# Kaf-Dal-Mim — قدم (qdm)

> Kur'an'da 48 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/qdm

- **Anlam:** Öne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.
- **Türevleri:** أَقْدَمُون (1) · تَقَدَّمَ (2) · قَدَّمَ (27) · قَدَم (8) · قَدِمْ (2) · قَدِيم (3) · مُسْتَقْدِمِين (1) · يَسْتَقْدِمُ (4)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 95. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "yapıp sunduğu işlerden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَنْ يَتَمَنَّوْهُ اَبَداً بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ

Ve len yetemennevhu ebeden bima kaddemet eydihim vallahu alimun biz zalimin.

Ama elleriyle yaptıkları şeylerden dolayı, ölümü asla istemezler. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/95-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** تُقَدِّمُوا۟ — tukaddimu · "ne gönderirsiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Ve ekimus salate ve atuz zekat, ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu indallah innallahe bi ma ta'melune basir.

Salatı ikame edin ve zekatı yapın. Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/110-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 223. ayet

- **Geçtiği form:** وَقَدِّمُوا۟ — ve kaddimu · "ve hazırlık yapın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

نِسَٓاؤُ۬كُمْ حَرْثٌ لَكُمْۖ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْۘ وَقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ

Nisaukum harsun lekum, fe'tu harsekum enna şi'tum ve kaddimu li enfusikum vettekullahe va'lemu ennekum mulakuh, ve beşşiril mu'minin.

Kadınlarınız sizin için ürün veren kimselerdir. O halde, ürün vereninize istediğiniz gibi varın. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah'a karşı takvalı olun. Bilin ki muhakkak O'na kavuşacaksınız. Ve Mü'minleri müjdele.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/223-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 250. ayet

- **Geçtiği form:** أَقْدَامَنَا — ekdamena · "ayaklarımızı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ قَالُوا رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ

Ve lemma berazu li calute ve cunudihi kalu rabbena efrig aleyna sabren ve sebbit ekdamena vensurna alel kavmil kafirin.

Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, Kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/250-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 147. ayet

- **Geçtiği form:** أَقْدَامَنَا — ekdamena · "ayaklarımızı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا ف۪ٓي اَمْرِنَا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

Ve ma kane kavlehum illa en kalu rabbenagfir lena zunubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafirin.

Onların sözleri ancak şuydu: "Ey Rabbimiz! Suçlarımızı ve yaptığımız taşkınlıkları bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, Kafirlere karşı bize yardım et."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/147-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 182. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "yapıp öne sürdürdüğünün"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۚ

Zalike bima kaddemet eydikum ve ennallahe leyse bi zallamin lil abid.

Bu, ellerinizle yaptığınız şeylerin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/182-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 62. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "yaptıkları (kötülükler)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَاناً وَتَوْف۪يقاً

Ve keyfe iza esabethum musibetun bima kaddemet eydihim summe cauke yahlıfune billahi in eradna illa ihsanen ve tevfika.

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı, onlara bir musibet isabet edince, sana gelerek: "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istemedik." diye nasıl da Allah'a yemin ediyorlar.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/62-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "(yapıp) gönderdiği"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

تَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ اَنْفُسُهُمْ اَنْ سَخِطَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَفِي الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ

Tera kesiran minhum yetevellevnellezine keferu lebi'se ma kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallahu aleyhim ve fil azabi hum halidun.

Onlardan çoğunun, Kafirleri veli edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendileri için sunduğu şey ne kötüdür. Allah, onlara gazap etmiştir ve onlar sürekli azapta kalacaklardır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/80-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 34. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَقْدِمُونَ — yestekdimune · "öne geçemezler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Ve li kulli ummetin ecel, fe iza cae eceluhum la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun.

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/34-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَقْدَامَ — l-ekdame · "ayakları(nızı)"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

اِذْ يُغَشّ۪يكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْاَقْدَامَۜ

İz yugaşşikumun nuase emeneten minhu ve yunezzilu aleykum mines semai maen li yutahhirekum bihi ve yuzhibe ankum riczeş şeytani ve li yerbıta ala kulubikum ve yusebbite bihil akdam.

