# Elif-Ra-Dad — ارض (ArD)

> Kur'an'da 461 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/ArD

- **Anlam:** yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
- **Türevleri:** أَرْض (461)

## Geçtiği ayetler

_Sayfa 1 / 5_

### 2. Bakara suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ  قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

Ve iza kile lehum la tufsidu fil ardı, kalu innema nahnu muslihun.

Onlara, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." denildiğinde, "Biz ancak düzelticileriz." derler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/11-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضَ — l-erde · "yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Ellezi ceale lekumul arda firaşen ves semae binaa, ve enzele mines semai maen fe ahrece bihi mines semarati rızkan lekum, fe la tec'alu lillahi endaden ve entum ta'lemun.

O ki sizin için yeri bir döşek, göğü de bir bina yaptı ve gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. O halde, Allah'a bile bile denkler koşmayın.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/22-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "yeryüzü-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

Ellezine yenkudune ahdallahi min ba'di misakıh, ve yaktaune ma emerallahu bihi en yusale ve yufsidune fil ard ulaike humul hasirun.

O kimseler misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozarlar. Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/27-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

Huvellezi halaka lekum ma fil ardı cemian summesteva iles semai fe sevvahunne seb'a semavat, ve huve bi kulli şey'in alim.

O ki yeryüzündekilerin tamamını sizin için yarattı. Sonra O, göğe isteva etti; onları yedi gök halinde düzenledi. O, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/29-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzü-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ  قَالُٓوا اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni cailun fil ardı halifeh, kalu e tec'alu fiha men yufsidu fiha ve yesfikud dima, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek, kale inni a'lemu ma la ta'lemun.

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/30-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قَالَ يَٓا اٰدَمُ اَنْبِئْهُمْ بِاَسْمَٓائِهِمْۚ فَلَمَّٓا اَنْبَاَهُمْ بِاَسْمَٓائِهِمْۙ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ

Kale ya ademu enbi'hum bi esmaihim, fe lemma enbeehum bi esmaihim, kale e lem ekul lekum inni a'lemu gaybes semavati vel ardı ve a'lemu ma tubdune ve ma kuntum tektumun.

Allah: "Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/33-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzü-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

فَاَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَاَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا ف۪يهِۖ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ

Fe ezellehumaş şeytanu anha fe ahrecehuma mimma kana fih, ve kulnahbitu ba'dukum li ba'din aduvv, ve lekum fil ardı mustekarrun ve metaun ila hin.

Fakat şeytan onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin. Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/36-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzü-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْناًۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ

Ve izisteska musa li kavmihi fe kulnadrib bi asakel hacer fenfeceret minhusneta aşrete ayna, kad alime kullu unasin meşrebehum kulu veşrebu min rızkıllahi ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

Hani! Musa, halkı için su istemişti. Biz de demiştik ki: "Asanla kayaya vur." Bunun üzerine kayadan on iki göz su fışkırmıştı. Her grup hangi kaynaktan içeceğini bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için fakat asilik yaparak yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/60-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضُ — l-erdu · "yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّٓائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۜ قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ اِهْبِطُوا مِصْراً فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْۜ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۟

Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamin vahidin fed'u lena rabbeke yuhric lena mimma tunbitulardu min bakliha ve kıssaiha ve fumiha ve adesiha ve basaliha, kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayr, ihbitu mısran fe inne lekum ma seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi gadabin minallah, zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi gayril hak, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedun.

Hani! Musa'ya: "Ey Musa, asla tek çeşit yiyeceğe dayanamayız. Rabb'inden bizim için yerden çıkan ürünlerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarmasını iste." demiştiniz. Musa da: "Daha değerli olanı daha değersiz olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin; sizin istedikleriniz orada var." dedi. Böylece, onların üzerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerine inanmadıklarından ve nebilerini haksız yere öldürmelerindendi. Bütün bunlar, onların asileşip haddi aşmalarındandır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/61-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضَ — l-erde · "yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا ذَلُولٌ تُث۪يرُ الْاَرْضَ وَلَا تَسْقِي الْحَرْثَۚ مُسَلَّمَةٌ لَا شِيَةَ ف۪يهَاۜ قَالُوا الْـٰٔنَ جِئْتَ بِالْحَقِّۜ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا يَفْعَلُونَ۟

Kale innehu yekulu inneha bakaratun la zelulun tusirul arda ve la teskıl hars, musellemetun la şiyete fiha kalul'ane ci'te bil hakk, fe zebehuha ve ma kadu yef'alun.

Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/71-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 107. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۗ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ

E lem ta'lem ennellahe lehu mulkus semavati vel ard, ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir.

Göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin için Allah'ın yanı sıra ne bir veli ne de bir yardımcı vardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/107-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 116. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۖ — vel'erdi · "ve yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَقَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداًۙ سُبْحَانَهُۜ بَلْ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ

Ve kaluttehazellahu veleden, subhaneh, bel lehu ma fis semavati vel ard, kullun lehu kanitun.

"Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir. Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/116-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 117. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۖ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

بَد۪يعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

Bedius semavati vel ard, ve iza kada emren fe innema yekulu lehu kun fe yekun.

O, göklerin ve yerin Bedi'sidir. Bir şeyin olmasını istediğinde, ona sadece "Ol." der, o da oluverir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/117-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 164. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilleti tecri fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelallahu mines semai min main fe ahya bihil arda ba'de mevtiha ve besse fiha min kulli dabbe, ve tasrifir riyahı ves sehabil musahhari beynes semai vel ardı le ayatin li kavmin ya'kılun.

Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/164-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 164. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضَ — l-erde · "yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilleti tecri fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelallahu mines semai min main fe ahya bihil arda ba'de mevtiha ve besse fiha min kulli dabbe, ve tasrifir riyahı ves sehabil musahhari beynes semai vel ardı le ayatin li kavmin ya'kılun.

Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/164-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 164. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve gök"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilleti tecri fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelallahu mines semai min main fe ahya bihil arda ba'de mevtiha ve besse fiha min kulli dabbe, ve tasrifir riyahı ves sehabil musahhari beynes semai vel ardı le ayatin li kavmin ya'kılun.

Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/164-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 168. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَـلَالاً طَـيِّباًۘ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

Ya eyyuhen nasu kulu mimma fil ardı halalen tayyiben, ve la tettebiu hutuvatiş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.

Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyib olanlarından yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/168-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 205. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِي الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ ف۪يهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ

Ve iza tevella sea fil ardı li yufside fiha ve yuhlikel harse ven nesl, vallahu la yuhıbbul fesad.

Senden ayrılınca, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ürünü ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/205-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 251. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضُ — l-erdu · "dünya"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

فَهَزَمُوهُمْ بِاِذْنِ اللّٰهِۙ وَقَتَلَ دَاوُ۫دُ جَالُوتَ وَاٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُ مِمَّا يَشَٓاءُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَفَسَدَتِ الْاَرْضُ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ ذُوفَضْلٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَ

Fe hezemuhum bi iznillahi, ve katele davudu calute ve atahullahul mulke vel hikmete ve allemehu mimma yeşau, ve lev la def'ullahin nase, ba'dahum bi ba'din le fesedetil ardu ve lakinnallahe zu fadlin alel alemin.

Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/251-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 255. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۗ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum, la te'huzuhu sinetun ve la nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, menzellezi yeşfeu indehu illa bi iznih ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum, ve la yuhitune bi şey'in min ilmihi illa bi ma şae, vesia kursiyyuhus semavati vel ard, ve la yeuduhu hıfzuhuma ve huvel aliyyul azim.

Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/255-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 255. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضَ ۖ — vel'erde · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum, la te'huzuhu sinetun ve la nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, menzellezi yeşfeu indehu illa bi iznih ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum, ve la yuhitune bi şey'in min ilmihi illa bi ma şae, vesia kursiyyuhus semavati vel ard, ve la yeuduhu hıfzuhuma ve huvel aliyyul azim.

Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/255-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 267. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۖ — l-erdi · "yer-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّٓا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَب۪يثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذ۪يهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا ف۪يهِۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Ya eyyuhellezine amenu enfiku min tayyibati ma kesebtum ve mimma ahracna lekum minel ard, ve la teyemmemul habise minhu tunfikune ve lestum bi ahızihı illa en tugmidu fih, va'lemu ennallahe ganiyyun hamid.

Ey İman Edenler! Kazandığınız şeylerin temiz ve iyi olanlarından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Gözünüz kapalı kendinize almayacağınız kötü şeyleri infak etmeyin. Bilin ki: Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/267-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 273. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzü-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

لِلْفُقَـرَٓاءِ الَّذ۪ينَ اُحْصِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ضَـرْباً فِي الْاَرْضِۘ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِۚ تَعْرِفُهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۚ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافاًۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ۟

Lil fukaraillezine uhsiru fi sebilillahi la yestatiune darben fil ardı, yahsebuhumul cahilu agniyae minet teaffuf, ta'rifuhum bi simahum, la yes'elunen nase ilhafa, ve ma tunfiku min hayrin fe innallahe bihi alim.

Yardımlar Allah yolunda mahsur olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Bilmeyenler, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Sen, onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/273-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 284. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۗ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنْ تُبْدُوا مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُۜ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve in tubdu ma fi enfusikum ev tuhfuhu yuhasibkum bihillah, fe yagfiru limen yeşau ve yuazzibu men yeşau, vallahu ala kulli şey'in kadir.

Gökte ve yerde olan her şey, Allah'ındır. İçinizde olanı açıklasanız da gizleseniz de Allah, sizi onunla hesaba çeker. Allah hak eden kimseyi bağışlar, hak eden kimseye de azap eder. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/284-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۜ

İnnallahe la yahfa aleyhi şey'un fil ardı ve la fis sema'.

Kuşkusuz, yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/5-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۗ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Kul in tuhfu ma fi sudurikum ev tubduhu ya'lemhullah, ve ya'lemu ma fis semavati ve ma fil ard, vallahu ala kulli şey'in kadir.

De ki: "İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. O, yerde ve gökte olan her şeyi bilir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/29-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَفَغَيْرَ د۪ينِ اللّٰهِ يَبْغُونَ وَلَهُٓ اَسْلَمَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعاً وَكَرْهاً وَاِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

E fe gayre dinillahi yebgune ve lehu esleme men fis semavati vel ardı tav'an ve kerhen ve ileyhi yurceun.

Yoksa onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa yerde ve gökte bulunanların tamamı isteyerek veya istemeyerek, O'na teslim olmuşlardır. Ve hepsi O'na döndürüleceklerdir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/83-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 91. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "dünya"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَباً وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟

İnnellezine keferu ve matu ve hum kuffarun fe len yukbele min ehadihim mil'ul ardı zeheben ve levifteda bih, ulaike lehum azabun elimun ve ma lehum min nasırin.

Kuşkusuz Kafir olup, Kafir olarak ölenler; kurtulmak için yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler de onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/91-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 109. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve ilallahi turceul umur.

Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/109-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 129. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, yagfiru li men yeşau ve yuazzibu men yeşa', vallahu gafurun rahim.

