# 2. Bakara suresi 57. ayet

- **Sure:** 2. Bakara suresi (İnek) — سُورَةُ ٱلْبَقَرَةِ
- **Ayet:** 57 / 286 · **Cüz:** 1 · **Mushaf sayfası:** 7
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/bakara-suresi/57-ayet-meali

## Arapça

وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ   كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

## Okunuş

Ve zallelna aleykumul gamame ve enzelna aleykumul menne ves selva kulu min tayyibati ma razaknakum ve ma zalemuna ve lakin kanu enfusehum yazlimun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik de,"Verdiğimiz iyi nimetlerden yiyiniz" dedik. Hakikatte onlar bize değil, sadece kendilerine kötülük ettiler.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Sizi bulutla gölgelendirmiş, size kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiş (vermiş),[1] "Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin!" (demiştik). (Emirlerimizi dinlememekle) onlar bize zulmetmemişlerdi; ancak kendilerine yazık etmişlerdi.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Benzer mesajlar: A‘râf 7:160; Tâhâ 20:80.
- [2] Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Rûm 30:9; Zuhruf 43:76.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn[1] ve bıldırcın bağışladık.[2] "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize[3] zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

_Dipnotlar_
- [1] Reçine türü bir yiyecek. Ekmek. Kudret helvası. Dayanma gücü.
- [2] Çevirilerde, "Kudret helvası ve bıldırcın indirdik." şeklinde verilen anlam doğru değildir. Zira indirdik anlamındaki "enzele" kelimesinin diğer bir anlamı da bağışlama, ikram etmektir. Bu ayette "enzele" kelimesi "ikram ettik, bağışladık." anlamındadır.
- [3] Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği, gücü, büyüklüğü" ifade etmektedir. "Biz" çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı/kendisi söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarını veya yapacaklarını bildiren ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite, yönetici kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Bulutları üzerinize gölgelik yaptık, men /kudret helvası[1] ve selva /bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin."[2] dedik. Yanlışı bize değil, kendilerine yapıyorlardı.

_Dipnotlar_
- [1] "Kudret helvası" anlamı verilen "men" kelimesinin, Allah tarafından İsrailoğullarına indirilen tatlı bir yiyecek olduğu anlaşılmaktadır. Selva bıldırcın olduğu için onların, "Tek çeşit yemeğe katlanamayacağız" demeleri ([Bakara 2/61](https://acikkuran.com/2/61)) men'in ekmek gibi bir şey olmasını gerektirir. Nitekim Tevrat'ta "Menin kırağı şeklinde küçük ve yuvarlak, kişniş tohumu gibi beyaz ve ak günlük görünüşünde olduğu, lezzetinin ballı yufkaya benzediği belirtilir (Çıkış, 16/14, 31). Ayrıca Tevrat'ta şu ifadeler yer alır: "Rab Musa'ya, "Size gökten ekmek yağdıracağım" dedi, "Halk her gün gidip günlük ekmeğini toplayacak. Böylece onları sınayacağım: Benim yasama göre yaşıyorlar mı, yaşamıyorlar mı, göreceğim" (Çıkış 16/4-5). "Men kişniş tohumuna benzerdi, görünüşü de reçine gibiydi. Halk çıkıp onu toplar, değirmende öğütür ya da havanda döverdi. Çömlekte haşlayıp pide yaparlardı. Tadı zeytinyağında pişirilmiş yiyeceklere benzerdi" (Çölde Sayım 11/7-8).
- [2] Allah onlara, bu konuda taşkınlık etmemelerini emretmişti ([Taha 20/80](https://acikkuran.com/20/80)-[81](https://acikkuran.com/20/81)). Yaptıkları taşkınlık, Tevrat'ta şu şekilde açıklanır: "RAB'bin buyruğu şudur: 'Herkes yiyeceği kadar toplasın. Çadırınızdaki her kişi için birer omer alın.'" İsrailoğulları söyleneni yaptılar. Kimi çok, kimi az topladı. Omerle ölçtüklerinde, çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu. Herkes yiyeceği kadar toplamıştı. Musa onlara, "Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın" dedi. Ama bazıları ona aldırmayıp sabaha bıraktılar. Bıraktıkları kurtlanıp kokmaya başlayınca Musa onlara öfkelendi" (Mısır'dan Çıkış 16:16-20).

