# Nun-Zal-Ra — نذر (npr)

> Kur'an'da 130 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/npr

- **Anlam:** adamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.
- **Türevleri:** أَنذَرَ (44) · مُنذِر (15) · مُنذَرِين (5) · نَذَرْ (4) · نُذْر (1) · نُذُور (1) · نَذِير (58) · نَّذْر (2)

## Geçtiği ayetler

_Sayfa 1 / 2_

### 2. Bakara suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** ءَأَنذَرْتَهُمْ — eenzertehum · "onları uyarman"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

İnnellezine keferu sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.

Şu bir gerçektir ki: Kafirleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/6-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** تُنذِرْهُمْ — tunzirhum · "uyarmasan da"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

İnnellezine keferu sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.

Şu bir gerçektir ki: Kafirleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/6-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 119. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا ۖ — ve neziran · "ve uyarıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۙ وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ اَصْحَابِ الْجَح۪يمِ

İnna erselnake bil hakkı beşiren ve neziren, ve la tus'elu an ashabil cahim.

Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/119-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 213. ayet

- **Geçtiği form:** وَمُنذِرِينَ — ve munzirine · "ve uyarıcılar olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّ۪نَ مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۖ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَمَا اخْتَلَفَ ف۪يهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْياً بَيْنَهُمْۚ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

Kanen nasu ummeten vahıdeten fe beasallahun nebiyyine mubeşşirine ve munzirine, ve enzele meahumul kitabe bil hakkı li yahkume beynen nasi fi mahtelefu fih, ve mahtelefe fihi illellezine utuhu min ba'di ma caethumul beyyinatu bagyen beynehum, fe hedallahullezine amenu li mahtelefu fihi minel hakkı bi iznih, vallahu yehdi men yeşau ila sıratın mustakim.

İnsanlar bir tek ümmetti. Allah; onlara, haber verici ve uyarıcı Nebiler gönderdi. Anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hakk ile hükmetmeleri için onlarla beraber Kitap indirdi. Kitap verilenler, kendilerine apaçık kanıtlar gelmesine rağmen, aralarındaki ihtiras nedeniyle onda anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah, İman Edenleri Kendi izni ile onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Zira Allah, hak edeni doğru yola iletir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/213-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 270. ayet

- **Geçtiği form:** نَذَرْتُم — nezertum · "(ne) adarsanız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَمَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ نَفَقَةٍ اَوْ نَذَرْتُمْ مِنْ نَذْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

Ve ma enfaktum min nafakatin ev nezertum min nezrin fe innallahe ya'lemuh, ve ma liz zalimine min ensar.

Nafaka olarak neyi infak eder veya adak olarak neyi adarsanız, Allah onu bilir. Zulmedenlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/270-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 270. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذْرٍۢ — nezrin · "adak olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَمَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ نَفَقَةٍ اَوْ نَذَرْتُمْ مِنْ نَذْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

Ve ma enfaktum min nafakatin ev nezertum min nezrin fe innallahe ya'lemuh, ve ma liz zalimine min ensar.

Nafaka olarak neyi infak eder veya adak olarak neyi adarsanız, Allah onu bilir. Zulmedenlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/270-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** نَذَرْتُ — nezertu · "adadım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرٰنَ رَبِّ اِنّ۪ي نَذَرْتُ لَكَ مَا ف۪ي بَطْن۪ي مُحَرَّراً فَتَقَبَّلْ مِنّ۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

İz kalet imraetu ımrane rabbi inni nezertu leke ma fi batni muharraran fe tekabbel minni, inneke entes semiul alim.

Hani, bir zaman İmran'ın Hanımı: "Rabb'im! Karnımdaki hür bırakılmış olanı sana adadım. Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan'sın, Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/35-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 165. ayet

- **Geçtiği form:** وَمُنذِرِينَ — ve munzirine · "ve uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

رُسُلاً مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Rusulen mubeşşirine ve munzirine li ella yekune lin nasi alallahi huccetun ba'der rusul. Ve kanallahu azizen hakima.

Haber verici ve uyarıcı olarak Resuller gönderdik ki, Resullerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/165-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٍۢ ۖ — nezirin · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ اَنْ تَقُولُوا مَا جَٓاءَنَا مِنْ بَش۪يرٍ وَلَا نَذ۪يرٍۘ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَش۪يرٌ وَنَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

Ya ehlel kitabi kad caekum resuluna yubeyyinu lekum ala fetretin min er rusuli en tekulu ma caena min beşirin ve la nezirin fe kad caekum beşirun ve nezir vallahu ala kulli şey'in kadir.

Ey Kitap Ehli! Resullerin arasının kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklayan Resul'ümüz geldi. "Bize herhangi bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi." demeyesiniz diye, müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/19-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرٌۭ ۗ — ve nezirun · "ve uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ اَنْ تَقُولُوا مَا جَٓاءَنَا مِنْ بَش۪يرٍ وَلَا نَذ۪يرٍۘ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَش۪يرٌ وَنَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

Ya ehlel kitabi kad caekum resuluna yubeyyinu lekum ala fetretin min er rusuli en tekulu ma caena min beşirin ve la nezirin fe kad caekum beşirun ve nezir vallahu ala kulli şey'in kadir.

