# Elif-Ye-Ye — ايي (Ayy)

> Kur'an'da 382 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/Ayy

- **Anlam:** İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
- **Türevleri:** ءَايَة (382)

## Geçtiği ayetler

_Sayfa 1 / 4_

### 2. Bakara suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَآ — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟

Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.

Ayetlerimizi küfredip yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/39-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِى — biayati · "benim ayetlerimi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَاٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلْتُ مُصَدِّقاً لِمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُٓوا اَوَّلَ  كَافِرٍ بِه۪ۖ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَناً قَل۪يلاًۘ وَاِيَّايَ فَاتَّقُونِ

Ve aminu bi ma enzeltu musaddikan li ma meakum ve la tekunu evvele kafirin bih, ve la teşteru bi ayati semenen kalilen ve iyyaye fettekuni.

Yanınızdakini "tasdik edici" olarak gönderdiğimize iman edin. Onu kafirlik edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı olun.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/41-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّٓائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۜ قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ اِهْبِطُوا مِصْراً فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْۜ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۟

Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamin vahidin fed'u lena rabbeke yuhric lena mimma tunbitulardu min bakliha ve kıssaiha ve fumiha ve adesiha ve basaliha, kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayr, ihbitu mısran fe inne lekum ma seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi gadabin minallah, zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi gayril hak, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedun.

Hani! Musa'ya: "Ey Musa, asla tek çeşit yiyeceğe dayanamayız. Rabb'inden bizim için yerden çıkan ürünlerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarmasını iste." demiştiniz. Musa da: "Daha değerli olanı daha değersiz olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin; sizin istedikleriniz orada var." dedi. Böylece, onların üzerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerine inanmadıklarından ve nebilerini haksız yere öldürmelerindendi. Bütün bunlar, onların asileşip haddi aşmalarındandır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/61-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاۜ   كَذٰلِكَ يُحْـيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Fe kulnadribuhu bi ba'dıha kezalike yuhyillahul mevta ve yurikum ayatihi leallekum ta'kılun.

"Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik. İşte Allah, böylece ölüleri dirilterek ayetlerini size gösterir. Umulur ki gerçeği kavrarsınız.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/73-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 99. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتٍۭ — ayatin · "ayetler"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim · belirsiz

وَلَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۚ وَمَا يَكْفُرُ بِهَٓا اِلَّا الْفَاسِقُونَ

Ve lekad enzelna ileyke ayatin beyyinat, ve ma yekfuru biha illel fasikun.

Ant olsun Biz, sana apaçık ayetler indirdik. Ancak, onları, fasık olanlar kafirlik eder.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/99-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 106. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٍ — ayetin · "ayeti"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

مَا نَنْسَخْ مِنْ اٰيَةٍ اَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَٓا اَوْ مِثْلِهَاۜ اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Ma nensah min ayetin ev nunsiha ne'ti bi hayrin minha ev misliha e lem ta'lem ennallahe ala kulli şey'in kadir.

Biz, bir ayeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak ya onun dengini ya da ondan daha iyisini getiririz. Sen, Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin?

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/106-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 118. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٌۭ ۗ — ayetun · "bir ayet (mu'cize)"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَأْت۪ينَٓا اٰيَةٌۜ  كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْۜ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْۜ قَدْ بَيَّنَّا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

Ve kalellezine la ya'lemune lev la yukellimunallahu ev te'tina ayeh, kezalike kalellezine min kablihim misle kavlihim, teşabehet kulubuhum, kad beyyennal ayati li kavmin yukınun.

Bilmeyen kimseler: "Allah'ın bizimle konuşması veya bize bir ayet göndermesi gerekmez mi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların sözlerine benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri birbirlerine benziyor. Bilmek isteyen kimseler için ayetleri iyice açıkladık.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/118-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 118. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَأْت۪ينَٓا اٰيَةٌۜ  كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْۜ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْۜ قَدْ بَيَّنَّا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

Ve kalellezine la ya'lemune lev la yukellimunallahu ev te'tina ayeh, kezalike kalellezine min kablihim misle kavlihim, teşabehet kulubuhum, kad beyyennal ayati li kavmin yukınun.

Bilmeyen kimseler: "Allah'ın bizimle konuşması veya bize bir ayet göndermesi gerekmez mi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların sözlerine benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri birbirlerine benziyor. Bilmek isteyen kimseler için ayetleri iyice açıkladık.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/118-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 129. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِكَ — ayatike · "senin ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

Rabbena veb'as fihim resulen minhum yetlu aleyhim ayatike ve yuallimuhumul kitabe vel hikmete ve yuzekkihim inneke entel azizul hakim.

"Ey Rabb'imiz! İçlerinden onlara Sen'in ayetlerini okuyacak, Kitap'ı ve Hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir elçi gönder. Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/129-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 145. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٍۢ — ayetin · "ayeti"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

وَلَئِنْ اَتَيْتَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ بِكُلِّ اٰيَةٍ مَا تَبِعُوا قِبْلَتَكَۚ وَمَٓا اَنْتَ بِتَابِـعٍ قِبْلَتَهُمْۚ وَمَا بَعْضُهُمْ بِتَابِـعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ اِنَّكَ اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَۢ

Ve le in eteytellezine utul kitabe bi kulli ayetin ma tebiu kıbletek ve ma ente bi tabiın kıbletehum, ve ma ba'duhum bi tabiın kıblete ba'd, ve le initteba'te ehvaehum min ba'di ma caeke minel ilmi inneke izen le minez zalimin.

Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi ayeti getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer, sana verilen bunca ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/145-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 151. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِنَا — ayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

كَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪يكُمْ رَسُولاً مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّ۪يكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَۜ

Kema erselna fikum resulen minkum yetlu aleykum ayatina ve yuzekkikum ve yuallimukumul kitabe vel hikmete ve yuallimukum ma lem tekunu ta'lemun.

Nitekim içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten, size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Resul gönderdik.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/151-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 164. ayet

- **Geçtiği form:** لَـَٔايَـٰتٍۢ — layatin · "elbette deliller vardır"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim · belirsiz

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilleti tecri fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelallahu mines semai min main fe ahya bihil arda ba'de mevtiha ve besse fiha min kulli dabbe, ve tasrifir riyahı ves sehabil musahhari beynes semai vel ardı le ayatin li kavmin ya'kılun.

Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/164-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 187. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ  كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Uhılle lekum leyletes sıyamir refesu ila nisaikum hunne libasun lekum ve entum libasun lehun alimallahu ennekum kuntum tahtanune enfusekum fe tabe aleykum ve afa ankum, fel ane başiruhunne vebtegu ma keteballahu lekum, ve kulu veşrabu hatta yetebeyyene lekumul haytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri, summe etimmus sıyame ilel leyli, ve la tubaşiruhunne ve entum akifune fil mesacid, tilke hududullahi fe la takrabuha kezalike yubeyyinullahu ayatihi lin nasi leallehum yettekun.

Siyam gecesinde kadınlarınıza yaklaşmanız sizin için helal kılındı. Onlar, sizin için örtüdür; siz de onlar için örtüsünüz. Allah, nefsinize sahip olmadığınızı bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın, Allah'ın sizin için yazdığı şeyi isteyin. Şafak vaktinin siyah ipliği, beyaz ipliğinden ayırt edilme anına kadar, yiyin için. Sonra da geceye dek siyamı tamamlayın. Eğer mescitlerde itikaftaysanız onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki takva sahibi olursunuz.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/187-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 211. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٍۭ — ayetin · "ayetlerden"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

سَلْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ كَمْ اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ اٰيَةٍ بَيِّنَةٍۜ وَمَنْ يُبَدِّلْ نِعْمَةَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ

Sel beni israile kem ateynahum min ayetin beyyineh, ve men yubeddil ni'metallahi min ba'di ma caethu fe innallahe şedidul ikab.

İsrailoğullarına sor; Biz, onlara nice açık ayetler verdik. Kim, Allah'ın nimeti kendisine geldikten sonra onu değiştirirse; artık kuşkusuz Allah, Azabı Çok Şiddetli Olan'dır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/211-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 219. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ  كَب۪يرٌ وَمَنَافِـعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ

Yes'eluneke anil hamri vel meysir, kul fihima ismun kebirun ve menafiu lin nasi, ve ismuhuma ekberu min nef'ihima ve yes'eluneke maza yunfikun kulil afve, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun.

Sana hamrın ve şans oyunlarının hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararları olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı." Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/219-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 221. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟

Ve la tenkihul muşrikati hatta yu'minn, ve le emetun mu'minetun hayrun min muşriketin ve lev a'cebetkum, ve la tunkihul muşrikine hatta yu'minu ve le abdun mu'minun hayrun min muşrikin ve lev a'cebekum, ulaike yed'une ilen nar, vallahu yed'u ilel cenneti vel magfireti bi iznih, ve yubeyyinu ayatihi lin nasi leallehum yetezekkerun.

İman etmedikçe Müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz de Mü'min bir emet, Müşrik bir kadına göre hayırlı olandır. İman etmedikçe, Müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd olan bir Mü'min, Müşrik bir erkeğe göre hayırlı olandır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/221-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 231. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍۖ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَاراً لِتَعْتَدُواۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ وَلَا تَتَّخِذُٓوا اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُواًۘ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَمَٓا اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُـكُمْ بِه۪ۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

Ve iza tallaktumun nisae fe belagne ecelehunne fe emsikuhunne bi ma'rufin ev serrihuhunne bi ma'ruf, ve la tumsikuhunne dıraran li ta'tedu, ve men yef'al zalike fe kad zaleme nefseh, ve la tettehızu ayatillahi huzuva, vezkuru ni'metallahi aleykum ve ma enzele aleykum minel kitabi vel hikmeti yeızukum bih, vettekullahe va'lemu ennallahe bi kulli şey'in alim.

Boşadığınız kadınlar, iddetlerini tamamlayınca, onları ya meşru bir şekilde tutun ya da meşru bir şekilde bırakın. Haklarını çiğneyip, zarar verecek şekilde onları tutmayın. Kim böyle davranırsa, kendisine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini hafife almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini; size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve Hikmet'i aklınızdan çıkarmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Ve bilin ki Allah, Her Şeyi Gerçeğiyle Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/231-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 242. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟

Kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum ta'kılun.

İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki aklınızı kullanırsınız.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/242-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 248. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةَ — ayete · "alameti"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِه۪ٓ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ ف۪يهِ سَك۪ينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ۟

Ve kale lehum nebiyyuhum inne ayete mulkihi en ye'tiyekumut tabutu fihi sekinetun min rabbikum ve bakiyyetun mimma terake alu musa ve alu harune tahmiluhul melaikeh, inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin.

Nebi'leri onlara: "Onun komutanlık kanıtı, içinde Rabb'inizden bir sekine ve Musa ile Harun soyundan bakiye kalanların bulunduğu ve meleklerin taşıdığı, yüklendiği bir sandığın size gelmesidir. Eğer iman edenlerdenseniz, kuşkusuz bunda sizin için kesin bir ayet vardır." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/248-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 248. ayet

- **Geçtiği form:** لَـَٔايَةًۭ — layeten · "kesin bir alamet vardır"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِه۪ٓ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ ف۪يهِ سَك۪ينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ۟

Ve kale lehum nebiyyuhum inne ayete mulkihi en ye'tiyekumut tabutu fihi sekinetun min rabbikum ve bakiyyetun mimma terake alu musa ve alu harune tahmiluhul melaikeh, inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin.

Nebi'leri onlara: "Onun komutanlık kanıtı, içinde Rabb'inizden bir sekine ve Musa ile Harun soyundan bakiye kalanların bulunduğu ve meleklerin taşıdığı, yüklendiği bir sandığın size gelmesidir. Eğer iman edenlerdenseniz, kuşkusuz bunda sizin için kesin bir ayet vardır." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/248-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 252. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتُ — ayatu · "ayetleridir"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim

تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّۜ وَاِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

Tilke ayatullahi netluha aleyke bil hakk, ve inneke le minel murselin.

İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana gerçek olarak okuyoruz. Kuşkusuz sen gönderilenlerdensin.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/252-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 259. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةًۭ — ayeten · "bir ibret"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

اَوْ كَالَّذ۪ي مَرَّ عَلٰى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَاۚ قَالَ اَنّٰى يُحْـي۪ هٰذِهِ اللّٰهُ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ فَاَمَاتَهُ اللّٰهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۜ قَالَ كَمْ لَبِثْتَۜ قَالَ لَبِثْتُ يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۚ وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْماًۜ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۙ قَالَ اَعْلَمُ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Ev kellezi merra ala karyetin ve hiye haviyetun ala uruşiha, kale enna yuhyi hazihillahu ba'de mevtiha, fe ematehullahu miete amin summe beaseh, kale kem lebist, kale lebistu yevme ev ba'da yevm, kale bel lebiste miete amin fenzur ila taamike ve şerabike lem yetesenneh, venzur ila hımarike ve li nec'aleke ayeten lin nasi venzur ilal izami keyfe nunşizuha summe neksuha lahma, fe lemma tebeyyene lehu, kale a'lemu ennallahe ala kulli şey'in kadir.

