Açık Kuran
Yer İşaretleri
Notlarım
Tema
Açık
Koyu
Kontrast
Koyu Kontrast
Papirüs
Vetiver
Iris
Destek Ol
"na'im"724 sonuç

"O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoymak için ve onda çarpıklık arayarak (böyle) her yolun (başını) kesip oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken O, sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın."

وَلاَتَقْعُدُواْبِكُلِّصِرَاطٍتُوعِدُونَوَتَصُدُّونَعَنسَبِيلِاللّهِمَنْآمَنَبِهِوَتَبْغُونَهَاعِوَجًاوَاذْكُرُواْإِذْكُنتُمْقَلِيلاًفَكَثَّرَكُمْوَانظُرُواْكَيْفَكَانَعَاقِبَةُالْمُفْسِدِينَ٨٦
Ve la tak'udu bikulli sıratın tu'ıdune ve tasuddune an sebilillahi men amene bihi ve tebguneha ivecen vezkuru iz kuntum kalilen fe kesserekum vanzuru keyfe kane akıbetul mufsidin.

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden nasıl elde edebilirler?

وَقَالُواآمَنَّابِهِوَأَنَّىلَهُمُالتَّنَاوُشُمِنمَكَانٍبَعِيدٍ٥٢
Ve kalu amenna bih, ve enna lehumut tenavuşu min mekanin baid.

Onlardan her kişi na'im Cennetine sokulacağını ümid mi ediyor?

أَيَطْمَعُكُلُّامْرِئٍمِّنْهُمْأَنيُدْخَلَجَنَّةَنَعِيمٍ٣٨
E yatmeu kullumriin minhum en yudhale cennete naim.

Gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi? Oysa siz, onun (azabın) erkence gelmesini istiyordunuz.

أَثُمَّإِذَامَاوَقَعَآمَنْتُمبِهِآلآنَوَقَدْكُنتُمبِهِتَسْتَعْجِلُونَ٥١
E summe iza ma vakaa amentum bih, al'ane ve kad kuntum bihi testa'cilun.

Kim de O'na iman etmiş ve salih ameller işlemiş olarak gelirse; işte onlara en üstün dereceler vardır.

وَمَنْيَأْتِهِمُؤْمِنًاقَدْعَمِلَالصَّالِحَاتِفَأُوْلَئِكَلَهُمُالدَّرَجَاتُالْعُلَى٧٥
Ve men ye'tihi mu'minen kad amiles salihati fe ulaike lehumud derecatul ula.

Firavun: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz öyle mi? Muhakkak bu, yerli halkı şehirden çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir hiledir. Yakında anlarsınız.

قَالَفِرْعَوْنُآمَنتُمبِهِقَبْلَأَنآذَنَلَكُمْإِنَّهَذَالَمَكْرٌمَّكَرْتُمُوهُفِيالْمَدِينَةِلِتُخْرِجُواْمِنْهَاأَهْلَهَافَسَوْفَتَعْلَمُونَ١٢٣
Kale fir'avnu amentum bihi kable en azene lekum, inne haza le mekrun mekertumuhu fil medineti li tuhricu minha ehleha, fe sevfe ta'lemun.

Veliler o kimselerdir ki O'na iman edip, emirlerine aykırı hareketlerden sakınırlar.

الَّذِينَآمَنُواْوَكَانُواْيَتَّقُونَ٦٣
Ellezine amenu ve kanu yettekun.

Şübhesiz ki korunan müttakiler içindir rablarının ındinde na'im Cennetleri.

إِنَّلِلْمُتَّقِينَعِندَرَبِّهِمْجَنَّاتِالنَّعِيمِ٣٤
İnne lil muttekine ınde rabbihim cennatin naim.

Ve gördüğün zaman orada bir na'im ve pek büyük bir mülk görürsün

وَإِذَارَأَيْتَثَمَّرَأَيْتَنَعِيمًاوَمُلْكًاكَبِيرًا٢٠
Ve iza reeyte semme reeyte naimen ve mulken kebira.

