/ 200
Erhan Aktaş (Kerim Kur'an)

Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.

وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ الْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
Ve lekad kuntum temennevnel mevte min kabli en telkavhu, fe kad raeytumuhu ve entum tenzurun.
Bayraktar Bayraklı
(Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali)
Andolsun ki siz ölümle yüzyüze gelmeden önce, onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu kendi gözlerinizle görmektesiniz.
Edip Yüksel
(Mesaj: Kuran Çevirisi)
Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat şimdi onu gördüğünüz halde bekliyorsunuz.
Erhan Aktaş
(Kerim Kur'an)
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Süleymaniye Vakfı
(Süleymaniye Vakfı Meali)
Ölümle burun buruna gelinceye kadar, ölmek istiyordunuz. Ama ölümü görünce donup kaldınız!
Ali Rıza Safa
(Kur'an-ı Kerim Gerçek)
Gerçek şu ki, karşınıza çıkmadan önce, ölümü istiyordunuz. İşte, onu gördünüz; ama bakıp duruyorsunuz.
Mustafa İslamoğlu
(Hayat Kitabı Kur’an)
Nitekim siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce (Allah yolunda) can vermeyi arzuluyordunuz; işte şimdi onu gösterdiğimiz halde seyirci kalan da (yine) siz oluyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
(Kur'an-ı Kerim Meali)
Yemin olsun ki siz, onunla karşılaşmadan önce ölümü arzuluyordunuz. İşte gördünüz onu ve bakıp duruyorsunuz.
Ali Bulaç
(Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı)
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat işte onu gördünüz, izleyiciler gibi bakıp duruyordunuz.
Muhammed Esed
(Kur'an Mesajı)
Nitekim siz, ölümle yüzyüze gelmeden önce, (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız: işte şimdi kendi gözlerinizle onu görmektesiniz!
Diyanet İşleri
(Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali)
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali)
Celalim hakkı için siz o ölümle karşılaşmadan evvel onu temenni ediyordunuz, fakat işte onu gördünüz bakıb duruyordunuz
Süleyman Ateş
(Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali)
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Gültekin Onan
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Hasan Basri Çantay
(Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim)
Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamışdınız. İşte onu gerçekden gördünüz de. (Fakat) siz (seyirciler gibi) bakıyordunuz.
İbni Kesir
Gerçekten siz, ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamıştınız. İşte onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz.
Şaban Piriş
(Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı)
Oysa siz, (Uhud'da) ölümle karşılaşmadan önce (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız. İşte şimdi onu gözlerinizle gördünüz.
Suat Yıldırım
(Kuran-ı Kerim ve Meali)
Siz ölümle yüzyüze gelmeden önce, şehid olmayı temenni etmiştiniz. İşte şimdi onu ayan beyan gördünüz.
Ahmed Hulusi
(Türkçe Kur'an Çözümü)
Andolsun siz, ölümle karşı karşıya kalmadan önce şehid olmayı temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, bakıp duruyorsunuz!
Rashad Khalifa
(The Final Testament)
You used to long for death before you had to face it. Now you have faced it, right before your eyes.
The Monotheist Group
(The Quran: A Monotheist Translation)
And you used to long for death before you came upon it; so now you see it right in-front of you!
Edip-Layth
(Quran: A Reformist Translation)
You used to long for death before you came upon it, and now you see it right in front of you!
# Kelime Anlam Kök
1 velekad: andolsun ki
2 kuntum: siz كون
3 temennevne: arzuluyordunuz مني
4 l-mevte: ölümü موت
5 min:
6 kabli: önce قبل
7 en:
8 telkavhu: onunla karşılaşmadan لقي
9 fekad: işte
10 raeytumuhu: onu gördünüz راي
11 veentum: ve siz
12 tenzurune: bakıp duruyorsunuz نظر