# 2. Bakara suresi 30. ayet

- **Sure:** 2. Bakara suresi (İnek) — سُورَةُ ٱلْبَقَرَةِ
- **Ayet:** 30 / 286 · **Cüz:** 1 · **Mushaf sayfası:** 5
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/bakara-suresi/30-ayet-meali

## Arapça

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ  قَالُٓوا اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

## Okunuş

Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni cailun fil ardı halifeh, kalu e tec'alu fiha men yufsidu fiha ve yesfikud dima, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek, kale inni a'lemu ma la ta'lemun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dediği vakit melekler, "Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?" dediler. Allah, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" diye cevap verdi.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Hani Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendireceğim"[1] demişti. Onlar "Biz seni hamdinle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) ve kutsallıkla anıyorken,[2] yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakta ve kan dökmekte olanı (insanı) mı halife görevlendiriyorsun?" demişlerdi. (Allah da onlara): "Şüphesiz ki sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim." demişti.

_Dipnotlar_
- [1] Burada Yüce Allah'ın yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendirmesinden söz edilmektedir. İlk insan neslinin bir şeyden yaratılmasından söz eden ayetler ise Hicr 15:26, 28 ve Sâd 38:71'dir.
- [2] [Takdis], Yüce Allah'ı kutsallığın kaynağı bilip O'nu bu şekilde anmak, bütün olumlu ve tastamam sıfatlarla birlikte bilerek yüceltmektir.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere[1]: "Ben yeryüzünde bir[2] halife[3] tayin[4] edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

_Dipnotlar_
- [1] Melek" kelimesinin çoğulu "melaike"dir. "Kuvvet, mülk, melik, yönetim gücü, elçi, haber verici" demek olan "melek" kelimesi, terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir (Bkz. 21:27). Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir. Melek, Kur'an'da ayrıca, "hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgar, zorba, yük taşıyan; öküz, eşek vb. (2:248) anlamlarında da kullanılmaktadır.
- [2] "Bir" kelimesi; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
- [3] Kur'an, bu kelimeyi, irade ve akıl verilerek, yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yöneten, imar eden anlamında (Bkz. 35:39.), ve bir de önceki toplumların yerine geçen ardıl anlamında kullanmaktadır. Vekalet etmek, vekil ve naib olmak sıfatıyla "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlam kazanan ve halifenin de "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasallaşan, "halife" kelimesinin, Kur'an'da yer alan Halife kelimesi ile bir ilgisi yoktur.
- [4] "Halife yaratacağım" anlamındaki çeviriler yanlıştır. Zira ayette "yaratmak" anlamı verilen "cai'lun" kelimesi, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Bu nedenle doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu yeryüzüne halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Rabbin bir gün meleklere: "Yeryüzünde bir halife /muhalif varlık oluşturuyorum." dedi. Melekler: "Orada düzeni bozacak ve kan dökecek birini mi oluşturuyorsun?[1] Her şeyi mükemmel yaptığın için sana yine de boyun eğeriz. Senden dolayı onu kutsal sayarız."[2] dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.[3]

