# Mim-Dal-Dal — مدد (mdd)

> Kur'an'da 32 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/mdd

- **Anlam:** çekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemek
- **Türevleri:** أَمَدَّ (10) · مِدَاد (1) · مَدّ (2) · مَدَّ (13) · مَدَد (1) · مُدَّت (1) · مُمِدّ (1) · مُّمَدَّدَة (1) · مَّمْدُود (2)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَمُدُّهُمْ — ve yemudduhum · "ve onları bırakır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

Allahu yestehziu bihim ve yemudduhum fi tugyanihim ya'mehun.

Allah da onları alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/15-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 124. ayet

- **Geçtiği form:** يُمِدَّكُمْ — yumiddekum · "size yardım etmesi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ اَلَنْ يَكْفِيَكُمْ اَنْ يُمِدَّكُمْ رَبُّكُمْ بِثَلٰثَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُنْزَل۪ينَۜ

İz tekulu lil mu'minine e len yekfiyekum en yumiddekum rabbukum bi selaseti alafin minel melaiketi munzelin.

Hani! Sen Mü'minlere: "Rabb'inizin, indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/124-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 125. ayet

- **Geçtiği form:** يُمْدِدْكُمْ — yumdidkum · "size yardım eder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

بَلٰٓىۙ اِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَأْتُوكُمْ مِنْ فَوْرِهِمْ هٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُسَوِّم۪ينَ

Bela in tasbiru ve tetteku ve ye'tukum min fevrihim haza yumdidkum rabbukum bi hamseti alafin minel melaiketi musevvimin.

Evet! Sabreder ve takvalı davranırsanız, düşman size hemen saldırsa bile, Rabb'iniz, size, seçilmiş beş bin melekle yardım eder.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/125-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 202. ayet

- **Geçtiği form:** يَمُدُّونَهُمْ — yemuddunehum · "onları çekerler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاِخْوَانُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِي الْغَيِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ

Ve ihvanuhum yemuddunehum fil gayyi summe la yuksirun.

Şeytanlar, kendilerine kardeş olanları azgınlığa sürüklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/202-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** مُمِدُّكُم — mumiddukum · "size yardım edeceğim"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril · merfu` isim

اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ

İz testegisune rabbekum festecabe lekum enni mumiddukum bi elfin minel melaiketi murdifin.

Hani siz, Rabb'inizden yardım istiyordunuz. O da ardı ardına bin melekle yardım edeceğim diye, isteğinize karşılık vermişti.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/9-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** مُدَّتِهِمْ ۚ — muddetihim · "tanıdığınız süreye"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim

اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ثُمَّ لَمْ يَنْقُصُوكُمْ شَيْـٔاً وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ اَحَداً فَاَتِمُّٓوا اِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ اِلٰى مُدَّتِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ

İllellezine ahedtum minel muşrikine summe lem yankusukum şey'en ve lem yuzahiru aleykum ehaden fe etimmu ileyhim ahdehum ila muddetihim, innallahe yuhıbbul muttekin .

Ancak, kendileriyle yaptığınız antlaşmanın hükümlerine eksiksiz uyan ve size karşı başkalarıyla iş birliğinde bulunmayan Müşrikler müstesna. Onlarla antlaşmanın süresini tamamlayın. Allah, takva sahiplerini sever.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/4-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** مَدَّ — medde · "uzattı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَهُوَ الَّذ۪ي مَدَّ الْاَرْضَ وَجَعَلَ ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْهَاراًۜ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ ف۪يهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Ve huvellezi meddel arda ve ceale fiha revasiye ve enhara, ve min kullis semerati ceale fiha zevceynisneyni yugşil leylen nehar, inne fi zalike le ayatin li kavmin yetefekkerun.

Ve O ki, yeryüzünü uzattı ve orada ağır baskılar ve nehirler yaptı. Orada meyvelerin hepsinden ikili eşler yaptı. Gündüzü geceyle örttü. Bunda tefekkür eden bir halk için ayetler vardır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/3-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** مَدَدْنَـٰهَا — medednaha · "yaydık"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ

Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli şey'in mevzun.

Yeryüzünü yaydık ve oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her türlü bitkiyi bir ölçüye göre yetiştirdik.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/19-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 88. ayet

- **Geçtiği form:** تَمُدَّنَّ — temuddenne · "dikme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ

La temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum ve la tahzen aleyhim vahfıd cenahake lil mu'minin.

Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme. Onlar için üzülme. Sen, Mü'minlere kol kanat ger.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/88-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَمْدَدْنَـٰكُم — ve emdednakum · "ve sizi destekledik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَف۪يراً

Summe rededna lekumul kerrete aleyhim ve emdednakum bi emvalin ve benine ve cealnakum eksere nefira.

Sonra sizi, onlara karşı tekrar üstün kıldık. Size mallarla ve evlatlarla yardım ettik. Ve sayınızı çokça artırdık.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/6-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** نُّمِدُّ — numiddu · "uzatırız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

كُلاًّ نُمِدُّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ مِنْ عَطَٓاءِ رَبِّكَۜ وَمَا كَانَ عَطَٓاءُ رَبِّكَ مَحْظُوراً

Kullen numiddu haulai ve haulai min atai rabbik, ve ma kane atau rabbike mahzura.

Her birisine; bunlara da, bunlara da Rabb'inin ihsanından ulaştırırız. Çünkü senin Rabb'inin ihsanı engellenmiş değildir.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/20-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 109. ayet

- **Geçtiği form:** مِدَادًۭا — midaden · "mürekkep"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَاداً لِكَلِمَاتِ رَبّ۪ي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ اَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبّ۪ي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِه۪ مَدَداً

Kul lev kanel bahru midaden li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatu rabbi ve lev ci'na bi mislihi mededa.

De ki: "Rabb'imin kelimeleri için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin kelimeleri bitmeden denizler biterdi.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/109-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 109. ayet

- **Geçtiği form:** مَدَدًۭا — mededen · "yardım için"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَاداً لِكَلِمَاتِ رَبّ۪ي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ اَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبّ۪ي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِه۪ مَدَداً

Kul lev kanel bahru midaden li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatu rabbi ve lev ci'na bi mislihi mededa.

De ki: "Rabb'imin kelimeleri için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin kelimeleri bitmeden denizler biterdi.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/109-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** فَلْيَمْدُدْ — felyemdud · "süre versin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَداًّۚ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضْعَفُ جُنْداً

Kul men kane fid dalaleti fel yemdud lehur rahmanu medda, hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah, fe se ya'lemune men huve şerrun mekanen ve ad'afu cunda.

De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/75-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** مَدًّا ۚ — medden · "bi süre"
  - **Dil bilgisi:** isim · isim fiil · eril · mansub isim · belirsiz

قُلْ مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَداًّۚ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضْعَفُ جُنْداً

Kul men kane fid dalaleti fel yemdud lehur rahmanu medda, hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah, fe se ya'lemune men huve şerrun mekanen ve ad'afu cunda.

De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/75-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَمُدُّ — ve nemuddu · "ve uzatacağız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

كَلَّاۜ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَداًّۙ

Kella, se nektubu ma yekulu ve nemuddu lehu minel azabi medda.

Hayır! Onun söylediklerini yazacağız. Ve ona azabı uzattıkça uzatacağız.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/79-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 79. ayet

- **Geçtiği form:** مَدًّۭا — medden · "uzattıkça"
  - **Dil bilgisi:** isim · isim fiil · eril · mansub isim · belirsiz

كَلَّاۜ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَداًّۙ

Kella, se nektubu ma yekulu ve nemuddu lehu minel azabi medda.

Hayır! Onun söylediklerini yazacağız. Ve ona azabı uzattıkça uzatacağız.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/79-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 131. ayet

- **Geçtiği form:** تَمُدَّنَّ — temuddenne · "dikme"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۜ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

Ve la temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum zehretel hayatid dunya li neftinehum fih, ve rızku rabbike hayrun ve ebka.

Onlardan bazı zümrelere, kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere imrenme. Rabb'inin rızkı daha hayırlıdır ve kalıcıdır.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/131-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** فَلْيَمْدُدْ — felyemdud · "uzansın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

مَنْ كَانَ يَظُنُّ اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَٓاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغ۪يظُ

Men kane yezunnu en len yensurehullahu fid dunya vel ahıreti felyemdud bi sebebin iles semai summel yakta' felyenzur hel yuzhibennekeyduhu ma yagiz.

Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya bir araç uzatsın da sonra onu kessin de baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?

_https://acikkuran.com/hac-suresi/15-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 55. ayet

- **Geçtiği form:** نُمِدُّهُم — numidduhum · "kendilerine verdiğimiz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَيَحْسَبُونَ اَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِه۪ مِنْ مَالٍ وَبَن۪ينَۙ

E yahsebune ennema numidduhum bihi min malin ve benin.

