# 2. Bakara suresi 3. ayet

- **Sure:** 2. Bakara suresi (İnek) — سُورَةُ ٱلْبَقَرَةِ
- **Ayet:** 3 / 286 · **Cüz:** 1 · **Mushaf sayfası:** 1
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/bakara-suresi/3-ayet-meali

## Arapça

اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

## Okunuş

Ellezine yu'minune bil gaybi ve yukimunes salate ve mimma razaknahum yunfikun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Onlar, gayba inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Onlar gayba (bilinemeyenlere) inanır; namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (verirler).

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Onlar; gayba[1] iman ederler, salatı ikame ederler[2] ve verdiğimiz rızıktan infak[3] ederler.

_Dipnotlar_
- [1] Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.
- [2] Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir.
- [3] İhtiyacı olanlara yardım etmek.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Allah'a içten[1] inanan,[2] namazı düzgün ve sürekli kılan,[3] kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak eden /hayra harcayan,[4]

_Dipnotlar_
- [1] Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere 'gayb' denir (Müfredat). İnsanın içi, Allah'tan başkası için gaybdır. İman, kalp ile tasdik şartına bağlandığından bir kişinin gerçekten inanıp inanmadığını Allah'tan başkası bilemez ([Kasas 28/56,](https://acikkuran.com/28/56) [Kaf 50/16](https://acikkuran.com/50/16)-[18](https://acikkuran.com/50/18)). Bu sebeple kimse, bir inancı kabule veya inkara zorlanamaz ([Bakara 2/256](https://acikkuran.com/2/256)). İman, kesin bilgi sonucunda oluşur ([Al-i İmran 3/86](https://acikkuran.com/3/86)-[89](https://acikkuran.com/3/89)). Allah, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir şeyin arkasına düşmeyi yasakladığı için ([İsra 17/36](https://acikkuran.com/17/36)) "gayba inanmak" diye bir şey olamaz. Ayette geçen el-ğayb (الغيب) kelimesindeki el (ال) takısı muzafunileyhten ıvaz olduğu için tamlayanın yerine geçer ve ona, "gayblarıyla (بغيبهم)" yani "içleriyle" anlamı kazandırır. Bu yüzden kelimeye "içten" anlamı verilmiştir. Allah Teala Mahşer Günü elçilerini topladığında onlara: "Size ne cevap verildi?" diye soracak, onlar da "Bizim bu konuda bir bilgimiz yok. Bütün gaybı bilen sensin!" diyeceklerdir ([Maide 5/109](https://acikkuran.com/5/109)).
- [2] İnanmak, güvenmektir. Allah'ın varlığını herkes kabul eder; ama herkes yeterince güvenip teslim olamaz. İnsanı kafir yapan, Allah'a tam güvenmemesidir. Allah'ın varlığını ve birliğini kabul ettiği halde ona tam güvenmeyenler, kendilerini bir şey sanarak kibirlenenlerdir([Bakara 2/34,](https://acikkuran.com/2/34) [Zümer 39/59](https://acikkuran.com/39/59)).
- [3] Namaz diye anlam verdiğimiz es-salat (الصلاة)'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak, sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Namaza salat denmesi, hiçbir şart altında terk edilemeyen ve her gün, belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken tek ibadet olmasından dolayıdır.
- [4] "Hayra harcama" olarak meal verilen infak kelimesinin Arapçadaki temel anlamı "ihraç" yani elden çıkarmadır (Mekayis). Mal kelimesi ile birlikte kullanıldığında malı elden çıkarma yani onu harcama anlamına gelir (Mefatih'ul-Ğayb). Kur'an'da her türlü harcama, hatta kafirlerin yaptığı harcamalar bile infak kelimesiyle ifade edilmiştir ([Bakara 2/265,](https://acikkuran.com/2/265) [274,](https://acikkuran.com/2/274) [Al-i İmran 3/134,](https://acikkuran.com/3/134) [Nisa 4/38,](https://acikkuran.com/4/38) [Enfal 8/36](https://acikkuran.com/8/36)). Sadaka ve zekat da infak kapsamına girer ([Bakara 2/215,](https://acikkuran.com/2/215) [219,](https://acikkuran.com/2/219) [261](https://acikkuran.com/2/261)-[264,](https://acikkuran.com/2/264) [267,](https://acikkuran.com/2/267) [Tevbe 9/34,](https://acikkuran.com/9/34) [60,](https://acikkuran.com/9/60) [103](https://acikkuran.com/9/103)). Bu ayet ve benzerlerinde geçen "infak", hayır için yapılan her türlü harcamadır ([Enfal 8/3,](https://acikkuran.com/8/3) [Ra'd 13/22,](https://acikkuran.com/13/22) [İbrahim 14/31,](https://acikkuran.com/14/31) [Hac 22/35,](https://acikkuran.com/22/35) [Secde 32/16,](https://acikkuran.com/32/16) [Fatır 35/29,](https://acikkuran.com/35/29) [Şura 42/38](https://acikkuran.com/42/38)).

