# Be-Ayn-Se — بعث (bEv)

> Kur'an'da 67 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/bEv

- **Anlam:** Göndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek
- **Türevleri:** بَعَثَ (52) · بَعْث (4) · مَّبْعُوثُون (9) · ٱنبِعَاث (1) · ٱنۢبَعَثَ (1)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَـٰكُم — beasnakum · "sizi tekrar diriltmiştik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ بَعَثْنَاكُمْ مِنْ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Summe beasnakum min ba'di mevtikum leallekum teşkurun.

Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi dirilttik.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/56-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 129. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱبْعَثْ — veb'as · "gönder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

Rabbena veb'as fihim resulen minhum yetlu aleyhim ayatike ve yuallimuhumul kitabe vel hikmete ve yuzekkihim inneke entel azizul hakim.

"Ey Rabb'imiz! İçlerinden onlara Sen'in ayetlerini okuyacak, Kitap'ı ve Hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir elçi gönder. Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/129-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 213. ayet

- **Geçtiği form:** فَبَعَثَ — febease · "sonra gönderdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّ۪نَ مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۖ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَمَا اخْتَلَفَ ف۪يهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْياً بَيْنَهُمْۚ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

Kanen nasu ummeten vahıdeten fe beasallahun nebiyyine mubeşşirine ve munzirine, ve enzele meahumul kitabe bil hakkı li yahkume beynen nasi fi mahtelefu fih, ve mahtelefe fihi illellezine utuhu min ba'di ma caethumul beyyinatu bagyen beynehum, fe hedallahullezine amenu li mahtelefu fihi minel hakkı bi iznih, vallahu yehdi men yeşau ila sıratın mustakim.

İnsanlar bir tek ümmetti. Allah; onlara, haber verici ve uyarıcı Nebiler gönderdi. Anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hakk ile hükmetmeleri için onlarla beraber Kitap indirdi. Kitap verilenler, kendilerine apaçık kanıtlar gelmesine rağmen, aralarındaki ihtiras nedeniyle onda anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah, İman Edenleri Kendi izni ile onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Zira Allah, hak edeni doğru yola iletir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/213-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 246. ayet

- **Geçtiği form:** ٱبْعَثْ — b'as · "gönder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

اَلَمْ تَرَ اِلَى الْمَلَأِ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰىۢ اِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكاً نُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ اَلَّا تُقَاتِلُواۜ قَالُوا وَمَا لَـنَٓا اَلَّا نُقَاتِلَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَدْ اُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَاَبْنَٓائِنَاۜ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ

E lem tera ilel melei min beni israile min ba'di musa, iz kalu li nebiyyin lehumub'as lena meliken nukatil fi sebilillah, kale hel aseytum in kutibe aleykumul kıtalu ella tukatil, kalu ve ma lena ella nukatile fi sebilillahi ve kad uhricna min diyarina ve ebnaina fe lemma kutibe aleyhimul kıtalu tevellev illa kalilen minhum vallahu alimun biz zalimin.

Musa'dan sonra İsrailoğullarının meleleri, Nebi'lerine: "Bize bir komutan tayin et de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya savaş üzerinize yazılır da savaşmazsanız?" dedi. Onlar: "Yurdumuzdan çıkarılıp çocuklarımızdan koparılmışken, niçin Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Fakat üzerlerine savaş yazılınca da içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/246-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 247. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثَ — bease · "gönderdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكاًۜ قَالُٓوا اَنّٰى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ اَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِنَ الْمَالِۜ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِۜ وَاللّٰهُ يُؤْت۪ي مُلْكَهُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ

Ve kale lehum nebiyyuhum innallahe kad bease lekum talutemelika, kalu enna yekunu lehul mulku aleyna ve nahnu ehakku bil mulki minhu ve lem yu'te seaten minel mal, kale innallahestafahu aleykum ve zadehu bestaten fil ilmi vel cism, vallahu yu'ti mulkehu men yeşau, vallahu vasiun alim.

