# Sad-Vav-Be — صوب (Swb)

> Kur'an'da 77 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/Swb

- **Anlam:** dökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.
- **Türevleri:** أَصَابَ (64) · صَوَاب (1) · صَيِّب (1) · مُصِيب (1) · مُّصِيبَة (10)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** كَصَيِّبٍۢ — kesayyibin · "boşanan yağmur gibi"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌۚ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِۜ وَاللّٰهُ مُح۪يطٌ بِالْكَافِر۪ينَ

Ev ke sayyibin mines semai fihi zulumatun ve ra'dun ve berk, yec'alune esabiahum fi azanihim mines savaiki hazaral mevt, vallahu muhitun bil kafirin.

Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, Kafirleri her yönden kuşatmıştır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/19-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 156. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَتْهُم — esabethum · "onlara eriştiği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Ellezine iza esabethum musibetun, kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/156-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 156. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٌۭ — musibetun · "bir bela"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim · belirsiz

اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Ellezine iza esabethum musibetun, kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/156-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 264. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصَابَهُۥ — feesabehu · "ona isabet etttiğinde"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْداًۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu la tubtılu sadakatikum bil menni vel eza, kellezi yunfiku malehu riaen nasi ve la yu'minu billahi vel yevmil ahır, fe meseluhu ke meseli safvanin aleyhi turabun fe esabehu vabilun fe terakehu salda, la yakdirune ala şey'in mimma kesebu vallahu la yehdil kavmel kafirin.

Ey İman Edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, Kafir halka doğru yolu göstermez.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/264-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 265. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهَا — esabeha · "değince"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ وَتَثْب۪يتاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍ بِرَبْوَةٍ اَصَابَهَا وَابِلٌ فَاٰتَتْ اُكُلَهَا ضِعْفَيْنِۚ فَاِنْ لَمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Ve meselullezine yunfikune emvalehumubtigae mardatillahi ve tesbiten min enfusihim ke meseli cennetin bi rabvetin esabeha vabilun fe atet ukuleha dı'feyn, fe in lem yusıbha vabilun fe tall, vallahu bima ta'melune basir.

Allah'ın rızasına kavuşmak için, içten gelerek malını harcayan kimsenin durumu; kuvvetli yağmur yağdığında kat kat ürün veren, kuvvetli yağmur olmasa da çisentisinin yeteceği yüksek bir yerdeki cennete benzer. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/265-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 265. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِبْهَا — yusibha · "değmese bile"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ وَتَثْب۪يتاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍ بِرَبْوَةٍ اَصَابَهَا وَابِلٌ فَاٰتَتْ اُكُلَهَا ضِعْفَيْنِۚ فَاِنْ لَمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Ve meselullezine yunfikune emvalehumubtigae mardatillahi ve tesbiten min enfusihim ke meseli cennetin bi rabvetin esabeha vabilun fe atet ukuleha dı'feyn, fe in lem yusıbha vabilun fe tall, vallahu bima ta'melune basir.

Allah'ın rızasına kavuşmak için, içten gelerek malını harcayan kimsenin durumu; kuvvetli yağmur yağdığında kat kat ürün veren, kuvvetli yağmur olmasa da çisentisinin yeteceği yüksek bir yerdeki cennete benzer. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/265-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 266. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَصَابَهُ — ve esabehu · "ve kendisine geldiğinde"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ ف۪يهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟

E yeveddu ehadukum en tekune lehu cennetun min nahilin ve a'nabin tecri min tahtihel enharu, lehu fiha min kullis semarati ve esabehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafau fe esabeha ı'sarun fihi narun fahterakat kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun.

Sizden biriniz ister mi ki: Kendisi yaşlanmış ve bakıma muhtaç çocukları da varken, içinde nehirler akan, her türlü meyvesi olan, hurma ve üzüm ağaçları bulunan bahçesini ateşten bir kasırga gelip yaksın. İşte, Allah, düşünesiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/266-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 266. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصَابَهَآ — feesabeha · "isabet etsin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ ف۪يهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟

E yeveddu ehadukum en tekune lehu cennetun min nahilin ve a'nabin tecri min tahtihel enharu, lehu fiha min kullis semarati ve esabehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafau fe esabeha ı'sarun fihi narun fahterakat kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun.

Sizden biriniz ister mi ki: Kendisi yaşlanmış ve bakıma muhtaç çocukları da varken, içinde nehirler akan, her türlü meyvesi olan, hurma ve üzüm ağaçları bulunan bahçesini ateşten bir kasırga gelip yaksın. İşte, Allah, düşünesiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/266-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 117. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَتْ — esabet · "vurup"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

مَثَلُ مَا يُنْفِقُونَ ف۪ي هٰذِهِ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَثَلِ ر۪يحٍ ف۪يهَا صِرٌّ اَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَاَهْلَكَتْهُۜ وَمَا ظَلَمَهُمُ اللّٰهُ وَلٰكِنْ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Meselu ma yunfikune fi hazihil hayatid dunya ke meseli rihin fiha sırrun esabet harse kavmin zalemu enfusehum fe ehlekethu ve ma zalemehumullahu ve lakin enfusehum yazlımun.