Ey Kitap Ehli! Resullerin arasının kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklayan Resul'ümüz geldi. "Bize herhangi bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi." demeyesiniz diye, müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/19-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** لِأُنذِرَكُم — liunzirakum · "sizi uyarayım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اَيُّ شَيْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةًۜ  قُلِ اللّٰهُ شَه۪يدٌ بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْ وَاُو۫حِيَ اِلَيَّ هٰذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِه۪ وَمَنْ بَلَغَۜ  اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰىۜ قُلْ لَٓا اَشْهَدُۚ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّن۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَۢ

Kul eyyu şey'in ekberu şehadeh, kulillahu şehidun, beyni ve beynekum ve uhiye ileyye hazal kur'anu li unzirekum bihi ve men belag, e innekum le teşhedune enne meallahi aliheten uhra, kul la eşhed, kul innema huve ilahun vahidun ve inneni beriun mimma tuşrikun.

De ki: "Tanıklık yönünden hangi şey daha güvenilirdir?" De ki: "Aramızda tanık Allah'tır. Bu Kur'an; bana, sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyedildi. Yoksa Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna tanıklık mı ediyorsunuz?" De ki: "Ben tanıklık etmem." De ki: "O ancak tek ilahtır. Kuşkusuz ben, sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım."

_https://acikkuran.com/enam-suresi/19-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** وَمُنذِرِينَ ۖ — ve munzirine · "ve uyarıcılar olmak"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ فَمَنْ اٰمَنَ وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin, fe men amene ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun.

Biz elçileri ancak haberdar edici ve uyarıcı olarak gönderdik. Kim iman eder kendisini düzeltirse, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/48-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَنذِرْ — ve enzir · "ve uyar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاَنْذِرْ بِهِ الَّذ۪ينَ يَخَافُونَ اَنْ يُحْشَرُٓوا اِلٰى رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ وَلِيٌّ وَلَا شَف۪يعٌ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Ve enzir bihillezine yehafune en yuhşeru ila rabbihimleyse lehum min dunihi veliyyun ve la şefiun leallehum yettekun.

Rabb'lerinin huzurunda hesaba çekilme korkusu olanları, onunla uyar. Kendileri için ondan başka ne bir şefaatçi ne de bir veli yoktur. Umulur ki takva sahibi olurlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/51-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** وَلِتُنذِرَ — velitunzira · "ve uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَهُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Ve haza kitabun enzelnahu mubarekun musaddıkullezi beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kura ve men havleha, vellezine yu'minune bil ahireti yu'minune bihi ve hum ala salatihim yuhafizun.

Bu, şehirlerin anası ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendisinden öncekileri doğrulayan kutlu bir Kitap'tır. Ahiret'e iman edenler, buna da iman ederler. Ve onlar salatlarını korurlar.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/92-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 130. ayet

- **Geçtiği form:** وَيُنذِرُونَكُمْ — ve yunzirunekum · "ve sizi uyaran"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪ي وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا شَهِدْنَا عَلٰٓى اَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ

Ya ma'şerel cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yakussune aleykum ayati ve yunzirunekum likae yevmikum haza, kalu şehidna ala enfusina ve garrethumul hayatud dunya ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.

"Ey cinn ve ins topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi aktaran ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran Resuller gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize tanığız" derler. Dünya hayatı onları aldattı, kendilerinin Kafirler olduklarına tanıklık ettiler.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/130-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** لِتُنذِرَ — litunzira · "uyarman"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

كِتَابٌ اُنْزِلَ اِلَيْكَ فَلَا يَكُنْ ف۪ي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ لِتُنْذِرَ بِه۪ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ

Kitabun unzile ileyke fe la yekun fi sadrike haracun minhu litunzire bihi ve zikra lil mu'minin.

Bu, sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla uyarıda bulunman ve Mü'minlere öğüt vermen konusunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/2-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 63. ayet

- **Geçtiği form:** لِيُنذِرَكُمْ — liyunzirakum · "sizi uyarmak için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

E ve acibtum en caekum zikrun min rabbikum ala raculin minkum li yunzirekum ve li tetteku ve leallekum turhamun.

"Takvalı olmanızı sağlamak ve böylece merhamet olunmanız için; içinizden sizi uyaracak bir adama, Rabb'inizden size bir zikir gelmesine mi şaştınız?"

_https://acikkuran.com/araf-suresi/63-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** لِيُنذِرَكُمْ ۚ — liyunzirakum · "sizi uyarması için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْۜ  وَاذْكُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِي الْخَلْقِ بَصْۣـطَةًۚ فَاذْكُرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

E ve acibtum en caekum zikrun min rabbikum ala raculin minkum li yunzirekum, vezkuru iz cealekum hulefae min ba'di kavmi nuhın ve zadekum fil halkı bastaten, fezkuru alaallahi leallekum tuflihun.