_Dipnotlar_
- [1] Halife (خَلِيفَةً), "bir şeyin bir şeyden sonra gelip yerine geçmesi, öncekine muhalefet etme ve değişme anlamlarına gelen half (خلف) kökündendir (Mekayis). Feil (فعيل) kalıbında olduğu için hem ism-i fail /eylemi yapan hem de ism-i mef'ul /eylemden etkilenen için kullanılır. Bu ayette kelimenin "muhalefet eden" anlamının kastedildiği, insanın yaratılışından gelen temel özelliğini anlatan şu ayetler okunduğunda açıkça ortaya çıkar: "Rabbin tercihini farklı yapsaydı elbette insanları tek bir ümmet /hep doğru davrananlar topluluğu yapardı. Ama onlar, muhalif olmayı sürdüreceklerdir. Rabbinin ikramda bulundukları /doğru yolda saydıkları bunun dışındadır. O, insanları bunun için yaratmıştır." ([Hud 11/118](https://acikkuran.com/11/118)-[119](https://acikkuran.com/11/119)). Burada melekler, muhalif yapıda yaratılan insanın düzeni bozup kan dökeceği ile ilgili endişelerini dile getirmişlerdir. Hayvanlar birbirlerinin kanını döktüğü için onların vücut yapısına benzer özellikte yaratılacak muhalif yapıdaki varlık düzeni bozabilir ve kan dökebilir. Allah bunu kabul etmekle birlikte Adem'e öğreteceği ama meleklerin bilmediği bir şeye dikkat çekmiş ve onu, sonraki ayetlerde anlatmıştır.
- [2] Takdis (تقديس), "mukaddes sayma" demektir. "Nukaddisu lek" sözü, nukaddisuhu lek (نُقَدِّسُه لَكَ) anlamındadır. Bu takdirin yapılması, nukaddisu fiilinin, gizli olan mef'ulünün açığa çıkarılması sebebiyledir.
- [3] Allah bu haberi verdiği sırada Mele-i a'la'da yani meleklerin en üst seviyedeki topluluğu arasında çekişme çıktı ([Sad 38/69](https://acikkuran.com/38/69)-[78](https://acikkuran.com/38/78)). Allah'a olan bu itirazları, o çekişmenin bir yansımasıdır. Demek ki melekler de muhalif yapıda imişler. Bu ayetler ve ilgili diğer ayetler ([A'raf 7/11](https://acikkuran.com/7/11)-[13](https://acikkuran.com/7/13)) İblis'in de o zaman Mele-i a'la'da görevli olduğunun açık delilidir. Yahudilerin sözlü geleneğine ait Tevrat dışı eserlerde de Adem'in yaratılışı ve meleklerin ona secde etmeleriyle ilgili anlatılar yer alır; meleklerin Adem yaratılmadan önceki tartışmalarından ve bazı itirazlarından bahsedilir; İblis'in diğer bütün meleklerden daha üstün bir konumda olduğu anlatılır. Ancak Adem'e secde etmeyi kabul etmediği için makamından kovulur ve yeryüzüne sürgün edilir [TB Sanhedrin 38a-38b; Midrash, Bereshit Rabbeti].

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Efendin, meleklere, şöyle demişti: "Aslında, yeryüzünün yeni yöneticisi olacak birisini atayacağım!" Dediler ki: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan akıtacak birisini mi atayacaksın? Oysa biz, övgülerle Seni yüceltiyoruz ve kutsuyoruz!" Dedi ki: "Kuşkusuz, Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim!"

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Hani, senin Rabbin melaikeye "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim" dediği zaman da şöyle sormuşlardı: Yeryüzüne fesat çıkaran ve kan dökmekte olan birini mi atayacaksın; üstelik biz seni hamd ile tesbih ve takdis edip dururken?" (Allah) cevap verdi: "Şu kesin ki, ben sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Düşün ki, Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." dediği vakit, "Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?" dediler. "Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!" buyurdu.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

İşte o zaman Rabbin meleklere: "Bakın, Ben yeryüzünde ona sahip çıkacak birini yaratacağım!" demişti. Onlar: "Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. (Allah) "Sizin bilmediğiniz (çok şey var, onları) Ben bilirim!" diye cevapladı.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve düşün ki rabbin melaikeye "Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım" dediği vakıt "A!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahluk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken" dediler. "Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim" buyurdu

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım," demişti. (Melekler): "Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz?" dediler. (Rabbin): Ben sizin bilmediklerinizi bilirim," dedi.

### Gültekin Onan

Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim / Yeryüzünde bir halife varedeceğim / Yeryüzünde (birisini) halife yapacağım (caılün)". Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak (yüfsidü), kan akıtacak (yesfiküddima) birisini mi yerleştireceksin / var edeceksin / (halife) yapacaksın? Halbuki biz seni hamdinle yüceltiyor (nüsebbihu) ve kutsuyoruz (nükaddisu)" dediler. "Sizin bilmediğinizi / bilmediklerinizi / bilemeyeceklerinizi ben bilirim" dedi.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yer yüzünde (benim emirlerimi tebliğ ve infaza me'mur) bir halife (bir insan, adem) yaratacağım" demişdi. (Melekler) de: "Biz seni hamdinle tesbih ve seni takdis (ayıblardan, eş koşmakdan, eksikliklerden tenzih) edib dururken (yerde) orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?" demişlerdi. Allah (da) "Sizin bilemeyeceğinizi her halde ben bilirim" demişdi.

