# Dal-Ayn-Vav — دعو (dEw)

> Kur'an'da 212 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/dEw

- **Anlam:** aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
- **Türevleri:** دَاعِى (4) · دَّاع (3) · دَعَا (170) · دُعَاء (22) · دَعْوَة (6) · دَعْوَىٰ (4) · يَدَّعُ (3)

## Geçtiği ayetler

_Sayfa 1 / 3_

### 2. Bakara suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱدْعُوا۟ — ved'u · "ve çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve in kuntum fi reybin mimma nezzelna ala abdina fe'tu bi suretin min mislihi, ved'u şuhedaekum min dunillahi in kuntum sadıkin.

Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, o zaman onun benzeri bir sure getirin. Allah'tan başka bütün tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz!

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/23-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱدْعُ — fed'u · "du'a et"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسٰى لَنْ نَصْبِرَ عَلٰى طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا وَقِثَّٓائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۜ قَالَ اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ اِهْبِطُوا مِصْراً فَاِنَّ لَكُمْ مَا سَاَلْتُمْۜ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۟

Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamin vahidin fed'u lena rabbeke yuhric lena mimma tunbitulardu min bakliha ve kıssaiha ve fumiha ve adesiha ve basaliha, kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayr, ihbitu mısran fe inne lekum ma seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi gadabin minallah, zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi gayril hak, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedun.

Hani! Musa'ya: "Ey Musa, asla tek çeşit yiyeceğe dayanamayız. Rabb'inden bizim için yerden çıkan ürünlerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarmasını iste." demiştiniz. Musa da: "Daha değerli olanı daha değersiz olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin; sizin istedikleriniz orada var." dedi. Böylece, onların üzerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerine inanmadıklarından ve nebilerini haksız yere öldürmelerindendi. Bütün bunlar, onların asileşip haddi aşmalarındandır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/61-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 68. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُ — d'u · "du'a et"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌۜ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَۜ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ

Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiy, kale innehu yekulu inneha bakaratun la faridun ve la bikr, avanun beyne zalik fef'alu ma tu'merun.

Onlar: "Bizim için Rabb'ine söyle, onun nasıl bir sığır olduğunu açıklasın." dediler. Musa, "Allah, onun ne tam yaşlı ne de yavru; ikisinin arasında bir yaşta olduğunu söylüyor; öyleyse sizden isteneni yapın." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/68-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُ — d'u · "du'a et"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا لَوْنُهَاۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَٓاءُۙ فَاقِعٌ لَوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِر۪ينَ

Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma levnuha, kale innehu yekulu inneha bakaratun safrau, fakiun levnuha tesurrun nazırin.

Onlar: "Bizim için Rabb'ine söyle, onun rengi nedir; bize bildirsin." dediler. Musa: "Allah; onun parlak sarı renkte, bakanlara keyif veren bir sığır olduğunu söylüyor." dedi.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/69-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 70. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُ — d'u · "du'a et"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۙ اِنَّ الْبَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَاۜ وَاِنَّٓا اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَمُهْتَدُونَ

Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiye, innel bakara teşabehe aleyna, ve inna in şaallahu le muhtedun.

Yine onlar: "Bizim için Rabb'ine sor; onun niteliğini açıklasın. Zira bizce sığırların hepsi birbirine benziyorlar; eğer Allah dilerse biz doğru olanı bulmuş oluruz." dediler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/70-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 171. ayet

- **Geçtiği form:** دُعَآءًۭ — duaa'en · "çağırmadan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَمَثَلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا كَمَثَلِ الَّذ۪ي يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ اِلَّا دُعَٓاءً وَنِدَٓاءًۜ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

Ve meselullezine keferu ke meselillezi yen'ıku bi ma la yesmeu illa duaen ve nidaa, summun bukmun umyun fe hum la ya'kılun.

Kafirlerin durumu, çağırmaktan, seslenmekten başka bir şey duymayan haykıran kimsenin durumu gibidir. Onlar; sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu nedenle, akıllarını da kullanmazlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/171-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 186. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَةَ — dea'vete · "du'asına"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Ve iza seeleke ıbadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani, fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yerşudun.

Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad olurlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/186-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 186. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلدَّاعِ — d-dai · "du'a edenin"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · mecrur isim

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Ve iza seeleke ıbadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani, fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yerşudun.

Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad olurlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/186-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 186. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَانِ ۖ — deaani · "bana du'a ettiği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, ikil · emir kipi

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Ve iza seeleke ıbadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani, fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yerşudun.

Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad olurlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/186-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 221. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "çağırıyorlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟

Ve la tenkihul muşrikati hatta yu'minn, ve le emetun mu'minetun hayrun min muşriketin ve lev a'cebetkum, ve la tunkihul muşrikine hatta yu'minu ve le abdun mu'minun hayrun min muşrikin ve lev a'cebekum, ulaike yed'une ilen nar, vallahu yed'u ilel cenneti vel magfireti bi iznih, ve yubeyyinu ayatihi lin nasi leallehum yetezekkerun.

İman etmedikçe Müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz de Mü'min bir emet, Müşrik bir kadına göre hayırlı olandır. İman etmedikçe, Müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd olan bir Mü'min, Müşrik bir erkeğe göre hayırlı olandır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/221-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 221. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوٓا۟ — yed'u · "çağırıyor"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟

Ve la tenkihul muşrikati hatta yu'minn, ve le emetun mu'minetun hayrun min muşriketin ve lev a'cebetkum, ve la tunkihul muşrikine hatta yu'minu ve le abdun mu'minun hayrun min muşrikin ve lev a'cebekum, ulaike yed'une ilen nar, vallahu yed'u ilel cenneti vel magfireti bi iznih, ve yubeyyinu ayatihi lin nasi leallehum yetezekkerun.

İman etmedikçe Müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz de Mü'min bir emet, Müşrik bir kadına göre hayırlı olandır. İman etmedikçe, Müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd olan bir Mü'min, Müşrik bir erkeğe göre hayırlı olandır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/221-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 260. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُهُنَّ — d'uhunne · "onları (kendine) çağır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

Ve iz kale ibrahimu rabbi erini keyfe tuhyil mevta kale e ve lem tu'min kale bela ve lakin li yatmainne kalbi kale fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec'al ala kulli cebelin minhunne cuz'en summed'uhunne ye'tineke sa'ya, va'lem ennallahe azizun hakim.

Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabb'im! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/260-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 282. ayet

- **Geçtiği form:** دُعُوا۟ ۚ — duu · "çağrıldıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـٔاًۜ فَاِنْ كَانَ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَف۪يهاً اَوْ ضَع۪يفاً اَوْ لَا يَسْتَط۪يعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَأْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغ۪يراً اَوْ كَب۪يراً اِلٰٓى اَجَلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُد۪يرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ  كَاتِبٌ وَلَا شَه۪يدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Ya eyyuhellezine amenu iza tedayentum bi deynin ila ecelin musemmen fektubuh, velyektub beynekum katibun bil adl, ve la ye'be katibun en yektube kema allemehullahu felyektub, velyumlilillezi aleyhil hakku velyettekıllahe rabbehu ve la yebhas minhu şey'a, fe in kanellezi aleyhil hakku sefihan ev daifen ev la yestatiu en yumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl, vesteşhidu şehideyni min ricalikum, fe in lem yekuna raculeyni fe raculun vemraetani mimmen terdavne mineş şuhedai en tedılle ıhdahuma fe tuzekkire ıhdahumal uhra ve la ye'beş şuhedau iza ma duu, ve la tes'emu en tektubuhu sagiran ev kebiran ila ecelih, zalikum aksatu indallahi ve akvemu liş şehadeti ve edna ella tertabu illa en tekune ticareten hadıraten tudiruneha beynekum fe leyse aleykum cunahun ella tektubuha ve eşhidu iza tebaya'tum, ve la yudarra katibun ve la şehid, ve in tef'alu fe innehu fusukun bikum, vettekullah, ve yuallimukumullah, vallahu bi kulli şey'in alim.

Ey İman Edenler! Belli bir süre için birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. Yazan her kimse, onu adaletle yazsın. Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabb'i olan Allah'a karşı takvalı olsun, ondan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu aklı ermez, aciz veya kendi söyleyip yazdıramayacak durumda birisi ise, velisi, onu adaletli bir şekilde yazdırsın. Erkeklerinizden de iki tanık tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, o zaman razı olacağınız tanıklardan bir erkek ve biri şaşırdığında diğeri ona hatırlatacak iki kadın tanık tutun. Tanıklar, çağrıldıkları zaman kaçınmasınlar. Az olsun çok olsun onu vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Bu, Allah katında en adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemeniz için daha uygundur. Ancak, aranızda hemen devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman tanık bulundurun. Tanık olana da yazana da zarar verilmesin. Eğer bunu yaparsanız kendinize kötülük yapmış olursunuz. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, size gerekli olanı öğretiyor. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/282-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** يُدْعَوْنَ — yud'avne · "çağırılıyorlar da"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ

E lem tera ilellezine utu nasiben minel kitabi yud'avne ila kitabillahi li yahkume beynehum summe yetevella ferikun minhum ve hum mu'ridun.

Kitap'tan nasiplenmiş olanları görüyorsun değil mi? Bunlar, aralarında hükmetmesi için Kitap'a çağrıldıklarında bir kısmı, döneklik ederek ondan yüz çeviriyor.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/23-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَا — deaa · "du'a etti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ

Hunalike dea zekeriyya rabbeh, kale rabbi hebli min ledunke zurriyyeten tayyibeh, inneke semiud dua'.

Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/38-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلدُّعَآءِ — d-duaa'i · "du'ayı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ

Hunalike dea zekeriyya rabbeh, kale rabbi hebli min ledunke zurriyyeten tayyibeh, inneke semiud dua'.

Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/38-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** نَدْعُ — ned'u · "çağıralım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَمَنْ حَٓاجَّكَ ف۪يهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَٓاءَنَا وَاَبْنَٓاءَكُمْ وَنِسَٓاءَنَا وَنِسَٓاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِب۪ينَ

Fe men hacceke fihi min ba'di ma caeke minel ilmi fe kul tealev ned'u ebnaena ve ebnaekum ve nisaena ve nisaekum ve enfusena ve enfusekum summe nebtehil fe nec'al la'netallahi alel kazibin.

Sana gelen ilimden sonra, her kim seninle tartışmaya girerse, onlara de ki: "Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra da içtenlikle Allah'ın lanetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/61-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 104. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "çağıran"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ  وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Veltekun minkum ummetun yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munker, ve ulaike humul muflihun.

Siz, hayra çağıran, ma'rufu yapıp telkin eden, munkeri engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/104-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 153. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوكُمْ — yed'ukum · "sizi çağırırken"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُ۫نَ عَلٰٓى اَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ ف۪ٓي اُخْرٰيكُمْ فَاَثَابَكُمْ غَماًّ بِغَمٍّ  لِكَيْلَا  تَحْزَنُوا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَٓا اَصَابَكُمْۜ  وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

İz tus'idune ve la telvune ala ehadin ver resulu yed'ukum fi uhrakum fe esabekum gammen bi gammin li keyla tahzenu ala ma fatekum ve la ma asabekum, vallahu habirun bima ta'melun.

Hani, Resul sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/153-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 117. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "çağırıyorlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنْ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِلَّٓا اِنَاثاًۚ وَاِنْ يَدْعُونَ اِلَّا شَيْطَاناً مَر۪يداًۙ

İn yed'une min dunihi illa inasa, ve in yed'une illa şeytanen merida.

Onlar, O'nu bırakıp, bir takım dişilere yalvarıyorlar, oysa onların yalvardıkları azgın şeytandan başkası değildir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/117-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 117. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "ve çağırıyorlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنْ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِلَّٓا اِنَاثاًۚ وَاِنْ يَدْعُونَ اِلَّا شَيْطَاناً مَر۪يداًۙ

İn yed'une min dunihi illa inasa, ve in yed'une illa şeytanen merida.

Onlar, O'nu bırakıp, bir takım dişilere yalvarıyorlar, oysa onların yalvardıkları azgın şeytandan başkası değildir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/117-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvarırsınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ اَوْ اَتَتْكُمُ السَّاعَةُ اَغَيْرَ اللّٰهِ تَدْعُونَۚ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Kul e reeytekum in etakum azabullahi ev etetkumus saatu e gayrallahi ted'un, in kuntum sadıkin.

