# Ta-Vav-Fe — طوف (Twf)

> Kur'an'da 41 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/Twf

- **Anlam:** Gitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatma
- **Türevleri:** طَائِف (4) · طَائِفَة (24) · طَافَ (8) · طُّوفَان (2) · طَوَّٰفُون (1) · يَطَّوَّفَ (2)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 125. ayet

- **Geçtiği form:** لِلطَّآئِفِينَ — littaifine · "tavaf edenler için"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْناًۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ  وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

Ve iz cealnal beyte mesabeten lin nasi ve emna, vettehizu min makamı ibrahime musalla ve ahidna ila ibrahime ve ismaile en tahhira beytiye lit taifine vel akifine ver rukkais sucud.

Hani Biz, Beyt'i insanlar için toplanma yeri ve güvenli bir yer kıldık. "İbrahim'in makamından kendinize bir salat yeri edinin." dedik. İbrahim ve İsmail'den, "Evimi tavaf edenler, kendilerini adamak amacıyla orda toplananlar, "rüku ve secde edenler" için temiz tutun." diye söz aldık.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/125-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 158. ayet

- **Geçtiği form:** يَطَّوَّفَ — yettavvefe · "tavaf etmesinde"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِۚ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَاۜ وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراًۙ فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَل۪يمٌ

İnnes safa vel mervete min şeairillah, fe men haccel beyte evı'temera fe la cunaha aleyhi en yettavvefe bi hima ve men tetavvaa hayran, fe innallahe şakirun alim.

Kuşkusuz Safa ile Merve Allah'ın belirlediği nişanelerdir. Kim hacc ya da umre amacıyla Beyt'i ziyaret ederse, ikisini de tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Ve yine kim gönülden bir iyilik yaparsa; kuşkusuz, Allah Karşılık Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/158-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir grup"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَدَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Veddet taifetun min ehlil kitabi lev yudillunekum ve ma yudıllune illa enfusehum ve ma yeş'urun.

Kitap Ehli'nden bazı kimseler, sizi yolunuzdan saptırmak ister. Onlar, ancak kendilerini saptırıyorlar. Fakat bunu idrak edemiyorlar.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/69-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir grup"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَقَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اٰمِنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُنْزِلَ عَلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُٓوا اٰخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَۚ

Ve kalet taifetun min ehlil kitabi aminu billezi unzile alellezine amenu vechen nehari vekfuru ahirahu leallehum yerciun.

Kitap Ehli'nden bir grup dedi ki: "İman Edenlere indirilene günün başında inanın, günün sonunda da küfredin. Belki dinlerinden dönerler."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/72-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 122. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَتَانِ — taifetani · "iki takım"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, ikil · merfu` isim

اِذْ هَمَّتْ طَٓائِفَتَانِ مِنْكُمْ اَنْ تَفْشَلَاۙ وَاللّٰهُ وَلِيُّهُمَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İz hemmet taifetani minkum en tefşela vallahu veliyyuhuma ve alallahi fel yetevekkelil mu'minun.

Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/122-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 154. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةًۭ — taifeten · "bir kısmınızı"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Summe enzele aleykum min ba'dil gammi emeneten nuasen yagşa taifeten minkum, ve taifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnune billahi gayrel hakkı zannel cahiliyyeh, yekulune hel lena minel emri min şey', kul innel emre kullehu lillah, yuhfune fi enfusihim ma la yubdune lek, yekulune lev kane lena minel emri şey'un ma kutilna hahuna, kul lev kuntum fi buyutikum le berezellezine kutibe aleyhimul katlu ila medaciihim, ve li yebteliyallahu ma fi sudurikum ve li yumahhısa ma fi kulubikum, vallahu alimun bi zatis sudur.

Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı Cahiliye dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Her şeyin takdiri yalnız Allah'ındır." Sana, açıklamadıkları şeyleri içlerinde gizliyorlar. "Elimizden bir şey gelseydi buralarda öldürülmezdik." diyorlar. De ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine öldürülme yazılmış2 olanlar düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp gelirlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/154-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 154. ayet

- **Geçtiği form:** وَطَآئِفَةٌۭ — vetaifetun · "ve bir kısmınız da"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Summe enzele aleykum min ba'dil gammi emeneten nuasen yagşa taifeten minkum, ve taifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnune billahi gayrel hakkı zannel cahiliyyeh, yekulune hel lena minel emri min şey', kul innel emre kullehu lillah, yuhfune fi enfusihim ma la yubdune lek, yekulune lev kane lena minel emri şey'un ma kutilna hahuna, kul lev kuntum fi buyutikum le berezellezine kutibe aleyhimul katlu ila medaciihim, ve li yebteliyallahu ma fi sudurikum ve li yumahhısa ma fi kulubikum, vallahu alimun bi zatis sudur.

Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı Cahiliye dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Her şeyin takdiri yalnız Allah'ındır." Sana, açıklamadıkları şeyleri içlerinde gizliyorlar. "Elimizden bir şey gelseydi buralarda öldürülmezdik." diyorlar. De ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine öldürülme yazılmış2 olanlar düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp gelirlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/154-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٌۭ — taifetun · "birtakımı"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَيَقُولُونَ طَاعَةٌۘ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُۜ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَۚ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً

Ve yekulune taatun, fe iza berazu min indike beyyete taifetun minhum gayrallezi tekul. Vallahu yektubu ma yubeyyitun, fe a'rıd anhum ve tevekkel alallah. Ve kefa billahi vekila.

Sana, itaat ettiklerini söylüyorlar. Senin yanından ayrılıp, yalnız kaldıkları zaman, onlardan bir grup, arkandan, senin yanında söylediklerinden farklı şeyler tasarlıyorlar. Allah, onların, arkandan gizlice tasarladıkları şeylerin hepsini kaydediyor. Onlara aldırma, yalnız Allah'a dayan, vekil olarak Allah sana yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/81-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 102. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir bölük"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِذَا كُنْتَ ف۪يهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَأْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَم۪يلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَاباً مُه۪يناً

Ve iza kunte fihim fe ekamte lehumus salate fel tekum taifetun minhum meake vel ye'huzu eslihatehum fe iza secedu fel yekunu min varaikum, vel te'ti taifetun uhra lem yusallu fel yusallu meake vel ye'huzu hızrahum ve eslihatehum, veddellezine keferu lev tagfulune an eslihatikum ve emtiatikum fe yemilune aleykum meyleten vahıdeh. Ve la cunaha aleykum in kane bikum ezen min matarin ev kuntum marda en tedau eslihatekum, ve huzu hızrakum. İnnallahe eadde lil kafirine azaben muhina.

Sen de içlerinde bulunup; onlara salatı ikame ettirdiğin zaman, onların bir kısmı seninle beraber salata dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar, secde edince, arkanıza geçsinler. Sonra, salat etmemiş olan diğer kısım gelsin, seninle beraber salatı ikame etsin. Önlemlerini ve silahlarını da alsınlar. Kafirler, silahlarınızdan ve eşyalarınızdan uzak kalmanızı arzu ederler ki, size aniden baskın düzenlesinler. Eğer yağmurdan dolayı bir eziyet görürseniz veya hasta olursanız, önlemlerinizi alarak silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Allah Kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/102-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 102. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٌ — taifetun · "bölük"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِذَا كُنْتَ ف۪يهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُٓوا اَسْلِحَتَهُمْ۠ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ وَلْتَأْتِ طَٓائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْۚ وَدَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَم۪يلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَنْ تَضَعُٓوا اَسْلِحَتَكُمْۚ وَخُذُوا حِذْرَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَاباً مُه۪يناً

Ve iza kunte fihim fe ekamte lehumus salate fel tekum taifetun minhum meake vel ye'huzu eslihatehum fe iza secedu fel yekunu min varaikum, vel te'ti taifetun uhra lem yusallu fel yusallu meake vel ye'huzu hızrahum ve eslihatehum, veddellezine keferu lev tagfulune an eslihatikum ve emtiatikum fe yemilune aleykum meyleten vahıdeh. Ve la cunaha aleykum in kane bikum ezen min matarin ev kuntum marda en tedau eslihatekum, ve huzu hızrakum. İnnallahe eadde lil kafirine azaben muhina.

Sen de içlerinde bulunup; onlara salatı ikame ettirdiğin zaman, onların bir kısmı seninle beraber salata dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar, secde edince, arkanıza geçsinler. Sonra, salat etmemiş olan diğer kısım gelsin, seninle beraber salatı ikame etsin. Önlemlerini ve silahlarını da alsınlar. Kafirler, silahlarınızdan ve eşyalarınızdan uzak kalmanızı arzu ederler ki, size aniden baskın düzenlesinler. Eğer yağmurdan dolayı bir eziyet görürseniz veya hasta olursanız, önlemlerinizi alarak silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Allah Kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/102-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 113. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir grup"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظ۪يماً

Ve lev la fadlullahi aleyke ve rahmetuhu le hemmet taifetun minhum en yudılluke. Ve ma yudıllune illa enfusehum ve ma yadurruneke min şey'. Ve enzelallahu aleykel kitabe vel hikmete ve allemeke ma lem tekun ta'lem. Ve kane fadlullahi aleyke azima.

