# Sad-Dal-Kaf — صدق (Sdq)

> Kur'an'da 155 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/Sdq

- **Anlam:** doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.
- **Türevleri:** أَصْدَق (2) · تَصَدَّقَ (6) · تَصْدِيق (2) · صَادِق (59) · صَدَّقَ (10) · صِدِّيق (5) · صِدِّيقَة (1) · صَدَقَ (15) · صِدْق (14) · صَدَقَة (5) · صَدَقَٰت (8) · صَدُقَٰت (1) · صَدِيق (2) · صَّٰدِقَٰت (1) · مُتَصَدِّقِين (2) · مُتَصَدِّقَٰت (1) · مُصَدِّق (19) · مُصَّدِّقِين (1) · مُصَّدِّقَٰت (1)

## Geçtiği ayetler

_Sayfa 1 / 2_

### 2. Bakara suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve in kuntum fi reybin mimma nezzelna ala abdina fe'tu bi suretin min mislihi, ved'u şuhedaekum min dunillahi in kuntum sadıkin.

Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, o zaman onun benzeri bir sure getirin. Allah'tan başka bütün tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz!

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/23-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru kimseler"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve alleme ademel esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin.

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/31-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَاٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلْتُ مُصَدِّقاً لِمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُٓوا اَوَّلَ  كَافِرٍ بِه۪ۖ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَناً قَل۪يلاًۘ وَاِيَّايَ فَاتَّقُونِ

Ve aminu bi ma enzeltu musaddikan li ma meakum ve la tekunu evvele kafirin bih, ve la teşteru bi ayati semenen kalilen ve iyyaye fettekuni.

Yanınızdakini "tasdik edici" olarak gönderdiğimize iman edin. Onu kafirlik edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir değere değişmeyin. Ve Bana karşı takvalı olun.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/41-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقٌۭ — musaddikun · "doğrulayıcı"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · tef'il kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Ve lemma caehum kitabun min indillahi musaddikun lima meahum, ve kanu min kablu yesteftihune alellezine keferu, fe lemma caehum ma arafu keferu bihi, fe la'netullahi alel kafirin.

Onlara, Allah katından yanlarındakini tasdik edici bir Kitap gelince; daha önce Allah'tan Kafirlere karşı üstünlük kazanmak için böyle bir şey istedikleri halde, onlara bildikleri şey gelince bu kez onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, Kafirlerin üzerinedir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/89-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 91. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayan"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا نُؤْمِنُ بِمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَٓاءَهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقاً لِمَا مَعَهُمْۜ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ اَنْبِيَٓاءَ اللّٰهِ مِنْ قَبْلُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

Ve iza kile lehum aminu bi ma enzelallahu kalu nu'minu bi ma unzile aleyna ve yekfurune bi ma veraehu ve huvel hakku musaddikan lima meahum kul fe lime taktulune enbiyaallahi min kablu in kuntum mu'minin.

Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene iman ederiz." dediler. Ve ondan başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem iman ediyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın Nebilerini öldürüyordunuz?"

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/91-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 94. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "sözünüzde doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

قُلْ اِنْ كَانَتْ لَكُمُ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ عِنْدَ اللّٰهِ خَالِصَةً مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Kul in kanet lekumud darul ahiretu indallahi halisaten min dunin nasi fe temennevul mevte in kuntum sadikin.

De ki: "Eğer Allah katında; ahiret yurdunun, diğer insanların değil de yalnızca size ait olduğunu iddia eden sözünüzde samimi iseniz, o zaman ölümü istesenize!"

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/94-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

قُلْ مَنْ كَانَ عَدُواًّ لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ

Kul men kane aduvven li cibrile fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi musaddikan lima beyne yedeyhi ve huden ve buşra lil mu'minin.

De ki kim Cibril'e düşmansa, Bilsin ki O, onu iki eli arasındakileri tasdik edici olarak Allah'ın izni ile senin kalbine çokça indirdi. Mü'minler için bir hidayet ve müjde olarak.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/97-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقٌۭ — musaddikun · "doğrulayan"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · tef'il kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَر۪يقٌ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَۗ كِتَابَ اللّٰهِ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Ve lemma caehum resulun min indillahi musaddikun lima meahum nebeze ferikun minellezine utul kitab, kitaballahi verae zuhurihim ke ennehum la ya'lemun.

Ne zaman onlara, Allah'tan, yanlarındakini tasdik edici bir elçi gelse, Kitap Ehli'nden bir grup, sanki hiç haberleri yokmuş gibi, elçinin getirdiğine sırt çevirirler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/101-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 111. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ اِلَّا مَنْ كَانَ هُوداً اَوْ نَصَارٰىۜ تِلْكَ اَمَانِيُّهُمْۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve kalu len yedhulel cennete illa men kane huden ev nasar, tilke emaniyyuhum kul hatu burhanekum in kuntum sadikin.

Onlar, "Yahudi ve Nesara'dan başkası Cennet'e giremeyecek." derler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız iddianızı kanıtlayın."

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/111-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 177. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقُوا۟ ۖ — sadeku · "doğru olan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

Leysel birre en tuvellu vucuhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lakinnel birre men amene billahi vel yevmil ahırı vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili, ves sailine ve fir rıkab, ve ekames salate ve atez zekat, vel mufune bi ahdihim iza ahed, ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hinel be's ulaikellezine sadaku, ve ulaike humul muttekun.

Yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz birr değildir. Ama birr: Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaplara ve Nebilere iman etmek; malını sevdiği halde onu yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yol oğluna, yardım isteyenlere, rikab olanlara vermek; "salatı ikame etmek, zekat yapmak," söz verdiği zaman sözünü yerine getirmek, sıkıntıda, zorlukta ve felakete uğrama durumunda sabretmektir. İşte bunlar, sadık olanlardır. Ve işte bunlar, takva sahibi olanlardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/177-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 196. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقَةٍ — sadekatin · "sadakadan"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِۜ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَكُمْ حَتّٰى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُۜ   فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ بِه۪ٓ  اَذًى مِنْ رَأْسِه۪ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُكٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ۠  فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ  تِلْكَ عَشَرَةٌ   كَامِلَةٌۜ  ذٰلِكَ لِمَنْ لَمْ يَكُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ  وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟

Ve etimmul hacce vel umrete lillah, fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedyi ve la tahliku ruusekum hatta yeblugal hedyu mahilleh, fe men kane minkum maridan ev bihi ezen min ra'sihi fe fidyetun min sıyamin ev sadakatin ev nusuk fe iza emintum, fe men temettea bil umreti ilel haccı fe mesteysera minel hedyi, fe men lem yecid fe sıyamu selaseti eyyamin fil haccı ve seb'atin iza reca'tum tilke aşaratun kamileh, zalike li men lem yekun ehluhu hadırıl mescidil haram, vettekullahe va'lemu ennellahe şedidul ikab.

Allah için haccı ve umreyi tam yapın. Eğer engellenirseniz, o zaman hediyeden kolayınıza gelen şeyi gönderin! Ancak hediye yerine ulaşıncaya kadar başınızı tıraş etmeyin. Sizden hasta olan veya başından bir rahatsızlığı bulunan; oruç tutmalı veya sadaka vermeli ya da nusuktan sayılacak bir fidye vermeli! Emin olduğunuz vakitte; kim, hacc vaktine kadar umre ile faydalanmak isterse, hediyeden kolayına geleni göndermeli! Fakat kim bulamazsa, hacc günlerinde üç, döndükten sonra da yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutsun. Bu, ailesi Mescid-i Haram çevresinde oturmayanlar içindir. Allah'a karşı takvalı davranın. Ve bilin ki Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/196-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 263. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقَةٍۢ — sadekatin · "sadaka-"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

قَوْلٌ مَعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِنْ صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَٓا اَذًىۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَل۪يمٌ

Kavlun ma'rufun ve magfiretun, hayrun min sadakatin yetbeuha eza, vallahu ganiyyun halim.

Ma'ruf bir söz ve bağışlayıcı olmak, ardından başa kakılarak eziyete dönüşen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Çok Şefkatli'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/263-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 264. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقَـٰتِكُم — sadekatikum · "sadakalarınızı"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْداًۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu la tubtılu sadakatikum bil menni vel eza, kellezi yunfiku malehu riaen nasi ve la yu'minu billahi vel yevmil ahır, fe meseluhu ke meseli safvanin aleyhi turabun fe esabehu vabilun fe terakehu salda, la yakdirune ala şey'in mimma kesebu vallahu la yehdil kavmel kafirin.

Ey İman Edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, Kafir halka doğru yolu göstermez.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/264-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 271. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّدَقَـٰتِ — s-sadekati · "sadakaları"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَۚ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَـرَٓاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۜ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّـَٔاتِكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ

İn tubdus sadakati fe niimma hiy, ve in tuhfuha ve tu'tuhal fukarae fe huve hayrun lekum ve yukeffiru ankum min seyyiatikum vallahu bi ma ta'melune habir.

Sadakaları açıktan vermeniz güzeldir. Ancak fakirlere yapacağınız yardımı gizliden yaparsanız bu sizin için daha hayırlıdır. Bu, kötülüklerinizin bir kısmının kapanmasını sağlar. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/271-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 276. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّدَقَـٰتِ ۗ — s-sadekati · "sadakaları"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ

Yemhakullahur riba ve yurbis sadakat, vallahu la yuhıbbu kulle keffarin esim.

Allah, ribayı eksiltir, sadakaları da artırır. Allah, nankörlük ederek günahta ısrar edenleri sevmez.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/276-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 280. ayet

- **Geçtiği form:** تَصَدَّقُوا۟ — tesaddeku · "sadaka olarak bağışlarsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ كَانَ ذُوعُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ اِلٰى مَيْسَرَةٍۜ وَاَنْ تَصَدَّقُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Ve in kane zu usratin fe naziratun ila meysereh ve en tesaddeku hayrun lekum in kuntum ta'lemun.

Eğer borçlu dardaysa ona ödemede kolaylık sağlayın, eğer alacağınızı bağışlarsanız, bunun sizin için daha hayırlı olduğunu bilin.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/280-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ

Nezzele aleykel kitabe bil hakkı musaddikan lima beyne yedeyhi ve enzelet tevrate vel incil.

Kendinden öncekilerini onaylayan Kitap'ı Hakk olarak sana indiren O'dur. Tevrat'ı ve İncil'i de O indirmişti.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/3-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلصَّـٰدِقِينَ — ve ssadikine · "ve sadık olanlar"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ

Es sabirine ves sadıkine vel kanitine vel munfikine vel mustagfirine bil eshar.

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/17-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۢا — musaddikan · "doğrulayıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَٓائِمٌ يُصَلّ۪ي فِي الْمِحْرَابِۙ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى مُصَدِّقاً بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّداً وَحَصُوراً وَنَبِياًّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Fe nadethul melaiketu ve huve kaimun yusalli fil mihrabi, ennallahe yubeşşiruke bi yahya musaddikan bi kelimetin minallahi ve seyyiden ve hasuran ve nebiyyen mines salihin.

O, mihrapta salat ederken, melekler: " Kuşkusuz Allah, seni Yahya ile müjdeliyor. O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir Nebi olacak." diye seslendiler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/39-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** وَمُصَدِّقًۭا — ve musaddikan · "ve doğrulayıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ

Ve musaddikan lima beyne yedeyye minet tevrati ve li uhılle lekum ba'dallezi hurrime aleykum ve ci'tukum bi ayetin min rabbikum fettekullahe ve etiun.

