# 9. Tevbe suresi 60. ayet

- **Sure:** 9. Tevbe suresi (Tövbe) — سُورَةُ ٱلتَّوْبَةِ
- **Ayet:** 60 / 129 · **Cüz:** 10 · **Mushaf sayfası:** 195
- **Kaynak:** https://acikkuran.com/tevbe-suresi/60-ayet-meali

## Arapça

اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَـرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ

## Okunuş

İnnemas sadakatu lil fukarai vel mesakini vel amiline aleyha vel muellefeti kulubuhum ve fir rikabi vel garimine ve fi sebilillahi vebnissebil, faridaten minallah, vallahu alimun hakim.

## Çeviriler

### Bayraktar Bayraklı — Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali

Sadakalar/zekatlar Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, zekat memurlarına, gönülleri ısındırılmış olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolda kalana/toplumun bitirilemeyen işlerine aittir. Allah hakkıyla bilen, işini yerli yerince yapandır.

### Mehmet Okuyan — Kur’an Meal-Tefsir

Sadakalar Allah'tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, kalpleri (İslam'a) ısındırılmış olanlara, (özgürleşmek isteyen) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara, yolcuya mahsustur. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.[1]

_Dipnotlar_
- [1] Bu ayet "sadaka" özelinde bütün infak türlerinin farz olduğunu ve sekiz grup insana verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır. Sadaka vermek sanıldığı gibi sünnet değil, farzdır. Sadaka da zekât da Tevbe 9:103, İsrâ 17:26, Rûm 30:38, Zâriyât 50:19 ve Me‘âric 70:24-25'te belirtildiği gibi "maldan" verilmelidir; konunun sadece "kâra" indirgenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü "infak bir iman kurumudur; imkanla sınırlı değildir." İmanı olan herkesin infakı da olur, olmalıdır. Unutulmamalıdır ki "sadaka, bir müminin imanındaki sadakatinin görüntüsüdür;" asla ve asla hafife alınmamalı, geçiştirilmemeli ve görmezlikten gelinmemelidir.

### Erhan Aktaş — Kerim Kur'an

Sadakalar[1], Allah'tan bir farz olarak[2]; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere,[3] kalpleri kazanılacak kimselere,[4] rikab olanlara,[5] borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna[6] aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_Dipnotlar_
- [1] Hak gözetirlik; sahip olduğumuz mal üzerinde başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, başkalarının sahip olduğumuz mal üzerindeki hakkıdır. Sadaka, malın şükrüdür. Allah'ın bize verdiklerine şükretmek, sözle değil, sadaka vermekle olur. Bu ayete göre sadaka vermek farzdır.
- [2] Zorunlu yükümlülük.
- [3] Sadaka işi ile görevli olanlara.
- [4] Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
- [5] Boyunduruk altında bulunan köle ve cariyelerden özgürlüğüne kavuşmak isteyenlere. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı (köle) olan kimseler için kullanılmaktadır.
- [6] "İbnu's-sebil," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, kara yolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmektir, yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yollardan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı, "yolda kalanlar" değil, bütün varlığı ile "Allah yolunda" çalışmayı seçmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Diğer bir anlamı da yaptığı herhangi bir şeyi imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselerdir.

### Süleymaniye Vakfı — Süleymaniye Vakfı Meali

Sadakalar[1] sadece fakirlere, miskinlere[2], sadaka işinde çalışanlara[3] ve müellefe-i kuluba /kalpleri ısındırılacak olanlara[4] verilir. Bir de boyunduruk altındakilere[5], borçlulara[6], Allah yolunda[7] ve yolculara[8] harcanmak üzere ayrılır. Bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