Nebi'leri onlara: "Allah size Talut'u komutan olarak tayin etti." dedi. Onlar: "Biz komutanlığa ondan daha layık olduğumuz ve o fazla bir servete de sahip değilken, bize nasıl komutan olabilir?" dediler. O da: "Allah, onu üzerinize seçti, ona geniş bir bilgi ve üstün bir güç verdi." dedi. Zira Allah, gücü hak edene verir. Allah, Her Şeyi Kuşatan ve Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/247-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 259. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثَهُۥ ۖ — beasehu · "diriltti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَوْ كَالَّذ۪ي مَرَّ عَلٰى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَاۚ قَالَ اَنّٰى يُحْـي۪ هٰذِهِ اللّٰهُ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ فَاَمَاتَهُ اللّٰهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۜ قَالَ كَمْ لَبِثْتَۜ قَالَ لَبِثْتُ يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۚ وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْماًۜ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۙ قَالَ اَعْلَمُ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Ev kellezi merra ala karyetin ve hiye haviyetun ala uruşiha, kale enna yuhyi hazihillahu ba'de mevtiha, fe ematehullahu miete amin summe beaseh, kale kem lebist, kale lebistu yevme ev ba'da yevm, kale bel lebiste miete amin fenzur ila taamike ve şerabike lem yetesenneh, venzur ila hımarike ve li nec'aleke ayeten lin nasi venzur ilal izami keyfe nunşizuha summe neksuha lahma, fe lemma tebeyyene lehu, kale a'lemu ennallahe ala kulli şey'in kadir.

Veya temelleri üzerine yıkılıp, harap olmuş beldeye uğrayan kimse gibi: "Ölümünden sonra Allah bunu nasıl diriltecek? demişti. Bunun üzerine Allah, onu öldürüp yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltti. Ona: "Ne kadar süre ölü kaldın?" dendi. O da: "Bir gün veya bir günden daha az." dedi. Allah, "Hayır, yüz yıl kaldın." dedi. "Buna rağmen yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Ve eşeğine de bak. Bu, insanlara ayet olman içindir. Şu kemiklere bir bak, onları nasıl düzenleyip sonra et giydiriyoruz." Ona bu detaylı açıklama yapıldıktan sonra: "Artık anladım ki, kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/259-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 164. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثَ — bease · "göndermekle"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ بَعَثَ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Le kad mennallahu alel mu'minine iz bease fihim resulen min enfusihim yetlu aleyhim ayatihi ve yuzekkihim ve yuallimuhumul kitabe vel hikmeh, ve in kanu min kablu le fi dalalin mubin.

Ant olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten bir resul göndermekle, Mü'minlere iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/164-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱبْعَثُوا۟ — feb'asu · "gönderin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَماً مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَماً مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحاً يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً خَب۪يراً

Ve in hıftum şıkaka beynihima feb'asu hakemen min ehlihi ve hakemen min ehliha, in yurida ıslahan yuveffikıllahu beynehuma. İnnallahe kane alimen habira.

Eğer, her ikisinin arasının bozulmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem belirleyin, eğer uzlaşmak isterlerse, Allah onların aralarını bulur. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/35-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** وَبَعَثْنَا — ve beasna · "ve göndermiştik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَق۪يباًۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُل۪ي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ

Ve lekad ehazallahu misaka beni israil, ve beasna minhumusney aşera nakiba ve kalellahu inni meakum lein ekamtumus salate ve ateytumuz zekate ve amentum bi rusuli ve azzertumuhum ve akradtumullahe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiatikum ve le udhılennekum cennatin tecri min tahtıhel enhar, fe men kefere ba'de zalike minkum fe kad dalle sevaes sebil.

Doğrusu Allah İsrailoğullarından kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, "Sizinle beraberim." dedi. Ant olsun eğer salatı ikame eder, zekatı yapar, Resul'lerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah'a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim küfrederse düz yoldan sapmış olur.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/12-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** فَبَعَثَ — febease · "derken gönderdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ

Fe beasallahu guraben yebhasu fil ardı li yuriyehu keyfe yuvari sev'ete ahih kale ya veyleta e aceztu en ekune misle hazel gurabi fe uvariye sev'ete ahi, fe asbaha minen nadimin.

