# Nun-Dal-Vav — ندو (ndw)

> Kur'an'da 53 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/ndw

- **Anlam:** İlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantı
- **Türevleri:** تَّنَاد (1) · تَنَادَ (1) · مُنَاد (1) · مُنَادِي (1) · نَادِي (2) · نَادَىٰ (44) · نِدَاء (2) · نَدِيّ (1)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 171. ayet

- **Geçtiği form:** وَنِدَآءًۭ ۚ — ve nida'en · "ve bağırtıdan"
  - **Dil bilgisi:** isim · mufa'ale kalıbı · isim fiil · eril · mansub isim · belirsiz

وَمَثَلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا كَمَثَلِ الَّذ۪ي يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ اِلَّا دُعَٓاءً وَنِدَٓاءًۜ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

Ve meselullezine keferu ke meselillezi yen'ıku bi ma la yesmeu illa duaen ve nidaa, summun bukmun umyun fe hum la ya'kılun.

Kafirlerin durumu, çağırmaktan, seslenmekten başka bir şey duymayan haykıran kimsenin durumu gibidir. Onlar; sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu nedenle, akıllarını da kullanmazlar.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/171-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَادَتْهُ — fenadethu · "ona seslendiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَٓائِمٌ يُصَلّ۪ي فِي الْمِحْرَابِۙ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى مُصَدِّقاً بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّداً وَحَصُوراً وَنَبِياًّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Fe nadethul melaiketu ve huve kaimun yusalli fil mihrabi, ennallahe yubeşşiruke bi yahya musaddikan bi kelimetin minallahi ve seyyiden ve hasuran ve nebiyyen mines salihin.

O, mihrapta salat ederken, melekler: " Kuşkusuz Allah, seni Yahya ile müjdeliyor. O, Allah'tan gelen kelimeyi tasdik eden, toplumuna öncülük yapan, kendisine sahip olan, iyilerden bir Nebi olacak." diye seslendiler.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/39-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 193. ayet

- **Geçtiği form:** مُنَادِيًۭا — munadiyen · "bir davetçi"
  - **Dil bilgisi:** isim · mufa'ale kalıbı · etken · eril · mansub isim · belirsiz

رَبَّنَٓا اِنَّـنَا سَمِعْنَا مُنَادِياً يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّـنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ

Rabbena innena semi'na munadiyen yunadi lil imani en aminu bi rabbikum fe amenna, rabbena fagfir lena zunubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar.

"Ey Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin." diye, iman etmeye çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabb'imiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilikle al."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/193-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 193. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادِى — yunadi · "çağıran"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

رَبَّنَٓا اِنَّـنَا سَمِعْنَا مُنَادِياً يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّـنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ

Rabbena innena semi'na munadiyen yunadi lil imani en aminu bi rabbikum fe amenna, rabbena fagfir lena zunubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar.

"Ey Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin." diye, iman etmeye çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabb'imiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilikle al."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/193-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَيْتُمْ — nadeytum · "çağırıldığınız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُواً وَلَعِباًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ

Ve iza nadeytum iles salatittehazuha huzuven ve leıba zalike bi ennehum kavmun la ya'kılun.

Salata çağrıldığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların kesinlikle aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/58-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰهُمَا — ve nadahuma · "ve onlara seslendi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

Fedellahuma bi gurur, fe lemma zakaş şecerete bedet lehuma sev'atuhuma ve tafika yahsıfani aleyhima min varakıl cenneh, ve nadahuma rabbuhuma e lem enhekuma an tilkumeş şecereti ve ekul lekuma inneş şeytane lekuma aduvvun mubin.

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, çirkinlikleri açığa çıktı. Cennet yapraklarını üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/22-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** وَنُودُوٓا۟ — ve nudu · "onlara seslenildi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ  لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve neza'na ma fi sudurihim min gıllin tecri min tahtihimul enhar, ve kalul hamdu lillahillezi hedana li haza ve ma kunna li nehtediye levla en hedanallah, lekad caet rusulu rabbina bil hakk, ve nudu en tilkumul cennetu uristumuha bima kuntum ta'melun.

