, because they say: "There is no blame on us to betray and take the properties of the illiterates (Arabs)." But they tell a lie against Allâh while they know it.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

There are some among the People of the Book who, if entrusted with a stack of gold, will readily return it. Yet there are others who, if entrusted with a single coin, will not repay it unless you constantly demand it. This is because they say, "We are not accountable for ˹exploiting˺ the Gentiles."[1] And ˹so˺ they attribute lies to Allah knowingly.

### Mohamed Ahmed - Samira

There are some among the people of the Book who return a whole treasure entrusted to them; yet some there are who do not give back a dinar until you demand and insist, because they say: "It is not a sin for us to (usurp) the rights of the Arabs. " Yet they lie against God, and they know it.

### E. Henry Palmer

And of the people of the Book, there are some of them who, if thou entrust them with a talent give it back to you; and some of them, if thou entrust them with a dinar, he will not give it back to thee except so long as thou dost stand over him. That is because they say, We owe no duty to the Gentiles;' but they tell a lie against God, the while they know.

### Ali Quli Qarai

And among the People of the Book is he who if you entrust him with a quintal will repay it to you, and among them is he who, if you entrust him with a dinar will not repay it to you unless you stand persistently over him. That is because they say, ‘We have no obligation to the non-Jews.’ But they attribute lies to Allah, and they know [it].

### Hamid S. Aziz

And among the people of the Book, there are some who, if you entrust them with a hoard of gold, will readily return it to you; and others among them, if you entrust them with a single coin, will not return it unless you keep standing over them. That is because they say, "We owe no duty to the Gentiles;" but they tell a lie against Allah, knowingly.

### Mahmoud Ghali

And of the population of the Book is he who, in case you put in his custody a hundred- weight, (Literally: a Kantar) will pay it back to you; and of them is he who, if you put in his custody one dinar, will not pay it back to you, except as long as you are upright over him. (Or: over it) That (is) so because they said, "There is no way over us as to the common folk." (i.e., the illiterates or the Gentiles) And they say lies against Allah, and they know (that).

### George Sale

There is of those who have received the scriptures, unto whom if thou trust a talent, he will restore it unto thee; and there is also of them, unto whom is thou trust a dinar, he will not restore it unto thee, unless thou stand over him continually with great urgency. This they do because they say, we are not obliged to observe justice with the heathen: But they utter a lie against God, knowingly.

### Bijan Moeinian

[Not all the followers of the Scripture are alike. ] Some of them can be trusted with a hoard of Gold. Some of them, on the contrary, cannot be trusted even with a coin as you have to beg them continuously so that they pay that back. They are the ones who say: "God will not hold us (the chosen people, loved by God) responsible for our dealing with the gentiles!" They falsify the word of God and they know it well (See Deuteronomy Ch. vs. as an example of such falsification.)

### Arthur John Arberry

And of the People of the Book is he who, if thou trust him with a hundredweight, will restore it thee; and of them is he who, if thou trust him with one pound, will not restore it thee, unless ever thou standest over him. That, because they say, 'There is no way over us as to the common people.' They speak falsehood against God and that wittingly.

### Amatul Rahman Omar

And among the people of the Scripture there is he if you trust him with a huge treasure he will surrender it to you; yet there is another among them that if you entrust him with a single dinâr he will not surrender it to you unless you keep on pressing him. They do that because they say, `We are not liable to be called to account in the matter of the unlettered (- not of Jewish race),' and they tell a lie in the name of Allâh deliberately.

### Muhammad Asad

AND AMONG the followers of earlier revelation there is many a one who, if thou entrust him with a treasure, will [faithfully] restore it to thee; and there is among them many a one who, if thou entrust him with a tiny gold coin, will not restore it to thee unless thou keep standing over him - which is an outcome of their assertion, "No blame can attach to us [for anything that we may do] with regard to these unlettered folk": and [so] they tell a lie about God, being well aware [that it is a lie]. "

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Among Ahl al-Kitab there is he whom you can entrust with a cental of gold and he would return it to you on demand. Also among them is he who if entrusted with one single dinar, would not return it unless you keep asking and he may eventually be pronounced a defaulter. This is by reason of their folly and want of sense that they interpret in words. "We are not," they say, "under any obligation to these illiterate faithless people -the Muslims-" and they intentionally relate to Allah falsehood which they admit into their minds.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And among the People of the Scripture is he who, if you entrust him with a great amount [of wealth], he will return it to you. And among them is he who, if you entrust him with a [single] silver coin, he will not return it to you unless you are constantly standing over him [demanding it]. That is because they say, "There is no blame upon us concerning the unlearned." And they speak untruth about Allah while they know [it].

