Açık Kuran
Yer İşaretleri
Notlarım
Tema
Açık
Koyu
Kontrast
Koyu Kontrast
Papirüs
Vetiver
Iris
Destek Ol
"imtihan"84 sonuç

İmtihan edelim diye, onlardan bazı kesimleri kat kat yararlandırdığımız dünya hayatının süslerine gözünü dikme. Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve kalıcıdır.

وَلَاتَمُدَّنَّعَيْنَيْكَإِلَىمَامَتَّعْنَابِهِأَزْوَاجًامِّنْهُمْزَهْرَةَالْحَيَاةِالدُّنيَالِنَفْتِنَهُمْفِيهِوَرِزْقُرَبِّكَخَيْرٌوَأَبْقَى١٣١
Ve la temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum zehretel hayatid dunya li neftinehum fih, ve rızku rabbike hayrun ve ebka.

(Onlara) "İmtihanınızı(n sonucunu) tadın! Acele gelmesini istediğiniz şey işte budur!" (denecektir).

ذُوقُوافِتْنَتَكُمْهَذَاالَّذِيكُنتُمبِهِتَسْتَعْجِلُونَ١٤
Zuku fitnetekum, hazellezi kuntum bihi testa'cilun.

Bir imtihan aracı olarak kendilerine dişi deveyi göndereceğiz. Artık gözetle onları ve sabret!

إِنَّامُرْسِلُوالنَّاقَةِفِتْنَةًلَّهُمْفَارْتَقِبْهُمْوَاصْطَبِرْ٢٧
İnna mursilun nakati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.

Fakat imtihan edip rızkını daralttığında ise, "Rabbim beni önemsemedi" der.

وَأَمَّاإِذَامَاابْتَلَاهُفَقَدَرَعَلَيْهِرِزْقَهُفَيَقُولُرَبِّيأَهَانَنِ١٦
Ve emma iza mebtelahu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekulu rabbi ehanen.

Labüd mallarınızda ve canlarınızda imtihan olunacaksınız, ve her halde gerek sizden evvel kitab verilenlerden ve gerek müşriklerden bir çok incidecek sözler işideceksiniz, eğer sabr eder ve tekva yoluna gider, korunursanız işte bu azmolunacak umurdandır

لَتُبْلَوُنَّفِيأَمْوَالِكُمْوَأَنفُسِكُمْوَلَتَسْمَعُنَّمِنَالَّذِينَأُوتُواْالْكِتَابَمِنقَبْلِكُمْوَمِنَالَّذِينَأَشْرَكُواْأَذًىكَثِيرًاوَإِنتَصْبِرُواْوَتَتَّقُواْفَإِنَّذَلِكَمِنْعَزْمِالأُمُورِ١٨٦
Le tublevunne fi emvalikum ve enfusikum ve le tesmeunne minellezine utul kitabe min kablikum ve minellezine eşraku ezen kesira, ve in tasbiru ve tetteku fe inne zalike min azmil umur.

Bir fitne (imtihan) olmayacak sanmışlar da kör ve sağır kesilmişlerdi. Sonra Allah tevbelerini kabul etmişti; ardından içlerinden çoğu yine kör ve sağır kesilmişti. Allah onların yapmakta olduklarını görendir.

وَحَسِبُواْأَلاَّتَكُونَفِتْنَةٌفَعَمُواْوَصَمُّواْثُمَّتَابَاللّهُعَلَيْهِمْثُمَّعَمُواْوَصَمُّواْكَثِيرٌمِّنْهُمْوَاللّهُبَصِيرٌبِمَايَعْمَلُونَ٧١
Ve hasibu ella tekune fitnetun fe amu ve sammu summe taballahu aleyhim summe amu ve sammu kesirun minhum vallahu basirun bima ya'melun.

Biz onları imtihan ediyor idiysek de bunda elbette ibretler vardır!

إِنَّفِيذَلِكَلَآيَاتٍوَإِنكُنَّالَمُبْتَلِينَ٣٠
İnne fi zalike le ayatin ve in kunna le mubtelin.