Veya temelleri üzerine yıkılıp, harap olmuş beldeye uğrayan kimse gibi: "Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltecek? demişti. Bunun üzerine Allah, onu öldürüp yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltti. Ona: "Ne kadar süre ölü kaldın?" dendi. O da: "Bir gün veya bir günden daha az." dedi. Allah, "Hayır, yüz yıl kaldın." dedi. "Buna rağmen yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Ve eşeğine de bak. Bu, insanlara ayet olman içindir. Şu kemiklere bir bak, onları nasıl düzenleyip sonra et giydiriyoruz." Ona bu detaylı açıklama yapıldıktan sonra: "Artık anladım ki, kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/259-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 266. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ ف۪يهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟

E yeveddu ehadukum en tekune lehu cennetun min nahilin ve a'nabin tecri min tahtihel enharu, lehu fiha min kullis semarati ve esabehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafau fe esabeha ı'sarun fihi narun fahterakat kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun.

Sizden biriniz ister mi ki: Kendisi yaşlanmış ve bakıma muhtaç çocukları da varken, içinde nehirler akan, her türlü meyvesi olan, hurma ve üzüm ağaçları bulunan bahçesini ateşten bir kasırga gelip yaksın. İşte, Allah, düşünesiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/266-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ ذُوانْتِقَامٍ

Min kablu huden lin nasi ve enzelel furkan, innellezine keferu bi ayatillahi lehum azabun şedid, vallahu azizun zuntikam.

Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Furkan'ı indirdi. Kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini küfredenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Suçlulara Hak Ettikleri Cezayı Veren'dir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/4-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتٌۭ — ayatun · "(bazı) ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim · belirsiz

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ   كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

Huvellezi enzele aleykel kitabe minhu ayatun muhkematun hunne ummul kitabi ve uharu muteşabihat, fe emmellezine fi kulubihim zeygun fe yettebiune ma teşabehe minhubtigael fitneti vebtigae te'vilih, ve ma ya'lemu te'vilehu illallah, ver rasihune fil ilmi yekulune amenna bihi, kullun min indi rabbina, ve ma yezzekkeru illa ulul elbab.

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetler de muteşabihtir. Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun en doğru te'vilini ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Biz ona iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/7-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ

Ke de'bi ali fir'avne, vellezine min kablihim kezzebu bi ayatina, fe ehazehumullahu bi zunubihim vallahu şedidul ıkab.

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/11-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٌۭ — ayetun · "bir ibret"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ ف۪ي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَاۜ فِئَةٌ تُقَاتِلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِۜ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ

Kad kane lekum ayetun fi fieteynil tekata fietun tukatilu fi sebilillahi ve uhra kafiratun yeravnehum misleyhim ra'yel ayn, vallahu yueyyidu bi nasrihi men yeşa' inne fi zalike le ibreten li ulil ebsar.

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşan, diğeri de Kafirlerdendi. Kafirler, onları kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret sahipleri için bunda bir ders vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/13-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْياً بَيْنَهُمْۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ

İnned dine indallahil islam, ve mahtelefellezine utul kitabe illa min ba'di ma caehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi ayatillahi fe innallahe seriul hısab.

Kuşkusuz, Allah katında din, İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra ihtirasları nedeniyle ihtilafa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini kabul etmezse bilsin ki, kuşkusuz Allah, Hesabı Çabuk Gören'dir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/19-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَيَقْتُلُونَ الَّذ۪ينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ

İnnellezine yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi gayri hakkın ve yaktulunellezine ye'murune bil kıstı minen nasi, fe beşşirhum bi azabin elim.

Allah'ın ayetlerini küfredenler, haksız yere Nebi'lerini öldürenler, insanlardan hakkaniyetli olmayı isteyenleri öldürenler var ya, onlara can yakıcı bir azabı haber ver.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/21-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةًۭ ۖ — ayeten · "bir alamet"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟

Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selasete eyyamin illa remza, vezkur rabbeke kesiran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkar.

"Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap," dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam tesbih et." dedi.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/41-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَتُكَ — ayetuke · "senin alametin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim

قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟

Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selasete eyyamin illa remza, vezkur rabbeke kesiran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkar.

"Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap," dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam tesbih et." dedi.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/41-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَةٍۢ — biayetin · "bir mu'cize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ

Ve resulen ila beni israile enni kad ci'tukum bi ayetin min rabbikum, enni ehluku lekum minet tini ke heyetit tayri fe enfuhu fihi fe yekunu tayran bi iznillah, ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah, ve unebbiukum bi ma te'kulune ve ma teddehırune, fi buyutikum inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin.

Bir Resul olarak İsrailoğullarına: "Doğrusu size Rabb'inizden bir ayetle geldim. Sizin için çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratırım. Ona üflerim, Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm. Allah'ın izni ile ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yediğinizi, ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer Mü'min iseniz kuşkusuz bunda sizin için bir ayet vardır."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/49-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** لَـَٔايَةًۭ — layeten · "bir ibret vardır"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ

Ve resulen ila beni israile enni kad ci'tukum bi ayetin min rabbikum, enni ehluku lekum minet tini ke heyetit tayri fe enfuhu fihi fe yekunu tayran bi iznillah, ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah, ve unebbiukum bi ma te'kulune ve ma teddehırune, fi buyutikum inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin.

Bir Resul olarak İsrailoğullarına: "Doğrusu size Rabb'inizden bir ayetle geldim. Sizin için çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratırım. Ona üflerim, Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm. Allah'ın izni ile ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yediğinizi, ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer Mü'min iseniz kuşkusuz bunda sizin için bir ayet vardır."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/49-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَةٍۢ — biayetin · "bir mu'cize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ

Ve musaddikan lima beyne yedeyye minet tevrati ve li uhılle lekum ba'dallezi hurrime aleykum ve ci'tukum bi ayetin min rabbikum fettekullahe ve etiun.

"Ben, size Rabb'inizden, elinizin altında bulunan Tevrat'ı tasdik edici olarak ve daha önce size haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için bir ayetle geldim. Allah'a karşı takvalı olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/50-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetler-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

ذٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْاٰيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَك۪يمِ

Zalike netluhu aleyke minel ayati vez zikril hakim hakimi).

