# Sad-Be-Ha — صبح (SbH)

> Kur'an'da 45 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/SbH

- **Anlam:** Sabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.
- **Türevleri:** إِصْبَاح (1) · أَصْبَحَ (28) · صَبَاح (1) · صَبَّحَ (1) · صُبْح (5) · مِصْبَاح (4) · مُصْبِحِين (5)

## Geçtiği ayetler

### 3. Ali İmran suresi 103. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحْتُم — feesbehtum · "(haline) geldiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ  كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ   كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Va'tasımu bihablillahi cemian ve la teferreku, vezkuru ni'metallahi aleykum iz kuntum a'daen fe ellefe beyne kulubikum fe asbahtum bi ni'metihi ihvana, ve kuntum ala şefa hufretin minen nari fe enkazekum minha, kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum tehtedun.

Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/103-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحَ — fe esbeha · "böylece oldu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخ۪يهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Fe tavveat lehu nefsuhu katle ahihi fe katelehu fe asbaha minel hasirin.

Nefsi kardeşini isteyerek öldürmesini kolaylaştırdı. O da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/30-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحَ — feesbeha · "ve oldu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ

Fe beasallahu guraben yebhasu fil ardı li yuriyehu keyfe yuvari sev'ete ahih kale ya veyleta e aceztu en ekune misle hazel gurabi fe uvariye sev'ete ahi, fe asbaha minen nadimin.

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu. "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/31-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** فَيُصْبِحُوا۟ — feyusbihu · "onlar olurlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَتَرَى الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ ف۪يهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُص۪يبَنَا دَٓائِرَةٌۜ  فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِه۪ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ نَادِم۪ينَۜ

Fe terallezine fi kulubihim maradun yusariune fihim yekulune nahşa en tusibena daireh fe asallahu en ye'tiye bil fethi ev emrin min indihi fe yusbihu ala ma eserru fi enfusihim nadimin.

Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz." diyerek, onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir ve böylece onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar!

_https://acikkuran.com/maide-suresi/52-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 53. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — fe esbehu · "olmuşlardır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْۙ اِنَّهُمْ لَمَعَكُمْۜ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَاَصْبَحُوا خَاسِر۪ينَ

Ve yekulullezine amenu e haulaillezine aksemu billahi cehde eymanihim innehum le meakum habitat a'maluhum fe asbahu hasirin.

İman Edenler şöyle derler: "Bütün yeminleri ile senin yanında olacaklarına dair Allah'a yemin edenler bunlar mı?" İşte onların yaptığı bütün işler boşa gitti. Ve hüsrana uğrayanlar oldular.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/53-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 102. ayet

- **Geçtiği form:** أَصْبَحُوا۟ — esbehu · "olmuşlardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

قَدْ سَاَلَهَا قَوْمٌ مِنْ قَبْلِكُمْ ثُمَّ اَصْبَحُوا بِهَا كَافِر۪ينَ

Kad seeleha kavmun min kablikum summe asbahu biha kafirin.

Gerçekten, sizden önce de onları bir halk sormuştu da sonra onları küfredenler olmuşlardı.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/102-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 96. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْإِصْبَاحِ — l-isbahi · "sabahı ortaya çıkarmış"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · isim fiil · eril · mecrur isim

فَالِقُ الْاِصْبَاحِۚ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَناً وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَاناًۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ

Falikul ısbah, ve cealel leyle sekenen veş şemse vel kamere husbana, zalike takdirul azizil alim.

O karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi bir sükunet, Güneş'i ve Ay'ı bir hesap ölçüsü kılandır. İşte bunlar, Mutlak Üstün Olan'ın, Her Şeyi Bilen'in takdiridir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/96-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 78. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — feesbehu · "çökekaldılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَ

Fe ehazethumur recfetu fe asbahu fi darihim casimin.

Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/78-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 91. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — feesbehu · "çökekaldılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۚۛ

Fe ehazethumur recfetu fe asbehu fi darihim casimin.

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/91-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — feesbehu · "ve kaldılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَاَخَذَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دِيَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۙ

Ve ehazellezine zalemus sayhatu fe asbahu fi diyarihim casimin.

Zulmedenleri bir çığlık yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/67-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصُّبْحُ ۚ — s-subhu · "sabahtır"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

Kalu ya lutu inna rusulu rabbike len yasilu ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve la yeltefit minkum ehadun illemreetek, innehu musibuha ma esabehum, inne mev'ıdehumus subh, e leyses subhu bi karib.