"Ben, size Rabb'inizden, elinizin altında bulunan Tevrat'ı tasdik edici olarak ve daha önce size haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için bir ayetle geldim. Allah'a karşı takvalı olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/50-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصَدِّقٌۭ — musaddikun · "doğrulayıcı"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · tef'il kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ النَّبِيّ۪نَ لَـمَٓا اٰتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه۪ وَلَتَنْصُرُنَّهُۜ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلٰى ذٰلِكُمْ اِصْر۪يۜ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاۜ قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا۬ مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ

Ve iz ehazallahu misakan nebiyyine lema ateytukum min kitabin ve hikmetin summe caekum resulun musaddikun lima meakum le tu'minunne bihi ve le tensurunneh, kale e akrartum ve ehaztum ala zalikum ısri, kalu akrarna, kale feşhedu ve ene meakum mineş şahidin.

Hani Allah, Nebilerden söz almıştı: "Size, Kitap ve Hikmet verdim; şimdi yanınızdakini tasdik eden bir resul geldiğinde, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demişti. "Kabul ettik." dediler. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." dedi.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/81-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 93. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلاًّ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓائ۪لُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Kullut taami kane hillen li beni israile illa ma harrame israilu ala nefsihi min kabli en tunezzelet tevrat, kul fe'tu bit tevrati fetluha in kuntum sadıkin.

Tevrat indirilmeden önce, İsrailin kendisine haram kıldıkları hariç bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/93-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 95. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقَ — sadeka · "doğru söyledi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ

Kul sadakallahu fettebiu millete ibrahime hanifa, ve ma kane minel muşrikin.

De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne tabi olun. O Müşriklerden değildi."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/95-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 152. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقَكُمُ — sadekakumu · "size doğruladı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّٰهُ وَعْدَهُٓ اِذْ تَحُسُّونَهُمْ بِاِذْنِه۪ۚ حَتّٰٓى اِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَعَصَيْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَرٰيكُمْ مَا تُحِبُّونَۜ مِنْكُمْ مَنْ يُر۪يدُ الدُّنْيَا وَمِنْكُمْ مَنْ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْۚ وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُوفَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve lekad sadakakumullahu va'dehu iz tehussunehum bi iznih, hatta iza feşiltum ve tenaza'tum fil emri ve asaytum min ba'di ma erakum ma tuhıbbun, minkum men yuridud dunya ve minkum men yuridul ahireh, summe sarafekum anhum li yebteliyekum, ve lekad afa ankum, vallahu zu fadlin alel mu'minin.

Elbette Allah, size verdiği sözü tuttu; O'nun izni ile onları kırıp geçiriyordunuz. Ne var ki arzuladığınız zafere kavuştuktan sonra, gevşediniz. Verilen emre uymayarak, itaatsizlik ettiniz. Kiminiz dünyayı isterken, kiminiz de ahireti istiyordu. Bundan dolayı Allah sınamak için, size olan desteğini kesti. Ancak yine de sizi affetti. Allah, Mü'minlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/152-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 168. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğrulardan"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَلَّذ۪ينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُواۜ قُلْ فَادْرَؤُ۫ا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ellezine kalu li ihvanihim ve kaadu lev atauna ma kutil, kul fedreu an enfusikumul mevte in kuntum sadıkin.

Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: "Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi." dediler. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/168-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 183. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ellezine kalu innallahe ahide ileyna ella nu'mine li resulin hatta ye'tiyena bi kurbanin te'kuluhun nar, kul kad caekum rusulun min kabli bil beyyinati ve billezi kultum fe lime kateltumuhum in kuntum sadıkin.

Onlar dediler ki: Allah, "Ateş tarafından yenen bir kurban getirmedikçe, hiçbir Resul'e inanmamamız konusunda bizden söz aldı." De ki: "Kuşkusuz, benden önce nice Resuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?"

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/183-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** صَدُقَـٰتِهِنَّ — sadukatihinne · "mehirlerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mansub isim

وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ  فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْساً فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـٔاً مَر۪ٓيـٔاً

Ve atun nisae sadukatihinne nıhleh. Fe in tıbne lekum an şey'in minhu nefsen fe kuluhu henien meria.

O kadınlara, vadettiklerinizi bir hak olarak verin. Eğer gönül rızası ile ondan bir kısmını size verirlerse, o zaman onu dilediğiniz gibi yiyin.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/4-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اٰمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقاً لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَطْمِسَ وُجُوهاً فَنَرُدَّهَا عَلٰٓى اَدْبَارِهَٓا اَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّٓا اَصْحَابَ السَّبْتِۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً

Ya eyyuhallezine utul kitabe aminu bi ma nezzelna musaddikan li ma meakum min kabli en natmise vucuhen fe neruddeha ala edbariha ev nel'anehum kema leanna ashabes sebt. Ve kane emrullahi mef'ula.

Ey kendilerine Kitap verilenler! Bazı yüzlerin azalarını silip, arkaları gibi dümdüz yapmadan veya Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce yanınızda bulunanı, doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Zira Allah'ın hükmü mutlaka gerçekleşir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/47-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلصِّدِّيقِينَ — ve ssiddikine · "ve sıddiklarla"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقاًۜ

Ve men yutiıllahe ver resule fe ulaike meallezine en'amellahu aleyhim minen nebiyyine ves sıddikine veş şuhedai ves salihin, ve hasune ulaike rafika.

Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği, Nebiler, sıddıklar, şahitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/69-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 87. ayet

- **Geçtiği form:** أَصْدَقُ — esdeku · "daha doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ  لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَد۪يثاً۟

Allahu la ilahe illa huve. Le yecmeannekum ila yevmil kıyameti la raybe fihi. Ve men asdeku minallahi hadisa.

Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/87-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** يَصَّدَّقُوا۟ ۚ — yessaddeku · "bağışlamaları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِناً اِلَّا خَطَـٔاًۚ وَمَنْ قَتَلَ مُـؤْمِناً خَطَــٔاً فَـتَـحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ وَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماً

Ve ma kane li mu'minin en yaktule mu'minen illa hataa, ve men katele mu'minen hataen fe tahriru rakabetin mu'minetin ve diyetun musellemetun ila ehlihi illa en yessaddaku. Fe in kane min kavmin aduvvin lekum ve huve mu'minun fe tahriru rakabetin mu'mineh. Ve in kane min kavmin beynekum ve beynehum misakun fe diyetun musellemetun ila ehlihi ve tahriru rakabetin mu'mineh, fe men lem yecid fe sıyamu şehreyni mutetabiayni tevbeten minallah. Ve kanallahu alimen hakima.

Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen Mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/92-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 114. ayet

- **Geçtiği form:** بِصَدَقَةٍ — bisadekatin · "sadakayı"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

لَا خَيْرَ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنْ نَجْوٰيهُمْ اِلَّا مَنْ اَمَرَ بِصَدَقَةٍ اَوْ مَعْرُوفٍ اَوْ اِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِۜ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ فَسَوْفَ نُؤْت۪يهِ اَجْراً عَظ۪يماً

La hayra fi kesirin min necvahum illa men emera bi sadakatin ev ma'rufin ev ıslahın beynen nas. Ve men yef'al zalikebtigae mardatillahi fe sevfe nu'tihi ecran azima.

Hak gözetmeyi, iyi şeyler yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi isteyenlerin görüşmeleri hariç, onların gizli görüşmelerinde bir hayır yoktur. Kim bunları yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, ileride ona büyük bir ödül vereceğiz.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/114-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 122. ayet

- **Geçtiği form:** أَصْدَقُ — esdeku · "daha doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ ق۪يلاً

Vellezine amenu ve amilus salihati se nudhiluhum cennatin tecri min tahtihal enharu halidine fiha ebeda. Va'dallahi hakka.  Ve men asdaku minallahi kila.

İman edip, salihatı yapanları, içinde kesintisiz ve ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Allah'ın verdiği söz hakikattir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/122-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** تَصَدَّقَ — tesaddeka · "bağışlarsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ ف۪يهَٓا اَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِۙ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْاَنْفَ بِالْاَنْفِ وَالْاُذُنَ بِالْاُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّۙ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌۜ فَمَنْ تَصَدَّقَ بِه۪ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ve ketebna aleyhim fiha ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curuha kısas fe men tesaddeka bihi fe huve keffaretun leh ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humuz zalimun.

Ve Biz, onda, onların üzerine yazdık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas vardır." Artık kim onunla tasadduk ederse o, onun için bir kefarettir. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridirler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/45-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَقَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِۖ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ ف۪يهِ هُدًى وَنُورٌۙ وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ

Ve kaffeyna ala asarihim bi isebni meryeme musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve ateynahul incile fihi huden ve nurun ve musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve huden ve mev'ızeten muttekin.

Onların ardından, Tevrat'ı tasdik edici olarak, Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik. Biz ona, içinde hidayet ve nur bulunan, Tevrat'ı tasdik eden, takva sahipleri için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/46-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** وَمُصَدِّقًۭا — ve musaddikan · "ve doğrulayan"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَقَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِۖ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ ف۪يهِ هُدًى وَنُورٌۙ وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ

Ve kaffeyna ala asarihim bi isebni meryeme musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve ateynahul incile fihi huden ve nurun ve musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve huden ve mev'ızeten muttekin.

Onların ardından, Tevrat'ı tasdik edici olarak, Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik. Biz ona, içinde hidayet ve nur bulunan, Tevrat'ı tasdik eden, takva sahipleri için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/46-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** مُصَدِّقًۭا — musaddikan · "doğrulayıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِناً عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَٓاءَكَ مِنَ الْحَقِّۜ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجاًۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَٓا اٰتٰيكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعاً فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَۙ

Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı musaddıkan lima beyne yedeyhi minel kitabi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum amma caeke minel hakk li kullin cealna minkum şir'aten ve minhaca ve lev şaallahu le cealekum ummeten vahıdeten ve lakin li yebluvekum fi ma atakum festebikul hayrat ilallahi merciukum cemian fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun.

Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen bu Kitap'ı hakk olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/48-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** صِدِّيقَةٌۭ ۖ — siddikatun · "dosdoğruydu"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

مَا الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ وَاُمُّهُ صِدّ۪يقَةٌۜ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ

Melmesihubnu meryeme illa resul, kad halet min kablihir rusul ve ummuhu sıddikah kana ye'kulanit taam unzur keyfe nubeyyinu lehumul ayati summenzur enna yu'fekun.

İyi bilin ki, Meyem Oğlu Mesih, yalnızca bir Resul'dür. Ondan önce de Resuller gelip geçti. O'nun annesi çok dürüsttür. İkisi de diğer insanlar gibi yer, içerlerdi. Onlar için ayetleri nasıl açıkladığımıza bak ve sonra nasıl döndürüldüklerini gör.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/75-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 113. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقْتَنَا — sadektena · "bize doğru söylediğini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَالُوا نُر۪يدُ اَنْ نَأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ اَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ الشَّاهِد۪ينَ

Kalu nuridu en ne'kule minha ve tetmainne kulubuna ve na'leme en kad sadaktena ve nekune aleyha mineş şahidin.

"Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/113-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 119. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "sadıklara"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِق۪ينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Kalellahu haza yevmu yenfeus sadikine sıdkuhum, lehum cennatun tecri min tahtihel enharu halidine fiha ebeda radiyallahu anhum ve radu anh zalikel fevzul azim.

Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/119-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 119. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقُهُمْ ۚ — sidkuhum · "doğruluklarının"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِق۪ينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Kalellahu haza yevmu yenfeus sadikine sıdkuhum, lehum cennatun tecri min tahtihel enharu halidine fiha ebeda radiyallahu anhum ve radu anh zalikel fevzul azim.

Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/119-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru (sözlü)"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ اَوْ اَتَتْكُمُ السَّاعَةُ اَغَيْرَ اللّٰهِ تَدْعُونَۚ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Kul e reeytekum in etakum azabullahi ev etetkumus saatu e gayrallahi ted'un, in kuntum sadıkin.

De ki: "Eğer doğru söyleyen kimselerseniz söyleyin bakalım. Size Allah'ın azabı gelse veya son sa'at gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız?"

_https://acikkuran.com/enam-suresi/40-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصَدِّقُ — musaddiku · "doğrulayıcı"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · tef'il kalıbı · etken · eril · merfu` isim

وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَهُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Ve haza kitabun enzelnahu mubarekun musaddıkullezi beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kura ve men havleha, vellezine yu'minune bil ahireti yu'minune bihi ve hum ala salatihim yuhafizun.

Bu, şehirlerin anası ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendisinden öncekileri doğrulayan kutlu bir Kitap'tır. Ahiret'e iman edenler, buna da iman ederler. Ve onlar salatlarını korurlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/92-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 115. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقًۭا — sidkan · "doğruluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقاً وَعَدْلاًۜ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِه۪ۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Ve temmet kelimetu rabbike sıdkan ve adla, la mubeddile li kelimatih, ve huves semiul alim.

Rabb'inin kelimesi doğruluk ve adaletçe tamdır. O'nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/115-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 143. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍۚ مِنَ الضَّأْنِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْمَعْزِ اثْنَيْنِۜ قُلْ آٰلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ اَمِ الْاُنْثَيَيْنِ اَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ اَرْحَامُ الْاُنْثَيَيْنِۜ نَبِّؤُ۫ن۪ي بِعِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَۙ

Semaniyete ezvac, minad da'nisneyni ve minel ma'zisneyn, kul az zekereyni harreme emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamul unseyeyn, nebbiuni bi ilmin in kuntum sadıkin.

Sekiz eş; koyundan iki, keçiden iki. De ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya iki dişinin rahminde bulunanı mı haram etti? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bir bilgiye dayanarak haber verin."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/143-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 146. ayet

- **Geçtiği form:** لَصَـٰدِقُونَ — lesadikune · "doğru söyleyenleriz"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَعَلَى الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذ۪ي ظُفُرٍۚ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَٓا اِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَٓا اَوِ الْحَوَايَٓا اَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍۜ ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِبَغْيِهِمْۘ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

Ve alellezine hadu harremna kulle zi zufur, ve minel bakari vel ganemi harremna aleyhim şuhumehuma illa ma hamelet zuhuruhuma evil havaya ev mahteleta bi azm, zalike cezeynahum bi bagyihim ve inna le sadikun.

Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram ettik; onlara, sığır ve koyunun iç yağlarını da haram ettik. Sırtlarında taşıdıkları, bağırsaklarına ve kemiklerine karışan yağlar hariç. Bu, azgınlıkları nedeniyle onlara verdiğimiz cezadır. Kuşkusuz Biz, doğru olanlarız.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/146-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 70. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrular-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ اللّٰهَ وَحْدَهُ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَاۚ فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Kalu e ci'tena li na'budallahe vahdehu ve nezere ma kane ya'budu abauna, fe'tina bi ma teiduna in kunte mines sadıkin.

"Sen, bize, tek olan Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? Eğer doğru sözlülerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/70-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 106. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğru söyleyenler-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

قَالَ اِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِاٰيَةٍ فَأْتِ بِهَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Kale in kunte ci'te bi ayetin fe'ti biha in kunte mines sadikin.

Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/106-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 194. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

İnnellezine ted'une min dunillahi ıbadun emsalukum fed'uhum felyestecibu lekum in kuntum sadıkin.

Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/194-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقُوا۟ — sadeku · "doğru söyleyen(ler)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

عَفَا اللّٰهُ عَنْكَۚ لِمَ اَذِنْتَ لَهُمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِب۪ينَ

Afallahu ank, lime ezinte lehum hatta yetebeyyene lekellezine sadaku ve ta'lemel kazibin.

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler belli olmadan, yalancılar bilinmeden, onlara niçin izin verdin?

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/43-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّدَقَـٰتِ — s-sadekati · "sadakalar"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

وَمِنْهُمْ مَنْ يَلْمِزُكَ فِي الصَّدَقَاتِۚ فَاِنْ اُعْطُوا مِنْهَا رَضُوا وَاِنْ لَمْ يُعْطَوْا مِنْهَٓا اِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ

Ve minhum men yelmizuke fis sadakat, fe in u'tu minha radu ve in lem yu'tav minha iza hum yeshatun.

İçlerinden kimileri de sadakalar hakkında sana dil uzatır. Eğer kendilerine pay verilirse hoşlanırlar, verilmeyince de hemen kızarlar.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/58-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّدَقَـٰتُ — s-sadekatu · "sadakalar (zekatlar)"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · merfu` isim

اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَـرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ

İnnemas sadakatu lil fukarai vel mesakini vel amiline aleyha vel muellefeti kulubuhum ve fir rikabi vel garimine ve fi sebilillahi vebnissebil, faridaten minallah, vallahu alimun hakim.

Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere, kalpleri kazanılacak kimselere, rikab olanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/60-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** لَنَصَّدَّقَنَّ — lenessaddekanne · "elbette sadaka vereceğiz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَمِنْهُمْ مَنْ عَاهَدَ اللّٰهَ لَئِنْ اٰتٰينَا مِنْ فَضْلِه۪ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Ve minhum men ahedallahe le in atana min fadlihi Le nessaddekanne ve le nekunenne mines salihin.

Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/75-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّدَقَـٰتِ — s-sadekati · "sadakalar"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اَلَّذ۪ينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّع۪ينَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْۜ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ellezine yelmizunel muttavviine minel mu'minine fis sadakati vellezine la yecidune illa cuhdehum fe yesharune minhum sehirallahu minhum, ve lehum azabun elim.

