"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
"Bekleyiniz! Biz de beklemekteyiz."
Bekleyin! Şüphesiz ki biz de bekleyenleriz."
"Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz."
"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
Bekleyin, biz de bekliyoruz*!"
"Ve bekleyin! Aslında, biz de bekliyoruz!"
ve bekleyiniz, iyi bilin ki biz zaten beklemekteyiz.
"Bekleyin, biz de bekliyoruz!"
Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz."
Bekleyin! Her halde biz de bekliyoruz."
Ve (olacak olanı) bekleyin bakalım; doğrusu, biz de bekleyeceğiz!"
"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Ve gözetin herhalde biz gözetiyoruz
"Bekleyin, biz de bekliyoruz!"
"Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz."
"Siz gözetleyin, biz de her halde gözetleyiciyiz".
Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.
Bekleyin, biz de bekliyoruz.
"(Sonucunu görmek için) bekleyin bakalım! Biz de bekliyoruz!"
'Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz.'
"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
"And wait, for we are also waiting. "
“And wait — we are waiting.”
And wait. We too are waiting.’
"Then wait; we too will wait."
"And wait, for we are also waiting."
"Wait, for we are also waiting."