# Zay-Lam-Lam — ظلل (Zll)

> Kur'an'da 33 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/Zll

- **Anlam:** Kalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak, kulübe, örtü, gölge veren bulut, koruma, rahatlık ve mutluluk hali.
- **Türevleri:** ظَلَّ (9) · ظِلّ (14) · ظُلَّة (6) · ظَلَّلْ (2) · ظَلِيل (2)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** وَظَلَّلْنَا — ve zellelna · "ve gölgelendirdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ   كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Ve zallelna aleykumul gamame ve enzelna aleykumul menne ves selva kulu min tayyibati ma razaknakum ve ma zalemuna ve lakin kanu enfusehum yazlimun.

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn ve bıldırcın bağışladık. "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/57-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 210. ayet

- **Geçtiği form:** ظُلَلٍۢ — zulelin · "gölgeler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim · belirsiz

هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ يَأْتِيَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَقُضِيَ الْاَمْرُۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟

Hel yenzurune illa en ye'tiyehumullahu fi zulelin minel gamami vel melaiketu ve kudiyel emr, ve ilallahi turceul umur.

Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/210-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلًّۭا — zillen · "bir gölgeye"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ  لَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلاًّ ظَل۪يلاً

Vellezine amenu ve amilus salihati se nudhıluhum cennatin tecri min tahtihal enharu halidine fiha ebeda. Lehum fiha ezvacun mutahharatun, ve nudhıluhum zıllen zalila.

İman edip salihatı yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli kalıcıdırlar. Orada, kendileri için arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/57-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** ظَلِيلًا — zelilen · "(hiç güneş sızmayan) eşsiz"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · mansub isim · belirsiz

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ  لَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلاًّ ظَل۪يلاً

Vellezine amenu ve amilus salihati se nudhıluhum cennatin tecri min tahtihal enharu halidine fiha ebeda. Lehum fiha ezvacun mutahharatun, ve nudhıluhum zıllen zalila.

İman edip salihatı yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli kalıcıdırlar. Orada, kendileri için arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/57-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 160. ayet

- **Geçtiği form:** وَظَلَّلْنَا — ve zellelna · "ve gölge yaptık"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ اَسْبَاطاً اُمَماًۜ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اِذِ اسْتَسْقٰيهُ قَوْمُهُٓ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۚ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْناًۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَاَنْزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوٰىۜ  كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْۜ وَمَا ظَلَمُونَا وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Ve katta'nahumusnetey aşrete esbatan umema, ve evhayna ila musa izisteskahu kavmuhu enıdrıb bi asakel hacer, fenbeceset minhusneta aşrete ayna, kad alime kullu unasin meşrebehum, ve zallelna aleyhimul gamame ve enzelna aleyhimul menne ves selva, kulu min tayyibati ma rezaknakum, ve ma zalemuna ve lakin kanu enfusehum yazlimun.

Biz, onları oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık. Halkı ondan su isteyince, Musa'ya, "Asanı taşa vur!" diye vahyettik. Ondan on iki pınar fışkırdı. Her topluluk su alacağı kaynağı bildi. Üzerlerine buluttan gölgelik yaptık, onlara menn ve bıldırcın bağışladık. "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Onlar, bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/160-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 171. ayet

- **Geçtiği form:** ظُلَّةٌۭ — zulletun · "bir gölge"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim · belirsiz

وَاِذْ نَتَقْنَا الْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَاَنَّهُ ظُلَّةٌ وَظَنُّٓوا اَنَّهُ وَاقِعٌ بِهِمْۚ خُذُوا مَٓا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ۟

Ve iz netaknel cebele fevkahum ke ennehu zulletun ve zannu ennehu vakıun bihim, huzu ma ateynakum bi kuvvetin vezkuru ma fihi leallekum tettekun.

Hani! Biz, dağı gölgelik gibi üzerlerine kaldırmıştık da onlar da üzerlerine düşecek sanmışlardı. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın, içindeki öğüdü tutun ki takva sahibi olabilesiniz."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/171-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** وَظِلَـٰلُهُم — ve zilaluhum · "ve gölgeleri de"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعاً وَكَرْهاً وَظِلَالُهُمْ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ

Ve lillahi yescudu men fis semavati vel ardı tav'an ve kerhen ve zilaluhum bil guduvvi vel asal.

Göklerde ve yerde olanlar ve gölgeleri, isteyerek veya istemeyerek, sabah akşam Allah'a secde ederler.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/15-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** وَظِلُّهَا ۚ — ve zilluha · "ve gölgesi de"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ اُكُلُهَا دَٓائِمٌ وَظِلُّهَاۜ تِلْكَ عُقْبَى الَّذ۪ينَ اتَّقَوْاۗ وَعُقْبَى الْكَافِر۪ينَ النَّارُ

Meselul cennetilleti vuidel muttekun, tecri min tahtihel enhar, ukuluha daimun ve zilluha, tilke ukbellezinettekav ve ukbel kafirinen nar.