De ki: "Eğer doğru söyleyen kimselerseniz söyleyin bakalım. Size Allah'ın azabı gelse veya son sa'at gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız?"

_https://acikkuran.com/enam-suresi/40-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvarırsınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

بَلْ اِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ اِلَيْهِ اِنْ شَٓاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ۟

Bel iyyahu ted'une fe yekşifu ma ted'une ileyhi in şae ve tensevne ma tuşrikun.

"Hayır! Yalnız O'na yalvarırsınız, O da dilerse yalvarmanıza konu olan sıkıntıyı kaldırır ve siz de ortak koştuklarınızı anmazsınız."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/41-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "istediğiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

بَلْ اِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ اِلَيْهِ اِنْ شَٓاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ۟

Bel iyyahu ted'une fe yekşifu ma ted'une ileyhi in şae ve tensevne ma tuşrikun.

"Hayır! Yalnız O'na yalvarırsınız, O da dilerse yalvarmanıza konu olan sıkıntıyı kaldırır ve siz de ortak koştuklarınızı anmazsınız."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/41-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "yalvaranları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَطْرُدِ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُۜ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِم۪ينَ

Ve la tatrudillezine yed'une rabbehum bil gadati vel aşiyyi yuridune vecheh, ma aleyke min hısabihim min şey'in ve ma min hısabike aleyhim min şey'in fe tatrudehum fe tekune minez zalimin.

Rabb'lerinin vechini dileyerek sabah akşam O'na yönelenleri uzaklaştırma. Onların hesabından sen, senin hesabından da onlar sorumlu değil. Eğer onları kendinden uzaklaştırırsan zalimlerden olursun!

_https://acikkuran.com/enam-suresi/52-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvardıklarınıza"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قُلْ لَٓا اَتَّبِـعُ اَهْوَٓاءَكُمْۙ قَدْ ضَلَلْتُ اِذاً وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ

Kul inni nuhitu en a'budellezine ted'une min dunillah, kul la ettebiu ehvaekum kad dalaltu izen ve ma ene minel muhtedin.

De ki: "Ben, Allah'ın yanı sıra yalvardıklarınıza kulluk etmekten men olundum." De ki: "Hevanıza tabi olmam, yoksa kesinlikle sapmış olurum da o zaman hidayete erenlerden olmamış olurum."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/56-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 63. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَهُۥ — ted'unehu · "O'na yakardığınızda"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ مَنْ يُنَجّ۪يكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةًۚ  لَئِنْ اَنْجٰينَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ

Kul men yuneccikum min zulumatil berri vel bahri ted'unehu tedarruan ve hufyeh, le in encana min hazihi le nekunenne mineş şakirin.

De ki: "Yerin ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?" "Eğer bundan bizi kurtarırsa kuşkusuz şükredenlerden oluruz." diye O'na açık ve tedarruan yakarırsınız.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/63-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** أَنَدْعُوا۟ — ened'u · "mi yalvaralım?"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اَنَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلٰٓى اَعْقَابِنَا بَعْدَ اِذْ هَدٰينَا اللّٰهُ كَالَّذِي اسْتَهْوَتْهُ الشَّيَاط۪ينُ فِي الْاَرْضِ حَيْرَانَۖ لَهُٓ اَصْحَابٌ يَدْعُونَهُٓ اِلَى الْهُدَى ائْتِنَاۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَاُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

Kul e ned'u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yadurruna ve nureddu ala a'kabina ba'de iz hedanallahu kellezistehvethuş şeyatinu fil ardı hayrane lehu ashabun yed'unehu ilel hude'tina, kul inne hudallahi huvel huda, ve umirna li nuslime li rabbil alemin.

De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası da zararı da olmayan şeylere mi yalvaralım? Allah, bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde gerisin geri mi dönelim? Arkadaşlarının "Bize gel" diye doğru yola çağırdıkları; şeytanların ise ayartıp şaşırttığı kimse gibi mi olalım?" De ki: "Doğru yol ancak Allah'ın gösterdiği yoldur. Ve biz Alemlerin Rabb'ine teslim olmakla emrolunduk."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/71-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَهُۥٓ — yed'unehu · "çağırdıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اَنَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلٰٓى اَعْقَابِنَا بَعْدَ اِذْ هَدٰينَا اللّٰهُ كَالَّذِي اسْتَهْوَتْهُ الشَّيَاط۪ينُ فِي الْاَرْضِ حَيْرَانَۖ لَهُٓ اَصْحَابٌ يَدْعُونَهُٓ اِلَى الْهُدَى ائْتِنَاۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَاُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

Kul e ned'u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yadurruna ve nureddu ala a'kabina ba'de iz hedanallahu kellezistehvethuş şeyatinu fil ardı hayrane lehu ashabun yed'unehu ilel hude'tina, kul inne hudallahi huvel huda, ve umirna li nuslime li rabbil alemin.

De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası da zararı da olmayan şeylere mi yalvaralım? Allah, bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde gerisin geri mi dönelim? Arkadaşlarının "Bize gel" diye doğru yola çağırdıkları; şeytanların ise ayartıp şaşırttığı kimse gibi mi olalım?" De ki: "Doğru yol ancak Allah'ın gösterdiği yoldur. Ve biz Alemlerin Rabb'ine teslim olmakla emrolunduk."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/71-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 108. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "yalvardıkların"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَسُبُّوا الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَسُبُّوا اللّٰهَ عَدْواً بِغَيْرِ عِلْمٍۜ   كَذٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ اُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ve la tesubbullezine yed'une min dunillahi fe yesubbullahe adven bi gayri ilm, kezalike zeyyenna li kulli ummetin amelehum summe ila rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bima kanu ya'melun.

Allah'ın yanı sıra yöneldiklerine hakaret etmeyin ki onlar da hadlerini aşarak cahillikle Allah'a hakaret etmesinler. Her ümmetin yaptıklarını, kendilerine süslü gösterdik. Sonra Rabb'lerine döneceklerdir. O, onlara yaptıklarını haber verecektir.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/108-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَىٰهُمْ — dea'vahum · "yalvarıları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ

Fe ma kane da'vahum iz caehum be'suna illa en kalu inna kunna zalimin.

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/5-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱدْعُوهُ — ved'uhu · "ve O'na yalvarın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلْ اَمَرَ رَبّ۪ي بِالْقِسْطِ۠ وَاَق۪يمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ   كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَۜ

Kul emere rabbi bil kıst ve ekimu vucuhekum inde kulli mescidin ved'uhu muhlisine lehud din, kema bedeekum teudun.