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sizi, bulutlarla gölgelendirdik; güç helvası ve bıldırcın indirdik. "Size verdiğimiz temiz yiyeceklerden yiyin!" Onlar, Bize haksızlık etmediler. Tam tersine, kendilerine yazık ettiler.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Üzerinizdeki bulutla sizi gölgeledik, size menn ve selva ikram ettik: Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin (diyerek)... Bize kötülük etmediler, fakat kötülük ettikleri yalnızca kendileriydi.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: "rızk olarak size verdiklerimizin, en temizlerinden yiyin." dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve üstünüze o bulutu gölgelik yaptık ve size verdiğimiz güzel rızıklardan yiyin diye üzerinize hem kudret helvası, hem de bıldırcın indirdik. Bize zulmetmediler, belki kendilerine ediyorlardı.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Ve bulutların sizi gölgeleri ile ferahlatmasını sağladık, ayrıca "Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yararlanın" (diyerek) kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. O soydaşlarınız (işledikleri günahlarla) bize hiçbir zarar vermediler, fakat (sadece) kendilerine zulmettiler.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve üstünüze o bulutu gölgelik çekdik, ve "size kısmet ettiğimiz hoş rızıklardan yeyin" diye üzerinize hem kudret helvası, hem bıldırcın indirdik, zulmü, bize etmediler lakin kendilerine ediyorlardı.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

bulutu üstünüze gölgelik çektik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik: "Size verdiğimiz güzel rızıklardan yeyin," (dedik). Ama onlar bize değil, kendi kendilerine zulmediyorlardı.

### Gültekin Onan

Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için manna ve bıldırcın (selva) indirmiştik: "Sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden (tayyib) yiyin (külu)" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefslerine zulmetmişlerdi.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Ve ("Tih" de güneşin sıcaklığından korunmanız için) üstünüze (ince bir) bulutu gölge yapmış, size (orada) kudret helvasiyle yelve kuşunu indirmiş, "Size rızk olarak verdiğimiz şeylerin iyilerinden, güzellerinden (en temiz ve halal olanlarından) yeyin" (onları gizlice saklayıb ve biriktirib de nankörlük ve tama'karlık etmeyin demişdik). Onlar (o nankörlükleriyle) bize zulmetmemişler, fakat kendi kendilerine zulmetmişlerdi.

### İbni Kesir

Ve üstünüze bulutları gölge yaptık. Kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyilerinden, güzellerinden yeyin. Onlar bize değil ancak kendi nefislerine zulmekteydiler.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Ve sizi (yakıcı Hakikatten perdeleyen ve beşeriyetinizin idamesini sağlayan) bulutla gölgeledik; üzerinize menn (varlığınızı oluşturan Allah Esma'sındaki kudret kuvvesi) ve selva (manevi aleminizi hissetme duygusu) inzal ettik (hakikatinizden şuurunuza). . . "Rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri yeyin", dedik. Onlar (hakikat bilgisini değerlendirmeyerek) bize zulmetmediler, kendi nefslerine zulmettiler! (Burada ayetin bir batın yorumuna yer verilmiştir zahir anlamı yanı sıra. A. H. )

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size kudret helvası ve bıldırcın bağışladık.[1] "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize değil, yalnızca kendilerine zulmediyorlardı.

_Dipnotlar_
- [1] Çevirilerde, "indirdik" şeklinde yer alan "enzelna" sözcüğü, "indirdik" anlamının yanı sıra, "bağışladık" anlamına da gelmektedir. Sözcük burada "indirdik" anlamıyla değil, bağışladık anlamıyla kullanılmıştır.

### Progressive Muslims

And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you. " They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And We caused the cloud to overshadow you; and We sent down upon you manna and quails: “Eat of the good things that We have provided you.” And they wronged Us not, but they wronged their souls.

