# Kef-Fe-Fe — كفف (kff)

> Kur'an'da 15 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/kff

- **Anlam:** El tutmak, vazgeçmek, sakınmak, geri çekilmek, geri tutmak, eli uzatmak.
- **Türevleri:** كَافَّة (5) · كَفَّ (8) · كَفَّي (2)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 208. ayet

- **Geçtiği form:** كَآفَّةًۭ — kaffeten · "hepiniz birlikte"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَٓافَّةًۖ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

Ya eyyuhellezine amenudhulu fis silmi kaffeh, ve la tettebiu hutuvatiş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.

Ey İman Edenler! Bir bütün olarak Silm'e girin. Şeytanın izinden gitmeyin. Kuşkusuz o, sizin apaçık düşmanınızdır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/208-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 77. ayet

- **Geçtiği form:** كُفُّوٓا۟ — kuffu · "(savaştan) çekin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ ق۪يلَ لَهُمْ كُفُّٓوا اَيْدِيَكُمْ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۚ  فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةًۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَۚ  لَوْلَٓا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۜ  قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَل۪يلٌۚ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَت۪يلاً

E lem tera ilallezine kile lehum kuffu eydiyekum, ve ekimus salate ve atuz zekat, fe lemma kutibe aleyhimul kıtalu iza ferikun minhum yahşevnen nase ke haşyetillahi ev eşedde haşyeh, ve kalu rabbena lime ketebte aleynal kıtal, lev la ahhartena ila ecelin karib. Kul metaud dunya kalil, vel ahıratu hayrun li menitteka ve la tuzlemune fetila.

Kendilerine, ellerinizi çekin, salatı ikame edin, zekatı yapın denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir kısmı Allah'ın haşyeti gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet duyarlar. Ve "Ey Rabb'imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?" dediler. De ki: "Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır. Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık yapılmaz."

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/77-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 84. ayet

- **Geçtiği form:** يَكُفَّ — yekuffe · "kırar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ بَأْسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَأْساً وَاَشَدُّ تَنْك۪يلاً

Fe katil fi sebilillah, la tukellefu illa nefseke ve harrıdıl mu'minin, asallahu en yekuffe be'sellezine keferu. Vallahu eşeddu be'sen ve eşeddu tenkila.

O halde, sen, Allah yolunda savaş. Çünkü sen, ancak kendinden sorumlusun. İman Edenleri de teşvik et. Umulur ki Allah Kafirlerin baskısını kırar. Çünkü Allah'ın baskısı daha güçlüdür. Cezalandırması daha şiddetlidir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/84-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 91. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَكُفُّوٓا۟ — ve yekuffu · "(saldırıdan) çekmezlerse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

سَتَجِدُونَ اٰخَر۪ينَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْۜ كُلَّمَا رُدُّٓوا اِلَى الْفِتْنَةِ اُرْكِسُوا ف۪يهَاۚ فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُٓوا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّٓوا اَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْۜ وَاُو۬لٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَاناً مُب۪يناً۟

Se tecidune aharine yuridune en ye'menukum ve ye'menu kavmehum. Kullema ruddu ilal fitneti urkisu fiha, fe in lem ya'tezilukum ve yulku ileykumus seleme ve yekuffu eydiyehum fe huzuhum vaktuluhum haysu sekıftumuhum. Ve ulaikum cealna lekum aleyhim sultanen mubina.

Başkalarını da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/91-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** فَكَفَّ — fekeffe · "(Allah) çekmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ هَمَّ قَوْمٌ اَنْ يَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ۟

Ya eyyuhellezine amenuzkuru ni'metallahi aleykum iz hemme kavmun en yebsutu ileykum eydiyehum fe keffe eydiyehum ankum, vettekullah ve alallahi fel yetevekkelil mu'minun.

Ey İman Edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size saldırmayı tasarlamıştı da Allah, onları, size saldırmaktan vazgeçirmişti. Allah'a karşı takvalı olun. Mü'minler, yalnızca Allah'a güvenip yönelsinler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/11-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** كَفَفْتُ — kefeftu · "savmıştım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَت۪ي عَلَيْكَ وَعَلٰى وَالِدَتِكَۢ اِذْ اَيَّدْتُكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاًۚ وَاِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ وَاِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطّ۪ينِ كَـهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ بِاِذْن۪ي فَتَنْفُخُ ف۪يهَا فَتَكُونُ طَيْراً بِاِذْن۪ي وَتُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ بِاِذْن۪يۚ وَاِذْ تُخْرِجُ الْمَوْتٰى بِاِذْن۪يۚ وَاِذْ كَفَفْتُ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ عَنْكَ اِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ

İz kalellahu ya isebne meryemezkur ni'meti aleyke ve ala validetike iz eyyedtuke bi ruhil kudusi tukellimun nase fil mehdi ve kehl, ve iz allemtukel kitabe vel hikmete vet tevrate vel incil, ve iz tahluku minet tini ke hey'etit tayri bi izni fe tenfuhu fiha fe tekunu tayran bi izni ve tubriul ekmehe vel ebrasa bi izni, ve iz tuhricul mevta bi izni, ve iz kefeftu beni israile anke iz ci'tehum bil beyyinati fe kalellezine keferu minhum in haza illa sihrun mubin.