De ki: "Rabb'im bana haktan yana olmayı emretti." Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnızca O'na has kılarak dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/29-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvarmış"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ  اُو۬لٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَص۪يبُهُمْ مِنَ الْكِتَابِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ قَالُٓوا اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ

Fe men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bi ayatih ulaike yenaluhum nasibuhum minel kitab, hatta iza caethum rusuluna yeteveffevnehum kalu eyne ma kuntum ted'une min dunillah kalu dallu anna ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.

Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kitap'taki nasipleri onlara erişecektir. Nihayet Resullerimiz, canlarını almak için onlara geldiğinde, "Allah'tan başka yakardığınız ilahlar nerede?" dediklerinde; onlar da: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler." dediler. Kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ettiler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/37-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 55. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُوا۟ — Ud'u · "du'a edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ

Ud'u rabbekum tedarruan ve hufyeh, innehu la yuhıbbul mu'tedin.

Rabb'inize "tederruan" ve "hufyeten" dua edin. Kuşkusuz O, haddi aşanları sevmez.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/55-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱدْعُوهُ — ved'uhu · "O'na du'a edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاًۜ اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

Ve la tufsidu fil ardı ba'de ıslahıha ved'uhu havfen ve tamaa inne rahmetallahi karibun minel muhsinin.

Ve düzeltildikten sonra, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na endişe ve ümit ile dua edin. Kuşkusuz Allah'ın rahmeti muhsin olanlara yakındır.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/56-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 134. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُ — d'u · "du'a et"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَۚ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ

Ve lemma vakaa aleyhimur riczu kalu ya mused'u lena rabbeke bi ma ahide indek, le in keşefte anner ricze le nu'minenne leke ve le nursilenne meake beni israil.

Başlarına azap gelince: "Ey Musa! Sana verilen söze dayanarak Rabb'ine dua et, eğer bizden bu azabı uzaklaştırırsan sana inanacağız ve İsrailoğulları'nın seninle birlikte gitmesine izin vereceğiz." dediler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/134-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 180. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱدْعُوهُ — fed'uhu · "o halde O'na du'a edin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪ٓي اَسْمَٓائِه۪ۜ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ve lillahil esmaul husna fed'uhu biha ve zerullezine yulhıdune fi esmaih, se yuczevne ma kanu ya'melun.

En iyi isimler Allah'ındır. Öyleyse O'nu, onlarla çağırın. Ona yakışmayan isimlerle çağıran kimseleri bırakın. Onlar, yaptıklarının cezasını görecekler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/180-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 189. ayet

- **Geçtiği form:** دَّعَوَا — deava · "ikisi beraber du'a ettiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, ikil · geçmiş zaman

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَاۚ فَلَمَّا تَغَشّٰيهَا حَمَلَتْ حَمْلاً خَف۪يفاً فَمَرَّتْ بِه۪ۚ فَلَمَّٓا اَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحاً لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ

Huvellezi halakakum min nefsin vahıdetin ve ceale minha zevceha li yeskune ileyha, fe lemma tegaşşaha hamelet hamlen hafifen fe merret bihi, fe lemma eskalet deavallahe rabbehuma lein ateytena salihan le nekunenne mineş şakirin.

O, sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisi ile sükunet bulsun diye ondan eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize Salih bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/189-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 193. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُوهُمْ — ted'uhum · "onları çağırsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَتَّبِعُوكُمْۜ سَوَٓاءٌ عَلَيْكُمْ اَدَعَوْتُمُوهُمْ اَمْ اَنْتُمْ صَامِتُونَ

Ve in ted'uhum ilel huda la yettebiukum, sevaun aleykum e deavtumuhum em entum samitun.

Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/193-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 193. ayet

- **Geçtiği form:** أَدَعَوْتُمُوهُمْ — edeavtumuhum · "onları çağırmanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَتَّبِعُوكُمْۜ سَوَٓاءٌ عَلَيْكُمْ اَدَعَوْتُمُوهُمْ اَمْ اَنْتُمْ صَامِتُونَ

Ve in ted'uhum ilel huda la yettebiukum, sevaun aleykum e deavtumuhum em entum samitun.

Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/193-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 194. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvardıklarınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

İnnellezine ted'une min dunillahi ıbadun emsalukum fed'uhum felyestecibu lekum in kuntum sadıkin.

Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/194-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 194. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱدْعُوهُمْ — fed'uhum · "çağırın onları da"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

İnnellezine ted'une min dunillahi ıbadun emsalukum fed'uhum felyestecibu lekum in kuntum sadıkin.

Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/194-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 195. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُوا۟ — d'u · "çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اَلَهُمْ اَرْجُلٌ يَمْشُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اَيْدٍ يَبْطِشُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اَعْيُنٌ يُبْصِرُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۜ قُلِ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ ك۪يدُونِ فَلَا تُنْظِرُونِ

E lehum erculun yemşune biha, em lehum eydin yabtışune biha, em lehum a'yunun yubsırune biha, em lehum azanun yesmeune biha, kulid'u şurekaekum summe kiduni fe la tunzırun.

Onların, kendileriyle yürüyecek ayakları mı var? Veya tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortaklarınızı, sonra göz açtırmaksızın bana tuzak kurun."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/195-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 197. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvardıklarınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ

Vellezine ted'une min dunihi la yestetiune nasrakum ve la enfusehum yensurun.

"O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/197-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 198. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُوهُمْ — ted'uhum · "onları çağırsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَسْمَعُواۜ وَتَرٰيهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

Ve in ted'uhum ilel huda la yesme'u, ve terahum yenzurune ileyke ve hum la yubsırun.

Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/198-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَاكُمْ — deaakum · "sizi çağırdığı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Ya eyyuhellezine amenustecibu lillahi ve lir resuli iza deakum lima yuhyikum, va'lemu ennallahe yehulu beynel mer'i ve kalbihi ve ennehu ileyhi tuhşerun.

Ey İman Edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/24-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَىٰهُمْ — dea'vahum · "onların duaları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

Da'vahum fiha subhanekellahumme ve tehiyyetuhum fiha selam, ve ahıru da'vahum enil hamdulillahi rabbil alemin.

