# 34. Sebe suresi 52. ayet

- **Sure:** 34. Sebe suresi (Sebe) — سُورَةُ سَبَإٍ
- **Ayet:** 52 / 54 · **Cüz:** 22 · **Mushaf sayfası:** 433
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/sebe-suresi/52-ayet-meali

## Arapça

وَقَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍۚ

## Okunuş

Ve kalu amenna bih, ve enna lehumut tenavuşu min mekanin baid.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Onlar o zaman, "Gerçeğe inandık" derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşacaklar?

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

"Ona inandık!" demişlerdir. Ama uzak bir yerden (imana) ulaşmak onlar için nasıl mümkün olur ki![1]

_Dipnotlar_
- [1] Zamanında gerçekleştirilmeyen imanın fayda vermeyeceğiyle ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:18; En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Mü'min 40:85; Duhân 44:13; Muhammed 47:18.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden[1] nasıl elde edebilirler?

_Dipnotlar_
- [1] Asıl iman etme yeri dünyaydı. O, şimdi çok uzak. Dünyadayken iman etmemiş olanlar için ahirette iman etmenin bir yararı olmaz.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

O zaman "Ona (Kur'an'a) iman ettik!" derler ama onlara göre çok uzak bir yerde kalan imana ulaşmaları nasıl mümkün olur!

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Ona inandık!" derler. Oysa uzak bir yerden nasıl erişebilirler?

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

İşte onlar (o zaman) "Biz ona inandık!" diye haykırırlar. Ama bunca uzak mesafeden (kurtuluşa) zahmetsizce ulaşmak nasıl ve nereden mümkün olacak?

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

"Ona inandık!" dediler. Ama nasıl mümkün olur onlar için imana ulaşmak o uzak yerden!

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

"Biz O'na iman ettik" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve: "O'na iman ettik!" demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

ve (görsen, nasıl) "Biz (şimdi) ona inandık!" diye yalvarırlar fakat nasıl bu kadar uzaktan (kurtuluşa) ere(ceklerini ümit ede)bilirler?

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve "iyman ettik ona" demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

"Ona inandık" demektedirler, ama uzak yerden (ta dünyadan imanı) nasıl alabilsinler?

### Gültekin Onan

"Biz O'na inandık" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

"Ona iman etdik" demişlerdir. Fakat onlar için (dünyaye) uzak (kalmış) bir yerden (tevbeye) el sunmak nerede?.

### İbni Kesir

O'na inandık demişlerdir. Ama uzak bir yerden nasıl kolayca imana ulaşılır?

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

-Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulaşılır? (İnanmak neye yarar?)

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

"O'na (hakikatimizde olarak) iman ettik" dediler. . . (Öyle olsaydı) bu uzaklık nasıl oluşurdu ki!

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden[1] nasıl elde edebilirler?

_Dipnotlar_
- [1] Asıl iman etme yeri dünyaydı. O, şimdi çok uzak. Dünyadayken iman etmemiş olanlar için ahirette iman etmenin bir yararı olmaz.

### Progressive Muslims

And they will Say: "We believe in it, " but it will be far too late.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

And they say: “We believe in it!” But how will they have the reaching from a place far away

### Aisha Bewley

They will say, ‘We have iman in it,’ but how can they reach out for it from a distant place -

### Rashad Khalifa — The Final Testament

They will then say, "We now believe in it," but it will be far too late.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

And they will say: "We believe in it!" But it will be far too late.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

"Tamam biz ona inandık" derler ama, o kadar uzaklaşmışken ona nereden ulaşacaklar?

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden[1] nasıl elde edebilirler?

_Dipnotlar_
- [1] Asıl iman etme yeri dünyaydı. O, şimdi çok uzak. Dünyadayken iman etmemiş olanlar için ahirette iman etmenin bir yararı olmaz.

### Abdul Haleem

they will say, ‘Now we believe in it,’ but how can they reach it from such a distant place-

### Al-Hilali & Khan

And they will say (in the Hereafter): "We do believe (now):" but how could they receive (Faith and the acceptance of their repentance by Allâh) from a place so far off (i.e. to return to the worldly life again).

### Abdullah Yusuf Ali

And they will say, "We do believe (now) in the (Truth)"; but how could they receive (Faith) from a position (so far off,-

### Marmaduke Pickthall

And say: We (now) believe therein. But how can they reach (faith) from afar off,

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

They will ˹then˺ cry, "We do ˹now˺ believe in it ˹all˺." But how could they ˹possibly˺ attain faith from a place so far-off ˹from the world˺,[1]

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

They will then say: "We believe in it";[1] but whence can they attain it from so far-off a place?[2]

_Dipnotlar_
- [1] "We do believe (now) in it": “We believe in the message presented by the Messenger in the world.”
- [2] That is, "They should have believed when they lived in the world; they have come a long way away from it. After having arrived in the next world how can they get a chance to repent and believe?"

### Taqi Usmani

And they will say, "We believe in Him." And how can they grasp at it (the faith) from a place (so) far off,

### Arthur John Arberry

and they say, 'We believe in it'; but how can they reach from a place far away,

### E. Henry Palmer

And they say, 'We believe in it. ' But how can they partake of it from a distant place?

### Ali Quli Qarai

They will say, ‘We believe in it [now]. ’ But how can they reach it from a far-off place,

### Bijan Moeinian

They will say: "We believe in God’s revelations. " But [they should have believed when they lived on earth.] it will be far too late.

### Amatul Rahman Omar

Then they will say, `We (now) believe in this (- Qur'ân). But how can the attainment (of faith) be possible from a position (of disbelief) so far off,

### George Sale

and shall say, we believe in him! But how shall they receive the faith from a distant place:

### Hamid S. Aziz

Could you but see when they are terrified with no escape and are seized upon from near at hand.

### Mahmoud Ghali

And they say, "We (now) believe in it. " And however can they succeed in the effort to achieve (belief) from a place far (away)?

### Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "We believe in it. " How could they reach it from a place of no return?

### Muhammad Asad

and will cry, "We do [now] believe in it!" But how can they [hope to] attain [to salvation] from so far away,

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

And now they say: "We believe", but how can they attain faith Hereafter which is so far away from Here below where they had the opportunity to attain it but they did not.

### Shabbir Ahmed

And will cry, "We now attain faith. "

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

And they will [then] say, "We believe in it!" But how for them will be the taking [of faith] from a place far away?

### Syed Vickar Ahamed

And they will say: "We believe (now) in the (Truth);" But how can they receive (Faith) from a place (so) far away—

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | وَقَالُوٓا۟ — ve kalu | ve demektedirler | قول — Kaf-Vav-Lam |
| 2 | ءَامَنَّا — amenna | inandık | امن — Elif-Mim-Nun |
| 3 | بِهِۦ — bihi | ona | — |
| 4 | وَأَنَّىٰ — veenna | ama nasıl olur? | اني — Elif-Nun-Ye |
| 5 | لَهُمُ — lehumu | onlar için | — |
| 6 | ٱلتَّنَاوُشُ — t-tenavuşu | elde etmeleri | نوش — Nun-Vav-Şin |
| 7 | مِن — min | -den | — |
| 8 | مَّكَانٍۭ — mekanin | yer- | كون — Kef-Vav-Nun |
| 9 | بَعِيدٍۢ — beiydin | uzak | بعد — Be-Ayn-Dal |

---
Önceki: https://acikkuran.com/sebe-suresi/51-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/sebe-suresi/53-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-16
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
