# Ta-Lam-Ayn — طلع (TlE)

> Kur'an'da 19 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/TlE

- **Anlam:** Yükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).
- **Türevleri:** طَّلَعَ (7) · طَلْع (4) · طَلَعَت (2) · طُلُوع (2) · مَطْلَع (1) · مَطْلِع (1) · مُّطَّلِعُون (1) · يُطْلِعَ (1)

## Geçtiği ayetler

### 3. Ali İmran suresi 179. ayet

- **Geçtiği form:** لِيُطْلِعَكُمْ — liyutliakum · "sizi vâkıf kılacak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

مَا كَانَ اللّٰهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِن۪ينَ عَلٰى مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ حَتّٰى يَم۪يزَ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَجْتَب۪ي مِنْ رُسُلِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ

Ma kanallahu li yezerel mu'minine ala ma entum aleyhi hatta yemizel habise minet tayyib, ve ma kanallahu li yutliakum alel gaybi ve lakinnallahe yectebi min rusulihi men yeşau fe aminu billahi ve rusulih, ve in tu'minu ve tetteku fe lekum ecrun azim.

Allah, tayyib olanı habis olandan ayırmadan; Mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde, Allah'a ve Resullerine iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/179-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** تَطَّلِعُ — tettaliu · "muttali olursun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ

Fe bima nakdihim misakahum leannahum ve cealna kulubehum kasiyet, yuharrifunel kelime an mevadııhi ve nesu hazzan mimma zukkiru bih, ve la tezalu tettaliu ala haınetin minhum illa kalilen minhum fa'fu anhum vasfah innallahe yuhıbbul muhsinin.

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/13-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 99. ayet

- **Geçtiği form:** طَلْعِهَا — tal'iha · "tomurcuğu-"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ نَبَاتَ كُلِّ شَيْءٍ فَاَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِراً نُخْرِجُ مِنْهُ حَباًّ مُتَرَاكِباًۚ وَمِنَ النَّخْلِ مِنْ طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّاتٍ مِنْ اَعْنَابٍ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُشْتَبِهاً وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍۜ اُنْظُـرُٓوا اِلٰى ثَمَرِه۪ٓ اِذَٓا اَثْمَرَ وَيَنْعِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكُمْ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Ve huvellezi enzele mines semai ma', fe ahrecna bihi nebate kulli şey'in fe ahrecna minhu hadıran nuhricu minhu habben muterakiba, ve minen nahli min tal'ıha kınvanun daniyetun ve cennatin min a'nabin vez zeytune ver rummane muştebihen ve gayre muteşabih, unzuru ila semerihi iza esmere ve yen'ıh, inne fi zalikum le ayatin li kavmin yu'minun.

O, gökten su indirendir. Onunla her türlü bitkiyi bitirdik. Ondan her çeşit bitkiyi çıkardık. Onlardan yığın yığın daneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, birbirine hem benzeyen hem benzemeyen; üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve meyvesi olgunlaştığında her birine bir bakın! Bunlarda iman eden bir kavim için ayetler vardır.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/99-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** طَلَعَت — taleat · "doğduğu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ ف۪ي فَجْوَةٍ مِنْهُۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِۜ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِياًّ مُرْشِداً۟

Ve tereş şemse iza taleat tezaveru an kehfihim zatel yemini ve iza garabet takrıduhum zateş şimali ve hum fi fecvetin minh, zalike min ayatillah, men yehdillahu fe huvel muhted, ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşida.

Onlar, mağaranın geniş bir dehlizinde bulunurlarken, Güneş'in doğduğu zaman, mağaralarından sağa tarafa yöneldiğini, battığı zaman da sol tarafa doğru onları makaslayıp geçtiğini görürsün. Bu Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kimi doğru yola iletirse, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de sapkınlıkta bırakırsa, artık onun için yol gösteren bir veli bulamazsın.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/17-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** ٱطَّلَعْتَ — ttalea'te · "görseydin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَتَحْسَبُهُمْ اَيْقَاظاً وَهُمْ رُقُودٌۗ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَذَاتَ الشِّمَالِۗ وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَص۪يدِۜ لَوِ اطَّـلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَاراً وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْباً

Ve tahsebuhum eykazan ve hum rukud, ve nukallibuhum zatel yemini ve zateş şimal, ve kelbuhum basitun ziraayhi bil vasid, levittala'te aleyhim le velleyte minhum firaren ve le muli'te minhum ru'ba.

Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve biz onları sağ yanlarına ve sol yanlarına çeviririz. Köpekleri de avluda ön ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Eğer sen onlarla karşılaşsaydın, gerisin geri kaçardın. Ve korkudan ürperirdin.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/18-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** مَطْلِعَ — metlia · "doğduğu yere"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْراًۙ

Hatta iza belega matlıaş şemsi vecedeha tatluu ala kavmin lem nec'al lehum min duniha sitra.