Bu sana anlattıklarımız, ayetlerden ve hakim olan Zikir'dendir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/58-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 70. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

Ya ehlel kitabi lime tekfurune bi ayatillahi ve entum teşhedun.

Ey Kitap Ehli! Gerçeği bildiğiniz halde, niçin Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz?

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/70-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتٌۢ — ayatun · "deliller"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim · belirsiz

ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ  كَانَ اٰمِناًۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلاًۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Fihi ayatun beyyinatun makamu ibrahim, ve men dahalehu kane amina, ve lillahi alen nasi hiccul beyti menistetaa ileyhi sebila, ve men kefere fe innallahe ganiyyun anil alemin.

Orada apaçık ayetler vardır. İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/97-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 98. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا تَعْمَلُونَ

Kul ya ehlel kitabi lime tekfurune bi ayatillahi, vallahu şehidun ala ma ta'melun.

De ki: "Ey Kitap Ehli! Neden Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz? Allah, yaptıklarınıza tanıktır."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/98-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتُ — ayatu · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim

وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَاَنْتُمْ تُتْلٰى عَلَيْكُمْ اٰيَاتُ اللّٰهِ وَف۪يكُمْ رَسُولُهُۜ وَمَنْ يَعْتَصِمْ بِاللّٰهِ فَقَدْ هُدِيَ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ۟

Ve keyfe tekfurune ve entum tutla aleykum ayatullahi ve fikum resuluh, ve men ya'tesim billahi fe kad hudiye ila sıratın mustakim.

Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl küfre saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/101-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 103. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ  كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ   كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Va'tasımu bihablillahi cemian ve la teferreku, vezkuru ni'metallahi aleykum iz kuntum a'daen fe ellefe beyne kulubikum fe asbahtum bi ni'metihi ihvana, ve kuntum ala şefa hufretin minen nari fe enkazekum minha, kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum tehtedun.

Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/103-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 108. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتُ — ayatu · "ayetleridir"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim

تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّۜ وَمَا اللّٰهُ يُر۪يدُ ظُلْماً لِلْعَالَم۪ينَ

Tilke ayatullahi netluha aleyke bil hakk, ve mallahu yuridu zulmen lil alemin.

Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere haksızlık yapmak istemez.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/108-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 112. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللّٰهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۠

Duribet aleyhimuz zilletu eyne ma sukıfu illa bi hablin minallahi ve hablin minen nasi ve bau bi gadabin minallahi ve duribet aleyhimul meskeneh, zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunel enbiyae bi gayri hakk, zalike bima asav ve kanu ya'tedun.

Onlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve insanların ipine tutunmadıkları sürece zillet içinde olurlar. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Yoksunluğa tutsak oldular. Bunun nedeni, onların asileşip hadlerini aşarak, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve haksız yere Nebilerini öldürmeleridir. Bu ceza, onların isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/112-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 113. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠

Leysu seva', min ehlil kitabi ummetun kaimetun yetlune ayatillahi anael leyli ve hum yescudun.

Ama hepsi aynı değildir. Kitap Ehli'nden, Allah'ın ayetlerini okuyan ve gece saatlerinde secde eden bir topluluk da vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/113-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 118. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ ۖ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالاًۜ وَدُّوا مَا عَنِتُّمْۚ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَٓاءُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْۚ وَمَا تُخْف۪ي صُدُورُهُمْ اَكْـبَرُۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ

Ya eyyuhellezine amenu la tettehızu bitaneten min dunikum la ye'lunekum habala, veddu ma anittum, kad bedetil bagdau min efvahihim, ve ma tuhfi suduruhum ekber, kad beyyenna lekumul ayati in kuntum ta'kılun.

Ey İman Edenler! Birbirinizden başkasını, kendinize sırdaş edinmeyin. Onlar, size zarar vermekten geri durmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçi, kinlerini ağızları ile dışa vuruyorlar, ancak kalplerinde gizledikleri kin daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız, ayetlerimizi size açık açık bildirdik.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/118-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 164. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "(Allah'ın) ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ بَعَثَ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Le kad mennallahu alel mu'minine iz bease fihim resulen min enfusihim yetlu aleyhim ayatihi ve yuzekkihim ve yuallimuhumul kitabe vel hikmeh, ve in kanu min kablu le fi dalalin mubin.

Ant olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten bir resul göndermekle, Mü'minlere iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/164-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 190. ayet

- **Geçtiği form:** لَـَٔايَـٰتٍۢ — layatin · "ibretler vardır"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim · belirsiz

اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۚ

İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari le ayatin li ulil elbab.

Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, sağlıklı düşünenler için kesin kanıtlar vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/190-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 199. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَاِنَّ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَمَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ خَاشِع۪ينَ لِلّٰهِۙ لَا يَشْتَرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَناً قَل۪يلاًۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ

Ve inne min ehlil kitabi le men yu'minu billahi ve ma unzile ileykum ve ma unzile ileyhim haşiine lillahi, la yeşterune bi ayatillahi semenen kalila, ulaike lehum ecruhum inde rabbihim innallahe seriul hısab.

Kitap Ehli'nden öyle kimseler var ki, Allah'a, size indirilene, kendilerine indirilene tam bir samimiyetle iman ederler. Allah'ın ayetlerini az bir değer karşılığında satmazlar. İşte onların hak ettikleri şey Rabb'lerinin yanındadır. Kuşkusuz, Allah, hesabı çabuk görendir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/199-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَاراًۜ  كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُوداً غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ  كَانَ عَز۪يزاً حَك۪يماً

İnnellezine keferu bi ayatina sevfe nuslihim nara. Kullema nadicet culuduhum beddelnahum culuden gayraha li yezukul azab. İnnallahe kane azizen hakima.

Ayetlerimizi küfredenleri, yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe, azabı iyice tatsınlar diye onlara yeni deriler giydireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/56-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 140. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetlerinin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذاً مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِـعُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْكَافِر۪ينَ ف۪ي جَهَنَّمَ جَم۪يعاًۙ

Ve kad nezzele aleykum fil kitabi en iza semi'tum ayatillahi yukferu biha ve yustehzeu biha fe la tak'udu meahum hatta yehudu fi hadisin gayrihi, innekum izen misluhum. İnnallahe camiul munafikine vel kafirine fi cehenneme cemia.