### Aisha Bewley

And We shaded you with clouds and sent down manna and quails to you: ‘Eat of the good things We have provided for you. ’ They did not wrong Us; rather it was themselves they were wronging.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

We shaded you with clouds (in Sinai), and sent down to you manna and quails: "Eat from the good things we provided for you." They did not hurt us (by rebelling); they only hurt their own souls.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Bir de bulutları üzerinize gölgelik yapmış, kudret helvası ve bıldırcın indirmiş, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." demiştik. Onlar bize yanlış yapmadılar; yanlışı kendilerine yapıyorlardı.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn[1] ve bıldırcın bağışladık.[2] "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize[3] zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

_Dipnotlar_
- [1] Reçine türü bir yiyecek. Ekmek. Kudret helvası. Güç, dayanma gücü.
- [2] Çevirilerde, "Kudret helvası ve bıldırcın indirdik." şeklinde verilen anlam doğru değildir. Zira indirdik anlamındaki "enzele" sözcüğünün diğer bir anlamı da bağışlama, ikram etmedir. Bu ayette "enzele" sözcüğü "ikram ettik, bağışladık." anlamındadır.
- [3] Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği", "gücü", "büyüklüğü" ifade etmektedir. Biz çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı/kendisi söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarına veya yapacaklarına yönelik ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite, yönetici kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır.

### Abdullah Yusuf Ali

And We gave you the shade of clouds and sent down to you Manna and quails, saying: "Eat of the good things We have provided for you:" (But they rebelled); to us they did no harm, but they harmed their own souls.

### Taqi Usmani

And We made the cloud give you shade, and sent down to you Mann and Salwā: "Eat of the good things We have provided to you". And they (by their ingratitude) did Us no harm, but were harming only themselves.

### Abdul Haleem

We made the clouds cover you with shade, and sent manna and quails down to you, saying, ‘Eat the good things We have provided for you.’ It was not Us they wronged; they wronged themselves.

### Marmaduke Pickthall

And We caused the white cloud to overshadow you and sent down on you the manna and the quails, (saying): Eat of the good things wherewith We have provided you - they wronged Us not, but they did wrong themselves.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

And We caused a cloud to comfort you with shade,[1] and We sent down upon you manna and the quails,[2] (saying): "Eat of the good wherewithal that We have provided you as sustenance." And by their sinning (your forefathers) did not wrong Us: it is they themselves whom they wronged.

_Dipnotlar_
- [1] That is, God provided them with shade from clouds in the Sinai peninsula where there was no shelter from the heat of the sun. It should be remembered that the Israelites had left Egypt in their hundreds of thousands. In Sinai, there were not even any tents in which they could shelter, never mind proper houses. But for the fact that God by His grace kept the sky, overcast for a considerable period, these people would have been scorched to death by the heat of the sun.
- [2] Manna and quails constituted the natural food that was continually made available to them throughout the forty years of their wandering in the Sinai desert. Manna was like coriander seed. When the dew fell in the night, manna fell with it from above. By God's grace the quails were made available so plentifully that the entire nation was able to live on them alone and so escaped starvation. (For details regarding manna and quails see Exodus 16; Numbers 11: 7-9 and 31-2; Joshua 5: 12)

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

And ˹remember when˺ We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails,[1] ˹saying˺, "Eat from the good things We have provided for you." The evildoers ˹certainly˺ did not wrong Us, but wronged themselves.

### Al-Hilali & Khan

And We shaded you with clouds and sent down on you Al-Manna [1] and the quails, (saying): "Eat of the good lawful things We have provided for you," (but they rebelled). And they did not wrong Us but they wronged themselves.

### George Sale

And We caused clouds to overshadow you, and manna and quails to descend upon you, saying, eat of the food things which We have given you for food: And they injured not Us, but injured their own souls.

### Arthur John Arberry

And We outspread the cloud to overshadow you, and We sent down manna and quails upon you: 'Eat of the good things wherewith We have provided you. And they worked no wrong upon Us, but themselves they wronged.

### Amatul Rahman Omar

Then We outspread the cloud to be a shade over you and We supplied you Manna and Quails, (saying,) `Eat of the good things We have provided you. ' They (disobeyed and by so doing) did Us no harm but it is themselves that they had been doing harm to.

### Bijan Moeinian

Remember also when we sent the cloud to cast shadow over you and fed you with manna [falling on the ground like dew-drops] and salva [flying in thousands like quails], saying: "Eat of these clean and pure provisions. " All their rebellions did not hurt Us but harmed their own souls.

