# 7. Araf suresi 94. ayet

- **Sure:** 7. Araf suresi (Yüksek Yerler) — سُورَةُ ٱلْأَعْرَافِ
- **Ayet:** 94 / 206 · **Cüz:** 9 · **Mushaf sayfası:** 161
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/araf-suresi/94-ayet-meali

## Arapça

وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّٓا اَخَذْنَٓا اَهْلَهَا بِالْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

## Okunuş

Ve ma erselna fi karyetin min nebiyyin illa ehazna ehleha bil be'sai ved darrai leallehum yaddarraun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını peygambere baş kaldırdıklarından ötürü Allah'a yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Her şehre bir peygamber gönderdiğimizde (gerçeğe) boyun eğsinler diye onları elbette çeşitli sıkıntı ve darlıkla denemiştik.[1]

_Dipnotlar_
- [1] Yüce Allah çeşitli peygamber kıssalarını anlatıp kavimlerinin helak edilme biçimlerini ve nedenlerini ifade ettikten sonra, insanlık tarihinde helak edilenlerin sadece kıssası anlatılanlar olmadığını belirtmekte ve genel kuralını hatırlatmaktadır.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Hangi beldeye bir Nebi gönderdiysek, o beldenin halkını darra'i[1] etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.

_Dipnotlar_
- [1] Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Hangi kente bir nebiyi elçi olarak göndersek, oranın halkını mutlaka maddi sıkıntılara ve bedensel sıkıntılara sokmuşuzdur ki bize yalvarıp yakarsınlar.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Peygamber göndermiş olduğumuz hiçbir kent yoktur ki, halkını, yoksulluklara ve zorluklara uğratmış olmayalım; belki yalvararak yakarışlarda bulunurlar diye.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Biz hiçbir ülkeye bir peygamber göndermemişisizdir ki, (zamanında) oranın halkını belki (Allah'a) boyun eğerler diye şiddetli zorluk ve darlıkla sınamamış olalım.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Biz bir ülkeye bir peygamber gönderdiğimizde, onun halkını zorluk ve darlıkla mutlaka sıktık ki, sığınıp yakarsınlar.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek önce halkını sıkıntı ve darlıkla sıkmışızdır ki, yalvarıp yakarsınlar.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

BİZ hiçbir topluma peygamber göndermemişizdir ki belki kibirlerinden sıyrılırlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla denemiş olmayalım.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz hangi memlekete bir Peygamber gönderdikse iptida ahalisini şiddet ve zaruretle sıkmışızdır ki niyaza düşsünler

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

### Gültekin Onan

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun ehli (halkı) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdi isek onun halkını (peygamberlerini tanımamaları yüzünden) yalvarıb yakarsınlar diye mutlakaa fakirlikle, şiddetle, hastalıkla (sıkıb) yakaladık.

### İbni Kesir

Biz, hangi kasabaya bir peygamber gönderdiysek; yalvarıp yakarsınlar diye, ora halkını mutlaka darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Biz, hangi ülkeye bir nebi göndermişsek, halkını yalvarıp yakarmaları için darlık ve meşakkate düşürdük.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Biz (hangi) bölge halkına bir Nebi irsal ettiysek, mutlaka onun halkını (kendini beğenmişliklerinden uzaklaştırmak için) sıkıntı, hastalık ile kuşattık; belki içtenlik ve alçak gönüllülükle yönelirler (diye).

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Biz, hangi beldeye nebi gönderdiysek mutlaka onun halkını[1] yalvarıp yakarsınlar diye dayanılmaz bir zorluk[2] ve bir sıkıntıya uğratmışızdır.

_Dipnotlar_
- [1] O beldenin büyüklük taslayan, mü'minlere eziyet eden; müşrik ve nankörlerini.
- [2] Can ve malca.

### Progressive Muslims

And We do not send a prophet to any town, except afterwards We would afflict its people with hardship and adversity that they may implore.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And We sent not to a city a prophet save that We took its people with affliction and adversity, that they might humble themselves.

### Aisha Bewley

We have never sent a Prophet to any city without seizing its people with hardship and distress so that hopefully they would be humble.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

Whenever we sent a prophet to any community, we afflicted its people with adversity and hardship, that they may implore.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And We do not send a prophet to any town, except afterwards We afflict its people with adversity and hardship that they may implore.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Biz hangi kente bir nebi göndersek oranın halkını baskı ve zorluğa sokarız ki yalvarıp yakarsınlar.[1]

_Dipnotlar_
- [1] Bu Allah'ın kanunudur (sünnetullah). İnsanlar kendilerine gelen nebilerin doğru söylediğini anlarlar ancak mevcut düzenlerini terk etmek istemezler. Bu direnişi kırmak için Allah tarafından baskı ve zorluklara maruz bırakılırlar. Daha detaylı bilgilendirme için bakınız: (Enam 6/42-45)

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Hangi beldeye bir nebi gönderdiysek, o beldenin halkını tezarru[1] etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.