Ve O, size indirdiği Kitap'ta: "Ayetlerinin küfredildiğini ve alaya alındığını duyduğunuz zaman başka bir söze geçinceye kadar onlarla beraber bulunmayın, yoksa onlar gibi olursunuz." diye bildirdi. Kuşkusuz, Allah, bütün Münafıkları ve Kafirleri Cehennem'de toplayacaktır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/140-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 155. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلاًۖ

Fe bima nakdıhim misakahum ve kufrihim bi ayatillahi ve katlihimul enbiyae bi gayrı hakkın ve kavlihim kulubuna gulf. Bel tabaallahu aleyha bi kufrihim fe la yu'minune illa kalila.

Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini küfrettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, küfürlerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/155-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَآ — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ

Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cehim.

Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince, işte onlar Cehennem'lik kimselerdir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/10-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِى — biayati · "benim ayetlerimi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اِنَّٓا اَنْزَلْنَا التَّوْرٰيةَ ف۪يهَا هُدًى وَنُورٌۚ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذ۪ينَ اَسْلَمُوا لِلَّذ۪ينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللّٰهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَٓاءَۚ فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَناً قَل۪يلاًۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ

İnna enzelnet tevrate fiha huden ve nur, yahkumu bihen nebiyyunellezine eslemu lillezine hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve kanu aleyhi şuhedae, fe la tahşevun nase vahşevni ve la teşteru bi ayati semenen kalila ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humul kafirun.

Kuşkusuz, Biz, doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş Yahudiler için Nebiler onunla hüküm veriyorlardı. Rabbaniler ve ahbar olanlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil, Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin! Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, Kafirlerin ta kendileridirler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/44-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

مَا الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ وَاُمُّهُ صِدّ۪يقَةٌۜ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ

Melmesihubnu meryeme illa resul, kad halet min kablihir rusul ve ummuhu sıddikah kana ye'kulanit taam unzur keyfe nubeyyinu lehumul ayati summenzur enna yu'fekun.

İyi bilin ki, Meyem Oğlu Mesih, yalnızca bir Resul'dür. Ondan önce de Resuller gelip geçti. O'nun annesi çok dürüsttür. İkisi de diğer insanlar gibi yer, içerlerdi. Onlar için ayetleri nasıl açıkladığımıza bak ve sonra nasıl döndürüldüklerini gör.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/75-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 86. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَآ — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ۟

Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cahim.

Kafir olup ayetlerimizi yalanlayan kimseler, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/86-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاك۪ينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْل۪يكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْر۪يرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

La yuahizukumullahu bil lagvi fi eymanikum ve lakin yuahizukum bima akkadtumul eyman, fe keffaretuhu it'amu aşereti mesakine min evsatı ma tut'ımune ehlikum ev kisvetuhum ev tahriru rakabeh fe men lem yecid fe sıyamu selaseti eyyam zalike keffaretu eymanikum iza haleftum vahfezu eymanekum kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum teşkurun.

Allah, kasıtsız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün siyam vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/89-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 114. ayet

- **Geçtiği form:** وَءَايَةًۭ — ve ayeten · "ve bir mu'cize (olsun)"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يداً لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

Kale isebnu meryemellahumme rabbena enzil aleyna maideten mines semai tekunu lena iden li evvelina ve ahirina ve ayeten mink, verzukna ve ente hayrur razikin.

Meyrem Oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet. Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/114-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٍۢ — ayetin · "ayet"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

وَمَا تَأْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ

Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'rıdin.

Onlara, ne zaman Rabb'lerinin ayetlerinden bir ayet gelse illaki ondan yüz çevirirler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/4-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetler-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَمَا تَأْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ

Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'rıdin.

Onlara, ne zaman Rabb'lerinin ayetlerinden bir ayet gelse illaki ondan yüz çevirirler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/4-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۗ — biayatihi · "O'nun ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ

Ve men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bi ayatih, innehu la yuflihuz zalimun.

durduğu yalanı Allah'a dayandıran veya O'nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Kuşkusuz O, zalimleri kurtuluşa erdirmez.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/21-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٍۢ — ayetin · "mu'cizeyi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَۚ وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْراًۜ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫كَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ

Ve minhum men yestemiu ileyk, ve cealna ala kulubihim ekinneten en yefkahuhu ve fi azanihim vakra, ve in yerev kulle ayetin la yu'minu biha, hatta iza cauke yucadiluneke yekulullezine keferu in haza illa esatirul evvelin.

Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa onu anlamalarına engel olmak için kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk. Onlar her türlü ayeti görseler de yine de ona inanmazlar. Kafirler sana geldiklerinde, "Bunlar ancak geçmişin masallarıdır." diye seninle tartışırlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/25-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِاٰيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve lev tera iz vukıfu alen nari fe kalu ya leytena nureddu ve la nukezzibe bi ayati rabbina ve nekune minel mu'minin.

Onların, ateşin karşısında durdurulduklarında: "Keşke geri döndürülsek de Rabb'imizin ayetlerini yalanlamasak ve Mü'minlerden olsak." dediklerini bir görsen.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/27-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ

Kad na'lemu, innehu le yahzunukellezi yekulune fe innehum la yukezzibuneke ve lakinnez zaliminebi ayatillahi yechadun.

Doğrusu, onların söyledikleri sözlerin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler açıkça Allah'ın ayetlerini reddediyorlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/33-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَةٍۢ ۚ — biayetin · "bir mu'cize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقاً فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّماً فِي السَّمَٓاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

Ve in kane kebure aleyke i'raduhum fe inisteta'te en tebtegıye nefekan fil ardı ev sullemen fis semai fe te'tiyehum bi ayeh, ve lev şaallahu le cemeahum alel huda fe la tekunenne minel cahilin.

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

_https://acikkuran.com/enam-suresi/35-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٌۭ — ayetun · "bir mu'cize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يُنَزِّلَ اٰيَةً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Ve kalu lev la nuzzile aleyhi ayetun min rabbih, kul innallahe kadirun ala en yunezzile ayeten ve lakinne ekserehum la ya'lemun.

Ona, "Rabb'inden bir ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Elbette ki Allah, bir ayet indirmeye kadirdir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/37-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةًۭ — ayeten · "bir mu'cize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يُنَزِّلَ اٰيَةً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Ve kalu lev la nuzzile aleyhi ayetun min rabbih, kul innallahe kadirun ala en yunezzile ayeten ve lakinne ekserehum la ya'lemun.

