# Sin-Kaf-Ta — سقط (sqT)

> Kur'an'da 8 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/sqT

- **Anlam:** Düşmek, düşürmek, yere serilmek, inmek, alçalmak, değerini yitirmek, çökmek, başarısız olmak, hükümsüz kalmak, iptal olmak, yıkılmak, ölmek, sönmek
- **Türevleri:** تُسْقِطَ (3) · تُسَٰقِطْ (1) · سَاقِط (1) · سُقِطَ (3)

## Geçtiği ayetler

### 6. Enam suresi 59. ayet

- **Geçtiği form:** تَسْقُطُ — teskutu · "düşmez"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَعِنْدَهُ مَفَاتِـحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَٓا اِلَّا هُوَۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ

Ve indehu mefatihul gaybi la ya'lemuha illa huve, ve ya'lemu ma fil berri vel bahr, ve ma teskutu min varakatin illa ya'lemuha ve la habbetin fi zulumatil ardı ve la ratbin ve la yabisin illa fi kitabin mubin.

Gaybın anahtarı yalnızca O'nun yanındadır. O'ndan başka hiç kimse onları bilemez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Bir yaprak düşse mutlaka onu bilir. Yerin karanlığında tek bir dane, canlı ve cansız yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/59-ayet-meali.md_

### 7. Araf suresi 149. ayet

- **Geçtiği form:** سُقِطَ — sukita · "düşürüldü"
  - **Dil bilgisi:** fiil · edilgen · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

وَلَمَّا سُقِطَ ف۪ٓي اَيْد۪يهِمْ وَرَاَوْا اَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّواۙ قَالُوا لَئِنْ لَمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Ve lemma sukıta fi eydihim ve reev ennehum kad dallu kalu le in lem yerhamna rabbuna ve yağfir lena le nekunenne minel hasirin.

Ne zaman ki akılları başlarına gelip gerçekten sapmış olduklarını görünce: "Eğer Rabb'imiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.

_https://acikkuran.com/araf-suresi/149-ayet-meali.md_

### 9. Tevbe suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** سَقَطُوا۟ ۗ — sekatu · "düşmüşlerdir"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, çoğul · geçmiş zaman

وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ ائْذَنْ ل۪ي وَلَا تَفْتِنّ۪يۜ اَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُواۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَ

Ve minhum men yekulu'zen li ve la teftinni, e la fil fitneti sekatu, ve inne cehenneme le muhitatun bil kafirin.

Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme." der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır.

_https://acikkuran.com/tevbe-suresi/49-ayet-meali.md_

### 17. İsra suresi 92. ayet

- **Geçtiği form:** تُسْقِطَ — tuskita · "düşürmelisin"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

اَوْ تُسْقِطَ السَّمَٓاءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفاً اَوْ تَأْتِيَ بِاللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ قَب۪يلاًۙ

Ev tuskıtas semae kema zeamte aleyna kisefen ev te'tiye billahi vel melaiketi kabila.

"Veya iddia ettiğin gibi, göğü paramparça edip üzerimize yıkmalısın. Veya Allah'ı ve melekleri karşımıza çıkarmalısın."

_https://acikkuran.com/isra-suresi/92-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 25. ayet

- **Geçtiği form:** تُسَـٰقِطْ — tusakit · "dökülsün"
  - **Dil bilgisi:** fiil · mufa'ale kalıbı · 3. şahıs, dişil, tekil · şimdiki/geniş zaman

وَهُزّ۪ٓي اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَباً جَنِياًّۘ

Ve huzzi ileyki bi ciz'ın nahleti tusakıt aleyki rutaben ceniyya.

"Hurma ağacını silkele. Üzerine olmuş taze hurmalar dökülsün."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/25-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 187. ayet

- **Geçtiği form:** فَأَسْقِطْ — feeskit · "o halde düşür"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَۜ

Fe eskıt aleyna kisefen mines semai in kunte mines sadıkin.

"Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/187-ayet-meali.md_

### 34. Sebe suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** نُسْقِطْ — nuskit · "düşürürüz"
  - **Dil bilgisi:** fiil · if'al kalıbı · 1. şahıs, çoğul · şimdiki/geniş zaman

اَفَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ اِنْ نَشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ۟

E fe lem yerev ila ma beyne eydihim ve ma halfehum mines semai vel ard, in neşe'nahsif bihimul arda ev nuskıt aleyhim kisefen mines sema, inne fi zalike le ayeten li kulli abdin munib.

Onlar, göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında olanları görmediler mi? Dilersek onları yere geçiririz. Veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunlarda yönelen her kul için ayet vardır.

_https://acikkuran.com/sebe-suresi/9-ayet-meali.md_

### 52. Tur suresi 44. ayet

- **Geçtiği form:** سَاقِطًۭا — sakiten · "düştüğünü"
  - **Dil bilgisi:** isim · etken · eril · mansub isim · belirsiz

وَاِنْ يَرَوْا كِسْفاً مِنَ السَّمَٓاءِ سَاقِطاً يَقُولُوا سَحَابٌ مَرْكُومٌ

Ve in yerev kisfen mines semai sakıtan yekulu sehabun merkum.

Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler!

_https://acikkuran.com/tur-suresi/44-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-14
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