"Ey Lut! Biz, Rabb'inin elçileriyiz." dediler. "Onlar, sana dokunamazlar. Ailenle birlikte gecenin bir bölümünde hemen yola çık. Hanımın hariç, hiç kimse arkada kalmasın. Doğrusu onların başına gelecek olan musibet onun da başına gelecektir. Onlara belirlenen vakit sabahtır. Sabah da yakın değil mi?"

_https://acikkuran.com/hud-suresi/81-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصُّبْحُ — s-subhu · "sabah"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

Kalu ya lutu inna rusulu rabbike len yasilu ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve la yeltefit minkum ehadun illemreetek, innehu musibuha ma esabehum, inne mev'ıdehumus subh, e leyses subhu bi karib.

"Ey Lut! Biz, Rabb'inin elçileriyiz." dediler. "Onlar, sana dokunamazlar. Ailenle birlikte gecenin bir bölümünde hemen yola çık. Hanımın hariç, hiç kimse arkada kalmasın. Doğrusu onların başına gelecek olan musibet onun da başına gelecektir. Onlara belirlenen vakit sabahtır. Sabah da yakın değil mi?"

_https://acikkuran.com/hud-suresi/81-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 94. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — feesbehu · "ve kaldılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْباً وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَاَخَذَتِ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دِيَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۙ

Ve lemma cae emruna necceyna ?uayben vellezine amenu meahu bi rahmetin minna ve ehazetillezine zalemussayhatu fe asbahu fi diyarihim casimin.

Hükmümüz gerçekleşince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/94-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصْبِحِينَ — musbihine · "sabaha girerlerken"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ

Ve kadayna ileyhi zalikel emre enne dabire haulai maktuun musbihin.

Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/66-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** مُصْبِحِينَ — musbihine · "sabaha girerlerken"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِح۪ينَۙ

Fe ehazethumus sayhatu musbıhin.

Derken, sabaha karşı korkunç bir ses onları yakaladı.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/83-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** فَتُصْبِحَ — fetusbiha · "böylece kesilir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَعَسٰى رَبّ۪ٓي اَنْ يُؤْتِيَنِ خَيْراً مِنْ جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَاناً مِنَ السَّمَٓاءِ فَتُصْبِحَ صَع۪يداً زَلَقاًۙ

Fe asa rabbi en yu'tiyeni hayran min cennetike ve yursile aleyha husbanen mines semai fe tusbiha saiden zeleka.

"Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/40-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** يُصْبِحَ — yusbiha · "çekilir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَوْ يُصْبِحَ مَٓاؤُ۬هَا غَوْراً فَلَنْ تَسْتَط۪يعَ لَهُ طَلَباً

Ev yusbiha mauha gavren fe len testetia lehu taleba.

"Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/41-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحَ — feesbeha · "ve başladı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاُح۪يطَ بِثَمَرِه۪ فَاَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلٰى مَٓا اَنْفَقَ ف۪يهَا وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُشْرِكْ بِرَبّ۪ٓي اَحَداً

Ve uhita bi semerihi fe asbeha yukallibu keffeyhi ala ma enfeka fiha ve hiye haviyetun ala uruşiha ve yekulu ya leyteni lem uşrik bi rabbi ehada.

Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." diyordu.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/42-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحَ — feesbeha · "ve haline geliverdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَٓاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَٓاءِ فَاخْتَلَطَ بِه۪ نَبَاتُ الْاَرْضِ فَاَصْبَحَ هَش۪يماً تَذْرُوهُ الرِّيَاحُۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ مُقْتَدِراً

Vadrıb lehum meselel hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihi nebatul ardı fe asbeha heşimen tezruhur riyah, ve kanallahu ala kulli şey'in muktedira.

Dünya hayatının neye benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yeşeren ve daha sonra çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir. Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/45-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 63. ayet

- **Geçtiği form:** فَتُصْبِحُ — fetusbihu · "böylece olur"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۘ فَتُصْبِـحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةًۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌۚ

E lem tere ennallahe enzele mines semai maen fe tusbihul ardu muhdarreh, innallahe latifun habir.

Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/63-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** لَّيُصْبِحُنَّ — leyusbihunne · "onlar olacaklar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالَ عَمَّا قَل۪يلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِم۪ينَۚ

Kale amma kalilin le yusbihunne nadimin.