Takva sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/35-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** فَظَلُّوا۟ — fe zellu · "olsalardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَاباً مِنَ السَّمَٓاءِ فَظَلُّوا ف۪يهِ يَعْرُجُونَۙ

Ve lev fetahna aleyhim baben mines semai fe zallu fihi ya'rucun.

Gökten bir kapı açsak da oraya çıksalar bile.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/14-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلَـٰلُهُۥ — zilaluhu · "gölgelerinin"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍ يَتَفَيَّؤُ۬ا ظِلَالُهُ عَنِ الْيَم۪ينِ وَالشَّمَٓائِلِ سُجَّداً لِلّٰهِ وَهُمْ دَاخِرُونَ

E ve lem yerev ila ma halakallahu min şey'in yetefeyyeu zilaluhu anil yemini veş şemaili succeden lillahi ve hum dahırun.

Onlar, Allah'ın yarattığı şeylerden, herhangi bir şeye bakmazlar mı? Gölgelerinin; secde ederek, saygıyla sağa sola dönüp O'nun yasalarına nasıl uyduklarını görmüyorlar mı?

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/48-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** ظَلَّ — zelle · "kesilir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِالْاُنْثٰى ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَداًّ وَهُوَ كَظ۪يمٌۚ

Ve iza buşşire ehaduhum bil unsa zalle vechuhu musvedden ve huve kezim.

Onlardan birisine, çocuğunun kız olduğu haberi verildiği zaman, kızgınlığından yüzü kapkara kesilir.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/58-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلَـٰلًۭا — zilalen · "gölgeler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim · belirsiz

وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِمَّا خَلَقَ ظِلَالاً وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْجِبَالِ اَكْنَاناً وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَاب۪يلَ تَق۪يكُمُ الْحَرَّ وَسَرَاب۪يلَ تَق۪يكُمْ بَأْسَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ

Vallahu ceale lekum mimma halaka zılalen ve ceale lekum minel cibali eknanen ve ceale lekum serabile tekikumul harra ve serabile tekikum be'sekum, kezalike yutimmu ni'metehu aleykum leallekum tuslimun.

Allah, sizin için, yarattığı şeylerden gölgeler yaptı. Sizin için dağlardan sığınaklar, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve şiddetli darbelerden koruyacak giysiler yaptı. Sizin üzerinizdeki nimetini işte böyle tamamlıyor. Umulur ki; böylece teslim olursunuz.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/81-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** ظَلْتَ — zelte · "durup ısrarla"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَالَ فَاذْهَبْ فَاِنَّ لَكَ فِي الْحَيٰوةِ اَنْ تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَاِنَّ لَكَ مَوْعِداً لَنْ تُخْلَفَهُۚ  وَانْظُرْ اِلٰٓى اِلٰهِكَ الَّذ۪ي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفاًۜ لَنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنْسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفاً

Kale fezheb fe inne leke fil hayati en tekule la misase ve inne leke mev'ıden len tuhlefeh, vanzur ila ilahikellezi zalte aleyhi akifa, le nuharrikannehu summe le nensifennehu fil yemmi nesfa.

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup suya saçacağız." dedi.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/97-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلظِّلَّ — z-zille · "gölgeyi"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِناًۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَل۪يلاًۙ

E lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll, ve lev şae le cealehu sakina, summe cealneş şemse aleyhi delila.

Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/45-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** فَظَلَّتْ — fezellet · "ve oluverir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِع۪ينَ

İn neşe' nunezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhum leha hadıin.

Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/4-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَظَلُّ — fenezellu · "duruyoruz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالُوا نَعْبُدُ اَصْنَاماً فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِف۪ينَ

Kalu na'budu asnamen fe nezallu leha akifin.

"Putlara kulluk ediyoruz. Kendimizi onlara adamaktan vazgeçmeyeceğiz." dediler.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/71-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 189. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلظُّلَّةِ ۚ — z-zulleti · "gölge"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِۜ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

Fe kezzebuhu fe ehazehum azabu yevmiz zulleh, innehu kane azabe yevmin azim.

Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/189-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلظِّلِّ — z-zilli · "gölgeye"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

فَسَقٰى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰٓى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لِمَٓا اَنْزَلْتَ اِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَق۪يرٌ

Fe seka lehuma summe tevella ilez zılli fe kale rabbi inni lima enzelte ileyye min hayrin fakir.

Bunun üzerine ikisi için hayvanları suladı. Sonra gölgeye çekildi. "Rabb'im! Ben, bana hayır olarak bağışlayacağın her şeye muhtacım." dedi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/24-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** لَّظَلُّوا۟ — lezellu · "başlarlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا ر۪يحاً فَرَاَوْهُ مُصْفَراًّ لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِه۪ يَكْفُرُونَ

Ve le in erselna rihan fe raevhu musfarran le zallu min ba'dihi yekfurun.