Onların, oradaki duası: "Ey Allah'ım! Seni tesbih ederiz." Onların temennileri, "Selam"dır. Dualarının sonu ise: "Alemlerin Rabb'i olan Allah'a hamdolsun." dur.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/10-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَىٰهُمْ — dea'vahum · "dualarının"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

Da'vahum fiha subhanekellahumme ve tehiyyetuhum fiha selam, ve ahıru da'vahum enil hamdulillahi rabbil alemin.

Onların, oradaki duası: "Ey Allah'ım! Seni tesbih ederiz." Onların temennileri, "Selam"dır. Dualarının sonu ise: "Alemlerin Rabb'i olan Allah'a hamdolsun." dur.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/10-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَانَا — deaana · "bize dua eder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِه۪ٓ اَوْ قَاعِداً اَوْ قَٓائِماًۚ فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ يَدْعُنَٓا اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُۜ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِف۪ينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ve iza messel insaned durru deana li cenbihi ev kaiden ev kaima, fe lemma keşefna anhu durrehu merre ke'en lem yed'una ila durrin messeh, kezalike zuyyine lil musrifine ma kanu ya'melun.

İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsriflere, yaptıkları şey böyle cazip gösterilmiştir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/12-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُنَآ — yed'una · "bize dua etmemiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِه۪ٓ اَوْ قَاعِداً اَوْ قَٓائِماًۚ فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ يَدْعُنَٓا اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُۜ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِف۪ينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ve iza messel insaned durru deana li cenbihi ev kaiden ev kaima, fe lemma keşefna anhu durrehu merre ke'en lem yed'una ila durrin messeh, kezalike zuyyine lil musrifine ma kanu ya'melun.

İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsriflere, yaptıkları şey böyle cazip gösterilmiştir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/12-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَوُا۟ — deavu · "dua etmeye başlarlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

هُوَ الَّذ۪ي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِۚ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِر۪يحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَٓاءَتْهَا ر۪يحٌ عَاصِفٌ وَجَٓاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اُح۪يطَ بِهِمْۙ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ

Huvellezi yuseyyirukum fil berri vel bahr, hatta iza kuntum fil fulk, ve cereyne bihim bi rihin tayyibetin ve ferihu biha caetha rihun asifun ve caehumul mevcu min kulli mekanin ve zannu ennehum uhita bihim deavullahe muhlisine lehud din, le in enceytena min hazihi le nekunenne mineş şakirin.

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz gemideyken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah'a has kılarak: "Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız." diye dua ederler.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/22-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوٓا۟ — yed'u · "çağırır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِۜ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

Vallahu yed'u ila daris selam, ve yehdi men yeşau ila sıratin mustekim.

Allah, selam diyarına çağırır. Hak edeni dosdoğru yola iletir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/25-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱدْعُوا۟ — ved'u · "ve çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Em yekulunefterah, kul fe'tu bi suretin mislihi ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.

Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Allah'tan başka kim varsa çağırın da onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru söyleyenlerdenseniz."

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/38-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "tapınan(lar)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ

E la inne lillahi men fis semavati ve men fil ard, ve ma yettebiullezine yed'une min dunillahi şureka, in yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun.

İyi bilin ki göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. Oysaki Allah'ın yanı sıra başkasına tabi olanlar neye tabi oluyorlar? Onlar, ancak zanna tabi olmuş oluyorlar. Ve onlar ancak saçmalıyorlar.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/66-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** دَّعْوَتُكُمَا — dea'vetukuma · "duanız"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ

Kale kad ucibet da'vetukuma festekima ve la tettebi anni sebilellezine la ya'lemun.

Allah: "İkinizin duası kabul olunmuştur. Siz, doğru yolunuza devam edin. Bilmeyenlerin yoluna uymayın." dedi.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/89-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 106. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُ — ted'u · "tapma"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَدْعُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَۚ فَاِنْ فَعَلْتَ فَاِنَّكَ اِذاً مِنَ الظَّالِم۪ينَ

Ve la ted'u min dunillahi ma la yenfeuke ve la yadurruk, fe in fealte fe inneke izen minez zalimin.

Allah'ı bırakıp da sana fayda da zarar da veremeyecek olanlara yönelme. Böyle yaparsan zalimlerden olursun.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/106-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱدْعُوا۟ — ved'u · "ve çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ  قُلْ فَأْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِثْلِه۪ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Em yekulunefterah, kul fe'tu bi aşri suverin mislihi muftereyatin ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.

Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer, doğru söylüyorsanız haydi onun benzeri on sure getirin. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/13-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَآ — ted'una · "bizi çağırdığın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالُوا يَا صَالِحُ قَدْ كُنْتَ ف۪ينَا مَرْجُواًّ قَبْلَ هٰذَٓا اَتَنْهٰينَٓا اَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا وَاِنَّنَا لَف۪ي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَيْهِ مُر۪يبٍ

Kalu ya salihu kad kunte fina mercuvven kable haza e tenhana en na'bude ma ya'budu abauna ve innena le fi şekkin mimma ted'una ileyhi murib.

"Ey Salih! Sen, bundan önce aramızda ümit beslenen biriydin. Şimdi atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmekten bizi vazgeçirmek mi istiyorsun? Ve biz, gerçekten de senin bizi çağırdığın şey hakkında ikilem içindeyiz, kaygılanıyoruz." dediler.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/62-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "taptıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَـمَٓا اَغْنَتْ عَنْهُمْ اٰلِهَتُهُمُ الَّت۪ي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَٓاءَ اَمْرُ رَبِّكَۜ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْب۪يبٍ

Ve ma zalemnahum ve lakin zalemu enfusehum fe ma agnet anhum alihetuhumulleti yed'une min dunillahi min şey'in lemma cae emru rabbik, ve ma zaduhum gayre tetbib.

Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin buyruğu gerçekleşince, Allah'ı bırakıp da kulluk ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/101-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَنِىٓ — yed'uneni · "beni çağırdığı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالَ رَبِّ السِّجْنُ اَحَبُّ اِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَن۪ٓي اِلَيْهِۚ وَاِلَّا تَصْرِفْ عَنّ۪ي كَيْدَهُنَّ اَصْبُ اِلَيْهِنَّ وَاَكُنْ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

Kale rabbis sicnu ehabbu ileyye mimma yed'uneni ileyh, ve illa tasrif anni keydehunne asbu ileyhinne ve ekun minel cahilin.