Ona, "Rabb'inden bir ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Elbette ki Allah, bir ayet indirmeye kadirdir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/37-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "bizim ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِي الظُّلُمَاتِۜ مَنْ يَشَأِ اللّٰهُ يُضْلِلْهُۜ وَمَنْ يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

Vellezine kezzebu bi ayatina summun ve bukmun fiz zulumat, men yeşaillahu yudlilhu, ve men yeşe' yec'alhu ala sıratın mustakim.

Ayetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah hak edeni saptırır hak edeni de dosdoğru yola iletir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/39-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِهِۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ

Kul e reeytum in ehazallahu sem'akum ve ebsarekum ve hateme ala kulubikum men ilahun gayrullahi ye'tikum bih, unzur keyfe nusarriful ayati summe hum yasdifun .

De ki: "Söyleyin bana! Eğer Allah; işitmenizi, görmenizi ve kalbinizin idrak etmesini yok etse, Allah'tan başka hangi ilah onları size geri verebilir?" Bak, ayetlerimizi nasıl çok yönlü açıklıyoruz. Buna rağmen yine de yüz çeviriyorlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/46-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا يَمَسُّهُمُ الْعَذَابُ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ

Vellezine kezzebu bi ayatina yemessuhumul azabu bima kanu yefsukun.

Ayetlerimizi yalanlayanlara da yaptıkları fasıklık yüzünden azabımız dokunacaktır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/49-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَاِذَا جَٓاءَكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاٰيَاتِنَا فَقُلْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۙ اَنَّهُ مَنْ عَمِلَ مِنْكُمْ سُٓوءاً بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَصْلَحَ فَاَنَّهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ve iza caekellezine yu'minune bi ayatina fe kul selamun aleykum ketebe rabbukum ala nefsihir rahmete ennehu men amile minkum suen bi cehaletin summe tabe min ba'dihi ve asleha fe ennehu gafurun rahim.

Ayetlerimize iman etmiş kimseler sana geldiklerinde, "Size selam olsun."de. Rabb'iniz rahmet etmeyi Kendi üzerine yazdı. Sizden kim cehaletle kötü bir şey yapar da ardından tevbe edip kendini düzeltirse, bilsin ki O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/54-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 55. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ وَلِتَسْتَب۪ينَ سَب۪يلُ الْمُجْرِم۪ينَ۟

Ve kezalike nufassılul ayati ve li testebine sebilul mucrimin.

Mücrimlerin yolu besbelli olsun diye ayetleri ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/55-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَاباً مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذ۪يقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

Kul huvel kadiru ala en yeb'ase aleykum azaben min fevkıkum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiyean ve yuzika ba'dakum be'se ba'd, unzur keyfe nusarrıful ayati leallehum yefkahun.

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/65-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 68. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِنَا — ayatina · "ayetlerimiz"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذ۪ينَ يَخُوضُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۜ وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ

Ve iza reeytellezine yahudune fi ayatina fe a'rıd anhum hatta yahudu fi hadisin gayrih, ve imma yunsiyennekeş şeytanu fe la tak'ud ba'dez zikra meal kavmiz zalimin.

Ayetlerimiz hakkında dalanlarla karşılaştığın zaman, onlar başka bir konuya geçinceye kadar, onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırlar hatırlamaz zalim halkla beraber oturma.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/68-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 93. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِهِۦ — ayatihi · "O'nun ayetlerine karşı"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ قَالَ اُو۫حِيَ اِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ اِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَنْ قَالَ سَاُنْزِلُ مِثْلَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ ف۪ي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَاسِطُٓوا اَيْد۪يهِمْۚ اَخْرِجُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنْتُمْ عَنْ اٰيَاتِه۪ تَسْتَكْبِرُونَ

Ve men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kale uhıye ileyye ve lem yuha ileyhi şey'un ve men kale seunzilu misle ma enzelallah, ve lev tera iziz zalimune fi gameratil mevti vel melaiketu basitu eydihim, ahricu enfusekum, el yevme tuczevne azabel huni bima kuntum tekulune alallahi gayrel hakkı ve kuntum an ayatihi testekbirun.

Allah'a karşı yalan uydurandan veya kendisine hiçbir şey vahyedilmemiş iken, "Bana da vahyolundu." diyenden ya da "Ben de Allah'ın indirdiği ayetlerin benzerini indireceğim." diyenden daha zalim kim olabilir? Melekler, canlarını almak için ellerini uzatıp, "Canlarınızı verin; Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve onun ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan dolayı bugün alçaltıcı azabı tadın." dediklerinde, can çekişirlerken bu zalimleri bir görsen!

_https://acikkuran.com/enam-suresi/93-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُوا بِهَا ف۪ي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Ve huvellezi ceale lekumun nucume li tehtedu biha fi zulumatil berri vel bahr, kad fassalnal ayati li kavmin ya'lemun.

Karanın ve denizin karanlıklarında yönünüzü bulasınız diye yıldızları size kılavuz yapan O'dur. Kuşkusuz akleden bir halk için ayetleri böylece ayrıntılı şekilde açıkladık.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/97-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 98. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ فَمُسْتَقَرٌّ وَمُسْتَوْدَعٌۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَفْقَـهُونَ

Ve huvellezi enşeekum min nefsin vahıdetin fe mustekarrun ve mustevda', kad fassalnal ayati li kavmin yefkahun.

Sizi tek bir nefisten inşa eden O'dur. Sizin için bir kalış ve emanet olarak konuluş yeri vardır. Akleden bir halk için ayetlerimizi böylece ayrıntılı bir şekilde açıkladık.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/98-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 99. ayet

- **Geçtiği form:** لَـَٔايَـٰتٍۢ — layatin · "çok ibret vardır"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim · belirsiz

وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ نَبَاتَ كُلِّ شَيْءٍ فَاَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِراً نُخْرِجُ مِنْهُ حَباًّ مُتَرَاكِباًۚ وَمِنَ النَّخْلِ مِنْ طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّاتٍ مِنْ اَعْنَابٍ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُشْتَبِهاً وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍۜ اُنْظُـرُٓوا اِلٰى ثَمَرِه۪ٓ اِذَٓا اَثْمَرَ وَيَنْعِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكُمْ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Ve huvellezi enzele mines semai ma', fe ahrecna bihi nebate kulli şey'in fe ahrecna minhu hadıran nuhricu minhu habben muterakiba, ve minen nahli min tal'ıha kınvanun daniyetun ve cennatin min a'nabin vez zeytune ver rummane muştebihen ve gayre muteşabih, unzuru ila semerihi iza esmere ve yen'ıh, inne fi zalikum le ayatin li kavmin yu'minun.

