# Sin-Ayn-Ye — سعي (sEy)

> Kur'an'da 30 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/sEy

- **Anlam:** Çalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmek
- **Türevleri:** سَعْي (10) · سَعَىٰ (20)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 114. ayet

- **Geçtiği form:** وَسَعَىٰ — ve seaa · "ve çalışandan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ اَنْ يُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُ وَسَعٰى ف۪ي خَرَابِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَٓا اِلَّا خَٓائِف۪ينَۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ

Ve men azlemu mimmen menea mesacidallahi en yuzkere fihesmuhu ve sea fi harabiha ulaike ma kane lehum en yedhuluha illa haifin lehum fid dunya hızyun ve lehum fil ahireti azabun azim.

Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/114-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 205. ayet

- **Geçtiği form:** سَعَىٰ — seaa · "çalışır"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِي الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ ف۪يهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ

Ve iza tevella sea fil ardı li yufside fiha ve yuhlikel harse ven nesl, vallahu la yuhıbbul fesad.

Senden ayrılınca, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ürünü ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/205-ayet-meali.md_

### 2. Bakara suresi 260. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيًۭا ۚ — sea'yen · "koşarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim · belirsiz

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

Ve iz kale ibrahimu rabbi erini keyfe tuhyil mevta kale e ve lem tu'min kale bela ve lakin li yatmainne kalbi kale fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec'al ala kulli cebelin minhunne cuz'en summed'uhunne ye'tineke sa'ya, va'lem ennallahe azizun hakim.

Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rabb'im! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster." demişti. Allah: "İnanmıyor musun?" deyince; İbrahim: "Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum." dedi. Allah: "Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelecekler." dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/260-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 33. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَسْعَوْنَ — ve yes'avne · "ve çalışanların"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداً اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّـبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ

İnnema cezaullezine yuharibunallahe ve resulehu ve yes'avne fil ardı fesaden en yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydihim ve erculuhum min hılafin ev yunfev minel ard, zalike lehum hızyun fid dunya ve lehum fil ahırati azabun azim.

Allah ve Resul'üyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çapraz kesilmesi veya yerlerinden sürgün edilmeleridir. İşte bu durum, onlar için dünyada bir rezilliktir. Ahiret'te ise onlar için büyük bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/33-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 64. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَسْعَوْنَ — ve yes'avne · "ve koşarlar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَاناً وَكُفْراًۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ   كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَاراً لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداًۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ

Ve kaletil yehudu yedullahi magluleh gullet eydihim ve luınu bima kalu bel yedahu mebsutatani yunfıku keyfe yeşa ve leyezidenne kesiran minhum ma unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufra ve elkayna beynehumul adavete vel bagdae ila yevmil kıyameh kullema evkadu naran lil harbi etfeehallahu ve yes'avne fil ardı fesada vallahu la yuhıbbul mufsidin.

O Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır." dediler. Böyle söylemelerinden dolayı elleri bağlandı ve söyledikleri yüzünden lanetlendiler. Oysaki O'nun iki eli de açıktır. Nasıl dilerse öyle infak eder. Yemin olsun ki sana Rabb'inden indirilen şey onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de aralarına kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Savaş için ateş yaktıkları her seferinde Allah onu söndürdü. Yeryüzünde bozgunculuk için koşuşuyorlar. Ve Allah bozguncuları sevmez.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/64-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** وَسَعَىٰ — ve seaa · "ve çalışırsa"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُوراً

Ve men eradel ahırete ve saa leha sa'yeha ve huve mu'minun fe ulaike kane sa'yuhum meşkura.

Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/19-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيَهَا — sea'yeha · "yaraşır biçimde"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُوراً

Ve men eradel ahırete ve saa leha sa'yeha ve huve mu'minun fe ulaike kane sa'yuhum meşkura.

Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/19-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيُهُم — sea'yuhum · "çalışmalarının"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُوراً

Ve men eradel ahırete ve saa leha sa'yeha ve huve mu'minun fe ulaike kane sa'yuhum meşkura.

Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.

_https://acikkuran.com/isra-suresi/19-ayet-meali.md_

### 18. Kehf suresi 104. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيُهُمْ — sea'yuhum · "bütün çabaları"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اَلَّذ۪ينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعاً

Ellezine dalle sa'yuhum fil hayatid dunya ve hum yahsebune ennehum yuhsinune sun'a.

"Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."

_https://acikkuran.com/kehf-suresi/104-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 15. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْعَىٰ — tes'aa · "peşinde koştuğu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْف۪يهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى

İnnes saate atiyetun ekadu uhfiha li tucza kullu nefsin bima tes'a.

"Zamanını bildirmemiş olsam da herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at gelecektir."

_https://acikkuran.com/taha-suresi/15-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْعَىٰ — tes'aa · "koşan"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى

Fe elkaha fe iza hiye hayyetun tes'a.

Musa onu atınca bir de ne görsün! Hızla hareket eden bir canlı olmuştu.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/20-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْعَىٰ — tes'aa · "koşuyor"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ بَلْ اَلْقُواۚ فَاِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ اِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ اَنَّهَا تَسْعٰى

Kale bel elku, fe iza hıbaluhum ve ısıyyuhum yuhayyelu ileyhi min sıhrihim enneha tes'a.

Musa, "Buyurun, önce siz atın." dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/66-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 94. ayet

- **Geçtiği form:** لِسَعْيِهِۦ — lisea'yihi · "onun çabasına"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِه۪ۚ وَاِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ

Fe men ya'mel mines salihati ve huve mu'minun fe la kufrane li sa'yih, ve inna lehu katibun.

