# Sin-Be-Kaf — سبق (sbq)

> Kur'an'da 37 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/sbq

- **Anlam:** Geçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmak
- **Türevleri:** سَابِق (7) · سَابِقُ (1) · سَبَقَ (20) · سَبْق (1) · سَّٰبِقَٰت (1) · مَسْبُوقِين (2) · ٱسْتَبَقَ (5)

## Geçtiği ayetler

### 2. Bakara suresi 148. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَبِقُوا۟ — festebiku · "O halde koşun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلّ۪يهَا فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يَأْتِ بِكُمُ اللّٰهُ جَم۪يعاًۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Ve li kullin vichetun huve muvelliha festebikul hayrat, eyne ma tekunu ye'ti bikumullahu cemia, innallahe ala kulli şey'in kadir.

Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. Öyleyse siz de yararlı işler yapmada birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

_https://acikkuran.com/bakara-suresi/148-ayet-meali.md_

### 5. Maide suresi 48. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَبِقُوا۟ — festebiku · "öyleyse koşun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

وَاَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِناً عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ عَمَّا جَٓاءَكَ مِنَ الْحَقِّۜ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجاًۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَٓا اٰتٰيكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعاً فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَۙ

Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı musaddıkan lima beyne yedeyhi minel kitabi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum amma caeke minel hakk li kullin cealna minkum şir'aten ve minhaca ve lev şaallahu le cealekum ummeten vahıdeten ve lakin li yebluvekum fi ma atakum festebikul hayrat ilallahi merciukum cemian fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun.

Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen bu Kitap'ı hakk olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

_https://acikkuran.com/maide-suresi/48-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 80. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَكُم — sebekakum · "sizden önce"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ

Ve lutan iz kale li kavmihi e te'tunel fahışete ma sebekakum biha min ehadin minel alemin.

Hani Lut da halkına şöyle demişti: "Ey halkım! Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fahişeliği mi yapıyorsunuz?"

_https://acikkuran.com/araf-suresi/80-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقُوٓا۟ ۚ — sebeku · "kaçabileceklerini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَبَقُواۜ اِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ

Ve la yahsebennellezine keferu sebeku, innehum la yu'cizun.

Kafirler kendilerinden vazgeçildiğini sanmasınlar. Onlar, Bizi aciz bırakamazlar.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/59-ayet-meali.md_

### 8. Enfal suresi 68. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَ — sebeka · "geçmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ ف۪يمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ

Lev la kitabun minallahi sebeka le messekum fima ehaztum azabun azim.

Eğer Allah tarafından önceden bir Kitap olmasaydı, aldığınız şeyden dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

_https://acikkuran.com/enfal-suresi/68-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلسَّـٰبِقُونَ — ve ssabikune · "öne geçenlerden"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِر۪ينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Ves sabikunel evvelune minel muhacirine vel ensari vellezinettebeuhum bi ıhsanin radıyallahu anhum ve radu anhu ve eadde lehum cennatin tecri tahtehel enharu halidine fiha ebeda, zalikel fevzul azim.

Muhacir ve Ensar'dan, öne geçenlerden ve iyilikte onları izleyenlerden Allah razı olmuştur. Onlar da O'ndan razı olmuştur. Onlara, içinde aralıksız ve sürekli kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte büyük başarı budur.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/100-ayet-meali.md_

### 10. Yunus suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "önceden belirlenmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَمَا كَانَ النَّاسُ اِلَّٓا اُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُواۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ ف۪يمَا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ

Ve ma kanen nasu illa ummeten vahideten fahtelefu, ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum fima fihi yahtelifun.

İnsanlar, sadece tek bir ümmetti. Sonra anlaşmazlığa düştüler. Şayet Rabb'inin katında önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konularda hemen karar verilirdi.

_https://acikkuran.com/yunus-suresi/19-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَ — sebeka · "önceden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ قُلْنَا احْمِلْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَۜ وَمَٓا اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَل۪يلٌ

Hatta iza cae emruna ve faret tennuru kulnahmil fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu ve men amen, ve ma amene meahu illa kalil.