Hani O, size Kendi katından bir emniyet olmak üzere bir uyku sardırıyordu. Sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi yatıştırmak ve ayaklarınızı yere sabit kılmak için gökten üzerinize bir su indiriyordu.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/11-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "yapıp öne sürdüğü işler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۙ

Zalike bima kaddemet eydikum ve ennallahe leyse bi zallamin lil abid.

İşte bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/51-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَمَ — kademe · "makamı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَباً اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُب۪ينٌ

E kane linnasi aceben en evhayna ila reculin minhum en enzirin nase ve beşşirillezine amenu enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kalel kafirune inne haza le sahırun mubin.

İçlerinden birine: "İnsanları uyar ve İman Edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!" diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki Kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür." dediler?

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/2-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَقْدِمُونَ — yestekdimune · "geriye bırakılırlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْس۪ي ضَراًّ وَلَا نَفْعاً اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ لِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۜ اِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Kul la emliku li nefsi darran ve la nef'an illa ma şaallah, li kulli ummetin ecel, iza cae eceluhum fe la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun.

De ki: "Ben, kendime dahi Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlama ne de bir zarar verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat öne alınırlar ne de geriye bırakılırlar.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/49-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 98. ayet

- **Geçtiği form:** يَقْدُمُ — yekdumu · "öncülük ederek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَقْدُمُ قَوْمَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فَاَوْرَدَهُمُ النَّارَۜ وَبِئْسَ الْوِرْدُ الْمَوْرُودُ

Yakdumu kavmehu yevmel kıyameti fe evredehumun nar, ve bi'sel virdul mevrud.

Kıyamet Günü, halkının önüne düşecek ve onları ateşe götürecektir. Varacakları yer, ne kötü bir yerdir.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/98-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمْتُمْ — kaddemtum · "önceden (biriktirdiklerinizi)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

ثُمَّ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ اِلَّا قَل۪يلاً مِمَّا تُحْصِنُونَ

Summe ye'ti min ba'di zalike seb'un şidadun ye'kulne ma kaddemtum lehunne illa kalilen mimma tuhsinun.

"Sonra yedi yıllık bir kıtlık dönemi gelecek, önceden biriktirdiğinizin az bir miktarı hariç tamamı yenip bitirilecek."

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/48-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 95. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْقَدِيمِ — l-kadimi · "eski"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · mecrur isim

قَالُوا تَاللّٰهِ اِنَّكَ لَف۪ي ضَلَالِكَ الْقَد۪يمِ

Kalu tallahi inneke le fi dalalikel kadim.

"Allah'a yemin olsun ki, sen hala eski şaşkınlığına devam ediyorsun." dediler.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/95-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ — l-mustekdimine · "önce geçenleri"
  - **Dil bilgisi:** isim · istif'al kalıbı · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ

Ve le kad alimnel mustakdimine minkum ve le kad alimnel muste'hırin.

Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/24-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْتَقْدِمُونَ — yestekdimune · "ileri geçerler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّٰهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِمْ مَا تَرَكَ عَلَيْهَا مِنْ دَٓابَّةٍ وَلٰكِنْ يُؤَخِّرُهُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Ve lev yuahızullahun nase bi zulmihim ma tereke aleyha min dabbetin ve lakin yuahhıruhum ila ecelin musemma, fe iza cae eceluhum la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun.

Eğer Allah insanları, haksızlıkları nedeniyle cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar erteler. Süreleri dolduğu zaman ne bir saat ertelenir ne de öne alınır.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/61-ayet-meali.md_

### 16. Nahl suresi 94. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَمٌۢ — kademun · "ayak"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَلَا تَتَّخِذُٓوا اَيْمَانَكُمْ دَخَلاً بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا السُّٓوءَ بِمَا صَدَدْتُمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۚ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ

Ve la tettehızu eymanekum dehalen beynekum fe tezille kademun ba'de subutiha ve tezukus sue bima sadedtum an sebilillah, ve lekum azabun azim.

Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.

_https://acikkuran.com/nahl-suresi/94-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 57. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "öne sürdüğü"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ فَاَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُۜ اِنَّا جَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْراًۜ وَاِنْ تَدْعُهُمْ اِلَى الْهُدٰى فَلَنْ يَهْتَدُٓوا اِذاً اَبَداً

Ve men azlemu mimmen zukkire bi ayati rabbihi fe a'rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah, inna cealna ala kulubihim ekinneten en yefkahuhu ve fi azanihim vakra ve in ted'uhum ilel huda fe len yehtedu izen ebeda.

Rabb'inin ayetleriyle öğüt verildiği zaman onu dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha zalim kim vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/57-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "önceden yaptıkları"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟

Zalike bima kaddemet yedake ve ennallahe leyse bi zallamin lil abid.

İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/10-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 23. ayet

- **Geçtiği form:** وَقَدِمْنَآ — ve kadimna · "önüne geçiririz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُوراً

Ve kadimna ila ma amilu min amelin fe cealnahu hebaen mensura.

Ve onların yaptıklarının tamamını savrulmuş toz zerresi gibi boşa çıkaracağız.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/23-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 76. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْأَقْدَمُونَ — l-ekdemune · "eski"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · merfu` isim

اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ

Entum ve abaukumul akdemun.

"Siz ve geçmiş atalarınız."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/76-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 47. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "yaptıkları (günahları)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَوْلَٓا اَنْ تُص۪يبَهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَيَقُولُوا رَبَّـنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولاً فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ve lev la en tusibehum musibetun bima kaddemet eydihim fe yekulu rabbena lev la erselte ileyna resulen fe nettebia ayatike ve nekune minel mu'minin.

Eğer elleriyle sundukları nedeniyle onlara bir bela isabet ederse: "Rabb'imiz! Keşke bize bir Resul gönderseydin böylece biz, Sen'in ayetlerine tabi olur ve iman edenlerden olurduk." diyemesinler diye.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/47-ayet-meali.md_

### 30. Rum suresi 36. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "öne sürdüklerinden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

Ve iza ezaknen nase rahmeten ferihu biha, ve in tusıbhum seyyietun bima kaddemet eydihim iza hum yaknetun.

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

_https://acikkuran.com/rum-suresi/36-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْتَقْدِمُونَ — testekdimune · "ileri geçemezsiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · istif'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قُلْ لَكُمْ م۪يعَادُ يَوْمٍ لَا تَسْتَأْخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ۟

Kul lekum miadu yevmin la teste'hirune anhu saaten ve la testakdimun.

De ki: "Size yapılan uyarının bir zamanı vardır. Ondan, bir saat bile geri de kalmazsınız ileri de geçemezsiniz."

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/30-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمُوا۟ — kaddemu · "öne sürdükleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟

İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarehum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin.

Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir "imam-ı mubin"de kayıt altına almışızdır.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/12-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْقَدِيمِ — l-kadimi · "eski, kuru"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · mecrur isim

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ

Vel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim.

Ay'a da menziller takdir ettik. Sonunda kuru bir hurma dalına döner.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/39-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمْتُمُوهُ — kaddemtumuhu · "bunu önümüze getirdiniz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠  لَا مَرْحَباً بِكُمْۜ  اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ

Kalu bel entum, la merhaben bikum, entum kaddemtumuhu lena, febi'sel karar.

Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/60-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَ — kaddeme · "önümüze getirdiyse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَاباً ضِعْفاً فِي النَّارِ

Kalu rabbena men kaddeme lena haza fe zidhu azaben dı'fen fin nar.

"Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/61-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 29. ayet

- **Geçtiği form:** أَقْدَامِنَا — ekdamina · "ayaklarımızın"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا رَبَّـنَٓا اَرِنَا الَّذَيْنِ اَضَلَّانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ اَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ الْاَسْفَل۪ينَ

Ve kalellezine keferu rabbena erinellezeyni edallana minel cinni vel insi nec'al huma tahte akdamina li yekuna minel esfelin.