Göğüslerinde tasadan ne varsa çıkarıp almışız. Yanı başlarında ırmaklar akmaktadır. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Ant olsun ki Rabb'imizin Resulleri gerçeği getirmişlerdir." Onlara: "İşte yaptığınız işlere karşılık, hak ettiğiniz Cennet budur." diye seslenilir.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/43-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰٓ — ve nada · "ve seslendi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقاًّ فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقاًّۜ  قَالُوا نَعَمْۚ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِم۪ينَۙ

Ve nada ashabul cenneti ashaben nari en kad vecedna ma vaadena rabbuna hakka fe hel vecedtum ma vaade rabbukum hakka kalu neam fe ezzene muezzinun beynehum en la'netullahi alez zalimin.

Cennet halkı, Cehennem halkına, "Rabb'imizin bize söz verdiklerinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabb'inizin size söylediklerinin gerçek olduğunu gördünüz mü?" diye seslenirler. "Evet." derler. Aralarından bir çağırıcı, "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." diye bağırır.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/44-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَوْا۟ — ve nadev · "ve seslendiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَبَيْنَـهُمَا حِجَابٌۚ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلاًّ بِس۪يمٰيهُمْۚ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

Ve beynehuma hicab ve alel a'rafi ricalun ya'rifune kullen bi simahum ve nadev ashabel cenneti en selamun aleykum lem yedhuluha ve hum yatmeun.

İki taraf arasında bir hicap vardır. Ve A'raf' üzerinde de hepsini simalarından tanıyan kimseler vardır. Henüz Cennet'e girmemiş olan, fakat girmeyi uman Cennet halkına: "Size selam olsun." diye seslendiler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/46-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰٓ — ve nada · "ve seslendiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالاً يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَٓا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

Ve nada ashabul'a'rafi ricalen ya'rifunehum bi simahum kalu ma agna ankum cem'ukum ve ma kuntum testekbirun.

A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/48-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰٓ — ve nada · "ve seslendiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَف۪يضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَٓاءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۜ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِر۪ينَۙ

Ve nada ashabun nari ashabel cenneti en efidu aleyna minel mai ev mimma rezekakumullah, kalu innallahe harremehuma alel kafirin.

Ateş halkı, Cennet halkına, "Suyunuzdan veya Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden biraz da bize verin." diye feryat ederler. Onlar, "Allah, bu ikisini kafirlere haram kılmıştır." derler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/50-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰ — ve nada · "ve seslendi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَهِيَ تَجْر۪ي بِهِمْ ف۪ي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادٰى نُوحٌۨ ابْنَهُ وَكَانَ ف۪ي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَبْۭۗ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِر۪ينَ

Ve hiye tecri bihim fi mevcin kel cibali ve nada nuhunibnehu ve kane fi ma'zilin ya buneyyerkeb meana ve la tekun meal kafirin.

Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle beraber kalma." diye seslendi.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/42-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰ — ve nada · "ve seslendi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْن۪ي مِنْ اَهْل۪ي وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِم۪ينَ

Ve nada nuhun rabbehu fe kale rabbi innebni min ehli ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemul hakimin.

Nuh, Rabb'ine seslendi: "Ey Rabb'im! Oğlum benim ehlimdendir. Senin uyarın elbette gerçektir. Sen, hakimlerin hakimisin." dedi.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/45-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** نَادُوا۟ — nadu · "çağırın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَج۪يبُوا لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ مَوْبِقاً

Ve yevme yekulu nadu şurekaiyellezine zeamtum fe deavhum fe lem yestecibu lehum ve cealna beynehum mevbika.

O Gün Allah, "Benim ortaklarım olarak sandıklarınızı haydi çağırın." der. Sonra onları çağırdılar fakat onlar, kendilerine cevap vermedi. Ve Biz onların aralarına aşılmaz bir engel koyduk.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/52-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "yalvarmıştı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِياًّ

İz nada rabbehu nidaen hafiyya.

O, içten bir seslenişle Rabb'ine seslenmişti.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/3-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** نِدَآءً — nida'en · "bir seslenişle"
  - **Dil bilgisi:** isim · mufa'ale kalıbı · isim fiil · eril · mansub isim · belirsiz

اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِياًّ

İz nada rabbehu nidaen hafiyya.

O, içten bir seslenişle Rabb'ine seslenmişti.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/3-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَادَىٰهَا — fenadaha · "ona şöyle seslendi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ

Fe nadaha min tahtiha ella tahzeni kad ceale rabbuki tahteki seriyya.