Sadakalar konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/79-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 103. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقَةًۭ — sadekaten · "bir sadaka"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّ۪يهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ

Huz min emvalihim sadakaten tutahhiruhum ve tuzekkihim biha ve salli aleyhim, inne salateke sekenun lehum, vallahu semiun alim.

Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizleyip arındırırsın. Ve onlara salli ol, kuşkusuz senin salatın onlara dinginlik verir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/103-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 104. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّدَقَـٰتِ — s-sadekati · "sadakaları"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, çoğul · mecrur isim

اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَأْخُذُ الصَّدَقَاتِ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ

E lem ya'lemu ennallahe huve yakbelut tevbete an ibadihi ve ye'huzus sadakati ve ennallahe huvet tevvabur rahim.

Bilmediler mi ki kullarından tevbeyi kabul eden ve sadakaları alan Allah'tır. Kuşkusuz Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/104-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 119. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrularla"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenuttekullahe ve kunu meas sadikin .

Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve sadıklarla birlikte olun.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/119-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقٍ — sidkin · "doğruluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَباً اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُب۪ينٌ

E kane linnasi aceben en evhayna ila reculin minhum en enzirin nase ve beşşirillezine amenu enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kalel kafirune inne haza le sahırun mubin.

İçlerinden birine: "İnsanları uyar ve İman Edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!" diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki Kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür." dediler?

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/2-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** تَصْدِيقَ — tesdika · "doğrulayıcıdır"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · isim fiil · eril · mansub isim

وَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۠

Ve ma kane hazel kur'anu en yuftera min dunillahi ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tafsilel kitabi la reybe fihi min rabbil alemin.

Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki Kitapları tasdik eder ve Kitap'ı ayrıntılı olarak açıklar. Alemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir gerçektir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/37-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru sözlü"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Em yekulunefterah, kul fe'tu bi suretin mislihi ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.

Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Allah'tan başka kim varsa çağırın da onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru söyleyenlerdenseniz."

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/38-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru sözlü"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadıkin.

"Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/48-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 93. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقٍۢ — sidkin · "iyi"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ

Ve lekad bevve'na beni israile mubevvee sıdkın ve razaknahum minet tayyibat, femahtelefu hatta caehumul ilm, inne rabbeke yakdi beynehum yevmel kıyameti fi ma kanu fihi yahtelifun.

Gerçekten Biz, İsrailoğullarını güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü hükmünü verecektir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/93-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru sözlü"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ  قُلْ فَأْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِثْلِه۪ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Em yekulunefterah, kul fe'tu bi aşri suverin mislihi muftereyatin ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.

Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer, doğru söylüyorsanız haydi onun benzeri on sure getirin. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/13-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğru sözlüler-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

قَالُوا يَا نُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَاَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Kalu ya nuhu kad cadeltena fe ekserte cidalena fe'tina bi ma teiduna in kunte mines sadikin.

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin. Üstelik bu mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim!"

_https://acikkuran.com/hud-suresi/32-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "dosdoğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

قَالُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِق۪ينَ

Kalu ya ebana inna zehebna nestebiku ve terekna yusufe inde metaına fe ekelehuz zi'bu, ve ma ente bi mu'minin lena ve lev kunna sadikin.

"Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/17-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** فَصَدَقَتْ — fesadekat · "kadın doğrudur"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

قَالَ هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ

Kale hiye ravedetni an nefsi ve şehide şahidun min ehliha, in kane kamisuhu kudde min kubulin fe sadekat ve huve minel kazibin.

Yusuf: "Kendisi bana sahip olmak istedi." dedi. Kadının ailesinden bir tanık durumu açığa çıkarmak için şöyle öneride bulundu: "Eğer gömleği ön taraftan yırtılmışsa, kadın doğru, Yusuf yalan söylemektedir."

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/26-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrulardandır"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

وَاِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Ve in kane kamisuhu kudde min duburin fe kezebet ve huve mines sadikin.

"Eğer gömlek arkadan yırtılmışsa, kadın yalan, O doğru söylemektedir."

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/27-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصِّدِّيقُ — s-siddiku · "çok doğru söyleyen"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

يُوسُفُ اَيُّهَا الصِّدّ۪يقُ اَفْتِنَا ف۪ي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنْبُلَاتٍ خُضْرٍ وَاُخَرَ يَابِسَاتٍۙ لَعَلّ۪ٓي اَرْجِعُ اِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ

Yusufu eyyuhes sıddiku eftina fi seb'ı bakaratin simanin ye'kuluhunne seb'un icafun ve seb'ı sunbulatin hudrin ve uhare yabisatin, lealli erciu ilen nasi leallehum ya'lemun.

"Ey doğru sözlü Yusuf! Yedi besili sığırı yiyen, yedi zayıf sığır ile yedi yeşil başak ve kuru başağın ne anlama geldiğini bize açıkla. Döndüğümde insanlara anlatayım da böylece onlar senin değerini öğrenmiş olurlar."

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/46-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrulardandır"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ اِذْ رَاوَدْتُنَّ يُوسُفَ عَنْ نَفْسِه۪ۜ قُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِنْ سُٓوءٍۜ قَالَتِ امْرَاَتُ الْعَز۪يزِ الْـٰٔنَ حَصْحَصَ الْحَقُّۘ اَنَا۬ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِه۪ وَاِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ

Kale ma hatbukunne iz ravedtunne yusufe an nefsih, kulne haşe lillahi ma alimna aleyhi min su', kaletimre'etul azizil ane hashasal hakku ene ravedtuhu an nefsihi ve innehu le mines sadikin.