_Dipnotlar_
- [1] Sadaka, sadakati gösteren bir vergidir. Müslüman olsun olmasın, nisap miktarı malı olan her vatandaştan alınır ([Tevbe 9/103](https://acikkuran.com/9/103)). Müslüman onu, Allah'ın emrine sadakatini göstermek için verdiğinden onun açısından zekat olur.
- [2] Fakir muhtaç durumda olan, miskin ise işsiz ve çaresiz kalan kişidir. Nebimiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen değil, ihtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhari, "Zekat", 53; Müslim, "Zekat", 101; Ebu Davud, "Zekat", 23; Nesai, "Zekat", 78)
- [3] Bunlar, vergi işinde çalışanlardır. Sadece vergiyi toplayanlar değil, güven ve tatmin ortamının oluşması için çalışan kamu görevlileri de bu kapsama girer ([Tevbe 9/103](https://acikkuran.com/9/103)). Onların maaşları da sadakadan verilir.
- [4] "Müellefe-i kulub" gönülleri ısındırılan kişilerdir. Nebimiz Huneyn Savaşından sonra Mekke'nin liderlerinden Safvan b. Ümeyye'ye bir miktar mal vermişti. Safvan dedi ki: O benim en fazla kin duyduğum kişiydi ama bana mal vermeye devam etti ve en çok sevdiğim kişi oldu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 153)
- [5] Rikab, hürriyetini kaybetmiş kişilerdir (Müfredat). Esir düşen kişiler savaşa katılanlara ganimetten bir pay olarak dağıtılırlar ki savaşa katılanlar onlardan fidyelerini alıp serbest bıraksınlar. Fidye alınmadan da serbest bırakılabilirler (Muhammed 47/4). Elindeki esiri fidyesiz serbest bırakmak istemeyenlere bu fondan ödeme yapılarak esirler hürriyetlerine kavuşturulurlar. Esir veya başka ülkelerde hapse düşmüş ama elinde imkanı olmayanlara da bu fondan ödeme yapılarak kurtulmaları sağlanır.
- [6] Bu, fakir olmadıkları halde borçlarını ödeyemeyenler için kurulan fondur. Mesela birinin bir işletmesi vardır, borçlanmıştır. Orayı satsa borcunu ödeyebilir ama o zaman da işsiz kalır. Bu gibi kimselerin ödeme gücünün olmadığı tespit edilirse borçları bu fondan ödenir ki işleri bozulmasın.
- [7] Bu, savaş başta olmak üzere Allah'ın emrine uygun olarak onun yolunda yapılacak bütün kamu harcamaları için kurulan fondur ([Bakara 2/190](https://acikkuran.com/2/190)ve [195,](https://acikkuran.com/2/195) [Enfal 8/60](https://acikkuran.com/8/60)).
- [8] İnsani ilişkilerin ve ticari hayatın gelişmesi için yolların yapılmasına ve oralarda güvenle hareket etmeye ihtiyaç olur ([Nahl 16/112](https://acikkuran.com/16/112)). Yolcuların ihtiyaçları, yol yapımı ve yol güvenliği için yapılan harcamalar bu fondan karşılanır.

### Ali Rıza Safa — Kur'an-ı Kerim Gerçek

Karşılıksız yardımlar, Allah'tan bir yükümlülük olarak; yoksullar, düşkünler, bu konuda çalışan görevliler, yürekleri ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmişler, borçlular, Allah'ın yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

### Mustafa İslamoğlu — Hayat Kitabı Kur’an

Zekatlar yalnızca yoksullara ve düşkünlere, bu işi yapan görevlilere ve kalpleri kazanılacak kimselere, özgürlükleri elinden alınanlar ve borç yükü altında ezilenler için, Allah yolunda gösterilen her türlü faaliyet ve yolda kalmışlar için verilir: bu Allah'ın koyduğu bir kuraldır. Ve Allah her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet sahibidir.

### Yaşar Nuri Öztürk — Kur'an-ı Kerim Meali

Sadakalar/zekat malları Allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

### Ali Bulaç — Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

### Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sadakalar, ancak fakirler, miskinler, zekat toplama görevlileri, kalpleri islamiyete ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar içindir. Allah tarafından kesin olarak böyle farz edildi. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.