Onların, bu dünya hayatında, infak ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/117-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 120. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْكُمْ — tusibkum · "size dokunsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنْ تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۘ وَاِنْ تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ۟

İn temseskum hasenetun tesu'hum, ve in tusibkum seyyietun yefrahu biha ve in tasbiru ve tetteku la yadurrukum keyduhum şey'a, innallahe bi ma ya'melune muhit.

Eğer size bir iyilik dokunursa bu onları üzer. Eğer size bir kötülük isabet ederse bu onları sevindirir. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, onların hileleri size bir zarar vermez. Kuşkusuz, Allah, ilmiyle onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/120-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 146. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهُمْ — esabehum · "başlarında gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَكَاَيِّنْ مِنْ نَبِيٍّ قَاتَلَۙ مَعَهُ رِبِّيُّونَ كَث۪يرٌۚ فَمَا وَهَنُوا لِمَٓا اَصَابَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَمَا ضَعُفُوا وَمَا اسْتَكَانُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ

Ve keeyyin min nebiyyin katele, meahu rıbbiyyune kesir, fe ma vehenu li ma asabehum fi sebilillahi ve ma daufu ve mestekanu vallahu yuhibbus sabirin.

Nice Nebilerle, rabbani olanlar birlikte savaştı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı yılmadılar, zayıflık göstermediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/146-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 153. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَكُمْ ۗ — esabekum · "başınıza gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُ۫نَ عَلٰٓى اَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ ف۪ٓي اُخْرٰيكُمْ فَاَثَابَكُمْ غَماًّ بِغَمٍّ  لِكَيْلَا  تَحْزَنُوا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَٓا اَصَابَكُمْۜ  وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

İz tus'idune ve la telvune ala ehadin ver resulu yed'ukum fi uhrakum fe esabekum gammen bi gammin li keyla tahzenu ala ma fatekum ve la ma asabekum, vallahu habirun bima ta'melun.

Hani, Resul sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/153-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 165. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَتْكُم — esabetkum · "size geldiği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَاۙ قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَاۜ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

E ve lemma asabetkum musibetun kad asabtum misleyha, kultum enna haza, kul huve min indi enfusikum innallahe ala kulli şey'in kadir.

ki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/165-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 165. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٌۭ — musibetun · "bir bela"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim · belirsiz

اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَاۙ قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَاۜ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

E ve lemma asabetkum musibetun kad asabtum misleyha, kultum enna haza, kul huve min indi enfusikum innallahe ala kulli şey'in kadir.

ki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/165-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 165. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَبْتُم — esabtum · "onların başlarına getirdiğiniz halde"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَاۙ قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَاۜ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

E ve lemma asabetkum musibetun kad asabtum misleyha, kultum enna haza, kul huve min indi enfusikum innallahe ala kulli şey'in kadir.

ki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince, "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki: "Bu kendi nefsinizdendir." Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/165-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 166. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَكُمْ — esabekum · "sizin başınıza gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمَٓا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ

Ve ma asabekum yevmel tekal cem'ani fe bi iznillahi ve li ya'lemel mu'minin.

İki toplumun karşılaştığı gün, başınıza gelen musibet, Allah'ın izniyleydi. Bu Mü'minlerin belirlenmesi içindi.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/166-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 172. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهُمُ — esabehumu · "isabet etti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَصَابَهُمُ الْقَرْحُۜۛ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا اَجْرٌ عَظ۪يمٌۚ

Ellezinestecabu lillahi ver resuli min ba'di ma asabehumul karh, lillezine ahsenu minhum vettekav ecrun azim.

Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/172-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَتْهُم — esabethum · "başlarına gelince"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَاناً وَتَوْف۪يقاً

Ve keyfe iza esabethum musibetun bima kaddemet eydihim summe cauke yahlıfune billahi in eradna illa ihsanen ve tevfika.

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı, onlara bir musibet isabet edince, sana gelerek: "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istemedik." diye nasıl da Allah'a yemin ediyorlar.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/62-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٌۢ — musibetun · "bir felaket"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim · belirsiz

فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَاناً وَتَوْف۪يقاً

Ve keyfe iza esabethum musibetun bima kaddemet eydihim summe cauke yahlıfune billahi in eradna illa ihsanen ve tevfika.

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı, onlara bir musibet isabet edince, sana gelerek: "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istemedik." diye nasıl da Allah'a yemin ediyorlar.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/62-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَتْكُم — esabetkum · "size erişirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّۚ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَه۪يداً

Ve inne minkum le men le yubattienn, fe in esabetkum musibetun kale kad en'amallahu aleyye iz lem ekun meahum şehida.

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi de onlarla beraber bulunmadım." der.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/72-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٌۭ — musibetun · "bir felaket"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّۚ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَه۪يداً

Ve inne minkum le men le yubattienn, fe in esabetkum musibetun kale kad en'amallahu aleyye iz lem ekun meahum şehida.