"Sizi uyarması için, içinizden bir kimse aracılığıyla Rabb'inizden size bir zikir gelmesine hayret mi ettiniz? Nuh toplumundan sonra sizi onların yerine geçirdiğini hatırlayın. Ve yaradılışça sizi onlardan güçlü kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın. Umulur ki kurtuluşa erersiniz."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/69-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 184. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıdır"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِهِمْ مِنْ جِنَّةٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

E ve lem yetefekkeru ma bi sahıbihim min cinneh, in huve illa nezirun mubin.

Arkadaşlarında, hiçbir delilik olmadığını düşünmüyorlar mı? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/184-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 188. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْس۪ي نَفْعاً وَلَا ضَراًّ اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ وَلَوْ كُنْتُ اَعْلَمُ الْغَيْبَ لَاسْتَكْثَرْتُ مِنَ الْخَيْرِۚ وَمَا مَسَّنِيَ السُّٓوءُ اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذ۪يرٌ وَبَش۪يرٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ۟

Kul la emliku li nefsi nef'an ve la darran illa maşaallah, ve lev kuntu a'lemul gaybe lesteksertu minel hayri ve ma messeniyes suu in ene illa nezirun ve beşirun li kavmin yu'minun.

De ki: "Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer gaybı bilseydim, elbette daha çok yararıma olan şeyi yapardım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. Ben, iman eden bir halk için sadece bir uyarıcı ve haber verenim."

_https://acikkuran.com/araf-suresi/188-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 122. ayet

- **Geçtiği form:** وَلِيُنذِرُوا۟ — veliyunziru · "ve uyarmaları için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّ۪ينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟

Ve ma kanel mu'minune li yenfiru kaffeh, fe lev la nefere min kulli firkatin minhum taifetun li yetefekkahu fid dini ve li yunziru kavmehum iza receu ileyhim leallehum yahzerun.

Mü'minlerin toptan seferber olmaları uygun değildir. Dinde bilgi edinmek için her grubun içinden birtakım kimseler gitmeli ve döndüklerinde halklarını bilgilendirmelidirler. Umulur ki onlar sakınırlar.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/122-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** أَنذِرِ — enziri · "uyarsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَباً اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُب۪ينٌ

E kane linnasi aceben en evhayna ila reculin minhum en enzirin nase ve beşşirillezine amenu enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kalel kafirune inne haza le sahırun mubin.

İçlerinden birine: "İnsanları uyar ve İman Edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!" diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki Kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür." dediler?

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/2-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذَرِينَ — l-munzerine · "uyarılanların"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَجَعَلْنَاهُمْ خَلَٓائِفَ وَاَغْرَقْنَا الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَ

Fe kezzebuhu fe necceynahu ve men meahu fil fulki ve cealnahum halaife ve agraknellezine kezzebu bi ayatina, fanzur keyfe kane akıbetul munzerin.

Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/73-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلنُّذُرُ — ve nnuzuru · "ve uyarılar"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

Kulinzuru maza fis semavati vel ard, ve ma tugnil ayatu ven nuzuru an kavmin la yu'minun.

De ki: "Göklerde ve yerde olanlara bir bakın!" Ancak o apaçık ayetler ve uyarılar iman etmeyecek bir halka yarar sağlamaz.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/101-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıyım"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنَّن۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ وَبَش۪يرٌۙ

Ella ta'budu illallah, inneni lekum minhu nezirun ve beşir.

Ki Allah'tan başkasına kulluk yapmayasınız. Kuşkusuz ben, O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve haber vericiyim.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/2-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ ۚ — nezirun · "bir uyarıcısın"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

فَلَعَلَّكَ تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ وَضَٓائِقٌ بِه۪ صَدْرُكَ اَنْ يَقُولُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ جَٓاءَ مَعَهُ مَلَكٌۜ اِنَّـمَٓا اَنْتَ نَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَك۪يلٌۜ

Fe lealleke tarikun ba'da ma yuha ileyke ve daikun bihi sadruke en yekulu lev la unzile aleyhi kenzun ev cae meahu melek, innema ente nezir, vallahu ala kulli şey'in vekil.

O halde sen, "Ona bir hazine indirilmeli veya onunla bir melek gelmeli değil miydi?" dedikleri için göğsün daralıp; sana vahyolunanın bir kısmını tebliğ etmekten vaz mı geçeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/12-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıyım"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ۘ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ

Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi inni lekum nezirun mubin.

Ant olsun ki! Biz, Nuh'u kendi halkına göndermiştik. "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım;"

_https://acikkuran.com/hud-suresi/25-ayet-meali.md_

### 13. Rad suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** مُنذِرٌۭ ۖ — munzirun · "bir uyarıcısın"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ اِنَّـمَٓا اَنْتَ مُنْذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ۟

Ve yekulullezine keferu lev la unzile aleyhi ayetun min rabbih, innema ente munzirun ve li kulli kavmin had.