Allah: "Pek yakında kesinlikle pişman olacaklar." dedi.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/40-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** مِصْبَاحٌ ۖ — misbahun · "lamba"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ  اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ  كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪ٓيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ  نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ

Allahu nurus semavati vel ard, meselu nurihi ke mişkatin fiha mısbah, el mısbahu fi zucaceh, ez zucacetu ke enneha kevkebun durriyyun, yukadu min şeceratin mubaraketin zeytunetin la şarkiyetin ve la garbiyyetin, yekadu zeytuha yudiu ve lev lem temseshu nar, nurun ala nur, yehdillahu li nurihi men yeşau, ve yadribullahul emsale lin nas, vallahu bi kulli şey'in alim.

Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, hak eden kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/35-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمِصْبَاحُ — l-misbahu · "lamba"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ  اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ  كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪ٓيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ  نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ

Allahu nurus semavati vel ard, meselu nurihi ke mişkatin fiha mısbah, el mısbahu fi zucaceh, ez zucacetu ke enneha kevkebun durriyyun, yukadu min şeceratin mubaraketin zeytunetin la şarkiyetin ve la garbiyyetin, yekadu zeytuha yudiu ve lev lem temseshu nar, nurun ala nur, yehdillahu li nurihi men yeşau, ve yadribullahul emsale lin nas, vallahu bi kulli şey'in alim.

Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, hak eden kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/35-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 157. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — feesbehu · "ama oldular"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِم۪ينَۙ

Fe akaruha fe asbahu nadimin.

Derken onu boğazladılar. Sonra da pişman oldular.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/157-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَصْبَحَ — ve esbeha · "ve sabahladı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاَصْبَحَ فُؤٰادُ اُمِّ مُوسٰى فَارِغاًۜ اِنْ كَادَتْ لَتُبْد۪ي بِه۪ لَوْلَٓا اَنْ رَبَطْنَا عَلٰى قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve asbaha fuadu ummi musa fariga, in kadet le tubdi bihi lev la en rabatna ala kalbiha li tekune minel mu'minin.

Musa'nın annesi gönlü boş olarak sabahladı. Eğer Biz sözümüze güvenenlerden olması için gönlünü pekiştirmeseydik az kalsın durumu açığa vuracaktı.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/10-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحَ — feesbeha · "sabahladı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاَصْبَحَ فِي الْمَد۪ينَةِ خَٓائِفاً يَتَرَقَّبُ فَاِذَا الَّذِي اسْتَنْصَرَهُ بِالْاَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُۜ قَالَ لَهُ مُوسٰٓى اِنَّكَ لَغَوِيٌّ مُب۪ينٌ

Fe asbaha fil medineti haifen yeterakkabu fe izellezistensarahu bil emsi yestasrihuh, kale lehu musa inneke le gaviyyun mubin.

Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/18-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 82. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَصْبَحَ — ve esbeha · "ve başladılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاَصْبَحَ الَّذ۪ينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَاَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ وَيَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَاۜ وَيْكَاَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ۟

Ve asbehallezine temennev mekanehu bil emsi yekulune vey keennellahe yebsutur rızka li men yeşau min ıbadihi ve yakdir, lev la en mennallahu aleyna le hasefe bina, vey keennehu la yuflihul kafirun.

Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah'mış. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki Kafirler kurtuluşa eremezler." dediler.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/82-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — fe esbehu · "ve kaldılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۘ

Fe kezzebuhu fe ehazethumur recfetu fe asbehu fi darihim casimin.

Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/37-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** تُصْبِحُونَ — tusbihune · "sabaha erdiğiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ

Fe subhanallahi hine tumsune ve hine tusbıhun.

O halde akşama kavuştuğunuz zaman ve sabaha kavuştuğunuz zaman tesbih Allah'ındır.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/17-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 137. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصْبِحِينَ — musbihine · "sabahleyin"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ

Ve innekum le temurrune aleyhim musbihin.

Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/137-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 177. ayet

- **Geçtiği form:** صَبَاحُ — sabahu · "sabahı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ

Fe iza nezele bisahatihim fe sae sabahul munzerin.

Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/177-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** بِمَصَـٰبِيحَ — bimesabiha · "lambalarla"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

فَقَضٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ ف۪ي يَوْمَيْنِ وَاَوْحٰى ف۪ي كُلِّ سَمَٓاءٍ اَمْرَهَاۜ وَزَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَۗ وَحِفْظاًۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ

Fe kadahunne seb'a semavatin fi yevmeyni ve evha fi kulli semain emreha ve zeyyennes semaed dunya bi mesabiha ve hıfza, zalike takdirul azizil alim.

Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı. Ve her göğe işini vahyetti. Ve dünya göğünü kandillerle süsleyip koruduk. İşte bu, Mutlak Üstün Olan ve Her Şeyi Bilen'in takdiridir.