İşte orada müminler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

هُنَالِكَابْتُلِيَالْمُؤْمِنُونَوَزُلْزِلُوازِلْزَالًاشَدِيدًا١١
Hunalikebtuliyel mu'minune ve zulzilu zilzalen şedida.

"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."

إِنَّهَذَالَهُوَالْبَلَاءالْمُبِينُ١٠٦
İnne haza le huvel belaul mubin.

Süleyman'ı bir imtihana tabi tutmuştuk. Tahtının üzerinde ceset haline getirmiştik. Sonra da eski haline dönmüştü.

وَلَقَدْفَتَنَّاسُلَيْمَانَوَأَلْقَيْنَاعَلَىكُرْسِيِّهِجَسَدًاثُمَّأَنَابَ٣٤
Ve lekad fetenna suleymane ve elkayna ala kursiyyihi ceseden summe enab.

Onlara açık bir imtihan vesilesi olan ayetler vermiştik.

وَآتَيْنَاهُممِّنَالْآيَاتِمَافِيهِبَلَاءمُّبِينٌ٣٣
Ve ateynahum minel ayati ma fihi belaun mubin.

Sizi mutlaka imtihan edeceğiz; ta ki içinizden cihad edenlerle (fedakârlık yapanlarla) sabredenleri bil(dir)ip (ortaya çıkaralım) ve haberlerinizi(n doğruluğunu) deneyelim.

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْحَتَّىنَعْلَمَالْمُجَاهِدِينَمِنكُمْوَالصَّابِرِينَوَنَبْلُوَأَخْبَارَكُمْ٣١
Ve le nebluvennekum hatta na'lemel mucahidine minkum ves sabirine ve nebluve ahbarekum.

Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan aracından ibarettir; Allah'a gelince: O, katında muhteşem bir ödül bulunandır.

إِنَّمَاأَمْوَالُكُمْوَأَوْلَادُكُمْفِتْنَةٌوَاللَّهُعِندَهُأَجْرٌعَظِيمٌ١٥
İnnema emvalukum ve evladukum fitneh, vallahu indehu ecrun azim.

Bu nimetimiz onları imtihan etmek içindir. Kim Rabbini hatırlamaktan yüz çevirirse Allah onu gitgide artan çetin bir azaba sokar.

لِنَفْتِنَهُمْفِيهِوَمَنيُعْرِضْعَنذِكْرِرَبِّهِيَسْلُكْهُعَذَابًاصَعَدًا١٧
Li neftinehum fih, ve men yu'rıd an zikri rabbihi yeslukhu azaben saada.

Oysa dünya hayatının ve imtihanın sona erdiği o gün öğüt alma günü değil, karar günüdür. Orada gerçeği anlamak artık işe yaramaz. Ve insanlar her şeyin gerçekliğinin bütün çıplaklığı ile gözler önüne serildiği o gün şöyle der: -Keşke hayatım için hazırlıkta bulunsaydım.

يَقُولُيَالَيْتَنِيقَدَّمْتُلِحَيَاتِي٢٤
Yekulu ya leyteni kaddemtu li hayati.

Öyle bir fitneye (sıkıntı ve zor imtihana) karşı takvâlı (duyarlı) olun ki o, içinizden sadece haksızlık edenlere ulaşmakla (kalmaz). Bilin ki şüphesiz Allah'ın azabı şiddetlidir.

وَاتَّقُواْفِتْنَةًلاَّتُصِيبَنَّالَّذِينَظَلَمُواْمِنكُمْخَآصَّةًوَاعْلَمُواْأَنَّاللّهَشَدِيدُالْعِقَابِ٢٥
Vetteku fitneten la tusibennellezine zalemu minkum hassah, va'lemu ennallahe şedidul ikab.

Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükafat vardır.