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O hak edeni bağışlar, hak edene azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/129-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 133. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضُ — vel'erdu · "ve yer kadar olan"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

وَسَارِعُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُۙ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّق۪ينَۙ

Ve sariu ila magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhas semavatu vel ardu, uiddet lil muttekin.

Rabb'inizin bağışlaması ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/133-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 137. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌۙ فَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

Kad halet min kablikum sunenun, fe siru fil ardı fenzuru keyfe kane akıbetul mukezzibin.

Sizden önce de yasalar uygulandı. Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonları nasıl oldu görün.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/137-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 156. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ اِذَا ضَرَبُوا فِي الْاَرْضِ اَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُواۚ لِيَجْعَلَ اللّٰهُ ذٰلِكَ حَسْرَةً ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Ya eyyuhellezine amenu la tekunu kellezine keferu ve kalu li ıhvanihim iza darabu fil ardı ev kanu guzzen lev kanu indena ma matu ve ma kutilu, li yec'alallahu zalike hasreten fi kulubihim vallahu yuhyi ve yumit, vallahu bi ma ta'melune basir.

Ey İman Edenler! Yolculuğa çıkan ya da savaşa katılan kardeşleri hakkında, "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi." diyen, Kafirler gibi olmayın. Allah, bunu, kalplerinde bir hasret olsun diye yaptı. Allah, yaşatan ve öldürendir. Kuşkusuz, Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/156-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 180. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۗ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ هُوَ خَيْراً لَهُمْۜ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْۜ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِه۪ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟

Ve la yahsebennellezine yebhalune bi ma atahumullahu min fadlıhi huve hayran lehum, bel huve şerrun lehum se yutavvekune ma bahilu bihi yevmel kıyameh, ve lillahi mirasus semavati vel ard, vallahu bi ma ta'melune habir.

Allah'ın, lütuf olarak verdiği şeylerden cimrilik eden kimseler, bu tutumlarının kendi yararına olacağını sanmasınlar. Bu, onlar için sadece bir kötülüktür. Cimrilikle yanlarında tuttukları mal, Kıyamet Günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yeryüzünün mirası yalnızca Allah'a aittir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/180-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 189. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۗ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

Ve lillahi mulkus semavati vel ard, vallahu ala kulli şey'in kadir.

Göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/189-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 190. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۚ

İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari le ayatin li ulil elbab.

Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, sağlıklı düşünenler için kesin kanıtlar vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/190-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 191. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلاًۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Ellezine yezkurunallahe kıyamen ve kuuden ve ala cunubihim ve yetefekkerune fi halkıs semavati vel ard, rabbena ma halakte haza batıla, subhaneke fekına azaben nar.

Onlar; ayaktayken, otururken ve yanları üzerine iken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında düşünürler: "Rabb'imiz! Sen, bunu boşuna yaratmadın, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/191-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضُ — l-erdu · "yer ile"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثاً۟

Yevme izin yeveddullezine keferu ve asavur resule lev tusevva bihimul ard. Ve la yektumunallahe hadisa.

Nankörlük edip Resul'e karşı çıkanlar, O Gün yerle bir olmayı isterler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/42-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "yer yüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ  قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراًۙ

İnnellezine teveffahumul melaiketu zalimi enfusihim kalu fime kuntum. Kalu kunna mustad'afine fil ard. Kalu e lem tekun ardullahi vasiaten fe tuhaciru fiha. Fe ulaike me'vahum cehennem ve saet masira.

Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/97-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** أَرْضُ — erdu · "yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ  قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراًۙ

İnnellezine teveffahumul melaiketu zalimi enfusihim kalu fime kuntum. Kalu kunna mustad'afine fil ard. Kalu e lem tekun ardullahi vasiaten fe tuhaciru fiha. Fe ulaike me'vahum cehennem ve saet masira.

Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/97-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَمَنْ يُهَاجِرْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَماً كَث۪يراً وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِه۪ مُهَاجِراً اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً۟

Ve men yuhacir fi sebilillahi yecid fil ardı muragamen kesiran veseah. Ve men yahruc min beytihi muhaciran ilallahi ve resulihi summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alallah. Ve kanallahu gafuran rahima.

Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek pek çok yer ve genişlik bulur. Kim, Allah ve Resul'ü için hicret edip, yurdundan ayrılır da sonra onu ölüm yakalarsa, onun ecri, kesinlikle Allah'a aittir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/100-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِۗ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ اِنَّ الْكَافِر۪ينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُواًّ مُب۪يناً

Ve iza darabtum fil ardı fe leyse aleykum cunahun en taksuru mines salati, in hıftum en yeftinekumullezine keferu. İnnel kafirine kanu lekum aduvven mubina.

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer Kafirlerin size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı kısaltmanızda bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/101-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 126. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "ve yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُح۪يطاً۟

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu bi kulli şey'in muhita.

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Ve Allah, Her Şeyi Kuşatmıştır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/126-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 131. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۗ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِياًّ حَم۪يداً

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve lekad vassaynallezine utul kitabe min kablikum ve iyyakum enittekullah. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu ganiyyen hamida.

Göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Ant olsun, sizden önce Kitap verilenlere ve size Allah'a karşı takvalı olun diye tavsiyede bulunduk. Eğer kafirlik ederseniz, göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan, Övgüye Değer Yegane Varlık yalnızca Allah'tır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/131-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 131. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِياًّ حَم۪يداً

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve lekad vassaynallezine utul kitabe min kablikum ve iyyakum enittekullah. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu ganiyyen hamida.

Göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Ant olsun, sizden önce Kitap verilenlere ve size Allah'a karşı takvalı olun diye tavsiyede bulunduk. Eğer kafirlik ederseniz, göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan, Övgüye Değer Yegane Varlık yalnızca Allah'tır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/131-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 132. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kefa billahi vekila.