### Muhammed Esed — Kur'an Mesajı

Allah için sunulan şeyler, yalnızca yoksul ve düşkünler, bu konuyla ilgilenen görevliler, kalpleri kazanılacak olan kimseler içindir; ve insanları boyunduruklarından kurtarmak için; ve borçlarını ödeyemeyecek durumda olanlar için; ve Allah uğruna girişilebilecek her türlü çaba için ve yolda kalmış kimseler için: bu, Allahtan (uyulması zorunlu) bir yönergedir; çünkü Allah, doğru hüküm ve hikmetle yön gösteren mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.

### Diyanet İşleri — Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

### Elmalılı Hamdi Yazır — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sadakalar ancak şunlar içindir: fukara, mesakin, onun üzerine me'mur olanlar, müellefetülkulub, rakabeler hakkında borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar, Allah tarafından kat'i olarak böyle farz buyuruldu, ve Allah alimdir, hakimdir

### Süleyman Ateş — Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sadakalar, (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, onlar üzerinde çalışan (zekat toplayan) memurlara, kalbleri (İslam'a) ısındırılacak olanlara, kölelik altında bulunanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekat, ancak bu sayılanlara verilir). Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

### Gültekin Onan

Sadakalar, -Tanrı'dan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Tanrı yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

### Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Sadakalar, Allahdan bir farz olarak, ancak fakirlere, miskinlere, (sadakaların) üzerine me'mur olanlara, kalbleri (müslümanlığa) alışdırılmak istenenlere, kölelere, esirlere, (borcundan fazla nisaabı olmayan) borçlulara, Allah yolunda (harcamıya) ve yol oğluna (ya'ni memleketinde zengin bile olsa meşru' bir maksadla seyr-ü sefer ederken muhtac kalmış olan yolculara) mahsusdur. Allah hakkıyle bilendir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

### İbni Kesir

Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak; ancak fakirler, miskinler, sadaka üzerinde memur olanlar, kalbleri ısındırılanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğruna sarfedilir. Ve Allah; Alim' dir, Hakim'dir.

### Şaban Piriş — Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak fakirler, düşkünler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslam'a) ısındırılanlar, köle ve esirler, borçlular, Allah yolunda ve yolda kalanlar içindir. Allah alimdir, hakimdir.

### Ahmed Hulusi — Türkçe Kur'an Çözümü

Sadakalar Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullar, düşkünler, sadaka işleri ile ilgili çalışanlar, İslam'a yönlendirilmek istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda (harcama) ve yolcular içindir. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

### Erhan Aktaş (Eski Baskı) — Kerim Kur'an

Sadakalar[1], Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere[2], kalpleri kazanılacak kimselere[3], kölelere[4], borçlulara, Allah yoluna ve yolda kalmışlara[5] aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_Dipnotlar_
- [1] Hak gözetirlik; sahip olunan mal üzerinde başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, başkalarının, sahip olunan mal üzerindeki haklarıdır. Maldan çıkarılan, verilen şey demektir.
- [2] Sadaka işi ile görevlendirilmişlere.
- [3] Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
- [4] Kölenin, özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak için, ona yardım etmek.
- [5] Yaptığı işi yarım kalmışlara. Bütün benliği ve varlığı ile kendilerini Allah yoluna adamış olanlara.

### Progressive Muslims

The charities are to go to the poor, and the needy, and those who work to collect them, and those whose hearts have been united, and to free the slaves, and those in debt, and in the cause of God, and the wayfarer. A duty from God, and God is Knowledgeable, Wise.

### Sam Gerrans — The Qur'an: A Complete Revelation

Charity is but for the poor and the needy, and the workers with it, and those whose hearts are to be reconciled, and for slaves and debtors, and in the cause of God, and the wayfarer — an obligation from God; and God is knowing and wise.

### Aisha Bewley

Zakat is for: the poor, the destitute, those who collect it, reconciling people’s hearts, freeing slaves, those in debt, spending in the Way of Allah, and travellers. It is a legal obligation from Allah. Allah is All-Knowing, All-Wise.