Allah'ın, sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bazıları seni saptırmaya yeltenmişti. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitap'ı ve Hikmet'i indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Kuşkusuz, Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/113-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 156. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَتَيْنِ — taifeteyni · "iki topluluk"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, ikil · mecrur isim

اَنْ تَقُولُٓوا اِنَّـمَٓا اُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلٰى طَٓائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَاۖ وَاِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِل۪ينَۙ

En tekulu innema unzilel kitabu ala taifeteyni min kablina ve in kunna an dirasetihim le gafilin.

"Kitap, bizden önce yalnızca iki topluluğa indirildi, biz onların edindikleri bilgiden habersizdik." dememeniz için;

_https://acikkuran.com/enam-suresi/156-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 87. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir kısmı"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِنْ كَانَ طَٓائِفَةٌ مِنْكُمْ اٰمَنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُرْسِلْتُ بِه۪ وَطَٓائِفَةٌ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاصْبِرُوا حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُ بَيْنَنَاۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ

Ve in kane taifetun minkum amenu billezi ursiltu bihi ve taifetun lem yu'minu fasbiru hatta yahkumallahu beynena, ve huve hayrul hakimin.

"Mademki sizin bir kısmınız benimle gönderilene iman etmiş, bir kısmınız da iman etmemişse; o halde Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/87-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 87. ayet

- **Geçtiği form:** وَطَآئِفَةٌۭ — ve taifetun · "ve bir kısmı da"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِنْ كَانَ طَٓائِفَةٌ مِنْكُمْ اٰمَنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُرْسِلْتُ بِه۪ وَطَٓائِفَةٌ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاصْبِرُوا حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُ بَيْنَنَاۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ

Ve in kane taifetun minkum amenu billezi ursiltu bihi ve taifetun lem yu'minu fasbiru hatta yahkumallahu beynena, ve huve hayrul hakimin.

"Mademki sizin bir kısmınız benimle gönderilene iman etmiş, bir kısmınız da iman etmemişse; o halde Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/87-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 133. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلطُّوفَانَ — t-tufane · "tufan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً مُجْرِم۪ينَ

Fe erselna aleyhimut tufane vel cerade vel kummele ved dafadia ved deme ayatin mufassalatin festekberu ve kanu kavmen mucrimin.

Bunun üzerine, Biz de ayrı ayrı ayetler olarak onlara tufan, çekirge, haşarat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük taslayıp mücrim bir toplum olmaya devam ettiler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/133-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 201. ayet

- **Geçtiği form:** طَـٰٓئِفٌۭ — taifun · "bir vesvese"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

اِنَّ الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا اِذَا مَسَّهُمْ طَٓائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَاِذَا هُمْ مُبْصِرُونَۚ

İnnellezinettekav iza messehum taifun mineş şeytani tezekkeru fe izahum mubsırun.

Takva sahipleri, şeytan onları kuşattığı zaman, düşünüp hemen gerçeği kavrarlar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/201-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلطَّآئِفَتَيْنِ — t-taifeteyni · "iki topluluktan"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, ikil · mecrur isim

وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّٓائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِر۪ينَۙ

Ve iz yaıdukumullahu ihdet taifeteyni enneha lekum, ve teveddune enne gayre zatiş şevketi tekunu lekum, ve yuridullahu en yuhıkkal hakka bi kelimatihi ve yaktaa dabirel kafirin.

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin kökünün kesilmesini istiyordu.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/7-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٍۢ — taifetin · "bir kısmını"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mecrur isim · belirsiz

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ۟

La ta'teziru kad kefertum ba'de imanikum, in na'fu an taifetin minkum nuazzib taifeten bi ennehum kanu mucrimin.

Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz iman ettikten sonra kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/66-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةًۢ — taifeten · "bir kısmına da"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ۟

La ta'teziru kad kefertum ba'de imanikum, in na'fu an taifetin minkum nuazzib taifeten bi ennehum kanu mucrimin.

Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz iman ettikten sonra kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/66-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٍۢ — taifetin · "bir topluluğa"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

فَاِنْ رَجَعَكَ اللّٰهُ اِلٰى طَٓائِفَةٍ مِنْهُمْ فَاسْتَأْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُلْ لَنْ تَخْرُجُوا مَعِيَ اَبَداً وَلَنْ تُقَاتِلُوا مَعِيَ عَدُواًّۜ اِنَّكُمْ رَض۪يتُمْ بِالْقُعُودِ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِف۪ينَ

Fe in receakallahu ila taifetin minhum feste'zenuke lil huruci fe kul len tahrucu maiye ebeden ve len tukatilu maiye aduvv, innekumraditum bil ku'udi evvele merretin fak'udu meal halifin.

Eğer Allah, seni onlardan bir grupla karşılaştırırsa, onlar da seninle savaşa çıkmak için izin isterlerse; de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız. Artık benimle hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz daha önce oturup kalmayı tercih ettiniz. Artık, geride kalanlarla oturun!"

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/83-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 122. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir cemaatin"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّ۪ينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟

Ve ma kanel mu'minune li yenfiru kaffeh, fe lev la nefere min kulli firkatin minhum taifetun li yetefekkahu fid dini ve li yunziru kavmehum iza receu ileyhim leallehum yahzerun.

Mü'minlerin toptan seferber olmaları uygun değildir. Dinde bilgi edinmek için her grubun içinden birtakım kimseler gitmeli ve döndüklerinde halklarını bilgilendirmelidirler. Umulur ki onlar sakınırlar.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/122-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** لِلطَّآئِفِينَ — littaifine · "tavaf edenler için"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mecrur isim

وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

Ve iz bevve'na li ibrahime mekanel beyti en la tuşrik bi şey'en ve tahhir beytiye lit taifine vel kaimine ver rukkais sucud.

Bir zamanlar İbrahim'e evin yerini göstererek; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi tavaf edenler, kaim olanlar, ruku edenler, secde edenler için arındır." demiştik.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/26-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** وَلْيَطَّوَّفُوا۟ — velyettavvefu · "ve tavaf etsinler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ

Summel yakdu tefesehum vel yufu nuzurahum vel yettavvefu bil beytil atik.

Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler. Ve Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/29-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir grup"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · dişil, tekil · merfu` isim · belirsiz

اَلزَّانِيَةُ وَالزَّان۪ي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۚ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَٓائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ez zaniyetu vez zani feclidu kulle vahıdin min huma miete celdetin ve la te'huzkum bi hima ra'fetun fi dinillahi in kuntum tu'minune billahi vel yevmil ahır, vel yeşhed azabehuma taifetun minel mu'minin.

Zina yapan kadın ve zina yapan erkeğin her birine yüzer sopa vurun. Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onlara karşı duyduğunuz acıma duygusu sizi Allah'ın bu yasasını uygulamaktan alıkoymasın. Mü'minlerden bir grup da buna tanık olsun.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/2-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** طَوَّٰفُونَ — tavvafune · "girip çıkarsınız"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِيَسْتَأْذِنْكُمُ الَّذ۪ينَ مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلٰثَ مَرَّاتٍۜ مِنْ قَبْلِ صَلٰوةِ الْفَجْرِ وَح۪ينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّه۪يرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلٰوةِ الْعِشَٓاءِ۠ ثَلٰثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّۜ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ

Ya eyyuhellezine amenu li yeste'zinkumullezine meleket eymanukum vellezine lem yeblugul hulume minkum selase merrat, min kabli salatil fecri, ve hinetedaune siyabekum minez zahirat, ve min ba'di salatil ışai, selasu avratin lekum, leyse aleykum ve la aleyhim cunahun ba'de hunn, tavvafune aleykum ba'dukum ala ba'd, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayat, vallahu alimun hakim.

Ey İman Edenler! Antlaşma yoluyla sahip olduğunuz kimseler, sizden erginlik yaşına gelmemiş olanlar; şu üç vakitte, yanınıza girmek için sizden izin istesinler; sabah salatından önce, gün ortasında elbiselerinizi çıkardığınızda, akşam salatından sonra. Bu üç vakit "avret" vaktidir. Bunlar dışında birbirinizin yanına girip çıkmanızda siz ve onlar için bir sakınca yoktur. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklıyor. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/58-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَةًۭ — taifeten · "bir zümreyi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعاً يَسْتَضْعِفُ طَٓائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّـحُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَيَسْتَحْـي۪ نِسَٓاءَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ

İnne fir'avne ala fil ardı ve ceale ehleha şiyean yestad'ıfu taifeten minhum yuzebbihu ebnaehum ve yestahyi nisaehum, innehu kane minel mufsidin.