Kafirler, "Ona Rabb'inden bir ayet indirilmeli değil miydi?" diyorlar. Sen, yalnızca bir uyarıcısın. Ve her halkın bir yol göstericisi vardır.

_https://acikkuran.com/rad-suresi/7-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَنذِرِ — ve enziri · "ve uyar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْت۪يهِمُ الْعَذَابُۙ فَيَقُولُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رَبَّـنَٓا اَخِّرْنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِـعِ الرُّسُلَۜ اَوَلَمْ تَكُونُٓوا اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍۙ

Ve enzirin nase yevme ye'tihimul azabu fe yekulullezine zalemu rabbena ahhırna ila ecelin karibin nucib da'veteke ve nettebiır rusul, e ve lem tekunu aksemtum min kablu ma lekum min zeval.

Azabın kendilerine geleceği gün ile insanları uyar. O zaman kendilerine haksızlık yapanlar: "Rabb'imiz! Bize biraz daha süre ver de Senin çağrını kabul edelim ve Resullere uyalım." diyecekler. Allah da: "Daha önce sizin için bir tükenişin, inişe geçişin olmadığına yemin edenler sizler değil miydiniz?" diyecek.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/44-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** وَلِيُنذَرُوا۟ — veliyunzeru · "uyarılsınlar diye"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

هٰذَا بَلَاغٌ لِلنَّاسِ وَلِيُنْذَرُوا بِه۪ وَلِيَعْلَمُٓوا اَنَّمَا هُوَ اِلٰهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

Haza belagun lin nasi ve li yunzeru bihi ve li ya'lemu ennema huve ilahun vahidun ve li yezzekkere ulul elbab.

Bu Kur'an, kendisiyle uyarılmaları, Allah'ın bir tek ilah olduğunun bilinmesi ve sağlıklı düşünen akıl sahiplerinin öğüt almaları için insanlara bir mesajdır.

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/52-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلنَّذِيرُ — n-neziru · "bir uyarıcıyım"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَقُلْ اِنّ۪ٓي اَنَا النَّذ۪يرُ الْمُب۪ينُۚ

Ve kul inni enen nezirul mubin.

De ki: "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/89-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** أَنذِرُوٓا۟ — enziru · "uyarsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ اَمْرِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ٓ اَنْ اَنْذِرُٓوا اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاتَّقُونِ

Yunezzilul melaikete bir ruhi min emrihi ala men yeşau min ibadihi en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun.

"Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana karşı takva sahibi olun." uyarısında bulunmaları için kullarından dilediğine emrinden ruh ile melekleri indirir.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/2-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 105. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا — ve neziran · "ve uyarıcı olmak"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَبِالْحَقِّ اَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّراً وَنَذ۪يراًۢ

Ve bil hakkı enzelnahu ve bil hakkı nezel, ve ma erselnake illa mubeşşiren ve nezira.

Onu hakk ile indirdik. Ve hakk ile indi. Seni, haber verici ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/105-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** لِّيُنذِرَ — liyunzira · "uyarması için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَيِّماً لِيُنْذِرَ بَأْساً شَد۪يداً مِنْ لَدُنْـهُ وَيُبَشِّرَ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْراً حَسَناًۙ

Kayyimen li yunzire be'sen şediden min ledunhu ve yubeşşirel mu'mininellezine ya'melunes salihati enne lehum ecren hasena.

Dosdoğru bir gözetici olarak; şiddetli azaba karşı uyarmak, erdemli ve doğru davranışlarda bulunan Mü'minlere, en iyi karşılığın onların olduğunu müjdelemek için katından indirdi.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/2-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** وَيُنذِرَ — ve yunzira · "ve uyarması için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَيُنْذِرَ الَّذ۪ينَ قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداًۗ

Ve yunzirellezine kaluttehazellahu veleda.

Ve "Allah, çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/4-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** وَمُنذِرِينَ ۚ — ve munzirine · "ve uyarıcılar"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَات۪ي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُواً

Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin, ve yucadilullezine keferu bil batılı li yudhıdu bihil hakka vettehazu ayati ve ma unziru huzuva.

Biz, Resulleri ancak haberdar ediciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kafirler ise Hakk'ı Batıl ile ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ve onlar, ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya alıyorlar.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/56-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** أُنذِرُوا۟ — unziru · "uyarıldıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَات۪ي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُواً

Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin, ve yucadilullezine keferu bil batılı li yudhıdu bihil hakka vettehazu ayati ve ma unziru huzuva.

Biz, Resulleri ancak haberdar ediciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kafirler ise Hakk'ı Batıl ile ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ve onlar, ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya alıyorlar.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/56-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** نَذَرْتُ — nezertu · "adadım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

فَكُل۪ي وَاشْرَب۪ي وَقَرّ۪ي عَيْناًۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَداًۙ فَقُول۪ٓي اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْماً فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِياًّۚ

Fe kuli veşrabi ve karri ayna, fe imma terayinne minel beşeri ehaden fe kuli inni nezertu lir rahmani savmen fe len ukellimel yevme insiyya.

"Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer beşerlerden biri ile karşılaşırsan; ben Rahman'a savm adadım, bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/26-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَنذِرْهُمْ — ve enzirhum · "onları uyar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُۚ وَهُمْ ف۪ي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ve enzirhum yevmel hasreti iz kudıyel emr, ve hum fi gafletin ve hum la yu'minun.

Gaflet içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/39-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 97. ayet

- **Geçtiği form:** وَتُنذِرَ — ve tunzira · "ve uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّق۪ينَ وَتُنْذِرَ بِه۪ قَوْماً لُداًّ

Fe innema yessernahu bi lisanike li tubeşşire bihil muttekine ve tunzire bihi kavmen ludda.

Böylece Biz onu, kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir halkı uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/97-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** أُنذِرُكُم — unzirukum · "sizi uyarıyorum"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اِنَّـمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ

Kul innema unzirukum bil vahyi ve la yesmeus summud duae iza ma yunzerun.

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/45-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** يُنذَرُونَ — yunzerune · "uyarıldıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ اِنَّـمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ

Kul innema unzirukum bil vahyi ve la yesmeus summud duae iza ma yunzerun.

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/45-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** نُذُورَهُمْ — nuzurahum · "adaklarını"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ

Summel yakdu tefesehum vel yufu nuzurahum vel yettavvefu bil beytil atik.

Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler. Ve Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/29-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıyım"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ

Kul ya eyyuhen nasu innema ene lekum nezirun mubin.

De ki: "Ey İnsanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

_https://acikkuran.com/hac-suresi/49-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرًا — neziran · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يراًۙ

Tebarekellezi nezzelel furkane ala abdihi li yekune lil alemine nezira.

Alemlere uyarıcı olması için, kuluna Furkan'ı indiren ne mübarektir!

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/1-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرًا — neziran · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَقَالُوا مَالِ هٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ  لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يراًۙ

Ve kalu mali hazer resuli ye'kulit taame ve yemşi fil esvak, lev la unzile ileyhi melekun fe yekune meahu nezira.

Dediler ki: "Bu nasıl bir Resul ki, yiyor-içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya!"

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/7-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذِيرًۭا — neziran · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذ۪يراًۘ

Ve lev şi'na le beasna fi kulli karyetin nezira.

Eğer dileseydik, elbette her beldeden bir uyarıcı çıkarırdık.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/51-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 56. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا — ve neziran · "ve uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّراً وَنَذ۪يراً

Ve ma erselnake illa mubeşşiren ve nezira.

Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/56-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 115. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcı(dan)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۜ

İn ene illa nezirun mubin.

"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/115-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 173. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذَرِينَ — l-munzerine · "uyarılanların"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَر۪ينَ

Ve emtarna aleyhim matara, fe sae matarul munzerin.

Ve üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!

_https://acikkuran.com/suara-suresi/173-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 194. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذِرِينَ — l-munzirine · "uyarıcılar-"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mecrur isim

عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَۙ

Ala kalbike li tekune minel munzirin.

Senin kalbine. Uyarıcılardan olman için.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/194-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 208. ayet

- **Geçtiği form:** مُنذِرُونَ — munzirune · "uyarıcıları"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَۗۛ

Ve ma ehlekna min karyetin illa leha munzirun.

Uyarıcıları olmayan hiçbir kenti yok etmedik.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/208-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 214. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَنذِرْ — ve enzir · "ve uyar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاَنْذِرْ عَش۪يرَتَكَ الْاَقْرَب۪ينَۙ

Ve enzir aşiretekel akrebin.

Önce yakın akrabalarını uyar.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/214-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 58. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذَرِينَ — l-munzerine · "uyarılanlara"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَر۪ينَ۟

Ve emtarna aleyhim matara, fe sae matarul munzerin.

Ve onların üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/58-ayet-meali.md_

### 27. Neml suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذِرِينَ — l-munzirine · "ancak uyarıcılardanım"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mecrur isim

وَاَنْ اَتْلُوَا الْقُرْاٰنَۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَقُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَ

Ve en etluvel kur'an, fe menihteda fe innema yehtedi li nefsih, ve men dalle fe kul innema ene minel munzirin.

Ve Kur'an okumakla. Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.

_https://acikkuran.com/neml-suresi/92-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** لِتُنذِرَ — litunzira · "uyarasın diye"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الطُّورِ اِذْ نَادَيْنَا وَلٰكِنْ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Ve ma kunte bi canibit turi iz nadeyna, ve lakin rahmeten min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yetezekkerun.

Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/46-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذِيرٍۢ — nezirin · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الطُّورِ اِذْ نَادَيْنَا وَلٰكِنْ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Ve ma kunte bi canibit turi iz nadeyna, ve lakin rahmeten min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yetezekkerun.

Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/46-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıyım"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَقَالُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاِنَّـمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

Ve kalu lev la unzile aleyhi ayatun min rabbih, kul innemel ayatu indallah, ve innema ene nezirun mubin.