Göklerde ve yerde olan her şey, yalnızca Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/132-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 170. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۚ — vel'erdi · "ve yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَاٰمِنُوا خَيْراً لَكُمْۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماً

Ya eyyuhan nasu kad caekumur resulu bil hakkı min rabbikum fe aminu hayran lekum. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati vel ard. Ve kanallahu alimen hakima.

Ey insanlar! Resul size Rabb'inizden gerçeği getirdi. Öyleyse kendi iyiliğiniz için ona iman edin. Eğer kafirlik ederseniz, bilin ki gökte ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/170-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 171. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۗ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْراً لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً۟

Ya ehlel kitabi la taglu fi dinikum ve la tekulu alallahi illal hakk. İnnemal mesihu isabnu meryeme resulullahi ve kelimetuhu.  Elkaha ila meryeme ve ruhun minhu, fe aminu billahi ve rusulihi, ve la tekulu selaseh. İntehu hayran lekum. İnnemallahu ilahun vahid. Subhanehu en yekune lehu veled, lehu ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kefa billahi vekila.

Ey Kitap Ehli! Dininiz hakkında haddi aşmayın. Allah hakkında, gerçek olandan başka bir şey söylemeyin. Allah'ın Resulü İsa Mesih, Meryem'in oğludur. Ve o, Allah'ın Meryem'e attığı kelime ve Kendisinden bir ruhtur. O halde Allah'a ve Resullerine iman edin. Ve "Üçtür." demeyin. Buna son verin. Bu, sizin için hayırlı olandır. Kuşkusuz Allah, tek bir ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/171-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzündeki"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Lekad keferellezine kalu innallahe huvel mesihubnu meryem kul fe men yemliku minallahi şey'en in erade en yuhlikel mesihabne meryeme ve ummehu ve men fil ardı cemia ve lillahi mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma. Yahluku ma yeşa vallahu ala kulli şey'in kadir.

Ant olsun ki, Meyem Oğlu Mesih için, "O Allah'tır." diyenler kuşkusuz Kafir oldu. De ki: "Allah, Meyem Oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündekilerin tamamını yok etmek isterse, O'na kim engel olabilir?" Göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin tamamı, Allah'a aittir. Dilediğini yaratır. Ve Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/17-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Lekad keferellezine kalu innallahe huvel mesihubnu meryem kul fe men yemliku minallahi şey'en in erade en yuhlikel mesihabne meryeme ve ummehu ve men fil ardı cemia ve lillahi mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma. Yahluku ma yeşa vallahu ala kulli şey'in kadir.

Ant olsun ki, Meyem Oğlu Mesih için, "O Allah'tır." diyenler kuşkusuz Kafir oldu. De ki: "Allah, Meyem Oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündekilerin tamamını yok etmek isterse, O'na kim engel olabilir?" Göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin tamamı, Allah'a aittir. Dilediğini yaratır. Ve Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/17-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ اَبْنَٓاءُ اللّٰهِ وَاَحِبَّٓاؤُ۬هُۜ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۘ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُ

Ve kaletil yahudu ven nasara nahnu ebnaullahi ve ehıbbauh kul fe lime yuazzibukum bi zunubikul bel entum beşerun mimmen halak yagfiru limen yeşau ve yuazzibu men yeşa ve lillahi mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma ve ileyhil masir.

Yahudiler ve Nesara, "Bizler Allah'ın oğulları ve O'nun sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde suçlarınızdan dolayı, size niçin azap ediyor? Doğrusu, siz de yarattıklarından bir beşersiniz. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'a aittir. Son varış O'nadır."

_https://acikkuran.com/maide-suresi/18-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضَ — l-erde · "toprağa"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْاَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّت۪ي كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ

Ya kavmidhulul ardal mukaddesetelleti keteballahu lekum ve la terteddu ala edbarikum fe tenkalibu hasirin.

(Musa) "Ey kavmim! Allah'ın, sizin için yazdığı, kutsal topraklara girin. Gerisin geri dönmeyin. Yoksa ters yüz olarak hüsrana uğrarsınız."

_https://acikkuran.com/maide-suresi/21-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "o yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قَالَ فَاِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ اَرْبَع۪ينَ سَنَةًۚ يَت۪يهُونَ فِي الْاَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ۟

Kale fe inneha muharremetun aleyhim erbaine senet, yetihune fil ardı fe la te'se alel kavmil fasikin.

"Onlar, oradan kırk yıl yoksun kalacaklar." dedi. "Onlar, o yerde şaşkınlık içinde dolaşacaklar. Artık fasık olan halkın durumuna üzülme."

_https://acikkuran.com/maide-suresi/26-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ

Fe beasallahu guraben yebhasu fil ardı li yuriyehu keyfe yuvari sev'ete ahih kale ya veyleta e aceztu en ekune misle hazel gurabi fe uvariye sev'ete ahi, fe asbaha minen nadimin.

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu. "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/31-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَۚۛ  كَتَبْنَا عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يـعاًۜ وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعاًۜ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِۘ ثُمَّ اِنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

Min ecli zalik, ketebna ala beni israile ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesadin fil ardı fe ke ennema katelen nase cemia ve men ahyaha fe ke ennema ahyen nase cemia ve lekad caethum rusuluna bil beyyinati summe inne kesiran minhum ba'de zalike fil ardı le musrifun.