Allah, "Ey Meryem Oğlu İsa! Senin ve annenin üzerinde olan nimetimi hatırla." Hani seni Kudus'un Ruhu ile desteklemiştim, insanlarla beşikte ve yetişkinlikte konuşuyordun. Ve hani sana Kitap'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Ve hani Ben'im iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey tasarlıyordun ve ona üflüyordun, Ben'im iznimle hemen kuş oluyordu; kör olarak doğanı ve abrası Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Hani Ben'im iznimle ölüleri çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını senden uzaklaştırdım. Hani onlara apaçık beyyinelerle geldiğinde, onlardan Kafir olanlar, "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir." dediler.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/110-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** كَآفَّةًۭ — kaffeten · "topyekun"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْراً ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ

İnne iddeteş şuhuri indallahisna aşere şehren fi kitabillahi yevme halakas semavati vel arda minha erbeatun huruma zaliked dinul kayyimu fe la tazlimu fihinne enfusekum ve katilul muşrikine kaffeten kema yukatilunekum kaffeh, va'lemu ennallahe meal muttekin.

Gökleri ve yeri yarattığı zaman koyduğu yasasında, Allah'ın yanında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü Haram Aylar'dır. İşte kayyum olan budur. Bu aylarda, kendinize haksızlık yapmayın. Ve Müşrikler nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekun savaşın. Biliniz ki, Allah, muttakilerle beraberdir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/36-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** كَآفَّةًۭ ۚ — kaffeten · "topyekun"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْراً ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ

İnne iddeteş şuhuri indallahisna aşere şehren fi kitabillahi yevme halakas semavati vel arda minha erbeatun huruma zaliked dinul kayyimu fe la tazlimu fihinne enfusekum ve katilul muşrikine kaffeten kema yukatilunekum kaffeh, va'lemu ennallahe meal muttekin.

Gökleri ve yeri yarattığı zaman koyduğu yasasında, Allah'ın yanında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü Haram Aylar'dır. İşte kayyum olan budur. Bu aylarda, kendinize haksızlık yapmayın. Ve Müşrikler nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekun savaşın. Biliniz ki, Allah, muttakilerle beraberdir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/36-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 122. ayet

- **Geçtiği form:** كَآفَّةًۭ ۚ — kaffeten · "hepsi toptan"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّ۪ينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟

Ve ma kanel mu'minune li yenfiru kaffeh, fe lev la nefere min kulli firkatin minhum taifetun li yetefekkahu fid dini ve li yunziru kavmehum iza receu ileyhim leallehum yahzerun.

Mü'minlerin toptan seferber olmaları uygun değildir. Dinde bilgi edinmek için her grubun içinden birtakım kimseler gitmeli ve döndüklerinde halklarını bilgilendirmelidirler. Umulur ki onlar sakınırlar.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/122-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** كَفَّيْهِ — keffeyhi · "avuçlarını"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, ikil · merfu` isim

لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّۜ وَالَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا يَسْتَج۪يبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَٓاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِه۪ۜ وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ

Lehu da'vetul hakk, vellezine yed'une min dunihi la yestecibune lehum bi şey'in illa kebasitı keffeyhi ilel mai li yebluga fahu ve ma huve bi baligıh, ve ma duaul kafirine illa fi dalal.

Gerçek olan dua ancak O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/14-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** كَفَّيْهِ — keffeyhi · "ellerini"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, ikil · merfu` isim

وَاُح۪يطَ بِثَمَرِه۪ فَاَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلٰى مَٓا اَنْفَقَ ف۪يهَا وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُشْرِكْ بِرَبّ۪ٓي اَحَداً

Ve uhita bi semerihi fe asbeha yukallibu keffeyhi ala ma enfeka fiha ve hiye haviyetun ala uruşiha ve yekulu ya leyteni lem uşrik bi rabbi ehada.

Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." diyordu.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/42-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** يَكُفُّونَ — yekuffune · "savamayacakları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَوْ يَعْلَمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ح۪ينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

Lev ya'lemullezine keferu hine la yekuffune an vucuhihimun nare ve la an zuhurihim ve la hum yunsarun.

Kafirler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/39-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** كَآفَّةًۭ — kaffeten · "bütün"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mansub isim · belirsiz

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَٓافَّةً لِلنَّاسِ بَش۪يراً وَنَذ۪يراً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Ve ma erselnake illa kaffeten lin nasi beşiren ve neziren ve lakinne ekseren nasi la ya'lemun.

Biz, seni bütün insanlığa yalnızca haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bu gerçeği anlamıyorlar.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/28-ayet-meali.md_

### 48. Fetih suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** وَكَفَّ — ve keffe · "ve çekti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ

Vaadekumullahu meganime kesireten te'huzuneha fe accele lekum hazihi ve keffe eydiyen nasi ankum, ve li tekune ayeten lil mu'minine ve yehdiyekum sıratan mustekima.

Allah size, alacağınız pek çok ganimet sözü verdi. Şimdilik size bunları bahşetti. İnsanların ellerini sizden çekti. İman Edenler'e ayet olsun ve sizi dosdoğru yola iletsin diye.

_https://acikkuran.com/fetih-suresi/20-ayet-meali.md_

### 48. Fetih suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** كَفَّ — keffe · "çeken"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراً

Ve huvellezi keffe eydiyehum ankum ve eydiyekum anhum bi batni mekkete min ba'di en azferekum aleyhim ve kanallahu bi ma ta'melune basira.

Sizi, Mekke'nin merkezinde onlara galip kıldıktan sonra, onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi de onlardan çeken O'dur. Allah, yaptıklarınızı görendir.

_https://acikkuran.com/fetih-suresi/24-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