"Ona Rabb'inden ayetler indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Ayetler ancak Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/50-ayet-meali.md_

### 32. Secde suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** لِتُنذِرَ — litunzira · "uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

Em yekulunefterah, bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yehtedun.

Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.

_https://acikkuran.com/secde-suresi/3-ayet-meali.md_

### 32. Secde suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذِيرٍۢ — nezirin · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

Em yekulunefterah, bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen ma etahum min nezirin min kablike leallehum yehtedun.

Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.

_https://acikkuran.com/secde-suresi/3-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا — ve neziran · "ve uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذ۪يراًۙ

Ya eyyuhen nebiyyu inna erselnake şahiden ve mubeşşiren ve nezira.

Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/45-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا — ve neziran · "ve uyarıcı olman"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَٓافَّةً لِلنَّاسِ بَش۪يراً وَنَذ۪يراً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Ve ma erselnake illa kaffeten lin nasi beşiren ve neziren ve lakinne ekseren nasi la ya'lemun.

Biz, seni bütün insanlığa yalnızca haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bu gerçeği anlamıyorlar.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/28-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذِيرٍ — nezirin · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ

Ve ma erselna fi karyetin min nezirin illa kale mutrefuha inna bima ursiltum bihi kafirun.

Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın mutref olanları: "Biz, sizin getirdiğiniz şeyleri küfrediyoruz." dediler.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/34-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذِيرٍۢ — nezirin · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَمَٓا اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا وَمَٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِنْ نَذ۪يرٍۜ

Ve ma ateynahum min kutubin yedrusuneha ve ma erselna ileyhim kableke min nezir.

Biz, onlara bilgilenecekleri kitaplardan vermedik. Ve senden önce onlara bir uyarıcı da göndermedik.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/44-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıdır"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

قُلْ اِنَّـمَٓا اَعِظُـكُمْ بِوَاحِدَةٍۚ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۠ مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذ۪يرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَيْ عَذَابٍ شَد۪يدٍ

Kul innema eızukum bi vahideh, en tekumu lillahi mesna ve furada summe tetefekkeru, ma bi sahıbikum min cinneh, in huve illa nezirun lekum beyne yedey azabin şedid.

De ki: "Size yalnızca bir tek şey öğütlüyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker bir araya gelin. Sonra iyice düşünün." Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/46-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** تُنذِرُ — tunziru · "uyarırsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَاِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ اِلٰى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۜ اِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ وَمَنْ تَزَكّٰى فَاِنَّمَا يَتَزَكّٰى لِنَفْسِه۪ۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ

Ve la teziru vaziretun vizre uhra, ve in ted'u muskaletun ila himliha la yuhmel minhu şey'un ve lev kane za kurba, innema tunzirullezine yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekamus salah, ve men tezekka fe innema yetezekka li nefsih, ve ilallahil masir.

Yük taşıyan birisi, bir başkasının yükünü taşımaz. Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı yakını da olsa ona yardım etmez. Sen, ancak görmedikleri halde Rabb'ine içtenlikle saygı duyan ve salatı ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/18-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌ — nezirun · "uyarıcı(dan)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اِنْ اَنْتَ اِلَّا نَذ۪يرٌ

İn ente illa nezir.

Sen yalnızca bir uyarıcısın.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/23-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا ۚ — ve neziran · "ve uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۜ وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا ف۪يهَا نَذ۪يرٌ

İnna erselnake bil hakkı beşiren ve nezira, ve in min ummetin illa hala fiha nezir.

Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/24-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۜ وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا ف۪يهَا نَذ۪يرٌ

İnna erselnake bil hakkı beşiren ve nezira, ve in min ummetin illa hala fiha nezir.

Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/24-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلنَّذِيرُ ۖ — n-neziru · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ ف۪يهَاۚ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحاً غَيْرَ الَّذ۪ي كُنَّا نَعْمَلُۜ اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ ف۪يهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَٓاءَكُمُ النَّذ۪يرُۜ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ نَص۪يرٍ۟

Ve hum yastarihune fiha, rabbena ahricna na'mel salihan gayrellezi kunna na'mel, e ve lem nuammirkum ma yetezekkeru fihi men tezekkere ve caekumun nezir, fe zuku fe ma liz zalimine min nasir.

Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/37-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ لَيَكُونُنَّ اَهْدٰى مِنْ اِحْدَى الْاُمَمِۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ مَا زَادَهُمْ اِلَّا نُفُوراًۙ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caehum nezirun le yekununne ehda min ihdel umem, fe lemma caehum nezirun ma zadehum illa nufura.

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/42-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 42. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ لَيَكُونُنَّ اَهْدٰى مِنْ اِحْدَى الْاُمَمِۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ مَا زَادَهُمْ اِلَّا نُفُوراًۙ

Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caehum nezirun le yekununne ehda min ihdel umem, fe lemma caehum nezirun ma zadehum illa nufura.

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/42-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** لِتُنذِرَ — litunzira · "uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ

Li tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum gafilun.

Ataları uyarıldığı halde yine de gaflet içinde olan bir halkı uyarman için indirilmiştir.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/6-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 6. ayet

- **Geçtiği form:** أُنذِرَ — unzira · "uyarılmamış"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ

Li tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum gafilun.