### Shabbir Ahmed

Among People of the Scripture are some who can be trusted with a treasure, and they will give it back to you. Others among them cannot be trusted with a single gold coin; they will not repay you unless you keep after them. This is because they say, "We do not have to be honest when dealing with the Gentiles." Thus, they attribute lies to Allah and they know it.

### Syed Vickar Ahamed

And among the People of the Book are some who, if entrusted with a large amounts of gold, will readily pay it back; Others, who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless you constantly stand demanding, because, they say, "There is no duty on us (to keep faith) with these ignorant (pagans). " But they tell a lie against Allah, and they know it well.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَمِنْ — ve min | -nden | — |
| 2 | أَهْلِ — ehli | ehli- | اهل — Elif-he-Lam |
| 3 | ٱلْكِتَـٰبِ — l-kitabi | Kitap | كتب — Kef-Te-Be |
| 4 | مَنْ — men | öylesi (vardır ki) | — |
| 5 | إِن — in | eğer | — |
| 6 | تَأْمَنْهُ — te'menhu | ona emanet bıraksan | امن — Elif-Mim-Nun |
| 7 | بِقِنطَارٍۢ — bikintarin | yüklerle mal | قنطر — Kaf-Nun-Ta-Ra |
| 8 | يُؤَدِّهِۦٓ — yu'eddihi | onu öder | ادي — Elif-Dal-Ye |
| 9 | إِلَيْكَ — ileyke | sana | — |
| 10 | وَمِنْهُم — ve minhum | ve onlardan | — |
| 11 | مَّنْ — men | öylesi (de vardır ki) | — |
| 12 | إِن — in | eğer | — |
| 13 | تَأْمَنْهُ — te'menhu | ona versen | امن — Elif-Mim-Nun |
| 14 | بِدِينَارٍۢ — bidinarin | bir dinar | دنر — Dal-Nun-Ra |
| 15 | لَّا — la | — | — |
| 16 | يُؤَدِّهِۦٓ — yu'eddihi | onu ödemez | ادي — Elif-Dal-Ye |
| 17 | إِلَيْكَ — ileyke | sana | — |
| 18 | إِلَّا — illa | başka türlü | — |
| 19 | مَا — ma | — | — |
| 20 | دُمْتَ — dumte | sürekli | دوم — Dal-Vav-Mim |
| 21 | عَلَيْهِ — aleyhi | başına | — |
| 22 | قَآئِمًۭا ۗ — kaimen | dikilmeden | قوم — Kaf-Vav-Mim |
| 23 | ذَٰلِكَ — zalike | bu | — |
| 24 | بِأَنَّهُمْ — biennehum | onların (içindir) | — |
| 25 | قَالُوا۟ — kalu | dedikleri | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 26 | لَيْسَ — leyse | yoktur | ليس — Lam-Ye-Sin |
| 27 | عَلَيْنَا — aleyna | bize | — |
| 28 | فِى — fi | karşı | — |
| 29 | ٱلْأُمِّيِّـۧنَ — l-ummiyyine | ümmilere | امم — Elif-Mim-Mim |
| 30 | سَبِيلٌۭ — sebilun | bir yol (sorumluluk) | سبل — Sin-Be-Lam |
| 31 | وَيَقُولُونَ — ve yekulune | ve söylüyorlar | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 32 | عَلَى — ala | karşı | — |
| 33 | ٱللَّهِ — llahi | Allah'a | — |
| 34 | ٱلْكَذِبَ — l-kezibe | yalan | كذب — Kef-Zal-Be |
| 35 | وَهُمْ — vehum | ve onlar | — |
| 36 | يَعْلَمُونَ — yea'lemune | bile bile | علم — Ayn-Lam-Mim |

---
Önceki: https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/74-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/76-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-23
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