Gerçek şu ki: Firavun, büyüklenerek halkını sınıflara ayırdı. Onlardan bir sınıfı güçsüz düşürerek ezmek istiyor; erkek çocuklarını boğazlatıyor ve kadınlarını sağ bırakıyordu. Kuşkusuz o, bozgunculardandı.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/4-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلطُّوفَانُ — t-tufanu · "Tufan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ فَلَبِثَ ف۪يهِمْ اَلْفَ سَنَةٍ اِلَّا خَمْس۪ينَ عَاماًۜ فَاَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ

Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi, fe lebise fihim elfe senetin illa hamsine ama, fe ehazehumut tufanu ve hum zalimun.

Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan elli yıl eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/14-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir grup"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِذْ قَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ يَٓا اَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَارْجِعُواۚ وَيَسْتَأْذِنُ فَر۪يقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ اِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍۜ اِنْ يُر۪يدُونَ اِلَّا فِرَاراً

Ve iz kalet taifetun minhum ya ehle yesribe la mukame lekum ferciu, ve yeste'zinu ferikun minhumun nebiyye yekulune inne buyutena avretun ve ma hiye bi avreh, in yuridune illa firara.

Onlardan bir topluluk: "Ey Yesrib halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün! Yine onlardan bir grup da: "Evlerimiz gerçekten korumasızdır." diyerek Nebi'den izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/13-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** يُطَافُ — yutafu · "dolaştırılır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ

Yutafu aleyhim bi ke'sin min main.

Etraflarında kaynaklardan doldurulmuş kaseler dolaştırılır.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/45-ayet-meali.md_

### 43. Zuhruf suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** يُطَافُ — yutafu · "dolaştırılır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَف۪يهَا مَا تَشْتَه۪يهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْيُنُۚ وَاَنْتُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَۚ

Yutafu aleyhim bi sıhafin min zehebin ve ekvab, ve fiha ma teştehihil enfusu ve telezzul a'yun, ve entum fiha halidun.

Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

_https://acikkuran.com/zuhruf-suresi/71-ayet-meali.md_

### 49. Hucurat suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفَتَانِ — taifetani · "iki grup"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, ikil · mecrur isim

وَاِنْ طَٓائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَاۚ فَاِنْ بَغَتْ اِحْدٰيهُمَا عَلَى الْاُخْرٰى فَقَاتِلُوا الَّت۪ي تَبْغ۪ي حَتّٰى تَف۪ٓيءَ اِلٰٓى اَمْرِ اللّٰهِۚ فَاِنْ فَٓاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُواۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ

Ve in taifetani minel mu'mininektetelu fe aslihu beyne huma, fe in begat ihdahuma alel uhra fe katilulleti tebgi hatta tefie ila emrillah, fe in faet fe aslihu beynehuma bil adli ve aksitu, innallahe yuhıbbul muksitin.

Eğer Mü'minlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa, hemen aralarını düzeltin. Eğer ikisinden biri, diğerine saldırırsa, saldırgan olanlarla, Allah'ın emirlerine uygun davranıncaya kadar savaşın. Eğer böyle davranmaktan vazgeçerlerse o zaman adaletle aralarını düzeltin ve hakkaniyetli olun. Allah, haktan yana olanları sever.

_https://acikkuran.com/hucurat-suresi/9-ayet-meali.md_

### 52. Tur suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَطُوفُ — ve yetufu · "çevrelerinde dolaşır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُمْ كَاَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ۬ مَكْنُونٌ

Ve yetufu aleyhim gılmanun lehum ke ennehum lu'luun meknunun.

Sedefleri içine gizlenmiş inci gibi gılmanlar, hizmet için çevrelerinde dolanırlar.

_https://acikkuran.com/tur-suresi/24-ayet-meali.md_

### 55. Rahman suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** يَطُوفُونَ — yetufune · "dolaşırlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَم۪يمٍ اٰنٍۚ

Yetufune beyneha ve beyne hamimin an.

Onunla kaynar su arasında dolaşır dururlar.

_https://acikkuran.com/rahman-suresi/44-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** يَطُوفُ — yetufu · "dolaşır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ

Yetufu aleyhim vildanun muhalledun.

Yaşamları sürekli kılınmış gençler çevrelerinde dolaşırlar.