Sonra altından ona "Üzülme." diye bir ses geldi: "Rabb'in, senin alt tarafında olanı şerefli kılmıştır."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/24-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَـٰدَيْنَـٰهُ — ve nadeynahu · "ve ona seslendik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِياًّ

Ve nadeynahu min canibit turil eymeni ve karrebnahu neciyya.

Ve Tur'un sağ tarafından ona seslendik. Onu, özel konuşmak için yaklaştırdık.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/52-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** نَدِيًّۭا — nediyyen · "meclisi (mevkii)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓواۙ اَيُّ الْفَر۪يقَيْنِ خَيْرٌ مَقَاماً وَاَحْسَنُ نَدِياًّ

Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine keferu lillezine amenu eyyul ferikayni hayrun makamen ve ahsenu nediyya.

Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, Kafirler, İman Edenler'e; "İki gruptan hangisi konumu itibariyle daha hayırlı, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/73-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** نُودِىَ — nudiye · "kendisine seslenildi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ يَا مُوسٰى

Fe lemma etaha nudiye ya musa.

Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/11-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 76. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "bize yalvarmıştı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنُوحاً اِذْ نَادٰى مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ

Ve nuhan iz nada min kablu festecebna lehu fe necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim.

Ve Nuh'u da hani o daha önce bize çağrıda bulunmuştu. Biz de çağrısına karşılık verdik. Onu ve ehlini büyük bir felaketten kurtardık.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/76-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "du'a etmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ

Ve eyyube iz nada rabbehu enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimin.

Eyyub'u da an! Hani o: "Bana bir dert dokundu. Ve Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin." diye Rabb'ine seslenmişti.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/83-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 87. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَادَىٰ — fenada · "nihayet yalvardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِباً فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ

Ve zennuni iz zehebe mugadıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nada fiz zulumati en la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez zalimin.

Ve Zu'n-Nun'u da an! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıda bırakmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde, "Senden başka ilah yoktur! Sen yüceler yücesisin. Ben haksızlık yaptım!" diye seslenmişti.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/87-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "du'a etmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَزَكَرِيَّٓا اِذْ نَادٰى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْن۪ي فَرْداً وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ

Ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezerni ferden ve ente hayrul varisin.

Ve Zekeriyya'yı da an! Rabb'ine: "Rabb'im! Beni tek başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın." diye seslenmişti.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/89-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "seslenmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِذْ نَادٰى رَبُّكَ مُوسٰٓى اَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۙ

Ve iz nada rabbuke musa eni'til kavmez zalimin.

Bir zamanlar Rabb'in, zalim halka gitmesi için Musa'ya seslenmişti.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/10-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** نُودِىَ — nudiye · "seslenildi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَلَمَّا جَٓاءَهَا نُودِيَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Fe lemma caeha nudiye en burike men fin nari ve men havleha, ve subhanallahi rabbil alemin.

Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve alemlerin Rabb'i olan Allah, Subhan'dır."

_https://acikkuran.com/neml-suresi/8-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** نُودِىَ — nudiye · "şöyle seslenildi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ يَا مُوسٰٓى اِنّ۪ٓي اَنَا اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَۙ

Fe lemma etaha nudiye min şatııl vadil eymeni fil buk'atil mubareketi mineş şecerati en ya musa inni enallahu rabbul alemin.

Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/30-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَيْنَا — nadeyna · "seslendiğimiz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الطُّورِ اِذْ نَادَيْنَا وَلٰكِنْ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Ve ma kunte bi canibit turi iz nadeyna, ve lakin rahmeten min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yetezekkerun.

Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/46-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادِيهِمْ — yunadihim · "(Allah) onlara seslenerek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

Ve yevme yunadihim fe yekulu eyne şurekaiyellezine kuntum tez'umun.

O Gün, onlara seslenilir: "Benim ortaklarım olduğunu ileri sürdükleriniz hani nerede?"

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/62-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادِيهِمْ — yunadihim · "onlara seslenerek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ مَاذَٓا اَجَبْتُمُ الْمُرْسَل۪ينَ

Ve yevme yunadihim fe yekulu maza ecebtumul murselin.

Ve o gün Allah, onlara seslenecek: "Gönderilen Resullere ne cevap verdiniz?"

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/65-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادِيهِمْ — yunadihim · "onlara seslenerek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

Ve yevme yunadihim fe yekulu eyne şurekaiyellezine kuntum tez'umun.

