12. Yusuf suresi 19. ayet

/ 111
Erhan Aktaş (Kerim Kur'an)

Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.

وَجَاءتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُواْ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرَى هَذَا غُلاَمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
Ve caet seyyaretun fe erselu varidehum fe adla delveh, kale ya buşra haza gulam, ve eserruhu bidaah, vallahu alimun bi ma ya'melun.
Bayraktar Bayraklı
(Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali)
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler, kovasını sarkıttı: "Müjde" dedi, "İşte bir erkek çocuk!" Onu ticaret için sakladılar. Halbuki Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Edip Yüksel
(Mesaj: Kuran Çevirisi)
Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: 'Müjde, burada bir erkek çocuğu var!,' dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.
Erhan Aktaş
(Kerim Kur'an)
Ve bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıtan, "Müjde! Burada bir çocuk var" dedi. Satmak için onu yanlarına aldılar. Allah, yapmak istedikleri şeyi çok iyi biliyordu.
Süleymaniye Vakfı
(Süleymaniye Vakfı Meali)
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. "Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!" diye haykırdı. Yusuf'un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
Ali Rıza Safa
(Kur'an-ı Kerim Gerçek)
Bir kervan geldi; sucularını gönderdiler. Kovasını sarkıttığında, "Sevinçli bir haber; bir erkek çocuk bu!" dedi. Satmak amacıyla, Onu sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Mustafa İslamoğlu
(Hayat Kitabı Kur’an)
Beri yandan, bir kervan geldi ve sucularını suya gönderdi; kovasını kuyuya salmasıyla (gördüğü karşısında) bağırması bir oldu: "A, ne kısmet! Bir oğlan çocuğu bu!" Onu ticari bir mal olarak satmak üzere yanlarında gizlediler; oysa ki Allah ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
(Kur'an-ı Kerim Meali)
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Müjde! Bu bir oğlan!" diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Ali Bulaç
(Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı)
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öteden bir kervan gelmiş, sucularını göndermişlerdi; vardı, kovasını saldı ve: "A, müjde, bu bir erkek çocuk!" dedi. Onu tutup bir ticaret malı olarak gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu.
Muhammed Esed
(Kur'an Mesajı)
Ve bir kervan çıkageldi; (kervancılar) sucularını (su kuyusuna) gönderdiler; onlardan biri kovasını kuyuya salıyordu ki (orada Yusuf'u gördü) ve: "Ne kısmet!" diye bağırdı, "Bir oğlan çocuğu bu!" Ve böylece kervancılar o'nu, satmak niyetiyle yanlarına aldılar. Oysa, Allah yaptıklarını (adım adım izliyor ve) biliyordu.
Diyanet İşleri
(Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali)
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali)
Öteden bir kafile gelmiş, sucularını göndermişlerdi, vardı koğasını saldı, a... müjde bu bir gulam dedi ve tuttular onu ticaret için gizlediler, Allah ise biliyordu ne yapacaklar
Süleyman Ateş
(Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali)
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler,(o da gidip kuyuya) kovasını sarkıttı: "Müjde, dedi, işte bir oğlan!" Onu ticaret için sakladılar, halbuki Allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Gültekin Onan
Bir yolcu kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Tanrı, yapmakta olduklarını bilendi.
Hasan Basri Çantay
(Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim)
Bir yolcu kaafilesi gelib sakalarını (kuyu başına) yolladılar, o da kofasını saldı. "A, müjde, dedi, işte bir civan"! Onu bir ticaret malı gibi sakladılar. Allah ise ne yapacaklarını pek a'la bilici idi.
İbni Kesir
Bir kervan gelip sucularını gönderdiler. O da kovasını salıp dedi ki: Müjde; işte bir oğlan. Onu bir mal olarak sakladılar. Allah, yaptıklarını bilendir.
Şaban Piriş
(Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı)
Bir kervan geldi. Sucularını gönderdiler. Kuyuya kovayı saldı. "Müjde, bir çocuk!" dedi. Onu satmak için gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını çok iyi biliyordu.
Suat Yıldırım
(Kuran-ı Kerim ve Meali)
(Gelelim Yusuf'a) Öteden bir kafile gelmiş, sucularını kuyuya göndermişlerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. "A müjde! müjde! işte bir civan!" dedi. Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teala, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu!
Ahmed Hulusi
(Türkçe Kur'an Çözümü)
Bir kafile geldi kuyu başına ve sucuları kovasını saldı kuyuya ve görünce seslendi: "Hey müjde! Burada bir erkek çocuk var". . . Onu satmak için çıkarıp sakladılar. Allah onların yapmakta olduklarını (onların hakikati ve fiillerinin yaratanı olarak) Aliym'dir.
Rashad Khalifa
(The Final Testament)
A caravan passed by, and soon sent their waterer. He let down his bucket, then said, "How lucky! There is a boy here!" They took him along as merchandise, and GOD was fully aware of what they did.
The Monotheist Group
(The Quran: A Monotheist Translation)
Anda traveling caravan came and they sent their man to draw water, but when he drew he said: "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. And God is aware of what they did.
Edip-Layth
(Quran: A Reformist Translation)
A traveling caravan came and they sent their water-drawer. When he let down his bucket he said, "Good news, there is a boy!" So they hid him as merchandise. God knows what they do.
# Kelime Anlam Kök
1 ve ca'et: ve geldi جيا
2 seyyaratun: bir kervan سير
3 fe erselu: gönderdiler رسل
4 veridehum: sucularını ورد
5 feedla: sarkıttı دلو
6 delvehu: kovasını دلو
7 kale: dedi ki قول
8 ya buşra: müjde! بشر
9 haza: bu
10 gulamun: bir oğlan! غلم
11 ve eserruhu: ve onu sakladılar سرر
12 bidaaten: ticaret için بضع
13 vallahu: halbuki Allah
14 alimun: biliyordu علم
15 bima: şeyleri
16 yea'melune: onların yaptıkları عمل