Buyruğumuz gelip tandır kaynamaya başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve İman Edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/40-ayet-meali.md_

### 11. Hud suresi 110. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "önceden geçmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ ف۪يهِۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ

Ve lekad ateyna musel kitabe fahtulife fih, ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum, ve innehum le fi şekkin minhu murib.

Ant olsun! Musa'ya Kitap'ı verdik de onda anlaşmazlığa düştüler. Rabb'in tarafından önceden takdir edilmiş bir karar olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlar da bunun hakkında ikilem ve güvensizlik içindedirler.

_https://acikkuran.com/hud-suresi/110-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 17. ayet

- **Geçtiği form:** نَسْتَبِقُ — nestebiku · "yarışıyorduk"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

قَالُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِق۪ينَ

Kalu ya ebana inna zehebna nestebiku ve terekna yusufe inde metaına fe ekelehuz zi'bu, ve ma ente bi mu'minin lena ve lev kunna sadikin.

"Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/17-ayet-meali.md_

### 12. Yusuf suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱسْتَبَقَا — vestebeka · "ve koşuştular"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 3. şahıs, eril, ikil · geçmiş zaman

وَاسْتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَم۪يصَهُ مِنْ دُبُرٍ وَاَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا الْبَابِۜ قَالَتْ مَا جَزَٓاءُ مَنْ اَرَادَ بِاَهْلِكَ سُٓوءاً اِلَّٓا اَنْ يُسْجَنَ اَوْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Vestebekal babe ve kaddet kamisahu min duburin ve elfeya seyyideha ledel bab, kalet ma cezau men erade bi ehlike suen illa en yuscene ev azabun elim.

İkisi de kapıya doğru koştu. Kadın Yusuf'un gömleğini arka tarafından yırttı. Kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. Kadın: "Ailene kötülük yapmak isteyen kimsenin zindana atılması veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.

_https://acikkuran.com/yusuf-suresi/25-ayet-meali.md_

### 15. Hicr suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْبِقُ — tesbiku · "geçebilir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ

Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.

Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.

_https://acikkuran.com/hicr-suresi/5-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 99. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَ ۚ — sebeka · "geçmişlerin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْراًۚ

Kezalike nakussu aleyke min enbai ma kad sebak, ve kad ateynake min ledunna zikra.

İşte böylece geçmişlerin haberlerinden sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki sana katımızdan bir zikir verdik.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/99-ayet-meali.md_

### 20. Taha suresi 129. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "daha önce"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَكَانَ لِزَاماً وَاَجَلٌ مُسَمًّىۜ

Ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kane lizamen ve ecelun musemma.

Ve eğer Rabb'inden daha önce kararlaştırılmış bir hüküm ve adı konmuş bir süre olmasaydı elbette ceza kaçınılmaz olurdu.

_https://acikkuran.com/taha-suresi/129-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْبِقُونَهُۥ — yesbikunehu · "O'ndan önce söylemezler"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِه۪ يَعْمَلُونَ

La yesbikunehu bil kavli ve hum bi emrihi ya'melun.

Onlar, O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/27-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 101. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "geçmiş olan(lar)"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

اِنَّ الَّذ۪ينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓىۙ اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَۙ

İnnellezine sebekat lehum minnel husna ulaike anha mub'adun.

Bizden kendilerine iyilik ulaşanlar, işte onlar, ondan uzaklaştırılanlardır.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/101-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَ — sebeka · "geçmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ

Fe evhayna ileyhi enısnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina fe iza cae emruna ve faret tennuru fesluk fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve la tuhatıbni fillezine zalemu, innehum mugrakun.

Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. "Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı zaman hemen ona her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında Ben'den bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır."

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/27-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْبِقُ — tesbiku · "ileri geçemez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ

Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.

Hiçbir ümmet ecelini öne alamaz ve erteleyemez.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/43-ayet-meali.md_

### 23. Müminun suresi 61. ayet

- **Geçtiği form:** سَـٰبِقُونَ — sabikune · "önde giderler"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

اُو۬لٰٓئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ

Ulaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun.