Eğer rüzgar göndersek, ekini ve bitkileri sararmış görseler, nankörlük etmeye başlarlar.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/51-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** كَٱلظُّلَلِ — kazzuleli · "gölgeler gibi"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

وَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۜوَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ

Ve iza gaşiyehum mevcun kez zuleli deavullahe muhlisine lehud din, fe lemma neccahum ilel berri fe minhum muktesıd, ve ma yechadu bi ayatina illa kullu hattarin kefur.

Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Biz'im ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/32-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلظِّلُّ — z-zillu · "gölge (ile)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُۚ

Ve lez zıllu ve lel harur.

Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/21-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلَـٰلٍ — zilalin · "gölgelerde"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim · belirsiz

هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ ف۪ي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ

Hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun.

Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine kurulmuşlardır.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/56-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** ظُلَلٌۭ — zulelun · "gölgeler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim · belirsiz

لَهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِنَ النَّارِ وَمِنْ تَحْتِهِمْ ظُلَلٌۜ ذٰلِكَ يُخَوِّفُ اللّٰهُ بِه۪ عِبَادَهُۜ يَا عِبَادِ فَاتَّقُونِ

Lehum min fevkıhim zulelun minen nari ve min tahtihim zulel, zalike yuhavvifullahu bihi ıbadeh, ya ıbadi fettekun.

Onların üstlerinde de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı olun!

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/16-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** ظُلَلٌۭ ۚ — zulelun · "(ateşten) gölgeler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim · belirsiz

لَهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِنَ النَّارِ وَمِنْ تَحْتِهِمْ ظُلَلٌۜ ذٰلِكَ يُخَوِّفُ اللّٰهُ بِه۪ عِبَادَهُۜ يَا عِبَادِ فَاتَّقُونِ

Lehum min fevkıhim zulelun minen nari ve min tahtihim zulel, zalike yuhavvifullahu bihi ıbadeh, ya ıbadi fettekun.

Onların üstlerinde de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı olun!

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/16-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** فَيَظْلَلْنَ — feyezlelne · "sonra kalırlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنْ يَشَأْ يُسْكِنِ الرّ۪يحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلٰى ظَهْرِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍۙ

İn yeşe' yuskinir riha fe yazlelne revakide ala zahrih, inne fi zalike le ayatin li kulli sabbarin şekur.

Dilerse rüzgarı durdurur da denizin yüzünde kalakalırlar. Kuşkusuz bunda çok sabreden ve çok şükredenler için ayetler vardır.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/33-ayet-meali.md_

### 43. Zuhruf suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** ظَلَّ — zelle · "kesilir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمٰنِ مَثَلاً ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَداًّ وَهُوَ كَظ۪يمٌ

Ve iza buşşire ehaduhum bi ma darabe lir rahmani meselen zalle vechuhu musvedden ve huve kezim.

Onlardan biri, kendisine, Rahman'a layık gördüğü kız çocuğu haberi verildiği zaman, yüzü simsiyah kesilir, içini üzüntü kaplar.

_https://acikkuran.com/zuhruf-suresi/17-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** وَظِلٍّۢ — ve zillin · "ve gölge(ler)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ

Ve zıllin memdud.

Uzamış gölgeler,

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/30-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** وَظِلٍّۢ — ve zillin · "ve gölgededirler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ

Ve zıllin min yahmum.

Ve kara bir dumanın gölgesinde,

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/43-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** فَظَلْتُمْ — fezeltum · "dururdunuz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَاماً فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Lev neşau le cealnahu hutamen fe zaltum tefekkehun.

Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/65-ayet-meali.md_

### 76. İnsan suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلَـٰلُهَا — zilaluha · "onun gölgeleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْل۪يلاً

Ve daniyeten aleyhim zılaluha ve zullilet kutufuha tezlila.

Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkacak, meyveleri yemeye hazır olarak yaklaştırılacak.

_https://acikkuran.com/insan-suresi/14-ayet-meali.md_

### 77. Mürselat suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلٍّۢ — zillin · "bir gölgeye"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ

İntaliku ila zıllin zi selasi şuab.

Üç çatal sahibi gölgeye gidin;

_https://acikkuran.com/murselat-suresi/30-ayet-meali.md_

### 77. Mürselat suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** ظَلِيلٍۢ — zelilin · "gölgelendirmez"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · mecrur isim · belirsiz

لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ

La zalilin ve la yugni minel leheb.

Gölge yapmayan ve alevden de korumayan.

_https://acikkuran.com/murselat-suresi/31-ayet-meali.md_

### 77. Mürselat suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** ظِلَـٰلٍۢ — zilalin · "gölgeler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim · belirsiz

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ

İnnel muttekine fi zılalin ve uyun.

Takva sahipleri gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.

_https://acikkuran.com/murselat-suresi/41-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-23
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