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Onlar, gizli gerçeklere inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

o hidayete erenler ki, idraki aşan hakikatlere bütünüyle iman ederler, namazı istikamet üzre kılarlar, kendilerine sürekli lutfettiğimiz şeylerden (ihtiyaç sahiplerine) harcarlar;

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki, gayba iman edip namazı dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Onlar ki, insan idrakini aşa(n olguların varlığı)na inanırlar ve namazlarında dikkatli ve devamlıdırlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar,

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden infak ederler.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Onlar ki gaybde (gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.

### Gültekin Onan

Onlar ki gayba inanırlar, namazı gözetirler, kendilerini rızıklandırdıklarımızdan infak ederler.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(O takvaa saahibleri ki) onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızk olarak verdiğimizden de (Allah yolunda) harcarlar.

### İbni Kesir

Onlar ki gayba inanırlar. Namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de infak ederler.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

(2-3) Hiç kuşkusuz bu kitap, kendilerini günahlardan korumaya çalışan, görmediği halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar için yol göstericidir.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

İşte onlar gayblarındaki (algılayamadıkları) hakikate (Nefslerinin Allah Esma'sının anlamlarının bir terkip - bileşimi şeklinde meydana geldiğine) iman ederler, salatı ikame ederler (fiilen eda yanı sıra anlamını yaşarlar) ve kendilerine verdiğimiz maddi - manevi yaşam gıdasından Allah adına karşılıksız paylaşırlar.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Onlar; gayba[1] inanırlar, salatı ikame ederler[2] ve verdiğimiz rızıktan infak[3] ederler.

_Dipnotlar_
- [1] Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.
- [2] Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelirler. İbadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanırlar. Salat, sözcük olarak, "namaz" anlamının yanı sıra Allah'a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, destek, dayanışma, yardımlaşma, yakından ilgi duyma ve din gibi anlamlara da gelmektedir. "Salat" sözcüğüne "namaz" olarak anlam verilmesini doğru bulmadığımızdan; çevirimizde, orijinal şekli olan "salat" sözcüğünü kullandık. Kur'an'da namaz sözcüğü yer almamaktadır. "Namaz," Farsça bir sözcüktür. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, ancak içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından anlaşılabilir.
- [3] Muhtaç olanlara yardım.

### Progressive Muslims

Those who believe in the unseen, and hold the contact-method, and from Our provisions to them they spend.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

Those who believe in the Unseen, and uphold the duty, and of what We have provided them they spend;

### Aisha Bewley

those who have iman in the Unseen and establish salat and spend from what We have provided for them;

### Rashad Khalifa — The Final Testament

who believe in the unseen, observe the Contact Prayers (Salat) , and from our provisions **to them, they give to charity.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

Those who believe in the unseen, and hold the contact prayer, and from Our provisions to them they spend.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Allah'a içten[1] inanan,[2] namazı düzgün ve sürekli kılan[3] ve verdiğimiz rızıkları yerli yerince harcayanlar,

