# 28. Kasas suresi 51. ayet

- **Sure:** 28. Kasas suresi (Kıssalar) — سُورَةُ ٱلْقَصَصِ
- **Ayet:** 51 / 88 · **Cüz:** 20 · **Mushaf sayfası:** 391
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/kasas-suresi/51-ayet-meali

## Arapça

وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ الْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۜ‌۟

## Okunuş

Ve lekad vassalna lehumul kavle leallehum yetezekkerun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Andolsun ki, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü birbiri ardınca yetiştirmişizdir.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye o sözü (Kur'an'ı) onlara ulaştırmıştık.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü[1] ardı ardına yolladık.

_Dipnotlar_
- [1] Vahyi.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Biz onlar için (Kur'an ve önceki kitaplardaki) sözleri ilişkilendirdik ki doğru bilgileri kullansınlar[1].

_Dipnotlar_
- [1] "Sözler" diye tercüme edilen "el-kavl" kelimesi marife olduğu için "Allah'ın sözleri" anlamına gelir ve Allah'ın tüm kitaplarını kapsar. Yüce Allah'ın Adem'den (a.s.) itibaren gönderdiği tek din İslam'dır ([Al-i İmran 3/19](https://acikkuran.com/3/19)). İmtihan, ceza, nesih ya da tasdik ilişkisinin gerçekleşmesi için şeriatlar arasında bazı farklar oluşmuşsa da ([Maide 5/48](https://acikkuran.com/5/48)) genel yapı hep aynı kalmıştır. Bu sebeple ilahi kitaplar hiçbir zaman insanlara, bilmedikleri, duymadıkları şeyleri getirmemiştir ([Mu'minun 23/68,](https://acikkuran.com/23/68) [Zümer 39/18,](https://acikkuran.com/39/18) [Şura 42/13,](https://acikkuran.com/42/13) [A'la 87/18](https://acikkuran.com/87/18)-[19](https://acikkuran.com/87/19)). Ayette fiil kalıbı kullanılan "tavsil" sözcüğü, ilahi kitaplar arasındaki bu ilişkiyi ifade eder. Yani tüm ilahi kitaplar kendilerinden önceki kitaplar ile irtibatlı ve birbirini tasdik eder şekilde indirilmiştir. Bu, gelen her kitabın meşruiyetini temellendirmek içindir. Ayetin sonundaki "...doğru bilgileri kullansınlar" ifadesi bunu göstermektedir. Dahası bu ayetin devamındaki ayetlerde, kendilerinde var olan kitabi bilgiyi kullanarak Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu tespit eden ve gereğini yapanlardan övgüyle bahsedilmektedir.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Gerçek şu ki, sözü, art arda onlara ulaştırdık; belki öğüt alırlar diye.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Doğrusu Biz bu ilahi sözü onlara adım adım ulaştırdık ki, belki (sorumluluklarını) hatırlarlar.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Yemin olsun, biz onlar için sözü ardarda getirdik ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, iyi düşünsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da uladık.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Gerçek şu ki, Biz vahyi onlara adım adım ulaştırdık ki böylece belki (üzerinde düşünür), akıllarında tutarlar.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Celalim hakkı için onlar hakkında sözü uladık da uladık ki iyi düşünsünler

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Andolsun biz, düşünüp öğüt alsınlar diye onlar için sözü(müzü) birbirine bitiştirdik (ardı ardına gerçeği kanıtlayan ayetler gönderdik).

### Gültekin Onan

Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Andolsun ki biz onlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, sözü birbiri ardınca inzal edib durmuşuzdur.

### İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, onlar için sözü birbirine bitiştirdik. Belki düşünürler diye.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü ard arda bildirdik.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Andolsun ki onlara sözümüzü ardı ardına ulaştırdık. . . Umulur ki hatırlayıp düşünürler!

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü[1] ardı ardına yolladık.

_Dipnotlar_
- [1] Vahyi.

### Progressive Muslims

And We have delivered the message, perhaps they may take heed.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And We have caused the word to reach them, that they might take heed.

### Aisha Bewley

We have conveyed the Word to them so that hopefully they will pay heed.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

We have delivered the message to them, that they may take heed.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And We have delivered the message, perhaps they may take heed.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Bu sözleri onlar için peş peşe sıraladık. Belki kafalarını çalıştırırlar.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü[1] ardı ardına yolladık.

_Dipnotlar_
- [1] Vahyi.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

We have constantly conveyed them the word (of admonition) that they may take heed.[1]

_Dipnotlar_
- [1] That is, "As far as conveying of the admonition is concerned, we have done full justice to it in the Quran in the best way. But guidance is attained only by him who gives up stubbornness and frees his heart from prejudices and is inclined to accept the truth willingly and sincerely."

### Marmaduke Pickthall

And now verily We have caused the Word to reach them, that haply they may give heed.

### Al-Hilali & Khan

And indeed now We have conveyed the Word (this Qur’ân in which is the news of everything) to them, in order that they may remember (or receive admonition).

### Taqi Usmani

And We have conveyed (Our) word to them one after the other, so that they may receive the advice.

### Abdullah Yusuf Ali

Now have We caused the Word to reach them themselves, in order that they may receive admonition.

### Abdul Haleem

We have caused Our Word to come to them so that they may be mindful.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

Indeed, We have steadily delivered the Word ˹of Allah˺ to the people so they may be mindful.

### Bijan Moeinian

I have [been more than just and have] delivered the message to them [over and over again] so that they may have the [ultimate] guidance.

### Mahmoud Ghali

And indeed We have already clearly conveyed to them the Word, (Literally: the Saying) that possibly they would remind themselves.

### Mohamed Ahmed - Samira

We have been sending word to them that they may take a warning.

### Ali Quli Qarai

Certainly We have concatenated the Word for them so that they may take admonition.

### Amatul Rahman Omar

We have been sending uninterrupted revelations to them so that they may rise to eminence.

### George Sale

And now have We caused our word to come unto them, that they may be admonished.

### Hamid S. Aziz

And if they cannot answer you, then know that they follow their own lusts (prejudices, fantasies, superstitions); and who is more in error than he who follows his own lust without guidance from Allah? Verily, Allah guides not a wrong doing people.

### Arthur John Arberry

Now We have brought them the Word; haply they may remember.

### E. Henry Palmer

And we caused the word to reach them, haply they may be mindful!

### Muhammad Asad

NOW, INDEED, We have caused this word [of Ours] to reach mankind step by step, so that they might [learn to] keep it in mind.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

We have already imparted to them the divine knowledge to guide then into all truth that they may hopefully lift to Allah their inward sight and keep Him in mind.

### Shabbir Ahmed

Now, indeed, We have caused this Word to reach mankind step by step, so that they might take it to their heart. ('Wassalna' embraces 'step by step').

### Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have made the Word (this Quran) reach them, so that they may remember and receive the warning.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And We have [repeatedly] conveyed to them the Qur'an that they might be reminded.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَلَقَدْ — velekad | ve andolsun | — |
| 2 | وَصَّلْنَا — vessalna | biz birbirine bitiştirdik | وصل — Vav-Sad-Lam |
| 3 | لَهُمُ — lehumu | onlar için | — |
| 4 | ٱلْقَوْلَ — l-kavle | sözü(müzü) | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 5 | لَعَلَّهُمْ — leallehum | belki | — |
| 6 | يَتَذَكَّرُونَ — yetezekkerune | düşünüp öğüt alırlar | ذكر — Zal-Kef-Ra |

---
Önceki: https://acikkuran.com/kasas-suresi/50-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/kasas-suresi/52-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-20
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
