# Gayn-Nun-Ye — غني (gny)

> Kur'an'da 73 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/gny

- **Anlam:** İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti
- **Türevleri:** أَغْنَتْ (28) · أَغْنَىٰ (15) · غَنِىّ (24) · مُّغْنُون (2) · ٱسْتَغْنَىٰ (4)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 263. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

قَوْلٌ مَعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِنْ صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَٓا اَذًىۜ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَل۪يمٌ

Kavlun ma'rufun ve magfiretun, hayrun min sadakatin yetbeuha eza, vallahu ganiyyun halim.

Ma'ruf bir söz ve bağışlayıcı olmak, ardından başa kakılarak eziyete dönüşen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Çok Şefkatli'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/263-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 267. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّٓا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَب۪يثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذ۪يهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا ف۪يهِۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Ya eyyuhellezine amenu enfiku min tayyibati ma kesebtum ve mimma ahracna lekum minel ard, ve la teyemmemul habise minhu tunfikune ve lestum bi ahızihı illa en tugmidu fih, va'lemu ennallahe ganiyyun hamid.

Ey İman Edenler! Kazandığınız şeylerin temiz ve iyi olanlarından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Gözünüz kapalı kendinize almayacağınız kötü şeyleri infak etmeyin. Bilin ki: Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/267-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 273. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنِيَآءَ — egniya'e · "zengin"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

لِلْفُقَـرَٓاءِ الَّذ۪ينَ اُحْصِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ضَـرْباً فِي الْاَرْضِۘ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِۚ تَعْرِفُهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۚ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافاًۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ۟

Lil fukaraillezine uhsiru fi sebilillahi la yestatiune darben fil ardı, yahsebuhumul cahilu agniyae minet teaffuf, ta'rifuhum bi simahum, la yes'elunen nase ilhafa, ve ma tunfiku min hayrin fe innallahe bihi alim.

Yardımlar Allah yolunda mahsur olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Bilmeyenler, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Sen, onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/273-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِىَ — tugniye · "yarar sağlamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِۙ

İnnellezine keferu len tuğniye anhum emvaluhum ve la evladuhum minallahi şey'a, ve ulaike hum vekudun nar.

Kuşkusuz Kafirlerin ne mallarının ne de evlatlarının Allah'ın yanında bir yararı olacaktır. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/10-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ  كَانَ اٰمِناًۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلاًۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Fihi ayatun beyyinatun makamu ibrahim, ve men dahalehu kane amina, ve lillahi alen nasi hiccul beyti menistetaa ileyhi sebila, ve men kefere fe innallahe ganiyyun anil alemin.

Orada apaçık ayetler vardır. İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/97-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 116. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِىَ — tugniye · "yarar sağlamayacaktır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

İnnellezine keferu len tugniye anhum emvaluhum ve la evladuhum minallahi şey'a, ve ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.

Kuşkusuz Kafirlerin ne malları ne de evlatları Allah'ın yanında bir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/116-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 181. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنِيَآءُ ۘ — egniya'u · "zenginiz"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

لَقَدْ سَمِـعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ فَق۪يرٌ وَنَحْنُ اَغْنِيَٓاءُۢ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ

Lekad semiallahu kavlellezine kalu innallahe fakirun ve nahnu agniyau se nektubu ma kalu ve katlehumul enbiyae bi gayri hakkın, ve nekulu zuku azabel harik.

"Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin sözünü, Allah elbette işitmiştir. Hem bu söylediklerini hem de haksız yere Nebileri öldürmelerini yazacağız. Ve onlara, "Yakıcı azabı tadın!" diyeceğiz.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/181-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِيًّۭا — ganiyyen · "zengin"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · mansub isim · belirsiz

وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰٓى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَۚ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْداً فَادْفَعُٓوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْۚ وَلَا تَأْكُلُوهَٓا اِسْرَافاً وَبِدَاراً اَنْ يَكْـبَرُواۜ وَمَنْ كَانَ غَنِياًّ فَلْيَسْتَعْفِفْۚ وَمَنْ كَانَ فَق۪يراً فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِۜ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يباً

Vebtelul yetama hatta iza belagun nikah, fe in anestum minhum ruşden fedfeu ileyhim emvalehum, ve la te'kuluha israfen ve bidaren en yekberu. Ve men kane ganiyyen felyesta'fif, ve men kane fakiran felye'kul bil ma'ruf. Fe iza defa'tum ileyhim emvalehum fe eşhidu aleyhim. Ve kefa billahi hasiba.