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu. "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/31-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** بِمَبْعُوثِينَ — bimeb'usine · "diriltilecek"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

وَقَالُٓوا اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَ

Ve kalu in hiye illa hayatuned dunya ve ma nahnu bi meb'usin.

"Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur, öldükten sonra diriltilecek de değiliz." dediler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/29-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثُهُمُ — yeb'asuhumu · "onları diriltir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّمَا يَسْتَج۪يبُ الَّذ۪ينَ يَسْمَعُونَۜ وَالْمَوْتٰى يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ ثُمَّ اِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

İnnema yestecibullezine yesmeun, vel mevta yeb'asuhumullahu summe ileyhi yurceun.

Ancak kulak veren kimseler bu daveti kabul eder. Ölülere gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/36-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثُكُمْ — yeb'asukum · "sizi diriltir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَهُوَ الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْ بِالَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُـكُمْ ف۪يهِ لِيُقْضٰٓى اَجَلٌ مُسَمًّىۚ ثُمَّ اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟

Ve huvellezi yeteveffakum bil leyli ve ya'lemu ma cerahtum bin nehari summe yeb'asukum fihi li yukda ecelun musemma, summe ileyhi merci'ukum summe yunebbiukum bima kuntum ta'melun.

O'dur geceleyin sizi öldüren, gündüz elde ettiğiniz şeyleri bilen. Sonra, bilinen ecelin gerçekleşmesi için diriltendir. Sonunda O'nadır dönüşünüz. Sonra da her ne yaptıysanız onu size haber verecektir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/60-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثَ — yeb'ase · "göndermeğe"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَاباً مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذ۪يقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

Kul huvel kadiru ala en yeb'ase aleykum azaben min fevkıkum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiyean ve yuzika ba'dakum be'se ba'd, unzur keyfe nusarrıful ayati leallehum yefkahun.

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/65-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "tekrar dirilecekleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالَ اَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Kale enzırni ila yevmi yub'asun.

"Tekrar diriltilecekleri güne kadar beni gözle" dedi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/14-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 103. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَا — beasna · "gönderdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَظَلَمُوا بِهَاۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ

Summe beasna min ba'dihim musa bi ayatina ila fir'avne ve melaihi fe zalemu biha, fanzur keyfe kane akıbetul mufsidin.

Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun melelerine gönderdik. Onlar, ona zulmettiler. Bak bozguncuların sonu nasıl oldu!

_https://acikkuran.com/araf-suresi/103-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 167. ayet

- **Geçtiği form:** لَيَبْعَثَنَّ — leyeb'asenne · "elbette göndereceğini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ يَسُومُهُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِۜ اِنَّ رَبَّكَ لَسَر۪يعُ الْعِقَابِۚ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ve iz teezzene rabbuke le yeb'asenne aleyhim ila yevmil kıyameti men yesumuhum suel azab, inne rabbeke le seriul ıkabi ve innehu le gafurun rahim.

Hani Rabb'in; onların, üzerine Kıyamet Günü'ne kadar kötü azaba uğratacak kimseleri mutlaka göndereceğini bildirmişti. Rabb'in çabuk ceza verendir. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/167-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** ٱنۢبِعَاثَهُمْ — nbiaasehum · "davranışlarından"
  - **Dil bilgisi:** isim · infi'al kalıbı · isim fiil · eril · mansub isim

وَلَوْ اَرَادُوا الْخُرُوجَ لَاَعَدُّوا لَهُ عُدَّةً وَلٰكِنْ كَرِهَ اللّٰهُ انْبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَق۪يلَ اقْعُدُوا مَعَ الْقَاعِد۪ينَ

Ve lev eradul huruce le eaddu lehu uddeten ve lakin kerihallahunbiasehum fe sebbetahum ve kilak'udu meal kaidin .

Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/46-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَا — beasna · "gönderdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِه۪ رُسُلاً اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ نَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِ الْمُعْتَد۪ينَ

Summe beasna min ba'dihi rusulen ila kavmihim fe cauhum bil beyyinati fe ma kanu li yu'minu bima kezzebu bihi min kabl, kezalike natbeu ala kulubil mugtedin.

