# Elif-Vav-Ye — اوي (Awy)

> Kur'an'da 36 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/Awy

- **Anlam:** Sığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil.
- **Türevleri:** ءَاوَىٰ (9) · أَوَى (5) · مَأْوَىٰ (22)

## Geçtiği ayetler

### 3. Ali İmran suresi 151. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُمُ — ve me'vahumu · "ve gidecekleri yer de"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

سَنُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ بِمَٓا اَشْرَكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَاناًۚ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِم۪ينَ

Se nulki fi kulubillezine keferur ru'be bima eşraku billahi ma lem yunezzil bihi sultana, ve me'vahumun nar, ve bi'se mesvez zalimin.

Yetki verdiğine dair, hakkında hiçbir kanıt indirmediği varlıklara, ilahlık yakıştırmalarından dolayı, Kafirlerin kalplerine korku salacağız. Onların sığınakları ateştir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/151-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 162. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُ — ve me'vahu · "ve yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّٰهِ كَمَنْ بَٓاءَ بِسَخَطٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

E femenittebea rıdvanallahi ke men bae bi sehatin minallahi ve me'vahu cehennem, ve bi'sel masir.

Allah'ın rızasını kazanan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer Cehennem olan kimse ile bir olur mu? Orası ne kötü bir sonuçtur.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/162-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 197. ayet

- **Geçtiği form:** مَأْوَىٰهُمْ — me'vahum · "gidecekleri yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

مَتَاعٌ قَل۪يلٌ ثُمَّ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ

Metaun kalilun summe me'vahum cehennem, ve bi'sel mihad.

Bu, az bir yararlanmadır. Sonra varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir!

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/197-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** مَأْوَىٰهُمْ — me'vahum · "durağı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ  قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراًۙ

İnnellezine teveffahumul melaiketu zalimi enfusihim kalu fime kuntum. Kalu kunna mustad'afine fil ard. Kalu e lem tekun ardullahi vasiaten fe tuhaciru fiha. Fe ulaike me'vahum cehennem ve saet masira.

Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/97-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 121. ayet

- **Geçtiği form:** مَأْوَىٰهُمْ — me'vahum · "varacağı yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَح۪يصاً

Ulaike me'vahum cehennemu ve la yecidune anha mahisa.

Onların varacakları yer Cehennem'dir ve oradan kurtulmak için hiçbir yol bulamayacaklar.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/121-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُ — ve me'vahu · "ve onun varacağı yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ وَقَالَ الْمَس۪يحُ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۜ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوٰيهُ النَّارُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

Lekad keferallezine kalu innallahe huvel mesihubnu meryem ve kalel mesihu ya beni israila'budullahe rabbi ve rabbekum innehu men yuşrik billahi fekad harremallahu aleyhil cennete ve me'vahun nar ve ma liz zalimine min ensar.

Ant olsun Meyem Oğlu Mesih'e, "O Allah'tır." diyenler Kafir oldular. Oysaki Mesih: "Ey İsrailoğulları! Benim de sizin de Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a şirk koşarsa, Allah ona Cennet'i haram etmiştir. Ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." dedi.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/72-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُ — ve me'vahu · "ve onun yeri"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفاً لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزاً اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

Ve men yuvellihim yevmeizin duburehu illa muteharrifen li kıtalin ev mutehayyizen ila fietin fe kad bae bi gadabin minallahi ve me'vahu cehennem, ve bi'sel masir.

Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/16-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** فَـَٔاوَىٰكُمْ — fe avakum · "(Allah) sizi barındırdı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاذْكُـرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Vezkuru iz entum kalilun mustad'afune fil ardı tehafune en yetehattafekumun nasu fe avakum ve eyyedekum bi nasrihi ve rezekakum minet tayyibati leallekum teşkurun.

Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve mus'tezaf kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/26-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** ءَاوَوا۟ — avev · "barındırdılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

İnnellezine amenu ve haceru ve cahedu bi emvalihim ve enfusihim fi sebilillahi vellezine avev ve nasaru ulaike ba'duhum evliyau ba'd, vellezine amenu ve lem yuhaciru ma lekum min velayetihim min şey'in hatta yuhaciru, ve inistensarukum fid dini fe aleykumun nasru illa ala kavmin beynekum ve beynehum misak, vallahu bima ta'melune basir.

