# Ta-Vav-Ayn — طوع (TwE)

> Kur'an'da 129 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/TwE

- **Anlam:** itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
- **Türevleri:** أَطَاعَ (72) · تَطَوَّعَ (2) · طَائِعِين (1) · طَاعَة (3) · طَوْع (4) · طَوَّعَتْ (1) · مُطَّوِّعِين (1) · مُّطَاع (1) · يُطَاعُ (2) · ٱسْتَطَاعَ (42)

## Geçtiği ayetler

_Sayfa 1 / 2_

### 2. Bakara suresi 158. ayet

- **Geçtiği form:** تَطَوَّعَ — tetavvea · "kendiliğinden yaparsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِۚ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَاۜ وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراًۙ فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَل۪يمٌ

İnnes safa vel mervete min şeairillah, fe men haccel beyte evı'temera fe la cunaha aleyhi en yettavvefe bi hima ve men tetavvaa hayran, fe innallahe şakirun alim.

Kuşkusuz Safa ile Merve Allah'ın belirlediği nişanelerdir. Kim hacc ya da umre amacıyla Beyt'i ziyaret ederse, ikisini de tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Ve yine kim gönülden bir iyilik yaparsa; kuşkusuz, Allah Karşılık Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/158-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 184. ayet

- **Geçtiği form:** تَطَوَّعَ — tetavvea · "gönülden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Eyyamen ma'dudat, fe men kane minkum maridan ev ala seferin fe iddetun min eyyamin uhar ve alellezine yutikunehu fidyetun taamu miskin, fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh, ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta'lemun.

Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hastalanır veya seferde olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Onu tutmaya gücü yetenlerin, bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermesi gerekir. Böyle olmakla birlikte, kim gönlünden gelerek daha fazlasını yaparsa, bu, onun için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, siyam yapmanız sizin için hayırlı olandır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/184-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 217. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَـٰعُوا۟ ۚ — stetau · "güçleri yetse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ   وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ  وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَـالِدُونَ

Yes'eluneke aniş şehril harami kıtalin fih, kul kıtalun fihi kebir, ve saddun an sebilillahi ve kufrun bihi vel mescidil harami ve ihracu ehlihi minhu ekberu indallah, vel fitnetu ekberu minel katl, ve la yezalune yukatilunekum hatta yeruddukum an dinikum inistetau ve men yertedid minkum an dinihi fe yemut ve huve kafirun fe ulaike habitat a'maluhum fid dunya vel ahireh, ve ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.

Sana, Haram ayını ve onda savaşmanın durumunu soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak, büyük (günahtır.) " Ancak, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu ve Mescid-i Haram'ı küfretmek onun halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük (günahtır.) Zira fitne, öldürmekten daha kötüdür. Onlar, eğer güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmaktan vazgeçmezler. Sizden kim, dininden döner ve Kafir olarak ölürse işte onların dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiş olur. İşte onlar, ateşin ehlidir. Ve orada sürekli kalacaklardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/217-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 273. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güçleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لِلْفُقَـرَٓاءِ الَّذ۪ينَ اُحْصِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ضَـرْباً فِي الْاَرْضِۘ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِۚ تَعْرِفُهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۚ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافاًۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ۟

Lil fukaraillezine uhsiru fi sebilillahi la yestatiune darben fil ardı, yahsebuhumul cahilu agniyae minet teaffuf, ta'rifuhum bi simahum, la yes'elunen nase ilhafa, ve ma tunfiku min hayrin fe innallahe bihi alim.

Yardımlar Allah yolunda mahsur olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Bilmeyenler, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Sen, onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/273-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 282. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُ — yestetiu · "güç yetiremiyecek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـٔاًۜ فَاِنْ كَانَ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَف۪يهاً اَوْ ضَع۪يفاً اَوْ لَا يَسْتَط۪يعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَأْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغ۪يراً اَوْ كَب۪يراً اِلٰٓى اَجَلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُد۪يرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ  كَاتِبٌ وَلَا شَه۪يدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Ya eyyuhellezine amenu iza tedayentum bi deynin ila ecelin musemmen fektubuh, velyektub beynekum katibun bil adl, ve la ye'be katibun en yektube kema allemehullahu felyektub, velyumlilillezi aleyhil hakku velyettekıllahe rabbehu ve la yebhas minhu şey'a, fe in kanellezi aleyhil hakku sefihan ev daifen ev la yestatiu en yumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl, vesteşhidu şehideyni min ricalikum, fe in lem yekuna raculeyni fe raculun vemraetani mimmen terdavne mineş şuhedai en tedılle ıhdahuma fe tuzekkire ıhdahumal uhra ve la ye'beş şuhedau iza ma duu, ve la tes'emu en tektubuhu sagiran ev kebiran ila ecelih, zalikum aksatu indallahi ve akvemu liş şehadeti ve edna ella tertabu illa en tekune ticareten hadıraten tudiruneha beynekum fe leyse aleykum cunahun ella tektubuha ve eşhidu iza tebaya'tum, ve la yudarra katibun ve la şehid, ve in tef'alu fe innehu fusukun bikum, vettekullah, ve yuallimukumullah, vallahu bi kulli şey'in alim.

