# 2. Bakara suresi 43. ayet

- **Sure:** 2. Bakara suresi (İnek) — سُورَةُ ٱلْبَقَرَةِ
- **Ayet:** 43 / 286 · **Cüz:** 1 · **Mushaf sayfası:** 6
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/bakara-suresi/43-ayet-meali

## Arapça

وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِع۪ينَ

## Okunuş

Ve ekimus salate ve atuz zekate verkeu mear rakiin.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Namazı kılınız, zekatı veriniz ve rüku edenlerle beraber rüku ediniz.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Namazı kılın, zekâtı verin; boyun eğenlerle birlikte boyun eğin!

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Salatı ikame edin, zekatı yapın.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra bir çok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
- [2] Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun. Ruku, şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Namazı düzgün ve sürekli kılın,[1] zekatı verin;[2] rüku edenlerle birlikte rüku edin![3]

_Dipnotlar_
- [1] Adem aleyhisselamdan Muhammed aleyhisselama kadar bütün nebiler namazı ve zekatı emretmişlerdir ([Beyyine 98/5](https://acikkuran.com/98/5)). Namazı kılıp zekatı vermek, nebilerin yolunda olmanın olmazsa olmaz göstergesidir. İsrailoğullarından da bu konuda söz alınmıştır ([Bakara 2/83,](https://acikkuran.com/2/83) [Maide 5/12](https://acikkuran.com/5/12)).
- [2] Zekat kelimesi, "gelişme" anlamına gelen z-k-v (زكو) kökünden türemiştir. Zekat, muhtaç kesimin ve kamunun ([Tevbe 9/60](https://acikkuran.com/9/60)) ihtiyacını giderip mal ve hizmet dolaşımının önündeki engelleri kaldırarak ekonomiyi geliştirir.
- [3] Bu ifade, namazı cemaatle kılmanın önemini gösterir.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.[16]

_Dipnotlar_
- [16] Zekat verilmesi buyruğu, Kur'an'ın otuz ayetinde ve namaz kılınması buyruğu ile birlikte bildirilmiştir. Zekat ölçüsü de 2:219 ayetinde bildirilmiştir. İsrailoğullarına bildirilen namaz ve zekat buyruğu, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 12:27,28 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsrailoğulları, eğilip secde kıldılar. Sonra gidip, Rabbin, Musa'yla Harun'a verdiği buyruğu eksiksiz uyguladılar."

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Namazı istikametle kılın, zekatı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Namazı kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Namazda dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız yardımda bulunun ve namazda rüku edenlerle birlikte rüku edin.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

hem namazı dürüst kılın ve zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle (Allah'ın huzurunda eğilenlerle) beraber eğilin.

### Gültekin Onan

Namazı gözetin (kıyam), zekatı verin ve eğilenlerle / rüku edenlerle (ma'arrakiiyn) birlikte eğilin / rüku edin (verkeu).

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Dosdoğru namaz kılın, zekat verin, rüku' eden (mümin) lerle birlikde rüku' edin (cemaate devam edin).

### İbni Kesir

Namazı kılın, zekatı verin, rüku' edenlerle birlikte rüku edin.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Namazı kılın, zekatı verin, (Allah'ın emrine) boyun eğenlerle boyun eğin.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Salatı ikame edin (afaki ve enfüsi yönelişi yaşayın), zekatı (size bağışlananın bir kısmını karşılıksız) verin; rüku edenlerle beraber rüku edin.  (Varlığınızdaki Allah Esma'sının azametini hissedip, tespih edin ve bunun nefsin hakikati olan Muhıyt tarafından algılandığını, rükudan kalkıp "semi'Allahu. . . . . . " derken fark edin. )

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Salatı ikame edin, zekatı verin.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Salatı ikame etmek, zekatı vermek: İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
- [2] Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle teslim olanlarla birlikte olun.

### Progressive Muslims

And hold the contact-method, and contribute towards betterment, and kneel with those who kneel.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And uphold the duty, and render the purity, and be lowly with the lowly.

### Aisha Bewley

Establish salat and pay zakat and bow with those who bow.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

You shall observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), and bow down with those who bow down.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And hold the contact prayer, and contribute towards purification, and kneel with those who kneel.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin![1].