### E. Henry Palmer

And we overshadowed you with the cloud, and sent down the manna and the quails; 'Eat of the good things we have given you. ' They did not wrong us, but it was themselves they were wronging.

### Hamid S. Aziz

And We overshadowed you with the cloud, and sent down the manna and the quails; "Eat of the good things we have given you. " They did not wrong Us, but it was themselves they were wronging.

### Mahmoud Ghali

And We overshadowed you with mists and We sent down manna and quails upon you. "Eat of whatever good things We have provided you." And in no way did they do injustice to Us, but they were doing injustice to themselves.

### Ali Quli Qarai

And We shaded you with clouds, and We sent down to you manna and quails: ‘Eat of the good things We have provided for you. ’ And they did not wrong Us, but they used to wrong [only] themselves.

### Mohamed Ahmed - Samira

And made the cloud spread shade over you, and sent for you manna and quails that you may eat of the good things We have made for you. No harm was done to Us, they only harmed themselves.

### Muhammad Asad

And We caused the clouds to comfort you with their shade, and sent down unto you manna and quails. [saying,] "Partake of the good things which We have provided for you as sustenance." And [by all their sinning] they did no harm unto Us-but [only] against their own selves did they sin.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

"We overshadowed you with the clouds to protect you from the heat of the sun and We ordained that the heavens provision you with "AL Manna", the continual dew of Our blessed victuals, and with the quails, and We said: "Eat of the worthy victuals with which We provisioned you. " Yet these people were determined to defy Our authority; they did not actually wrong Us, but in fact it was themselves that they had wronged indeed".

### Syed Vickar Ahamed

And We gave you the shade of clouds and sent down to you manna and quails, (food and birds) saying: "Eat of the good things We have provided for you. " (But they rebelled) and, to Us they did no harm, but they harmed their own souls.

### Shabbir Ahmed

(When you mended your ways, and established the Divine System) you saw the cool shade of Our Mercy and We bestowed upon you Our Bounties in abundance, the heavenly sustenance. "Partake of the decent things We have provided you." And they had done no harm unto Us - But they certainly had harmed their own 'Selves'.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails, [saying], "Eat from the good things with which We have provided you. " And they wronged Us not - but they were [only] wronging themselves.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَظَلَّلْنَا — ve zellelna | ve gölgelendirdik | ظلل — Zay-Lam-Lam |
| 2 | عَلَيْكُمُ — aleykumu | üstünüze | — |
| 3 | ٱلْغَمَامَ — l-gamame | bulutu | غمم — Gayn-Mim-Mim |
| 4 | وَأَنزَلْنَا — ve enzelna | ve indirdik | نزل — Nun-Za-Lam |
| 5 | عَلَيْكُمُ — aleykumu | size | — |
| 6 | ٱلْمَنَّ — l-menne | kudret helvası | منن — Mim-Nun-Nun |
| 7 | وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ — ve sselva | ve bıldırcın | سلو — Sin-Lam-Vav |
| 8 | كُلُوا۟ — kulu | yeyin | اكل — Elif-Kef-Lam |
| 9 | مِن — min | -den | — |
| 10 | طَيِّبَـٰتِ — tayyibati | güzellikler- | طيب — Ta-Ye-Be |
| 11 | مَا — ma | şeyleri | — |
| 12 | رَزَقْنَـٰكُمْ ۖ — razeknakum | rızık olarak verdiğimiz | رزق — Ra-Za-Kaf |
| 13 | وَمَا — ve ma | ve değildi | — |
| 14 | ظَلَمُونَا — zelemuna | bize zulmediyor | ظلم — Zay-Lam-Mim |
| 15 | وَلَـٰكِن — velakin | ama | — |
| 16 | كَانُوٓا۟ — kanu | idiler | كون — Kef-Vav-Nun |
| 17 | أَنفُسَهُمْ — enfusehum | kendilerine | نفس — Nun-Fe-Sin |
| 18 | يَظْلِمُونَ — yezlimune | zulmetmekteler | ظلم — Zay-Lam-Mim |

---
Önceki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/56-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/bakara-suresi/58-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-11
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