Hükümdar: "Yusuf'tan murat almak istediğinizde ondan nasıl bir karşılık aldınız?" dedi. Kadınlar: "Haşa! Allah için onun bir kötülüğünü bilmiyoruz." dediler. Aziz'in hanımı: "Şimdi gerçek ortaya çıktı, ona ben sahip olmaya kalkıştım, o kesinlikle doğru söyleyenlerdendir." dedi.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/51-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 82. ayet

- **Geçtiği form:** لَصَـٰدِقُونَ — lesadikune · "doğru söylüyoruz"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَسْـَٔلِ الْقَرْيَةَ الَّت۪ي كُنَّا ف۪يهَا وَالْع۪يرَ الَّت۪ٓي اَقْبَلْنَا ف۪يهَاۜ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

Ves'elil karyetelleti kunna fiha vel irelleti akbelna fiha, ve inna le sadikun.

"Gittiğimiz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sor. Kuşkusuz biz doğru söylüyoruz."

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/82-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 88. ayet

- **Geçtiği form:** وَتَصَدَّقْ — ve tesaddek · "ve tasadduk eyle"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَز۪يزُ مَسَّنَا وَاَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجٰيةٍ فَاَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّق۪ينَ

Fe lemma dehalu aleyhi kalu ya eyyuhel azizu messena ve ehlened durru ve ci'na bi bidaatin muzcatin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleyna, innallahe yeczil mutesaddikin.

Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/88-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 88. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُتَصَدِّقِينَ — l-mutesaddikine · "tasadduk edenleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · tefa'ul kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَز۪يزُ مَسَّنَا وَاَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجٰيةٍ فَاَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّق۪ينَ

Fe lemma dehalu aleyhi kalu ya eyyuhel azizu messena ve ehlened durru ve ci'na bi bidaatin muzcatin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleyna, innallahe yeczil mutesaddikin.

Sonra onun yanına girdiklerinde: "Ey saygıdeğer Aziz! Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir." dediler.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/88-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 111. ayet

- **Geçtiği form:** تَصْدِيقَ — tesdika · "doğrulanmasıdır"
  - **Dil bilgisi:** isim · tef'il kalıbı · isim fiil · eril · mansub isim

لَقَدْ كَانَ ف۪ي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۜ مَا كَانَ حَد۪يثاً يُفْتَرٰى وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Lekad kane fi kasasıhim ibretun li ulil elbab, ma kane hadisen yuftera ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tafsile kulli şey'in ve huden ve rahmeten li kavmin yu'minun.

Ant olsun ki; onların kıssalarında sağlıklı düşünen temiz akıl sahipleri için ibretler, alınacak dersler vardır. Bu uydurulan bir hadis değildir. Bilakis, kendinden öncekilerini onaylayan ve her şeyi ayrıntılı olarak açıklayan ve aynı zamanda iman eden halklar için bir yol gösterici ve bir rahmettir.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/111-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "salihler-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

لَوْ مَا تَأْت۪ينَا بِالْمَلٰٓئِكَةِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Lev ma te'tina bil melaiketi in kunte minas sadıkin.

"Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getir de görelim!"

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/7-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** لَصَـٰدِقُونَ — lesadikune · "doğru söyleyenleriz"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

Ve eteynake bil hakkı ve inna le sadikun.

"Doğru söyleyenleriz! Biz sana Hakk'ı getirdik."

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/64-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقٍۢ — sidkin · "doğruluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَقُلْ رَبِّ اَدْخِلْن۪ي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْن۪ي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَاناً نَص۪يراً

Ve kul rabbi edhılni mudhale sıdkın ve ahricni muhrece sıdkın vec'al li min ledunke sultanen nasira.

De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan ver."

_https://acikkuran.com/isra-suresi/80-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقٍۢ — sidkin · "doğruluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَقُلْ رَبِّ اَدْخِلْن۪ي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْن۪ي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَاناً نَص۪يراً

Ve kul rabbi edhılni mudhale sıdkın ve ahricni muhrece sıdkın vec'al li min ledunke sultanen nasira.

De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan ver."

_https://acikkuran.com/isra-suresi/80-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** صِدِّيقًۭا — siddikan · "çok doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰه۪يمَۜ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّ

Vezkur fil kitabi ibrahim, innehu kane sıddikan nebiyya.

Kitap'ta İbrahim'i de an. O, sadık bir Nebi'ydi.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/41-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقٍ — sidkin · "bir doğruluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِياًّ۟

Ve vehebna lehum min rahmetina ve cealna lehum lisane sıdkın aliyya.

Ve rahmetimizden onlara lütfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/50-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** صَادِقَ — sadika · "sadık"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · mansub isim

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰع۪يلَۘ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً نَبِياًّۚ

Vezkur fil kitabi ismaile innehu kane sadıkal va'di ve kane resulen nebiyya.

Kitap'ta İsmail'i de an. O, sözüne sadık bir Resul, bir Nebi'ydi.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/54-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** صِدِّيقًۭا — siddikan · "çok doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْر۪يسَۘ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّۗ

Vezkur fil kitabi idrise innehu kane sıddikan nebiyya.

Kitap'ta İdris'i de an. O, çok sadık bir Nebi'ydi.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/56-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقْنَـٰهُمُ — sadeknahumu · "yerine getirdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَاَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَٓاءُ وَاَهْلَكْنَا الْمُسْرِف۪ينَ

Summe sadaknahumul va'de fe enceynahum ve men neşau ve ehleknel musrifin.

Sonra onlara verdiğimiz söze bağlı kaldık. Onları ve hak eden kimseleri kurtardık. Müsrifleri ise yok ettik.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/9-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru söyleyenler"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadıkin.

"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/38-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğru söyleyenler-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ اَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَٓاءُ اِلَّٓا اَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ اَحَدِهِمْ اَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ

Vellezine yermune ezvacehum ve lem yekun lehum şuhedau illa enfusuhum fe şehadetu ehadihim erbeu şehadatin billahi innehu le mines sadıkin.

Eşlerine iftira atanlar, kendilerinden başka tanıkları yoksa o zaman onların her birinin tanıklığı, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı tanık tutmasıdır.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/6-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrular-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

وَالْخَامِسَةَ اَنَّ غَضَبَ اللّٰهِ عَلَيْهَٓا اِنْ  كَانَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Vel hamisete enne gadaballahi aleyha in kane mines sadikin.

