"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.
"Siz onun durumuna vakıf olmak ister misiniz?" dedi.
(Mümin kişi), "(O arkadaşımın durumunu) bilmek ister misiniz?" diyecektir.
"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.
Onunla ilgili bir bilgiye ulaştınız mı (Onu göreniniz oldu mu)?" der.
Der ki: "Bakar mısınız?"
(Sözüne devamla) sordu: "Onun halini görmek ister misin?"
Dedi: "Siz de bir araştırır mısınız?"
(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?"
Nasıl bir bakıştırır mısınız (seyretmek ister misiniz)? der.
(Ve) ekleyecek: "Bakmak (ve onu görmek) ister misiniz?"
Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.
Nasıl der: bir bakıştırır mısınız?
(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.
(Konuşan yanındakilere) Der ki: "Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?"
(O sözü söyleyen zat, ihvanına) der ki: "Siz (onun iç yüzüne) vaakıf olucular mısınız?"
Siz, onu bilir misiniz? dedi.
-Ona ne olduğunu görüyor musunuz? der birisi.
Dedi ki: "Siz söz ettiğinizin gerçekleşmesine şahit oldunuz mu?"
"Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.
He said: "Can anyone find him"
He will say: “Will you look?”
He will say, ‘Are you looking down?’
He will say, "Just take a look!"
He said: "Can anyone find him?"