Ataları uyarıldığı halde yine de gaflet içinde olan bir halkı uyarman için indirilmiştir.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/6-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** ءَأَنذَرْتَهُمْ — eenzertehum · "uyarsan (da)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/10-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** تُنذِرْهُمْ — tunzirhum · "uyarmasan (da)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/10-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** تُنذِرُ — tunziru · "sen uyarabilirsin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ

İnnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil gayb, fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerim.

Sen ancak Zikir'e uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/11-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 70. ayet

- **Geçtiği form:** لِّيُنذِرَ — liyunzira · "uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَياًّ وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Li yunzire men kane hayyen ve yehıkkal kavlu alel kafirin.

O, diri olanları uyarmak ve Kafirlerin üzerine Söz'ün hak olması içindir.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/70-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** مُّنذِرِينَ — munzirine · "uyarıcılar"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ

Ve lekad erselna fi him munzirin.

Ant olsun ki onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/72-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 73. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذَرِينَ — l-munzerine · "uyarılanların"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ

Fanzur keyfe kane akibetul munzerin.

Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/73-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 177. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُنذَرِينَ — l-munzerine · "uyarılmış olanların"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ

Fe iza nezele bisahatihim fe sae sabahul munzerin.

Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/177-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** مُّنذِرٌۭ — munzirun · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

وَعَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْۘ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌۚ

Ve acibu en caehum munzirun minhum ve kalel kafirune haza sahırun kezzab.

İçlerinden, kendilerine bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu, yalancı bir büyücüdür." dediler.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/4-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 65. ayet

- **Geçtiği form:** مُنذِرٌۭ ۖ — munzirun · "bir uyarıcıyım"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ مُنْذِرٌۗ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۚ

Kul innema ene munzirun ve ma min ilahin ilallahul vahıdul kahhar.

De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."

_https://acikkuran.com/sad-suresi/65-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 70. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

اِنْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اِلَّٓا اَنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

İn yuha ileyye illa ennema ene nezirun mubin.

Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor."

_https://acikkuran.com/sad-suresi/70-ayet-meali.md_

### 39. Zümer suresi 71. ayet

- **Geçtiği form:** وَيُنذِرُونَكُمْ — ve yunzirunekum · "ve sizi uyaran"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَس۪يقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى جَهَنَّمَ زُمَراًۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫هَا فُتِحَتْ اَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُـهَٓا اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ رَبِّكُمْ وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ الْعَذَابِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Vesikallezine keferu ila cehenneme zumera, hatta iza cauha futihat ebvabuha, ve kale lehum hazenetuha e lem ye'tikum rusulun minkum yetlune aleykum ayati rabbikum ve yunzirunekum likae yevmikum haza, kalu bela ve lakin hakkat kelimetul azabi alel kafirin.

Kafirler bölük bölük Cehennem'e sürülürler. Oraya vardıklarında, kapıları açılır. Cehennem'in bekçileri onlara: "İçinizden size Rabb'inizin ayetlerini okuyan, sizi bu gününüzle karşılaşacağınıza dair uyaran Resuller gelmedi mi?" derler. Onlar: "Evet geldi." derler. Fakat azap sözü Kafirlerin üzerine gerçekleşti.

_https://acikkuran.com/zumer-suresi/71-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** لِيُنذِرَ — liyunzira · "uyarmak için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

رَف۪يعُ الدَّرَجَاتِ ذُوالْعَرْشِۚ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ اَمْرِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِۙ

Refiud derecati zul arş, yulkır ruha min emrihi ala men yeşau min ıbadihi li yunzire yevmet telak.

O, dereceleri yükseltendir, Arş'ın sahibidir. O, "Buluşma Günü" hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan ruhu kullarından dilediğine ulaştırır.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/15-ayet-meali.md_

### 40. Mümin suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** وَأَنذِرْهُمْ — ve enzirhum · "ve onları uyar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِم۪ينَۜ مَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ حَم۪يمٍ وَلَا شَف۪يعٍ يُطَاعُۜ

Ve enzirhum yevmel azifeti izil kulubu ledel hanaciri kazımin, ma liz zalimine min hamimin ve la şefiin yutau.

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

_https://acikkuran.com/mumin-suresi/18-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا — ve neziran · "ve uyarıcı olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۚ فَاَعْرَضَ اَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

Beşiren ve nezira, fe a'rada ekseruhum fehum la yesmeun.

Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/4-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** أَنذَرْتُكُمْ — enzertukum · "ben sizi uyardım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَقُلْ اَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَۜ

Fe in a'radu fe kul enzertukum saıkaten misle saıkati adin ve semud.

Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ad ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/13-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** لِّتُنذِرَ — litunzira · "uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰناً عَرَبِياًّ لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَر۪يقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَر۪يقٌ فِي السَّع۪يرِ

Ve kezalike evhayna ileyke kur'anen arabiyyen li tunzire ummel kura ve men havleha ve tunzire yevmel cem'i la reybe fih, ferikun fil cenneti ve ferikun fis sair.