Sonra onun arkasından, Resulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere iman etmek istemediler. İşte haddi aşanların kalplerini mühürleriz.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/74-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَا — beasna · "gönderdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً مُجْرِم۪ينَ

Summe beasna min ba'dihim musa ve harune ila fir'avne ve melaihi bi ayatina festekberu ve kanu kavmen mucrimin.

Sonra onların arkasından Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve melelerine gönderdik. Ancak onlar büyüklendiler, suçlu bir halk oldular.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/75-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** مَّبْعُوثُونَ — meb'usune · "diriltileceksiniz"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًۜ وَلَئِنْ قُلْتَ اِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ مِنْ بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ

Ve huvellezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin ve kane arşuhu alel mai li yebluvekum eyyukum ahsenu amela, ve le in kulte innekum meb'usune min ba'dil mevti le yekulennellezine keferu in haza illa sihrun mubin.

Gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Daha önce arşı su üzerindeydi. Sizi yaratması, hanginizin iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer Kafirlere: "Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz." desen, "Bu ancak apaçık bir büyüdür." diyecekler.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/7-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "tekrar dirilecekleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun.

İblis: "Rabbim! Öyleyse yeniden diriltilecekleri güne kadar, bana süre tanı." dedi.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/36-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "dirileceklerini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَمْوَاتٌ غَيْرُ اَحْيَٓاءٍۚ وَمَا يَشْعُرُونَۙ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ۟

Emvatun gayru ahya', ve ma yeş'urune eyyane yub'asun.

Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/21-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَا — beasna · "biz gönderdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَلَقَدْ بَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولاً اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَۚ فَمِنْهُمْ مَنْ هَدَى اللّٰهُ وَمِنْهُمْ مَنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلَالَةُۜ فَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

Ve le kad beasna fi kulli ummetin resulen eni'budullahe vectenibut tagut, fe minhum men hedallahu ve minhum men hakkat aleyhid dalaleh, fe siru fil ardı fanzuru keyfe kane akıbetul mukezzibin.

Ant olsun ki, Biz, her ümmete, Allah'a kulluk etmeleri ve tağuttan uzak durmaları için bir resul gönderdik. Allah onlardan kimini doğru yola iletti, kimine de sapkınlık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/36-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثُ — yeb'asu · "diriltmez (diye)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْۙ  لَا يَبْعَثُ اللّٰهُ مَنْ يَمُوتُۜ بَلٰى وَعْداً عَلَيْهِ حَقاًّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَۙ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim la yeb'asullahu men yemut, bela va'den aleyhi hakkan ve lakinne ekseren nasi la ya'lemun.

"Allah, ölen bir kimseyi diriltmez." diye olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır! Allah'ın ölüleri diriltmesi kesin bir sözdür. Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramazlar.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/38-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 84. ayet

- **Geçtiği form:** نَبْعَثُ — neb'asu · "getirdiğimiz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَه۪يداً ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

Ve yevme neb'asu min kulli ummetin şehiden summe la yu'zenu lillezinekeferu ve la hum yusta'tebun.

Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/84-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** نَبْعَثُ — neb'asu · "getireceğimiz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَيَوْمَ نَبْعَثُ ف۪ي كُلِّ اُمَّةٍ شَه۪يداً عَلَيْهِمْ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَه۪يداً عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَاناً لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِم۪ينَ۟

Ve yevme neb'asu fi kulli ummetin şehiden aleyhim min enfusihim ve ci'nabike şehiden ala haula, ve nezzelna aleykel kitabe tibyanen likulli şey'in ve huden ve rahmeten ve buşra lil muslimin.

Biz, O Gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz Kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/89-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَا — beasna · "gönderdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَاداً لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْداً مَفْعُولاً

Fe iza cae va'du ulahuma beasna aleykum ibaden lena ulibe'sin şedidin fe casu hılaled diyar, ve kane va'den mef'ula.

Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/5-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** نَبْعَثَ — neb'ase · "göndermedikçe"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً

Menihteda fe innema yehtedi li nefsih, ve men dalle fe innema yadıllu aleyha, ve la teziru vaziretun vizre uhra, ve ma kunna muazzibine hatta neb'ase resula.

Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. Ve Biz, bir Resul göndermedikçe azap edecek değiliz.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/15-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** لَمَبْعُوثُونَ — lemeb'usune · "diriltilecek"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً وَرُفَاتاً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقاً جَد۪يداً

Ve kalu e iza kunna izamen ve rufaten e inna le meb'usune halkan cedida.

"Biz kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, gerçekten de yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?" dediler.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/49-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثَكَ — yeb'aseke · "seni ulaştırır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمِنَ الَّيْلِ فَـتَهَجَّدْ بِه۪ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَاماً مَحْمُوداً

Ve minel leyli fe tehecced bihi nafileten lek, asa en yeb'aseke rabbuke makamen mahmuda.

Sana özgü nafile olarak gecenin bir kısmında onunla fetehecced et. Umulur ki Rabb'in seni makamı mahmuda ulaştırır.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/79-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 94. ayet

- **Geçtiği form:** أَبَعَثَ — ebease · "mı gönderdi?"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمَا مَنَعَ النَّاسَ اَنْ يُؤْمِنُٓوا اِذْ جَٓاءَهُمُ الْهُدٰٓى اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَبَعَثَ اللّٰهُ بَشَراً رَسُولاً

Ve ma menean nase en yu'minu iz cae humul huda illa en kalu e beasallahu beşeren resula.

İnsanlara, doğru yola ileten rehber gelince, onları iman etmekten alıkoyan şey, "Allah, ölümlü bir beşeri mi resul gönderdi?" şeklindeki anlayışlarıdır.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/94-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 98. ayet

- **Geçtiği form:** لَمَبْعُوثُونَ — lemeb'usune · "diriltileceğiz"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

ذٰلِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً وَرُفَاتاً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقاً جَد۪يداً

Zalike cezauhum bi ennehum keferu bi ayatina ve kalu e iza kunna izamen ve rufaten e inna le meb'usune halkan cedida.

Onların, cezalandırılmalarının nedeni, ayetlerimizi inkar etmelerinden ve "Biz bir yığın kemik ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?" diye alay etmeleridir.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/98-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَـٰهُمْ — beasnahum · "onları uyandırdık"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ اَيُّ الْحِزْبَيْنِ اَحْصٰى لِمَا لَبِثُٓوا اَمَداً۟

Summe beasnahum li na'leme eyyul hızbeyni ahsa lima lebisu emeda.

Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için, onları tekrar uyandırdık.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/12-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثْنَـٰهُمْ — beasnahum · "onları dirilttik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَكَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَٓاءَلُوا بَيْنَهُمْۜ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْۜ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالُوا رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُٓوا اَحَدَكُمْ بِوَرِقِكُمْ هٰذِه۪ٓ اِلَى الْمَد۪ينَةِ فَلْيَنْظُرْ اَيُّهَٓا اَزْكٰى طَعَاماً فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ اَحَداً

Ve kezalike beasnahum li yetesaelu beynehum, kale kailun minhum kem lebistum, kalu lebisna yevmen ev ba'da yevm, kalu rabbukum a'lemu bi ma lebistum feb'asu ehadekum bi verıkıkum hazihi ilel medineti fel yanzur eyyuha ezka taamen fel ye'tikum bi rızkın minhu vel yetelattaf ve la yuş'ırenne bikum ehada.

Onları uyandırdık ve böylece birbirlerine sormaya başladılar. Onlardan birisi şu soruyu sordu: "Ne kadar kaldınız?" "Bir gün veya günün bir bölümü kadar." dediler. Kimisi de: "Ne kadar kaldığınızı Rabb'iniz bilir." dedi. "Sizden birisini, gümüş paranızla şehre gönderin. Hangi yiyeceği seviyorsanız ondan yiyecek getirsin. Ve sizi kimseye sezdirmemeye dikkat etsin."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/19-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱبْعَثُوٓا۟ — feb'asu · "gönderin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَكَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَٓاءَلُوا بَيْنَهُمْۜ قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْۜ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالُوا رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُٓوا اَحَدَكُمْ بِوَرِقِكُمْ هٰذِه۪ٓ اِلَى الْمَد۪ينَةِ فَلْيَنْظُرْ اَيُّهَٓا اَزْكٰى طَعَاماً فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ اَحَداً