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/12-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحْتُم — fe esbehtum · "ve oldunuz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذ۪ي ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰيكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Ve zalikum zannukumullezi zanentum bi rabbikum erdakum fe asbahtum minel hasirin.

"İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz."

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/23-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — feesbehu · "onlar o hale geldiler ki"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا يُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْۜ  كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِم۪ينَ

Tudemmiru kulle şey'in bi emri rabbiha fe asbehu la yura illa mesakinuhum kezalike neczil kavmel mucrimin.

"Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!" Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu halkı böyle cezalandırırız.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/25-ayet-meali.md_

### 49. Hucurat suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** فَتُصْبِحُوا۟ — fetusbihu · "sonra olursunuz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ۬ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu in caekum fasikun bi nebein fe tebeyyenu en tusibu kavmen bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtum nadimin.

Ey İman Edenler! Eğer fasık bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz.

_https://acikkuran.com/hucurat-suresi/6-ayet-meali.md_

### 54. Kamer suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** صَبَّحَهُم — sabbehahum · "sabah onları yakaladı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ

Ve lekad sabbehahum bukreten azabun mustekırr.

Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.

_https://acikkuran.com/kamer-suresi/38-ayet-meali.md_

### 61. Saff suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحُوا۟ — fe esbehu · "onlar oldular"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ  قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَكَـفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu kunu ensarallahi kema kale isebnu meryeme lil havariyyine men ensari ilallah, kalel havariyune nahnu ensarullah, fe amenet taifetun min beni israile ve keferet taifeh, fe eyyednellezine amenu ala aduvvihim fe asbehu zahirin.

Ey İman Edenler! Allah'ın yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa'nın havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dediği zaman, havarilerin: "Allah yolunun yardımcıları biziz." dedikleri gibi. Sonuçta, İsrailoğulları'nın bir kısmı iman etti, bir kısmı da inanmadı. Biz de iman Edenler'i, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece, onlar üstün geldiler.

_https://acikkuran.com/saff-suresi/14-ayet-meali.md_

### 67. Mülk suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** بِمَصَـٰبِيحَ — bimesabiha · "lambalarla"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُوماً لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ

Ve lekad zeyyennes semaed dunya bi mesabiha ve cealnaha rucumen liş şeyatini ve a'tedna lehum azabes sair.

Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.

_https://acikkuran.com/mulk-suresi/5-ayet-meali.md_

### 67. Mülk suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** أَصْبَحَ — esbeha · "olsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْراً فَمَنْ يَأْت۪يكُمْ بِمَٓاءٍ مَع۪ينٍ

Kul e re'eytum in asbaha maukum gavren fe men ye'tikum bi main main.

De ki: "Düşünsenize, şayet suyunuz yeraltına çekilse, size akarsuyu kim getirebilir?"

_https://acikkuran.com/mulk-suresi/30-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** مُصْبِحِينَ — musbihine · "sabah olunca"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ  كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ  اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِح۪ينَۙ

İnna belevnahum ke ma belevna ashabel cenneh, iz aksemule yasri munneha musbihin.

Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/17-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصْبَحَتْ — feesbehat · "(bahçe) kesiliverdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

فَاَصْبَحَتْ كَالصَّر۪يمِ

Fe asbahat kes sarim.

Böylece, bahçeleri, üzerinde hiç ekin olmayan kara toprak gibi oldu.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/20-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** مُصْبِحِينَ — musbihine · "sabahleyin"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

فَتَنَادَوْا مُصْبِح۪ينَۙ

Fe tenadev musbihin.

Sabah olunca birbirlerine seslendiler.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/21-ayet-meali.md_

### 74. Müddessir suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلصُّبْحِ — ve ssubhi · "ve sabaha"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَۙ

Ves subhı iza esfer.

Ve aydınlatan sabaha.

_https://acikkuran.com/muddessir-suresi/34-ayet-meali.md_

### 81. Tekvir suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلصُّبْحِ — ve ssubhi · "ve sabaha"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ

Ves subhı iza teneffes.

Soluk almaya başladığı zaman sabaha ant olsun ki,

_https://acikkuran.com/tekvir-suresi/18-ayet-meali.md_

### 100. Adiyat suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** صُبْحًۭا — subhen · "sabahleyin"
  - **Dil bilgisi:** zaman zarfı · eril · mansub isim · belirsiz

فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحاًۙ

Fel mugirati subha.

Sabahleyin akın edenlere,

_https://acikkuran.com/adiyat-suresi/3-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-12
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