### İbni Kesir

Hani Rabbın meleklere: Ben, yeryüznde bir halife yaratacağım, demişti de melekler: Biz seni hamd ile tesbih, takdis eder dururken yeryüzünde fesad çıkarıp, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın? demişlerdi. Allah da: Sizin bilmediklerinizi ben bilirim, buyurmuştu.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Rabbin meleklere: -Ben yeryüzünde bir yönetici yaratacağım, demişti. Melekler de: -Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kan dökecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni durmadan hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz, dediler. -Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim, dedi.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Rabbin meleklere: "Ben arzda (bedende) bir halife (Esma mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim" dedi. Onlar da: "Orada fesat çıkarıp kan döken birini mi meydana getireceksin; biz seni hamdinle (bizde açığa çıkardığın varlığını değerlendirme haliyle) tespih (her an yeni hale dönüşen isteğine kulluk ederek) ve kudsiyetini (her türlü eksiklikten beri oluşunu) dillendirmiyor muyuz?" dediler. (Buyurdu): "BEN sizin bilmediklerinizin Aliymiyim!. . "

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir[1] halife[2] tayin[3] edeceğim." demişti. Melekler: "Seni övgü ile yüceltip kutsayan bizler dururken orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi yönetici yapacaksın?" dediler. Allah da: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

_Dipnotlar_
- [1] "Bir" sözcüğü; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
- [2] Sözcük anlamı ardıl olan halife; terim olarak, birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip demektir. Halife sözcüğü; ayette, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamında kullanılmıştır.
- [3] "Halife yaratacağım" şeklindeki çeviriler yanlıştır. Zira ayette, "cai'lun" sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcük, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Böyle olunca, doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

### Progressive Muslims

And your Lord said to the Angels: "I am placing a successor on Earth. " They said: "Would You place in it he who would corrupt in it, and spill blood, while we sing Your glory, and praise You" He said: "I know what you do not know."

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And when thy Lord said to the angels: “I am placing in the earth a successor,” they said: “Wilt Thou place therein one who will do harm therein, and shed blood, while we give glory with Thy praise and hallow Thee?” He said: “I know what you know not.”

### Aisha Bewley

When your Lord said to the angels, ‘I am putting a khalif on the earth,’ they said, ‘Why put on it one who will cause corruption on it and shed blood when we glorify You with praise and proclaim Your purity?’ He said, ‘I know what you do not know. ’

### Rashad Khalifa — The Final Testament

Recall that your Lord said to the angels, "I am placing a representative (a temporary god) on Earth." They said, "Will You place therein one who will spread evil therein and shed blood, while we sing Your praises, glorify You, and uphold Your absolute authority?" He said, "I know what you do not know."

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And your Lord said to the angels: "I am placing a successor on the earth." They said: "Will You place in it he who would make corruption in it, and spill blood; while we praise by Your glory, and exalt to You?" He said: "I know what you do not know."

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Sahibin (Rabbin) bir gün meleklere, "Yeryüzünde bir muhalif varlık[1] yaratıyorum." dedi. Melekler, "Orada tabii düzeni bozacak ve kan dökecek bir varlık mı oluşturuyorsun? Ama sen yaptığını güzel yaparsın, sana içten boyun eğmemiz bundandır. Senden dolayı onu değerli sayarız."[2] dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.

_Dipnotlar_
- [1] Muhalif varlık halife'nin sözlük anlamıdır. Halif (خَلِيفَة) kelimesine mübalağa (abartı) için ta(ة)'nın eklenmesiyle oluşmuştur. (Lisan'ul-Arab) İsm-i fail olarak (الخالف), birinin yerine geçen muhalif olan veya arkada kalan anlamlarına gelir. İsm-i mef'ul (المخلوف)  da yerine başkası geçen, muhalefet edilen ve arkasında birini bırakan demektir. Allah Teala şöyle demiştir: "Rabbin farklı tercihte bulunsaydı insanları tek bir toplum yapardı, Sahibinin (Rabbinin) ikramda bulundukları dışında kalanlar birbirlerine muhalif olmayı sürdüreceklerdir. O, onları bunun için yaratmıştır..." (Hud 11/118-119)
- [2] Ayetteki takdis (تقديس),  arındırma demektir (Mekayis). Burada düzen bozuculuktan ve kan dökücülükten arındırma kastedildiği için "değerli sayma" anlamı uygun düşmektedir. "Nukaddisu lek" sözü, "nukaddisuhu lek" takdirindedir.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir[1] halife[2] tayin[3] edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife[2] yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