İman edip, hicret edenler, malları ve canları ile Allah yolunda cihat edenler, barındırıp yardım edenler; işte onlar birbirlerinin velileridirler. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda anlaşma bulunan bir halkın aleyhine olursa, o bu hükmün dışındadır. Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/72-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** ءَاوَوا۟ — avev · "barındırdılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقاًّۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ

Vellezine amenu ve haceru ve cahedu fi sebilillahi vellezine avev ve nasaru ulaike humul mu'minune hakka, lehum magfiretun ve rizkun kerim.

İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler; barındıran ve yardım edenler işte onlar gerçek Mü'minlerdir. Onlar için bağışlanma ve kerim bir rızık vardır.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/74-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُمْ — ve me'vahum · "ve onların varacakları yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

Ya eyyuhen nebiyyu cahidil kuffare vel munafikine vagluz aleyhim, ve me'vahum cehennem, ve bi'sel masir.

Ey Nebi! Kafirlerle ve Münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/73-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 95. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُمْ — ve me'vahum · "ve varacakları yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

سَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ اِذَا انْقَلَبْتُمْ اِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا عَنْهُمْۜ فَاَعْرِضُوا عَنْهُمْۜ اِنَّهُمْ رِجْسٌۘ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Se yahlifune billahi lekum izenkalebtum ileyhim li tu'ridu anhum, fe a'rıdu anhum, innehum ricsun ve me'vahum cehennem , cezaen bi ma kanu yeksibun.

Onlara döndüğünüz zaman, kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a yemin edecekler. Onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardır. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer Cehennem'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/95-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** مَأْوَىٰهُمُ — me'vahumu · "varacakları yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Ulaike me'vahumun naru bima kanu yeksibun.

İşte onların, yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/8-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** سَـَٔاوِىٓ — savi · "sığınacağım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ سَاٰو۪ٓي اِلٰى جَبَلٍ يَعْصِمُن۪ي مِنَ الْمَٓاءِۜ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ اِلَّا مَنْ رَحِمَۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَق۪ينَ

Kale seavi ila cebelin ya'sımuni minel ma' kale la asımel yevme min emrillahi illa men rahim, ve hale beynehumal mevcu fe kane minel mugrakin.

O: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır." deyince; "Bugün Allah'ın rahmetine erişenden başkasını, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur." dedi. Aralarına dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/43-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** ءَاوِىٓ — avi · "sığınabilseydim"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ لَوْ اَنَّ ل۪ي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰو۪ٓي اِلٰى رُكْنٍ شَد۪يدٍ

Kale lev enne li bikum kuvveten ev avi ila ruknin şedid.

"Keşke size karşı bir gücüm olsaydı veya sağlam bir kaleye sığınabilseydim." dedi.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/80-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** ءَاوَىٰٓ — ava · "aldı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَخَاهُ قَالَ اِنّ۪ٓي اَنَا۬ اَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ve lemma dehalu ala yusufe ava ileyhi ehahu, kale inni ene ehuke fe la tebteis bima kanu ya'melun.

Kardeşleri Yusuf'un yanına girince, o, öz kardeşini yanına alarak, "Ben senin öz kardeşinim, onların yapmış oldukları şeylerden dolayı artık üzülme." dedi.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/69-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 99. ayet

- **Geçtiği form:** ءَاوَىٰٓ — ava · "çekip kucakladı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَبَوَيْهِ وَقَالَ ادْخُلُوا مِصْرَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۜ

Fe lemma dehalu ala yusufe ava ileyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra in şaallahu aminin.

Ne zaman ki Yusuf'un yanına girdiler, anne ve babasını kucakladı ve "Allah'ın izni ile güven içinde Mısır'a girin." dedi.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/99-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُمْ — ve me'vahum · "ve varacakları yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

لِلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰىۜ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُٓوءُ الْحِسَابِۙ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ۟

Lillezinestecabu li rabbihimul husna, vellezine lem yestecibu lehu lev enne lehum ma fil ardı cemian ve mislehu meahu leftedev bih, ulaike lehum suul hısabi ve me'vahum cehennem, ve bi'sel mihad.