Ey İman Edenler! Belli bir süre için birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. Yazan her kimse, onu adaletle yazsın. Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabb'i olan Allah'a karşı takvalı olsun, ondan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu aklı ermez, aciz veya kendi söyleyip yazdıramayacak durumda birisi ise, velisi, onu adaletli bir şekilde yazdırsın. Erkeklerinizden de iki tanık tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, o zaman razı olacağınız tanıklardan bir erkek ve biri şaşırdığında diğeri ona hatırlatacak iki kadın tanık tutun. Tanıklar, çağrıldıkları zaman kaçınmasınlar. Az olsun çok olsun onu vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Bu, Allah katında en adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemeniz için daha uygundur. Ancak, aranızda hemen devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman tanık bulundurun. Tanık olana da yazana da zarar verilmesin. Eğer bunu yaparsanız kendinize kötülük yapmış olursunuz. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, size gerekli olanı öğretiyor. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/282-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 285. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطَعْنَا ۖ — ve etaa'na · "ve ita'at ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ

Amener resulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun, kullun amene billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih, la nuferriku beyne ehadin min rusulih, ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykel masir.

Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/285-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** أَطِيعُوا۟ — etiu · "ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ

Kul etiullahe ver resul, fe in tevellev fe innallahe la yuhibbul kafirin.

De ki: "Allah'a ve Resul'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, kuşkusuz, Allah, Kafirleri sevmez.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/32-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ

Ve musaddikan lima beyne yedeyye minet tevrati ve li uhılle lekum ba'dallezi hurrime aleykum ve ci'tukum bi ayetin min rabbikum fettekullahe ve etiun.

"Ben, size Rabb'inizden, elinizin altında bulunan Tevrat'ı tasdik edici olarak ve daha önce size haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için bir ayetle geldim. Allah'a karşı takvalı olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/50-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** طَوْعًۭا — tav'an · "isteyerek"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

اَفَغَيْرَ د۪ينِ اللّٰهِ يَبْغُونَ وَلَهُٓ اَسْلَمَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعاً وَكَرْهاً وَاِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

E fe gayre dinillahi yebgune ve lehu esleme men fis semavati vel ardı tav'an ve kerhen ve ileyhi yurceun.

Yoksa onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa yerde ve gökte bulunanların tamamı isteyerek veya istemeyerek, O'na teslim olmuşlardır. Ve hepsi O'na döndürüleceklerdir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/83-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَاعَ — stetaa · "gücü yeten"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ  كَانَ اٰمِناًۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلاًۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Fihi ayatun beyyinatun makamu ibrahim, ve men dahalehu kane amina, ve lillahi alen nasi hiccul beyti menistetaa ileyhi sebila, ve men kefere fe innallahe ganiyyun anil alemin.

Orada apaçık ayetler vardır. İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/97-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِيعُوا۟ — tutiu · "uyarsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا فَر۪يقاً مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ كَافِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu in tutiu ferikan minellezine utul kitabe yeruddukum ba'de imanikum kafirin.

Ey İman Edenler! Kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, sizi, imanınızdan sonra tekrar Kafir yaparlar.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/100-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 132. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَۚ

Ve atiullahe ver resule leallekum turhamun.

Allah'a ve Resul'e itaat edin ki size merhamet edilsin.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/132-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 149. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِيعُوا۟ — tutiu · "ita'at ederseniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu in tutiullezine keferu yeruddukum ala a'kabikum fe tenkalibu hasirin.

Ey İman Edenler! Eğer Kafirlere uyarsanız, sizi, topuklarınız üzerinde gerisin geriye döndürürler de hüsrana uğrayanlardan olursunuz.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/149-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 168. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَاعُونَا — etauna · "bizim sözümüzü tutsalardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَلَّذ۪ينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُواۜ قُلْ فَادْرَؤُ۫ا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ellezine kalu li ihvanihim ve kaadu lev atauna ma kutil, kul fedreu an enfusikumul mevte in kuntum sadıkin.

Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: "Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi." dediler. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/168-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** يُطِعِ — yutii · "ita'at ederse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Tilke hududullah. Ve men yutııllahe ve resulehu yudhılhu cennatin tecri min tahtihal enharu halidine fiha. Ve zalikel fevzul azim.

İşte bunlar, Allah'ın yasalarıdır. Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, onu içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak, orada sürekli olarak kalacaktır. İşte büyük başarı budur.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/13-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِعْ — yestetia' · "gücü yetmeyen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ مِنْكُمْ طَوْلاً اَنْ يَنْكِـحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ  وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟

Ve men lem yestetı' minkum tavlen en yenkıhal muhsanatil mu'minati fe min ma meleket eymanukum min feteyatikumul mu'minat. Vallahu a'lemu bi imanikum. Ba'dukum min ba'd, fenkihuhunne bi izni ehlihinne ve atuhunne ucurehunne bil ma'rufi muhsanatin gayra musafihatin ve la muttehızati ahdan, fe iza uhsinne fe in eteyne bi fahışetin fe aleyhinne nısfu ma alal muhsanati minel azab. Zalike li men haşiyel anete minkum. Ve en tasbiru hayrun lekum. Vallahu gafurun rahim.