_Dipnotlar_
- [1] "Bir" sözcüğü; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
- [2] Sözcük anlamı ardıl olan halife; terim olarak, birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip demektir. Halife sözcüğünün ayetteki anlamı, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, imar eden, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamındadır.
- [3] "Halife yaratacağım" anlamındaki çeviriler yanlıştır. Zira ayette "yaratmak" anlamı verilen "cai'lun" sözcüğü, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Bu nedenle doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

### Al-Hilali & Khan

And (remember) when your Lord said to the angels: "Verily, I am going to place (mankind) generations after generations on earth." They said: "Will You place therein those who will make mischief therein and shed blood, - while we glorify You with praises and thanks and sanctify You." He (Allâh) said: "I know that which you do not know."

### Marmaduke Pickthall

And when thy Lord said unto the angels: Lo! I am about to place a viceroy in the earth, they said: Wilt thou place therein one who will do harm therein and will shed blood, while we, we hymn Thy praise and sanctify Thee? He said: Surely I know that which ye know not.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

˹Remember˺ when your Lord said to the angels, "I am going to place a successive ˹human˺ authority on earth." They asked ˹Allah˺, “Will You place in it someone who will spread corruption there and shed blood while we glorify Your praises and proclaim Your holiness?” Allah responded, “I know what you do not know.”[1]

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

Just think[1] when your Lord said to the angels:[2] "Lo! I am about to place a vicegerent[3] on earth," they said: “Will You place on it one who will spread mischief and shed blood[4] while we celebrate Your glory and extol Your holiness?”[5] He said: “Surely I know what you do not know.”[6]

_Dipnotlar_
- [1] Thus far man has been summoned to serve and obey God on the grounds that God is his creator and sustainer, that in His grasp lies man's life and death, that He alone is the Lord Who rules over the entire universe in which he lives. In view of this, the only attitude which can be deemed appropriate for man is one of service and subjection to God. The same idea is presented in the following section, but supported on slightly different grounds In this connection the Qur'an defines precisely the true nature of man and his correct position in the universe. It also enlightens us to a period of man's past which is otherwise inaccessible. What the Qur'an tells us here, with its practical consequences, is of far greater value than knowledge derived by unearthing bones and pottery, and piecing together scattered fragments of information with the help of conjecture.
- [2] The word malak in Arabic means 'message'
- [3] 'Khalifah' or vicegerent is one who exercises the authority delegated to him by his principal, and does so in the capacity of his deputy and agent. Hence, whatever authority he possesses is not inherently his own, but is derived from, and circumscribed by, the limits set by his principal. A vicegerent is not entitled to do what he pleases, but is obliged to carry out the will of his master. If the vicegerent were either to begin thinking himself the real owner and to use the authority delegated to him in whatever manner he pleased, or if he were to acknowledge someone other than the real owner as his lord and master and to follow his directions, these would be deemed acts of infidelity and rebellion.
- [4] This was not said by way of objection or protest. It was said rather by way of inquiry and in order to satisfy their curiosity; it is inconceivable that the angels could object to any of God's decisions. The word 'vicegerent' suggested to them that the proposed species of creation would be placed on earth with some authority. It was incomprehensible to them how a species of being which had been invested with discretionary power and authority could conform with the overall order of the universe, which is based on absolute and involuntary subservience to the Will of God. They thought that investing anyone with authority in any part of the universe would lead to mischief and disorder. It is this aspect which the angels were curious about.
- [5] This does not mean that the angels considered themselves suitable for 'vicegerency'. They merely wanted to point out that God's orders were already being carried out fully, that they - the angels - were engaged in doing His will and that according to His Divine will the entire universe was kept in a state of absolute purity; moreover, God's glory was constantly being extolled and His holiness celebrated. Since allthese things were being done, they wanted to ask what gap was still considered to exist that called for the creation of a new species of being to fill it.The word tasbih has two meanings: (i) to proclaim glory and (ii) to exert oneself earnestly and energetically. In the same way taqdis has two meanings: (i) to celebrate or proclaim holiness and (ii) to purify.
- [6] This was an answer to the latter doubt expressed by the angels. The angels were told that the reason for the appointment of a vicegerent was best known to God alone and could not be understood by them. Despite the services rendered by the angels, something over and above their work was still required. God decided, therefore, to create a new species of being in the world and to invest it with some authority.