Fakat kim iman etmiş olarak salihat yaparsa, onun çabası için kafirlik yapılmaz. Biz, bütün çabalarını yazmaktayız.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/94-ayet-meali.md_

### 22. Hac suresi 51. ayet

- **Geçtiği form:** سَعَوْا۟ — seav · "çalışanlar-"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ سَعَوْا ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ

Vellezine seav fi ayatina muacizine ulaike ashabul cehim.

Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.

_https://acikkuran.com/hac-suresi/51-ayet-meali.md_

### 28. Kasas suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَىٰ — yes'aa · "koşarak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَجَٓاءَ رَجُلٌ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ يَسْعٰىۘ قَالَ يَا مُوسٰٓى اِنَّ الْمَلَاَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ اِنّ۪ي لَكَ مِنَ النَّاصِح۪ينَ

Ve cae raculun min aksal medineti yes'a kale ya musa innel melee ye'temirune bike li yaktuluke fahruc inni leke minen nasıhin.

Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. "Ey Musa! Meleler senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum." dedi.

_https://acikkuran.com/kasas-suresi/20-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** سَعَوْ — seav · "çalışan(lar)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ سَعَوْ ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ اَل۪يمٌۗ

Vellezine seav fi ayatina muacizine ulaike lehum azabun min riczin elim.

Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlar; işte onlar, onlar için elem verici kötü bir azap vardır.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/5-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَوْنَ — yes'avne · "çalışanlara gelince"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

وَالَّذ۪ينَ يَسْعَوْنَ ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

Vellezine yes'avne fi ayatina muacizine ulaike fil azabi muhdarun.

Ayetlerimizi etkisiz kılmak için uğraşanlar, işte onlar azapla karşı karşıya kalacak olanlardır.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/38-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 20. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَىٰ — yes'aa · "koşarak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ

Ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin.

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan Resullere uyun!" dedi.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/20-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 102. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلسَّعْىَ — s-sea'ye · "koşma çağına"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ

Fe lemma belega meahus sa'ye kale ya buneyye inni era fil menami enni ezbehuke fanzur maza tera, kale ya ebetif'al ma tu'meru seteciduni inşaallahu mines sabirin.

Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/102-ayet-meali.md_

### 53. Necm suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** سَعَىٰ — seaa · "çalışmasından"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ

Ve en leyse lil insani illa ma sea.

Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.

_https://acikkuran.com/necm-suresi/39-ayet-meali.md_

### 53. Necm suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيَهُۥ — sea'yehu · "onun çalışması"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ

Ve enne sa'yehu sevfe yura.

Ve onun çalışması yakında görülecektir.

_https://acikkuran.com/necm-suresi/40-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 12. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَىٰ — yes'aa · "koşar durumda"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۚ

Yevme terel mu'minine vel mu'minati yes'a nuruhum beyne eydihim ve bi eymanihim buşrakumul yevme cennatun tecri min tahtihel enharu halidine fih, zalike huvel fevzul azim.

O Gün, Mü'min erkekleri ve Mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında olduğu halde koşarlarken göreceksin. "Bugün müjdeniz; içinde sürekli kalacağınız, içinden ırmaklar akan Cennetlerdir. İşte bu büyük kurtuluştur."

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/12-ayet-meali.md_

### 62. Cuma suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْعَوْا۟ — fes'av · "hemen koşun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Ya eyyuhellezine amenu iza nudiye lis salati min yevmil cumuati fes'av ila zikrillahi ve zerul bey'a, zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemun.

Ey İman Edenler! Cuma günü salat için seslenildiği zaman, alışverişi bırakıp, hemen Allah'ın öğüdüne koşun. Eğer bilirseniz, bu, sizin için hayırlı olandır.

_https://acikkuran.com/cuma-suresi/9-ayet-meali.md_

### 66. Tahrim suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَىٰ — yes'aa · "koşar"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحاًۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Ya eyyuhellezine amenu tubu ilallahi tevbeten nasuha, asa rabbukum en yukeffire ankum seyyiatikum ve yudhilekum cennatin tecri min tahtihel enharu, yevme la yuhzillahun nebiyye vellezine amenu meah, nuruhum yes'a beyne eydihim ve bi eymanihim yekulune rabbena etmim lena nurena vagfir lena, inneke ala kulli şey'in kadir.

Ey İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

_https://acikkuran.com/tahrim-suresi/8-ayet-meali.md_

### 76. İnsan suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيُكُم — sea'yukum · "çalışmanız"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · merfu` isim

اِنَّ هٰذَا كَانَ لَـكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُوراً۟

İnne haza kane lekum cezaen ve kane sa'yukum meşkura.

Bu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti.

_https://acikkuran.com/insan-suresi/22-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 22. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَىٰ — yes'aa · "çalışmağa koyuldu"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ

Summe edbere yes'a.

Sonra aleyhte çalışmaya koyuldu.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/22-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** سَعَىٰ — seaa · "çalıştığını"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ

Yevme yetezekkerul insanu ma sea.

O Gün insan ne yaptığını hatırlar.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/35-ayet-meali.md_

### 80. Abese suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْعَىٰ — yes'aa · "koşarak"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ

Ve emma men caeke yes'a.

Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;

_https://acikkuran.com/abese-suresi/8-ayet-meali.md_

### 88. Gaşiye suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** لِّسَعْيِهَا — lisea'yiha · "işinden"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mecrur isim

لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۙ

Li sa'yiha radiyeh.

Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.

_https://acikkuran.com/gasiye-suresi/9-ayet-meali.md_

### 92. Leyl suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** سَعْيَكُمْ — sea'yekum · "sizin işiniz"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril · mansub isim

اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىۜ

İnne sa'yekum le şetta.

Çabalarınız çeşit çeşittir.

_https://acikkuran.com/leyl-suresi/4-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-15
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