İman edip, salihatı yapanlara gelince, imanlarından dolayı Rabb'leri onları doğru yola iletir ve içlerinden ırmaklar akan Na'im Cennetlerine koyar.

إِنَّالَّذِينَآمَنُواْوَعَمِلُواْالصَّالِحَاتِيَهْدِيهِمْرَبُّهُمْبِإِيمَانِهِمْتَجْرِيمِنتَحْتِهِمُالأَنْهَارُفِيجَنَّاتِالنَّعِيمِ٩
İnnellezine amenu ve amilus salihati yehdihim rabbuhum bi imanihim, tecri min tahtihimul enharu fi cennatin naim.

(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız; çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!"

قَالَآمَنتُمْلَهُقَبْلَأَنْآذَنَلَكُمْإِنَّهُلَكَبِيرُكُمُالَّذِيعَلَّمَكُمُالسِّحْرَفَلَسَوْفَتَعْلَمُونَلَأُقَطِّعَنَّأَيْدِيَكُمْوَأَرْجُلَكُممِّنْخِلَافٍوَلَأُصَلِّبَنَّكُمْأَجْمَعِينَ٤٩
Kale amentum lehu kable en azene lekum, innehu le kebirukumullezi allemekumus sıhr, fe le sevfe ta'lemun, le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafin ve le usallibennekum ecmain.

De ki: "Sizi imana davet ettiğimiz İlah, Rahmandır. Biz O'na iman ettik. O'na dayandık. Kimin kesin bir yanlışlık içinde olduğunu yakında öğrenirsiniz."

قُلْهُوَالرَّحْمَنُآمَنَّابِهِوَعَلَيْهِتَوَكَّلْنَافَسَتَعْلَمُونَمَنْهُوَفِيضَلَالٍمُّبِينٍ٢٩
Kul huver rahmanu amenna bihi ve aleyhi tevekkelna, fe se ta'lemune men huve fi dalalin mubin.

Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O'na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

الَّذِينَآتَيْنَاهُمُالْكِتَابَيَتْلُونَهُحَقَّتِلاَوَتِهِأُوْلَئِكَيُؤْمِنُونَبِهِوَمنيَكْفُرْبِهِفَأُوْلَئِكَهُمُالْخَاسِرُونَ١٢١
Ellezine ateynahumul kitabe yetlunehu hakka tilavetih ulaike yu'minune bih, ve men yekfur bihi fe ulaike humul hasirun.

"Ey halkımız! Allah'ın çağrısına uyun ve O'na iman edin: O, (geçmişte işlediğiniz bütün) günahlarınızı affedecek ve (öteki dünyada) sizi acıklı azaptan koruyacaktır.

يَاقَوْمَنَاأَجِيبُوادَاعِيَاللَّهِوَآمِنُوابِهِيَغْفِرْلَكُممِّنذُنُوبِكُمْوَيُجِرْكُممِّنْعَذَابٍأَلِيمٍ٣١
Ya kavmena ecibu daiyallahi ve aminu bihi yagfir lekum min zunubikum ve yucirkum min azabin elim.

Arşı taşıyanlar ve onun çevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman etmiş olanlar için şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz, senin rahmet ve ilmin herşeye geniş (herşeyi kuşatmıştır). Hemen o tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!

الَّذِينَيَحْمِلُونَالْعَرْشَوَمَنْحَوْلَهُيُسَبِّحُونَبِحَمْدِرَبِّهِمْوَيُؤْمِنُونَبِهِوَيَسْتَغْفِرُونَلِلَّذِينَآمَنُوارَبَّنَاوَسِعْتَكُلَّشَيْءٍرَّحْمَةًوَعِلْمًافَاغْفِرْلِلَّذِينَتَابُواوَاتَّبَعُواسَبِيلَكَوَقِهِمْعَذَابَالْجَحِيمِ٧
Ellezine yahmilunel arşa ve men havlehu yusebbihune bi hamdi rabbihim ve yu'minune bihi ve yestagfirune lillezine amenu, rabbena vesi'te kulle şey'in rahmeten ve ilmen fagfir lillezine tabu vettebeu sebileke vekıhim azabel cahim.

Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlaki değerler sistemidir.

وَمَاأُمِرُواإِلَّالِيَعْبُدُوااللَّهَمُخْلِصِينَلَهُالدِّينَحُنَفَاءوَيُقِيمُواالصَّلَاةَوَيُؤْتُواالزَّكَاةَوَذَلِكَدِينُالْقَيِّمَةِ٥
Ve ma umiru illa li ya'budullahe muhlisine lehud dine hunefae ve yukimus salate ve yu'tuz zekate ve zalike dinul kayyimeh.

İşte böylece sana Kitap'ı indirdik. Kendilerine Kitap ulaştırdıklarımız, ona iman ederler. Şu kimselerden de O'na iman edecekler vardır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi inkar etmez.

وَكَذَلِكَأَنزَلْنَاإِلَيْكَالْكِتَابَفَالَّذِينَآتَيْنَاهُمُالْكِتَابَيُؤْمِنُونَبِهِوَمِنْهَؤُلَاءمَنيُؤْمِنُبِهِوَمَايَجْحَدُبِآيَاتِنَاإِلَّاالْكَافِرُونَ٤٧
Ve kezalike enzelna ileykel kitab, fellezine ateyna humul kitabe yu'minune bih, ve min haulai men yu'minu bih, ve ma yechadu bi ayatina illel kafirun.

Müjdeler onların rabbı kendilerini kendinden bir rahmet ve bir rıdvan ve Cennetler ile ki onlar için içlerinde, daimi bir na'im var

يُبَشِّرُهُمْرَبُّهُمبِرَحْمَةٍمِّنْهُوَرِضْوَانٍوَجَنَّاتٍلَّهُمْفِيهَانَعِيمٌمُّقِيمٌ٢١
Yubeşşiruhum rabbuhum bi rahmetin minhu ve rıdvanin ve cennatin lehum fiha naimun mukim.

Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için nimetleri bol cennetler vardır.

إِنَّالَّذِينَآمَنُواوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِلَهُمْجَنَّاتُالنَّعِيمِ٨
İnnellezine amenu ve amilus salihati lehum cennatun na'im.

O'na Lut iman etti. Ve dedi: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Kuşkusuz, O, mutlak Aziz, mutlak Hakim'dir."

فَآمَنَلَهُلُوطٌوَقَالَإِنِّيمُهَاجِرٌإِلَىرَبِّيإِنَّهُهُوَالْعَزِيزُالْحَكِيمُ٢٦
Fe amene lehu lut ve kale inni muhacirun ila rabbi, innehu huvel azizul hakim.

(96-97) Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) ayet gelmiş olsun, acıklı bir azab görecekleri (zama) na kadar iman etmezler.

إِنَّالَّذِينَحَقَّتْعَلَيْهِمْكَلِمَتُرَبِّكَلاَيُؤْمِنُونَ٩٦
İnnellezine hakkat aleyhim kelimetu rabbike la yu'minun.

(96-97) Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) ayet gelmiş olsun, acıklı bir azab görecekleri (zama) na kadar iman etmezler.

وَلَوْجَاءتْهُمْكُلُّآيَةٍحَتَّىيَرَوُاْالْعَذَابَالأَلِيمَ٩٧
Ve lev caethum kullu ayetin hatta yerevul azabel elim.

Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman küfretmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca iman ediyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

ذَلِكُمبِأَنَّهُإِذَادُعِيَاللَّهُوَحْدَهُكَفَرْتُمْوَإِنيُشْرَكْبِهِتُؤْمِنُوافَالْحُكْمُلِلَّهِالْعَلِيِّالْكَبِيرِ١٢
Zalikum bi ennehu iza duiyallahu vahdehu kefertum, ve in yuşrek bihi tu'minu, fel hukmu lillahil aliyyil kebir.

Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine kesin olarak iman eden kişilerdir.

الَّذِينَيَظُنُّونَأَنَّهُممُّلاَقُورَبِّهِمْوَأَنَّهُمْإِلَيْهِرَاجِعُونَ٤٦
Ellezine yezunnune ennehum mulaku rabbihim ve ennehum ileyhi raciun.

