وعد
Seç:  
Vav-Ayn-Dal : to promise, give one's word, threaten, promise good, threaten (depending on context).
Ayetler
Bakara / 2:268:2 يَعِدُكُمُ yeidukumu size vaad eder
fiil
3. şahıs, eril, tekil
şimdiki/geniş zaman
Bakara / 2:268:7 يَعِدُكُمْ yeidukum size va'adediyor
fiil
3. şahıs, eril, tekil
şimdiki/geniş zaman
Bakara / 2:51:2 وَاعَدْنَا veadna sözleşmiştik
fiil
mufa'ale kalıbı
1. şahıs, çoğul
geçmiş zaman
Bakara / 2:235:20 تُوَاعِدُوهُنَّ tuvaiduhunne sakın onlarla sözleşmeyin
fiil
mufa'ale kalıbı
2. şahıs, eril, çoğul
şimdiki/geniş zaman
Ali İmran / 3:9:13 الْمِيعَادَ l-miaade sözünden
isim
eril
mansub isim
Ali İmran / 3:194:14 الْمِيعَادَ l-miaade verdiğin sözden
isim
eril
mansub isim
Ali İmran / 3:194:4 وَعَدْتَنَا veadtena va'dettiğin
fiil
2. şahıs, eril, tekil
geçmiş zaman
Ali İmran / 3:152:4 وَعْدَهُ vea'dehu (yardım) va'dini
isim
eril
mansub isim
Nisa / 4:95:24 وَعَدَ veade va'detmiştir
fiil
3. şahıs, eril, tekil
geçmiş zaman
Nisa / 4:120:1 يَعِدُهُمْ yeiduhum (Şeytan) onlara söz verir
fiil
3. şahıs, eril, tekil
şimdiki/geniş zaman
Nisa / 4:120:4 يَعِدُهُمُ yeiduhumu sözü
fiil
3. şahıs, eril, tekil
şimdiki/geniş zaman
Nisa / 4:122:14 وَعْدَ vea'de bu va'didir
isim
eril
mansub isim
Maide / 5:9:1 وَعَدَ veade va'detmiştir
fiil
3. şahıs, eril, tekil
geçmiş zaman
Enam / 6:134:3 تُوعَدُونَ tuadune size söylenen uyarı
fiil
edilgen
2. şahıs, eril, çoğul
şimdiki/geniş zaman
Araf / 7:44:10 وَعَدَنَا veadena bize va'dettiğini
fiil
3. şahıs, eril, tekil
geçmiş zaman
Araf / 7:44:16 وَعَدَ veade size va'dettiğini
fiil
3. şahıs, eril, tekil
geçmiş zaman
Araf / 7:70:13 تَعِدُنَا teiduna bizi tehdidettiğin
fiil
2. şahıs, eril, tekil
şimdiki/geniş zaman
Araf / 7:77:11 تَعِدُنَا teiduna bizi tehdidettiğin
fiil
2. şahıs, eril, tekil
şimdiki/geniş zaman
Araf / 7:142:1 وَوَاعَدْنَا ve vaadna ve sözleştik
fiil
mufa'ale kalıbı
1. şahıs, çoğul
geçmiş zaman
Araf / 7:86:5 تُوعِدُونَ tuidune tehdit ederek
fiil
if'al kalıbı
2. şahıs, eril, çoğul
şimdiki/geniş zaman