Kafirler: "Rabb'imiz! Cinn ve insten bizi saptıranları bize göster. Aşağılanmışlardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/29-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "öne sürdüğü işlerden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظاًۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ

Fe in a'redu fe ma erselnake aleyhim hafiza, in aleyke illel belagu, ve inna iza ezaknal insane minna rahmeten feriha biha, ve in tusibhum seyyietun bi ma kaddemet eydihim fe innel insane kefur.

Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir kesilir.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/48-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** قَدِيمٌۭ — kadimun · "eski"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · merfu` isim · belirsiz

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْراً مَا سَبَقُونَٓا اِلَيْهِۜ وَاِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِه۪ فَسَيَقُولُونَ هٰذَٓا اِفْكٌ قَد۪يمٌ

Ve kalellezine keferu lillezine amenulev kane hayren ma sebekuna ileyh, ve iz lem yehtedu bihi fe seyekulune haza ifkun kadim.

Kafirler, İman Edenler için: "Eğer Kur'an'da bir "hayır" olsaydı, onlar, bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı." dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, "Bu eski bir uydurmadır." diyeceklerdir.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/11-ayet-meali.md_

### 47. Muhammed suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** أَقْدَامَكُمْ — ekdamekum · "ayaklarınızı"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mansub isim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ

Ya eyyuhellezine amenu in tensurullahe yensurkum ve yusebbit akdamekum.

Ey İman Edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder. Ayaklarınızı sabit kılar.

_https://acikkuran.com/muhammed-suresi/7-ayet-meali.md_

### 48. Fetih suresi 2. ayet

- **Geçtiği form:** تَقَدَّمَ — tekaddeme · "geçmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ

Li yagfire lekallahu ma tekaddeme min zenbike ve ma teahhare ve yutimme ni'metehu aleyke ve yehdiyeke sıratan mustekima.

Allah, senin geçmiş ve sonraki suçlarını bağışlasın ve sana nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola iletsin diye.

_https://acikkuran.com/fetih-suresi/2-ayet-meali.md_

### 49. Hucurat suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** تُقَدِّمُوا۟ — tukaddimu · "geçmeyin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ

Ya eyyuhellezine amenu la tukaddimu beyne yedeyillahi ve resulihi vettekullah, innallahe semiun alim.

Ey İman Edenler! Allah'ın ve Resul'ünün iki eli arasında öne geçmeyin. Allah için takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

_https://acikkuran.com/hucurat-suresi/1-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمْتُ — kaddemtu · "önceden yaptım"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَع۪يدِ

Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaidi.

"Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/28-ayet-meali.md_

### 55. Rahman suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلْأَقْدَامِ — vel'ekdami · "ve ayaklar(ın)dan"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِس۪يمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاص۪ي وَالْاَقْدَامِۚ

Yu'reful mucrımune bi simahum fe yu'hazu bin nevasi vel akdam.

Suçlular simalarından tanınır. Alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.

_https://acikkuran.com/rahman-suresi/41-ayet-meali.md_

### 58. Mücadele suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** فَقَدِّمُوا۟ — fekaddimu · "verin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَةًۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لَـكُمْ وَاَطْهَرُۜ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ya eyyuhellezine amenu iza naceytumur resule fe kaddimu beyne yedey necvakum sadakah, zalike hayrun lekum ve athar, fe in lem tecidu fe innellahe gafurun rahim.

Ey İman Edenler! Resul'le gizli bir şey konuşacağınız zaman, gizli bir şey konuşmanızdan önce sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlıdır ve daha temizdir. Ancak bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/mucadele-suresi/12-ayet-meali.md_

### 58. Mücadele suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** تُقَدِّمُوا۟ — tukaddimu · "vermenizden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

ءَاَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَاتٍۜ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ  وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ۟

E eşfaktum en tukaddimu beyne yedey necvakum sadekat, fe iz lem tef'alu ve taballahu aleykum, fe ekimus salate ve atuz zekate ve etiullahe ve resuleh, vallahu habirun bi ma ta'melun.

