# Fe-Ra-Ha — فرح (frH)

> Kur'an'da 22 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/frH

- **Anlam:** Memnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.
- **Türevleri:** فَرِح (6) · فَرِحَ (16)

## Geçtiği ayetler

### 3. Ali İmran suresi 120. ayet

- **Geçtiği form:** يَفْرَحُوا۟ — yefrahu · "sevinirler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنْ تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۘ وَاِنْ تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ۟

İn temseskum hasenetun tesu'hum, ve in tusibkum seyyietun yefrahu biha ve in tasbiru ve tetteku la yadurrukum keyduhum şey'a, innallahe bi ma ya'melune muhit.

Eğer size bir iyilik dokunursa bu onları üzer. Eğer size bir kötülük isabet ederse bu onları sevindirir. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, onların hileleri size bir zarar vermez. Kuşkusuz, Allah, ilmiyle onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/120-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 170. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحِينَ — ferihine · "sevinirler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

فَرِح۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۙ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذ۪ينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْۙ اَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۢ

Ferihine bi ma atahumullahu min fadlıhi, ve yestebşirune billezine lem yelhaku bihim min halfihim, ella havfun aleyhim ve la hum yahzenun.

Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/170-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 188. ayet

- **Geçtiği form:** يَفْرَحُونَ — yefrahune · "sevinen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

La tahsebennellezine yefrahune bi ma etev ve yuhıbbune en yuhmedu bi ma lem yef'alu fe la tahsebennehum bi mefazetin minel azab, ve lehum azabun elim.

Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/188-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحُوا۟ — ferihu · "sevince daldıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِه۪ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ اَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍۜ حَتّٰٓى اِذَا فَرِحُوا بِمَٓا اُو۫تُٓوا اَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً فَاِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ

Fe lemma nesu ma zukkiru bihi fetahna aleyhim ebvabe kulli şey', hatta iza ferihu bima utu ehaznahum bagteten fe izahum mublisun.

Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/44-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحُونَ — ferihune · "sevinirler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ

İn tusıbke hasenetun tesu'hum, ve in tusıbke musibetun yekulu kad ehazna emrena min kablu ve yetevellev ve hum ferihun.

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/50-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 81. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحَ — feriha · "sevindiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُٓوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّۜ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَراًّۜ لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ

Ferihal muhallefune bi mak'adihim hılafe resulillahi ve kerihuen yucahidu bi emvalihim ve enfusihim fi sebilillahi ve kalu la tenfiru fil harr, kul naru cehennemeeşeddu harra, lev kanu yefkahun.

Allah'ın Resul'üne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar. Bir de "Bu sıcakta savaşa çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı!

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/81-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** وَفَرِحُوا۟ — ve ferihu · "ve neşelendikleri sırada"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

هُوَ الَّذ۪ي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِۚ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِر۪يحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَٓاءَتْهَا ر۪يحٌ عَاصِفٌ وَجَٓاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اُح۪يطَ بِهِمْۙ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ

Huvellezi yuseyyirukum fil berri vel bahr, hatta iza kuntum fil fulk, ve cereyne bihim bi rihin tayyibetin ve ferihu biha caetha rihun asifun ve caehumul mevcu min kulli mekanin ve zannu ennehum uhita bihim deavullahe muhlisine lehud din, le in enceytena min hazihi le nekunenne mineş şakirin.

Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz gemideyken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah'a has kılarak: "Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız." diye dua ederler.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/22-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** فَلْيَفْرَحُوا۟ — felyefrahu · "sevinsinler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ بِفَضْلِ اللّٰهِ وَبِرَحْمَتِه۪ فَبِذٰلِكَ فَلْيَفْرَحُواۜ هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihi fe bi zalike felyefrehu, huve hayrun mimma yecmeun.

De ki: "Allah'ın fazlı ve rahmetiyle gönül huzuruna kavuşsunlar. Bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/58-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** لَفَرِحٌۭ — leferihun · "şımarık"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَلَئِنْ اَذَقْنَاهُ نَعْمَٓاءَ بَعْدَ ضَرَّٓاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّـَٔاتُ عَنّ۪يۜ  اِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌۙ

Ve le in ezaknahu na'mae ba'de darrae messethu le yekulenne zehebes seyyiatu anni, innehu le ferihun fahur.

Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürlenir ve şımarmaya başlar.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/10-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** وَفَرِحُوا۟ — ve ferihu · "ve sevindiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ۟

Allahu yebsutur rızka li men yeşau ve yakdir, ve ferihu bil hayatid dunya, ve mal hayatud dunya fil ahıreti illa meta'u.