Yetimlerinizi, nikah çağına erişinceye kadar gözetleyin. Olgunluk yaşına geldiklerinde mallarını kendilerine verin. Büyüyünce onlara kalacak düşüncesiyle, mallarını acelece ve haddi aşarak yemeyin. Durumu iyi olan malı yemeye tenezzül etmesin. Durumu iyi olmayan da maldan uygun bir şekilde yararlansın. Onlara mallarını teslim ettiğinizde, onlar adına tanıklar bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/6-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 130. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِ — yugni · "zengin eder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِنْ يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللّٰهُ كُلاًّ مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَكَانَ اللّٰهُ وَاسِعاً حَك۪يماً

Ve in yeteferreka yugnillahu kullen min seatihi. Ve kanallahu vasian hakima.

Eğer karı-koca ayrılırlarsa, Allah, kudretiyle her birini kendi kendilerine yeterli kılar. Kuşkusuz Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Egemenlik Sahibi'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/130-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 131. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِيًّا — ganiyyen · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · mansub isim · belirsiz

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَۜ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِياًّ حَم۪يداً

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve lekad vassaynallezine utul kitabe min kablikum ve iyyakum enittekullah. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu ganiyyen hamida.

Göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Ant olsun, sizden önce Kitap verilenlere ve size Allah'a karşı takvalı olun diye tavsiyede bulunduk. Eğer kafirlik ederseniz, göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan, Övgüye Değer Yegane Varlık yalnızca Allah'tır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/131-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 135. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِيًّا — ganiyyen · "zengin"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · mansub isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَٓاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ اِنْ يَكُنْ غَنِياًّ اَوْ فَق۪يراً فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ وَاِنْ تَلْـوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً

Ya eyyuhallezine amenu kunu kavvamine bil kıstı şuhedae lillahi ve lev ala enfusıkum evil valideyni vel akrabin, in yekun ganiyyen ev fakiran fallahu evla bihima fe la tettebiul heva en ta'dilu, ve in telvu ev tu'rıdu fe innallahe kane bi ma ta'melune habira.

Ey İman Edenler! Kendinizin, anne ve babanızın ve akrabalarınızın aleyhine bile olsa; tanıklık ettiğiniz kimseler, zengin de olsa, fakir de olsa, Allah için hakkaniyetli tanıklar olarak adaleti gerçek anlamıyla yerine getirin. Allah, onlara sizden daha yakındır. Haddi aşarak, tutkunuza tabi olmayın. Eğer gerçeği çarpıtıp, yüz çevirirseniz, Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/135-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 133. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

وَرَبُّكَ الْغَنِيُّ ذُوالرَّحْمَةِۜ اِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنْ بَعْدِكُمْ مَا يَشَٓاءُ كَمَٓا اَنْشَاَكُمْ مِنْ ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ اٰخَر۪ينَۜ

Ve rabbukel ganiyyu zur rahmeh, in yeşe' yuzhibkum ve yestahlif min ba'dikum ma yeşau kema enşeekum min zurriyyeti kavmin aharin.

Rabb'in Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Rahmeti Bol Olan'dır. Eğer dilerse sizi yok edip, yerinize dilediğini getirir. Tıpkı sizi başka toplumların soyundan var ettiği gibi.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/133-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "hiçbir yarar sağlamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالاً يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَٓا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

Ve nada ashabul'a'rafi ricalen ya'rifunehum bi simahum kalu ma agna ankum cem'ukum ve ma kuntum testekbirun.

A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/48-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** يَغْنَوْا۟ — yegnev · "hiç oturmamış"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاۚۛ اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَانُوا هُمُ الْخَاسِر۪ينَ

Ellezine kezzebu şuayben ke en lem yagnev fiha, ellezine kezzebu şuayben kanu humul hasirin.

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/92-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِىَ — tugniye · "sağlayamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـٔاً وَلَوْ كَـثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟

İn testeftihu fe kad caekumul feth, ve in tentehu fe huve hayrun lekum, ve in teudu naud, ve len tugniye ankum fietukum şey'en ve lev kesuret ve ennallahe meal mu'minin.

Eğer fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi. Eğer son verirseniz, o sizin için daha hayırlıdır. Eğer dönerseniz, Biz de döneriz. Topluluğunuz çok olsa da kesinlikle size bir fayda vermez. Kuşkusuz Allah, Mü'minlerle beraberdir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/19-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِ — tugni · "sağlamamıştı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَـثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـٔاً وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِر۪ينَۚ

Lekad nasarakumullahu fi mevatıne kesiretin ve yevme huneynin iz a'cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey'en ve dakat aleykumul ardu bi ma rehubet summe velleytum mudbirine.

