# 38. Sad suresi 44. ayet

- **Sure:** 38. Sad suresi (Sad) — سُورَةُ صٓ
- **Ayet:** 44 / 88 · **Cüz:** 23 · **Mushaf sayfası:** 455
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/sad-suresi/44-ayet-meali

## Arapça

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثاً فَاضْرِبْ بِه۪ وَلَا تَحْنَثْۜ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِراًۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ  اَوَّابٌ

## Okunuş

Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihi ve la tahnes, inna vecednahu sabira, ni'mel abd, innehu evvab.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

"Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma" dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

(Eyüp'e) "Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma." (demiştik).[1] Şüphesiz ki Eyüp'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah'a) yönelen ne güzel bir kuldu.

_Dipnotlar_
- [1] Söylenmek istenen şudur: "Sen eline bir demet bitki al; onunla yola koyul; araman gereken şifayı Yüce Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul; böylece doğrudan sapmamış olursun." Bu yaklaşıma göre Hz. Eyüp, eline bir demet bitki alıp peşinden yola çıkmış ve böylece yemin gerektirecek bir yanlışa düşmemiştir. Dolayısıyla bu durumda, ne önceden yapılmış bir yemin ne de onu bozmamak için başvurulmuş bir çıkış yolu söz konusudur. Zaten ayetin devamında gelen cümledeki "sabır" ifadesi de onun bu yoldaki sebatını ve kararlılığını göstermektedir.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Ve eline bir deste al, onunla yola koyul[1] ve hanis[2] olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi.[3]

_Dipnotlar_
- [1] Ayette yer alan "darabe" kelimesine, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu kelimenin onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
- [2] Kararsız olma, haktan ayrılma.
- [3] Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Ona: "Eline bir tutam ot al, onu (tenine) bağla[1]. Günaha girme![2]" dedik. Onu pek sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu! Sürekli Rabbine yönelirdi.

_Dipnotlar_
- [1] "Ayette geçen (darb = ضرب) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeyin üstüne vurma veya sabitlemedir (Müfredat). Hemen hemen her iş için kullanılan bu fiilin anlamı, vurulan veya sabitlenen şeye göre değişir (el-Ayn)
- [2] Ayette geçen "la tahnes (لَا تَحْنَثْ)" ifadesine, İsrailiyatın etkisiyle, tefsir ve meallerde "Yeminini bozma!" anlamı verilmiştir. Oysa bu fiilin mastarı olan "hıns (حنث)" kelimesi Kur'an'da bir ayette daha geçer ve günah anlamında kullanılır ([Vakıa 56/46](https://acikkuran.com/56/46)). Sözlükler, "hıns"kelimesinin "günaha veya sıkıntıya girmek" anlamına geldiğini belirtmekle beraber, yeminle ilişkilendirilmesinin tali bir anlam olduğunu da ima ederler (Mekayis). Bu ifadeye "yeminini bozma!" anlamı vermek, Kur'an bütünlüğüne aykırıdır. Eyyub aleyhisselama yapılan uyarının nedeni, hastalığı Allah'tan değil Şeytan'dan bilmesiydi. Oysa, bir nebi olarak, Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisinin olmadığını aklından çıkarmamalıydı.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Ayrıca, "Eline bir deste sap al; onunla vur ve böylece yeminini bozma!" Aslında, Onu, dirençli gördük. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

(Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de: "Elinle bir demet al da onunla (eşine) vur, yemininde durmamazlık etme." dedik. Gerçekten Biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah'a yönelmektedir).

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

(Ve sonunda o'na dedik ki:) "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük. O, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bir de al bir demet elinle de vur onunla hanis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.

### Gültekin Onan

"Ve eline bir deste (sap) al böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. O [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

"Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemininde durmazlık etme" (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, daima (Allaha) dönen (bir zat) idi.

### İbni Kesir

Eline bir demet sap al da onunla vur ve yemini bozma. Biz, onu gerçekten sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu. Muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

"Eline bir demet al da onunla vur ki sözün yerine gelsin!" Biz Onu sabırlı bulduk. . . Ne güzel kuldu! Muhakkak ki O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Ve eline bir deste al, onunla yola çık[1] ve hanis[2] olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi.[3]

_Dipnotlar_
- [1] Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
- [2] Kararsız olma, haktan ayrılma.
- [3] Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

### Progressive Muslims

"And take in your hand a bundle and travel with it, and do not break your oath. " We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And: “Take thou in thy hand a bouquet, and strike thou therewith, and break thou not thine oath!” We found him patient. How excellent a servant! He was one turning in repentance.