O, gökten su indirendir. Onunla her türlü bitkiyi bitirdik. Ondan her çeşit bitkiyi çıkardık. Onlardan yığın yığın daneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, birbirine hem benzeyen hem benzemeyen; üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve meyvesi olgunlaştığında her birine bir bakın! Bunlarda iman eden bir kavim için ayetler vardır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/99-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 105. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Ve kezalike nusarriful ayati ve li yekulu dereste ve li nubeyyinehu li kavmin ya'lemun.

İşte böylece Biz, ayetleri döne döne açıklıyoruz. Varsın "Sen ders almışsın." desinler. Oysa bilen bir halk için onu ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/105-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 109. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٌۭ — ayetun · "bir mu'cize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ لَيُؤْمِنُنَّ بِهَاۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْۙ اَنَّـهَٓا اِذَا جَٓاءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caethum ayetun le yu'minunne bih, kul innemel ayatu indallahi ve ma yuş'irukum enneha iza caet la yu'minun.

Eğer kendilerine bir ayet gelirse, ona inanacaklarına dair kesin bir yeminle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır." O ayet gelmiş olsa da onların yine de iman etmeyeceklerinin bilincinde değil misiniz?

_https://acikkuran.com/enam-suresi/109-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 109. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتُ — l-ayatu · "Mu'cizeler"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ لَيُؤْمِنُنَّ بِهَاۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْۙ اَنَّـهَٓا اِذَا جَٓاءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caethum ayetun le yu'minunne bih, kul innemel ayatu indallahi ve ma yuş'irukum enneha iza caet la yu'minun.

Eğer kendilerine bir ayet gelirse, ona inanacaklarına dair kesin bir yeminle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır." O ayet gelmiş olsa da onların yine de iman etmeyeceklerinin bilincinde değil misiniz?

_https://acikkuran.com/enam-suresi/109-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 118. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِهِۦ — biayatihi · "O'nun ayetlerine"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ بِاٰيَاتِه۪ مُؤْمِن۪ينَ

Fe kulu mimma zukiresmullahi aleyhi in kuntum bi ayatihi mu'minin.

Eğer Allah'ın ayetlerine iman ediyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılanlardan yiyin.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/118-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 124. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةٌۭ — ayetun · "bir ayet"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَاِذَا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ قَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ حَتّٰى نُؤْتٰى مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ رُسُلُ اللّٰهِۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۜ سَيُص۪يبُ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعَذَابٌ شَد۪يدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ

Ve iza caethum ayetun kalu len nu'mine hatta nu'ta misle ma utiye rusulullah, allahu a'lemu haysu yec'alu risaleteh, seyusibullezine ecremu sagarun indallahi ve azabun şedidun bima kanu yemkurun.

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın Resul'üne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla inanmayız." derler. Allah, Resul'lük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/124-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 126. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَهٰذَا صِرَاطُ رَبِّكَ مُسْتَق۪يماًۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ

Ve haza sıratu rabbike mustekim, kad fassalnal ayati li kavmin yezzekkerun.

Rabb'inin dosdoğru yolu işte budur. Gerçekten öğüt alan bir halk için ayetleri ayrıntılı olarak açıkladık.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/126-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 130. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِى — ayati · "ayetlerimi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪ي وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا شَهِدْنَا عَلٰٓى اَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ

Ya ma'şerel cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yakussune aleykum ayati ve yunzirunekum likae yevmikum haza, kalu şehidna ala enfusina ve garrethumul hayatud dunya ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.

"Ey cinn ve ins topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi aktaran ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran Resuller gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize tanığız" derler. Dünya hayatı onları aldattı, kendilerinin Kafirler olduklarına tanıklık ettiler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/130-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 150. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

قُلْ هَلُمَّ شُهَدَٓاءَكُمُ الَّذ۪ينَ يَشْهَدُونَ اَنَّ اللّٰهَ حَرَّمَ هٰذَاۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَلَا تَشْهَدْ مَعَهُمْۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ وَهُمْ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ۟

Kul helumme şuhedaekumullezine yeşhedune ennallahe harreme haza, fe in şehidu fe la teşhed meahum, ve la tettebi' ehvaellezine kezzebu bi ayatina vellezine la yu'minune bil ahireti ve hum bi rabbihim ya'dilun.

De ki: "Allah'ın bunu haram ettiğine dair tanıklık edecek tanıklarınızı getirin." Eğer onlar tanıklık ederlerse sen onlarla beraber tanıklık etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların tutku ve kuruntularına uyma. Onlar, Rabb'lerine eş koşuyorlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/150-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 157. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِ — biayati · "ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اَوْ تَقُولُوا لَوْ اَنَّٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّٓا اَهْدٰى مِنْهُمْۚ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌۚ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَصَدَفَ عَنْهَاۜ سَنَجْزِي الَّذ۪ينَ يَصْدِفُونَ عَنْ اٰيَاتِنَا سُٓوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُوا يَصْدِفُونَ

Ev tekulu lev enna unzile aleynel kitabu le kunna ehda minhum, fe kad caekum beyyinetun min rabbikum ve huden ve rahmeh, fe men azlemu mimmen kezzebe bi ayatillahi ve sadefe anha, se neczillezine yasdifune an ayatina suel azabi bima kanu yasdifun.

Veya "Eğer bize Kitap indirilseydi, biz onlardan daha iyi doğru yolda olurduk." dememeniz için, Rabb'inizden size apaçık bir beyyinat, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/157-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 157. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِنَا — ayatina · "ayetlerimiz-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اَوْ تَقُولُوا لَوْ اَنَّٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّٓا اَهْدٰى مِنْهُمْۚ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌۚ فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَصَدَفَ عَنْهَاۜ سَنَجْزِي الَّذ۪ينَ يَصْدِفُونَ عَنْ اٰيَاتِنَا سُٓوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُوا يَصْدِفُونَ

Ev tekulu lev enna unzile aleynel kitabu le kunna ehda minhum, fe kad caekum beyyinetun min rabbikum ve huden ve rahmeh, fe men azlemu mimmen kezzebe bi ayatillahi ve sadefe anha, se neczillezine yasdifune an ayatina suel azabi bima kanu yasdifun.