Allah, rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan başka bir şey değildir.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/26-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** يَفْرَحُونَ — yefrahune · "sevinirler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُۜ  قُلْ اِنَّـمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَٓا اُشْرِكَ بِه۪ۜ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ

Vellezine ateynahumul kitabe yefrehune bima unzile ileyke ve minel ahzabi men yunkiru ba'dah, kul innema umirtu en a'budallahe ve la uşrike bih, ileyhi ed'u ve ileyhi meab.

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen ile sevinirler. Kabilelerden onun bir kısmını küfreden gruplar vardır. De ki: "Ben yalnızca Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben yalnızca O'na çağırıyorum ve dönüşüm yalnızca O'nadır."

_https://acikkuran.com/rad-suresi/36-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 53. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحُونَ — ferihune · "sevinmektedir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

فَـتَقَطَّـعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُراًۜ  كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

Fe tekattau emrehum beynehum zubura, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun.

Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/53-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** تَفْرَحُونَ — tefrahune · "sevinirsiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَيْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۘ فَمَٓا اٰتٰينِ‌يَ اللّٰهُ خَيْرٌ مِمَّٓا اٰتٰيكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ

Fe lemma cae suleymane kale e tumidduneni bi malin fe ma ataniyallahu hayrun mimma atakum, bel entum bi hediyyetikum tefrahun.

Elçi Süleyman'a geldiğinde, Süleyman: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Böyle hediyelere ancak sizin gibiler sevinir." dedi.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/36-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 76. ayet

- **Geçtiği form:** تَفْرَحْ ۖ — tefrah · "şımarma"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْۖ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَٓا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓوأُ بِالْعُصْبَةِ اُو۬لِي الْقُوَّةِۗ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِح۪ينَ

İnne karune kane min kavmi musa, fe bega aleyhim, ve ateynahu minel kunuzi ma inne mefatihahu le tenuu bil usbeti ulil kuvveh, iz kale lehu kavmuhu la tefrah innallahe la yuhıbbul ferihin.

Karun, Musa'nın halkından birisiydi. Halkına karşı azgınlaştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşıyordu. Halkı ona: "Şımarma! Allah şımaranları sevmez." demişti.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/76-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 76. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْفَرِحِينَ — l-ferihine · "şımarıkları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْۖ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَٓا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓوأُ بِالْعُصْبَةِ اُو۬لِي الْقُوَّةِۗ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِح۪ينَ

İnne karune kane min kavmi musa, fe bega aleyhim, ve ateynahu minel kunuzi ma inne mefatihahu le tenuu bil usbeti ulil kuvveh, iz kale lehu kavmuhu la tefrah innallahe la yuhıbbul ferihin.

Karun, Musa'nın halkından birisiydi. Halkına karşı azgınlaştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşıyordu. Halkı ona: "Şımarma! Allah şımaranları sevmez." demişti.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/76-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** يَفْرَحُ — yefrahu · "sevinir(ler)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

ف۪ي بِضْعِ سِن۪ينَۜ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُۜ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَۙ

Fi bıd'ı sinin, lillahil emru min kablu ve min ba'd, ve yevme izin yefrahul mu'minun.

Birkaç yıl içinde. Önce de sonra da her buyruk Allah'ındır. Ve o gün İman Edenler sevineceklerdir.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/4-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحُونَ — ferihune · "sevinmektedir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

مِنَ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعاًۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

Minellezine ferraku dinehum ve kanu şiyea, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun.

Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/32-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحُوا۟ — ferihu · "sevinirler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

Ve iza ezaknen nase rahmeten ferihu biha, ve in tusıbhum seyyietun bima kaddemet eydihim iza hum yaknetun.

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/36-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** تَفْرَحُونَ — tefrahune · "şımarmanızdan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

ذٰلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَۚ

Zalikum bima kuntum tefrehune fil ardı bi gayril hakkı ve bima kuntum temrehun.

İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/75-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحُوا۟ — ferihu · "sevindiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

Fe lemma caethum rusuluhum bil beyyinati ferihu bima indehum minel ilmi ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.

Resulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/83-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** فَرِحَ — feriha · "sevinir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظاًۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ

Fe in a'redu fe ma erselnake aleyhim hafiza, in aleyke illel belagu, ve inna iza ezaknal insane minna rahmeten feriha biha, ve in tusibhum seyyietun bi ma kaddemet eydihim fe innel insane kefur.

Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir kesilir.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/48-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** تَفْرَحُوا۟ — tefrahu · "şımarmamanız (için)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ

Li keyla te'sev ala ma fatekum ve la tefrehu bi ma atakum, vallahu la yuhıbbu kulle muhtalin fehur.

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/23-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-23
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