وَاعْلَمُواْأَنَّمَاأَمْوَالُكُمْوَأَوْلاَدُكُمْفِتْنَةٌوَأَنَّاللّهَعِندَهُأَجْرٌعَظِيمٌ٢٨
Va'lemu ennema emvalukum ve evladukum fitnetun ve ennallahe indehu ecrun azim.

Her nefis ölümü tadacak ve sizi bir imtihan olarak şer ve hayr ile mübtela kılacağız, hepiniz de nihayet bize irca' olunacaksınız

كُلُّنَفْسٍذَائِقَةُالْمَوْتِوَنَبْلُوكُمبِالشَّرِّوَالْخَيْرِفِتْنَةًوَإِلَيْنَاتُرْجَعُونَ٣٥
Kullu nefsin zaikatul mevt, ve neblukum biş şerri vel hayri fitneh, ve ileyna turceun.

Bilmem belki bu (gecikme) sizin için bir imtihan ve bir süreye kadar faydalanmak içindir.

وَإِنْأَدْرِيلَعَلَّهُفِتْنَةٌلَّكُمْوَمَتَاعٌإِلَىحِينٍ١١١
Ve in edri leallehu fitnetun lekum ve metaun ila hin.

Yemin olsun ki biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah doğruları bil(dir)ip (ortaya çıkaracak)tır; yalancıları da mutlaka bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır).

وَلَقَدْفَتَنَّاالَّذِينَمِنقَبْلِهِمْفَلَيَعْلَمَنَّاللَّهُالَّذِينَصَدَقُواوَلَيَعْلَمَنَّالْكَاذِبِينَ٣
Ve lekad fetennellezine min kablihim fe le ya'lemennellahullezine sadaku ve le ya'lemenel kazibin.

Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

إِنَّاجَعَلْنَاهَافِتْنَةًلِّلظَّالِمِينَ٦٣
İnna cealnaha fitneten liz zalimin.

Bunlardan önce Firavun'un halkını imtihana sokmuştuk; onlara da değerli bir elçi gelmişti,

وَلَقَدْفَتَنَّاقَبْلَهُمْقَوْمَفِرْعَوْنَوَجَاءهُمْرَسُولٌكَرِيمٌ١٧
Ve lekad fetenna kablehum kavme fir'avne ve caehum resulun kerim.

Onları sadece o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık; ama insanların çoğu bunu bilmez.

مَاخَلَقْنَاهُمَاإِلَّابِالْحَقِّوَلَكِنَّأَكْثَرَهُمْلَايَعْلَمُونَ٣٩
Ma halaknahuma illa bil hakkı ve lakinne ekserehum la ya'lemun.

Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi böylelerini de kesinlikle yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz: Bir gün sahipleri, bahçedeki ürünleri sabahleyin mutlaka toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

إِنَّابَلَوْنَاهُمْكَمَابَلَوْنَاأَصْحَابَالْجَنَّةِإِذْأَقْسَمُوالَيَصْرِمُنَّهَامُصْبِحِينَ١٧
İnna belevnahum ke ma belevna ashabel cenneh, iz aksemule yasri munneha musbihin.

Ama insan var ya… Rabbi onu imtihana sokup ona ikramda bulunur ve bolca nimet verirse: "Rabbim bana ikram etti, bana!" der.

فَأَمَّاالْإِنسَانُإِذَامَاابْتَلَاهُرَبُّهُفَأَكْرَمَهُوَنَعَّمَهُفَيَقُولُرَبِّيأَكْرَمَنِ١٥
Fe emmel insanu iza mebtelahu rabbuhu fe ekremehu ve na'amehu fe yekulu rabbi ekremen.

Hani Rabbi İbrahim'i insanı şiddetle sarsan ağır imtihanlara tabi tutmuş ve o da bu (imtihanı) hakkıyla verdiği zaman demişti ki: "Ben seni insanlığa önder yapacağım". İbrahim: "Neslimden de!?" demişti. Allah buyurmuştu: "Sözüm (senin neslinden de olsa) zalimler için asla geçerli değildir."