Sizden kim muhsenat Mü'min kadınlarla evlenecek güce sahip değilse, yeminle sahip olduğunuz Mü'min genç kadınlarla evlensin. Allah, imanınızı en iyi bilendir. Sizler, birbirinizdensiniz. O halde iffetli, edepli, hayasızlık etmeyen ve gizli dost edinmemiş olanlarla; sorumlularının izni ve ücretlerini meşru bir şekilde vererek evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. Bu içinizden günaha girme korkusu taşıyanlar içindir. Ancak sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/25-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَعْنَكُمْ — etaa'nekum · "size ita'at ederlerse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, çoğul · geçmiş zaman

اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَٓاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُۜ وَالّٰت۪ي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّۚ فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَب۪يلاًۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِياًّ كَب۪يراً

Er ricalu kavvamune alan nisai bi ma faddalallahu ba'dahum ala ba'dın ve bi ma enfeku min emvalihim. Fes salihatu kanitatun hafizatun lil gaybi bi ma hafizallah. Vellati tehafune nuşuzehunne fe ızuhunne vahcuruhunn  fil medacıı vadrıbuhunne, fe in ata'nekum fe la tebgu aleyhinne sebila. İnnallahe kane aliyyen kebira.

Erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar. Kendi mallarından infak etmelerinden dolayı Allah bazınızı bazınıza göre faddale yapmıştır. İyi düzeltici kadınlar; bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, sonra bir süre ayrılın. Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/34-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطَعْنَا — ve etaa'na · "ve ita'at ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَياًّ بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْناً فِي الدّ۪ينِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْراً لَهُمْ وَاَقْوَمَۙ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلاً

Minellezine hadu yuharrifunel kelime an mevadııhi ve yekulune semi'na ve asayna vesma' gayra musmeın ve raına leyyen bi elsinetihim ve ta'nan fid din. Ve lev ennehum kalu semi'na ve ata'na vesma'  venzurna le kane hayran lehum ve akvem, ve lakin leanehumullahu bi kufrihim fe la yu'minune illa kalila.

Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, Kafir oldukları için onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/46-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** أَطِيعُوا۟ — etiu · "ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلاً۟

Ya eyyuhallezine amenu atiullahe ve atiur resule ve ulil emri minkum, fe in tenaza'tum fi şey'in fe rudduhu ilallahi ver resuli in kuntum tu'minune billahi vel yevmil ahir. Zalike hayrun ve ahsenu te'vila.

Ey İman Edenler! Allah'a itaat edin; Resul'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resul'e götürün; eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Hayırlı olan budur. Ve sonuç bakımından iyi olandır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/59-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلاً۟

Ya eyyuhallezine amenu atiullahe ve atiur resule ve ulil emri minkum, fe in tenaza'tum fi şey'in fe rudduhu ilallahi ver resuli in kuntum tu'minune billahi vel yevmil ahir. Zalike hayrun ve ahsenu te'vila.

Ey İman Edenler! Allah'a itaat edin; Resul'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resul'e götürün; eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Hayırlı olan budur. Ve sonuç bakımından iyi olandır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/59-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** لِيُطَاعَ — liyutaa · "ita'at edilmekten"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِيُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَـوَّاباً رَح۪يماً

Ve ma erselna min resulin illa li yutaa bi iznillah. Ve lev ennehum iz zalemu enfusehum cauke festagferullahe vestagfera lehumur resulu le vecedullahe tevvaben rahima.

Biz, hiçbir Resul'ü Allah'ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de Resul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olduğunu göreceklerdi.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/64-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** يُطِعِ — yutii · "ita'at ederse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقاًۜ

Ve men yutiıllahe ver resule fe ulaike meallezine en'amellahu aleyhim minen nebiyyine ves sıddikine veş şuhedai ves salihin, ve hasune ulaike rafika.

Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği, Nebiler, sıddıklar, şahitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/69-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** يُطِعِ — yutii · "ita'at ederse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

مَنْ يُطِـعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظاًۜ

Men yutiır resule fe kad ataallah, ve men tevella fe ma erselnake aleyhim hafiza.

Kim Resul'e itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse çevirsin; biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/80-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَاعَ — etaa · "ita'at etmiş olur"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَنْ يُطِـعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَۚ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظاًۜ

Men yutiır resule fe kad ataallah, ve men tevella fe ma erselnake aleyhim hafiza.

Kim Resul'e itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse çevirsin; biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/80-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** طَاعَةٌۭ — taatun · "peki (tamam)"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَيَقُولُونَ طَاعَةٌۘ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُۜ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۚ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً

Ve yekulune taatun, fe iza berazu min indike beyyete taifetun minhum gayrallezi tekul. Vallahu yektubu ma yubeyyitun, fe a'rıd anhum ve tevekkel alallah. Ve kefa billahi vekila.

Sana, itaat ettiklerini söylüyorlar. Senin yanından ayrılıp, yalnız kaldıkları zaman, onlardan bir grup, arkandan, senin yanında söylediklerinden farklı şeyler tasarlıyorlar. Allah, onların, arkandan gizlice tasarladıkları şeylerin hepsini kaydediyor. Onlara aldırma, yalnız Allah'a dayan, vekil olarak Allah sana yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/81-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 98. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "gücü yetmeyenler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِلَّا الْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ح۪يلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَب۪يلاً

İllal mustad'afine miner ricali ven nisai vel vildani la yestatiune hileten ve la yehtedune sebila.

Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf erkek, kadın ve çocuklar hariç.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/98-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 129. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِيعُوٓا۟ — testetiu · "ve yapamazsınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَنْ تَسْتَط۪يعُٓوا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَٓاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَم۪يلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ وَاِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُوراً رَح۪يماً

Ve len testatiu en ta'dilu beynen nisai ve lev harastum fe la temilu kullel meyli fe tezeruha kel muallakah. Ve in tuslihu ve tetteku fe innallahe kane gafuran rahima.

Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında tam anlamı ile adaletli olmaya kesinlikle güç yetiremezsiniz. O halde, anlaşmazlığı çözümsüz hale getirip, onları yüzüstü bırakmayın. Eğer, arayı düzelterek, takvalı davranırsanız kuşkusuz ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/129-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطَعْنَا ۖ — ve etaa'na · "ve ita'at ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَم۪يثَاقَهُ الَّذ۪ي وَاثَقَكُمْ بِه۪ٓۙ اِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ  اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Vezkuru ni'metellahi aleykum ve misakahullezi vasekakum bihi iz kultum semi'na ve ata'na vettekullah innallahe alimun bizatis sudur.

Allah'ın, size olan nimetini ve "İşittik ve itaat ettik." dediğinizde, onunla sizi bağladığı sözünüzü hatırlayın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah göğüslerde olanı gerçeğiyle bilendir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/7-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** فَطَوَّعَتْ — fetavveat · "çağırdı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخ۪يهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Fe tavveat lehu nefsuhu katle ahihi fe katelehu fe asbaha minel hasirin.

Nefsi kardeşini isteyerek öldürmesini kolaylaştırdı. O da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/30-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُواۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Ve etiullahe ve etiur resule vahzeru, fe in tevelleytum fa'lemu ennema ala resulinel belagul mubin.

Ve Allah'a itaat edin ve Resul'e itaat edin. Sakının. Eğer bu buyrukları dinlemezseniz, bilin ki resulümüze düşen açıkça duyurmaktır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/92-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُواۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Ve etiullahe ve etiur resule vahzeru, fe in tevelleytum fa'lemu ennema ala resulinel belagul mubin.

Ve Allah'a itaat edin ve Resul'e itaat edin. Sakının. Eğer bu buyrukları dinlemezseniz, bilin ki resulümüze düşen açıkça duyurmaktır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/92-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 112. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُ — yestetiu · "gücü yeter-"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِذْ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَط۪يعُ رَبُّكَ اَنْ يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِۜ قَالَ اتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

İz kalel havariyyune ya isebne meryeme hel yestetiu rabbuke en yunezzile aleyna maideten mines sema kalettekullahe in kuntum mu'minin.

Hani havariler dedi: "Ey Meryem Oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı olun" dedi.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/112-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْتَ — stetaa'te · "yapabilirsen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقاً فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّماً فِي السَّمَٓاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

Ve in kane kebure aleyke i'raduhum fe inisteta'te en tebtegıye nefekan fil ardı ev sullemen fis semai fe te'tiyehum bi ayeh, ve lev şaallahu le cemeahum alel huda fe la tekunenne minel cahilin.

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

_https://acikkuran.com/enam-suresi/35-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 116. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعْ — tutia' · "uysan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ تُطِـعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ

Ve in tutı' eksere men fil ardı yudılluke an sebilillah, in yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun.

Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar yalnız var sayıyorlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/116-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 121. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَعْتُمُوهُمْ — etaa'tumuhum · "onlara uyarsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَا تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَاِنَّهُ لَفِسْقٌۜ وَاِنَّ الشَّيَاط۪ينَ لَيُوحُونَ اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْۚ وَاِنْ اَطَعْتُمُوهُمْ اِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ۟

Ve la te'kulu mimma lem yuzkerismullahi aleyhi ve innehu le fısk, ve inneş şeyatine le yuhune ila evliyaihim li yucadilukum ve in eta'tumuhum innekum le muşrikun.

Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin. Çünkü o fısktır. Şeytanlar kendi evliyasına sizinle mücadele etmelerini vahyederler, eğer onlara uyarsanız kuşkusuz siz de Müşriklerden olursunuz.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/121-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 192. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güçleri yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَا يَسْتَط۪يعُونَ لَهُمْ نَصْراً وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ

Ve la yestetiune lehum nasran ve la enfusehum yansurun.

Oysa onlar, ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardım edebilirler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/192-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 197. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güçleri yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ

Vellezine ted'une min dunihi la yestetiune nasrakum ve la enfusehum yensurun.

"O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/197-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

Yes'eluneke anil enfal, kulil enfalu lillahi ver resul, fettekullahe ve aslihu zate beynikum ve etiullahe ve resulehu in kuntum mu'minin.

Sana enfalı soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resul'ü içindir. Eğer Mü'min iseniz Allah'a karşı takva sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/1-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** أَطِيعُوا۟ — etiu · "ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ

Ya eyyuhellezine amenu etiullahe ve resulehu ve la tevellev anhu ve entum tesmeun.

Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne itaat edin. İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/20-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ

Ve etiullahe ve resulehu ve la tenazeu fe tefşelu ve tezhebe rihukum vasbiru, innallahe meas sabirin.

Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra zaafa düşüp zayıflarsınız. Sabredin. Kuşkusuz Allah, sabredenlerle beraberdir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/46-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْتُم — stetaa'tum · "gücünüz yettiği kadar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

Ve eıddu lehum mesteta'tum min kuvvetin ve min rıbatil hayli turhibune bihi aduvvallahi ve aduvvekum ve aharine min dunihim, la ta'lemunehum, allahu ya'lemuhum, ve ma tunfiku min şey'in fi sebilillahi yuveffe ileykum ve entum la tuzlemun.

Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın ki, bununla Allah'ın ve sizin düşmanınızı ve onların dışındaki sizin bilmeyip, Allah'ın bildiği düşmanları korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, size tam olarak ödenir. Ve hiçbir haksızlığa uğratılmazsınız.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/60-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْنَا — stetaa'na · "gücümüz yetseydi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

لَوْ كَانَ عَرَضاً قَر۪يباً وَسَفَراً قَاصِداً لَاتَّـبَعُوكَ وَلٰكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُۜ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْۚ يُهْلِكُونَ اَنْفُسَهُمْۚ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ۟

Lev kane aradan kariben ve seferen kasıden lettebeuke ve lakin beudet aleyhimuş şukkah, ve seyahlifune billahi levisteta'na leharecna meakum, yuhlikune enfusehum, vallahu ya'lemu innehum le kazibun.

Eğer kolay bir kazanç ve sıradan bir "sefer" olsaydı, arkandan gelirlerdi. Ancak bu zorlu yolculuk, onlara uzak geldi. "Eğer gücümüz yetseydi, biz de sizinle çıkardık." diye Allah'a yemin edecekler. Kendilerini yok olmaya sürüklüyorlar. Kuşkusuz Allah, onların yalancı olduklarını en iyi bilendir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/42-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 53. ayet

- **Geçtiği form:** طَوْعًا — tav'an · "gönüllü"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعاً اَوْ كَرْهاً لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْۜ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْماً فَاسِق۪ينَ

Kul enfiku tav'an ev kerhen len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fasikin.

De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir toplum oldunuz."

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/53-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** وَيُطِيعُونَ — ve yutiune · "ve ita'at ederler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Vel mu'minune vel mu'minatu ba'duhum evliyau ba'd, ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munkeri ve yukimunas salate ve yu'tunez zekate ve yutiunallahe ve resuleh, ulaike se yerhamuhumullah, innallahe azizun hakim.

Mü'min erkekler ve Mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. Ma'ruf olanı yaparlar, münkerden sakındırırlar. Salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. Allah'a ve Resul'üne itaat ederler. İşte bunlara, Allah rahmet edecektir. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/71-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُطَّوِّعِينَ — l-muttavviiyne · "gönülden verenleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · tefa'ul kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

اَلَّذ۪ينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّع۪ينَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْۜ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ellezine yelmizunel muttavviine minel mu'minine fis sadakati vellezine la yecidune illa cuhdehum fe yesharune minhum sehirallahu minhum, ve lehum azabun elim.

Sadakalar konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/79-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْتُم — stetaa'tum · "gücünüz yeteni"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Em yekulunefterah, kul fe'tu bi suretin mislihi ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.

Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Allah'tan başka kim varsa çağırın da onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru söyleyenlerdenseniz."

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/38-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْتُم — stetaa'tum · "gücünüzyeteni"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ  قُلْ فَأْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِثْلِه۪ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Em yekulunefterah, kul fe'tu bi aşri suverin mislihi muftereyatin ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.

Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer, doğru söylüyorsanız haydi onun benzeri on sure getirin. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/13-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güç yetiremezlerdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُۜ مَا كَانُوا يَسْتَط۪يعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ

Ulaike lem yekunu mu'cizine fil ardı ve ma kane lehum min dunillahi min evliya, yudaafu lehumul azab, ma kanu yestetiunes sem'a ve ma kanu yubsirun.

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/20-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 88. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْتُ ۚ — stetaa'tu · "gücümün yettiğince"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّ۪ي وَرَزَقَن۪ي مِنْهُ رِزْقاً حَسَناًۜ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ اُخَالِفَكُمْ اِلٰى مَٓا اَنْهٰيكُمْ عَنْهُۜ اِنْ اُر۪يدُ اِلَّا الْاِصْلَاحَ مَا اسْتَطَعْتُۜ وَمَا تَوْف۪يق۪ٓي اِلَّا بِاللّٰهِۜ  عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُن۪يبُ

Kale ya kavmi e reeytum in kuntu ala beyyinetin min rabbi ve rezekani minhu rızkan hasena, ve ma uridu en uhalifekum ila ma enhakum anh, in uridu illel ıslaha mesteta'tu, ve ma tevfiki illa billah, aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unib.

"Ey halkım! Bana söyleyin! "Ya ben Rabb'imden kanıt içeren apaçık bir bilgiye sahipsem; kendinden bana iyi bir rızık vermişse! Vazgeçmenizi istediğim şeyleri, kendim yapmak istemiyorum. Sadece gücümün yettiği kadarıyla düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah'tandır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na yöneldim." dedi.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/88-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** طَوْعًۭا — tav'an · "gönüllü"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعاً وَكَرْهاً وَظِلَالُهُمْ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ

Ve lillahi yescudu men fis semavati vel ardı tav'an ve kerhen ve zilaluhum bil guduvvi vel asal.