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/17-ayet-meali.md_

### 61. Saff suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَةٌۭ — taifetun · "bir zümre"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ  قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَكَـفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu kunu ensarallahi kema kale isebnu meryeme lil havariyyine men ensari ilallah, kalel havariyune nahnu ensarullah, fe amenet taifetun min beni israile ve keferet taifeh, fe eyyednellezine amenu ala aduvvihim fe asbehu zahirin.

Ey İman Edenler! Allah'ın yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa'nın havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dediği zaman, havarilerin: "Allah yolunun yardımcıları biziz." dedikleri gibi. Sonuçta, İsrailoğulları'nın bir kısmı iman etti, bir kısmı da inanmadı. Biz de iman Edenler'i, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece, onlar üstün geldiler.

_https://acikkuran.com/saff-suresi/14-ayet-meali.md_

### 61. Saff suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** طَّآئِفَةٌۭ ۖ — taifetun · "bir zümre"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ  قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَكَـفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ

Ya eyyuhellezine amenu kunu ensarallahi kema kale isebnu meryeme lil havariyyine men ensari ilallah, kalel havariyune nahnu ensarullah, fe amenet taifetun min beni israile ve keferet taifeh, fe eyyednellezine amenu ala aduvvihim fe asbehu zahirin.

Ey İman Edenler! Allah'ın yardımcıları olun! Meryem Oğlu İsa'nın havarilere: "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" dediği zaman, havarilerin: "Allah yolunun yardımcıları biziz." dedikleri gibi. Sonuçta, İsrailoğulları'nın bir kısmı iman etti, bir kısmı da inanmadı. Biz de iman Edenler'i, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece, onlar üstün geldiler.

_https://acikkuran.com/saff-suresi/14-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** فَطَافَ — fetafe · "fakat sardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَطَافَ عَلَيْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ

Fe tafe aleyha taifun min rabbike ve hum naimun.

Fakat onlar daha uyanmadan, Rabb'in tarafından bir dolaşan onun üzerinde dolaştı.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/19-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** طَآئِفٌۭ — taifun · "dolaşıcı bir bela"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

فَطَافَ عَلَيْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ

Fe tafe aleyha taifun min rabbike ve hum naimun.

Fakat onlar daha uyanmadan, Rabb'in tarafından bir dolaşan onun üzerinde dolaştı.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/19-ayet-meali.md_

### 73. Müzzemmil suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** وَطَآئِفَةٌۭ — ve taifetun · "bir topluluğun da"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناًۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْراً وَاَعْظَمَ اَجْراًۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ  اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve taifetun minellezine meak, vallahu yukaddirul leyle ven nehar, alime en len tuhsuhu fe tabe aleykum, fakreu ma teyessere minel kur'an, alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fil'ardı yebtegune min fadlillahi ve aharune yukatilune fi sebilillahi fakreu ma teyessere minhu ve ekimus salate ve atuz zekate ve akridullahe kardan hasena, ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu indallahi huve hayren ve a'zame ecra, vestagfirullah, innellahe gafurun rahim.

Rabb'in, senin bazen gecenin üçte ikisinden daha az, bazen yarısı, bazen üçte bir kadar vakit geçirdiğini elbette biliyor. Seninle beraber bulunanlardan bir grubun da. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır. Onu asla hesaplayamayacağınızı bildi de tevbenizi kabul etti. O halde İlahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın. Ayrıca Allah, içinizden kimin hasta olduğunu bilmektedir. Kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu nakletmeye, duyurmaya çalışın. Salatı ikame edin, zekatı yapın. İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/muzzemmil-suresi/20-ayet-meali.md_

### 76. İnsan suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** وَيُطَافُ — ve yutafu · "ve dolaştırılır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَار۪يرَاۙ

Ve yutafu aleyhim bi aniyetin min fıddatin ve ekvabin kanet kavarira.

Gümüşten kaplar ve billur kupalarla aralarında dolaşılır.

_https://acikkuran.com/insan-suresi/15-ayet-meali.md_

### 76. İnsan suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَطُوفُ — ve yetufu · "dolaşır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۚ اِذَا رَاَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤ۬اً مَنْثُوراً

Ve yetufu aleyhim vildanun muhalledun, iza reeytehum hasibtehum lu'luen mensura.

Ölümsüz gençler aralarında dolaşırlar. Onları gördüğünde, saçılmış inciler sanırsın.

_https://acikkuran.com/insan-suresi/19-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-14
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