### Aisha Bewley

‘Take a bundle of rushes in your hand and strike with that but do not break your oath. ’ We found him steadfast. What an excellent slave! He truly turned to his Lord.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

"Now, you shall travel the land and preach the message, to fulfill your pledge." We found him steadfast. What a good servant! He was a submitter.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

"And take in your hand a bundle and go forth with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Ona: "Eline bir demet ot al, onunla (tenine) vur da günaha girme[1]" dedik. Onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! Çok da saygılıydı."

_Dipnotlar_
- [1] Eyyub (a.s.), hastalığının nedeninin şeytan olduğunu iddia ediyordu. Oysa Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisi veya yeteneği olmadığını bir nebi olarak çok iyi bilmeliydi. İşte bu nedenle, 44. ayette ikaz edildiğini görmekteyiz.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Ve eline bir deste al, onunla yola koyul[1] ve hanis[2] olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi.[3]

_Dipnotlar_
- [1] Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
- [2] Kararsız olma, haktan ayrılma.
- [3] Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

˹And We said to him,˺ "Take in your hand a bundle of grass, and strike ˹your wife˺ with it, and do not break your oath."[1] We truly found him patient. What an excellent servant ˹he was˺! Indeed, he ˹constantly˺ turned ˹to Allah˺.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

(and We said to him): "Take in your hand a bundle of rushes and strike with it, and do not break your oath."[1] Indeed We found him steadfast. How excellent a servant (of Ours) he was. Indeed he constantly turned (to his Lord).[2]

_Dipnotlar_
- [1] A careful study of these words shows that the Prophet Job (peace be upon him) during illness had been annoyed with somebody (according to traditions, his wife) and sworn to beat him or her by giving so many stripes. When Allah restored him to health and the anger of the illness was gone, he became worried as how to fulfill the oath. For if he carried out the oath, he would be inflicting pain on an innocent person, and if he did not, he would be committing the sin of breaking the oath. Allah took him out of the difficult situation by the command: Take a broom containing as many sticks of straw as the number of the stripes you had sworn to give; then strike the person just once with the broom so as both to fulfill your oath and to avoid giving undue trouble to the person concerned.
- [2] Some jurists hold the view that this concession was specially meant for the Prophet Job (peace be upon him), and some others think that other people also can take advantage of it. The first view has been cited by Ibn Asakir from Abdullah bin Abbas and by Abu Bakr al-Jassas from Mujahid, and Imam Malik also held the same view. The second view has been adopted by Imam Abu Hanifah, Imam Abu Yusuf, Imam Muhammad, Imam Zufar and Imam Shafei. They say that if a person, for instance, has sworn to give his servant ten stripes, and afterwards combines ten whips and strikes him only once in a way that some part of each whip strikes him, his oath will be fulfilled.

### Abdul Haleem

‘Take a small bunch of grass in your hand, and strike [her] with that so as not to break your oath.’ We found him patient in adversity; an excellent servant! He, too, always turned to God.

### Abdullah Yusuf Ali

"And take in thy hand a little grass, and strike therewith: and break not (thy oath)." Truly We found him full of patience and constancy. How excellent in Our service! ever did he turn (to Us)!

### Al-Hilali & Khan

"And take in your hand a bundle of thin grass and strike therewith (your wife), and break not your oath.[1] Truly! We found him patient. How excellent a slave! Verily he was ever oft-returning in repentance (to Us)!

### Taqi Usmani

And (We said to him,) "Take (a bundle of) thin twigs in your hand, and strike with it, and do not violate your oath. Surely, We found him very enduring. He was really an excellent servant. Surely, he was great in turning (to Us, in penitence and praise).

### Marmaduke Pickthall

And (it was said unto him): Take in thine hand a branch and smite therewith, and break not thine oath. Lo! We found him steadfast, how excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (to his Lord).

### Mohamed Ahmed - Samira

"Take a handful of herbs, " (We said to him), and apply and rub them, and do not make a mistake. " We found him patient in adversity, an excellent devotee, always turning in repentance.

### Bijan Moeinian

Now instead of beating [your wife who has shown weakness at the height of your trial in the misery], as you have sworn to your Lord, use only weak straws to strike [as a symbol of fulfilling your oath. ] I found him patient and an excellent servant of mine who returned to Me over and over again.