Göklerde ve yerde olanlar ve gölgeleri, isteyerek veya istemeyerek, sabah akşam Allah'a secde ederler.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/15-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "bunu asla yapamayacak olan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقاً مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ شَيْـٔاً وَلَا يَسْتَط۪يعُونَۚ

Ve ya'budune min dunillahi ma la yemliku lehum rızkan mines semavati vel ardı şey'en ve la yestetiun.

Onlar, Allah'ın yanı sıra, göklerden ve yerden kendilerine hiçbir rızık veremeyen ve hiçbir şeye güçleri yetmeyen şeylere kulluk ediyorlar.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/73-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "bulamazlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً

Unzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetiune sebila.

Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/48-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَعْتَ — stetaa'te · "gücünün yettiği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْۜ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُوراً

Vestefziz menisteta'te minhum bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve recilike ve şarikhum fil emvali vel evladi vaıdhum, ve ma yaiduhumuş şeytanu illa gurura.

"Onlardan, gücünün yettiğini sesinle ayart. Atlıların ve yayalarınla onları yaygara ile yönlendir. Mallarında ve çocuklarında onlara ortak ol. Ve onlara vaatlerde bulun. Şeytanın vadettikleri gururdan başka bir şey değildir."

_https://acikkuran.com/isra-suresi/64-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعْ — tutia' · "itaat etme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُر۪يدُ ز۪ينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِـعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطاً

Vasbır nefseke meallezine yed'une rabbehum bil gadati vel aşiyyi yuridune vechehu ve la ta'du aynake anhum, turidu zinetel hayatid dunya ve la tutı' men agfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahu ve kane emruhu furuta.

Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/28-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِيعَ — testetia · "gücün yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَوْ يُصْبِحَ مَٓاؤُ۬هَا غَوْراً فَلَنْ تَسْتَط۪يعَ لَهُ طَلَباً

Ev yusbiha mauha gavren fe len testetia lehu taleba.

"Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/41-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِيعَ — testetia · "dayanamazsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

Kale inneke len testetia maiye sabra.

"Sen, benimle beraber olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/67-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِيعَ — testetia · "dayanamazsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

Kale e lem ekul inneke len testetia maiye sabra.

"Gerçek şu ki sen benimle birlikte olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin dememiş miydim?"

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/72-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِيعَ — testetia · "dayanamazsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

Kale e lem ekul leke inneke len testetia maıye sabra.

Sana, "Sen, kesinlikle benimle birlikte olmaya sabretmeye asla güç yetiremezsin, demedim mi?" dedi.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/75-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 78. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِع — testetia' · "güç yetiremediğin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ هٰذَا فِرَاقُ بَيْن۪ي وَبَيْنِكَۚ سَاُنَبِّئُكَ بِتَأْو۪يلِ مَا لَمْ تَسْتَطِـعْ عَلَيْهِ صَبْراً

Kale haza firaku beyni ve beynik, se unebbiuke bi te'vili ma lem testetı' aleyhi sabra.

"İşte bu yollarımızın ayrılma vaktidir. Sabırlı olmaya güç yetiremediğin şeylerin içyüzünü sana açıklayacağım." dedi.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/78-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 82. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْطِع — testia' · "senin güç yetiremediğin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَيْنِ يَت۪يمَيْنِ فِي الْمَد۪ينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُ كَنْزٌ لَهُمَا وَكَانَ اَبُوهُمَا صَالِحاًۚ فَاَرَادَ رَبُّكَ اَنْ يَبْلُغَٓا اَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنْزَهُمَاۗ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۚ وَمَا فَعَلْتُهُ عَنْ اَمْر۪يۜ ذٰلِكَ تَأْو۪يلُ مَا لَمْ تَسْطِـعْ عَلَيْهِ صَبْراًۜ۟

Ve emmel cidaru fe kane li gulameyni yetimeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzun lehuma ve kane ebuhuma saliha, fe erade rabbuke en yebluga eşuddehuma ve yestahrica kenzehuma rahmeten min rabbik ve ma fealtuhu an emri, zalike te'vilu ma lem testı' aleyhi sabra.

"Duvar ise o şehirde iki yetim gence aitti. Ve onun altında, onlara ait bir servet vardı. Babaları iyi bir kimseydi. İşte onun için Rabb'in, onların erginlik dönemine erişmesini ve - Rabb'lerinden bir rahmet olarak- serveti çıkarmalarını istedi. Ve ben onu kendiliğimden bir iş olarak yapmadım. İşte senin sabretmeye güç yetiremediğin şeylerin açıklaması budur."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/82-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْطَـٰعُوٓا۟ — stau · "ne güçleri yetti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً

Femestau en yazheruhu ve mestetau lehu nakba.

Artık onu aşmaya ve yarıp geçmeye güç yetiremediler.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/97-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَـٰعُوا۟ — stetau · "güçleri yetti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً

Femestau en yazheruhu ve mestetau lehu nakba.