_Dipnotlar_
- [1] "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime (الغيب) El-ğayb'dır. Ondaki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır; بغيبهم /biğaybihim = gayblarıyla demektir. Kişinin içindeki, başkası için gayb olduğundan ayete "içten inanırlar" meali verilmiştir.
- [2] İnanma, güvenmedir. Allah'ı herkes bilir, ama O'na herkes yeterince güvenip teslim olmaz. İnsanı kafir yapan budur. Bu yüzden iman yerine bazen "inanma", bazen "güvenme", bazen de "inanıp güvenme" kelimeleri kullanılacaktır.
- [3] Ayetin metninde geçen es-salat = الصلاة 'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Her müminin sürekli yapması gereken ve hiç bir şart altında terk edemeyeceği tek ibadet, namaz olduğu için Kur'an'da ona salat denmiştir. Allah Teala şu ayetlerde, namazın bu özelliğine dikkatimizi çeker: 
 
 "Namazları ve orta namazı özenle sürekli kılın; Allah'ın huzurunda saygıyla durun. Eğer korkarsanız, yürüyerek yahut binek üstünde kılın. Güvene kavuşunca, bilmediklerinizi öğreten Allah'ı, size öğrettiği gibi zikredin. (Namazı, Allah'ın ayetlerini kafanıza yerleştirmek için sürekli kılın) (Bakara 2/238-239).
 
 (Umduklarına kavuşacak olan müminler) namazlarını özenle sürekli kılanlardır. (Müminun 23/9) 
 
 Onlar namazlarını özenle sürekli kılanlardır. (Mearic 70/34)

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Onlar; gayba[1] inanırlar, salatı ikame ederler[2] ve verdiğimiz rızıktan infak[3] ederler.

_Dipnotlar_
- [1] Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.
- [2] İbadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanarak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelirler. Salat, ritüel salat (namaz) anlamının yanı sıra Allah'a yönelmek, dua, destek, dayanışma, yardım, yakından ilgi duyma ve din anlamına gelmektedir. "Salat" sözcüğüne, yalnızca "namaz" olarak anlam verilmesini doğru değildir. Kur'an'da namaz sözcüğü yoktur. Namaz, Farsça bir sözcüktür. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir.
- [3] İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.

### Abdul Haleem

who believe in the unseen,keep up the prayer, and give out of what We have provided for them;

### Al-Hilali & Khan

Who believe in the Ghaib [1] and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât),[2] and spend out of what We have provided for them [i.e. give Zakât [3], spend on themselves, their parents, their children, their wives, etc., and also give charity to the poor and also in Allâh’s Cause - Jihâd].

### Taqi Usmani

who believe in the Unseen, and are steadfast in Salāh (prayer), and spend out of what We have provided them;

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

for those who believe in the existence of that which is beyond the reach of perception,[1] who establish Prayer[2] and spend out of what We have provided them,[3]

_Dipnotlar_
- [1] This is the second prerequisite for deriving benefit from the Qur'an. Ghayb signifies the verities which are hidden from man's senses and which are beyond the scope of man's ordinary observation and experience, for example the existence and attributes of God, the angels. the process of revelation, Paradise, Hell and so on. 'Belief in the ghaib' means having faith in such matters, based on an absolute confidence in the Messengers of God and despite the fact that it is impossible to experience them. According to this verse, Qur'anic guidance can prove helpful only to those prepared to affirm the truths of the suprasensory realm. People who make their belief in these questions conditional upon sensory perception of the object of belief, and who are not prepared even to consider the possibility of the existence of things that cannot be weighed or measured, cannot profit from this Book.
- [2] This is the third requirement. It is pointed out that those to whom belief means merely the pronouncement of a formula, who think that a mere verbal confession of faith is enough and that it makes no practical demands on them, can derive no guidance from the Qur'an. To benefit from the Qur'an it is essential that a man's decision to believe should be followed immediately by practical obedience to God. Prayer is the first and continuing sign of practical obedience. No more than a few hours can pass after a man has embraced Islam than the mu'adhin calls to Prayer and it becomes evident whether or not the profession of faith has been genuine. Moreover, the mu'adhin calls to Prayer five times every day and whenever a man fails to respond to his call it becomes clear that he has transgressed the bounds of practical obedience. An abandonment of Prayer amounts to an abandonment of obedience. Obviously, if a man is not prepared to follow the directives of his guide, it is immaterial whether or not true guidance is available to him.It should also be noted that the expression 'establishment of Prayer' has a wider meaning than mere performance of Prayer. It means that the system of Prayer should be organized on a collective basis. If there is a person in a locality who prays individually but no arrangements are made for congregational Prayer, it cannot be claimed that Prayer is established in that locality.
- [3] This, the fourth prerequisite for a person to benefit from the Qur'an, demands that the person concerned should neither be niggardly nor a worshipper of money. On the contrary, he should be willing to pay the claims on his property of both God and man, and should not flinch from making financial sacrifices for the sake of his convictions.