Bundan dolayı İsrailoğullarına yazdık: "Kuşkusuz kim, bir cana karşılık olmaksızın veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış birini öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmış gibi olur." Resul'lerimiz onlara kanıtlayıcı açık bilgilerle geldiği halde onların çoğu bundan sonra da yeryüzünde israf etmektedirler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/32-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَۚۛ  كَتَبْنَا عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يـعاًۜ وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعاًۜ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِۘ ثُمَّ اِنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

Min ecli zalik, ketebna ala beni israile ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesadin fil ardı fe ke ennema katelen nase cemia ve men ahyaha fe ke ennema ahyen nase cemia ve lekad caethum rusuluna bil beyyinati summe inne kesiran minhum ba'de zalike fil ardı le musrifun.

Bundan dolayı İsrailoğullarına yazdık: "Kuşkusuz kim, bir cana karşılık olmaksızın veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış birini öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmış gibi olur." Resul'lerimiz onlara kanıtlayıcı açık bilgilerle geldiği halde onların çoğu bundan sonra da yeryüzünde israf etmektedirler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/32-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداً اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّـبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ

İnnema cezaullezine yuharibunallahe ve resulehu ve yes'avne fil ardı fesaden en yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydihim ve erculuhum min hılafin ev yunfev minel ard, zalike lehum hızyun fid dunya ve lehum fil ahırati azabun azim.

Allah ve Resul'üyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çapraz kesilmesi veya yerlerinden sürgün edilmeleridir. İşte bu durum, onlar için dünyada bir rezilliktir. Ahiret'te ise onlar için büyük bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/33-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۚ — l-erdi · "bulundukları yerden"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداً اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّـبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ

İnnema cezaullezine yuharibunallahe ve resulehu ve yes'avne fil ardı fesaden en yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydihim ve erculuhum min hılafin ev yunfev minel ard, zalike lehum hızyun fid dunya ve lehum fil ahırati azabun azim.

Allah ve Resul'üyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çapraz kesilmesi veya yerlerinden sürgün edilmeleridir. İşte bu durum, onlar için dünyada bir rezilliktir. Ahiret'te ise onlar için büyük bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/33-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا بِه۪ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

İnnellezine keferu lev enne lehum ma fil ardı cemian ve mislehu meahu li yeftedu bihi min azabi yevmil kıyameti ma tukubbile minhum, ve lehum azabun elim.

Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/36-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

E lem ta'lem ennallahe lehu mulkus semavati vel ardı yuazzibu men yeşau ve yagfiru limen yeşa vallahu ala kulli şey'in kadir.

Bilmez misin? Kuşkusuz ki göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Hak edene azap eder, Hak edeni bağışlar. Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/40-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَاناً وَكُفْراًۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ   كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَاراً لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداًۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ

Ve kaletil yehudu yedullahi magluleh gullet eydihim ve luınu bima kalu bel yedahu mebsutatani yunfıku keyfe yeşa ve leyezidenne kesiran minhum ma unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufra ve elkayna beynehumul adavete vel bagdae ila yevmil kıyameh kullema evkadu naran lil harbi etfeehallahu ve yes'avne fil ardı fesada vallahu la yuhıbbul mufsidin.

O Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır." dediler. Böyle söylemelerinden dolayı elleri bağlandı ve söyledikleri yüzünden lanetlendiler. Oysaki O'nun iki eli de açıktır. Nasıl dilerse öyle infak eder. Yemin olsun ki sana Rabb'inden indirilen şey onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de aralarına kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Savaş için ateş yaktıkları her seferinde Allah onu söndürdü. Yeryüzünde bozgunculuk için koşuşuyorlar. Ve Allah bozguncuları sevmez.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/64-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

جَعَلَ اللّٰهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَاماً لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلَٓائِدَۜ ذٰلِكَ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Cealallahul ka'betel beytel harame kıyamen lin nasi veş şehral harame vel hedye vel kalaid zalike li ta'lemu ennellahe ya'lemu ma fis semavati ve ma fil ardı ve ennellahe bikulli şey'in alim.

Allah, Beyt-i Haram olan Kabe'yi ve o haram olan ayı ve hediye kurbanlığı ve gerdanlıkları insanlar için kıyam yaptı. Bilesiniz ki Allah, göklerdekini ve yerdekini bilmektedir. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/97-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 106. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ ح۪ينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةُ الْمَوْتِۜ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَر۪ي بِه۪ ثَمَناً وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذاً لَمِنَ الْاٰثِم۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu şehadetu beynikum iza hadara ehadekumul mevtu hinel vasiyyetisnani zeva adlin minkum ev aharani min gayrikum in entum darabtum fil ardı fe esabetkum musibetul mevt tahbisunehuma min ba'dis salati fe yuksimani billahi in irtebtum la neşteri bihi semenen ve lev kane za kurba ve la nektumu şehadetallahi inna izen le minel asimin.

Ey İman Edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmayacağız ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/106-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 120. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا ف۪يهِنَّۜ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Lillahi mulkus semavati vel ardı ve ma fihin ve huve ala kulli şey'in kadir.

Göklerin, yerin ve bunların içindekilerin mülkü Allah'ındır. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/120-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضَ — vel'erde · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَۜ  ثُمَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

Elhamdu lillahillezi halakas semavati vel arda ve cealez zulumati ven nur, summellezine keferu bi rabbihim ya'dilun.

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de Kafirler ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/1-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ ۖ — l-erdi · "yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَهُوَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَفِي الْاَرْضِۜ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ

Ve huvellahu fis semavati ve fil ard, ya'lemu sirrakum ve cehrekum ve ya'lemu ma teksibun.

Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ve ne kazandığınızı da bilir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/3-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّنْ لَكُمْ وَاَرْسَلْنَا السَّمَٓاءَ عَلَيْهِمْ مِدْرَاراًۖ وَجَعَلْنَا الْاَنْهَارَ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْناً اٰخَر۪ينَ

E lem yerev kem ehlekna min kablihim min karnin mekkennahum fil ardı ma lem numekkin lekum ve erselnes semae aleyhim midraren ve cealnal enhare tecri min tahtihim fe ehleknahum bi zunubihim ve enşe'na min ba'dihim karnen aharin.

Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi idrak etmiyorlar mı? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve yerlerde ırmaklar akıtmıştık. İşledikleri suçları nedeniyle kendilerini yok ettik. Onlardan sonra başka nesiller meydana getirdik.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/6-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

Kul siru fil ardı summenzuru keyfe kane akıbetul mukezzibin.

De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

_https://acikkuran.com/enam-suresi/11-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۖ — vel'erdi · "ve yerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلْ لِلّٰهِۜ  كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۜ  لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ اَلَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Kul li men ma fis semavati vel ard, kul lillah, ketebe ala nefsihir rahmeh, le yecmeannekum ila yevmil kıyameti la reybe fih, ellezine hasiru enfusehum fe hum la yu'minun.

De ki: "Gökte ve yerde olan şeyler kimindir?" De ki: "Rahmeti Kendi üzerine yazan Allah'ındır." O, gerçekleşeceği kesin olan kıyamet gününde sizi mutlaka toplayacaktır. O kimseler ki kendi nefislerine hüsran ettiler, işte onlar iman etmezler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/12-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قُلْ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَتَّخِذُ وَلِياًّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُۜ قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ اَوَّلَ مَنْ اَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ

Kul e gayrallahi ettehızu veliyyen fatırıs semavati vel ardı ve huve yut'ımu ve la yut'am, kul inni umirtu en ekune evvele men esleme ve la tekunenne minel muşrikin.

De ki: "Göklerin ve yerin fıtratını belirleyen; herkesi yedirip içiren, fakat Kendi'sinin yeme ve içmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana, teslim olanların ilki olmam emredildi." Ve sakın Müşriklerden olma!

_https://acikkuran.com/enam-suresi/14-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقاً فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّماً فِي السَّمَٓاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

Ve in kane kebure aleyke i'raduhum fe inisteta'te en tebtegıye nefekan fil ardı ev sullemen fis semai fe te'tiyehum bi ayeh, ve lev şaallahu le cemeahum alel huda fe la tekunenne minel cahilin.

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

_https://acikkuran.com/enam-suresi/35-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzü-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا طَٓائِرٍ يَط۪يرُ بِجَنَاحَيْهِ اِلَّٓا اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْۜ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

Ve ma min dabbetin fil ardı ve la tairin yatiru bi cenahayhi illa umemun emsalukum, ma farratna fil kitabi min şey'in summe ila rabbihim yuhşerun.

Yeryüzünde hareket eden hiçbir dabbeh ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz, Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi de Rabb'lerinin huzurunda toplanacaklardır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/38-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَعِنْدَهُ مَفَاتِـحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَٓا اِلَّا هُوَۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ

Ve indehu mefatihul gaybi la ya'lemuha illa huve, ve ya'lemu ma fil berri vel bahr, ve ma teskutu min varakatin illa ya'lemuha ve la habbetin fi zulumatil ardı ve la ratbin ve la yabisin illa fi kitabin mubin.

Gaybın anahtarı yalnızca O'nun yanındadır. O'ndan başka hiç kimse onları bilemez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Bir yaprak düşse mutlaka onu bilir. Yerin karanlığında tek bir dane, canlı ve cansız yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/59-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "çölde bıraktıkları"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قُلْ اَنَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلٰٓى اَعْقَابِنَا بَعْدَ اِذْ هَدٰينَا اللّٰهُ كَالَّذِي اسْتَهْوَتْهُ الشَّيَاط۪ينُ فِي الْاَرْضِ حَيْرَانَۖ لَهُٓ اَصْحَابٌ يَدْعُونَهُٓ اِلَى الْهُدَى ائْتِنَاۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَاُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

Kul e ned'u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yadurruna ve nureddu ala a'kabina ba'de iz hedanallahu kellezistehvethuş şeyatinu fil ardı hayrane lehu ashabun yed'unehu ilel hude'tina, kul inne hudallahi huvel huda, ve umirna li nuslime li rabbil alemin.

De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası da zararı da olmayan şeylere mi yalvaralım? Allah, bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde gerisin geri mi dönelim? Arkadaşlarının "Bize gel" diye doğru yola çağırdıkları; şeytanların ise ayartıp şaşırttığı kimse gibi mi olalım?" De ki: "Doğru yol ancak Allah'ın gösterdiği yoldur. Ve biz Alemlerin Rabb'ine teslim olmakla emrolunduk."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/71-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضَ — vel'erde · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُۜ قَوْلُهُ الْحَقُّۜ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِۜ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْخَب۪يرُ

Ve huvellezi halakas semavati vel arda bil hakk, ve yevme yekulu kun fe yekun, kavluhul hakk, ve lehul mulku yevme yunfehu fis sur, alimul gaybi veş şehadeh, ve huvel hakimul habir.

Gökleri ve yeri hakikat ile yaratan O'dur. O Gün, "Ol!" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün mülk O'nundur. Gaybı da görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/73-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَكَذٰلِكَ نُر۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ مَلَكُوتَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِن۪ينَ

Ve kezalike nuri ibrahime melekutes semavati vel ardı ve li yekune minel mukınin.

Böylece, göklerin ve yerin melekutunu İbrahim'e gösteriyorduk ki kesin iman edenlerden olsun.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/75-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضَ — vel'erde · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفاً وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ

İnni veccehtu vechiye lillezi fatares semavati vel arda hanifen ve ma ene minel muşrikin.

