# 38. Sad suresi 20. ayet

- **Sure:** 38. Sad suresi (Sad) — سُورَةُ صٓ
- **Ayet:** 20 / 88 · **Cüz:** 23 · **Mushaf sayfası:** 453
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/sad-suresi/20-ayet-meali

## Arapça

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ

## Okunuş

Ve şededna mulkehu ve ateynahul hikmete ve faslel hıtab.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, ona hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve güzel konuşabilme (özelliği) vermiştik.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Onun gücünü pekiştirdik. Ona Hikmet'i[1] ve fesle-l hitabı[2] verdik.

_Dipnotlar_
- [1] Bkz. 26:21. Ayetin dipnotu.
- [2] Hakk'ı Batıl'dan ayıran sözü söyleme yeteneği. Etkili hitap etme.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

(Davud'un) İktidarını güçlendirdik. Ona, hikmet (doğru karar verme yeteneği) ve etkili konuşma yeteneği verdik[1].

_Dipnotlar_
- [1] [Bakara 2/251.](https://acikkuran.com/2/251)

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Onun yönetimini güçlendirmiş ve Ona, hem bilgelik hem de etkili bir anlatım yetisi vermiştik.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adaletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek yeteneği vermiştik.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla batılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem mülkünü güçlendirmiş, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Biz de (buna karşılık) o'nun otoritesini güçlendirmiş ve kararlarında hikmet ve basiret üzere olmasını sağlamıştık.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve fasl-ı hıtab vermiştik.

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.

### Gültekin Onan

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Onun mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı Kitab verdik.

### İbni Kesir

Onun mülkünü pekiştirmiş, kendisine hikmet ve kesin söz söyleme hakkı vermiştik.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Onun iktidarını güçlendirmiş, ona hikmet ve açık sözlülük vermiştik.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Onun mülkünü (hükümranlığını) kuvvetlendirdik ve Ona Hikmet (sebepler ilmi) ve Fasl-ul Hitab (doğruyla yanlışı en mantıklı şekilde hemen ayıran muhakeme kuvvesi) verdik.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti[1] ve fasl-ı hitabı[2] verdik.

_Dipnotlar_
- [1] Baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma.
- [2] Hakk'ı Batıl'dan ayıran sözü söyleme yeteneği.

### Progressive Muslims

And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgement.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And We strengthened his dominion, and gave him wisdom and discernment of speech.

### Aisha Bewley

We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

We strengthened his kingship, and endowed him with wisdom and good logic.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And We strengthened his kingship, and We gave him the wisdom and the ability to make sound judgment.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

İktidarını güçlendirdik. Ona hikmet (doğru karar verme) ve etkili konuşma yeteneği vermiştik.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Onun gücünü pekiştirdik. Ona hikmeti[1] ve fesle-l hitabı[2] verdik.

_Dipnotlar_
- [1] Hikmet, engel olmak demektir. Yanlışa, sapkınlığa engel olma bilgisi, bilgeliği. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru yargıda bulunma yetisi. En doğru yöntem. Hikmetin ayrıca yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır.
- [2] Hakk'ı Batıl'dan ayıran sözü söyleme yeteneği. Etkili hitap etme.

### Taqi Usmani

And We made his kingdom strong, and gave him wisdom and decisive speech.

### Abdul Haleem

We strengthened his kingdom; We gave him wisdom and a decisive way of speaking.

### Marmaduke Pickthall

We made his kingdom strong and gave him wisdom and decisive speech.

### Abdullah Yusuf Ali

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and sound judgment in speech and decision.

### Al-Hilali & Khan

We made his kingdom strong and gave him Al-Hikmah (Prophethood) and sound judgement in speech and decision.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

And We strengthened his kingdom and endowed him with wisdom and decisive judgement.[1]

_Dipnotlar_
- [1] That is, he was never ambiguous in speech but clear and forthright. Whatever problem he talked about he would lay bare its basic points, and would clearly and precisely determine the real issue under question, and would pass a decisive judgment." This quality is not attained by a person unless he is granted wisdom, understanding and mastery of language of the highest degree.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

We strengthened his kingship, and gave him wisdom and sound judgment.

### E. Henry Palmer

and we strengthened his kingdom, and we gave him wisdom and decisive address.

### George Sale

And We established his kingdom, and gave him wisdom and eloquence of speech.

### Amatul Rahman Omar

And We strengthened his kingdom, and We granted him wisdom and decisive judgment.

### Mahmoud Ghali

And We upheld his kingdom and brought him (the) Wisdom and decisive speech (Literally: the verdict, the address).

### Ali Quli Qarai

We made his kingdom firm and gave him wisdom and conclusive speech.

### Hamid S. Aziz

And We strengthened his kingdom and We gave him wisdom and a clear judgment.

### Bijan Moeinian

I gave him a secure and strong nation to rule and blessed him with the faculty of sound justice.

### Arthur John Arberry

We strengthened his kingdom, and gave him wisdom and speech decisive.

### Mohamed Ahmed - Samira

So We further strengthened his kingdom, and bestowed wisdom on him, and judgement in legal matters.

### Muhammad Asad

And We streng­thened his dominion, and bestowed upon him wisdom and sagacity in judgment.

### Syed Vickar Ahamed

We made his kingdom strong and gave him wisdom, and good judgment in what he talked and what he decided.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And We strengthened his kingdom and gave him wisdom and discernment in speech.

### Shabbir Ahmed

We strengthened his Kingdom and gave him wisdom and good judgment. And We endowed him with the ability to make just decisions, and speak eloquently. (17:39), (43:63).

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

And We strengthened his kingdom and made it strong against attack and stronger in influence, authority and security of position and We imparted to him wisdom and the rules of equity and justice in discourse and passing judgement.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَشَدَدْنَا — ve şededna | güçlendirmiştik | شدد — Şin-Dal-Dal |
| 2 | مُلْكَهُۥ — mulkehu | onun mülkünü | ملك — Mim-Lam-Kef |
| 3 | وَءَاتَيْنَـٰهُ — ve ateynahu | ve kendisine vermiştik | اتي — Elif-Te-Ye |
| 4 | ٱلْحِكْمَةَ — l-hikmete | hikmet | حكم — Ha-Kef-Mim |
| 5 | وَفَصْلَ — ve fesle | ve ayırd edici | فصل — Fe-Sad-Lam |
| 6 | ٱلْخِطَابِ — l-hitabi | konuşma | خطب — Kh-Ta-Be |

---
Önceki: https://acikkuran.com/sad-suresi/19-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/sad-suresi/21-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-16
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