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi de onlarla beraber bulunmadım." der.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/72-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَكُمْ — esabekum · "size erişirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزاً عَظ۪يماً

Ve le in esabekum fadlun minallahi le yekulenne ke en lem tekun beynekum ve beynehu meveddetun ya leyteni kuntu meahum fe efuze fevzen azima.

Eğer size Allah'tan bir lütuf erişse, bu sefer de sanki sizinle onun arasında bir bağlılık/yakınlık yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim." der.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/73-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 78. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْهُمْ — tusibhum · "onlara erişirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثاً

Eyne ma tekunu yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fi burucin muşeyyedeh. Ve in tusıbhum hasenetun yekulu hazihi min indillah, ve in tusıbhum seyyietun yekulu hazihi min indike. Kul kullun min indillah. Fe mali haulail kavmi la yekadune yefkahune hadisa.

Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur. Onlara, bir iyilik isabet etse, "Bu Allah'tandır." derler. Onlara, bir kötülük isabet etse, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu halka ne oluyor ki söylenen sözü anlamaya yanaşmıyorlar!

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/78-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 78. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْهُمْ — tusibhum · "onlara erişirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثاً

Eyne ma tekunu yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fi burucin muşeyyedeh. Ve in tusıbhum hasenetun yekulu hazihi min indillah, ve in tusıbhum seyyietun yekulu hazihi min indike. Kul kullun min indillah. Fe mali haulail kavmi la yekadune yefkahune hadisa.

Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur. Onlara, bir iyilik isabet etse, "Bu Allah'tandır." derler. Onlara, bir kötülük isabet etse, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu halka ne oluyor ki söylenen sözü anlamaya yanaşmıyorlar!

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/78-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَكَ — esabeke · "sana gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولاًۜ  وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداً

Ma esabeke min hasenetin fe minallah, ve ma esabeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnake lin nasi resula. Ve kefa billahi şehida.

Sana isabet eden iyilik Allah'tandır. Sana isabet eden kötülük kendindendir." Biz, seni, insanlara Resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/79-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَكَ — esabeke · "sana gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولاًۜ  وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداً

Ma esabeke min hasenetin fe minallah, ve ma esabeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnake lin nasi resula. Ve kefa billahi şehida.

Sana isabet eden iyilik Allah'tandır. Sana isabet eden kötülük kendindendir." Biz, seni, insanlara Resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/79-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبَهُم — yusibehum · "onları felakete uğratmak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِـعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُص۪يبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ  كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ

Ve enıhkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum vahzerhum en yeftinuke an ba'dı ma enzelallahu ileyk fe in tevellev fa'lem ennema yuridullahu en yusibehum bi ba'dı zunubihim ve inne kesiran minen nasi le fasıkun.

Ve aralarında, Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. Onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından ve onlardan sakın. Eğer verdiğin kararlara uymazlarsa, bilesin ki Allah, bazı günahları nedeniyle onlara musibet isabet ettirmeyi istiyor. İnsanların pek çoğu elbette fasıktır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/49-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِيبَنَا — tusibena · "bize gelmesinden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَتَرَى الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ ف۪يهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُص۪يبَنَا دَٓائِرَةٌۜ  فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِه۪ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ نَادِم۪ينَۜ

Fe terallezine fi kulubihim maradun yusariune fihim yekulune nahşa en tusibena daireh fe asallahu en ye'tiye bil fethi ev emrin min indihi fe yusbihu ala ma eserru fi enfusihim nadimin.

Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz." diyerek, onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir ve böylece onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar!

_https://acikkuran.com/maide-suresi/52-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 106. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصَـٰبَتْكُم — feesabetkum · "ve başınıza gelmişse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ ح۪ينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةُ الْمَوْتِۜ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَر۪ي بِه۪ ثَمَناً وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذاً لَمِنَ الْاٰثِم۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu şehadetu beynikum iza hadara ehadekumul mevtu hinel vasiyyetisnani zeva adlin minkum ev aharani min gayrikum in entum darabtum fil ardı fe esabetkum musibetul mevt tahbisunehuma min ba'dis salati fe yuksimani billahi in irtebtum la neşteri bihi semenen ve lev kane za kurba ve la nektumu şehadetallahi inna izen le minel asimin.

Ey İman Edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmayacağız ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/106-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 106. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةُ — musibetu · "musibeti"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ ح۪ينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةُ الْمَوْتِۜ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَر۪ي بِه۪ ثَمَناً وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذاً لَمِنَ الْاٰثِم۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu şehadetu beynikum iza hadara ehadekumul mevtu hinel vasiyyetisnani zeva adlin minkum ev aharani min gayrikum in entum darabtum fil ardı fe esabetkum musibetul mevt tahbisunehuma min ba'dis salati fe yuksimani billahi in irtebtum la neşteri bihi semenen ve lev kane za kurba ve la nektumu şehadetallahi inna izen le minel asimin.