"Ey Rabb'im! Zindan bana, bunların istedikleri şeyi yapmaktan daha sevimlidir. Eğer onların tuzaklarını benden savmazsan, onlara kanıp cahillerden olurum." dedi.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/33-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 108. ayet

- **Geçtiği form:** أَدْعُوٓا۟ — ed'u · "da'vet ederim"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ هٰذِه۪ سَب۪يل۪ٓي اَدْعُٓوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَص۪يرَةٍ اَنَا۬ وَمَنِ اتَّبَعَن۪يۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ

Kul hazihi sebili ed'u ilallahi ala basiretin ene ve menittebeani, ve subhanallahi ve ma ene minel muşrikin.

De ki: "Benim yolum, basiret üzere Allah'a davet etme yoludur. Ve bana uyanların yolu da. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, Müşriklerden değilim."

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/108-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَةُ — dea'vetu · "du'a"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · merfu` isim

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ

Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa kebasitı keffeyhi ilel mai li yebluga fahu ve ma huve bi baligıh, ve ma duaul kafirine illa fi dalal.

Gerçek olan dua ancak O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/14-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "du'a ettikleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ

Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa kebasitı keffeyhi ilel mai li yebluga fahu ve ma huve bi baligıh, ve ma duaul kafirine illa fi dalal.

Gerçek olan dua ancak O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/14-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** دُعَآءُ — duaa'u · "du'ası"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ

Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa kebasitı keffeyhi ilel mai li yebluga fahu ve ma huve bi baligıh, ve ma duaul kafirine illa fi dalal.

Gerçek olan dua ancak O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/14-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** أَدْعُوا۟ — ed'u · "da'vet ederim"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُۜ  قُلْ اِنَّـمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَٓا اُشْرِكَ بِه۪ۜ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ

Vellezine ateynahumul kitabe yefrehune bima unzile ileyke ve minel ahzabi men yunkiru ba'dah, kul innema umirtu en a'budallahe ve la uşrike bih, ileyhi ed'u ve ileyhi meab.

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen ile sevinirler. Kabilelerden onun bir kısmını küfreden gruplar vardır. De ki: "Ben yalnızca Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben yalnızca O'na çağırıyorum ve dönüşüm yalnızca O'nadır."

_https://acikkuran.com/rad-suresi/36-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَنَآ — ted'unena · "bizi çağırdığınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَۜۛ وَالَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْۜۛ لَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا اللّٰهُۜ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّٓوا اَيْدِيَهُمْ ف۪ٓي اَفْوَاهِهِمْ وَقَالُٓوا اِنَّا كَفَرْنَا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ وَاِنَّا لَف۪ي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَـنَٓا اِلَيْهِ مُر۪يبٍ

E lem ye'tikum nebeullezine min kablikum kavmi nuhın ve adin ve semud, vellezine min ba'dihim, la ya'lemuhum illallah, caethum rusuluhum bil beyyinati fe reddu eydiyehum fi efvahihim ve kalu inna keferna bi ma ursiltum bihi ve inna le fi şekkin mimma ted'unena ileyhi murib.

Sizden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Resulleri onlara beyyinelerle geldiği halde onlar zorla susturmaya çalışarak: "Biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz; bizi çağırdığınız şey konusunda kaygı verici ikilem içindeyiz." dediler.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/9-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوكُمْ — yed'ukum · "(O) sizi davet ediyor"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَتْ رُسُلُهُمْ اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ قَالُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۜ تُر۪يدُونَ اَنْ تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ

Kalet rusuluhum e fillahi şekkun fatırıs semavati vel ard, yed'ukum li yagfire lekum min zunubikum ve yuahhırekum ila ecelin musemma, kalu in entum illa beşerun misluna, turidune en tesudduna amma kane ya'budu abauna fe'tuna bi sultanin mubin.

Resulleri dedi ki: "Göklere ve yere belli bir fıtrat veren, sizi, suçlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir ecele kadar sizi erteleyen Allah hakkında mı kuşkudasınız?" Dediler: "Siz de ancak bizim gibi sadece bir beşersiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi çevirmek istiyorsunuz. Öyleyse açık bir sultan getirin!"

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/10-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَوْتُكُمْ — deavtukum · "sizi davet etmekten"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْۜ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ ل۪يۚ فَلَا تَلُومُون۪ي وَلُومُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ مَٓا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّۜ اِنّ۪ي كَفَرْتُ بِمَٓا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ve kaleş şeytanu lemma kudıyel emru innallahe veadekum va'del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve ma kane liye aleykum min sultanin illa en deavtukum festecebtum li, fe la telumuni ve lumu enfusekum, ma ene bi musrihikum ve ma entum bi musrıhıyy, inni kefertu bi ma eşrektumuni min kabl, innaz zalimine lehum azabun elim.

Ne zaman ki hüküm gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Ben de size vadettim. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben size sadece çağrıda bulundum, siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı da yok saymıştım." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/22-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلدُّعَآءِ — d-duaa'i · "du'ayı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي وَهَبَ ل۪ي عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَسَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ

Elhamdulillahillezi vehebe li alel kiberi ismaile ve ishak, inne rabbi le semiud dua.

"Hamd, yaşlılığımda bana İsmail'i ve İshak'ı bağışlayan Allah'a aittir. Kuşkusuz, benim Rabb'im duayı işitendir."

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/39-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** دُعَآءِ — duaa'i · "du'amı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

رَبِّ اجْعَلْن۪ي مُق۪يمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۗ رَبَّـنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ

Rabbic'alni mukimas salati ve min zurriyyeti rabbena ve tekabbel dua.

"Rabbim! Beni ve soyumu salatı ikame eden kıl. Rabb'imiz isteğimi kabul et."

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/40-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَتَكَ — dea'veteke · "senin çağrına"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim

وَاَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْت۪يهِمُ الْعَذَابُۙ فَيَقُولُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رَبَّـنَٓا اَخِّرْنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِـعِ الرُّسُلَۜ اَوَلَمْ تَكُونُٓوا اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍۙ

Ve enzirin nase yevme ye'tihimul azabu fe yekulullezine zalemu rabbena ahhırna ila ecelin karibin nucib da'veteke ve nettebiır rusul, e ve lem tekunu aksemtum min kablu ma lekum min zeval.