Kentlerin anası ve civarındakileri, geleceği kesin olan Toplanma Günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/7-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** وَتُنذِرَ — ve tunzira · "ve uyarman için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ قُرْاٰناً عَرَبِياًّ لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَر۪يقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَر۪يقٌ فِي السَّع۪يرِ

Ve kezalike evhayna ileyke kur'anen arabiyyen li tunzire ummel kura ve men havleha ve tunzire yevmel cem'i la reybe fih, ferikun fil cenneti ve ferikun fis sair.

Kentlerin anası ve civarındakileri, geleceği kesin olan Toplanma Günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/7-ayet-meali.md_

### 43. Zuhruf suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** نَّذِيرٍ — nezirin · "uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim · belirsiz

وَكَذٰلِكَ مَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُقْتَدُونَ

Ve kezalike ma erselna min kablike fi karyetin min nezirin illa kale mutrefuha inna vecedna abaena ala ummetin ve inna ala asarihim muktedun.

Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.

_https://acikkuran.com/zuhruf-suresi/23-ayet-meali.md_

### 44. Duhan suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** مُنذِرِينَ — munzirine · "uyarıcıyız"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِر۪ينَ

İnna enzelnahu fi leyletin mubareketin inna kunna munzirin.

Onu kutlu bir gecede indirdik. Kuşkusuz Biz, uyaranlarız.

_https://acikkuran.com/duhan-suresi/3-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** أُنذِرُوا۟ — unziru · "uyarıldıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · edilgen · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

مَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَمَّٓا اُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ

Ma halaknes semavati vel arda ve ma beyne huma illa bil hakkı ve ecelin musemma, vellezine keferu amma unziru mu'ridun.

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/3-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** نَذِيرٌۭ — nezirun · "bir uyarıcıdan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

قُلْ مَا كُنْتُ بِدْعاً مِنَ الرُّسُلِ وَمَٓا اَدْر۪ي مَا يُفْعَلُ ب۪ي وَلَا بِكُمْۜ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

Kul ma kuntu bid'an miner rusuli ve ma edri ma yuf'alu bi ve la bikum, in ettebiu illa ma yuha ileyye ve ma ene illa nezirun mubin.

De ki: "İlk Resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/9-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** لِّيُنذِرَ — liyunzira · "uyarmak için"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَمِنْ قَبْلِه۪ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَاماً وَرَحْمَةًۜ وَهٰذَا كِتَابٌ مُصَدِّقٌ لِسَاناً عَرَبِياًّ لِيُنْذِرَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ وَبُشْرٰى لِلْمُحْسِن۪ينَ

Ve min kablihi kitabu musa imamen ve rahmeh ve haza kitabun musaddikun lisanen arabiyyen li yunzirellezine zalemu ve buşra lil muhsinin.

Bundan önce önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitap'ı vardı. Kur'an zulmedenleri uyarmak; iyi olan kimseleri müjdelemek için, dili Arapça olan, tasdik eden bir Kitap'tır.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/12-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** أَنذَرَ — enzera · "uyarmıştı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍۜ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

Vezkur eha ad, iz enzere kavmehu bil ahkafi ve kad haletin nuzuru min beyni yedeyhi ve min halfihi ella ta'budu illallah, inni ehafu aleykum azabe yevmin azim.

Ad'ın kardeşini an! Hani Ahkaf'taki halkını uyarmıştı. Ondan önce de ve sonra da "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin! Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum." diye uyaran nice uyarıcılar gelip geçmişti.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/21-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلنُّذُرُ — n-nuzuru · "nice uyarıcılar"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍۜ اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ النُّذُرُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ٓ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

Vezkur eha ad, iz enzere kavmehu bil ahkafi ve kad haletin nuzuru min beyni yedeyhi ve min halfihi ella ta'budu illallah, inni ehafu aleykum azabe yevmin azim.

Ad'ın kardeşini an! Hani Ahkaf'taki halkını uyarmıştı. Ondan önce de ve sonra da "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin! Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum." diye uyaran nice uyarıcılar gelip geçmişti.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/21-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** مُّنذِرِينَ — munzirine · "uyarıcılar olarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · if'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَراً مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ  فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِر۪ينَ

Ve iz sarefna ileyke neferen minel cinni yestemiunel kur'an, fe lemma hadaruhu kalu ensıtu, fe lemma kudıye vellev ila kavmihim munzirin.

Bir grup cinni Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "sessiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi halklarını uyarmak için geri döndüler.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/29-ayet-meali.md_

### 48. Fetih suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَذِيرًۭا — ve neziran · "ve uyarıcı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذ۪يراًۙ

İnna erselnake şahiden ve mubeşşiren ve nezira.

Biz, seni bir tanık, haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik.

_https://acikkuran.com/fetih-suresi/8-ayet-meali.md_

---
Sonraki: https://acikkuran.com/root/npr.md?page=2
Alındığı tarih: 2026-08-20
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