### Abdullah Yusuf Ali

Behold, thy Lord said to the angels: "I will create a vicegerent on earth." They said: "Wilt Thou place therein one who will make mischief therein and shed blood?- whilst we do celebrate Thy praises and glorify Thy holy (name)?" He said: "I know what ye know not."

### Taqi Usmani

(Remember) when your Lord said to the angels, "I am going to create a deputy on the earth!" They said, “Will You create there one who will spread disorder on the earth and cause bloodshed, while we proclaim Your purity, along with your praise, and sanctify Your name?” He said, “Certainly, I know what you know not.”

### Abdul Haleem

[Prophet], when your Lord told the angels, ‘I am putting a successor on earth,’ they said, ‘How can You put someone there who will cause damage and bloodshed, when we celebrate Your praise and proclaim Your holiness?’ but He said, ‘I know things you do not.’

### Arthur John Arberry

And when thy Lord said to the angels, 'I am setting in the earth a viceroy. ' They said, 'What, wilt Thou set therein one who will do corruption there, and shed blood, while We proclaim Thy praise and call Thee Holy?' He said, 'Assuredly I know that you know not.'

### Amatul Rahman Omar

And (recall) when your Lord said to the angels, `I am (according to My usual practice) going to appoint a supreme religious head in the land (to convey My Message to human beings and to execute My will in the universe). ' They said, `Will You create (also) therein such (people) as will cause disorder in it and shed blood while we already glorify You with Your true praise and extol Your holiness.' He (- God) answered, `I know that which you do not know.'

### Ali Quli Qarai

When your Lord said to the angels, ‘Indeed I am going to set a viceroy on the earth,’ they said, ‘Will You set in it someone who will cause corruption in it, and shed blood, while we celebrate Your praise and proclaim Your sanctity?’ He said, ‘Indeed I know what you do not know. ’

### E. Henry Palmer

And when thy Lord said unto the angels, 'I am about to place a vicegerent in the earth,' they said, 'Wilt Thou place therein one who will do evil therein and shed blood? we celebrate Thy praise and hallow Thee. ' Said (the Lord), 'I know what ye know not.'

### Mohamed Ahmed - Samira

Remember, when your Lord said to the angels: "I have to place a trustee on the earth," they said: "Will You place one there who would create disorder and shed blood, while we intone Your litanies and sanctify Your name?" And God said: "I know what you do not know. "

### Bijan Moeinian

Your Lord said to the angles: "I am going to place man as my representative on earth. " They said: “Will you place on earth the one who will make mischief and shed blood? You know that we sing Your praises and glorify You [would you kindly explain the rational behind this decision of yours?]

### Mahmoud Ghali

And (remember) as your Lord said to the Angels, "Surely I am making in the earth a successor. " They said, "Will You make therein one who will corrupt in it and shed blood (Literally: bloods) while we (are the ones who) extol (with) Your praise and call You Holy? Literally: hallow for you)" He said, "Surely I know whatever you do not know."

### Hamid S. Aziz

And when your Lord said unto the angels, "I am about to place a Vicegerent (Agent, Successor, Inheritor) in the earth," they said, "Will you place therein one who will do evil therein and shed blood? While we celebrate Thy praise and glorify Thee. " Said (the Lord), "I know what you know not."

### George Sale

When thy Lord said unto the angels, I am going to place a substitute on earth; they said, Wilt thou place there one who will do evil therein, and shed blood? But we celebrate thy praise, and sanctify Thee. God answered, verily I know that which ye know not;

### Muhammad Asad

AND LO! Thy Sustainer said unto the angels: "Behold, I am about to establish upon earth one who shall inherit it. " They said: "Wilt Thou place on it such as will spread corruption thereon and shed blood -whereas it is we who extol Thy limitless glory, and praise Thee, and hallow Thy name?" [God] answered: "Verily, I know that which you do not know."