Rabb'lerinin çağrısına uyanlar için, en iyi karşılık vardır. O'na uymayanlar ise, yeryüzünde bulunanların tamamı ve bir o kadarı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini karşılık olarak verirlerdi. Hesabın kötüsü onlar içindir. Varacakları yer Cehennem'dir. O ne kötü bir yataktır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/18-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** مَّأْوَىٰهُمْ — me'vahum · "varacakları yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَلٰى وُجُوهِهِمْ عُمْياً وَبُكْماً وَصُماًّۜ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ  كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَاهُمْ سَع۪يراً

Ve men yehdillahu fe huvel muhted, ve men yudlil fe len tecide lehum evliyae min dunih, ve nahşuruhum yevmel kıyameti ala vucuhihim umyen ve bukmen ve summa, me'vahum cehennem, kullema habet zidnahum saira.

Allah, kime hidayet etmişse, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, onun için, O'ndan başka veliler bulamazsın. Kıyamet Günü, onları; kör, sağır ve dilsiz olarak yüzüstü sürünür durumda mahşer yerine toplarız. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O ne zaman dinse, onlara ateşi artırırız.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/97-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** أَوَى — eva · "sığındıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً

İz evel fityetu ilel kehfi fe kalu rabbena atina min ledunke rahmeten ve heyyi' lena min emrina reşeda.

Gençler, mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi: "Rabb'imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/10-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** فَأْوُۥٓا۟ — fe'vu · "o halde sığının"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ فَأْوُٓ۫ا اِلَى الْكَهْفِ يَنْشُرْ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ رَحْمَتِه۪ وَيُهَيِّئْ لَكُمْ مِنْ اَمْرِكُمْ مِرْفَقاً

Ve izi'tezeltumuhum ve ma ya'budune illallahe fe'vu ilel kehfi yenşur lekum rabbukum min rahmetihi ve yuheyyi' lekum min emrikum mirfeka.

"Mademki onlardan ve Allah'tan başka kulluk ettikleri şeylerden ayrılmayı tercih ettiniz, o halde mağaraya sığının ki, Rabb'iniz size rahmetini açsın ve size destek olarak işlerinizi kolaylaştırsın."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/16-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 63. ayet

- **Geçtiği form:** أَوَيْنَآ — eveyna · "sığındığımız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنّ۪ي نَس۪يتُ الْحُوتَۘ وَمَٓا اَنْسَان۪يهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ اَنْ اَذْكُرَهُۚ وَاتَّخَذَ سَب۪يلَهُ فِي الْبَحْرِۗ عَجَباً

Kale eraeyte iz eveyna ilas sahrati fe inni nesitul hut, ve ma ensanihu illeş şeytanu en ezkureh, vettehaze sebilehu fil bahri aceba.

"Tüh! Şu işe bak! O kayanın yanında durduğumuzda ben hutu unuttum; şeytan hatırlamama engel oldu. O da şaşılacak bir şekilde denizde kendisine yol tuttu."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/63-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** وَءَاوَيْنَـٰهُمَآ — ve aveynahuma · "ve onları yerleştirdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَع۪ينٍ۟

Ve cealnebne meryeme ve ummehu ayeten ve aveynahuma ila rabvetin zati kararin ve main.

Meryem Oğlu'nu ve annesini bir ayet kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/50-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُمُ — ve me'vahumu · "ve onların varacağı yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِۚ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَلَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟

La tahsebennellezine keferu mu'cizine fil ard, ve me'vahumun nar, ve le bi'sel masir.

Sakın Kafirleri yeryüzünde aciz bırakıcı zannetme. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir varış yeridir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/57-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰكُمُ — ve me'vakumu · "ve varacağınız yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناًۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۘ وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ  وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَۗ

Ve kale innemettehaztum min dunillahi evsanen meveddete beynikum fil hayatid dunya, summe yevmel kıyameti yekfuru ba'dukum bi ba'dın ve yel'anu ba'dukum ba'dan ve me'vakumun naru ve ma lekum min nasırin.

İbrahim: "Siz, dünya hayatında Allah'ın yanı sıra putları aranızda sevgi vesilesi edindiniz. Sonra Kıyamet Günü, bir kısmınız bir kısmınızı yalanlayacak ve bir kısmınız bir kısmınızı lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı yoktur." dedi.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/25-ayet-meali.md_

### 32. Secde suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمَأْوَىٰ — l-me'va · "durulmağa değer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

اَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوٰىۘ نُزُلاً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Emmellezine amenu ve amilus salihati fe lehum cennatul me'va nuzulen bi ma kanu ya'melun.

