# 34. Sebe suresi 34. ayet

- **Sure:** 34. Sebe suresi (Sebe) — سُورَةُ سَبَإٍ
- **Ayet:** 34 / 54 · **Cüz:** 22 · **Mushaf sayfası:** 431
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/sebe-suresi/34-ayet-meali

## Arapça

وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ

## Okunuş

Ve ma erselna fi karyetin min nezirin illa kale mutrefuha inna bima ursiltum bihi kafirun.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Biz, herhangi bir ülkeye bir uyarıcı gönderdiğimizde mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, "Biz, size gönderilmiş şeyi inkar ediyoruz" demişlerdir.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Biz ne zaman bir şehre bir uyarıcı gönderdiysek oranın şımarıkları[1] mutlaka "Biz size gönderilmiş olan her şeyi inkâr edicileriz!" demişlerdi.[2]

_Dipnotlar_
- [1] Kur'an'da çoğul kalıpta [mütrefû/mütrefî] şeklinde geçen [mutraf] kelimesi "şımarık, nimet ve refah içindeki zenginler, seçkinler, zorbalar" demektir. Bu kelimenin nimetler içerisinde bulunarak, zevkü safa içerisinde kibirlenmek ve dolayısıyla Yüce Allah'ın emirlerini terk etmek gibi bir anlam boyutu da vardır.
- [2] Benzer mesajlar: A‘râf 7:76; Zuhruf 43:23.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın mutref[1] olanları: "Biz, sizin getirdiğiniz şeyleri küfrediyoruz." dediler.

_Dipnotlar_
- [1] "Nimet ve rahat yaşamın şımarttığı, azdırdığı, kodaman, güç ve imtiyaz sahibi ileri gelenler.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Bir kente bir uyarıcı gönderdiğimizde onların şımarıkları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz sizinle gönderilen mesajları tanımayız[1]."

_Dipnotlar_
- [1] [İbrahim 14/9,](https://acikkuran.com/14/9) [Zuhruf 43/23](https://acikkuran.com/43/23)-[24.](https://acikkuran.com/43/24)

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, orasının ellerine güç geçirmiş olanları, şöyle dediler: "Aslında, sizinle gönderileni inkar ediyoruz!"

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Ve ne zaman Biz bir topluma uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri "Sizinle gönderilen şeyin ısrarlı inkarcısıyız" derler.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Biz, hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, onun servet ve refahla şımaranları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz, sizin elçilik yaptığınız şeyi inkar ediyoruz!"

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz" demişlerdir.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz herhangi bir memlekette tehlikeyi haber veren bir Resul gönderdiysek, herhalde onun refah ile şımartılmış olanları: "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Nitekim, ne zaman bir topluma uyarıcı gönderdiysek, toplumun sefahata dalmış olan kesimi, "(Sahip olduğunuzu iddia ettiğiniz) mesajınızın hak olduğunu inkar ediyoruz!" derler;

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz her hangi bir memlekette (bir nezir) tehlikeyi haber veren bir Resul gönderdikse her halde onun refah ile şımartılmış olanları dediler ki: "biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanıyamayız"

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıkla şımarmış kimseleri: "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyi inkar ediyoruz" dediler.

### Gültekin Onan

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız" demişlerdir.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Biz hiçbir memlekete gelecek tehlikeleri haber verici bir peygamber göndermedik, ille oranın refah erbabı: "Biz, sizin gönderdiğiniz şeylere küfr edicileriz" dediler.

### İbni Kesir

Uyarıcı gönderdiğimiz her kasabanın varlıklıları dediler ki: Biz, sizin gönderildiğiniz şeyi inkar edenleriz.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Bir ülkeye uyarıcı göndermedik ki oranın varlıklıları: -Biz, sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz demiş olmasınlar.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Biz hangi memlekete bir uyarıcı irsal ettiysek, oranın şımarık zenginleri: "Muhakkak ki biz Risaletinizle gönderilen hakikat bilgisini kabul etmeyiz" (dediler).

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın varlıklı olmalarıyla şımarmış ileri gelenleri[1]: "Biz, sizin getirdiğiniz şeylere inanmıyoruz." dediler.

_Dipnotlar_
- [1] Kodamanları, güç ve imtiyaz sahibi olanları.

### Progressive Muslims

And We do not send a warner to any town, except its carefree ones would Say: "We reject what you have been sent with. "

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And We sent not to a city any warner save its opulent ones said: “We are deniers of that wherewith you have been sent.”

### Aisha Bewley

We never sent a warner into any city without the affluent people in it saying, ‘We reject what you have been sent with. ’

### Rashad Khalifa — The Final Testament

Every time we sent a warner to a community, the leaders of that community said, "We reject the message you are sent with."

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And We do not send a warner to any town, except its carefree ones would say: "We reject what you have been sent with."

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Bir yere elçi gönderdiğimizde onların şımartılmış takımı şunu söyler: "Biz sizinle gönderilen şeyleri görmek istemiyoruz".

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Biz, hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın mutref[1] olanları: "Biz, sizin getirdiğiniz şeyleri küfrediyoruz." dediler.