Rabbimiz! Gerçek şu ki biz ‘Rabbinize inanın!' diye imana çağıran davetçiyi duyduk ve hemen iman ettik. Rabbimiz! Bizim için günahlarımızı bağışla; kötülüklerimizi ört ve iyilerle birlikte (olacak şekilde) bizi vefat ettir!

رَّبَّنَاإِنَّنَاسَمِعْنَامُنَادِيًايُنَادِيلِلإِيمَانِأَنْآمِنُواْبِرَبِّكُمْفَآمَنَّارَبَّنَافَاغْفِرْلَنَاذُنُوبَنَاوَكَفِّرْعَنَّاسَيِّئَاتِنَاوَتَوَفَّنَامَعَالأبْرَارِ١٩٣
Rabbena innena semi'na munadiyen yunadi lil imani en aminu bi rabbikum fe amenna, rabbena fagfir lena zunubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar.

Allah'a iman edip O'na (vahyine) sımsıkı sarılanlara gelince, (Allah) onları kendinden bir merhamete ve lütfa koyacaktır; onları kendine (varan) doğru yola ulaştıracaktır.

فَأَمَّاالَّذِينَآمَنُواْبِاللّهِوَاعْتَصَمُواْبِهِفَسَيُدْخِلُهُمْفِيرَحْمَةٍمِّنْهُوَفَضْلٍوَيَهْدِيهِمْإِلَيْهِصِرَاطًامُّسْتَقِيمًا١٧٥
Fe emmallezine amenu billahi va'tesamu bihi fe se yudhıluhum fi rahmetin minhu ve faldın, ve yehdihim ileyhi sıratan mustekima .

Ancak iman eden ve iyi iş(ler) yapıp (O'na) yönelenlerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

إِلَّامَنتَابَوَآمَنَوَعَمِلَعَمَلًاصَالِحًافَأُوْلَئِكَيُبَدِّلُاللَّهُسَيِّئَاتِهِمْحَسَنَاتٍوَكَانَاللَّهُغَفُورًارَّحِيمًا٧٠
İlla men tabe ve amene ve amile amelen salihan fe ulaike yubeddilullahu seyyiatihim hasenat, ve kanallahu gafuren rahima.

İmdi (İbrahim'e gelince,) kavminin o'na tek cevabı şu oldu: "Onu öldürün, veya yakın!" Ama Allah o'nu ateşten korudu. Bakın, bu (kıssa)da inanacak kimseler için dersler vardır!

فَمَاكَانَجَوَابَقَوْمِهِإِلَّاأَنقَالُوااقْتُلُوهُأَوْحَرِّقُوهُفَأَنجَاهُاللَّهُمِنَالنَّارِإِنَّفِيذَلِكَلَآيَاتٍلِّقَوْمٍيُؤْمِنُونَ٢٤
Fe ma kane cevabe kavmihi illa en kaluktuluhu ev harrýkuhu fe encahullahu minen nar, inne fi zalike le ayatin li kavmin yu'minun.

Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.

يَاأَيُّهَاالَّذِينَآمَنُواْكُلُواْمِنطَيِّبَاتِمَارَزَقْنَاكُمْوَاشْكُرُواْلِلّهِإِنكُنتُمْإِيَّاهُتَعْبُدُونَ١٧٢
Ya eyyuhellezine amenu kulu min tayyibati ma razaknakum veşkuru lillahi in kuntum iyyahu ta'budun.

Doğrusu İbrahim'e en yakın olanlar; o'na uyanlar, peygamber ve iman edenler. Ve o, müşriklerden de değildi. Ve Allah mü'minlerin velisidir.

إِنَّأَوْلَىالنَّاسِبِإِبْرَاهِيمَلَلَّذِينَاتَّبَعُوهُوَهَذَاالنَّبِيُّوَالَّذِينَآمَنُواْوَاللّهُوَلِيُّالْمُؤْمِنِينَ٦٨
İnne evlen nasi bi ibrahime lellezinettebeuhu ve hazan nebiyyu vellezine amenu vallahu veliyyul mu'minin.