Ant olsun ki Allah, size birçok yerde ve Huneyn gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de size bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra da gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/25-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِيكُمُ — yugnikumu · "sizi zengin edecektir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَاۚ وَاِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْن۪يكُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ٓ اِنْ شَٓاءَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ

Ya eyyuhellezine amenu innemal muşrikune necesun fe la yakrebul mescidel harame ba'de amihim haza ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnikumullahu min fadlihi in şae, innallahe alimun hakim.

Ey İman Edenler! Bu Müşrikler ancak necistir. Öyleyse bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi lütfu ile yakında zengin yapar. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/28-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰهُمُ — egnahumu · "kendilerini zengin etti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُواۜ وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُواۚ وَمَا نَقَمُٓوا اِلَّٓا اَنْ اَغْنٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَاِنْ يَتُوبُوا يَكُ خَيْراً لَهُمْۚ وَاِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ عَذَاباً اَل۪يماً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَمَا لَهُمْ فِي الْاَرْضِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ

Yahlifune billahi ma kalu, ve lekad kalu kelimetel kufri ve keferu ba'de islamihim ve hemmu bi ma lem yenalu, ve ma nekamu illa en egnahumullahu ve resuluhu min fadlih, fe in yetubu yeku hayren lehum, ve in yetevellev yuazzibhumullahu azaben elimen fid dunya vel ahıreh, ve ma lehum fil ardı min veliyyin ve la nasir.

Münafıklar söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Ant olsun küfür sözünü söylediler. İslam olduktan sonra Kafir oldular. Elde edemeyecekleri bir şeye yöneldiler. Öç almaya kalkışmaları da ancak Allah ve Resulü'nün kendi fazlından onları zengin etmiş olmasındandır. Eğer tevbe ederlerse, haklarında hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Ve onlar için yeryüzünde ne bir veli ne bir yardımcı vardır.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/74-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 93. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنِيَآءُ ۚ — egniya'u · "zengin oldukları halde"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

اِنَّمَا السَّب۪يلُ عَلَى الَّذ۪ينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَٓاءُۚ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِۙ وَطَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

İnnemes sebilu alellezine yeste'zinuneke ve hum agniya', radu bi en yekunu meal havalifi ve tabeallahu ala kulubihim fe hum la ya'lemun.

Ancak imkanları olduğu halde senden izin isteyenler kınanmalıdır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı istediler. Allah da onların kalplerini mühürledi. Bu yüzden artık onlar yaptıkları yanlışı idrak etmezler.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/93-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** تَغْنَ — tegne · "hiç yokmuş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّمَا مَثَلُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَٓاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَٓاءِ فَاخْتَلَطَ بِه۪ نَبَاتُ الْاَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَالْاَنْعَامُۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذَتِ الْاَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّـنَتْ وَظَنَّ اَهْلُهَٓا اَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَٓاۙ اَتٰيهَٓا اَمْرُنَا لَيْلاً اَوْ نَهَاراً فَجَعَلْنَاهَا حَص۪يداً كَاَنْ لَمْ تَغْنَ بِالْاَمْسِۜ  كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

İnnema meselul hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihi nebatul ardı mimma ye'kulun nasu vel en'am, hatta iza ehazetil ardu zuhrufeha vezzeyyenet ve zanne ehluha ennehum kadirune aleyha etaha emruna leylen ev neharen fe cealnaha hasiden ke en lem tagne bil ems, kezalike nufassilul ayati li kavmin yetefekkerun.

Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz yağmurla hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü bitkileri gibidir. Öyle ki yeryüzü bütün süslerini ve güzelliğini kuşandığı ve sahipleri de onu elde edecek güce sahip olduklarını sandıkları bir sırada; geceleyin veya güpegündüz ona emrimiz geliverir de bunları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir halk için ayetlerimizi böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/24-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "kazandırmaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَناًّۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ

Ve ma yettebiu ekseruhum illa zanna, innez zanne la yugni minel hakkı şey'a, innallahe alimun bima yef'alun.

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/36-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 68. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ ۖ — l-ganiyyu · "hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداً سُبْحَانَهُۜ هُوَ الْغَنِيُّۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اِنْ عِنْدَ‌كُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بِهٰذَاۜ  اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Kaluttehazallahu veleden subhaneh, huvel ganiy, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, in indekum min sultanin bi haza, e tekulune alallahi ma la ta'lemun.