### Rashad Khalifa — The Final Testament

Charities shall go to the poor, the needy, the workers who collect them, the new converts, to free the slaves, to those burdened by sudden expenses, in the cause of GOD, and to the traveling alien. Such is GOD's commandment. GOD is Omniscient, Most Wise.

### The Monotheist Group — The Quran: A Monotheist Translation

Indeed, the charities are for the poor, and the needy, and those who work to collect them, and those whose hearts have been united, and to free the slaves, and those in debt, and in the cause of God, and the wayfarer. A duty from God, and God is Knowledgeable, Wise.

### Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — Süleymaniye Vakfı Meali

Zekatlar (Sadakalar) sadece fakirler, çaresizler, bu işte çalışanlar[1] ve kalpleri ısındırılanlar[2] içindir. Bir de esirler, borçlular, Allah yolunda çalışanlar ve yolda kalanlar uğrunda harcanır. Bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah bilir, doğru kararlar verir.

_Dipnotlar_
- [1] Sadaka toplama ve dağıtma işini meslek edinmiş müminler, kamu görevlilieri
- [2] İslam dinine kalpleri ısındırılanlar

### Erhan Aktaş (10. Baskı) — Kerim Kur'an

Sadakalar[1], Allah'tan bir farz olarak[2]; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere[3], kalpleri kazanılacak kimselere[4], rikab olanlara[5], borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna[6] aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

_Dipnotlar_
- [1] Hak gözetirlik; sahip olunan malda başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, kişinin sahip olduğu mal üzerinde, başkalarına ait olan haklardır. Maldan çıkarılan, verilen şey demektir.
- [2] Zorunlu yükümlülük.
- [3] Sadaka işi ile görevlendirilmişlere.
- [4] Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
- [5] Boyunduruk altında bulunan ve özgürlüğüne kavuşmak isteyen kimse. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Sözcük anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir.
- [6] "İbnu's-sebili, " deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, büyün varlığı ile "Allah yolunda" çalışma yolunu tercih etmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Ayrıca yaptığı bir şeyi imkansızlık nedeni yarım kalmış kimselere de denmektedir.

### Al-Hilali & Khan

As-Sadaqât (here it means Zakât ) are only for the Fuqarâ’ (poor), and Al-Masâkin [1] (the poor) and those employed to collect (the funds), and to attract the hearts of those who have been inclined (towards Islâm), and to free the captives, and for those in debt, and for Allâh’s Cause (i.e. for Mujahidûn - those fighting in a holy battle), and for the wayfarer (a traveller who is cut off from everything); a duty imposed by Allâh. And Allâh is All-Knower, All-Wise.

### Abul A'la Maududi — Tafhim commentary

[9:60] The alms are meant only for the poor and the needy and those who are in charge thereof, those whose hearts are to be reconciled, and to free those in bondage, and to help those burdened with debt, and for expenditure in the Way of Allah and for the wayfarer. This is an obligation from Allah. Allah is All-Knowing, All-Wise.

### Abdullah Yusuf Ali

Alms are for the poor and the needy, and those employed to administer the (funds); for those whose hearts have been (recently) reconciled (to Truth); for those in bondage and in debt; in the cause of Allah; and for the wayfarer: (thus is it) ordained by Allah, and Allah is full of knowledge and wisdom.

### Abdul Haleem

Alms are meant only for the poor, the needy, those who administer them, those whose hearts need winning over, to free slaves and help those in debt, for God’s cause, and for travellers in need. This is ordained by God; God is all knowing and wise.

### Marmaduke Pickthall

The alms are only for the poor and the needy, and those who collect them, and those whose hearts are to be reconciled, and to free the captives and the debtors, and for the cause of Allah, and (for) the wayfarer; a duty imposed by Allah. Allah is Knower, Wise.