Ey İman Edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmayacağız ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/106-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 124. ayet

- **Geçtiği form:** سَيُصِيبُ — seyusibu · "erişecektir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَةٌ قَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ حَتّٰى نُؤْتٰى مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ رُسُلُ اللّٰهِۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۜ سَيُص۪يبُ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعَذَابٌ شَد۪يدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ

Ve iza caethum ayetun kalu len nu'mine hatta nu'ta misle ma utiye rusulullah, allahu a'lemu haysu yec'alu risaleteh, seyusibullezine ecremu sagarun indallahi ve azabun şedidun bima kanu yemkurun.

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın Resul'üne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla inanmayız." derler. Allah, Resul'lük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/124-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَبْنَـٰهُم — esabnahum · "kendilerini de cezalandırırız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

اَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ اَهْلِهَٓا اَنْ لَوْ نَشَٓاءُ اَصَبْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْۚ وَنَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

E ve lem yehdi lillezine yerisunel arda min ba'di ehliha en lev neşau esabnahum bi zunubihim, ve natbeu ala kulubihim fe hum la yesme'un.

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/100-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 131. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْهُمْ — tusibhum · "kendilerine ulaşırsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَاِذَا جَٓاءَتْهُمُ الْحَسَنَةُ قَالُوا لَنَا هٰذِه۪ۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا بِمُوسٰى وَمَنْ مَعَهُۜ اَلَٓا اِنَّمَا طَٓائِرُهُمْ عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Fe iza caethumul hasenetu kalu lena hazih, ve in tusibhum seyyietun yettayyeru bi musa ve men meah, e la innema tairuhum indallahi ve lakinne ekserehum la ya'lemun.

Onlara bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizdendir." derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır. Ancak çokları bunu bilmez.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/131-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 156. ayet

- **Geçtiği form:** أُصِيبُ — usibu · "uğratırım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاكْتُبْ لَنَا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ اِنَّا هُدْنَٓا اِلَيْكَۜ قَالَ عَذَاب۪ٓي اُص۪يبُ بِه۪ مَنْ اَشَٓاءُۚ وَرَحْمَت۪ي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍۜ فَسَاَكْتُبُهَا لِلَّذ۪ينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِاٰيَاتِنَا يُؤْمِنُونَۚ

Vektub lena fi hazihid dunya haseneten ve fil ahıreti inna hudna ileyk, kale azabi usibu bihi men eşau ve rahmeti vesiat kulle şey', fe se ektubuha lillezine yettekune ve yu'tunez zekate vellezine hum bi ayatina yu'minun.

Bize, bu dünyada da ahiret'te de iyilik yaz. Biz Sana yöneldik. Allah: "Azabıma hak edeni uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva sahibi olanlara, zekatı yapanlara ve ayetlerimize inananlara yazacağım." buyurdu.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/156-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِيبَنَّ — tusibenne · "erişmekle kalmaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ

Vetteku fitneten la tusibennellezine zalemu minkum hassah, va'lemu ennallahe şedidul ikab.

Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/25-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْكَ — tusibke · "sana ulaşsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ

İn tusıbke hasenetun tesu'hum, ve in tusıbke musibetun yekulu kad ehazna emrena min kablu ve yetevellev ve hum ferihun.

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/50-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْكَ — tusibke · "sana ulaşsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ

İn tusıbke hasenetun tesu'hum, ve in tusıbke musibetun yekulu kad ehazna emrena min kablu ve yetevellev ve hum ferihun.

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/50-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** مُصِيبَةٌۭ — musibetun · "bir kötülük"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim · belirsiz

اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ

İn tusıbke hasenetun tesu'hum, ve in tusıbke musibetun yekulu kad ehazna emrena min kablu ve yetevellev ve hum ferihun.

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/50-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبَنَآ — yusibena · "ulaşmaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ لَنْ يُص۪يبَنَٓا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَاۚ هُوَ مَوْلٰينَاۚ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

Kul len yusibena illa ma keteballahu lena, huve mevlana, ve alallahi fel yetevekkelil mu'minun.

De ki: "Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize erişmez. O, bizim Mevla'mızdır. Öyleyse, Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/51-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبَكُمُ — yusibekumu · "ulaştırmasını"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَٓا اِلَّٓا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِۜ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُص۪يبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِه۪ٓ اَوْ بِاَيْد۪ينَاۘ فَتَرَبَّصُٓوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ

Kul hel terabbesune bina illa ıhdel husneyeyn ve nahnu neterabbesu bikum en yusibekumullahu bi azabin min indihi ev bi eydina, fe terabbasu inna meakum muterabbisun.

De ki: "Bize iki güzellikten birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/52-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** سَيُصِيبُ — seyusibu · "erişecektir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَجَٓاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذ۪ينَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ سَيُص۪يبُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ve cael muazzirune minel a'rabi li yu'zene lehum ve ka'adellezine kezebullahe ve resuleh, se yusibullezine keferu minhum azabun elim.