"Allah çocuk edindi." dediler. O, bundan münezzehtir. O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Sizin bu konuda hiçbir sultanınız yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz şeyi söylüyorsunuz!

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/68-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِى — tugni · "bir şey kazandırmaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

Kulinzuru maza fis semavati vel ard, ve ma tugnil ayatu ven nuzuru an kavmin la yu'minun.

De ki: "Göklerde ve yerde olanlara bir bakın!" Ancak o apaçık ayetler ve uyarılar iman etmeyecek bir halka yarar sağlamaz.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/101-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 68. ayet

- **Geçtiği form:** يَغْنَوْا۟ — yegnev · "hiç yaşamamışlardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاۜ اَلَٓا اِنَّ ثَمُودَا۬ كَفَرُوا رَبَّهُمْۜ اَلَا بُعْداً لِثَمُودَ۟

Ke en lem yagnev fiha, e la inne semude keferu rabbehum, e la bu'den li semud.

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki Semud halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İyi bilin ki Semud halkı yok olup gitti.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/68-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 95. ayet

- **Geçtiği form:** يَغْنَوْا۟ — yegnev · "hiç yaşamamışlardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاۜ اَلَا بُعْداً لِمَدْيَنَ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ۟

Ke'en lem yagnev fiha, e la bu'den li medyene kema baıdet semud.

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Tıpkı Semud gibi, Medyen de yok olup gitti.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/95-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَتْ — egnet · "sağlayamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَـمَٓا اَغْنَتْ عَنْهُمْ اٰلِهَتُهُمُ الَّت۪ي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَٓاءَ اَمْرُ رَبِّكَۜ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْب۪يبٍ

Ve ma zalemnahum ve lakin zalemu enfusehum fe ma agnet anhum alihetuhumulleti yed'une min dunillahi min şey'in lemma cae emru rabbik, ve ma zaduhum gayre tetbib.

Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin buyruğu gerçekleşince, Allah'ı bırakıp da kulluk ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/101-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** أُغْنِى — ugni · "savamam"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَقَالَ يَا بَنِيَّ لَا تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ اَبْوَابٍ مُتَفَرِّقَةٍۜ وَمَٓا اُغْن۪ي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۚ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

Ve kale ya beniyye la tedhulu min babin vahidin vedhulu min ebvabin muteferrikah, ve ma ugni ankum minallahi min şey inil hukmu illa lillah, aleyhi tevekkeltu ve aleyhi fel yetevekkelil mutevekkilun.

Ve "Ey oğullarım! Aynı kapıdan girmeyin, her biriniz ayrı bir kapıdan girin. Allah'ın takdirine karşı size bir faydam olmaz. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar O'na tevekkül etsinler." dedi.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/67-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 68. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "savamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَمَّا دَخَلُوا مِنْ حَيْثُ اَمَرَهُمْ اَبُوهُمْۜ مَا كَانَ يُغْن۪ي عَنْهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا حَاجَةً ف۪ي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضٰيهَاۜ وَاِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِمَا عَلَّمْنَاهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟

Ve lemma dehalu min haysu emerehum ebuhum, ma kane yugni anhum minallahi min şey'in illa haceten fi nefsi ya'kube kadaha, ve innehu le zu ilmin lima allemnahu ve lakinne ekseren nasi la ya'lemun.

Babalarının istediği şekilde girdiler. Ya'kub, eğer Allah, haklarında bir şey takdir etmiş olsaydı, içinden gelen bu dileğin onlara fayda vermeyeceğini bilmekteydi. O, kendisine öğrettiğimiz için ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/68-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** لَغَنِىٌّ — leganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُٓوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Ve kale musa in tekfuru entum ve men fil ardı cemi'an fe innallahe le ganiyyun hamid.

Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde bulunanların tamamı nankörlük etseniz bile, iyi bilin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır."

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/8-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** مُّغْنُونَ — mugnune · "savabilir"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَبَرَزُوا لِلّٰهِ جَم۪يعاً فَقَالَ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْـبَرُٓوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعاً فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ قَالُوا لَوْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَهَدَيْنَاكُمْۜ سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَجَزِعْنَٓا اَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِنْ مَح۪يصٍ۟

Ve berezu lillahi cemian fe kaled duafau lillezinestekberu inna kunna lekum tebean fe hel entum mugnune anna min azabillahi min şey', kalu lev hedanallahu le hedeynakum, sevaun aleyna ecezi'na em saberna ma lena min mahis.

