# Cim-Vav-Be — جوب (jwb)

> Kur'an'da 43 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/jwb

- **Anlam:** Bir şeyde delik açmak, bir şeyi yırtmak veya parçalamak, delmek/delmek/oymak, bir şeyi kesmek, bir şeyi içini boşaltmak, geçmek veya çaprazlamak, yolculuk ederek geçmek, nüfuz etmek, cevap vermek veya yanıtlamak, aydınlatmak ve netleştirmek, korumak.
- **Türevleri:** أُجِيبَت (8) · جَابُ (1) · جَوَاب (4) · مُّجِيب (2) · ٱسْتَجَابَ (28)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 186. ayet

- **Geçtiği form:** أُجِيبُ — ucibu · "karşılık veririm"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Ve iza seeleke ıbadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani, fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yerşudun.

Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad olurlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/186-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 186. ayet

- **Geçtiği form:** فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ — felyestecibu · "O halde onlar da karşılık versinler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Ve iza seeleke ıbadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani, fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yerşudun.

Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad olurlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/186-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 172. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَجَابُوا۟ — stecabu · "çağrısına uydular"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اَلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَصَابَهُمُ الْقَرْحُۜۛ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا اَجْرٌ عَظ۪يمٌۚ

Ellezinestecabu lillahi ver resuli min ba'di ma asabehumul karh, lillezine ahsenu minhum vettekav ecrun azim.

Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/172-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 195. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَابَ — festecabe · "ve karşılık verdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنّ۪ي لَٓا اُض۪يعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰىۚ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُو۫ذُوا ف۪ي سَب۪يل۪ي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ ثَوَاباً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ

Festecabe lehum rabbuhum enni la udiu amele amilin minkum min zekerin ev unsa, ba'dukum min ba'd, fellezine haceru ve uhricu min diyarihim ve uzu fi sebili ve katelu ve kutilu le ukeffirenne anhum seyyiatihim ve le udhılennehum cennatin tecri min tahtihal enhar, sevaben min indillah vallahu indehu husnus sevab.

Ve Rabb'leri, onlara cevap verdi: "Ben, sizden; erkek olsun, kadın olsun -ki hepiniz birbirinizdensiniz- iyi şeyler yapanların yaptıklarının karşılığını boşa çıkarmam. Onlar ki benim yolumda hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerdir. İşte bunların kötülüklerini örterim. Onların yaptıklarının karşılığı Allah'ın yanındadır. Kuşkusuz, onları içinden nehirler akan Cennetlere koyacağım. Karşılıkların en iyisi, Allah katındadır."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/195-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 109. ayet

- **Geçtiği form:** أُجِبْتُمْ ۖ — ucibtum · "size cevap verildi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · edilgen · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

يَوْمَ يَجْمَعُ اللّٰهُ الرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَٓا اُجِبْتُمْۜ قَالُوا لَا عِلْمَ لَنَاۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ

Yevme yecmeullahur rusule fe yekulu maza ucibtum kalu la ilme lena inneke ente allamul guyub.

Allah, Resulleri topladığı gün, "Nasıl karşılandınız der?" "Bizim bir bilgimiz yok, doğrusu gaybleri bilen ancak Sen'sin." derler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/109-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُ — yestecibu · "icabet eder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّمَا يَسْتَج۪يبُ الَّذ۪ينَ يَسْمَعُونَۜ وَالْمَوْتٰى يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ ثُمَّ اِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

İnnema yestecibullezine yesmeun, vel mevta yeb'asuhumullahu summe ileyhi yurceun.

Ancak kulak veren kimseler bu daveti kabul eder. Ölülere gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/36-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 82. ayet

- **Geçtiği form:** جَوَابَ — cevabe · "cevabı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

Ve ma kane cevabe kavmihi illa en kalu ahricuhum min karyetikum, innehum unasun yetetahherun.

Halkının cevabı yalnızca şu oldu: "Çıkarın onları yurtlarınızdan, zira o insanlar, kendilerini çok temiz görüyorlar."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/82-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 194. ayet

- **Geçtiği form:** فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ — fe lyestecibu · "cevap versinler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

İnnellezine ted'une min dunillahi ıbadun emsalukum fed'uhum felyestecibu lekum in kuntum sadıkin.

Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/194-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَابَ — festecabe · "karşılık vermişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ

İz testegisune rabbekum festecabe lekum enni mumiddukum bi elfin minel melaiketi murdifin.

Hani siz, Rabb'inizden yardım istiyordunuz. O da ardı ardına bin melekle yardım edeceğim diye, isteğinize karşılık vermişti.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/9-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَجِيبُوا۟ — stecibu · "çağrısına koşun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Ya eyyuhellezine amenustecibu lillahi ve lir resuli iza deakum lima yuhyikum, va'lemu ennallahe yehulu beynel mer'i ve kalbihi ve ennehu ileyhi tuhşerun.

Ey İman Edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/24-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** أُجِيبَت — ucibet · "kabul edildi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · edilgen · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ

Kale kad ucibet da'vetukuma festekima ve la tettebi anni sebilellezine la ya'lemun.

Allah: "İkinizin duası kabul olunmuştur. Siz, doğru yolunuza devam edin. Bilmeyenlerin yoluna uymayın." dedi.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/89-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُوا۟ — yestecibu · "cevap veremezlerse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَاِلَّمْ يَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّـمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

Fe illem yestecibu lekum fa'lemu ennema unzile bi ilmillahi ve en la ilahe illa hu, fe hel entum muslimun.

Eğer, size cevap veremezlerse; iyi bilin ki, bu ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilah yoktur. Hala müslim olmayacak mısınız?

_https://acikkuran.com/hud-suresi/14-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** مُّجِيبٌۭ — mucibun · "kabul edendir"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ ف۪يهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِۜ اِنَّ رَبّ۪ي قَر۪يبٌ مُج۪يبٌ

Ve ila semude ehahum saliha, kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin gayruh, huve enşeekum minel ardı vesta'merekum fiha festagfiruhu summe tubu ileyh, inne rabbi karibun mucib.

Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik. Ey halkım: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur." dedi. "Sizi yer yüzünde meydana getiren ve sizi orayı imar etmekle görevli kılan O'dur. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin. Sonra O'na tevbe ile yönelin. Rabb'im, Çok Yakın'dır, İsteklere Cevap Veren'dir."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/61-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَابَ — festecabe · "du'asını kabul etti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاسْتَجَابَ لَهُ رَبُّهُ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Festecabe lehu rabbuhu fe sarefe anhu keydehunn, innehu huves semiul alim.

Bunun üzerine Rabb'i dileğini kabul etti ve tuzaklarını ondan savdı. O' Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/34-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُونَ — yestecibune · "isteklerini karşılayamazlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ

Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa kebasitı keffeyhi ilel mai li yebluga fahu ve ma huve bi baligıh, ve ma duaul kafirine illa fi dalal.

Gerçek olan dua ancak O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/14-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَجَابُوا۟ — stecabu · "buyruğuna uyanlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

لِلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰىۜ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُٓوءُ الْحِسَابِۙ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ۟

Lillezinestecabu li rabbihimul husna, vellezine lem yestecibu lehu lev enne lehum ma fil ardı cemian ve mislehu meahu leftedev bih, ulaike lehum suul hısabi ve me'vahum cehennem, ve bi'sel mihad.

Rabb'lerinin çağrısına uyanlar için, en iyi karşılık vardır. O'na uymayanlar ise, yeryüzünde bulunanların tamamı ve bir o kadarı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini karşılık olarak verirlerdi. Hesabın kötüsü onlar içindir. Varacakları yer Cehennem'dir. O ne kötü bir yataktır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/18-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُوا۟ — yestecibu · "uymayan(lar)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لِلَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰىۜ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُٓوءُ الْحِسَابِۙ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ۟

Lillezinestecabu li rabbihimul husna, vellezine lem yestecibu lehu lev enne lehum ma fil ardı cemian ve mislehu meahu leftedev bih, ulaike lehum suul hısabi ve me'vahum cehennem, ve bi'sel mihad.