Nihayet Güneş'in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş'e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir halkın üzerine doğarken buldu.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/90-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** تَطْلُعُ — tetluu · "doğarken"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْراًۙ

Hatta iza belega matlıaş şemsi vecedeha tatluu ala kavmin lem nec'al lehum min duniha sitra.

Nihayet Güneş'in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş'e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir halkın üzerine doğarken buldu.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/90-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 78. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَّلَعَ — ettalea · "bildi mi?"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَطَّـلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۙ

Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmani ahda.

O, gaybı mı biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/78-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 130. ayet

- **Geçtiği form:** طُلُوعِ — tului · "doğmasından"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّـحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى

Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kable gurubiha, ve min anail leyli fe sebbih ve etrafen nehari lealleke terda.

O halde söylenen şeylere sabret! Ve Rabb'ini, Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce ve gecenin bir kısmında ve gündüzün taraflarında hamd ile tesbih et. Umulur ki böylece O'nun hoşnutluğunu kazanırsın.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/130-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 148. ayet

- **Geçtiği form:** طَلْعُهَا — tal'uha · "tomurcuklu"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَض۪يمٌۚ

Ve zuruın ve nahlin tal'uha hedim.

"Ekinliklerde ve salkımlı hurmalıklarda."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/148-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَّلِعُ — ettaliu · "çıkarım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْر۪يۚ فَاَوْقِدْ ل۪ي يَا هَامَانُ عَلَى الطّ۪ينِ فَاجْعَلْ ل۪ي صَرْحاً لَعَلّ۪ٓي اَطَّلِعُ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰىۙ وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّهُ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ

Ve kale fir'avnu ya eyyuhel meleu ma alimtu lekum min ilahin gayri, fe evkıd li ya hamanu alet tini fec'al li sarhan lealli attaliu ila ilahi musa ve inni le ezunnuhu minel kazibin.

Firavun: "Ey halkımın meleleri! Ben, sizin için benden başka ilah bilmiyorum. Ey Haman, benim için çamur üzerine hemen bir ateş yak; bana yüksek bir kule yap. Belki Musa'nın ilahı ile karşılaşırım. Onun yalancılardan olduğunu zannediyorum." dedi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/38-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** مُّطَّلِعُونَ — muttaliune · "bakar mısınız?"
  - **Dil bilgisi:** isim · ifti'al kalıbı · etken · eril, çoğul · merfu` isim

قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

Kale hel entum muttaliun.

"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/54-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 55. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱطَّلَعَ — fettalea · "baktı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاطَّـلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ

Fettalea fe reahu fi sevail cahim.

Derken yakından tanık oldu. Onu Cehennem'in ortasında gördü.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/55-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** طَلْعُهَا — tal'uha · "tomurcukları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ

Tal'uha ke ennehu ruusuş şeyatin.

Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/65-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَطَّلِعَ — feettalia · "böylece bakayım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَسْبَابَ السَّمٰوَاتِ فَاَطَّلِعَ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰى وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّهُ كَاذِباًۜ وَكَذٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُٓوءُ عَمَلِه۪ وَصُدَّ عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ اِلَّا ف۪ي تَبَابٍ۟

Esbabes semavati fe attalia ila ilahi musa ve inni le ezunnuhu kaziba, ve kezalike zuyyine li fir'avne suu amelihi ve sudde anis sebil, ve ma keydu fir'avne illa fi tebab.

"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/37-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** طَلْعٌۭ — tal'un · "tomurcukları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌۙ

Ven nahle basikatin leha tal'un nadidun.

Ve salkımları üst üste yığılmış, uzun hurma ağaçları.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/10-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** طُلُوعِ — tului · "doğmadan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ

Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel gurub.

Onların söyledikleri şeylere sabret. Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce Rabb'ini hamd ile tesbih et.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/39-ayet-meali.md_

### 97. Kadir suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** مَطْلَعِ — metlei · "ağarıncaya"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

سَلَامٌ۠ۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

Selamun, hiye hatta matlaıl fecr.

O, fecrin ağarmasına kadar selamdır.

_https://acikkuran.com/kadir-suresi/5-ayet-meali.md_

### 104. Hümeze suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** تَطَّلِعُ — tettaliu · "işler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَلَّت۪ي تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْـِٔدَةِۜ

Elleti tettaliu alel ef'ideh.

Yüreklere işleyen bir ateş.

_https://acikkuran.com/humeze-suresi/7-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-12
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