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/21-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 84. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "hiçbir şeyi savamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ

Fe ma agna anhum ma kanu yeksibun.

Sahip oldukları şeylerin, kendilerine hiçbir yararı olmadı.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/84-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "yararı olmayan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ يَٓا اَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْن۪ي عَنْكَ شَيْـٔاً

İz kale li ebihi, ya ebeti lime ta'budu ma la yesmau ve la yubsıru ve la yugni anke şey'a.

Babasına: "Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin kulluk ediyorsun?" demişti.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/42-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengin olan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ۟

Lehu ma fis semavati ve ma fil ard, ve innallahe le huvel ganiyyul hamid.

Göklerde ve yeryüzünde olan her şey O'nundur. Kuşkusuz Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/64-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِهِمُ — yugnihimu · "onları zengin eder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ  وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ

Ve enkihul eyama minkum ves salihine min ibadikum ve imaikum, in yekunu fukarae yugnihimullahu min fadlih, vallahu vasiun alim.

Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları nikahlayın. Eğer bunların durumları iyi değilse, Allah onlara lütufta bulunur. Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/32-ayet-meali.md_

### 24. Nur suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِيَهُمُ — yugniyehumu · "kendilerini zengin edinceye"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحاً حَتّٰى يُغْنِيَهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَالَّذ۪ينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ اِنْ عَلِمْتُمْ ف۪يهِمْ خَيْراًۗ وَاٰتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللّٰهِ الَّـذ۪ٓي اٰتٰيكُمْۜ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَٓاءِ اِنْ اَرَدْنَ تَحَصُّناً لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَاِنَّ اللّٰهَ مِنْ بَعْدِ اِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Velyesta'fifillezine la yecidune nikahan hatta yugniyehumullahu min fadlih, vellezine yebtegunel kitabe mimma meleket eymanukum fe katibuhum in alimtum fihim hayren, ve atuhum min malillahillezi atakum, ve la tukrihu feteyatikum alel bigai in eradne tehassunen li tebtegu aradal hayatid dunya ve men yukrıhhunne fe innellahe min ba'di ikrahihinne gafurun rahim.

Nikaha imkan bulamayanlar iffetlerini korusunlar. Allah lütfedip kendilerine bir imkan verinceye dek. Yeminle hak sahibi olduklarınızdan mukatebe yapmak isteyenlerle hemen antlaşma yapın. Eğer iyi niyetli olduklarını biliyorsanız. Ve Allah'ın size verdiği mallardan onlara verin. İffetli kalmak isteyen genç kadınları taşkınlığa zorlamayın; basit dünya hayatının geçici çıkarı için. Kim onları zorlarsa, bilsin ki Allah, onların zorlanmalarından dolayı onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/nur-suresi/33-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 207. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "(hiç) yararı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَۜ

Ma agna anhum ma kanu yumetteun.

Yararlandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamaz.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/207-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّۭ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِراًّ عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ

Kalellezi indehu ilmun minel kitabi ene atike bihi kable en yertedde ileyke tarfuk, fe lemma reahu mustekırran indehu kale haza min fadlı rabbi, li yebluveni e eşkur em ekfur, ve men şekere fe innema yeşkuru li nefsih ve men kefere fe inne rabbi ganiyyun kerim.

Kitaptan yanında bir bilgi bulunan kimse: "Onu bakışın sana dönmeden getiririm." dedi. Süleyman, onun yanı başında durduğunu görünce: "Bu Rabb'imin lütfundandır; şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir." dedi. "Ve kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur, kim de nankörlük ederse, bilsin ki Rabb'im Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Cömert'tir. "

_https://acikkuran.com/neml-suresi/40-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** لَغَنِىٌّ — leganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Ve men cahede fe innema yucahidu li nefsih, innallahe le ganiyyun anil alemin.

Kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/6-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِۜ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Ve lekad ateyna lukmanel hikmete enişkur lillah, ve men yeşkur fe innema yeşkuru li nefsih, ve men kefere fe innellahe ganiyyun hamid.

Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet verdik. Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır.

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/12-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengin"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ

Lillahi ma fis semavati vel ard, innallahe huvel ganiyyul hamid.

Göklerde ve yerde olanlar, Allah'ındır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/26-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengin olan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَـرَٓاءُ اِلَى اللّٰهِۚ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ

Ya eyyuhen nasu entumul fukarau ilallahi, vallahu huvel ganiyyul hamid.

Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye layık olandır.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/15-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِ — tugni · "sağlamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ

E ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tugni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun.

"Ben, O'nun yanı sıra ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse, onların şefaatinin bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar."

