# Vav-he-Be — وهب (whb)

> Kur'an'da 25 ayette geçiyor.

- **Kaynak:** https://acikkuran.com/root/whb

- **Anlam:** vermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak.
- **Türevleri:** وَهَبَ (22) · وَهَّاب (3)

## Geçtiği ayetler

### 3. Ali İmran suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** وَهَبْ — ve heb · "ve ver"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Rabbena la tuziğ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena min ledunke rahmeh, inneke entel vehhab.

Onlar derler ki: "Rabb'imiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma. Bize katından rahmet bağışla. Çünkü bağışlayıcı olan yalnız Sen'sin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/8-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 8. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْوَهَّابُ — l-vehhabu · "çok bağış yapansın"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Rabbena la tuziğ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena min ledunke rahmeh, inneke entel vehhab.

Onlar derler ki: "Rabb'imiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma. Bize katından rahmet bağışla. Çünkü bağışlayıcı olan yalnız Sen'sin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/8-ayet-meali.md_

### 3. Ali İmran suresi 38. ayet

- **Geçtiği form:** هَبْ — heb · "ver"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ

Hunalike dea zekeriyya rabbeh, kale rabbi hebli min ledunke zurriyyeten tayyibeh, inneke semiud dua'.

Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

_https://acikkuran.com/ali-imran-suresi/38-ayet-meali.md_

### 6. Enam suresi 84. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve biz hediye ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لَهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ كُلاًّ هَدَيْنَاۚ وَنُوحاً هَدَيْنَا مِنْ قَبْلُ وَمِنْ ذُرِّيَّتِه۪ دَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ وَاَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسٰى وَهٰرُونَۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَۙ

Ve vehebna lehu ishaka ve ya'kub, kullen hedeyna ve nuha hedeyna min kablu ve min zurriyyetihi davude ve suleymane ve eyyube ve yusufe ve musa ve harun ve kezalike neczil muhsinin.

Biz ona İshak'ı ve Ya'kub'u bağışladık. Her birine de hidayet verdik. Daha önce Nuh'a da hidayet verdik. O'nun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da. İşte muhsin olanları böylece ödüllendiririz.

_https://acikkuran.com/enam-suresi/84-ayet-meali.md_

### 14. İbrahim suresi 39. ayet

- **Geçtiği form:** وَهَبَ — vehebe · "lutfeden"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي وَهَبَ ل۪ي عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَسَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ

Elhamdulillahillezi vehebe li alel kiberi ismaile ve ishak, inne rabbi le semiud dua.

"Hamd, yaşlılığımda bana İsmail'i ve İshak'ı bağışlayan Allah'a aittir. Kuşkusuz, benim Rabb'im duayı işitendir."

_https://acikkuran.com/ibrahim-suresi/39-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 5. ayet

- **Geçtiği form:** فَهَبْ — feheb · "(Ne olur) lutfet"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ

Ve inni hıftul mevaliye min verai ve kanetimreeti akıran feheb li min ledunke veliyya.

"Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır. Onun için bana katından bir veli bağışla."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/5-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 19. ayet

- **Geçtiği form:** لِأَهَبَ — liehebe · "hediye edeyim diye"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, tekil · şimdiki/geniş zaman

قَالَ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ رَسُولُ رَبِّكِۗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَاماً زَكِياًّ

Kale innema ene resulu rabbiki li ehebe leki gulamen zekiyya.

"Ben sadece "Rabb'inin elçisiyim." dedi. "Sana tertemiz bir oğul armağan etmek için geldim."

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/19-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** وَهَبْنَا — vehebna · "biz armağan ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۙ وَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ وَكُلاًّ جَعَلْنَا نَبِياًّ

Fe lemma'tezelehum ve ma ya'budune min dunillahi vehebna lehu ishaka ve ya'kub ve kullen cealna nebiyya.

Onlardan ve onların Allah'ın yanı sıra kulluk ettiklerinden ayrılınca, Biz, ona İshak'ı ve torunu Ya'kub'u bağışladık. Hepsini Nebi yaptık.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/49-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve lutfettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِياًّ۟

Ve vehebna lehum min rahmetina ve cealna lehum lisane sıdkın aliyya.

Ve rahmetimizden onlara lütfettik. Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/50-ayet-meali.md_

### 19. Meryem suresi 53. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve armağan ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِياًّ

Ve vehebna lehu min rahmetina ehahu harune nebiyya.

Ona rahmetimizden bir Nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.

_https://acikkuran.com/meryem-suresi/53-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 72. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve hediye ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَۜ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةًۜ وَكُلاًّ جَعَلْنَا صَالِح۪ينَ

Ve vehebna lehu ishak, ve ya'kube nafileh, ve kullen cealna salihin.

Ona İshak'ı ve ayrıca Ya'kub'u armağan ettik. Ve hepsini iyi kimseler yaptık.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/72-ayet-meali.md_

### 21. Enbiya suresi 90. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve armağan ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

فَاسْتَجَبْنَا لَهُۘ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى وَاَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباًۜ وَكَانُوا لَنَا خَاشِع۪ينَ

Festecebna leh, ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh, innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed'unena regaben ve reheba, ve kanu lena haşiin.

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

_https://acikkuran.com/enbiya-suresi/90-ayet-meali.md_

### 25. Furkan suresi 74. ayet

- **Geçtiği form:** هَبْ — heb · "lutfeyle"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَاماً

Vellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina ve zurriyyatina kurrete a'yunin vec'alna lil muttekine imama.

Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!" derler.

_https://acikkuran.com/furkan-suresi/74-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 21. ayet

- **Geçtiği form:** فَوَهَبَ — fevehebe · "sonra verdi"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · geçmiş zaman

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

Fe ferartu minkum lemma hıftukum fe vehebe li rabbi hukmen ve cealeni minel murselin.

"Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet bağışladı ve beni Resullerden kıldı."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/21-ayet-meali.md_

### 26. Şuara suresi 83. ayet

- **Geçtiği form:** هَبْ — heb · "ver"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْماً وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ

Rabbi heb li hukmen ve elhıkni bis salihin.

"Rabb'im bana karşılıksız hüküm ver ve beni salihlerin arasına dahil et."

_https://acikkuran.com/suara-suresi/83-ayet-meali.md_

### 29. Ankebut suresi 27. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve biz armağan ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ

Ve vehebna lehu ishaka ve ya'kube ve cealna fi zurriyyetihin nubuvvete vel kitabe, ve ateynahu ecrehu fid dunya, ve innehu fil ahıreti le mines salihin.

Biz O'na İshak'ı ve Ya'kub'u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere Nebi'lik ve Kitap verdik. Böylece O'na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden olacaktır.

_https://acikkuran.com/ankebut-suresi/27-ayet-meali.md_

### 33. Ahzab suresi 50. ayet

- **Geçtiği form:** وَهَبَتْ — vehebet · "hibe ederse"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, dişil, tekil · geçmiş zaman

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰـت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً

Ya eyyuhen nebiyyu inna ahlelna leke ezvacekelleti ateyte ucurehunne ve ma meleket yeminuke mimma efaallahu aleyke ve benati ammike ve benati ammatike ve benati halike ve benati halatikellati hacerne meak, vemreeten mu'mineten in vehebet nefseha lin nebiyyi in eraden nebiyyu en yestenkihaha halisaten leke min dunil mu'minin, kad alimna ma faradna aleyhim fi ezvacihim ve ma meleket eymanuhum li keyla yekune aleyke harac, ve kanallahu gafuran rahima.

Ey Nebi! Biz, ecirlerini verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın fey olarak sana verdiği antlaşma yolu ile hak sahibi olduklarını, sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve kendisini Nebi'ye hibe edip de Nebi'nin de evlenmeyi uygun gördüğü Mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara zevceleri ve antlaşma yolu ile hak sahibi oldukları konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

_https://acikkuran.com/ahzab-suresi/50-ayet-meali.md_

### 37. Saffat suresi 100. ayet

- **Geçtiği form:** هَبْ — heb · "lutfet"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Rabbi heb li mines salihin.

"Rabb'im! Bana salihlerden bağışla."

_https://acikkuran.com/saffat-suresi/100-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 9. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْوَهَّابِ — l-vehhabi · "çok lutufta bulunan"
  - **Dil bilgisi:** sıfat · eril, tekil · mecrur isim

اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَز۪يزِ الْوَهَّابِۚ

Em indehum hazainu rahmeti rabbikel azizil vehhab.

Yoksa Çok Yüce ve Çok Bağışta Bulunan Rabb'inin rahmet hazineleri onların yanında mı?

_https://acikkuran.com/sad-suresi/9-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 30. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve biz armağan ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ  اَوَّابٌۜ

Ve vehebna li davude suleyman, ni'mel abd, innehu evvab.

Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/30-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** وَهَبْ — ve heb · "ve ver"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 2. şahıs, eril, tekil · emir kipi

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكاً لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Kale rabbigfir li veheb li mulken la yenbagi li ehadin min ba'di, inneke entel vehhab.

"Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk bağışla. Kuşkusuz ki Sen, Bol Bol Bağışlayıcı'sın." dedi.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/35-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 35. ayet

- **Geçtiği form:** ٱلْوَهَّابُ — l-vehhabu · "çok lutfeden"
  - **Dil bilgisi:** isim · eril, tekil · merfu` isim

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكاً لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Kale rabbigfir li veheb li mulken la yenbagi li ehadin min ba'di, inneke entel vehhab.

"Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk bağışla. Kuşkusuz ki Sen, Bol Bol Bağışlayıcı'sın." dedi.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/35-ayet-meali.md_

### 38. Sad suresi 43. ayet

- **Geçtiği form:** وَوَهَبْنَا — ve vehebna · "ve armağan ettik"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 1. şahıs, çoğul · geçmiş zaman

وَوَهَبْنَا لَهُٓ   اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten minna ve zikra li ulil elbab.

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona yanında yer alanları ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

_https://acikkuran.com/sad-suresi/43-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** يَهَبُ — yehebu · "bahşeder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ يَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ اِنَاثاً وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ الذُّكُورَۙ

Lillahi mulkus semavati vel ard, yahluku ma yeşau, yehebu li men yeşau inasen ve yehebu li men yeşauz zukur.

Göklerin ve yeryüzünün egemenliği yalnız Allah'a aittir. O, dilediği şeyi yaratır. Dilediğine dişiler dilediğine de erkekler bahşeder.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/49-ayet-meali.md_

### 42. Şura suresi 49. ayet

- **Geçtiği form:** وَيَهَبُ — ve yehebu · "ve bahşeder"
  - **Dil bilgisi:** fiil · 3. şahıs, eril, tekil · şimdiki/geniş zaman

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ يَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ اِنَاثاً وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ الذُّكُورَۙ

Lillahi mulkus semavati vel ard, yahluku ma yeşau, yehebu li men yeşau inasen ve yehebu li men yeşauz zukur.

Göklerin ve yeryüzünün egemenliği yalnız Allah'a aittir. O, dilediği şeyi yaratır. Dilediğine dişiler dilediğine de erkekler bahşeder.

_https://acikkuran.com/sura-suresi/49-ayet-meali.md_

---
Alındığı tarih: 2026-08-15
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