Azabın kendilerine geleceği gün ile insanları uyar. O zaman kendilerine haksızlık yapanlar: "Rabb'imiz! Bize biraz daha süre ver de Senin çağrını kabul edelim ve Resullere uyalım." diyecekler. Allah da: "Daha önce sizin için bir tükenişin, inişe geçişin olmadığına yemin edenler sizler değil miydiniz?" diyecek.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/44-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "taptıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَخْلُقُونَ شَيْـٔاً وَهُمْ يُخْلَقُونَۜ

Vellezine yed'une min dunillahi la yahlukune şey'en ve hum yuhlekun.

Onların, Allah'ın yanı sıra dua1 ettikleri, bir şey yaratamazlar. Kendileri yaratılmışlardır.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/20-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 86. ayet

- **Geçtiği form:** نَدْعُوا۟ — ned'u · "tapıyor"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَا رَاَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا شُرَكَٓاءَهُمْ قَالُوا رَبَّـنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُرَكَٓاؤُ۬نَا الَّذ۪ينَ كُنَّا نَدْعُوا مِنْ دُونِكَۚ فَاَلْقَوْا اِلَيْهِمُ الْقَوْلَ اِنَّكُمْ لَكَاذِبُونَۚ

Ve iza raellezine eşreku şurekaehum kalu rabbena haulai şurekaunellezine kunna ned'u min dunik, fe elkav ileyhimul kavle innekum le kazibun.

Şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördüklerinde: "Rabb'imiz! İşte bunlar, Senin yanın sıra istekte bulunduğumuz, yakardığımız ortaklarımız." diyecekler. Şirk koşulanlar da: "Siz, kesinlikle yalan söyleyenlersiniz." diyerek, onları yalanlarlar.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/86-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 125. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُ — Ud'u · "çağır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

اُدْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ

Ud'u ila sebili rabbike bil hikmeti vel mev'ızatil haseneti ve cadilhum billeti hiye ahsen, inne rabbeke huve a'lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a'lemu bil muhtedin.

Rabb'inin yoluna, hikmetle ve iyiliği öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/125-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَدْعُ — ve yed'u · "ve du'a etmektedir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولاً

Ve yed'ul insanu biş şerri duaehu bil hayr, ve kanel insanu acula.

İnsan hayra dua eder gibi, şerre dua ediyor. İnsan çok acelecidir.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/11-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** دُعَآءَهُۥ — duaa'ehu · "du'a eder (gibi)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولاً

Ve yed'ul insanu biş şerri duaehu bil hayr, ve kanel insanu acula.

İnsan hayra dua eder gibi, şerre dua ediyor. İnsan çok acelecidir.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/11-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوكُمْ — yed'ukum · "sizi çağıracağı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً۟

Yevme yed'ukum fe testecibune bi hamdihi ve tezunnune in lebistum illa kalila.

"Sizi çağıracağı gün, O'nu överek çağrıya uyacaksınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanacaksınız."

_https://acikkuran.com/isra-suresi/52-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُوا۟ — d'u · "yalvarın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِه۪ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنْكُمْ وَلَا تَحْو۪يلاً

Kulid'ullezine zeamtum min dunihi fe la yemlikune keşfed durri ankum ve la tahvila.

De ki: "O'nun yanı sıra, zanda bulunduklarınızı çağırın." Oysa onlar, sizden bir sıkıntıyı yok etme veya onu değiştirmeye güç yetiremezler.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/56-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "yalvardıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۜ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُوراً

Ulaikellezine yed'une yebtegune ila rabbihimul vesilete eyyuhum akrebu ve yercune rahmetehu ve yehafune azabeh, inne azabe rabbike kane mahzura.

İşte onların, o yöneldikleri de Rabb'lerine daha yakın olmak için vesile arayan, O'nun rahmetini uman ve O'nun azabından korkan kimselerdir. Gerçekten Rabb'inin azabı korkunçtur.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/57-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "bütün yalvardıklarınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُوراً

Ve iza messekumud durru fil bahri dalle men ted'une illa iyyah, fe lemma neccakum ilel berri a'radtum, ve kanel insanu kefura.

Denizde bir sıkıntı size dokunduğu zaman, O'ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Fakat sizi karaya çıkarınca, yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/67-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** نَدْعُوا۟ — ned'u · "çağırdığımız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْۚ فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَقْرَؤُ۫نَ كِتَابَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلاً

Yevme ned'u kulle unasin bi imamihim, fe men utiye kitabehu bi yeminihi fe ulaike yakreune kitabehum ve la yuzlemune fetila.

O Gün, bütün insanları imamlarıyla çağırırız. O Gün kimin kitabı sağından verilirse, işte onlar kendi kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/71-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُوا۟ — d'u · "çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَۜ  اَياًّ مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلاً

Kulid'ullahe evid'ur rahman, eyyen ma ted'u fe lehul esmaul husna, ve la techer bi salatike ve la tuhafit biha vebtegı beyne zalike sebila.

De ki: "İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O'nundur." Salatında ne fazla yükselt ne de fazla kıs. Bu ikisi arasında bir yol tut.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/110-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** ٱدْعُوا۟ — d'u · "çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَۜ  اَياًّ مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلاً

Kulid'ullahe evid'ur rahman, eyyen ma ted'u fe lehul esmaul husna, ve la techer bi salatike ve la tuhafit biha vebtegı beyne zalike sebila.

De ki: "İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O'nundur." Salatında ne fazla yükselt ne de fazla kıs. Bu ikisi arasında bir yol tut.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/110-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُوا۟ — ted'u · "çağırsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَۜ  اَياًّ مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَب۪يلاً

Kulid'ullahe evid'ur rahman, eyyen ma ted'u fe lehul esmaul husna, ve la techer bi salatike ve la tuhafit biha vebtegı beyne zalike sebila.

De ki: "İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın en iyi isimler O'nundur." Salatında ne fazla yükselt ne de fazla kıs. Bu ikisi arasında bir yol tut.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/110-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** نَّدْعُوَا۟ — ned'ue · "biz asla demeyiz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَرَبَطْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اِذْ قَامُوا فَقَالُوا رَبُّنَا رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَنْ نَدْعُوَ۬ا مِنْ دُونِه۪ٓ اِلٰهاً لَقَدْ قُلْـنَٓا اِذاً شَطَطاً

Ve rabatna ala kulubihim iz kamu fe kalu rabbuna rabbus semavati vel ardı len ned'uve min dunihi ilahen lekad kulna izen şetata.

Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek: "Bizim Rabb'imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb'idir" dediler. "Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/14-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "yalvaranlarla"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْۚ تُر۪يدُ ز۪ينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِـعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطاً

Vasbır nefseke meallezine yed'une rabbehum bil gadati vel aşiyyi yuridune vechehu ve la ta'du aynake anhum, turidu zinetel hayatid dunya ve la tutı' men agfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahu ve kane emruhu furuta.

Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/28-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** فَدَعَوْهُمْ — fedeavhum · "işte çağırdılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ مَوْبِقاً

Ve yevme yekulu nadu şurekaiyellezine zeamtum fe deavhum fe lem yestecibu lehum ve cealna beynehum mevbika.

O Gün Allah, "Benim ortaklarım olarak sandıklarınızı haydi çağırın." der. Sonra onları çağırdılar fakat onlar, kendilerine cevap vermedi. Ve Biz onların aralarına aşılmaz bir engel koyduk.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/52-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُهُمْ — ted'uhum · "onları çağırsan da"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ فَاَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُۜ اِنَّا جَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْراًۜ وَاِنْ تَدْعُهُمْ اِلَى الْهُدٰى فَلَنْ يَهْتَدُٓوا اِذاً اَبَداً

Ve men azlemu mimmen zukkire bi ayati rabbihi fe a'rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah, inna cealna ala kulubihim ekinneten en yefkahuhu ve fi azanihim vakra ve in ted'uhum ilel huda fe len yehtedu izen ebeda.

Rabb'inin ayetleriyle öğüt verildiği zaman onu dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha zalim kim vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/57-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** بِدُعَآئِكَ — biduaaike · "sana du'a ile"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِياًّ

Kale rabbi inni ve henel azmu minni veştealer re'su şeyben ve lem ekun bi duaike rabbi şakıyya.

"Rabb'im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb'im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/4-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** تَدْعُونَ — ted'une · "yalvardıklarınızdan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَاَدْعُوا رَبّ۪يۘ عَسٰٓى اَلَّٓا اَكُونَ بِدُعَٓاءِ رَبّ۪ي شَقِياًّ

Ve a'tezilukum ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi, asa ella ekune bi duai rabbi şakıyya.

"Sizden ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden uzak durup, yalnızca Rabb'ime dua edeceğim. Umulur ki, Rabb'ime ettiğim dualar sayesinde mahrum olmam."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/48-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَدْعُوا۟ — ve ed'u · "ve yalnız yalvarıyorum"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَاَدْعُوا رَبّ۪يۘ عَسٰٓى اَلَّٓا اَكُونَ بِدُعَٓاءِ رَبّ۪ي شَقِياًّ

Ve a'tezilukum ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi, asa ella ekune bi duai rabbi şakıyya.

"Sizden ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden uzak durup, yalnızca Rabb'ime dua edeceğim. Umulur ki, Rabb'ime ettiğim dualar sayesinde mahrum olmam."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/48-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** بِدُعَآءِ — biduaa'i · "yalvarmakla"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَاَدْعُوا رَبّ۪يۘ عَسٰٓى اَلَّٓا اَكُونَ بِدُعَٓاءِ رَبّ۪ي شَقِياًّ

Ve a'tezilukum ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi, asa ella ekune bi duai rabbi şakıyya.

"Sizden ve Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden uzak durup, yalnızca Rabb'ime dua edeceğim. Umulur ki, Rabb'ime ettiğim dualar sayesinde mahrum olmam."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/48-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 91. ayet

- **Geçtiği form:** دَعَوْا۟ — deav · "iddia etmelerinden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَداًۚ

En deav lir rahmani veleda.

Rahman'a bir çocuk isnat ettiler diye.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/91-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 108. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلدَّاعِىَ — d-daiye · "çağrıcıya"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · mansub isim

يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْساً

Yevme izin yettebiuned daıye la ivece leh, ve haşeatil asvatu lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa.

O Gün, hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/108-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** دَعْوَىٰهُمْ — dea'vahum · "mırıldanmaları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوٰيهُمْ حَتّٰى جَعَلْنَاهُمْ حَص۪يداً خَامِد۪ينَ

Fe ma zalet tilke da'vahum hatta cealnahum hasiden hamidin.

Biçilmiş ekin gibi pörsüyüp, cansız kalıncaya kadar bu çağrıları son bulmadı.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/15-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلدُّعَآءَ — d-duaa'e · "çağırıyı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

قُلْ اِنَّـمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ

Kul innema unzirukum bil vahyi ve la yesmeus summud duae iza ma yunzerun.

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/45-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَدْعُونَنَا — ve yed'unena · "ve bize du'a ederlerdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَاسْتَجَبْنَا لَهُۘ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى وَاَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباًۜ وَكَانُوا لَنَا خَاشِع۪ينَ

Festecebna leh, ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh, innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed'unena regaben ve reheba, ve kanu lena haşiin.

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/90-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوا۟ — yed'u · "yalvarır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ

Yed'u min dunillahi ma la yedurruhu ve ma la yenfeuh, zalike huved dalalul baid.

Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/12-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُوا۟ — yed'u · "yalvarır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُٓ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِه۪ۜ لَبِئْسَ الْمَوْلٰى وَلَبِئْسَ الْعَش۪يرُ

Yed'u le men darruhu akrabu min nef'ıh, le bi'sel mevla ve le bi'sel aşir.

Gerçekten de zararı yararından daha yakın olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla ne kötü yoldaştır!

_https://acikkuran.com/hac-suresi/13-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** يَدْعُونَ — yed'une · "yalvardıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ هُوَ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ

Zalike bi ennallahe huvel hakku ve enne ma yed'une min dunihi huvel batılu ve ennallahe huvel aliyyul kebir.

İşte böyledir! Allah Hakk'ın ta kendisidir. O'ndan başka yöneldikleriniz ise Batıl'dır. Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/62-ayet-meali.md_

---
Sonraki: https://acikkuran.com/root/dEw.md?page=2
Alındığı tarih: 2026-08-20
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