İşte onlar, hayırlarda yarışırlar ve onda öncülük ederler.

_https://acikkuran.com/muminun-suresi/61-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** يَسْبِقُونَا ۚ — yesbikuna · "bizi geçeceklerini"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ

Em hasibellezine ya'melunes seyyiati en yesbikuna, sae ma yahkumun.

Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/4-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 28. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَكُم — sebekakum · "sizden önce"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ

Ve lutan iz kale li kavmihi innekum le te'tunel fahışete ma sebekakum biha min ehadin minel alemin.

Hani Lut halkına: "Siz, bu alemde sizden önce yaşamış olanların hiçbirinin yapmadığı bir fahişeliğe yöneliyorsunuz." demişti.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/28-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** سَـٰبِقِينَ — sabikine · "geçip gidecek"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · mansub isim

وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِق۪ينَۚ

Ve karune ve fir'avne ve hamane ve lekad caehum musa bil beyyinati festekberu fil ardı ve ma kanu sabikin.

Karun, Firavun ve Haman'a; Musa kanıt içeren, açıklayıcı bilgiyle geldi. Ne var ki onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Onlar kurtulanlardan olmadılar.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/39-ayet-meali.md_

### 35. Fatır suresi 32. ayet

- **Geçtiği form:** سَابِقٌۢ — sabikun · "öne geçendir"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · merfu` isim · belirsiz

ثُمَّ اَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذ۪ينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَاۚ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۚ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَب۪يرُۜ

Summe evresnel kitabellezinastafeyna min ibadina, fe minhum zalimun li nefsih, ve minhum muktesid, ve minhum sabikun bil hayrati bi iznillah, zalike huvel fadlul kebir.

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. İşte büyük fazilet budur.

_https://acikkuran.com/fatir-suresi/32-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 40. ayet

- **Geçtiği form:** سَابِقُ — sabiku · "önüne geçebilir"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · merfu` isim

لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun.

Ne Güneş Ay'a erişebilir ve ne de gecenin gündüzü geçmesi mümkün olabilir. Hepsi de bir yörüngede hareket ederler.

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/40-ayet-meali.md_

### 36. Yasin suresi 66. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱسْتَبَقُوا۟ — festebeku · "ve dökülürlerdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · ifti'al kalıbı · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ

Ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun.

Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?

_https://acikkuran.com/yasin-suresi/66-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 171. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "geçmişti"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ

Ve lekad sebekat kelimetuna li ibadinel murselin.

Ant olsun ki gönderilen kullarımıza şu sözü verdik:

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/171-ayet-meali.md_

### 41. Fussilet suresi 45. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "geçmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ ف۪يهِۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ

Ve lekad ateyna musel kitabe fahtulife fih, ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kudıye beynehum, ve innehum lefi şekkin minhu murib.

Ant olsun ki Biz, Musa'ya Kitap'ı vermiştik de onda görüş ayrılığına düştüler. Eğer Rabb'inin önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Onlar, Kur'an hakkında tam bir ikilem ve kaygı içindeler.

_https://acikkuran.com/fussilet-suresi/45-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 14. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقَتْ — sebekat · "geçmiş"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

وَمَا تَفَرَّقُٓوا اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْياً بَيْنَهُمْۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫رِثُوا الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِهِمْ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُ مُر۪يبٍ

Ve ma teferreku illa min ba'di ma caehumul ilmu bagyen beynehum, ve lev la kelimetun sebekat min rabbike ila ecelin musemmen le kudıye beynehum, ve innellezine urisul kitabe min ba'dihim le fi şekkin minhu murib.