Ve beşinci kez eğer o doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendisinin üzerine olmasını diler.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/9-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** صَدِيقِكُمْ ۚ — sadikikum · "arkadaşınızın"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُٓ اَوْ صَد۪يقِكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَأْكُلُوا جَم۪يعاً اَوْ اَشْتَاتاًۜ فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتاً فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةًۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟

Leyse alel a'ma haracun ve la alel a'raci haracun ve la alel maridı haracun ve la ala enfusikum en te'kulu min buyutikum ev buyuti abaikum ev buyuti ummehatikum ev buyuti ihvanikum ev buyuti ehavatikum ev buyuti a'mamikum ev buyuti ammatikum ev buyuti ahvalikum ev buyuti halatikum ev ma melektum mefatihahu ev sadikıkum, leyse aleykum cunahun en te'kulu cemian ev eştata, fe iza dahaltum buyuten fe sellimu ala enfusikum tehıyyeten min indillahi mubareketen tayyibeh, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum ta'kılun.

Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. ve size de evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz yerlerde veya arkadaşlarınızın evlerinde yemek yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu olarak veya ayrı ayrı olarak yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından kutlu ve temiz bir selam ile selam verin. İşte Allah, size ayetlerini böylece açıklıyor. Umulur ki böylece aklınızı kullanırsınız.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/61-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrular-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

قَالَ فَأْتِ بِه۪ٓ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Kale fe'ti bihi in kunte mines sadikin.

Firavun: "Öyleyse haydi getir onu. Eğer doğru söyleyenlerdensen." dedi.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/31-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 84. ayet

- **Geçtiği form:** صِدْقٍۢ — sidkin · "doğruluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ

Vec'al li lisane sıdkın fil ahırin.

"Ve sonrakiler arasında güzel bir ün ile anılmamı nasip et."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/84-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** صَدِيقٍ — sadikin · "bir dostumuz"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَلَا صَد۪يقٍ حَم۪يمٍ

Ve la sadikın hamim.

"Gerçek bir dostumuz da."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/101-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 154. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrular-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

مَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۚ فَأْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Ma ente illa beşerun misluna, fe'ti bi ayetin in kunte mines sadikin.

"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen bize bir ayetgetir."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/154-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 187. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrular-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَۜ

Fe eskıt aleyna kisefen mines semai in kunte mines sadıkin.

"Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/187-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَدَقْتَ — esadekte · "doğru mu söyledin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَالَ سَنَنْظُرُ اَصَدَقْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ

Kale se nenzuru e sadakte em kunte minel kazibin.

Süleyman, Hudhud'a: "Bakacağız! Doğru mu söyledin yoksa yalan mı!" dedi.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/27-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** لَصَـٰدِقُونَ — lesadikune · "gerçekten doğrulardanız"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّه۪ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِه۪ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

Kalu tekasemu billahi le nubeyyitennehu ve ehlehu summe le nekulenne li veliyyihi ma şehidna mehlike ehlihi ve inna le sadikun.

Allah'a yemin ederek dediler ki: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım. Sonra da onun velisine ailesinin yok edilmesiyle bir ilgimiz yok, biz kesinlikle doğru söyleyenleriz diyelim."

_https://acikkuran.com/neml-suresi/49-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğrular(dan)"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَمَّنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Emmen yebdeul halka summe yuiduhu ve men yerzukukum mines semai vel ard, e ilahun meallah, kul hatu burhanekum in kuntum sadikin.

Yoksa ilk kez yaratan, sonra da yaratmayı tekrarlayacak olan, sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı? De ki: "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz burhanınızı getirin."

_https://acikkuran.com/neml-suresi/64-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğrular(dan)"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadıkin.

"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/71-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** يُصَدِّقُنِىٓ ۖ — yusaddikuni · "beni doğrulayan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَخ۪ي هٰرُونُ هُوَ اَفْصَحُ مِنّ۪ي لِسَاناً فَاَرْسِلْهُ مَعِيَ رِدْءاً يُصَدِّقُن۪يۘ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِ

Ve ahi harunu huve efsahu minni lisanen fe ersilhu maiye rid'en yusaddıkuni, inni ehafu en yukezzibun.

"Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum."

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/34-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğru"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

قُلْ فَأْتُوا بِكِتَابٍ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ هُوَ اَهْدٰى مِنْهُمَٓا اَتَّبِعْهُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Kul fe'tu bi kitabin min indillahi huve ehda min huma ettebi' hu in kuntum sadikin.

De ki: "Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, Allah'ın katından, o ikisinden daha doğru yola ileten bir kitap getirin de ben de ona uyayım."

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/49-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** صَدَقُوا۟ — sadeku · "doğruları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ

Ve lekad fetennellezine min kablihim fe le ya'lemennellahullezine sadaku ve le ya'lemenel kazibin.

Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/3-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلصَّـٰدِقِينَ — s-sadikine · "doğrular-"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَأْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

E innekum le te'tuner ricale ve taktaunes sebile ve te'tune fi nadikumulmunker, fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu'tina bi azabillahi in kunte mines sadikin.

"Gerçekten siz; erkeklere yönelecek, yanlış yolu seçecek ve bir araya gelerek çirkinlik yapacak mısınız?" Halkının yanıtı: "Eğer doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını bize getir." demeleri oldu.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/29-ayet-meali.md_

### 32. Secde suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** صَـٰدِقِينَ — sadikine · "doğrular(dan)"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve yekulune meta hazel fethu in kuntum sadikin.

"Eğer doğru kimselerseniz, bu fetih ne zaman?" diyorlar.

_https://acikkuran.com/secde-suresi/28-ayet-meali.md_

---
Sonraki: https://acikkuran.com/root/Sdq.md?page=2
Alındığı tarih: 2026-08-12
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