O Gün onlara seslenecek: "Ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz hani nerede?" diye soracak.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/74-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** نَادِيكُمُ — nadikumu · "toplantılarınızda"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · mecrur isim

اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَأْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

E innekum le te'tuner ricale ve taktaunes sebile ve te'tune fi nadikumulmunker, fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu'tina bi azabillahi in kunte mines sadikin.

"Gerçekten siz; erkeklere yönelecek, yanlış yolu seçecek ve bir araya gelerek çirkinlik yapacak mısınız?" Halkının yanıtı: "Eğer doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını bize getir." demeleri oldu.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/29-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰنَا — nadana · "bize yalvarmıştı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ

Ve lekad nadana nuhun fe le ni'mel mucibun.

Ant olsun ki Nuh, Bize dua etmişti. Biz, ne güzel karşılık vermiştik!

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/75-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 104. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَـٰدَيْنَـٰهُ — ve nadeynahu · "ve biz ona seslendik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ

Ve nadeynahu en ya ibrahim.

"Ey İbrahim!" diye ona seslendik.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/104-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَادَوا۟ — fenadev · "feryad ettiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ ح۪ينَ مَنَاصٍ

Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hine menas.

Onlardan önce nice kuşakları yok ettik. O zaman feryat ettiler, ama artık kurtuluş vakti geçmişti.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/3-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "seslenmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ

Vezkur abdena eyyub, iz nada rabbehu enni messeniyeş şeytanu bi nusbin ve azab.

Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan bana dert ve azap dokundurdu."

_https://acikkuran.com/sad-suresi/41-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادَوْنَ — yunadevne · "(şöyle) seslenilir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْا۪يمَانِ فَتَكْفُرُونَ

İnnellezine keferu yunadevne le maktullahi ekberu min maktikum enfusekum iz tud'avne ilel imani fe tekfurun.

Kafirlere seslenilir: "Elbette ki Allah'ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, kafirlik ediyordunuz."

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/10-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلتَّنَادِ — t-tenadi · "o çağırma"
  - **Dil bilgisi:** isim · tefa'ul kalıbı · isim fiil · eril · mecrur isim

وَيَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ التَّنَادِۙ

Ve ya kavmi inni ehafu aleykum yevmet tenad.

"Ey halkım! Ben sizin için o feryat gününden korkuyorum."

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/32-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادَوْنَ — yunadevne · "çağırılıyorlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰناً اَعْجَمِياًّ لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُۜ  ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّۜ قُلْ هُوَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌۜ وَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًىۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ۟

Ve lev cealnahu kur'anen a'cemiyyen le kalu lev la fussilet ayatuh, e a'cemiyyun ve arabiy, kul huve lillezine amenu huden ve şifaun, vellezine la yu'minune fi azanihim vakrun ve huve aleyhim ama, ulaike yunadevne min mekanin baid.

Biz, onu yabancı bir dille "kur'an" yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: "O, iman edenler için bir yol gösterici ve bir şifadır." Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve O, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir.

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/44-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادِيهِمْ — yunadihim · "onlara seslenildiği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ السَّاعَةِۜ وَمَا تَخْرُجُ مِنْ ثَمَرَاتٍ مِنْ اَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِه۪ۜ وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ اَيْنَ شُرَكَٓاء۪يۙ قَالُٓوا اٰذَنَّاكَۙ مَا مِنَّا مِنْ شَه۪يدٍۚ

İleyhi yureddu ilmus saah, ve ma tahrucu min semeratinmin ekmamiha ve ma tahmilu min unsa ve la tedau illa bi ilmih, ve yevme yunadihim eyne şurekai kalu azennake ma minna min şehid.

O Sa'at'ın bilgisi yalnızca O'na havale olunur. O'nun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz. Hiçbir dişi hamile kalmaz ve doğum yapmaz. Onlara: "Bana ortak koştuklarınız nerede?" diye seslenileceği gün, onlar: "Bizden bir tanık olmadığını Sana bildiririz." derler.

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/47-ayet-meali.md_

### 43. Zuhruf suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَىٰ — ve nada · "ve seslendi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَادٰى فِرْعَوْنُ ف۪ي قَوْمِه۪ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ ل۪ي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْر۪ي مِنْ تَحْت۪يۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ

Ve nada fir'avnu fi kavmihi kale ya kavmi e leyse li mulku mısra ve hazihil enharu tecri min tahti, e fe la tubsirun.