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan Kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/90-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 120. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبُهُمْ — yusibuhum · "onların çekmeleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

مَا كَانَ لِاَهْلِ الْمَد۪ينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ اَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ وَلَا يَرْغَبُوا بِاَنْفُسِهِمْ عَنْ نَفْسِه۪ۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ لَا يُص۪يبُهُمْ ظَمَاٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا يَطَؤُ۫نَ مَوْطِئاً يَغ۪يظُ الْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَيْلاً اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ بِه۪ عَمَلٌ صَالِحٌۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُحْسِن۪ينَۙ

Ma kane li ehlil medineti ve men havlehum minel a'rabi en yetehallefu an resulillahi ve la yergabu bi enfusihim an nefsih, zalike bi ennehum la yusibuhum zameun ve la nasabun ve la mahmesatun fi sebilillahi ve la yetaune mevtıan yagizul kuffare ve la yenalune min aduvvin neylen illa kutibe lehum bihi amelun salih, innallahe la yudiu ecrel muhsinin.

Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Arapların, Allah'ın Resul'ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri olacak şeydir. Çünkü Allah yolunda katlanacakları susuzluk, yorgunluk, açlık ve Kafirleri kızdıracak bir yeri zapt etmeleri ve düşmana karşı elde ettikleri başarı, kendilerine salih bir amel olarak yazılacaktır. Zira Allah, muhsin olanların kazanımlarını yok etmez.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/120-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 107. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبُ — yusibu · "verir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۚ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِه۪ۜ يُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ

Ve in yemseskallahu bidurrin fe la kaşife lehu illa hu, ve in yuridke bi hayrin fe la radde li fadlih, yusibu bihi men yeşau min ibadih, ve huvel gafurur rahim.

Eğer Allah, sana bir sıkıntı verirse onu Kendisinden başka giderebilecek yoktur. Eğer senin için bir hayır dilerse, O'nun fazlını geri çevirebilecek yoktur. O, onu kullarından hak edene nasip eder. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/107-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** مُصِيبُهَا — musibuha · "onun başına gelecektir"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril · merfu` isim

قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

Kalu ya lutu inna rusulu rabbike len yasilu ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve la yeltefit minkum ehadun illemreetek, innehu musibuha ma esabehum, inne mev'ıdehumus subh, e leyses subhu bi karib.

"Ey Lut! Biz, Rabb'inin elçileriyiz." dediler. "Onlar, sana dokunamazlar. Ailenle birlikte gecenin bir bölümünde hemen yola çık. Hanımın hariç, hiç kimse arkada kalmasın. Doğrusu onların başına gelecek olan musibet onun da başına gelecektir. Onlara belirlenen vakit sabahtır. Sabah da yakın değil mi?"

_https://acikkuran.com/hud-suresi/81-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهُمْ ۚ — esabehum · "onların başına gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

Kalu ya lutu inna rusulu rabbike len yasilu ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve la yeltefit minkum ehadun illemreetek, innehu musibuha ma esabehum, inne mev'ıdehumus subh, e leyses subhu bi karib.

"Ey Lut! Biz, Rabb'inin elçileriyiz." dediler. "Onlar, sana dokunamazlar. Ailenle birlikte gecenin bir bölümünde hemen yola çık. Hanımın hariç, hiç kimse arkada kalmasın. Doğrusu onların başına gelecek olan musibet onun da başına gelecektir. Onlara belirlenen vakit sabahtır. Sabah da yakın değil mi?"

_https://acikkuran.com/hud-suresi/81-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبَكُم — yusibekum · "isabet edenin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاق۪ٓي اَنْ يُص۪يبَكُمْ مِثْلُ مَٓا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍۜ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَع۪يدٍ

Ve ya kavmi la yecrimennekum şikaki en yusibekum mislu ma esabe kavme nuhin ev kavme hudin ev kavme salih, ve ma kavmu lutin minkum bi baid.

"Ey halkım! Bana karşı gelmeniz; Nuh halkının, Hud halkının, Salih halkının başına gelen şeyleri sizin başınıza da getirmesin? Üstelik Lut halkı sizden pek uzak da değil."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/89-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَ — esabe · "başlarına gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاق۪ٓي اَنْ يُص۪يبَكُمْ مِثْلُ مَٓا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍۜ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَع۪يدٍ

Ve ya kavmi la yecrimennekum şikaki en yusibekum mislu ma esabe kavme nuhin ev kavme hudin ev kavme salih, ve ma kavmu lutin minkum bi baid.

"Ey halkım! Bana karşı gelmeniz; Nuh halkının, Hud halkının, Salih halkının başına gelen şeyleri sizin başınıza da getirmesin? Üstelik Lut halkı sizden pek uzak da değil."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/89-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** نُصِيبُ — nusibu · "biz ulaştırırız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَكَذٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِي الْاَرْضِۚ يَتَبَوَّاُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَٓاءُۜ نُص۪يبُ بِرَحْمَتِنَا مَنْ نَشَٓاءُ وَلَا نُض۪يعُ اَجْرَ الْمُحْسِن۪ينَ

Ve kezalike mekkenna li yusufe fil ard, yetebevveu minha haysu yeşa', nusibu bi rahmetina men neşau ve la nudiu ecrel muhsinin.