Gizli bir şey konuşmadan önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, size tevbe etti. Artık salatı ikame edin, zekatı yapın; Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

_https://acikkuran.com/mucadele-suresi/13-ayet-meali.md_

### 59. Haşr suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "gönderdiğine"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ya eyyuhellezine amenuttekullahe vel tenzur nefsun ma kad demet ligad, vettekullah, innallahe habirun bi ma ta'melun.

Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun! Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

_https://acikkuran.com/hasr-suresi/18-ayet-meali.md_

### 62. Cuma suresi 7. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "öne sürdükleri"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَا يَتَمَنَّوْنَهُٓ اَبَداً بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ

Ve la yetemennevnehu ebeden bi ma kaddemet eydihim, vallahu alimun biz zalimin.

Yaptıkları şeyler nedeniyle, hiçbir zaman ölümü temenni etmezler. Allah, haksızlık edenleri en iyi bilendir.

_https://acikkuran.com/cuma-suresi/7-ayet-meali.md_

### 73. Müzzemmil suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** تُقَدِّمُوا۟ — tukaddimu · "verdiklerinizi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناًۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْراً وَاَعْظَمَ اَجْراًۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ  اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve taifetun minellezine meak, vallahu yukaddirul leyle ven nehar, alime en len tuhsuhu fe tabe aleykum, fakreu ma teyessere minel kur'an, alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fil'ardı yebtegune min fadlillahi ve aharune yukatilune fi sebilillahi fakreu ma teyessere minhu ve ekimus salate ve atuz zekate ve akridullahe kardan hasena, ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu indallahi huve hayren ve a'zame ecra, vestagfirullah, innellahe gafurun rahim.

Rabb'in, senin bazen gecenin üçte ikisinden daha az, bazen yarısı, bazen üçte bir kadar vakit geçirdiğini elbette biliyor. Seninle beraber bulunanlardan bir grubun da. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır. Onu asla hesaplayamayacağınızı bildi de tevbenizi kabul etti. O halde İlahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın. Ayrıca Allah, içinizden kimin hasta olduğunu bilmektedir. Kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu nakletmeye, duyurmaya çalışın. Salatı ikame edin, zekatı yapın. İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/muzzemmil-suresi/20-ayet-meali.md_

### 74. Müddessir suresi 37. ayet

- **Geçtiği form:** يَتَقَدَّمَ — yetekaddeme · "ileri gitmek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَۜ

Li men şae minkum en yetekaddeme ev yeteahhar.

Sizden, öne geçmek isteyen için de geride kalmak isteyen için de.

_https://acikkuran.com/muddessir-suresi/37-ayet-meali.md_

### 75. Kıyame suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَ — kaddeme · "yapıp öne sürdüğü"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَۜ

Yunebbeul insanu yevme izin bima kaddeme ve ahhar.

O Gün, o insan, yaptıklarından da yapması gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir.

_https://acikkuran.com/kiyame-suresi/13-ayet-meali.md_

### 78. Nebe suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "öne sürdüğü"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

اِنَّٓا اَنْذَرْنَا‌كُمْ عَذَاباً قَر۪يباًۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْـكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَاباً

İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.

Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.

_https://acikkuran.com/nebe-suresi/40-ayet-meali.md_

### 82. İnfitar suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمَتْ — kaddemet · "öne sürmüştür"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْۜ

Alimet nefsun ma kaddemet ve ahharet.

Herkes yaptığını ve yapmadığını bilecek.

_https://acikkuran.com/infitar-suresi/5-ayet-meali.md_

### 89. Fecr suresi 24. ayet

- **Geçtiği form:** قَدَّمْتُ — kaddemtu · "(iyi işler) gönderseydim"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tef'il kalıbı · 1. şahıs, tekil · geçmiş zaman

يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ

Yekulu ya leyteni kaddemtu li hayati.

"Ah keşke hayattayken, ahiret hayatım için hazırlık yapmış olsaydım." der.

_https://acikkuran.com/fecr-suresi/24-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