وَإِذِابْتَلَىإِبْرَاهِيمَرَبُّهُبِكَلِمَاتٍفَأَتَمَّهُنَّقَالَإِنِّيجَاعِلُكَلِلنَّاسِإِمَامًاقَالَوَمِنذُرِّيَّتِيقَالَلاَيَنَالُعَهْدِيالظَّالِمِينَ١٢٤
Ve izibtela ibrahime rabbuhu bi kelimatin fe etemmehun, kale inni cailuke lin nasi imama, kale ve min zurriyyeti kale la yenalu ahdiz zalimin.

Talut orduyla birlikte ayrıldığında (şöyle) dedi: "Doğrusu Tanrı sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tatmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber inananlarla (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Tanrı'ya kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Tanrı'nın izniyle galip gelmiştir. Tanrı sabredenlerle beraberdir."

فَلَمَّافَصَلَطَالُوتُبِالْجُنُودِقَالَإِنَّاللّهَمُبْتَلِيكُمبِنَهَرٍفَمَنشَرِبَمِنْهُفَلَيْسَمِنِّيوَمَنلَّمْيَطْعَمْهُفَإِنَّهُمِنِّيإِلاَّمَنِاغْتَرَفَغُرْفَةًبِيَدِهِفَشَرِبُواْمِنْهُإِلاَّقَلِيلاًمِّنْهُمْفَلَمَّاجَاوَزَهُهُوَوَالَّذِينَآمَنُواْمَعَهُقَالُواْلاَطَاقَةَلَنَاالْيَوْمَبِجَالُوتَوَجُنودِهِقَالَالَّذِينَيَظُنُّونَأَنَّهُممُّلاَقُواللّهِكَممِّنفِئَةٍقَلِيلَةٍغَلَبَتْفِئَةًكَثِيرَةًبِإِذْنِاللّهِوَاللّهُمَعَالصَّابِرِينَ٢٤٩
Fe lemma fesale talutu bil cunudi, kale innallahe mubtelikum bi neher, fe men şeribe minhu fe leyse minni, ve men lem yat'amhu fe innehu minni illa menigterafe gurfeten bi yedih, fe şeribu minhu illa kalilen minhum fe lemma cavezehu huve vellezine amenu meahu, kalu la takate lenal yevme bi calute ve cunudih, kalellezine yezunnune ennehum mulakullahi, kem min fietin kaliletin galebet fieten kesiraten bi iznillah, vallahu meas sabirin.

Biz böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihana çektik ki, şunu söylesinler: "Allah aramızdan şunlara mı lütufta bulundu?" Allah şükredenleri daha iyi bilmiyor mu?

وَكَذَلِكَفَتَنَّابَعْضَهُمبِبَعْضٍلِّيَقُولواْأَهَؤُلاءمَنَّاللّهُعَلَيْهِممِّنبَيْنِنَاأَلَيْسَاللّهُبِأَعْلَمَبِالشَّاكِرِينَ٥٣
Ve kezalike fetenna ba'dahum bi ba'din li yekulu e haulai mennallahu aleyhim min beynina, e leysallahu bi a'leme biş şakirin.

Hangisi daha güzel iş yapacak diye insanları yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için, biz yerin üzerinde olanları onun süsü yaptık.

إِنَّاجَعَلْنَامَاعَلَىالْأَرْضِزِينَةًلَّهَالِنَبْلُوَهُمْأَيُّهُمْأَحْسَنُعَمَلًا٧
İnna cealna ma alel ardı zineten leha li nebluvehum eyyuhum ahsenu amela.

(Allah) şöyle buyurmuştu: "Elbette senden sonra biz kavmini imtihan etmiştik; Samiri onları yoldan çıkarmıştı."

قَالَفَإِنَّاقَدْفَتَنَّاقَوْمَكَمِنبَعْدِكَوَأَضَلَّهُمُالسَّامِرِيُّ٨٥
Kale fe inna kad fetenna kavmeke min ba'dike ve edallehumus samiriyy.