Firavun, halkına seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın egemenliği ve ayaklarımın altından akıp giden şu nehirler benim değil mi? Görmüyor musunuz?"

_https://acikkuran.com/zuhruf-suresi/51-ayet-meali.md_

### 43. Zuhruf suresi 77. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَادَوْا۟ — ve nadev · "ve seslendiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَۜ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ

Ve nadev ya maliku li yakdi aleyna rabbuk, kale innekum makisun.

"Ey malik! Rabb'in bizim aleyhimize hüküm versin." diye seslenirler. "Siz böyle kalacaksınız." dedi.

_https://acikkuran.com/zuhruf-suresi/77-ayet-meali.md_

### 49. Hucurat suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادُونَكَ — yunaduneke · "sana bağıranların"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَٓاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

İnnellezine yunaduneke min verail hucurati ekseruhum la ya'kılun.

Sana odaların dışından seslenenlerin çoğu, düşüncesiz kimselerdir.

_https://acikkuran.com/hucurat-suresi/4-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادِ — yunadi · "çağırır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاسْتَمِــعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ

Vestemi' yevme yunadil munadi min mekanin karib.

Çağırıcının, yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/41-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنَادِ — l-munadi · "o ünleyici"
  - **Dil bilgisi:** isim · mufa'ale kalıbı · etken · eril · mecrur isim

وَاسْتَمِــعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ

Vestemi' yevme yunadil munadi min mekanin karib.

Çağırıcının, yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/41-ayet-meali.md_

### 54. Kamer suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَادَوْا۟ — fenadev · "çağırdılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ

Fe nadev sahıbehum fe teata fe akar.

Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağa sarıldı ve kesti.

_https://acikkuran.com/kamer-suresi/29-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَادُونَهُمْ — yunadunehum · "onlara seslenirler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يُنَادُونَهُمْ اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنَّكُمْ فَـتَنْتُمْ اَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْاَمَانِيُّ حَتّٰى جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ

Yunadunehum e lem nekun meakum, kalu bela ve lakinnekum fe tentum enfusekum ve terebbastum vertebtum ve garret kumul emaniyyu hatta cae emrullahi ve garrekum billahil garur.

İman Edenlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İman Edenler, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz, bekleyip, kuşku duydunuz. Allah'ın emri gelinceye kadar tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur da sizi Allah ile aldattı." dediler.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/14-ayet-meali.md_

### 62. Cuma suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** نُودِىَ — nudiye · "çağrıldığı(nız)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Ya eyyuhellezine amenu iza nudiye lis salati min yevmil cumuati fes'av ila zikrillahi ve zerul bey'a, zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemun.

Ey İman Edenler! Cuma günü salat için seslenildiği zaman, alışverişi bırakıp, hemen Allah'ın öğüdüne koşun. Eğer bilirseniz, bu, sizin için hayırlı olandır.

_https://acikkuran.com/cuma-suresi/9-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** فَتَنَادَوْا۟ — fe tenadev · "birbirlerine seslendiler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَتَنَادَوْا مُصْبِح۪ينَۙ

Fe tenadev musbihin.

Sabah olunca birbirlerine seslendiler.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/21-ayet-meali.md_

### 68. Kalem suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰ — nada · "seslenmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِۢ اِذْ نَادٰى وَهُوَ مَكْظُومٌۜ

Fasbir li hukmi rabbike ve la tekun ke sahıbil hut, iz nada ve huve mekzum.

Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.

_https://acikkuran.com/kalem-suresi/48-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** نَادَىٰهُ — nadahu · "ona seslenmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ

İz nadahu rabbuhu bil vadil mukaddesi tuva.

Hani, Rabb'i ona kutsal vadi Tuva'da seslenmişti!

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/16-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** فَنَادَىٰ — fe nada · "ve bağırdı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ

Fehaşere fe nada.

Adamlarını toplayarak seslendi:

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/23-ayet-meali.md_

### 96. Alak suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** نَادِيَهُۥ — nadiyehu · "meclisini"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · mansub isim

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ

Felyed'u nadiyeh.

Haydi, yardımcılarını çağırsın.

_https://acikkuran.com/alak-suresi/17-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
