# Ra-Kaf-Be — رقب (rqb)

> Kur'an'da 24 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/rqb

- **Anlam:** Korumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü için anlaşma yapmış esir, bu nedenle firriqab ifadesi kölelerin veya esirlerin fidye ile serbest bırakılması anlamına gelir, tekili raqabah'tır. Murtaqib - gözetleyen, koruyan vb.
- **Türevleri:** رَقَبَة (9) · رَقِيب (5) · مُّرْتَقِبُون (1) · يَتَرَقَّبُ (2) · يَرْقُبُ (3) · ٱرْتَقِبْ (4)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 177. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلرِّقَابِ — r-rikabi · "kölelere"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

Leysel birre en tuvellu vucuhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lakinnel birre men amene billahi vel yevmil ahırı vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili, ves sailine ve fir rıkab, ve ekames salate ve atez zekat, vel mufune bi ahdihim iza ahed, ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hinel be's ulaikellezine sadaku, ve ulaike humul muttekun.

Yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz birr değildir. Ama birr: Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaplara ve Nebilere iman etmek; malını sevdiği halde onu yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yol oğluna, yardım isteyenlere, rikab olanlara vermek; "salatı ikame etmek, zekat yapmak," söz verdiği zaman sözünü yerine getirmek, sıkıntıda, zorlukta ve felakete uğrama durumunda sabretmektir. İşte bunlar, sadık olanlardır. Ve işte bunlar, takva sahibi olanlardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/177-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 1. ayet

- **Geçtiği form:** رَقِيبًۭا — rakiben · "gözetleyicidir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَث۪يراً وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يباً

Ya eyyuhan nasutteku rabbekumullezi halakakum min nefsin vahidetin ve halaka minha zevceha ve besse minhuma ricalen kesiran ve nisaa, vettekullahellezi tesaelune bihi vel erham. İnnallahe kane aleykum rakiba.

Ey insanlar! Sizi, tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve o ikisinden birçok erkek ve kadını üreten Rabb'inize karşı takvalı olun. Birbirinizden yararlanasınız diye akrabalık bağını kuran Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah, sizi gözetmektedir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/1-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** رَقَبَةٍۢ — rakabetin · "bir köle"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِناً اِلَّا خَطَـٔاًۚ وَمَنْ قَتَلَ مُـؤْمِناً خَطَــٔاً فَـتَـحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ وَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماً

Ve ma kane li mu'minin en yaktule mu'minen illa hataa, ve men katele mu'minen hataen fe tahriru rakabetin mu'minetin ve diyetun musellemetun ila ehlihi illa en yessaddaku. Fe in kane min kavmin aduvvin lekum ve huve mu'minun fe tahriru rakabetin mu'mineh. Ve in kane min kavmin beynekum ve beynehum misakun fe diyetun musellemetun ila ehlihi ve tahriru rakabetin mu'mineh, fe men lem yecid fe sıyamu şehreyni mutetabiayni tevbeten minallah. Ve kanallahu alimen hakima.

Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen Mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/92-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** رَقَبَةٍۢ — rakabetin · "bir köle"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِناً اِلَّا خَطَـٔاًۚ وَمَنْ قَتَلَ مُـؤْمِناً خَطَــٔاً فَـتَـحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ وَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماً

Ve ma kane li mu'minin en yaktule mu'minen illa hataa, ve men katele mu'minen hataen fe tahriru rakabetin mu'minetin ve diyetun musellemetun ila ehlihi illa en yessaddaku. Fe in kane min kavmin aduvvin lekum ve huve mu'minun fe tahriru rakabetin mu'mineh. Ve in kane min kavmin beynekum ve beynehum misakun fe diyetun musellemetun ila ehlihi ve tahriru rakabetin mu'mineh, fe men lem yecid fe sıyamu şehreyni mutetabiayni tevbeten minallah. Ve kanallahu alimen hakima.

Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen Mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/92-ayet-meali.md_

### 4. Nisa suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** رَقَبَةٍۢ — rakabetin · "bir köle"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِناً اِلَّا خَطَـٔاًۚ وَمَنْ قَتَلَ مُـؤْمِناً خَطَــٔاً فَـتَـحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يَصَّدَّقُواۜ فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۜ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰٓى اَهْلِه۪ وَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍۚ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِۘ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماً

Ve ma kane li mu'minin en yaktule mu'minen illa hataa, ve men katele mu'minen hataen fe tahriru rakabetin mu'minetin ve diyetun musellemetun ila ehlihi illa en yessaddaku. Fe in kane min kavmin aduvvin lekum ve huve mu'minun fe tahriru rakabetin mu'mineh. Ve in kane min kavmin beynekum ve beynehum misakun fe diyetun musellemetun ila ehlihi ve tahriru rakabetin mu'mineh, fe men lem yecid fe sıyamu şehreyni mutetabiayni tevbeten minallah. Ve kanallahu alimen hakima.

Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen Mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/nisa-suresi/92-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 89. ayet

- **Geçtiği form:** رَقَبَةٍۢ ۖ — rakabetin · "bir köleyi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاك۪ينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْل۪يكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْر۪يرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

La yuahizukumullahu bil lagvi fi eymanikum ve lakin yuahizukum bima akkadtumul eyman, fe keffaretuhu it'amu aşereti mesakine min evsatı ma tut'ımune ehlikum ev kisvetuhum ev tahriru rakabeh fe men lem yecid fe sıyamu selaseti eyyam zalike keffaretu eymanikum iza haleftum vahfezu eymanekum kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum teşkurun.

Allah, kasıtsız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün siyam vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/89-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 117. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلرَّقِيبَ — r-rakibe · "gözetleyen"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَن۪ي بِه۪ٓ  اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَه۪يداً مَا دُمْتُ ف۪يهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَن۪ي كُنْتَ اَنْتَ الرَّق۪يبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ

Ma kultu lehum illa ma emerteni bihi eni'budullahe rabbi ve rabbekum, ve kuntu aleyhim şehiden ma dumtu fihim, fe lemma teveffeyteni kunte enter rakibe aleyhim ve ente ala kulli şey'in şehid.

"Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece onlara gözetleyiciydim. Fakat beni vefat ettirince onların üzerinde gözetleyici yalnızca Sen oldun. Ve Sen, Her Şeye Tanıksın."

_https://acikkuran.com/maide-suresi/117-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** يَرْقُبُوا۟ — yerkubu · "gözetirlerdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

كَيْفَ وَاِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا ف۪يكُمْ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ يُرْضُونَكُمْ بِاَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبٰى قُلُوبُهُمْۚ وَاَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَۚ

Keyfe ve in yazheru aleykum la yerkubu fikum illen ve la zimmeh , yurdunekum bi efvahihim ve te'ba kulubuhum, ve ekseruhum fasikun.

Nasıl olabilir ki? Onlar, size galip gelmiş olsalar, hakkınızda ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetmezler. Kalben istemedikleri halde, dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Onların çoğu fasıktırlar.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/8-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** يَرْقُبُونَ — yerkubune · "ne gözetirler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَا يَرْقُبُونَ ف۪ي مُؤْمِنٍ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ  وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ

La yerkubune fi mu'minin illen ve la zimmeh, ve ulaike humul mu'tedun.

Onlar, bir Mü'min hakkında ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetirler. İşte saldırganlar, onlardır.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/10-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلرِّقَابِ — r-rikabi · "ve kölelere"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَـرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ

İnnemas sadakatu lil fukarai vel mesakini vel amiline aleyha vel muellefeti kulubuhum ve fir rikabi vel garimine ve fi sebilillahi vebnissebil, faridaten minallah, vallahu alimun hakim.

Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere, kalpleri kazanılacak kimselere, rikab olanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/60-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 93. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱرْتَقِبُوٓا۟ — vertekibu · "gözetleyin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَيَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّ۪ي عَامِلٌۜ سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ مَنْ يَأْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَمَنْ هُوَ كَاذِبٌۜ وَارْتَقِبُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ رَق۪يبٌ

Ve ya kavmi'melu ala mekanetikum inni amil, sevfe ta'lemune men ye'tihi azabun yuhzihi ve men huve kazib, vertekibu inni meakum rakib.

"Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Yakında bileceksiniz, alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu. Gözetleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte gözetliyorum."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/93-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 93. ayet

- **Geçtiği form:** رَقِيبٌۭ — rakibun · "gözetliyorum"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

وَيَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّ۪ي عَامِلٌۜ سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ مَنْ يَأْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَمَنْ هُوَ كَاذِبٌۜ وَارْتَقِبُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ رَق۪يبٌ

Ve ya kavmi'melu ala mekanetikum inni amil, sevfe ta'lemune men ye'tihi azabun yuhzihi ve men huve kazib, vertekibu inni meakum rakib.

"Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Yakında bileceksiniz, alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu. Gözetleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte gözetliyorum."

_https://acikkuran.com/hud-suresi/93-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 94. ayet

- **Geçtiği form:** تَرْقُبْ — terkub · "tutmadın"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ يَبْنَؤُ۬مَّ لَا تَأْخُذْ بِلِحْيَت۪ي وَلَا بِرَأْس۪يۚ اِنّ۪ي خَش۪يتُ اَنْ تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْل۪ي

Kale yebneumme la te'huz bi lıhyeti ve la bi re'si, inni haşitu en tekule ferrakte beyne beni israile ve lem terkub kavli.

Harun: "Ey annemin oğlu! Sakalımı ve saçımı tutma! Gerçek şu ki: ben senin, "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü dinlemedin." demenden huşu ettim. dedi.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/94-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** يَتَرَقَّبُ — yeterakkabu · "gözetleyerek"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَاَصْبَحَ فِي الْمَد۪ينَةِ خَٓائِفاً يَتَرَقَّبُ فَاِذَا الَّذِي اسْتَنْصَرَهُ بِالْاَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُۜ قَالَ لَهُ مُوسٰٓى اِنَّكَ لَغَوِيٌّ مُب۪ينٌ

Fe asbaha fil medineti haifen yeterakkabu fe izellezistensarahu bil emsi yestasrihuh, kale lehu musa inneke le gaviyyun mubin.

Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir azgınsın!" dedi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/18-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** يَتَرَقَّبُ ۖ — yeterakkabu · "kollayarak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · tefa'ul kalıbı · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَخَرَجَ مِنْهَا خَٓائِفاً يَتَرَقَّبُۘ قَالَ رَبِّ نَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ۟

Fe harece minha haifen yeterakkabu, kale rabbi neccini minel kavmiz zalimin.

Bunun üzerine korku içinde etrafı kollayarak oradan ayrıldı: "Rabb'im! Beni bu zalim halktan kurtar." dedi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/21-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 52. ayet

- **Geçtiği form:** رَّقِيبًۭا — rakiben · "gözetleyicidir"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

لَا يَحِلُّ لَكَ النِّسَٓاءُ مِنْ بَعْدُ وَلَٓا اَنْ تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ اَزْوَاجٍ وَلَوْ اَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ اِلَّا مَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ رَق۪يـباً۟

La yahıllu leken nisau min ba'du ve la en tebeddele bihinne min ezvacin ve lev a'cebeke husnuhunne illa ma meleket yeminuk, ve kanallahu ala kulli şey'in rakiba.

Bundan böyle başka kadınlarla evlenmen, eşlerini boşayıp yerine iyi olması hoşuna gitse bile başka kadın alman sana helal olmaz. Ancak antlaşma yolu ile hak sahibi olduğun hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/52-ayet-meali.md_

### 44. Duhan suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱرْتَقِبْ — fertekib · "o halde gözetle"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُب۪ينٍۙ

Fertekib yevme te'tis semau bi duhanin mubin.

Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.

_https://acikkuran.com/duhan-suresi/10-ayet-meali.md_

### 44. Duhan suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱرْتَقِبْ — fertekib · "biraz bekle"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ

Fertekib innehum murtekıbun.

Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

_https://acikkuran.com/duhan-suresi/59-ayet-meali.md_

### 44. Duhan suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** مُّرْتَقِبُونَ — murtekibune · "beklemektedirler"
  - **Dil bilgisi:** isim · ifti'al kalıbı · etken · eril, çoğul · merfu` isim

فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ

Fertekib innehum murtekıbun.

Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

_https://acikkuran.com/duhan-suresi/59-ayet-meali.md_

### 47. Muhammed suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلرِّقَابِ — r-rikabi · "boyunlarını"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, çoğul · mecrur isim

فَاِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَۙ فَاِمَّا مَناًّ بَعْدُ وَاِمَّا فِدَٓاءً حَتّٰى تَضَعَ الْحَرْبُ اَوْزَارَهَاۚۛ ذٰلِكَۜۛ وَلَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْۙ وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَ۬ا بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَلَنْ يُضِلَّ اَعْمَالَهُمْ

Fe iza lekitumullezine keferu fe darber rikab, hatta iza eshantumuhum fe şuddul vesak, fe imma mennen ba'du ve imma fidaen hatta tedaal harbu evzareha, zalik, ve lev yeşaullahu lentasara minhum ve lakin li yebluve ba'dakum bi ba'd, vellezine kutilu fi sebilillahi fe len yudille a'malehum.

Kafirlerle savaşa giriştiğiniz zaman, boyunlarını vurun. Güçlerini yok edince, bağı sıkıca bağlayın. Ondan sonra bir bağışlama olarak veya fidye karşılığında savaş sona erince onları serbest bırakın. Eğer Allah isteseydi onlardan savaşsız da intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını asla karşılıksız bırakmaz.

_https://acikkuran.com/muhammed-suresi/4-ayet-meali.md_

### 50. Kaf suresi 18. ayet

- **Geçtiği form:** رَقِيبٌ — rakibun · "gözetleyiciler"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim · belirsiz

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ

Ma yelfızu min kavlin illa ledeyhi rakibun atidun.

Söylediği her söz, yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.

_https://acikkuran.com/kaf-suresi/18-ayet-meali.md_

### 54. Kamer suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱرْتَقِبْهُمْ — fertekibhum · "sen onları gözetle"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْۘ

İnna mursilun nakati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.

Biz, fitne olsun diye onlara dişi deveyi gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret.

_https://acikkuran.com/kamer-suresi/27-ayet-meali.md_

### 58. Mücadele suresi 3. ayet

- **Geçtiği form:** رَقَبَةٍۢ — rakabetin · "bir köle"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

وَالَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَـتَحْر۪يرُ رَقَـبَةٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۜ ذٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِه۪ۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ

Vellezine yuzahirune min nisaihim summe yeudune li ma kalu fe tahriru rekabetin min kabli en yetemassa, zalikum tuazune bih, vallahu bi ma ta'melune habir.

Hanımlarına zihar yapıp sonra da kararlarından dönenlerin, ilişkiye girmeden önce bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. İşte size, yapmanız gereken öğütleniyor. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

_https://acikkuran.com/mucadele-suresi/3-ayet-meali.md_

### 90. Beled suresi 13. ayet

- **Geçtiği form:** رَقَبَةٍ — rakabetin · "bir köleyi"
  - **Dil bilgisi:** isim · dişil · mecrur isim · belirsiz

فَكُّ رَقَبَةٍۙ

Fekku rekabetin.

Boynu çözmektir,

_https://acikkuran.com/beled-suresi/13-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-24
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