İman eden ve salihatı yapanlar, işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.

_https://acikkuran.com/secde-suresi/19-ayet-meali.md_

### 32. Secde suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** فَمَأْوَىٰهُمُ — feme'vahumu · "barınacakları yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَاَمَّا الَّذ۪ينَ فَسَقُوا فَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ  كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَٓا اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَق۪يلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ

Ve emmellezine feseku fe me'vahumun nar, kulle ma eradu en yahrucu minha uidu fiha, ve kile lehum zuku azaben narillezi kuntum bihi tukezzibun.

Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

_https://acikkuran.com/secde-suresi/20-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** وَتُـْٔوِىٓ — vetu'vi · "ve alırsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

تُرْج۪ي مَنْ تَشَٓاءُ مِنْهُنَّ وَتُــْٔـو۪ٓي اِلَيْكَ مَنْ تَشَٓاءُۜ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَۜ  ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَٓا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَل۪يماً

Turci men teşau minhunne ve tu'vi ileyke men teşau, ve menibtegayte mimmen azelte fe la cunaha aleyk, zalike edna en tekarre a'yunuhunne ve la yahzenne ve yerdayne bima ateytehunne kulluhunn, vallahu ya'lemu ma fi kulubikum ve kanallahu alimen halima.

Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından, istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/51-ayet-meali.md_

### 45. Casiye suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰكُمُ — ve me'vakumu · "ve yeriniz"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَق۪يلَ الْيَوْمَ نَنْسٰيكُمْ كَمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ

Ve kilel yevme nensakum kema nesitum likae yevmikum haza ve me'vakumun naru ve ma lekum min nasırin.

"Bugüne kavuşmayı nasıl umursamadıysanız, Biz de bugün sizi umursamıyoruz. Kalacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı da yoktur." denir.

_https://acikkuran.com/casiye-suresi/34-ayet-meali.md_

### 53. Necm suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمَأْوَىٰٓ — l-me'va · "Me'vâ (oturulacak)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ

İndeha cennetul me'va.

Onun yanında me'va cenneti vardır.

_https://acikkuran.com/necm-suresi/15-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** مَأْوَىٰكُمُ — me'vakumu · "varacağınız yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ مَأْوٰيكُمُ النَّارُۜ هِيَ مَوْلٰيكُمْۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

Fel yevme la yu'hazu minkum fid yetun ve la minellezine keferu, me'vakumun nar, hiye mevlakum, ve bi'sel masir.

Bugün artık sizden kurtuluş fidyesi kabul edilmez ve Kafirlerden de. Sizin varacağınız yer ateştir. Sizin mevlanız odur. Ne kötü varış yeridir o.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/15-ayet-meali.md_

### 66. Tahrim suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** وَمَأْوَىٰهُمْ — ve me'vahum · "onların varacağı yer"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

Ya eyyuhen nebiyyu cahidil kuffare vel munafikine vagluz aleyhim, ve me'vahum cehennem, ve bi'sel masir.

Ey Nebi! Kafirlere ve münafıklara karşı mücadele et. Ve onlara kararlılık göster. Onların varacağı yer Cehennem'dir. O ne kötü dönüş yeridir.

_https://acikkuran.com/tahrim-suresi/9-ayet-meali.md_

### 70. Mearic suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** تُـْٔوِيهِ — tu'vihi · "kendisini barındıran"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ

Ve fasiletihilleti tu'vih.

Kendisini barındıran soyunu-sopunu;

_https://acikkuran.com/mearic-suresi/13-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمَأْوَىٰ — l-me'va · "barınağı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ

Fe innel cahime hiyel me'va.

Kuşkusuz Cehennem onun için barınaktır.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/39-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمَأْوَىٰ — l-me'va · "barınağı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ

Fe innel cennete hiyel me'va.

Cennet onun için barınaktır.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/41-ayet-meali.md_

### 93. Duha suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** فَـَٔاوَىٰ — fe ava · "ve barındırmadı mı?"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪ـيـماً فَاٰوٰىۖ

E lem yecidke yetimen fe ava.

Seni yetim bulup, barındırmadı mı?

_https://acikkuran.com/duha-suresi/6-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