Ve böylece Yusuf'u yetki sahibi yaptık, istediği yerde mekan tutma imkanı verdik. Rahmetimizi istediğimize veririz. İyilik edenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmayız.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/56-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** فَيُصِيبُ — fe yusibu · "çarpar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِه۪ وَالْمَلٰٓئِكَةُ مِنْ خ۪يفَتِه۪ۚ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُص۪يبُ بِهَا مَنْ يَشَٓاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِۚ وَهُوَ شَد۪يدُ الْمِحَالِۜ

Ve yusebbihur ra'du bi hamdihi vel melaiketu min hifetih, ve yursilus savaıka fe yusibu biha men yeşau ve hum yucadilune fillah, ve huve şedidul mihal.

Gök gürültüsü övgüsüyle, melekler de ürpertisiyle O'nu tesbih ederler. O, yıldırımlar gönderir ve onunla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Ve O, karşı konulamaz pek çetin bir güç sahibidir.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/13-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِيبُهُم — tusibuhum · "isabet etmesi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰناً سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰىۜ بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَم۪يعاًۜ اَفَلَمْ يَايْـَٔسِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَم۪يعاًۜ وَلَا يَزَالُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا تُص۪يبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَر۪يباً مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَأْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْم۪يعَادَ۟

Ve lev enne kur'anen suyyiret bihil cibalu ev kuttıat bihil ardu ev kullime bihil mevta, bel lillahil emru cemia, e fe lem ye'yesillezine amenu en lev yeşaullahu le heden nase cemia,ve la yezalullezine keferu tusibuhum bi ma sanau kariatun ev tehullu kariben min darihim hatta ye'tiye va'dullah, innallahe la yuhliful miad.

Kur'an'la dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı yine de bir şey değişmezdi. Hayır! Bütün işler Allah'a aittir. İman Edenler hala anlamadılar mı ki Allah dileyecek olsa bütün insanları doğru yola iletir. Yaltaklanmalarından dolayı Kafirler bela ile karşı karşıya kalıp duracaktır. Veya evlerinin yanı başına inecek. Allah'ın vadi gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Kuşkusuz Allah sözünden dönmez.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/31-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصَابَهُمْ — feesabehum · "nihayet onlara ulaştı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟

Fe esabehum seyyiatu ma amilu ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.

Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/34-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهُۥ — esabehu · "kendisine gelirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ

Ve minen nasi men ya'budullahe ala harf, fe in asabehu hayrunıtmeenne bih, ve in asabethu fitnetuninkalebe ala vechihi, hasired dunya vel ahıreh, zalike huvel husranul mubin.

İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/11-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَتْهُ — esabethu · "başına gelirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ عَلٰى حَرْفٍۚ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌۨ اطْمَاَنَّ بِه۪ۚ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌۨ انْقَلَبَ عَلٰى وَجْهِه۪۠ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُب۪ينُ

Ve minen nasi men ya'budullahe ala harf, fe in asabehu hayrunıtmeenne bih, ve in asabethu fitnetuninkalebe ala vechihi, hasired dunya vel ahıreh, zalike huvel husranul mubin.

İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/11-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهُمْ — esabehum · "isabet"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

Ellezine iza zukirallahu vecilet kulubuhum vas sabirine ala ma esabehum vel mukimis salati ve mimma razaknahum yunfikun.

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/35-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** فَيُصِيبُ — fe yusibu · "vurur"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ي سَحَاباً ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَاماً فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ  يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ

E lem tera ennallahe yuzci sehaben summe yuellifu beynehu summe yec'aluhu rukamen fe teral vedka yahrucu min hılalih, ve yunezzilu mines semai min cibalin fiha min beredin fe yusibu bihi men yeşau ve yasrifuhu an men yeşau, yekadu sena berkıhi yezhebu bil ebsar.

Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra aralarını birleştirdiğini, sonra da onları küme haline getirdiğini görmüyor musun? Böylece aralarından yağmur çıktığını görürsün. Ve gökten içinde dolu bulunan dağ gibi kümeleri getiriyor. Neredeyse parıltısı gözlerinizi alan şimşeği dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden de onu uzak tutuyor.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/43-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 63. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِيبَهُمْ — tusibehum · "kendilerine uğramasından"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَا تَجْعَلُوا دُعَٓاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ  كَدُعَٓاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضاًۜ قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذاًۚ فَلْيَحْذَرِ الَّذ۪ينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِه۪ٓ اَنْ تُص۪يبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُص۪يبَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

La tec'alu duaer resuli beynekum ke duai ba'dıkum ba'da, kad ya'lemullahullezine yetesellelune minkum livaza, fel yahzerillezine yuhalifune an emrihi en tusibehum fitnetun ev yusibehum azabun elim.