Onların, kendilerine ilim geldikten sonra anlaşmazlığa düşmelerinin nedeni kıskançlık ve ihtiraslarıdır. Eğer Rabb'inden, "belirlenmiş bir süreye kadar" sözü verilmemiş olunsaydı, aralarında hemen hüküm gerçekleştirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar, tam bir ikilem ve kaygı içindedirler.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/14-ayet-meali.md_

### 46. Ahkaf suresi 11. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقُونَآ — sebekuna · "bizi geçemezlerdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْراً مَا سَبَقُونَٓا اِلَيْهِۜ وَاِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِه۪ فَسَيَقُولُونَ هٰذَٓا اِفْكٌ قَد۪يمٌ

Ve kalellezine keferu lillezine amenulev kane hayren ma sebekuna ileyh, ve iz lem yehtedu bihi fe seyekulune haza ifkun kadim.

Kafirler, İman Edenler için: "Eğer Kur'an'da bir "hayır" olsaydı, onlar, bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı." dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, "Bu eski bir uydurmadır." diyeceklerdir.

_https://acikkuran.com/ahkaf-suresi/11-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** وَٱلسَّـٰبِقُونَ — ve ssabikune · "ve öne geçenler ise"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ

Ves sabikunes sabikun.

Ve sabikunlar da sabikunlardır.

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/10-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلسَّـٰبِقُونَ — s-sabikune · "öne geçenler"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril, çoğul · merfu` isim

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ

Ves sabikunes sabikun.

Ve sabikunlar da sabikunlardır.

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/10-ayet-meali.md_

### 56. Vakıa suresi 60. ayet

- **Geçtiği form:** بِمَسْبُوقِينَ — bimesbukine · "önümüze geçilmiş"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ

Nahnu kadderna beynekumul mevte ve ma nahnu bi mes- bukin.

Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi engelleyemez.

_https://acikkuran.com/vakia-suresi/60-ayet-meali.md_

### 57. Hadid suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** سَابِقُوٓا۟ — sabiku · "koşun"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 2. şahıs, eril, çoğul · emir kipi

سَابِقُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۙ اُعِدَّتْ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ

Sabiku ila magfiretin min rabbikum ve cennetin arduha keardıs semai vel ardı uıddet lillezine amenu billahi ve rusulih, zalike fadlullahi yu'tihi men yeşau, vallahu zul fadlil azim.

Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Resuller'ine iman edenler için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu hak edene verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

_https://acikkuran.com/hadid-suresi/21-ayet-meali.md_

### 59. Haşr suresi 10. ayet

- **Geçtiği form:** سَبَقُونَا — sebekuna · "bizden önce"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلاًّ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّـنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟

Vellezine cau min ba'dihim yekulune rabbenagfir lena ve li ihvaninellezine sebekuna bil imani ve la tec'al fi kulubina gıllen lillezine amenu rabbena inneke raufun rahim.

Onlardan sonra gelenler: "Rabb'imiz! Bizi ve bizden önce iman ile göç etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabb'imiz! Kuşkusuz Sen Çok Şefkatli, Rahmeti Kesintisizsin." derler.

_https://acikkuran.com/hasr-suresi/10-ayet-meali.md_

### 70. Mearic suresi 41. ayet

- **Geçtiği form:** بِمَسْبُوقِينَ — bimesbukine · "önüne geçilecek"
  - **Dil bilgisi:** isim · edilgen · eril, çoğul · mecrur isim

عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْراً مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَ

Ala en nubeddile hayren minhum ve ma nahnu bi mesbukin.

Onların yerine, kendilerinden daha hayırlısını getirmeye kesinlikle güç yetirenleriz. Bunu yapmamıza hiçbir güç engel olamaz.

_https://acikkuran.com/mearic-suresi/41-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ — fessabikati · "yarışıp geçenlere"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · dişil, çoğul · mecrur isim

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقاًۙ

Fes sabikati sebka.

Ve de yarıştıkça yarışanlara.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/4-ayet-meali.md_

### 79. Naziat suresi 4. ayet

- **Geçtiği form:** سَبْقًۭا — sebkan · "yarışarak"
  - **Dil bilgisi:** isim · isim fiil · eril · mansub isim · belirsiz

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقاًۙ

Fes sabikati sebka.

Ve de yarıştıkça yarışanlara.

_https://acikkuran.com/naziat-suresi/4-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-13
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