### E. Henry Palmer

'and take in thy hand a bundle, and strike therewith, and break not thy oath!' Verily, we found him patient, an excellent servant; verily, he turned frequently to us.

### Mahmoud Ghali

And (we said) "Take in your hand a jumble of rushes, then strike therewith, and do not break (your oath). " Surely We found him a patient (man). How excellent a bondman he was! Surely he was a constant resorter (to Us).

### Ali Quli Qarai

[We told him:] ‘Take a faggot in your hand and then strike [your wife] with it, but do not break [your] oath. ’ Indeed We found him to be patient. What an excellent servant! Indeed he was a penitent [soul].

### Amatul Rahman Omar

And (We commanded him, ) `Take in your hand a handful of twigs and strike (the riding beast) therewith. And do not ever incline towards falsehood. Indeed, We found him steadfast. An excellent servant was he. He was always turning (towards God) in obedience.

### Arthur John Arberry

and, 'Take in thy hand a bundle of rushes, and strike therewith, and do not fail in thy oath. ' Surely We found him a steadfast man. How excellent a servant he was! He was a penitent.

### George Sale

And We said unto him, take a handful of rods in thy hand, and strike thy wife therewith; and break not thine oath. Verily We found him a patient person: How excellent a servant was he! For he was one who frequently turned himself unto Us.

### Hamid S. Aziz

And (It was said, ) "Take in your hand a green branch (or grass) and beat her (his rebellious wife gently) with it (rather than with cruelty), and break not your oath. Surely We found him patient; a most excellent servant! Surely he was frequent in turning (to Allah).

### Muhammad Asad

[And finally We told him:] "Now take in thy hand a small bunch of grass, and strike therewith, and thou wilt not break thine oath!" for, verily, We found him full of patience in adversity: how excellent a servant [of Ours], who, behold, would always turn unto Us!

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

And in fulfillment of his oath that he would beat his wife hundred strokes We said to him: Hold in your hand a bunch of a hundred blades of grass and strike her therewith once and gently to avoid breaking your oath. We found him really long suffering to affliction and unwearied in the face of difficulties and hardship. How excellent a worshipper He was and how in lowliest plight did He always repentant stand.

### Shabbir Ahmed

(And finally We told him, ) "Now gather your strength and travel the land and break not your pledge. " Behold, We found him steadfast. How excellent a servant! In every situation he turned to Our Commands.

### Syed Vickar Ahamed

"And take in your hand a little (bunch of thin) grass, and strike (your wife with) it: And do not break your promise. " Truly, We found him (Ayub or Job) full of patience and constancy. How well in Our service did he ever return (to Us)!

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

[We said], "And take in your hand a bunch [of grass] and strike with it and do not break your oath. " Indeed, We found him patient, an excellent servant. Indeed, he was one repeatedly turning back [to Allah ].

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَخُذْ — ve huz | ve al | اخذ — Elif-Kh-Zal |
| 2 | بِيَدِكَ — biyedike | eline | يدي — Ye-Dal-Ye |
| 3 | ضِغْثًۭا — digsen | bir demet sap | ضغث — Dad-Gayn-Se |
| 4 | فَٱضْرِب — fedrib | ve vur | ضرب — Dad-Ra-Be |
| 5 | بِّهِۦ — bihi | onunla | — |
| 6 | وَلَا — ve la | ve asla | — |
| 7 | تَحْنَثْ ۗ — tehnes | yeminini bozma | حنث — Ha-Nun-Se |
| 8 | إِنَّا — inna | gerçekten biz | — |
| 9 | وَجَدْنَـٰهُ — vecednahu | onu bulmuştuk | وجد — Vav-Cim-Dal |
| 10 | صَابِرًۭا ۚ — sabiran | sabreden (bir kul) | صبر — Sad-Be-Ra |
| 11 | نِّعْمَ — nia'me | ne güzel | نعم — Nun-Ayn-Mim |
| 12 | ٱلْعَبْدُ ۖ — l-abdu | kuldu | عبد — Ayn-Be-Dal |
| 13 | إِنَّهُۥٓ — innehu | o daima | — |
| 14 | أَوَّابٌۭ — evvabun | (bize) başvururdu | اوب — Elif-Vav-Be |

---
Önceki: https://acikkuran.com/sad-suresi/43-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/sad-suresi/45-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-16
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
