# 34. Sebe suresi 10. ayet

- **Sure:** 34. Sebe suresi (Sebe) — سُورَةُ سَبَإٍ
- **Ayet:** 10 / 54 · **Cüz:** 22 · **Mushaf sayfası:** 428
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/sebe-suresi/10-ayet-meali

## Arapça

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلاًۜ يَا جِبَالُ اَوِّب۪ي مَعَهُ وَالطَّيْرَۚ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَد۪يدَۙ

## Okunuş

Ve lekad ateyna davude minna fadla, ya cibalu evvibi meahu vet tayr, ve elenna lehul hadid.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Davud'a katımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı teşbihe/anmaya katılını!" dedik. Demiri onun için yumuşattık.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Yemin olsun ki Davud'a tarafımızdan bir ikramda bulunmuştuk (ve) "Ey dağlar! (Beni tesbih ederek) onunla (Davud'la) birlikte yankıyla ses verin!" (demiştik); kuşlara da (aynısını söylemiştik).[1] Ona (onun için) demiri yumuşatmıştık.

_Dipnotlar_
- [1] Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:79; Neml 27:15-17; Sâd 38:18-19.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet[1] verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Üstünlük, ayrıcalık.
- [2] Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Davud'a tarafımızdan bir lütufta bulunduk (ve şöyle dedik:) "Ey dağlar ve kanatlı canlılar! Davut ile beraber (bana) yönelin!" Bir de demiri onun için yumuşattık[1].

_Dipnotlar_
- [1] [Bakara 2/251,](https://acikkuran.com/2/251) [Enbiya 21/79,](https://acikkuran.com/21/79) [Neml 27/15,](https://acikkuran.com/27/15) [Sad 38/17](https://acikkuran.com/38/17)-[20.](https://acikkuran.com/38/20)

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Ve gerçek şu ki, Davut'a, Kendi katımızdan, bir üstünlük verdik. "Ey dağlar; Onunla birlikte, Bana yönelin!" "Kuşlar; siz de öyle!" Ve demiri Ona yumuşattık.[359]

_Dipnotlar_
- [359] "Demir" anlamına gelen "Hadid" sözcüğü, 50:22 ayetinde olduğu gibi "Keskin" veya "Katı" anlamlarına da geldiği için, kimi çevirilerde, "Ondaki tüm katılığı yumuşattık." biçiminde çevrilmiştir.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Doğrusu Biz Davud'u katımızdan (işte bu nedenle) ödüllendirmiştik: "Ey dağlar! Onun sesine ses katın! Siz (öyle yapın ey) kuşlar!" Dahası, Biz ondaki bütün katılığı ve sertliği yumuşattık (ve dedik ki):

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Yemin olsun, biz, Davud'a katımızdan bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, çınlayın (tesbih edin) onunla beraber, siz de ey kuşlar!" dedik ve ona demiri yumuşattık.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Ve (böylece) Biz Davud'u lütfumuzla onurlandırdık: "Siz ey dağlar! Onunla birlik olup Allah'ın yüceliğini terennüm edin! Ve (siz de) ey kuşlar!" Biz o'ndaki bütün sertliği ve katılığı yumuşattık

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Şanım hakkı için Davuda bizden bir fadıl verdik: ey dağlar çınlayın onunla beraber ve ey kuşlar! dedik ve ona demiri yumuşattık

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuşlar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:

### Gültekin Onan

Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte [benim tesbihimi] dönderin / tekrarlayın (evvibiy)" (dedik) ve kuşlara da [aynısını emrettik]. Ve ona demiri yumuşattık.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Andolsun ki biz Davuuda bizden bir imtiyaz verdik. "Ey dağlar, onunla birlikde tesbih edin" (dedik), kuşlara da (bunu emretdik). Ona demiri de (mum gibi) yumuşatdık.