Resul'ün çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla denk tutmayın. İçinizden birbirinin arkasına saklanarak sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu sebeple onun buyurmalarına karşı gelenler, kendilerine bir fitnenin veya çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/63-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 63. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِيبَهُمْ — yusibehum · "onlara çarpmasından"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَا تَجْعَلُوا دُعَٓاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ  كَدُعَٓاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضاًۜ قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذاًۚ فَلْيَحْذَرِ الَّذ۪ينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِه۪ٓ اَنْ تُص۪يبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُص۪يبَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

La tec'alu duaer resuli beynekum ke duai ba'dıkum ba'da, kad ya'lemullahullezine yetesellelune minkum livaza, fel yahzerillezine yuhalifune an emrihi en tusibehum fitnetun ev yusibehum azabun elim.

Resul'ün çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla denk tutmayın. İçinizden birbirinin arkasına saklanarak sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu sebeple onun buyurmalarına karşı gelenler, kendilerine bir fitnenin veya çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/63-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِيبَهُم — tusibehum · "başlarına geldiği zaman"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَوْلَٓا اَنْ تُص۪يبَهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّـنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولاً فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve lev la en tusibehum musibetun bima kaddemet eydihim fe yekulu rabbena lev la erselte ileyna resulen fe nettebia ayatike ve nekune minel mu'minin.

Eğer elleriyle sundukları nedeniyle onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir Resul gönderseydin böylece biz, Sen'in ayetlerine tabi olur ve iman edenlerden olurduk." diyemesinler diye.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/47-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٌۢ — musibetun · "bir felaket"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَلَوْلَٓا اَنْ تُص۪يبَهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّـنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولاً فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve lev la en tusibehum musibetun bima kaddemet eydihim fe yekulu rabbena lev la erselte ileyna resulen fe nettebia ayatike ve nekune minel mu'minin.

Eğer elleriyle sundukları nedeniyle onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir Resul gönderseydin böylece biz, Sen'in ayetlerine tabi olur ve iman edenlerden olurduk." diyemesinler diye.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/47-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْهُمْ — tusibhum · "onlara erişirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

Ve iza ezaknen nase rahmeten ferihu biha, ve in tusıbhum seyyietun bima kaddemet eydihim iza hum yaknetun.

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/36-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَ — esabe · "uğratınca"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَللّٰهُ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَاباً فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَٓاءِ كَيْفَ يَشَٓاءُ وَيَجْعَلُهُ  كِسَفاً فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ فَاِذَٓا اَصَابَ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ٓ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

Allahullezi yursilur riyaha fe tusiru sehaben fe yebsutuhu fis semai keyfe yeşau ve yec'aluhu kisefen fe terel vedka yahrucu min hılalih, fe iza esabe bihi men yeşau min ibadihi iza hum yestebşirun.

Allah, rüzgarı göndererek bulutları hareket ettirir. Sonra onu gökyüzünde dilediği gibi yayıp kütleler haline getirir. Sonra onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Böylece kullarından dilediğine onu isabet ettirdiği zaman onlar sevinirler.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/48-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَكَ ۖ — esabeke · "geldiyse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلٰى مَٓا اَصَابَكَۜ اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِۚ

Ya buneyye ekımıs salate ve'mur bil ma'rufi venhe anil munkeri vasbir ala ma esabek, inne zalike min azmil umur.

"Ey oğulcuğum! Salatı ikame et, ma'ruf olanı yap, münker olandan sakındır. Karşılaştığın zorluklara sabret. Bunlar kararlılık göstermen gereken şeylerdir."

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/17-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَ — esabe · "istediği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّ۪يحَ تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ

Fe sehharna lehur riha tecri bi emrihi ruhaen haysu esab.

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/36-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَصَابَهُمْ — feesabehum · "sonra başlarına geldi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۜ وَالَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُص۪يبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۙ وَمَا هُمْ بِمُعْجِز۪ينَ

Fe esabehum seyyiatu ma kesebu, vellezine zalemu min haulai se yusibuhum seyyiatu ma kesebu ve ma hum bi mu'cizin.

Kazandıkları şeylerin kötülükleri kendilerine isabet etti. Bunlardan zulmeden kimselerin de kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara yakında isabet edecektir. Ve onlar azabı önleyecek güce sahip değiller.

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/51-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** سَيُصِيبُهُمْ — seyusibuhum · "erişecektir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَاَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۜ وَالَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ سَيُص۪يبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواۙ وَمَا هُمْ بِمُعْجِز۪ينَ

Fe esabehum seyyiatu ma kesebu, vellezine zalemu min haulai se yusibuhum seyyiatu ma kesebu ve ma hum bi mu'cizin.

Kazandıkları şeylerin kötülükleri kendilerine isabet etti. Bunlardan zulmeden kimselerin de kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara yakında isabet edecektir. Ve onlar azabı önleyecek güce sahip değiller.