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/23-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

اِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَۚ وَاِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ۬ لَكُمْۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

İn tekfuru fe innallahe ganiyyun ankum, ve la yerda li ıbadihil kufr, ve in teşkuru yerdahu lekum, ve la teziru vaziretun vizra uhra, summe ila rabbikum merciukum fe yunebbiukum bima kuntum ta'melun, innehu alimun bi zatis sudur.

Eğer Küfrederseniz; bilin ki Allah'ın size hiçbir ihtiyacı yoktur. O, kullarının Küfründen hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz ondan hoşnut olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabb'inizedir. Böylece yapmış olduklarınızı size haber verecektir. Kuşkusuz O, sinelerde olanı en iyi bilendir.

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/7-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "yararı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَدْ قَالَهَا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Kad kalehellezine min kablihim fe ma agna anhum ma kanu yeksibun.

Gerçekten, onlardan öncekiler de böyle söylemişti. Fakat kazanmış oldukları şeyler onlara bir yarar sağlamadı.

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/50-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** مُّغْنُونَ — mugnune · "savabilir-"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَاِذْ يَتَحَٓاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْـبَرُٓوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعاً فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا نَص۪يباً مِنَ النَّارِ

Ve iz yetehaccune fin nari fe yekulud duafau lillezinestekberu inna kunna lekum tebean fe hel entum mugnune anna nasiben minen nar.

Ateşin içinde birbirlerini suçlarlar; güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara: "Biz size uyduk, şimdi siz ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?" derler.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/47-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 82. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "yarar sağlamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَاراً فِي الْاَرْضِ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

E fe lem yesiru fil ardı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezine min kablihim, kanu eksere minhum ve eşedde kuvveten ve asaren fil ardı fema agna anhum ma kanu yeksibun.

Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/82-ayet-meali.md_

### 44. Duhan suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "savamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ لَا يُغْن۪ي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْـٔاً وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۙ

Yevme la yugni mevlen an mevlen şey'en ve la hum yunsarun.

O Gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. Onlar, yardım da olunmazlar.

_https://acikkuran.com/duhan-suresi/41-ayet-meali.md_

### 45. Casiye suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "bir yarar sağlamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

مِنْ وَرَٓائِهِمْ جَهَنَّمُۚ وَلَا يُغْن۪ي عَنْهُمْ مَا كَسَبُوا شَيْـٔاً وَلَا مَا اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۜ

Min veraihim cehennem, ve la yugni anhum ma kesebu şey'en ve la mattehazu min dunillahi evliyae, ve lehum azabun azim.

Cehennem peşlerindedir. Kazandıkları şeyler ve Allah'ın yanı sıra edindikleri veliler onlara bir yarar sağlamaz. Onlar için büyük bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/casiye-suresi/10-ayet-meali.md_

### 45. Casiye suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنُوا۟ — yugnu · "savamazlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّهُمْ لَنْ يُغْنُوا عَنْكَ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۚ وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُتَّق۪ينَ

İnnehum len yugnu anke minallahi şey'a, ve innez zalimine ba'duhum evliyau ba'd, vallahu veliyyul muttekin.

Onlar, Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi senden savamazlar. Zalimler, birbirlerinin velileridirler, Allah ise takva sahiplerinin velisidir.

_https://acikkuran.com/casiye-suresi/19-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "sağlamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ ف۪يمَٓا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ ف۪يهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعاً وَاَبْصَاراً وَاَفْـِٔدَةًۘ  فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ  كَانُوا يَجْحَدُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟

Ve lekad mekkenna hum fi ma in mekkennakum fihi ve cealna lehum sem'an ve ebsaren ve ef'ideten fe ma agna anhum sem'uhum ve la ebsaruhum ve la ef'idetuhum min şey'in iz kanu yechadune bi ayatillahi ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.

Ant olsun ki Biz, onlara, size vermediğimiz nice imkanlar vermiştik. Onlara da kulaklar, gözler ve kalpler verdik. Ne var ki işitme ve görmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Kalpleri de onlara bir yarar sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini bile bile reddediyorlardı. Sonunda alaya aldıkları şey onları kuşattı.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/26-ayet-meali.md_

### 47. Muhammed suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · merfu` isim

هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُۚ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِه۪ۜ وَاللّٰهُ الْغَنِيُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَـرَٓاءُۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْۙ ثُمَّ لَا يَكُونُٓوا اَمْثَالَكُمْ

Ha entum haulai tud'avne li tunfiku fi sebilillah, fe minkum men yebhal, ve men yebhal fe innema yebhalu an nefsih, vallahul ganiyyu ve entumul fukarau, ve in tetevellev yestebdil kavmen gayrekum summe la yekunu emsalekum.

