# Nun-Za-Ayn — نزع (nzE)

> Kur'an'da 20 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/nzE

- **Anlam:** Çekmek, almak, koparmak, çıkarmak, kapıp götürmek, kaldırmak, soymak, koparmak, çıkarmak, geri çekmek, sertçe çekmek, görevini yerine getirmek, özlem duymak, üst düzey yetkilileri görevden almak, benzemek, güçlü bir şekilde çekmek, başkalarını doğruya davet etmek, yükselmek, tırmanmak, mesken veya dipten çekmek, zorla götürmek, mahrum bırakmak
- **Türevleri:** تَنَٰزَعُ (7) · نَزَّاعَة (1) · نَزَعَ (10) · نَّٰزِعَٰت (1) · يُنَٰزِعُ (1)

## Geçtiği ayetler

### 3. Ali İmran suresi 26. ayet

- **Geçtiği form:** وَتَنزِعُ — ve tenziu · "ve alırsın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Kulillahumme malikel mulki tu'til mulke men teşau ve tenziul mulke mimmen teşa', ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşa', bi yedikel hayr, inneke ala kulli şey'in kadir.

De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü hak edene verirsin, mülkü hak edenden çekip alırsın. Hak edeni aziz, hak edeni zelil edersin. Hayır, Sen'in elindedir. Kuşkusuz Sen Her Şeye Güç Yetiren'sin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/26-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 152. ayet

- **Geçtiği form:** وَتَنَـٰزَعْتُمْ — ve tenazea'tum · "ve (birbirinizle) çekiştiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّٰهُ وَعْدَهُٓ اِذْ تَحُسُّونَهُمْ بِاِذْنِه۪ۚ حَتّٰٓى اِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَعَصَيْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَرٰيكُمْ مَا تُحِبُّونَۜ مِنْكُمْ مَنْ يُر۪يدُ الدُّنْيَا وَمِنْكُمْ مَنْ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْۚ وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُوفَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve lekad sadakakumullahu va'dehu iz tehussunehum bi iznih, hatta iza feşiltum ve tenaza'tum fil emri ve asaytum min ba'di ma erakum ma tuhıbbun, minkum men yuridud dunya ve minkum men yuridul ahireh, summe sarafekum anhum li yebteliyekum, ve lekad afa ankum, vallahu zu fadlin alel mu'minin.

Elbette Allah, size verdiği sözü tuttu; O'nun izni ile onları kırıp geçiriyordunuz. Ne var ki arzuladığınız zafere kavuştuktan sonra, gevşediniz. Verilen emre uymayarak, itaatsizlik ettiniz. Kiminiz dünyayı isterken, kiminiz de ahireti istiyordu. Bundan dolayı Allah sınamak için, size olan desteğini kesti. Ancak yine de sizi affetti. Allah, Mü'minlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/152-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** تَنَـٰزَعْتُمْ — tenazea'tum · "anlaşmazlığa düşerseniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلاً۟

Ya eyyuhallezine amenu atiullahe ve atiur resule ve ulil emri minkum, fe in tenaza'tum fi şey'in fe rudduhu ilallahi ver resuli in kuntum tu'minune billahi vel yevmil ahir. Zalike hayrun ve ahsenu te'vila.

Ey İman Edenler! Allah'a itaat edin; Resul'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resul'e götürün; eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Hayırlı olan budur. Ve sonuç bakımından iyi olandır.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/59-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** يَنزِعُ — yenziu · "soyarak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَٓا اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَاۜ اِنَّهُ يَرٰيكُمْ هُوَ وَقَب۪يلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْۜ اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاط۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ

Ya beni ademe la yeftinennekumuş şeytanu kema ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhuma libasehuma li yuriyehuma sev'atihima innehu yerakum huve ve kabiluhu min haysu la terevnehum inna cealneş şeyatine evliyae lillezine la yu'minun.

Ey ademoğulları! Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, libaslarını soyarak, ana babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya kıldık.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/27-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَزَعْنَا — ve nezea'na · "ve çıkarıp atmışızdır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ  لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve neza'na ma fi sudurihim min gıllin tecri min tahtihimul enhar, ve kalul hamdu lillahillezi hedana li haza ve ma kunna li nehtediye levla en hedanallah, lekad caet rusulu rabbina bil hakk, ve nudu en tilkumul cennetu uristumuha bima kuntum ta'melun.

Göğüslerinde tasadan ne varsa çıkarıp almışız. Yanı başlarında ırmaklar akmaktadır. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Ant olsun ki Rabb'imizin Resulleri gerçeği getirmişlerdir." Onlara: "İşte yaptığınız işlere karşılık, hak ettiğiniz Cennet budur." diye seslenilir.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/43-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 108. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَزَعَ — ve nezea · "ve (böğründen) çıkardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟

Ve neze'a yedehu fe iza hiye beydau lin nazırin.

Ve elini çıkardığı zaman, eli bakanlar için bembeyaz parlayıverdi.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/108-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** وَلَتَنَـٰزَعْتُمْ — veletenazea'tum · "ve çekişirdiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اِذْ يُر۪يكَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَنَامِكَ قَل۪يلاًۜ وَلَوْ اَرٰيكَهُمْ كَث۪يراً لَفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ سَلَّمَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

İz yurikehumullahu fi menamike kalilen, ve lev erakehum kesiren le feşiltum ve le tenaza'tum fil emri ve lakinnallahe sellem, innehu alimun bi zatis sudur.