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/51-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** يُصِبْكُم — yusibkum · "başınıza gelir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَقَالَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌۗ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ ا۪يمَانَهُٓ اَتَقْتُلُونَ رَجُلاً اَنْ يَقُولَ رَبِّيَ اللّٰهُ وَقَدْ جَٓاءَكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاِنْ يَكُ كَاذِباً فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۚ وَاِنْ يَكُ صَادِقاً يُصِبْكُمْ بَعْضُ الَّذ۪ي يَعِدُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ

Ve kale raculun mu'minun min ali fir'avne yektumu imanehu e taktulune raculen en yekule rabbiyallahu ve kad caekum bil beyyinati min rabbikum, ve in yeku kaziben fe aleyhi kezibuh, ve in yeku sadikan yusibkum ba'dullezi yeidukum, innallahe la yehdi men huve musrifun kezzab.

Firavun taraftarlarından imanını gizleyen bir kimse, şöyle dedi: "Rabb'im Allah'tır dediği için mi bir adamı öldüreceksiniz? Oysaki o, size Rabb'inizden açık kanıtlarla geldi. Eğer yalancı biriyse yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa uyardığı şeylerin bir kısmı size isabet edecektir. Allah, aşırı giden yalancı bir kimseyi doğru yola iletmez."

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/28-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَـٰبَكُم — esabekum · "başınıza gelen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ

Ve ma esabekum min musibetin fe bi ma kesebet eydikum ve ya'fu an kesir.

Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/30-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٍۢ — musibetin · "musibet"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · mecrur isim · belirsiz

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ

Ve ma esabekum min musibetin fe bi ma kesebet eydikum ve ya'fu an kesir.

Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/30-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَهُمُ — esabehumu · "uğradıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ

Vellezine iza esabehumul bagyuhum yentesırun.

Bir haksızlığa, zulme uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/39-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِبْهُمْ — tusibhum · "başlarına gelirse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظاًۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ

Fe in a'redu fe ma erselnake aleyhim hafiza, in aleyke illel belagu, ve inna iza ezaknal insane minna rahmeten feriha biha, ve in tusibhum seyyietun bi ma kaddemet eydihim fe innel insane kefur.

Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir kesilir.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/48-ayet-meali.md_

### 48. Fetih suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** فَتُصِيبَكُم — fe tusibekum · "isabet edecek (olmasaydı)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفاً اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً

Humullezine keferu ve saddukum anil mescidil harami vel hedye ma'kufen en yebluga mahıllehu, ve lev la ricalun mu'minune ve nisaun mu'minatun lem ta'lemuhum en tetauhum fe tusibekum minhum maarratun bi gayri ilm, li yudhılallahu fi rahmetihi men yeşau, lev tezeyyelu le azzebnellezine keferu minhum azaben elima.

Onlar, Kafirlerdir. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyan, ayrılmış kurbanların yerine ulaşmasını engelleyen kimselerdir. Eğer Mü'min erkeklerden ve kadınlardan olup da kendilerini henüz tanımadığınız için bilmeden onlara zarar vermeniz ve böylece vebale girmeniz söz konusu olmasaydı, onlarla savaşmanıza izin verilirdi. Allah, dilediğini rahmetine alır. Eğer birbirlerinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan Kafir olanları acı veren bir azapla cezalandırırdık.

_https://acikkuran.com/fetih-suresi/25-ayet-meali.md_

### 49. Hucurat suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** تُصِيبُوا۟ — tusibu · "yoksa kötülük edersiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ۬ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu in caekum fasikun bi nebein fe tebeyyenu en tusibu kavmen bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtum nadimin.

Ey İman Edenler! Eğer fasık bir kimse, size bir haber getirirse doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bir topluma cahilce kötülük edersiniz de sonra yaptığınız şeye pişman olursunuz.

_https://acikkuran.com/hucurat-suresi/6-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَ — esabe · "isabet eden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ

Ma esabe min musibetin fil ardı ve la fi enfusikum illa fi kitabin min kabli en nebreeha, inne zalike alallahi yesir.

Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden önce bir Kitap'ta yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/22-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٍۢ — musibetin · "musibet"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · mecrur isim · belirsiz

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ

Ma esabe min musibetin fil ardı ve la fi enfusikum illa fi kitabin min kabli en nebreeha, inne zalike alallahi yesir.

Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden önce bir Kitap'ta yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/22-ayet-meali.md_

### 64. Tegabun suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** أَصَابَ — esabe · "isabet etmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Ma esabe min musibetin illa bi iznillah, ve men yu'min billahi yehdi kalbeh, vallahu bikulli şey'in alim.

Allah'ın izni dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/tegabun-suresi/11-ayet-meali.md_

### 64. Tegabun suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** مُّصِيبَةٍ — musibetin · "musibet"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · dişil · mecrur isim · belirsiz

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Ma esabe min musibetin illa bi iznillah, ve men yu'min billahi yehdi kalbeh, vallahu bikulli şey'in alim.

Allah'ın izni dışında hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/tegabun-suresi/11-ayet-meali.md_

### 78. Nebe suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** صَوَابًۭا — savaben · "doğruyu"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفاًّۜ  لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَاباً

Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.

O gün, o ruh ve o melekler saflar halinde hazır bulunur. Rahman'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

_https://acikkuran.com/nebe-suresi/38-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-23
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