_Dipnotlar_
- [1] Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak

### Abdul Haleem

Whenever We sent a prophet to a town, We afflicted its [disbelieving] people with suffering and hardships, so that they might humble themselves [before God],

### Marmaduke Pickthall

And We sent no prophet unto any township but We did afflict its folk with tribulation and adversity that haply they might grow humble.

### Al-Hilali & Khan

And We sent no Prophet unto any town (and they denied him), but We seized its people with suffering from extreme poverty (or loss in wealth) and loss of health (and calamities), so that they might humiliate themselves (and repent to Allâh).

### Taqi Usmani

We did not send any prophet to a town, but We seized its people with hardship and suffering, so that they may turn humble.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

Never have We sent a Prophet to a place without trying its people with adversity and hardship that they may humble themselves.

### Abdullah Yusuf Ali

Whenever We sent a prophet to a town, We took up its people in suffering and adversity, in order that they might learn humility.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

Whenever We sent a prophet to a society, We afflicted its ˹disbelieving˺ people with suffering and adversity, so perhaps they would be humbled.

### George Sale

And never did We send a Prophet to any town but We did seize its people with adversity and suffering, that they might humble themselves.

### Ali Quli Qarai

We did not send a prophet to any town without visiting its people with stress and distress so that they might entreat [for Allah’s forgiveness].

### Amatul Rahman Omar

And never did We send any Prophet to any township but We afflicted its people with destitution (from Our blessings) and with tribulations so that they might grow humble (before the Almighty).

### Bijan Moeinian

Whenever I sent a prophet to a nation, I tried them in hardship and sufferings so that they humble themselves.

### E. Henry Palmer

We have not sent unto a city any prophet except we overtook the people thereof with trouble and distress, that haply they might humble themselves;

### Arthur John Arberry

We have sent no Prophet to any city but that We seized its people with misery and hardship, that haply they might be humble;

### Mahmoud Ghali

And in no way have We sent any Prophet into a town except that We took its population with misery and tribulation that possibly they would earnestly supplicate (Us).

### Hamid S. Aziz

We have not sent unto a community any prophet but We inflicted the people thereof with tribulation (suffering, distress) and adversity, that per chance (or possibly) they might humble themselves.

### Mohamed Ahmed - Samira

There is not a region to which We sent a prophet and did not inflict upon its people adversity and hardship so that they may submit.

### Muhammad Asad

AND NEVER YET have We sent a prophet unto any community without trying its people with misfortune and hardship, so that they might humble themselves;

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Nor did We ever send a Prophet to a town* with the spirit of truth guiding into all truth but We afflicted its people with misfortunes and wedded them to calamities in the hope they would, for their own sake, humble themselves to Allah.

### Shabbir Ahmed

We sent no Prophet to a community without Our Law of Requital trying them with adversity and tribulation for their wrongdoings, so that they become humble.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And We sent to no city a prophet [who was denied] except that We seized its people with poverty and hardship that they might humble themselves [to Allah ].

### Syed Vickar Ahamed

And whenever We sent a prophet to a town (and they rejected him, ) We helped its people in suffering and misfortune, so that they might learn humility.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَمَآ — ve ma | ve | — |
| 2 | أَرْسَلْنَا — erselna | göndermedik | رسل — Ra-Sin-Lam |
| 3 | فِى — fi | — | — |
| 4 | قَرْيَةٍۢ — karyetin | bir ülkeye | قري — Kaf-Ra-Ye |
| 5 | مِّن — min | hiçbir | — |
| 6 | نَّبِىٍّ — nebiyyin | nebi | نبا — Nun-Be-Elif |
| 7 | إِلَّآ — illa | — | — |
| 8 | أَخَذْنَآ — ehazna | sık(ma)dığımız | اخذ — Elif-Kh-Zal |
| 9 | أَهْلَهَا — ehleha | halkını | اهل — Elif-he-Lam |
| 10 | بِٱلْبَأْسَآءِ — bil-be'sa'i | yoksulluk | باس — Be-Elif-Sin |
| 11 | وَٱلضَّرَّآءِ — ve dderra'i | ve darlıkla | ضرر — Dad-Ra-Ra |
| 12 | لَعَلَّهُمْ — leallehum | diye | — |
| 13 | يَضَّرَّعُونَ — yedderraune | yalvarıp yakarsınlar | ضرع — Dad-Ra-Ayn |

---
Önceki: https://acikkuran.com/araf-suresi/93-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/araf-suresi/95-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-14
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