### İbni Kesir

Andolsun ki; Davud'a, katımızdan lutuf ihsan ettik. Ey dağlar; onunla birlikte siz de tesbih edin ve kuşlar da. Ona demiri yumuşak kıldık.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Davud'a katımızdan bir lütuf vermiştik. -Ey dağlar ve kuşlar Davud'la birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Andolsun ki Davud'a bizden bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar (benlik sahipleri), Onunla beraber beni tespih edin ve de kuşlar (ilimle seyredenler)!" Onun için, keskin (demir leblebi olan gerçeği) olanı (hakikate imanı) yumuşattık.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet[1] verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Üstünlük, ayrıcalık.
- [2] Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik.

### Progressive Muslims

And We granted David blessings from Us: "O mountains, glorify with him, as well as the birds. " And We softened the iron for him.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And We gave David from Us bounty: “O you mountains: echo with it, and you birds.” And We softened iron for him:

### Aisha Bewley

We gave Dawud great favour from Us: ‘O mountains and birds! echo with him in his praise!’ And We made iron malleable for him:

### Rashad Khalifa — The Final Testament

We endowed David with blessings from us: "O mountains, submit with him, and you too, O birds." We softened the iron for him.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And We granted David blessings from Us: "O mountains, echo with him, and the birds." And We softened the iron for him.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Davut'a katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar onunla birlikte Allah'a yönelin. Ey kuşlar, siz de yönelin." dedik. Demiri Davut için yumuşattık.

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet[1] verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Üstünlük, ayrıcalık.
- [2] Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik.

### Abdul Haleem

We graced David with Our favour. We said, ‘You mountains, echo God’s praises together with him, and you birds, too.’ We softened iron for him,

### Marmaduke Pickthall

And assuredly We gave David grace from Us, (saying): O ye hills and birds, echo his psalms of praise! And We made the iron supple unto him,

### Abdullah Yusuf Ali

We bestowed Grace aforetime on David from ourselves: "O ye Mountains! Sing ye back the Praises of Allah with him! and ye birds (also)! And We made the iron soft for him;-

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

We bestowed Our favour upon David.[1] (We commanded): "O mountains, sing Allah's praises with him"; (and so did We command) the birds.[2] We softened the iron for him, (saying):

_Dipnotlar_
- [1] This is an allusion to the countless favors with which Allah had blessed the Prophet David (peace be upon him). He was an ordinary young man of the tribe of Judah, living at Bethlehem. In a campaign against the Philistines he slew the giant Goliath, the great enemy of Israel, and suddenly grew in esteem of the Israelites. With this event began his rise to prominence; so much so that after the death of Saul he was first elected king of Judah in Hebron, and then a few years later he was made king over all the tribes of Israel. He took Jerusalem and made it the capital of the kingdom of Israel. It was under his leadership that for the first time in history a God-worshipping kingdom was established, whose boundaries extended from the Gulf of Aqabah to the western banks of the River Euphrates. In addition to these favors, he was further graced with Divine bounties in the form of knowledge and wisdom, and the qualities of justice and mercy and devotion to the truth. (For details, see (E.N. 273 of Surah Al-Baqarah )and (E.N. 7 of Surah Bani Israil).
- [2] For this refer to (Surah Al-Anbiya, Ayat 79 and E.N. 71) thereof.

### Al-Hilali & Khan

And indeed We bestowed grace on Dâwûd (David) from Us (saying): "O you mountains. Glorify (Allâh) with him! And you birds (also)! And We made the iron soft for him."

### Taqi Usmani

Surely We bestowed grace on Dawūd from Us: "O mountains, pronounce with him Allah’s purity repeatedly - and you too O birds!" And We made the iron soft for him

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

Indeed, We granted David a ˹great˺ privilege from Us, ˹commanding:˺ "O mountains! Echo his hymns! And the birds as well." We made iron mouldable for him,

### Bijan Moeinian

[As to the Jews who are not behaving to the Lord’s satisfaction, remind them that] I (God) showered David [who conquered Jerusalem for the Jews and established the first God worshipping kingdom] with my blessing….