Veya "Eğer bize Kitap indirilseydi, biz onlardan daha iyi doğru yolda olurduk." dememeniz için, Rabb'inizden size apaçık bir beyyinat, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/157-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 158. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetlerinin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ اَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَۜ يَوْمَ يَأْت۪ي بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْساً ا۪يمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ ف۪ٓي ا۪يمَانِهَا خَيْراًۜ قُلِ انْتَظِرُٓوا اِنَّا مُنْتَظِرُونَ

Hel yanzurune illa en te'tiyehumul melaiketu ev ye'tiye rabbuke ev ye'tiye ba'du ayati rabbik, yevme ye'ti ba'du ayati rabbike la yenfeu nefsen imanuha lem tekun amenet min kablu ev kesebet fi imaniha hayra, kul intezıru inna muntezırun.

Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/158-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 158. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ اَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَۜ يَوْمَ يَأْت۪ي بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْساً ا۪يمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ ف۪ٓي ا۪يمَانِهَا خَيْراًۜ قُلِ انْتَظِرُٓوا اِنَّا مُنْتَظِرُونَ

Hel yanzurune illa en te'tiyehumul melaiketu ev ye'tiye rabbuke ev ye'tiye ba'du ayati rabbik, yevme ye'ti ba'du ayati rabbike la yenfeu nefsen imanuha lem tekun amenet min kablu ev kesebet fi imaniha hayra, kul intezıru inna muntezırun.

Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/158-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimize"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَظْلِمُونَ

Ve men haffet mevazinuhu fe ulaikellezine hasiru enfusehum bima kanu biayatina yazlimun.

Kimin de tartısı hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize haksızlık etmelerinden dolayı kendilerine yazık edenlerdir.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/9-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِ — ayati · "ayetleri-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاساً يُوَار۪ي سَوْاٰتِكُمْ وَر۪يشاً۠ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

Ya beni ademe kad enzelna aleykum libasen yuvari sev'atikum ve rişa ve libasut takva zalike hayr, zalike min ayatillahi leallehum yezzekkerun.

Ey Ademoğulları! Cesetlerinizi örtecek ve sizi süsleyecek libas indirdik. Takva libası ise daha hayırlıdır. İşte bu Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/26-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

قُلْ مَنْ حَرَّمَ ز۪ينَةَ اللّٰهِ الَّت۪ٓي اَخْرَجَ لِعِبَادِه۪ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ  كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Kul men harreme zinetallahilleti ahrece li ibadihi vet tayyibati miner rızk, kul hiye lillezine amenu fil hayatid dunya halisaten yevmel kıyameh, kezalike nufassılul ayati li kavmin ya'lemun.

De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; kıyamet günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/32-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَـٰتِى ۙ — ayati · "ayetlerimi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪يۙ فَمَنِ اتَّقٰى وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ya beni ademe imma ye'tiyennekum rusulun minkum yekussune aleykum ayati fe menitteka ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun.

Ey Adem oğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/35-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Vellezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.

Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/36-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۚ — biayatihi · "O'nun ayetlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ  اُو۬لٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَص۪يبُهُمْ مِنَ الْكِتَابِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ قَالُٓوا اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ

Fe men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bi ayatih ulaike yenaluhum nasibuhum minel kitab, hatta iza caethum rusuluna yeteveffevnehum kalu eyne ma kuntum ted'une min dunillah kalu dallu anna ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.

Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kitap'taki nasipleri onlara erişecektir. Nihayet Resullerimiz, canlarını almak için onlara geldiğinde, "Allah'tan başka yakardığınız ilahlar nerede?" dediklerinde; onlar da: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler." dediler. Kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ettiler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/37-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "bizim ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَٓاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ ف۪ي سَمِّ الْخِيَاطِۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِم۪ينَ

İnnellezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha la tufettehu lehum ebvabus semai ve la yedhulunel cennete hatta yelicel cemelu fi semmil hiyat ve kezalike neczil mucrimin.

Ayetlerimizi yalanlayan ve büyüklenenler var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar deve iğnenin deliğinden geçmedikçe, Cennet'e giremeyeceklerdir. Mücrimleri böyle cezalandırırız.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/40-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اَلَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَهُمْ لَهْواً وَلَعِباً وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۚ فَالْيَوْمَ نَنْسٰيهُمْ كَمَا نَسُوا لِقَٓاءَ يَوْمِهِمْ هٰذَاۙ وَمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

Ellezinettehazu dinehum lehven ve leiben ve garrethumul hayatud dunya, felyevme nensahum kema nesu likae yevmihim haza ve ma kanu bi ayatina yechadun.

Onlar ki, dinlerini bir oyun ve eğlence yerine koydular. Dünya hayatı onları aldattı. Onlar, karşılaşacakları bugünü unuttukları ve ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi, biz de onları unuturuz.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/51-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْـَٔايَـٰتِ — l-ayati · "ayetleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَالْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۚ وَالَّذ۪ي خَبُثَ لَا يَخْرُجُ اِلَّا نَكِداًۜ  كَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ۟

Vel beledut tayyibu yahrucu nebatuhu bi izni rabbih, vellezi habuse la yahrucu illa nekida, kezalike nusarriful ayati li kavmin yeşkurun.

Toprağı iyi olan beldenin bitkisi, Rabb'inin izni ile verimli olur. Toprağı kötü olan beldenin ürünü verimsiz olur. Şükreden bir kavim için ayetleri böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/58-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَآ ۚ — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

فَكَذَّبُوهُ فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَاَغْرَقْنَا الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً عَم۪ينَ۟

Fe kezzebuhu fe enceynahu vellezine meahu fil fulki ve agraknellezine kezzebu bi ayatina, innehum kanu kavmen amin.

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/64-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** بِـَٔايَـٰتِنَا ۖ — biayatina · "ayetlerimizi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَمَا كَانُوا مُؤْمِن۪ينَ۟

Fe enceynahu vellezine meahu bi rahmetin minna ve kata'na dabirellezine kezzebu bi ayatina ve ma kanu mu'minin.

Onu ve beraberinde olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanların ise kökünü kestik.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/72-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** ءَايَةًۭ ۖ — ayeten · "bir mu'cizedir"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَـالِـحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۜ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ve ila semude ehahum salihan kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin gayruhu, kad caetkum beyyinetun min rabbikum hazihi nakatullahi lekum ayeten fe zeruha te'kul fi ardıllahi ve la temessuha bi suin fe ye'huzekum azabun elim.

Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey halkım: Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat gelmiştir. İşte şu Allah'ın dişi devesi, sizin için bir ayettir. Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azab yakalar." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/73-ayet-meali.md_

---
Sonraki: https://acikkuran.com/root/Ayy.md?page=2
Alındığı tarih: 2026-08-12
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