### Mustafa Khattab — The Clear Quran

Alms-tax is only for the poor and the needy, for those employed to administer it, for those whose hearts are attracted ˹to the faith˺, for ˹freeing˺ slaves, for those in debt, for Allah’s cause, and for ˹needy˺ travellers. ˹This is˺ an obligation from Allah. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

### Taqi Usmani

The Sadaqāt (prescribed alms) are (meant) only to be given to the poor, the needy, to those employed to collect them, to those whose hearts are to be won, in the cause of the slaves and those encumbered with debt, in the way of Allah and to a wayfarer. This is an obligation prescribed by Allah. Allah is All-Knowing, Wise.

### Ali Quli Qarai

Charities are only for the poor and the needy, and those employed to collect them, and those whose hearts are to be reconciled, and for [the freedom of] the slaves and the debtors, and in the way of Allah, and for the traveller. [This is] an ordinance from Allah, and Allah is all-knowing, all-wise.

### Mahmoud Ghali

Surely donations are only for the poor, and the indigent, and the ones collecting them, (Literally: working (doing) upon them) and the ones whose hearts are brought together, (i. e. newly converted enemies, so as to reconcile their hearts) and the ransoming of necks, (i.e. captives and slaves) and the ones penalized (for debt), and in the way of Allah, and the wayfarer; an ordinance from Allah, and Allah is Ever-Knowing, Ever-Wise..

### Arthur John Arberry

The freewill offerings are for the poor and needy, those who work to collect them, those whose hearts are brought together, the ransoming of slaves, debtors, in God's way, and the traveller; so God ordains; God is All-knowing, All-wise.

### Hamid S. Aziz

Alms are only for the poor and needy, and those who work for them, and those whose heart are to be reconciled (to be converted to Islam), and those in captivity, and those in debt, and those who are on Allah's path, and for the wayfarer. This is an ordinance from Allah, for Allah is Knower, Wise.

### E. Henry Palmer

Alms are only for the poor and needy, and those who work for them, and those whose hearts are reconciled, and those in captivity, and those in debt, and those who are on God's path, and for the wayfarer;- an ordinance this from God, for God is knowing, wise.

### Amatul Rahman Omar

Compulsory charities (- Zakât) are meant for the destitute and the needy, and for its functionaries, and (for) those whose hearts require to be consoled (in all sincerity), and for the emancipation of the slaves, and for (the relief of) those in debt, and (for spending) in the cause of Allâh, and for the wayfarer. (This is) an obligation imposed by Allâh, for Allâh is All-Knowing, All-Wise.

### Mohamed Ahmed - Samira

Charities are meant for the indigent and needy, and those who collect and distribute them, and those whom you wish to win over, and for redeeming slaves (and captives) and those who are burdened with debt, and in the cause of God, and the wayfarers: So does God ordain. God is all-knowing and all-wise.

### Bijan Moeinian

The collected charities should go to the needy ones, the poor people, the administrators of the charities, those who sympathize with the Muslims, those who are heavily in debt, the travelers in distress and may be used in freeing the slaves as well as any God pleasing cause. This is how God wants it and God is the Most Knowledgeable, the Most Wise.

### George Sale

Alms are to be distributed only unto the poor, and the needy, and those who are employed in collecting and distributing the same, and unto those whose hearts are reconciled, and for the redemption of captives, and unto those who are in debt and insolvent, and for the advancement of God's religion, and unto the traveller. This is an ordinance from God: And God is knowing and wise.

### Muhammad Asad

The offerings given for the sake of God are [meant] only for the poor and the needy, and those who are in charge thereof, and those whose hearts are to be won over, and for the freeing of human beings from bondage, and [for] those who are over burdened with debts, and [for every struggle] in God's cause, and [for] the wayfarer: [this is] an ordinance from God - and God is all-knowing, wise.