Rabb'lerinin çağrısına uyanlar için, en iyi karşılık vardır. O'na uymayanlar ise, yeryüzünde bulunanların tamamı ve bir o kadarı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini karşılık olarak verirlerdi. Hesabın kötüsü onlar içindir. Varacakları yer Cehennem'dir. O ne kötü bir yataktır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/18-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَبْتُمْ — festecebtum · "siz de da'vetime koştunuz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْۜ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ ل۪يۚ فَلَا تَلُومُون۪ي وَلُومُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ مَٓا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّۜ اِنّ۪ي كَفَرْتُ بِمَٓا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Ve kaleş şeytanu lemma kudıyel emru innallahe veadekum va'del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve ma kane liye aleykum min sultanin illa en deavtukum festecebtum li, fe la telumuni ve lumu enfusekum, ma ene bi musrihikum ve ma entum bi musrıhıyy, inni kefertu bi ma eşrektumuni min kabl, innaz zalimine lehum azabun elim.

Ne zaman ki hüküm gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Ben de size vadettim. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben size sadece çağrıda bulundum, siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı da yok saymıştım." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/22-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** نُّجِبْ — nucib · "gelelim"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْت۪يهِمُ الْعَذَابُۙ فَيَقُولُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رَبَّـنَٓا اَخِّرْنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِـعِ الرُّسُلَۜ اَوَلَمْ تَكُونُٓوا اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍۙ

Ve enzirin nase yevme ye'tihimul azabu fe yekulullezine zalemu rabbena ahhırna ila ecelin karibin nucib da'veteke ve nettebiır rusul, e ve lem tekunu aksemtum min kablu ma lekum min zeval.

Azabın kendilerine geleceği gün ile insanları uyar. O zaman kendilerine haksızlık yapanlar: "Rabb'imiz! Bize biraz daha süre ver de Senin çağrını kabul edelim ve Resullere uyalım." diyecekler. Allah da: "Daha önce sizin için bir tükenişin, inişe geçişin olmadığına yemin edenler sizler değil miydiniz?" diyecek.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/44-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** فَتَسْتَجِيبُونَ — fe testecibune · "çağrısına uyarsınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً۟

Yevme yed'ukum fe testecibune bi hamdihi ve tezunnune in lebistum illa kalila.

"Sizi çağıracağı gün, O'nu överek çağrıya uyacaksınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanacaksınız."

_https://acikkuran.com/isra-suresi/52-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُوا۟ — yestecibu · "cevap vermediler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ مَوْبِقاً

Ve yevme yekulu nadu şurekaiyellezine zeamtum fe deavhum fe lem yestecibu lehum ve cealna beynehum mevbika.

O Gün Allah, "Benim ortaklarım olarak sandıklarınızı haydi çağırın." der. Sonra onları çağırdılar fakat onlar, kendilerine cevap vermedi. Ve Biz onların aralarına aşılmaz bir engel koyduk.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/52-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 76. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَبْنَا — festecebna · "biz de kabul etmiştik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَنُوحاً اِذْ نَادٰى مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ

Ve nuhan iz nada min kablu festecebna lehu fe necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim.

Ve Nuh'u da hani o daha önce bize çağrıda bulunmuştu. Biz de çağrısına karşılık verdik. Onu ve ehlini büyük bir felaketten kurtardık.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/76-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 84. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَبْنَا — festecebna · "biz de kabul ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه۪ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِد۪ينَ

Festecebna lehu fe keşefna ma bihi min durrin ve ateynahu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten min ındina ve zikra lil abidin.

Biz de onun çağrısına karşılık verdik. Ve derdini yok ettik. Ve katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir öğüt olmak üzere, kendisine ehlini ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/84-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 88. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَبْنَا — festecebna · "biz de kabul ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

فَاسْتَجَبْنَا لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِن۪ينَ

Festecebna lehu ve necceynahu minel gamm, ve kezalike nuncil mu'minin.