_Dipnotlar_
- [1] Bu ayet, ehl-i kitabın tıpkı bizim gibi namaz ve zekat ibadetleriyle yükümlü olduğunu gösterir.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Salatı ikame edin, zekatı yapın.[1] Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, "vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğü "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir."
- [2] Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

Establish Prayer and dispense Zakah (the Purifying Alms)[1] and bow in worship with those who bow.

_Dipnotlar_
- [1] Prayer and Purifying Alms (Zakah) have always been among the most important pillars of the Islamic faith. Like other Prophets, the Prophets of Israel laid great stress upon them. The Jews had, however, become very negligent about these duties. Congregational Prayer had all but ceased among them; in fact, a great majority of the Jews did not perform Prayers even individually. They had also not only ceased to pay Purifying Alms, but some had even gone so far as to make their living out of interest.

### Marmaduke Pickthall

Establish worship, pay the poor-due, and bow your heads with those who bow (in worship).

### Al-Hilali & Khan

And perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât and bow down (or submit yourselves with obedience to Allâh) along with Ar-Raki‘ûn[1].

### Abdullah Yusuf Ali

And be steadfast in prayer; practise regular charity; and bow down your heads with those who bow down (in worship).

### Taqi Usmani

And be steadfast in Salāh (prayer), and pay Zakāh, and bow down with those who bow down.

### Abdul Haleem

Keep up the prayer, pay the prescribed alms, and bow your heads [in worship] with those who bow theirs.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

Establish prayer, pay alms-tax,[1] and bow down with those who bow down.

### E. Henry Palmer

Be steadfast in prayer, give the alms, and bow down with those who bow.

### Hamid S. Aziz

Be steadfast in worship, give alms, and bow down with those who bow.

### Mahmoud Ghali

And keep up the prayer and bring the Zakat (i. e., pay the obligatory poor-dues) and bow down with the ones bowing down.

### Ali Quli Qarai

And maintain the prayer, and give the zakāt, and bow along with those who bow [in prayer].

### Amatul Rahman Omar

And observe Prayer, present Zakât (- purifying alms) and devote yourselves to the service of God along with those who are wholly devoted (to the service of one God).

### Bijan Moeinian

Worship Me on regular basis, devote a part of your income to charity, and join those who worship Me by bowing down before me.

### Arthur John Arberry

And perform the prayer, and pay the alms, and bow with those that bow.

### George Sale

observe the stated times of prayer, and pay your legal alms, and bow down yourselves with those who bow down.

### Mohamed Ahmed - Samira

Be firm in devotion; give zakat (the due share of your wealth for the welfare of others), and bow with those who bow (before God).

### Shabbir Ahmed

And help establish the Divinely guided System in the society, and help set up the equitable Economic Order. And bow to these Commands as others have bowed.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Pay reverence and veneration to Me, and duly engage in worship and give zakat (alms), for zakat is but a vehicle of prayer, and bow the knees with those who bow their knees to Me in reverence and adoration".

### Muhammad Asad

and be constant in prayer, and spend in charity, and bow down in prayer with all who thus bow down.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And establish prayer and give zakah and bow with those who bow [in worship and obedience].

### Syed Vickar Ahamed

And be steadfast in prayer: Practice regular charity: And bow down your heads with those who bow down (in worship).

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَأَقِيمُوا۟ — ve ekimu | ve ayakta tutun | قوم — Kaf-Vav-Mim |
| 2 | ٱلصَّلَوٰةَ — s-salate | salatı | صلو — Sad-Lam-Vav |
| 3 | وَءَاتُوا۟ — ve atu | ve verin | اتي — Elif-Te-Ye |
| 4 | ٱلزَّكَوٰةَ — z-zekate | zekatı | زكو — Za-Kef-Vav |
| 5 | وَٱرْكَعُوا۟ — verkeu | ve ruku edin | ركع — Ra-Kef-Ayn |
| 6 | مَعَ — mea | beraber | — |
| 7 | ٱلرَّٰكِعِينَ — r-rakiiyne | rüku edenlerle | ركع — Ra-Kef-Ayn |

---
Önceki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/42-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/44-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-11
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