"Ben hanif olarak yüzümü göklerin ve yerin fıtratını belirleyene yönelttim; ben Müşriklerden değilim."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/79-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۖ — vel'erdi · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

بَد۪يعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌۜ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Bedius semavati vel ard, enna yekunu lehu veledun ve lem tekun lehu sahıbeh, ve halaka kulle şey', ve huve bikulli şey'in alim.

Gökleri ve yeri yaratan Bedi odur. Eşi benzeri olmayanın nasıl olur da çocuğu olabilir? O, Her Şeyi Yaratan'dır. Ve Her Şeyi Hakkıyla Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/101-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 116. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِنْ تُطِـعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ

Ve in tutı' eksere men fil ardı yudılluke an sebilillah, in yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun.

Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar yalnız var sayıyorlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/116-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 165. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünün"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَكُمْ خَلَٓائِفَ الْاَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَٓا اٰتٰيكُمْۜ اِنَّ رَبَّكَ سَر۪يعُ الْعِقَابِۘ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ve huvellezi cealekum halaifelardı ve refea ba'dakum fevka ba'dın derecatin li yebluvekum fi ma atakum, inne rabbeke seriul ikabi ve innehu le gafurun rahim.

Sizi, yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle denemek için bazınızı bazınıza derecelerle üstün kılan, O'dur. Kuşkusuz Rabb'in, cezası pek çabuk olandır. Ve gerçekten O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/165-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ۟

Ve lekad mekkennakum fil ardı ve cealna lekum fiha maayiş', kalilen ma teşkurun.

Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/10-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قَالَ اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ

Kalehbitu ba'dukum li ba'dın aduvv, ve lekum fil'ardı mustekarrun ve metaun ila hin.

"Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin." dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/24-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضَ — vel'erde · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَث۪يثاًۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِه۪ۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ

İnne rabbekumullahullezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin summesteva alel arşı, yugşil leylen nehare yatlubuhu hasisen veş şemse vel kamere ven nucume musahharatin bi emrih, e la lehul halku vel emr, tebarekallahu rabbulalemin.

Rabb'iniz; gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üstüne isteva eden; geceyi, durmadan takip eden gündüze katan; Güneş'i, Ay'ı ve yıldızları emrine tabi kılan Allah'tır. Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de yalnız O'na özgüdür. Alemlerin Rabb'i olan Allah, Şanı Çok Yücedir.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/54-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاًۜ اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

Ve la tufsidu fil ardı ba'de ıslahıha ved'uhu havfen ve tamaa inne rahmetallahi karibun minel muhsinin.

Ve düzeltildikten sonra, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na endişe ve ümit ile dua edin. Kuşkusuz Allah'ın rahmeti muhsin olanlara yakındır.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/56-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** أَرْضِ — erdi · "arzından"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَـالِـحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۜ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ve ila semude ehahum salihan kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin gayruhu, kad caetkum beyyinetun min rabbikum hazihi nakatullahi lekum ayeten fe zeruha te'kul fi ardıllahi ve la temessuha bi suin fe ye'huzekum azabun elim.

Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey halkım: Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat gelmiştir. İşte şu Allah'ın dişi devesi, sizin için bir ayettir. Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azab yakalar." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/73-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاذْ‌كُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِي الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُوراً وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتاًۚ  فَاذْكُـرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ

Vezkuru iz cealekum hulefae min ba'di adin ve bevveekum fil ardı tettehızune min suhuliha kusuren ve tenhitunel cibale buyuten fezkuru alaallahi ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

"Hatırlayın! Ad'dan sonra sizi halifeler yapıp yeryüzüne yerleştirdi. O'nun ovalarında köşkler yapıyor, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/74-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاذْ‌كُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِي الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُوراً وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتاًۚ  فَاذْكُـرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ

Vezkuru iz cealekum hulefae min ba'di adin ve bevveekum fil ardı tettehızune min suhuliha kusuren ve tenhitunel cibale buyuten fezkuru alaallahi ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

"Hatırlayın! Ad'dan sonra sizi halifeler yapıp yeryüzüne yerleştirdi. O'nun ovalarında köşkler yapıyor, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/74-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 85. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْباًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ

Ve ila medyene ehahum şuayba kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin gayruhu kad caetkum beyyinetun min rabbikum fe evful keyle vel mizane ve la tebhasun nase eşyaehum ve la tufsidu fil ardı ba'de ıslahıha zalikum hayrun lekum in kuntum mu'minin.

Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı. Dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanlara mallarını eksik vermeyin. Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer Mü'minler iseniz bu, sizin için hayırlı olandır."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/85-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 96. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yer(den)"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Ve lev enne ehlel kura amenu vettekav le fetahna aleyhim berekatin mines semai vel ardı ve lakin kezzebu fe ehaznahum bima kanu yeksibun.

Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/96-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضَ — l-erde · "şu toprağa"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

اَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ اَهْلِهَٓا اَنْ لَوْ نَشَٓاءُ اَصَبْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْۚ وَنَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

E ve lem yehdi lillezine yerisunel arda min ba'di ehliha en lev neşau esabnahum bi zunubihim, ve natbeu ala kulubihim fe hum la yesme'un.

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/100-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** أَرْضِكُمْ ۖ — erdikum · "yurdunuz-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

يُر۪يدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْۚ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Yuridu en yuhricekum min ardıkum, fe maza te'murun.

"Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyuruyorsunuz?"