### Abdel Khalek Himmat — Al- Muntakhab

Zakat is but a vehicle of prayers; it is due only to:

### Shabbir Ahmed

Remember that the funds that the Central Authority receives as Alms and Charity belong to the following categories: The poor. Those who are not able to earn enough living to meet their basic needs, for any reason. Those whose running businesses have stalled or the ones who have lost their jobs, who have become needy with their active lives coming to a standstill. Officers who have been appointed by the government to collect alms and charity. Those who are hindered from joining the Divine System for financial reasons. To free men and women from bondage of any kind: physical slavery, unjust captivity, and oppression from any quarters. Those pressed under the load of ransom or heavy debt from an enemy. Defense of the Ideological State, in the Cause of Allah. The wayfarer who becomes needy, or travels to the believers in destitute condition, and the homeless son of the street. This is a Duty from Allah. He is the Knower, the Wise and His Commands are based on Knowledge and Wisdom.

### Syed Vickar Ahamed

Alms (goods and money given in charity) are for the poor and the needy, and those employed to manage the (funds); For those whose hearts have turned (to truth and belief recently); For those in slavery (and for the freedom of captives) and in debt; And for (fighters in) the cause of Allah; And for the wayfarer: (It is so) ordered by Allah, and Allah is All Knowing (Aleem), All Wise (Hakeem).

### Sahih International — (Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)

Zakah expenditures are only for the poor and for the needy and for those employed to collect [zakah] and for bringing hearts together [for Islam] and for freeing captives [or slaves] and for those in debt and for the cause of Allah and for the [stranded] traveler - an obligation [imposed] by Allah. And Allah is Knowing and Wise.

## Kelimeler

| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | إِنَّمَا — innema | şüphesiz ancak | — |
| 2 | ٱلصَّدَقَـٰتُ — s-sadekatu | sadakalar (zekatlar) | صدق — Sad-Dal-Kaf |
| 3 | لِلْفُقَرَآءِ — lilfukara'i | fakirlere mahsustur | فقر — Fe-Kaf-Ra |
| 4 | وَٱلْمَسَـٰكِينِ — velmesakini | ve düşkünlere | سكن — Sin-Kef-Nun |
| 5 | وَٱلْعَـٰمِلِينَ — vel'aamiline | ve çalışan memurlara | عمل — Ayn-Mim-Lam |
| 6 | عَلَيْهَا — aleyha | onlar üzerinde | — |
| 7 | وَٱلْمُؤَلَّفَةِ — velmu'ellefeti | ve ısındırılacak olanlara | الف — Elif-Lam-Fe |
| 8 | قُلُوبُهُمْ — kulubuhum | kalbleri | قلب — Kaf-Lam-Be |
| 9 | وَفِى — ve fi | — | — |
| 10 | ٱلرِّقَابِ — r-rikabi | ve kölelere | رقب — Ra-Kaf-Be |
| 11 | وَٱلْغَـٰرِمِينَ — velgarimine | ve borçlulara | غرم — Gayn-Ra-Mim |
| 12 | وَفِى — ve fi | — | — |
| 13 | سَبِيلِ — sebili | ve yoluna | سبل — Sin-Be-Lam |
| 14 | ٱللَّهِ — llahi | Allah | — |
| 15 | وَٱبْنِ — vebni | ve oğluna (yolcuya) | بني — Be-Nun-Ye |
| 16 | ٱلسَّبِيلِ ۖ — s-sebili | yol (yolcuya) | سبل — Sin-Be-Lam |
| 17 | فَرِيضَةًۭ — ferideten | bir farz olarak | فرض — Fe-Ra-Dad |
| 18 | مِّنَ — mine | -tan | — |
| 19 | ٱللَّهِ ۗ — llahi | Allah- | — |
| 20 | وَٱللَّهُ — vallahu | ve Allah | — |
| 21 | عَلِيمٌ — alimun | bilendir | علم — Ayn-Lam-Mim |
| 22 | حَكِيمٌۭ — hakimun | hüküm ve hikmet sahibidir | حكم — Ha-Kef-Mim |

---
Önceki: https://acikkuran.com/tevbe-suresi/59-ayet-meali.md · Sonraki: https://acikkuran.com/tevbe-suresi/61-ayet-meali.md
Alındığı tarih: 2026-08-14
Açık Kuran — https://acikkuran.com — CC BY-NC-SA 4.0 — Alıntılarken çevirmenin adını belirtin.