Mal ve oğullarla onlara iyilik yaptığımızı mı sanıyorlar?

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/55-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** مَدَّ — medde · "uzattı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِناًۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَل۪يلاًۙ

E lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll, ve lev şae le cealehu sakina, summe cealneş şemse aleyhi delila.

Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/45-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 132. ayet

- **Geçtiği form:** أَمَدَّكُم — emeddekum · "size bol bol veren"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاتَّقُوا الَّـذ۪ٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ

Vettekullezi emeddekum bima ta'lemun.

"Bildiğiniz şeylerle size yardım edene karşı takva sahibi olun."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/132-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 133. ayet

- **Geçtiği form:** أَمَدَّكُم — emeddekum · "ki O size vermiştir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَمَدَّكُمْ بِاَنْعَامٍ وَبَن۪ينَۙ

Emeddekum bi en'amin ve benin.

"Size davarlarla, evlatlarla yardım etti."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/133-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** أَتُمِدُّونَنِ — etumidduneni · "bana yardım mı etmek istiyorsunuz?"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

فَلَمَّا جَٓاءَ سُلَيْمٰنَ قَالَ اَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۘ فَمَٓا اٰتٰينِ‌يَ اللّٰهُ خَيْرٌ مِمَّٓا اٰتٰيكُمْۚ بَلْ اَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ

Fe lemma cae suleymane kale e tumidduneni bi malin fe ma ataniyallahu hayrun mimma atakum, bel entum bi hediyyetikum tefrahun.

Elçi Süleyman'a geldiğinde, Süleyman: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Böyle hediyelere ancak sizin gibiler sevinir." dedi.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/36-ayet-meali.md_

### 31. Lokman suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** يَمُدُّهُۥ — yemudduhu · "ona katılsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِه۪ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Ve lev enne ma fil ardı min şeceretin aklamun vel bahru yemudduhu min ba'dihi seb'atu ebhurin ma nefidet kelimatullah, innellahe azizun hakim.

Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi deniz daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir

_https://acikkuran.com/lokman-suresi/27-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** مَدَدْنَـٰهَا — medednaha · "yaydık onu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ

Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli zevcin behicin.

Ve yine yeryüzünü döşedik, oraya ağır baskılar yerleştirdik. Ve orada her çeşitten göz alıcı çiftler yetiştirdik.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/7-ayet-meali.md_

### 52. Tur suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَمْدَدْنَـٰهُم — ve emdednahum · "ve onlara bol bol verdik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Ve emdednahum bi fakihetin ve lahmin mimma yeştehun.

Onlara; meyvelerden, etlerden ve canlarının çektiği şeylerden bol bol sunarız.

_https://acikkuran.com/tur-suresi/22-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** مَّمْدُودٍۢ — memdudin · "uzamış"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · edilgen · eril · mecrur isim · belirsiz

وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ

Ve zıllin memdud.

Uzamış gölgeler,

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/30-ayet-meali.md_

### 71. Nuh suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** وَيُمْدِدْكُم — ve yumdidkum · "ve size yardım etsin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَاراًۜ

Ve yumdidkum biemvalin ve benine ve yec'al lekum cennatin ve yec'al lekum enhara.

"Size mal mülk ve oğullarla yardım etsin. Ve sizin için bahçeler yapsın, nehirler akıtsın."

_https://acikkuran.com/nuh-suresi/12-ayet-meali.md_

### 74. Müddessir suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** مَّمْدُودًۭا — memduden · "uzun boylu"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · edilgen · eril · mansub isim · belirsiz

وَجَعَلْتُ لَهُ مَالاً مَمْدُوداًۙ

Ve ce'altu lehu malen memduda.

Ona hesapsız mal verdim;

_https://acikkuran.com/muddessir-suresi/12-ayet-meali.md_

### 84. İnşikak suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** مُدَّتْ — muddet · "uzatıldığı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْۙ

Ve izel ardu muddet.

Yeryüzü uzatıldığı zaman,

_https://acikkuran.com/insikak-suresi/3-ayet-meali.md_

### 104. Hümeze suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** مُّمَدَّدَةٍۭ — mumeddedetin · "uzatılmış"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · tef'il kalıbı · edilgen · dişil · mecrur isim · belirsiz

ف۪ي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ

Fi amedin mumeddedeh.

Uzatılmış sütunlar arasında.

_https://acikkuran.com/humeze-suresi/9-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