Ve kezalike beasnahum li yetesaelu beynehum, kale kailun minhum kem lebistum, kalu lebisna yevmen ev ba'da yevm, kalu rabbukum a'lemu bi ma lebistum feb'asu ehadekum bi verıkıkum hazihi ilel medineti fel yanzur eyyuha ezka taamen fel ye'tikum bi rızkın minhu vel yetelattaf ve la yuş'ırenne bikum ehada.

Onları uyandırdık ve böylece birbirlerine sormaya başladılar. Onlardan birisi şu soruyu sordu: "Ne kadar kaldınız?" "Bir gün veya günün bir bölümü kadar." dediler. Kimisi de: "Ne kadar kaldığınızı Rabb'iniz bilir." dedi. "Sizden birisini, gümüş paranızla şehre gönderin. Hangi yiyeceği seviyorsanız ondan yiyecek getirsin. Ve sizi kimseye sezdirmemeye dikkat etsin."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/19-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُ — yub'asu · "kaldırılacağı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَياًّ۟

Ve selamun aleyhi yevme vulide ve yevme yemutu ve yevme yub'asu hayya.

Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden diriltileceği gün onun üzerine selam olsun.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/15-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** أُبْعَثُ — ub'asu · "kaldırılacağım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَياًّ

Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya.

"Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak diriltileceğim gün, selam benim üzerimedir."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/33-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْبَعْثِ — l-bea'si · "yeniden dirilmek-"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـٔاًۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ

Ya eyyuhen nasu in kuntum fi raybin minel ba'si fe inna halaknakum min turabin summe min nutfetin summe min alakatin summe min mudgatin muhallekatin ve gayri muhallekatin li nubeyyine lekum, ve nukırru fil erhami ma neşau ila ecelin musemmen summe nuhricukum tıflen summe li teblugu eşuddekum ve minkum men yuteveffa ve minkum men yuraddu ila erzelil umuri li keyla ya'leme min ba'di ilmin şey'a, ve terel arda hamideten fe iza enzelna aleyhel maehtezzet ve rabet ve enbetet min kulli zevcin behic.

Ey İnsanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra bir alakadan, sonra yapısı belli belirsiz mudğadan yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ömrünün en kötü dönemine erişir; bir şey bilmez yaşlı bir bunak haline gelir. Yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/5-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثُ — yeb'asu · "diriltecektir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ

Ve ennes saate atiyetun la raybe fiha ve ennallahe yeb'asu men fil kubur.

Kuşkusuz o Sa'at gelecektir. Onun geleceği kesindir. Ve Allah, kabirlerde olanları diriltecektir.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/7-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** تُبْعَثُونَ — tub'asune · "diriltileceksiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ

Summe innekum yevmel kıyameti tub'asun.

Sonra kuşkusuz siz kıyamet günü diriltileceksiniz.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/16-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** بِمَبْعُوثِينَ — bimeb'usine · "tekrar diriltilecek"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَۖ

İn hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb'usin.

"Hayat, yalnızca bu dünyadan ibarettir. Yaşarız ve ölürüz. Yeniden diriltilecek değiliz."

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/37-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 82. ayet

- **Geçtiği form:** لَمَبْعُوثُونَ — lemeb'usune · "diriltileceğiz"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

قَالُٓوا ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Kalu e iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.

Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/82-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "diriltilecekleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَعَلّ۪ٓي اَعْمَلُ صَالِحاً ف۪يمَا تَرَكْتُ كَلَّاۜ اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَاۜ وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Lealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun.

Böylece ihmal ettiğim salih işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında bir berzah vardır.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/100-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثَ — bease · "göndermiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُواًۜ اَهٰذَا الَّذ۪ي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولاً

Ve iza reavke in yettehızuneke illa huzuva, e hazellezi beasallahu resula.