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

For once Allah made a proclamation, to the angels of a great event; He said to them: "I am inducting a Vicegerent* on earth. " The angels said: "Will You assign the earth to someone who shall make mischief therein, create discord and shed blood, while we adore Your Eternal Name and to You we express our feelings of warm approbation and extoll Your glorious attributes!" "But I am," said Allah, "AL-'Alim, Who knows what you do not know."

### Syed Vickar Ahamed

And (remember) when your Lord said to the angels; "I will create a vicegerent on earth. " They said: "Will You place in there, one who will make mischief and shed blood in there? While we (indeed) celebrate Your Praises and glorify Your Holy (Name)?" He said: "I do know what you do not know."

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And [mention, O Muúammad], when your Lord said to the angels, "Indeed, I will make upon the earth a successive authority. " They said, "Will You place upon it one who causes corruption therein and sheds blood, while we declare Your praise and sanctify You?" Allah said, "Indeed, I know that which you do not know."

### Shabbir Ahmed

He announced His Plan to the angels (the Universal physical Laws), "Behold, I am about to place a creation in the earth that will inherit it. " They exclaimed, "Will you place on it such creation as will cause disorder therein and shed blood! Whereas we strive to establish Your glory in the Universe and make it manifest that You Lord are Impeccable!" He answered, "Behold, I know that which you know not." ((15:27), (16:49-50)). Human evolution: ((6:2), (7:189), (22:5), (23:12-13), (25:54), (32:7-9), (35:11), (37:11), (71:17)).

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذْ — ve iz | bir zamanlar | — |
| 2 | قَالَ — kale | dedi ki | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 3 | رَبُّكَ — rabbuke | Rabbin | ربب — Ra-Be-Be |
| 4 | لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ — lilmelaiketi | meleklere | ملك — Mim-Lam-Kef |
| 5 | إِنِّى — inni | şüphesiz ben | — |
| 6 | جَاعِلٌۭ — cailun | yaratacağım | جعل — Cim-Ayn-Lam |
| 7 | فِى — fi | -nde | — |
| 8 | ٱلْأَرْضِ — l-erdi | yeryüzü- | ارض — Elif-Ra-Dad |
| 9 | خَلِيفَةًۭ ۖ — halifeten | bir halife | خلف — Kh-Lam-Fe |
| 10 | قَالُوٓا۟ — kalu | dediler (melekler) | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 11 | أَتَجْعَلُ — etec'alu | mi yaratacaksın? | جعل — Cim-Ayn-Lam |
| 12 | فِيهَا — fiha | orada | — |
| 13 | مَن — men | kimse | — |
| 14 | يُفْسِدُ — yufsidu | bozgunculuk yapan | فسد — Fe-Sin-Dal |
| 15 | فِيهَا — fiha | orada | — |
| 16 | وَيَسْفِكُ — ve yesfiku | döken | سفك — Sin-Fe-Kef |
| 17 | ٱلدِّمَآءَ — d-dima'e | kan | دمو — Dal-Mim-Vav |
| 18 | وَنَحْنُ — venehnu | oysa biz | — |
| 19 | نُسَبِّحُ — nusebbihu | tesbih ediyor | سبح — Sin-Be-Ha |
| 20 | بِحَمْدِكَ — bihamdike | seni överek | حمد — Ha-Mim-Dal |
| 21 | وَنُقَدِّسُ — ve nukaddisu | ve takdis ediyoruz | قدس — Kaf-Dal-Sin |
| 22 | لَكَ ۖ — leke | seni | — |
| 23 | قَالَ — kale | dedi | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 24 | إِنِّىٓ — inni | şüphesiz ben | — |
| 25 | أَعْلَمُ — ea'lemu | bilirim | علم — Ayn-Lam-Mim |
| 26 | مَا — ma | şeyleri | — |
| 27 | لَا — la | değilsiniz | — |
| 28 | تَعْلَمُونَ — tea'lemune | siz biliyor | علم — Ayn-Lam-Mim |

---
Önceki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/29-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/31-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-11
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