### Hamid S. Aziz

Do they not then consider what is before them and what is behind them of the heaven and the earth? If We will We can make them disappear in the land or bring down upon them a portion from the heaven; most surely in this is a sign for every servant who turns to Allah repentant.

### George Sale

We heretofore bestowed on David excellence from Us: And We said, O mountains, sing alternate praises with him; and We obliged the birds also to join therein. And We softened the iron for him,

### E. Henry Palmer

And we did give David grace from us, 'O ye mountains! echo (God's praises) with him, and ye birds!' and we softened for him iron:

### Arthur John Arberry

And We gave David bounty from Us: 'O you mountains, echo God's praises with him, and you birds!' And We softened for him iron:

### Mahmoud Ghali

And indeed We already brought Dawûd (David) Grace from Us: "O you mountains, reiterate Allah's praises) with him, and you birds!" And We softened for him iron.

### Amatul Rahman Omar

And certainly We bestowed Our (gracious) favours on David. (We said, ) `O (you dwellers of the) mountains, obey him.' And (We assigned) the birds and the swift footed horses (their duty); and We made the iron soft and pliant for him.

### Ali Quli Qarai

Certainly We gave David a grace from Us: ‘O mountains and birds, chime in with him!’ And We made iron soft for him,

### Mohamed Ahmed - Samira

We favoured David with excellence, (and commanded): "O Jibal and Tair, glorify the greatness of God with him. " And We made iron pliable for him.

### Muhammad Asad

AND [thus], indeed, did We grace David with Our favour: "O you mountains! Sing with him the praise of God! And [likewise] you birds!" And We softened all sharpness in him,

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

We bestowed on Dawud of Our bounty all grace which was made to abound in him. "O you mountains", We said, "play the echo to his praises, and so will you O birds" and We softened for him the iron for making defensive armour.

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And We certainly gave David from Us bounty. [We said], "O mountains, repeat [Our] praises with him, and the birds [as well]." And We made pliable for him iron,

### Shabbir Ahmed

We bestowed upon David bounties from Us, and commanded thus, "O Tribes of the Mountains! Join him in establishing My Glory on earth. " And so were commanded the fierce riders of the Taer Tribe. And We made the iron soft for him. (David mastered iron technology (21:79), (27:15-16)).

### Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have bestowed grace on Dawood (David) from Us, by saying: (And by ordering the mountains and birds) "O you Mountains! Glorify the Name of Allah with him! And you birds (also sing back with him)!" And We made the iron soft for him—

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَلَقَدْ — velekad | ve andolsun ki | — |
| 2 | ءَاتَيْنَا — ateyna | verdik | اتي — Elif-Te-Ye |
| 3 | دَاوُۥدَ — davude | Davud'a | — |
| 4 | مِنَّا — minna | tarafımızdan | — |
| 5 | فَضْلًۭا ۖ — fedlen | bir üstünlük | فضل — Fe-Dad-Lam |
| 6 | يَـٰجِبَالُ — ya cibalu | dağlar | جبل — Cim-Be-Lam |
| 7 | أَوِّبِى — evvibi | tesbih edin | اوب — Elif-Vav-Be |
| 8 | مَعَهُۥ — meahu | onunla beraber | — |
| 9 | وَٱلطَّيْرَ ۖ — ve ttayra | ve (ey) kuşlar | طير — Ta-Ye-Ra |
| 10 | وَأَلَنَّا — ve elenna | ve yumuşattık | لين — Lam-Ye-Nun |
| 11 | لَهُ — lehu | ona | — |
| 12 | ٱلْحَدِيدَ — l-hadide | demiri | حدد — Ha-Dal-Dal |

---
Önceki: https://acikkuran.com/sebe-suresi/9-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/sebe-suresi/11-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-16
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