İşte siz böylesiniz. Allah yolunda infak etmeye çağrılırsınız ancak sizden bir kısmınız cimrilik yapar. Kim cimrilik yaparsa, aslında kendi aleyhinde cimrilik yapmış olur. Allah zengindir, siz ise yoksulsunuz. Eğer yüz çevirirseniz, sizin yerinize başka bir halk getirir. Onlar sizin gibi olmazlar.

_https://acikkuran.com/muhammed-suresi/38-ayet-meali.md_

### 52. Tur suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "sağlamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ لَا يُغْن۪ي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۜ

Yevme la yugni anhum keyduhum şey'en ve la hum yunsarun.

O Gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar yardım da olunmazlar.

_https://acikkuran.com/tur-suresi/46-ayet-meali.md_

### 53. Necm suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِى — tugni · "işe yaramaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى

Ve kem min melekin fis semavati la tugni şefaatuhum şey'en illa min ba'di en ye'zenallahu limen yeşau ve yerda.

Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri hiçbir yarar sağlamaz.

_https://acikkuran.com/necm-suresi/26-ayet-meali.md_

### 53. Necm suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "kazandırmaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍۜ  اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـٔاًۚ

Ve ma lehum bihi min ilm, in yettebiune illez zann, ve innez zanne la yugni minel hakkı şey'a.

Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

_https://acikkuran.com/necm-suresi/28-ayet-meali.md_

### 53. Necm suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "zengin eden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ

Ve ennehu huve agna ve akna.

Zenginlik veren de O'dur, sınırlayan da.

_https://acikkuran.com/necm-suresi/48-ayet-meali.md_

### 54. Kamer suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِ — tugni · "fayda vermiyor"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ

Hikmetun baligatun fe ma tugnin nuzur.

Yüksek seviyede hikmetli haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı.

_https://acikkuran.com/kamer-suresi/5-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ

Ellezine yebhalune ve ye'murunen nase bil buhl, ve men yetevelle feinnellahe huvel ganiyyul hamid.

Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/24-ayet-meali.md_

### 58. Mücadele suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** تُغْنِىَ — tugniye · "koruyamaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Len tugniye anhum emvaluhum ve la evladuhum min allahi şey'a, ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.

Onların malları ve evlatları, Allah'tan gelecek bir şeye karşı, onlara asla yarar sağlamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar. Orada sürekli kalacak olanlardır.

_https://acikkuran.com/mucadele-suresi/17-ayet-meali.md_

### 59. Haşr suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَغْنِيَآءِ — l-egniya'i · "zenginler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ  كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِۢ

Ma efa allahu ala resulihi min ehlil kura fe lillahi ve lir resuli ve lizil kurba vel yetama vel mesakini vebnis sebili key la yekune duleten beynel agniyai minkum, ve ma atakumur resulu fe huzuhu ve ma nehakum anhu fentehu, vettekullah, innallahe şedidul ikab.

Allah'ın, beldeler halkından, Resul'üne verdiği feyler; aranızda zenginliğe neden olan, elden ele dolaşan bir zenginlik olmasın diye; Allah, Resul, yakınlık sahipleri, yetimler, miskinler ve yol oğlu içindir. Resul size ne verdiyse onu alın. Sizi neden alıkoyduysa ondan vazgeçin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

_https://acikkuran.com/hasr-suresi/7-ayet-meali.md_

### 60. Mümtehine suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْغَنِىُّ — l-ganiyyu · "zengin olan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

لَقَدْ  كَانَ لَـكُمْ ف۪يهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ۟

Lekad kane lekum fihim usvetun hasenetun li men kane yercullahe vel yevmel ahire ve men yetevelle fe innallahe huvel ganiyyul hamid.

Ant olsun ki, onlar, sizin için ve ahiret gününü bekleyen kimseler için iyi bir örnektirler. Kim yüz çevirirse, bilsin ki kuşkusuz Allah; Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/mumtehine-suresi/6-ayet-meali.md_

### 64. Tegabun suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** وَّٱسْتَغْنَى — vestegna · "muhtaç olmadığını gösterdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْت۪يهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُٓوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَاۘ  فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُۜ  وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Zalike bi ennehu kanet te'tihim rusuluhum bil beyyinati fe kalu e beşerun yehdunena fe keferu ve tevellev vestagnallah, vallahu ganiyyun hamid.