Hani Allah, onları sana uykunda az göstermişti. Eğer O, onları sana çok gösterseydi, tedirgin olup ne yapacağınız hususunda anlaşmazlığa düşerdiniz. Fakat Allah, sizi bu tehlikeden korudu. Zira O, göğüslerde olanları en iyi bilendir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/43-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 46. ayet

- **Geçtiği form:** تَنَـٰزَعُوا۟ — tenazeu · "birbirinizle çekişmeyin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ

Ve etiullahe ve resulehu ve la tenazeu fe tefşelu ve tezhebe rihukum vasbiru, innallahe meas sabirin.

Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra zaafa düşüp zayıflarsınız. Sabredin. Kuşkusuz Allah, sabredenlerle beraberdir.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/46-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** نَزَعْنَـٰهَا — nezea'naha · "onu geri alsak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَلَئِنْ اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُۚ اِنَّهُ لَيَؤُ۫سٌ كَفُورٌ

Ve le in ezaknal insane minna rahmeten summe neza'naha minh, innehu le yeusun kefur.

Eğer insana, tarafımızdan bir rahmet tattırsak, sonra da onu geri alsak, ümitsizliğe kapılır ve küfreder.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/9-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَزَعْنَا — ve nezea'na · "çıkarıp atmışızdır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَاناً عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ

Ve neza'na ma fi sudurihim min gıllin ıhvanen ala sururin mutekabilin.

Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/47-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** يَتَنَـٰزَعُونَ — yetenazeune · "tartışıyorlardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَكَذٰلِكَ اَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُٓوا اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاَنَّ السَّاعَةَ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۚ اِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ اَمْرَهُمْ فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِمْ بُنْيَاناًۜ رَبُّهُمْ اَعْلَمُ بِهِمْۜ قَالَ الَّذ۪ينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِداً

Ve kezalike a'serna aleyhim li ya'lemu enne va'dallahi hakkun ve ennes saate la reybe fiha, iz yetenazeune beynehum emrehum fe kalubnu aleyhim bunyana, rabbuhum a'lemu bihim, kalellezine galebu ala emrihim le nettehızenne aleyhim mescida.

Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sa'at'in kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. "Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/21-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 69. ayet

- **Geçtiği form:** لَنَنزِعَنَّ — lenenzianne · "ayıracağız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

ثُمَّ لَنَنْزِعَنَّ مِنْ كُلِّ ش۪يعَةٍ اَيُّهُمْ اَشَدُّ عَلَى الرَّحْمٰنِ عِتِياًّۚ

Summe le nenzianne min kulli şiatin eyyuhum eşeddu aler rahmani ıtiyya.

Sonra, her topluluktan, Rahman'a karşı kim başkaldırmışsa onları mutlaka ortaya çıkaracağız.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/69-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** فَتَنَـٰزَعُوٓا۟ — fetenazeu · "sonra tartıştılar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

فَتَنَازَعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰى

Fe tenazeu emrehum beynehum ve eserrun necva.

Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/62-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 67. ayet

- **Geçtiği form:** يُنَـٰزِعُنَّكَ — yunaziunneke · "seninle çekişmesinler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْاَمْرِ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَۜ اِنَّكَ لَعَلٰى هُدًى مُسْتَق۪يمٍ

Li kulli ummetin cealna menseken hum nasikuhu fe la yunaziunneke fil emri ved'u ila rabbik, inneke le ala huden mustekim.

Her ümmet için bir mensek belirledik. Herkes kendi mensekini sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/67-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَزَعَ — ve nezea · "ve çıkardı"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟

Ve nezea yedehu fe iza hiye beydau lin nazırin.

Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.

_https://acikkuran.com/suara-suresi/33-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 75. ayet

- **Geçtiği form:** وَنَزَعْنَا — ve nezea'na · "ve çıkarırız"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَنَزَعْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَه۪يداً فَقُلْنَا هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ فَعَلِمُٓوا اَنَّ الْحَقَّ لِلّٰهِ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

Ve neza'na min kulli ummetin şehiden fe kulna hatu burhanekum fe alimu ennel hakka lillahi ve dalle anhum ma kanu yefterun.

Her ümmetten bir tanık çıkarırız. Sonra da: "Burhanlarınızı getirin." deriz. Böylece hakikatin Allah'a ait olduğunu anlarlar. Uydurdukları şeyler, onlardan ayrılıp kaybolurlar.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/75-ayet-meali.md_

### 52. Tur suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** يَتَنَـٰزَعُونَ — yetenazeune · "kapışırlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَتَنَازَعُونَ ف۪يهَا كَأْساً لَا لَغْوٌ ف۪يهَا وَلَا تَأْث۪يمٌ

Yetenazeune fiha ke'sen la lagvun fiha ve la te'simun.

Birbirlerine, saçmalamaya ve günaha yol açmayan kadehler sunacaklar.

_https://acikkuran.com/tur-suresi/23-ayet-meali.md_

### 54. Kamer suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** تَنزِعُ — tenziu · "koparıp deviriyordu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

تَنْزِ عُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ

Tenziun nase ke ennehum a'cazu nahlin munkair.

İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.

_https://acikkuran.com/kamer-suresi/20-ayet-meali.md_

### 70. Mearic suresi 16. ayet

- **Geçtiği form:** نَزَّاعَةًۭ — nezzaaten · "kavurur soyar"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil, tekil · mansub isim · belirsiz

نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ

Nezzaaten liş şeva.

Derileri kavurup soyan;

_https://acikkuran.com/mearic-suresi/16-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ — vennaziaati · "andolsun söküp çıkaranlara"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · dişil, çoğul · mecrur isim

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقاًۙ

Ven naziati garka.

Ant olsun şiddetle çekip alanlara.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/1-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