_https://acikkuran.com/araf-suresi/110-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 127. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اَتَذَرُ مُوسٰى وَقَوْمَهُ لِيُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ وَيَذَرَكَ وَاٰلِهَتَكَۜ قَالَ سَنُقَتِّلُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَنَسْتَحْـي۪ نِسَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّا فَوْقَهُمْ قَاهِرُونَ

Ve kalel meleu min kavmi fir'avne e tezeru musa ve kavmehu li yufsidu fìl ardı ve yezereke ve aliheteke, kale senukattilu ebnaehum ve nestahyi nisaehum ve inna fevkahum kahirun.

Firavun halkının meleleri: "Musa'yı ve yanında yer alanları, yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?" dediler. O da: "Oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız. Kuşkusuz, biz onların üzerinde kahredicileriz." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/127-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 128. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضَ — l-erde · "yeryüzü"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اسْتَع۪ينُوا بِاللّٰهِ وَاصْبِرُواۚ اِنَّ الْاَرْضَ لِلّٰهِۚ يُورِثُهَا مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ

Kale musa li kavmihisteinu billahi vasbiru, innel arda lillahi yurisuha men yeşau min ibadih, vel akıbetu lil muttekin.

Musa, halkına: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Kuşkusuz yeryüzü Allah'ındır. Dilediği kulunu ona mirasçı kılar. Mutlu son takva sahibi olanlar içindir." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/128-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 129. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzüne"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قَالُٓوا اُو۫ذ۪ينَا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَأْتِيَنَا وَمِنْ بَعْدِ مَا جِئْتَنَاۜ قَالَ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ۟

Kalu uzina min kabli en te'tiyena ve min ba'di ma ci'tena, kale asa rabbukum en yuhlike aduvvekum ve yestahlifekum fil ardı fe yanzure keyfe ta'melun.

"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. O da: "Umulur ki Rabb'iniz düşmanlarınızı yok eder ve sizi yeryüzüne halifeler kılar da nasıl davranacağınıza bakar." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/129-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 137. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذ۪ينَ كَانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَاۜ وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ بِمَا صَبَرُواۜ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ

Ve evresnel kavmellezine kanu yustad'afune meşarikal ardı ve megaribehelleti barekna fiha, ve temmet kelimetu rabbikel husna ala beni israile bi ma saberu, ve demmerna ma kane yasnau fir'avnu ve kavmuhu ve ma kanu ya'rişun.

Mus'tezaf olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğullarına takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/137-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 146. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

سَاَصْرِفُ عَنْ اٰيَاتِيَ الَّذ۪ينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَاۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلاًۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الْغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلاًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِل۪ينَ

Seasrifu an ayatiyellezine yetekebberune fil ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle ayetin la yu'minu biha ve in yerev sebiler ruşdi la yettehızuhu sebilen ve in yerev sebilel gayyi yettehızuhu sebil, zalike bi ennehum kezzebu bi ayatina ve kanu anha gafilin.

Yeryüzünde, haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar, bütün ayetleri görseler de yine ona inanmazlar. Rüşd yolunu görseler de onu yol tutmazlar; ama azgınlık yolunu görseler onu kendilerine yol tutarlar. Bu, ayetlerimizi yalanlamalarından ve ondan gafil bulunmalarındandır.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/146-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 158. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ ۖ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ جَم۪يعاًۨ الَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۖ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْاُمِّيِّ الَّذ۪ي يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَكَلِمَاتِه۪ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Kul ya eyyuhen nasu inni resulullahi ileykum cemianillezi lehu mulkus semavati vel ard, la ilahe illa huve yuhyi ve yumit, fe aminu billahi ve resulihin nebiyyil ummiyyillezi yu'minu billahi ve kelimatihi vettebiuhu leallekum tehtedun.

De ki: "Ey insanlar! Ben, göklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden başka ilah olmayan, yaşatan ve öldüren Allah'ın, size, hepinize gönderdiği bir Resul'üm. Gelin, Allah'a ve O'nun sözlerine iman eden Ummi Nebi Resulüne iman edin ve ona uyun ki böylece doğru yolu bulasınız."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/158-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 168. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yeryüzünde"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَقَطَّعْنَاهُمْ فِي الْاَرْضِ اُمَماًۚ مِنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذٰلِكَۘ وَبَلَوْنَاهُمْ بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Ve katta'nahum fil ardı umema, minhumus salihune ve minhum dune zalike ve belevnahum bil hasenati ves seyyiati leallehum yerciun.

Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/168-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 176. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَرْضِ — l-erdi · "yere"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلٰكِنَّهُٓ  اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ وَاتَّـبَعَ هَوٰيهُۚ فَمَثَلُهُ  كَمَثَلِ الْكَلْبِۚ اِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ اَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْۜ ذٰلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Ve lev şi'na le refa'nahu biha ve lakinnehu ahlede ilel ardı vettebea hevah, fe meseluhu ke meselil kelb, in tahmil aleyhi yelhes ev tetrukhu yelhes, zalike meselul kavmillezine kezzebu bi ayatina, faksusil kasasa leallehum yetefekkerun.

Dileseydik onu bununla yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğüt alırlar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/176-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 185. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَرْضِ — vel'erdi · "ve yerin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اَوَلَمْ يَنْظُرُوا ف۪ي مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۙ وَاَنْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ اَجَلُهُمْۚ فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

E ve lem yanzuru fi melekutis semavati vel ardı ve ma halakallahu min şey'in ve en asa en yekune kadıkterebe eceluhum, fe bi eyyi hadisin ba'dehu yu'minun.

Göklerin ve yerin melekutuna, Allah'ın yaratmış olduğu şeylere, sürelerinin yaklaşmış olabileceği ihtimaline hiç bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi hadise iman edecekler?

_https://acikkuran.com/araf-suresi/185-ayet-meali.md_

---
Sonraki: https://acikkuran.com/root/ArD.md?page=2
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