_Dipnotlar_
- [1] "Nimet ve rahat yaşamın şımarttığı, azdırdığı, kodaman, güç ve imtiyaz sahibi ileri gelenler.

### Taqi Usmani

We did not send a warner to a township, but said those who lived a luxurious life in it, "We reject what you have been sent with."

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

Whenever We sent a warner to a society, its elite would say, "We truly reject what you have been sent with."

### Abdullah Yusuf Ali

Never did We send a warner to a population, but the wealthy ones among them said: "We believe not in the (Message) with which ye have been sent."

### Marmaduke Pickthall

And We sent not unto any township a warner, but its pampered ones declared: Lo! we are disbelievers in that wherewith ye have been sent.

### Al-Hilali & Khan

And We did not send a warner to a township but those who were given the worldly wealth and luxuries among them said: "We believe not in the (Message) with which you have been sent."

### Abdul Haleem

Never have We sent a warner to a community without those among them who were corrupted by wealth saying, ‘We do not believe in the message you have been sent with.’

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

We never sent a warner to any town but its wealthy ones said: "We disbelieve in the Message you have brought."[1]

_Dipnotlar_
- [1] That the message of the Prophets was first of all opposed and resisted by the well-to-do people who possessed wealth and influence and authority. This has been stated at many places in the Quran. For instance, see (Surah Al-Anaam, Ayat 123); (Surah Al-Aaraf, Ayats 60, 66, 75, 88, 90); (Surah Hud, Ayat 27); (Surah Bani-Israil, Ayat 16); (Surah Al-Muminun, Ayats 24, 33 to 38, 46, 47); (Surah Az- Zukhruf, Ayat 23).

### Amatul Rahman Omar

We sent no Warner to any town but its corrupted well-to-do people said, `Surely we disbelieve in the Messages that you have been sent with. '

### George Sale

We have sent no warner unto any city, but the inhabitants thereof who lived in affluence said, verily we believe not that with which ye are sent.

### Hamid S. Aziz

And those who were deemed weak (despised) shall say to those who were proud, "Nay, it was your scheming night and day when you told us to disbelieve in Allah and to set up rivals with Him. " And they shall declare repentance when they see the penalty; and We will put shackles on the necks of those who disbelieved; they shall only be requited for what they did.

### Ali Quli Qarai

We did not send a warner to any town without its affluent ones saying, ‘We indeed disbelieve in what you have been sent with. ’

### Bijan Moeinian

Any time that I sent a Warner to a community, its powerful people said: "We do not believe in this message of yours. "

### E. Henry Palmer

We have not sent to any city a warner but the opulent thereof said, 'We, in what ye are sent with, disbelieve. '

### Arthur John Arberry

We sent no warner into any city except its men who lived at ease said, 'We disbelieve in the Message you have been sent with. '

### Mahmoud Ghali

And in no way did We send into any town any constant warner except that its population living in ease and luxury said, "Surely we are disbelievers in what you have been sent with. "

### Mohamed Ahmed - Samira

We never sent an admonisher to a habitation but its well-to-do people said: "We do not believe in what you have brought. "

### Muhammad Asad

For [thus it is:] whenever We sent a warner to any community, those of its people who had lost themselves entirely in the pursuit of pleasures would declare, "Behold, we deny that there is any truth in [what you claim to be] your message!" –

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

We never sent a Messenger, a spectacle and a warning, to a nation but stood those with the riches similitude exact of your people O Muhammad and said to him "We do deny your mission and we do not acknowledge the message you proclaim",

### Shabbir Ahmed

Whenever We sent a Warner to any community its rich elite declared, "Behold, we reject the message you are sent with. "

### Syed Vickar Ahamed

And We never sent a warner to a (group in) town but the wealthy ones from them said: "We do not believe in the (Message) with which you (the warner) have been sent with. "

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And We did not send into a city any warner except that its affluent said, "Indeed we, in that with which you were sent, are disbelievers. "

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَمَآ — ve ma | ve | — |
| 2 | أَرْسَلْنَا — erselna | biz göndermedik | رسل — Ra-Sin-Lam |
| 3 | فِى — fi | — | — |
| 4 | قَرْيَةٍۢ — karyetin | bir ülkeye | قري — Kaf-Ra-Ye |
| 5 | مِّن — min | hiçbir | — |
| 6 | نَّذِيرٍ — nezirin | uyarıcı | نذر — Nun-Zal-Ra |
| 7 | إِلَّا — illa | başkasını | — |
| 8 | قَالَ — kale | diyenden | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 9 | مُتْرَفُوهَآ — mutrafuha | varlıkla şımarmış kimseleri | ترف — Te-Ra-Fe |
| 10 | إِنَّا — inna | şüphesiz biz | — |
| 11 | بِمَآ — bima | şeyi | — |
| 12 | أُرْسِلْتُم — ursiltum | sizin gönderildiğiniz | رسل — Ra-Sin-Lam |
| 13 | بِهِۦ — bihi | onu | — |
| 14 | كَـٰفِرُونَ — kafirune | inkar ediyoruz | كفر — Kef-Fe-Ra |

---
Önceki: https://acikkuran.com/sebe-suresi/33-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/sebe-suresi/35-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-05
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