Seni gördükleri zaman: "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diye alay konusu ediniyorlar.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/41-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** لَبَعَثْنَا — lebeasna · "gönderirdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذ۪يراًۘ

Ve lev şi'na le beasna fi kulli karyetin nezira.

Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/51-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱبْعَثْ — veb'as · "ve gönder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۙ

Kalu ercih ve ehahu veb'as fil medaini haşirin.

"Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere sihirbazları toplamaya birilerini gönder." dediler.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/36-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 87. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "diriltilecekleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ

Ve la tuhzini yevme yub'asun.

"Yeniden dirilme gününde beni utandırma."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/87-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "dirileceklerini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُۜ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ

Kul la ya'lemu men fis semavati vel ardıl gaybe illallah ve ma yeş'urune eyyane yub'asun.

De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde olamazlar."

_https://acikkuran.com/neml-suresi/65-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثَ — yeb'ase · "gönderinceye"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرٰى حَتّٰى يَبْعَثَ ف۪ٓي اُمِّهَا رَسُولاً يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهْلِكِي الْقُرٰٓى اِلَّا وَاَهْلُهَا ظَالِمُونَ

Ve ma kane rabbuke muhlikel kura hatta yeb'ase fi ummiha resulen yetlu aleyhim ayatina, ve ma kunna muhlikil kura illa ve ehluha zalimun.

Rabb'in, ülkelerin ana merkezlerine kendilerine ayetlerimizi okuyan bir Resul göndermedikçe, yıkıma uğratıcı olmadı. Biz, halkı zulmetmedikçe, kentleri yıkıma uğratıcı değiliz.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/59-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْبَعْثِ ۖ — l-bea'si · "yeniden dirilme"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْا۪يمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِۘ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Ve kalellezine utul ilme vel imane lekad lebistum fi kitabillahi ila yevmil ba'si fe haza yevmul ba'si ve lakinnekum kuntum la ta'lemun.

Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/56-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْبَعْثِ — l-bea'si · "dirilme"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْا۪يمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِۘ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Ve kalellezine utul ilme vel imane lekad lebistum fi kitabillahi ila yevmil ba'si fe haza yevmul ba'si ve lakinnekum kuntum la ta'lemun.

Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/56-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** بَعْثُكُمْ — bea'sukum · "diriltilmeniz"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ

Ma halkukum ve la ba'sukum illa ke nefsin vahıdeh, innallahe semiun basir.

Sizin yaratılmanız ve ölümden sonra diriltilmeniz Allah için bir kişiyi yaratmak ve diriltmek kadar kolaydır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/28-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثَنَا — beasena · "bizi kaldırdı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَ۔اۢ هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ

Kalu ya veylena men beasena min merkadina, haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun.

"Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resuller doğru söylemişler." dediler.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/52-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** لَمَبْعُوثُونَ — lemeb'usune · "diriltileceğiz"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.

"Öldüğümüz; toprak ve kemik olduğumuz zaman, yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/16-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 144. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "yeniden diriltilecekleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Le lebise fi batnihi ila yevmi yub'asun.

Diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/144-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُونَ — yub'asune · "yeniden dirilecekleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun.

İblis: "Rabb'im! O halde yeniden dirilme gününe kadar bana süre ver." dedi.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/79-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثَ — yeb'ase · "göndermez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَقَدْ جَٓاءَكُمْ يُوسُفُ مِنْ قَبْلُ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا زِلْتُمْ ف۪ي شَكٍّ مِمَّا جَٓاءَكُمْ بِه۪ۜ حَتّٰٓى اِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِه۪ رَسُولاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُرْتَابٌۚ

Ve lekad caekum yusufu min kablu bil beyyinati fe ma ziltum fi şekkin mimma caekum bih, hatta iza heleke kultum len yeb'asallahu min ba'dihi resula, kezalike yudıllullahu men huve musrifun murtab.