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/88-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَجَبْنَا — festecebna · "kabul buyurduk"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

فَاسْتَجَبْنَا لَهُۘ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى وَاَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباًۜ وَكَانُوا لَنَا خَاشِع۪ينَ

Festecebna leh, ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh, innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed'unena regaben ve reheba, ve kanu lena haşiin.

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/90-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** جَوَابَ — cevabe · "cevabı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

Fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu ahricu ale lutın min karyetikum innehum unasun yetetahherun.

Fakat halkının cevabı: "Lut ailesini kasabamızdan çıkarın; çünkü onlar temiz kalmak isteyen kimselermiş!" demekten başka bir şey olmadı.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/56-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** يُجِيبُ — yucibu · "yetişen"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَمَّنْ يُج۪يبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّٓوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَـفَٓاءَ الْاَرْضِۜ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِۜ قَل۪يلاً مَا تَذَكَّرُونَۜ

Emmen yucibul mudtarra iza deahu ve yekşifus sue ve yec'alukum hulefael ard, e ilahun meallah, kalilen ma tezekkerun.

Yoksa darda kalanın çağrısına karşılık veren, kötülüğü gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri yapan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı? Ne kadar az öğüt alıyorsunuz?

_https://acikkuran.com/neml-suresi/62-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُوا۟ — yestecibu · "cevap veremezlerse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَاِنْ لَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَكَ فَاعْلَمْ اَنَّمَا يَتَّبِعُونَ اَهْوَٓاءَهُمْۜ وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنِ اتَّبَعَ هَوٰيهُ بِغَيْرِ هُدًى مِنَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ

Fe in lem yestecibu leke fa'lem ennema yettebiune ehvaehum, ve men edallu mimmenittebea hevahu bi gayri huden minallah, innallahe la yehdil kavmez zalimin.

Buna rağmen eğer sana uymazlarsa, bil ki onlar hevalarına uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevasına uyandan daha sapkın kim olabilir? Kuşkusuz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/50-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُوا۟ — yestecibu · "çağrısına cevap vermezler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَق۪يلَ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُمْ وَرَاَوُا الْعَذَابَۚ لَوْ اَنَّهُمْ كَانُوا يَهْتَدُونَ

Ve kiled'u şurekaekum fe deavhum fe lem yestecibu lehum ve reavul azab, lev ennehum kanu yehtedun.

Ve onlara: "Ortaklarınızı çağırın." denildi. Onlar da çağırdılar. Ancak cevap alamadılar ve azapla karşı karşıya kaldılar. Keşke zamanında doğru yolu seçselerdi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/64-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** أَجَبْتُمُ — ecebtumu · "cevap verdiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ مَاذَٓا اَجَبْتُمُ الْمُرْسَل۪ينَ

Ve yevme yunadihim fe yekulu maza ecebtumul murselin.

Ve o gün Allah, onlara seslenecek: "Gönderilen Resullere ne cevap verdiniz?"

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/65-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** جَوَابَ — cevabe · "cevabı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Fe ma kane cevabe kavmihi illa en kaluktuluhu ev harrýkuhu fe encahullahu minen nar, inne fi zalike le ayatin li kavmin yu'minun.

Sonra onun halkının cevabı: "Onu öldürün veya yakın!" demeleri oldu. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda iman edecek bir halk için kesinlikle ayetler vardır.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/24-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** جَوَابَ — cevabe · "cevabı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَأْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

E innekum le te'tuner ricale ve taktaunes sebile ve te'tune fi nadikumulmunker, fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu'tina bi azabillahi in kunte mines sadikin.

"Gerçekten siz; erkeklere yönelecek, yanlış yolu seçecek ve bir araya gelerek çirkinlik yapacak mısınız?" Halkının yanıtı: "Eğer doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını bize getir." demeleri oldu.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/29-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَجَابُوا۟ — stecabu · "cevap veremezler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اِنْ تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَٓاءَكُمْۚ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْۜ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْۜ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَب۪يرٍ۟

İn ted'uhum la yesmeu duaekum, ve lev semiu mestecabu lekum, ve yevmel kıyameti yekfurune bi şirkikum, ve la yunebbiuke mislu habir.

Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet günü, kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/14-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُجِيبُونَ — l-mucibune · "kabul buyurmuştuk"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ

Ve lekad nadana nuhun fe le ni'mel mucibun.

Ant olsun ki Nuh, Bize dua etmişti. Biz, ne güzel karşılık vermiştik!

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/75-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** أَسْتَجِبْ — estecib · "kabul edeyim"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَت۪ي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِر۪ينَ۟

Ve kale rabbukumud'uni estecib lekum, innellezine yestekbirune an ibadeti se yedhulune cehenneme dahırin.

Rabb'iniz: "Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Bana kulluk etmeye büyüklenenler, horlanmış olarak Cehennem'e gireceklerdir." dedi.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/60-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتُجِيبَ — stucibe · "kabul ettikten"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ يُحَٓاجُّونَ فِي اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا اسْتُج۪يبَ لَهُ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ

Vellezine yuhaccune fillahi min ba'di mestucibe lehu huccetuhum dahıdatun inde rabbihim ve aleyhim gadabun ve lehum azabun şedid.

Allah'a olan çağrıya olumlu yanıt verdikten sonra, O'nun hakkında tartışanların ileri sürdükleri kanıtlar, Rabb'lerinin yanında geçersizdir. Onların üzerinde gazap vardır, şiddetli bir azap da onlar içindir.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/16-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَسْتَجِيبُ — ve yestecibu · "ve dileklerini kabul eder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَسْتَج۪يبُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَالْكَافِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ

Ve yestecibullezine amenu ve amilus salihati ve yeziduhum min fadlih, vel kafirune lehum azabun şedid.

İman edip salihatı yapanların isteklerini kabul eder ve onlara lütfundan daha fazlasını verir. Kafirlere ise şiddetli bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/26-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَجَابُوا۟ — stecabu · "çağrısına gelirler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۚ

Vellezinestacabu li rabbihim ve ekamus salate ve emruhum şura beynehum ve mimma rezaknahum yunfikun.

Rabb'lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikame ederler. Onlar, işlerini birbirlerine şura ile yaparlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/38-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** ٱسْتَجِيبُوا۟ — istecibu · "uyun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اِسْتَج۪يبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِۜ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَك۪يرٍ

İstecibu li rabbikum min kabli en ye'tiye yevmun la meredde lehu minallah, ma lekum min melcein yevme izin ve ma lekum min nekir.

Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce, Rabb'inizin çağrısına olumlu yanıt verin. O Gün, sizin için bir sığınak yoktur. Sizin için kabul etmemek de yoktur.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/47-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَجِيبُ — yestecibu · "cevap veremeyecek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَنْ لَا يَسْتَج۪يبُ لَـهُٓ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَٓائِهِمْ غَافِلُونَ

Ve men edallu mimmen yed'u min dunillahi men la yestecibu lehu ila yevmil kıyameti ve hum an duaihim gafilun.

Allah'ın yanı sıra, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/5-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 31. ayet

- **Geçtiği form:** أَجِيبُوا۟ — ecibu · "uyun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَا قَوْمَنَٓا اَج۪يبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِه۪ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ

Ya kavmena ecibu daiyallahi ve aminu bihi yagfir lekum min zunubikum ve yucirkum min azabin elim.

"Ey halkımız! Allah'ın davetçisine uyun ve Allah'a iman edin ki suçlarınızı bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun."

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/31-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** يُجِبْ — yucib · "uymazsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءُۜ  اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Ve men la yucib daiyallahi fe leyse bi mu'cizin fil ardı ve leyse lehu min dunihi evliyau, ulaike fi dalalin mubin.

Her kim, Allah'a çağıran kimsenin çağrısına uymazsa, bilsin ki Allah'ı yeryüzünde aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka velileri de yoktur. İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/32-ayet-meali.md_

### 89. Fecr suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** جَابُوا۟ — cabu · "oyan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ

Ve semudelleziyne cabussahre bil vad.

Ve vadide kayaları oyan Semud'a,

_https://acikkuran.com/fecr-suresi/9-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-14
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