İşte bu, Resulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir beşer mi bizi doğru yola iletecek?" diyerek, kabul etmeyerek yüz çevirmelerindendir. Allah'ın onların iman etmelerine ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/tegabun-suresi/6-ayet-meali.md_

### 64. Tegabun suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** غَنِىٌّ — ganiyyun · "zengindir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْت۪يهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُٓوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَاۘ  فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُۜ  وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Zalike bi ennehu kanet te'tihim rusuluhum bil beyyinati fe kalu e beşerun yehdunena fe keferu ve tevellev vestagnallah, vallahu ganiyyun hamid.

İşte bu, Resulleri kendilerine açık kanıt içeren bilgilerle geldiklerinde: "Bir beşer mi bizi doğru yola iletecek?" diyerek, kabul etmeyerek yüz çevirmelerindendir. Allah'ın onların iman etmelerine ihtiyacı yoktur. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

_https://acikkuran.com/tegabun-suresi/6-ayet-meali.md_

### 66. Tahrim suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِيَا — yugniya · "(kocaları) savamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, ikil · şimdiki/geniş zaman

ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ  كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ

Dareballahu meselen lillezine keferumreete nuhın vemreete lut, kaneta tahte abdeyni min ibadina salihayni fe hanetahuma fe lem yugniya anhuma minallahi şey'en ve kiledhulen nare mead dahılin.

Allah, Kafirlere Nuh'un ve Lut'un hanımlarını örnek verdi. İkisi de iyi kullarımızdan iki kulumuzla evliydiler. Fakat onlara hainlik ettiler. Bu yüzden Allah'tan gelen şeye karşı, kocalarının onlara bir faydası olmadı. Onlara: "İkiniz de girenlerle birlikte ateşe girin." denildi.

_https://acikkuran.com/tahrim-suresi/10-ayet-meali.md_

### 69. Hâkka suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "yarar sağlamadı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ

Ma agna anni maliyeh.

"Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."

_https://acikkuran.com/hakka-suresi/28-ayet-meali.md_

### 77. Mürselat suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "korumaz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ

La zalilin ve la yugni minel leheb.

Gölge yapmayan ve alevden de korumayan.

_https://acikkuran.com/murselat-suresi/31-ayet-meali.md_

### 80. Abese suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَغْنَىٰ — stegna · "kendisini muhtaç hissetmeyen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ

Emma menistagna.

Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;

_https://acikkuran.com/abese-suresi/5-ayet-meali.md_

### 80. Abese suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِيهِ — yugnihi · "kendisine yeter"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْن۪يهِۜ

Li kullimriin minhum yevmeizin şe'nun yugnih.

Onların hepsinin O Gün başından aşkın uğraşısı vardır.

_https://acikkuran.com/abese-suresi/37-ayet-meali.md_

### 88. Gaşiye suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "gidermez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْن۪ي مِنْ جُوعٍۜ

La yusminu ve la yugni min cu'.

O, beslemez ve açlığı gidermez.

_https://acikkuran.com/gasiye-suresi/7-ayet-meali.md_

### 92. Leyl suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱسْتَغْنَىٰ — vestegna · "ve kendini zengin görürse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ

Ve emma men bahıle vestagna.

Fakat kim cimrilik eder de kendisini müstağni görürse,

_https://acikkuran.com/leyl-suresi/8-ayet-meali.md_

### 92. Leyl suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** يُغْنِى — yugni · "faydası"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَا يُغْن۪ي عَنْهُ مَالُـهُٓ اِذَا تَرَدّٰىۜ

Ve ma yugni anhu maluhu iza teredda.

Düştüğü zaman malı ona yarar sağlamaz.

_https://acikkuran.com/leyl-suresi/11-ayet-meali.md_

### 93. Duha suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَغْنَىٰ — feegna · "zengin etmedi mi?"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ

Ve vecedeke ailen fe agna.

Seni muhtaç durumda bulup ğına etmedi mi?

_https://acikkuran.com/duha-suresi/8-ayet-meali.md_

### 96. Alak suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَغْنَىٰٓ — stegna · "zengin (kendine yeterli)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ

En reahustagna.

Kendisini yeterli gördüğü için.

_https://acikkuran.com/alak-suresi/7-ayet-meali.md_

### 111. Tebbet suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** أَغْنَىٰ — egna · "faydası"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ

Ma agna anhu maluhu ve ma keseb.

Malı da kazandıkları da ona bir yarar sağlamadı.

_https://acikkuran.com/tebbet-suresi/2-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-12
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