Ant olsun ki daha önce Yusuf size açık kanıt içeren belgelerle gelmişti. Ancak o zaman onun size getirdiği şeyler hakkında kuşkulanıp durmuştunuz. Yusuf ölünce de: "Bundan sonra Allah asla Resul göndermez." dediniz. Allah, haddi aşan, güvenmeyen kimseyi işte böyle saptırır.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/34-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** لَمَبْعُوثُونَ — lemeb'usune · "bir daha diriltileceğiz"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

Ve kanu yekulune e iza mitna ve kunna turaben ve iza men e inna le meb'usun.

Ve "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz?" diyorlardı.

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/47-ayet-meali.md_

### 58. Mücadele suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثُهُمُ — yeb'asuhumu · "tekrar dirilteceği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعاً فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ  اَحْصٰيهُ اللّٰهُ وَنَسُوهُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ۟

Yevme yeb'asu humullahu cemian fe yunebbiuhum bi ma amilu, ahsahullahu ve nesuh, vallahu ala kulli şey'in şehid.

Allah, onları dirilteceği gün, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Allah, onların unuttuklarını tek tek sayacak. Allah, Her Şeye Tanıktır.

_https://acikkuran.com/mucadele-suresi/6-ayet-meali.md_

### 58. Mücadele suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثُهُمُ — yeb'asuhumu · "tekrar diriltir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعاً فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍۜ  اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ

Yevme yeb'asuhumullahu cemian fe yahlifune lehu kema yahlifune lekum ve yahsebune ennehum ala şey'in, e la innehum humul kazibun.

O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.

_https://acikkuran.com/mucadele-suresi/18-ayet-meali.md_

### 62. Cuma suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** بَعَثَ — bease · "gönderendir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

هُوَ الَّذ۪ي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّ۪نَ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ

Huvellezi bease fil ummiyyine resulen minhum yetlu aleyhim ayatihi ve yuzekkihim ve yuallimuhumul kitabe vel hikmeh, ve in kanu min kablu le fi dalalin mubin.

Ümmilere, kendilerinden olan; O'nun ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i öğreten bir Resul görevlendiren O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

_https://acikkuran.com/cuma-suresi/2-ayet-meali.md_

### 64. Tegabun suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** يُبْعَثُوا۟ ۚ — yub'asu · "diriltilmeyeceklerini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

زَعَمَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُواۜ  قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْۜ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ

Zeamellezine keferu en len yub'asu, kul bela ve rabbi le tub'asunne summe le tunebbeunne bima amiltum, ve zalike alallahi yesir.

Kafirler kesinlikle tekrar diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Rabb'ime ant olsun ki kesinlikle diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınızın tamamı size haber verilecektir. Ve bu, Allah için çok kolaydır.

_https://acikkuran.com/tegabun-suresi/7-ayet-meali.md_

### 64. Tegabun suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** لَتُبْعَثُنَّ — letub'asunne · "mutlaka diriltileceksiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

زَعَمَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُواۜ  قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْۜ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ

Zeamellezine keferu en len yub'asu, kul bela ve rabbi le tub'asunne summe le tunebbeunne bima amiltum, ve zalike alallahi yesir.

Kafirler kesinlikle tekrar diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Rabb'ime ant olsun ki kesinlikle diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınızın tamamı size haber verilecektir. Ve bu, Allah için çok kolaydır.

_https://acikkuran.com/tegabun-suresi/7-ayet-meali.md_

### 72. Cin suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** يَبْعَثَ — yeb'ase · "diriltmeyeceğini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَداًۙ

Ve ennehum zannu kema zanentum en len yeb'asallahu ehada.

Gerçekten de onlar sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

_https://acikkuran.com/cin-suresi/7-ayet-meali.md_

### 83. Mutaffifin suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** مَّبْعُوثُونَ — meb'usune · "tekrar diriltileceklerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · merfu` isim

اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ

Ela yezunnu ulaike ennehum meb'usun.

Onlar diriltileceklerini bilmiyorlar mı?

_https://acikkuran.com/mutaffifin-suresi/4-ayet-meali.md_

### 91. Şems suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** ٱنۢبَعَثَ — nbease · "ayaklandığı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · infi'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ

İzin baase eşkaha.

Onların en azgını ayaklandığı zaman,

_https://acikkuran.com/sems-suresi/12-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