### Marmaduke Pickthall

Who believe in the Unseen, and establish worship, and spend of that We have bestowed upon them;

### Abdullah Yusuf Ali

Who believe in the Unseen, are steadfast in prayer, and spend out of what We have provided for them;

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

who believe in the unseen,[1] establish prayer, and donate from what We have provided for them,

### Arthur John Arberry

who believe in the Unseen, and perform the prayer, and expend of that We have provided them;

### Amatul Rahman Omar

Those who believe in the existence of hidden reality, that which is beyond the reach of human perception and ordinary cognisance, and who observe the Prayer and spend (on others) out of that which We have provided for them,

### E. Henry Palmer

who believe in the unseen, and are steadfast in prayer, and of what we have given them expend in alms;

### Bijan Moeinian

[God fearing people are] Those Who believe in the existence of the unseen [beings and phenomena that man can not perceive with his senses such as microbes, atoms, angles, etc. ], worship God [five times a day as established by Islamic laws] and give to charity a part of their income/ provisions [which God has provided for them at first place.]

### Ali Quli Qarai

who believe in the Unseen, and maintain the prayer, and spend out of what We have provided for them;

### Mohamed Ahmed - Samira

Who believe in the Unknown and fulfil their devotional obligations, and spend in charity of what We have given them;

### Muhammad Asad

Who believe in [the existence of] that which is beyond the reach of human perception, and are constant in prayer, and spend on others out of what We provide for them as sustenance;

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Who are strongly disposed to realise the unseen, especially Allah, Who is exposed only to mental view, perceived only by the mind, Who recognise His spiritual beings, His attendants and His messengers, and they sense with prudence the Hereafter, Who duly engage in worship and spend in benevolence and benefaction of the provisions of life We provisioned them,

### Shabbir Ahmed

Those who wish to journey through life in blissful honor and security, are the ones who believe in the Law of Cause and Effect, though the stages of action and its reaction might be hidden from their senses.

### Syed Vickar Ahamed

(For those) who believe in the Unseen, who are steadfast in prayer, who spend out of what We have given them;

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

Who believe in the unseen, establish prayer, and spend out of what We have provided for them,

### Hamid S. Aziz

Who believe in the unseen, and are steadfast in worship, and spend of what We have given them;

### Mahmoud Ghali

Who believe in the Unseen, and keep up the prayer, and expend of what We have provided them,

### George Sale

who believe in the mysteries of faith, who observe the appointed times of prayer, and distribute alms out of what We have bestowed on them;

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ٱلَّذِينَ — ellezine | onlar ki | — |
| 2 | يُؤْمِنُونَ — yu'minune | inanırlar | امن — Elif-Mim-Nun |
| 3 | بِٱلْغَيْبِ — bil-gaybi | gaybde(gizlide) | غيب — Gayn-Ye-Be |
| 4 | وَيُقِيمُونَ — ve yukimune | ve ayakta tutarlar | قوم — Kaf-Vav-Mim |
| 5 | ٱلصَّلَوٰةَ — s-salate | salatı | صلو — Sad-Lam-Vav |
| 6 | وَمِمَّا — ve mimma | ve şeyden | — |
| 7 | رَزَقْنَـٰهُمْ — razeknahum | kendilerini rızıklandırdığımız | رزق — Ra-Za-Kaf |
| 8 | يُنفِقُونَ — yunfikune | infak ederler | نفق — Nun-Fe-Kaf |

---
Önceki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/2-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/4-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-10
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