Artık onu aşmaya ve yarıp geçmeye güç yetiremediler.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/97-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "tahammül edemez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَلَّذ۪ينَ كَانَتْ اَعْيُنُهُمْ ف۪ي غِطَٓاءٍ عَنْ ذِكْر۪ي وَكَانُوا لَا يَسْتَط۪يعُونَ سَمْعاً۟

Ellezine kanet a'yunuhum fi gıtain an zikri ve kanu la yestetiune sem'a.

Ki onlar, bizim zikrimize karşı gözleri kapalı ve işitmeye tahammülü olmayanlardır.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/101-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوٓا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هٰرُونُ مِنْ قَبْلُ يَا قَوْمِ اِنَّمَا فُتِنْتُمْ بِه۪ۚ وَاِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحْمٰنُ فَاتَّبِعُون۪ي وَاَط۪يعُٓوا اَمْر۪ي

Ve lekad kale lehum harunu min kablu ya kavmi innema futintum bih ve inne rabbekumur rahmanu fettebiuni ve etiu emri.

Ant olsun ki, Harun, daha önce onlara: "Ey halkım! Kuşku yok ki siz bununla sınava çekildiniz. Kuşkusuz sizin Rabb'iniz Rahman'dır. Gelin bana uyun ve buyruklarıma tabi olun." demişti.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/90-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güçleri yetmeyecek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

بَلْ تَأْت۪يهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ

Bel te'tihim bagteten fe tebhetuhum fe la yesteti'une reddeha ve la hum yunzarun.

Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/40-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "onların gücü yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَمْ لَهُمْ اٰلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَاۜ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَ اَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ

Em lehum alihetun temneuhum min dunina, la yestetiune nasre enfusihim ve la hum minna yushabun.

Yoksa onların, onları Bize karşı koruyacak ilahları mı var? Onlar, kendilerine dahi yardıma güç yetiremezler. Ve onlara Bizim tarafımızdan sahip çıkılmaz.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/43-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَعْتُم — etaa'tum · "ita'at ederseniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَراً مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذاً لَخَاسِرُونَ

Ve lein eta'tum beşeren mislekum innekum izen le hasirun.

"Eğer siz, sizden hiçbir farkı olmayan böyle bir beşere uyacak olursanız, kesinlikle hüsrana uğrarsınız.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/34-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطَعْنَا — ve etaa'na · "ve ita'at ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَيَقُولُونَ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالرَّسُولِ وَاَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ

Ve yekulune amenna billahi ve bir resuli ve ata'na summe yetevella ferikun minhum min ba'di zalik ve ma ulaike bil mu'minin.

"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/47-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطَعْنَا ۚ — ve etaa'na · "ve ita'at ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

اِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذَا دُعُٓوا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ اَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

İnnema kane kavlel mu'minine iza duu ilallahi ve resulihi li yahkume beynehum en yekulu semi'na ve ata'na ve ulaike humul muflihun.

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resul'üne çağrıldıkları zaman İman Edenler'in sözü ancak, "İşittik ve itaat ettik." demeleri oldu. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/51-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** يُطِعِ — yutii · "ita'at ederse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ

Ve men yutıillahe ve resulehu ve yahşallahe ve yettakhi fe ulaike humul faizun.

Kim Allah'a ve Resul'üne itaat eder, Allah'a huşu duyar ve O'na takvalı olursa işte onlar kazançlı çıkacak olanlardır.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/52-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 53. ayet

- **Geçtiği form:** طَاعَةٌۭ — taatun · "itaatiniz"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ اَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّۜ قُلْ لَا تُقْسِمُواۚ طَاعَةٌ مَعْرُوفَةٌۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in emertehum le yahrucunn, kul la tuksimu, taatun ma'rufeh, innellahe habirun bima ta'melun.

Münafıklar, kendilerinden istediğin takdirde kesinlikle savaşa çıkacaklarına dair en kuvvetli yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin. Bağlılık ma'ruftur." Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/53-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** أَطِيعُوا۟ — etiu · "ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوهُ تَهْتَدُواۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Kul atiullahe ve atiur resul, fe in tevellev fe innema aleyhi ma hummile ve aleykum ma hummiltum, ve in tutiuhu tehtedu, ve ma aler resuli illel belagul mubin.

De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/54-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوهُ تَهْتَدُواۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Kul atiullahe ve atiur resul, fe in tevellev fe innema aleyhi ma hummile ve aleykum ma hummiltum, ve in tutiuhu tehtedu, ve ma aler resuli illel belagul mubin.

De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/54-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 54. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِيعُوهُ — tutiuhu · "ona ita'at ederseniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوهُ تَهْتَدُواۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Kul atiullahe ve atiur resul, fe in tevellev fe innema aleyhi ma hummile ve aleykum ma hummiltum, ve in tutiuhu tehtedu, ve ma aler resuli illel belagul mubin.

De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/54-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُوا۟ — ve etiu · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Ve ekimus salate ve atuz zekate ve atiur resule leallekum turhamun.

Salatı ikame edin, zekatı yapın. Ve Resul'e itaat edin. Umulur ki merhamet edilirsiniz.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/56-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "bulamazlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً۟

Unzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetiune sebila.

Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak. Böylece saptılar, artık bir çıkış yolu bulamazlar.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/9-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَطِيعُونَ — testetiune · "gücünüz yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفاً وَلَا نَصْراًۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَاباً كَب۪يراً

Fe kad kezzebukum bima tekulune fe ma testetiune sarfan ve la nasra, ve men yazlım minkum nuzıkhu azaben kebira.

İşte onlar söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/19-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعِ — tutii · "boyun eğme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَجَاهِدْهُمْ بِه۪ جِهَاداً كَب۪يراً

Fe la tutııl kafirine ve cahidhum bihi cihaden kebira.

Öyleyse Kafirlere boyun eğme. Onunla2 onlara karşı var gücünle büyük bir mücadeleye giriş.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/52-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 108. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/108-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۜ

Fettekullahe ve etiun.

"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/110-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 126. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Öyleyse Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/126-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 131. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Gelin Allah'a karşı takva sahibi olun. Ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/131-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 144. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/144-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 150. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Allah için takvalı olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/150-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 151. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِيعُوٓا۟ — tutiu · "uymayın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ

Ve la tutiu emral musrifin.

"Ve müsriflerin buyruklarına uymayın."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/151-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 163. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/163-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 179. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِيعُونِ — ve etiuni · "ve bana ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ

Fettekullahe ve etiun.

"Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/179-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 211. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "yapamazlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُمْ وَمَا يَسْتَط۪يعُونَۜ

Ve ma yenbagi lehum ve ma yestetiun.

Bu onların harcı değil, hem buna güçleri de yetmez.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/211-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعْهُمَآ ۚ — tutia'huma · "onlara ita'at etme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناًۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve vassaynel insane bi valideyhi husna, ve in cahedake li tuşrike bi ma leyse leke bihi ilmun fe la tutı'huma, ileyye merciukum fe unebbiukum bima kuntum ta'melun.

Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/8-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعْهُمَا ۖ — tutia'huma · "onlara ita'at etme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفاًۘ وَاتَّبِعْ سَب۪يلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve in cahedake ala en tuşrike bi ma leyse leke bihi ilmun fe la tutı'huma ve sahibhuma fid dunya magrufen vettebi' sebile men enabe ileyy, summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi ma kuntum ta'melun.

Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/15-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعِ — tutii · "ita'at etme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ

Ya eyyuhen nebiyyuttekillahe ve la tutıil kafirine vel munafikin, innallahe kane alimen hakima.

Ey Nebi! Allah'a takvalı ol. Kafirlere ve Münafıklara uyma. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/1-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطِعْنَ — ve etia'ne · "ve ita'at edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, dişil, çoğul · emir kipi

وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يراًۚ

Ve karne fi buyutikunne ve la teberrecne teberrucel cahiliyyetil ula ve ekımnes salate ve atinez zekate ve atı'nallahe ve resuleh, innema yuridullahu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirekum tathira.

Evlerinizde vakarlı olun. Cahiliye dönemindeki gösteriş gibi gösteriş yapmayın. Salatı ikame edin, zekatı yapın. Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Ey Nebi'nin ailesi! Allah sizden her türlü kirliliği giderip sizi tertemiz kılmak istiyor.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/33-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** تُطِعِ — tutii · "ita'at etme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تُطِـعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَدَعْ اَذٰيهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً

Ve la tutııl kafirine vel munafikine veda'ezahum ve tevekkel alallah, ve kefa billahi vekila.

Kafirlere ve Münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/48-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَعْنَا — etaa'na · "ita'at etseydik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا

Yevme tukallebu vucuhuhum fin nari yekulune ya leytena eta'nallahe ve eta'ner resula.

Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Resul'e itaat etseydik." derler.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/66-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَطَعْنَا — ve etaa'na · "ve ita'at etseydik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا

Yevme tukallebu vucuhuhum fin nari yekulune ya leytena eta'nallahe ve eta'ner resula.

Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Resul'e itaat etseydik." derler.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/66-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** أَطَعْنَا — etaa'na · "uyduk"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَقَالُوا رَبَّنَٓا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُـبَرَٓاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّب۪يلَا

Ve kalu rabbena inna ata'na sadetena ve kuberaena fe edallunes sebil.

"Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar." derler.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/67-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** يُطِعِ — yutii · "ita'at ederse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظ۪يماً

Yuslıh lekum a'malekum ve yagfir lekum zunubekum, ve men yutıillahe ve resulehu fe kad faze fevzen azima.

Ki yaptıklarınızı sizin için düzeltsin, suçlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse en büyük kurtuluşla kurtuluşa ermiş olur.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/71-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güçleri yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟

Fe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun.

Artık vasiyette bulunmaya da ailelerine dönmeye de güçleri yetmez.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/50-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَطَـٰعُوا۟ — stetau · "güçleri yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِياًّ وَلَا يَرْجِعُونَ۟

Ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun.

Eğer dileseydik, oldukları yerde sabit bir şekle dönüştürürdük, ileri gitmeye de geri dönmeye de güç yetiremezlerdi.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/67-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَطِيعُونَ — yestetiune · "güçleri yetmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ

La yestetiune nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun.

Oysa bu ilahlar onlara yardım etmeye güç yetiremezler. Ne var ki kendileri onlar için hazır askerlerdir.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/75-ayet-meali.md_

---
Sonraki: https://acikkuran.com/root/TwE.md?page=2
Alındığı tarih: 2026-08-14
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
